30 Haziran 2008 Pazartesi

KÖPEK

Link: sevenload.com




dostlarımız :)

KÖPEK BAKIMI

Bebek Bekleyen Çiftlere Tavsiyeler

Evinde ister safkan ister melez bir köpek besleyen ailelerin doğacak bebeğin neden olacağı ev içi değişikliklerine köpeklerinin uyum sağlamalarına yönelik eğitim tavsiyelerini içermektedir.
Bebeğinizin ve köpeğinizin sağlıklı ve uyumlu bir ilişki kuramayacağını düşünerek onu evden uzaklaştırmanız sadece olabilecekleri kontrol edemeyeceğinizi düşünmenizden kaynaklanıyor olabilir.
Büyüklerin köpeğin başkasına verilmesi konusundaki iyi niyetli ısrarları dünya çapında bunu başaran binlerce aileyi başarısız kılmamaktadır.
Köpeğinizin düzenli parazit tedavilerinin üç aydan her aya indirilmesi hijyen konusundaki endişelerinize rahat bir soluk aldırabilir. Ayrıca köpeğinizin yatak ve çocuk odası gibi bazı odalara girmesi sınırlandırılarak "köpeksiz bir bölge" elde edebilirsiniz.

ic parazitler e bakınız

*Durumu köpeğin gözünden görmek çok önemlidir. Vaktinin büyük bir kısmını sizle geçirirken birden bebek yüzünden kenara itildiğini hissetmesi tavır almasına neden olabilir. Bu nedenle bebeğin varlığı köpeğe pozitif çağrışımlarla empoze edilmelidir.
* Bebek gelmeden en az altı ay önce köpeğinizin sizden daha az ilgi görmesine alışmasını sağlayın. Köpeğin bakımının büyük bir kısmını eşinize devredebilirsiniz. Bu, bebek geldiğinde köpek değişikliğe çoktan alışmış olacağı için hiyerarşik kıskançlığı engelleyecektir. Oyun ve beslenme sırası gelinceye kadar kendi kendine yetmesini öğrenmesi gerekmektedir.
*Köpeğin aile hiyerarşisi içinde en altta olduğundan emin olunmalıdır. Evde karar verme yetkisi olduğunu düşünen bir köpeğin kontrolü tamamen elde olamaz. Lider olmanın yöntemleri için eğitim safyasına dönünüz.
*Bebek doğduğunda kıyafetleri köpeğinizin bebeğin kokusuna alışması için önceden eve getirilerek ödül ve okşamalarla köpeğe tanıtılmalıdır.
*Köpeğiniz çocuklara alışık değilse bebek doğmadan önce mümkün olabildiğince çok çocukla tanıştırılmasında fayda vardır. Önce korkmadan sakin sakin oturabileceğine güvendiğiniz 8-9 yaşındaki çocuklarla başlayın. Başta köpeği görmezden gelerek sadece yere ödül yiyecekleri düşürmelerini söyleyin. Böylece köpek çocukların iyi bir şey olduğunu öğrenecektir. Daha sonra sevmeye ve elden beslemeye devam edin.
*Daha sonra daha ufak çocuklara geçebilirsiniz. 3-4 yaşındaki çocuklar bunun için uygundur; fakat başta çevrede bağrışıp koşuşturarak köpeği heyecanlandırmayacaklarından emin olmalsınız.
*Köpeğiniz çevresinde çocukların varlığına alıştığında bebeklere geçebilirsiniz. Kucağında bebekleri ile arkadaşlarınızı size davet ederek gelişme sağlayabilirsiniz.
* Köpeğinizi sizi kucağınızda bir şeyle görmeye alıştırın.Bunun için gerçekçi ve tercihen ağlayan bir oyuncak bebek alıp onla ilgileniyor gibi yaparken yere ödül yiyecekleri düşürün.
Bu köpeğinizi çok heyecanlandırıyorsa başta köpeğin hiç ilgisini çekmeyecek bir nesneyle başlayın ve başta bebeğe yaptığınız gibi ona ilgi göstermeyin. Kendinizi biraz aptal hissetseniz de bir yastıkla başlamak iyi bir seçenek olabilir.
* Bebek doğmadan çok önce köpeğinizin üzerinize çıkmasını artık engellemeniz gerekiyor. Dört ayağı da yerde olmadığı sürece onu görmezden gelin. Üzerinize sıçradığında onları aşağı itmekten ya da konuşmaktan çok arkanızı dönün. Çünkü bu davranışları oyun olarak algılayabilirler.
* Köpeğiniz mamasını kıskanıyorsa bebek çevrede emeklemeye başlamadan önce bu huyundan vaz geçirmeniz gerekmektedir. Köpeğinizin öğününü küçük parçalar halinde verin. Her seferinde kabındakini bitirince yenisini eklemek için yanına gidip kabını önünden alarak onu küçük öğünler halinde besleyin. Böylece mama kabına yaklaşan insanları yemeğini çalacağından çok ona yeni mama getirdiği çağrışımı ile görmezden gelecektir.
* Oyuncaklar problem yaratabilir. Oyuncaklarını evin her yerine dağıtan köpekler kendininkilerle bebeğinkini ayırt edemeyebilir. Hatta paylaşım konusunda isteksiz davranması doğaldır. Oyuncakları etrafta bırakmak iyi bir fikir olmasa da ikisinin de oyuncakları birbirinden ayrılmalıdır. Ayrıca "bırak" komutu güvenliği arttırıcı bir tedbir olabilir.
* Bebek doğduktan sonra anne ne kadar bebek ile çok yakından ilgilense de köpek asla terkedilmiş ya da bir kenara itilmiş hissettirilmemeli ve düzenli egzersiz ve bakımı özenle devam edilmelidir.
http://www.sayfamiz.com/makale2.asp

KÖPEK

Köpeklerin Zekası

Çoğu kişi zekanın düşünme yeteneği ile alakalı bir özellik olduğunu düşünür. Bazıları daha da ileri giderek zekanın problem çözme yeteneği olarak görür. Çoğunluk ise zeki köpeğin komutları en iyi şekilde yerine getiren köpek olduğu konusunda hem fikidir. Onlar için zeka eğitilebilirliktir.
1950'lerde genetik ve köpek davranışı üzerine yapılan bir araştırmada Dr.John Scott ve John Fuller Beagle, Cocker Spaniel, Basenji, Shetland Çoban Köpeği ve Fox Terrierlerden oluşan beş safkan ve onların melezlerinin davranışlarını 12 yıl boyunca değerlendi. Bu çalışmanın bulguları bazı çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Bu ırkların her biri verilen davranışta farklı beceri düzeyi sergiledi.

Büyük bir labirent kullanılarak yapılan testte Fox Terrier ve Shetlandlar başta düşük puanlar alırken Beagle ve Basenjiler büyük başarı kazandı. Beagle'ların üstün oluşunun ana nedeni gerçekte küçük avların bulunmasında önemli bir özellik olan çevrelerini süratle keşfetme yeteneklerinden gelmekteydi. Basenjiler tamamen farklı bir nedenden dolayı Beagle'larla aynı yüksek başarıyı elde ediyordu. Basenjiler etrafı araştırmada Beaglelar kadar etkili olmasa da bulmacayı çözmede görsel yeteneklerini kullanmışladı.

Normal olarak Beagle ve Basenjilerin Fox Terrier ve Shetlandlardan daha akıllı olduğu sonucu çıkabilir ki bu değerlendirme yanlıştır. Araştırma Fox Terrier ve Shetlandların tekrar sonucu kısa sürede öğrenerek problem çözebilme yeteneğine sahip olduklarını göstermiştir. Beagleların labirent problemlerini daha hızlı çözmeleri onların daha zeki olduğu anlamına gelmemelidir. Tutarlılık arandığında Beaglerlar en arka sıralara düşmektedir.

Araştırmadan çıkarılacak en doğru değerlendirme bu ırkların birbirlerinden daha az ya da daha fazla zeki olmadıklarıdır. Çünkü hepsi genetik olarak farklı beceriler gerektiren görevleri yerine getirmek için proramlanmışlardır.

İnsanla yakın ilişki içinde çalışan pek çok av (tazılar hariç) ve çoban köpeğinin (sürü muhafizları hariç) eğitilebilirlik düzeyi, üretildikleri görevin bağımsız karar verme gereksinimi nedeniyle terrier, spitz ırkları ve iri sürü bekçilerininkiyle kıyaslandığında zekanın gerçek göstergesi olarak algılanabilir. Oysa kim bir terrierin zekasından şüphe edebilir? İri sürü bekçilerinin (Pirene Dağ Köpeği, Kuvasz, Kangal vs) ani kurt saldırılarına karşı çobanının müdahelesini beklemeden insiyatif kullanması eğitimlerini güçleştiren bağımsız bir keskin zeka göstergesi değil midir?

Model köpeğiniz bir Golden Retriever ya da bir Doberman ise tanımadan başka bir ırka sahip olmanız onların gerçek zihinsel potansiyelini değerlendirememeniz anlamına gelebilir. Değerlendirmeniz her ne olursa olsun çamaşır makinesini sizin için boşaltmasa da her köpek güvenilir ve terbiyeli bir dost olacak şekilde eğitilebilir.
http://www.sayfamiz.com/makale2.asp

KÖPEK BAKIMI

"NİÇİN" ve "NASIL" BİR KÖPEK İSTİYORUZ?

Keşke bir köpeğin sahibinin yanında olma nedenlerinden emin olduğu kadar biz de niçin bir köpek istediğimizden emin olabilsek. Genellikle içimizde daha çok sezgisel nedenler vardır. Samimi olduğu sürece bunların en haklı nedenlerin başında geldiğine inanıyorum. Köpeğini belli bir görevi yürütmesi ya da sadık bir arkadaşa sahip olmak için isteyenlerin de doğru köpek sahibi olabileceğini var sayabiliriz.
Gerçekte hayatımızı bir köpekle paylaşmaya karar verdiğimizde onla sağlıklı bir ilişki kurmanın yolu şu iki soruyu cevaplamaktan geçiyor bana göre. Bir köpeği "niçin" ve "nasıl" istiyoruz ? Niçin istediğimize dair soruların cevapları ikincisine göre daha net doğal olarak. Bir bekçi ya da av köpeği gereksinimlerden sadece ikisi. Daha derine inelim. Bir bekçi köpeği istiyorsunuz; ama daha çok saldırganlık göstermeden yabancıyı havlayarak haber vermesi yeterli sizin için. Bir Doberman ya da Rottweiler değil belki; ama dükkanda arkada çalışırken gelen müşteriyi kovalamdan sadece havlayarak haber verecek bir Pomeranian bu göreve gönülden talip olabilir. Ya av köpekleri? Sizce Cocker Spaniel ile İngiliz Pointer aynı avın köpekleri mi? Pek avcılıktan anlamam; ama kulüplerine göre ırk özellikleri tam örtüşmüyor. Çocuklarınıza oyun arkadaşı olarak Minyatür Pinscher yerine Standart Schanzuer'a ne dersiniz?
Gelelim "nasıl" sorusuna. Köpekleri istediğimiz zaman düğmesine basıp kapatarak ayak altından kaldırabileceğimiz bir çeşit eşya olarak mı görüyoruz yoksa asla büyümeyecek üç yaşında bir çocuğumuz olduğunun en başından itibaren farkında mıyız? Ailemizin bu yeni dostunun onun yaşamı boyunca davranışlarını etkileyecek zorlu geçecek bir eğitim ve olgunlaşma dönemi olduğunu, yaşamının son gününe kadar sürecek düzenli veteriner seyahatlarına ihtiyaç duyduğunu, gerek halınızın üzerinde gerekse henüz üzerindeyken düzenli tüy bakımının göreviniz olacağını şimdiden kendinize anlatmanız gerekiyor. Bu konuda kendinizin yanı sıra ev ahalisinin de işbirliğine gereksiniminiz var. Diğer bir önemli konu ise her ay kira, elektrik/su faturalarının yanı sıra onun mama ve olası diğer masrafları için de bütçe ayırmanız gerekmesi. Özellikle bunu hiç de hafife almayın. Oğlunuzun okul gezisi ile köpeğinizin sağlık sorunu arasında karar vermeniz bazen güç olabilir. Bu liste daha bilinçli bir incelemeyle daha da uzatılabilir.
Bu soruyu en sağlıklı biçimde cevaplamanın yolu gerçekçi davranmaktan geçiyor. Öncelikle yaşam tarzınız almayı planladığınız köpeğe uygun mu? Kaç kişi bir Dalmaçyalı ya da Irlanda Setteri sahibi olacak kadar hareketli bir yaşam sürüyor ya da hangimizin ev düzeni olarak dudaklarının iki yanından sevenlerinin gözünde sıra sıra inciler sarkan bir mastifle yaşamaya elverişli ? Ya kişiliğimiz ve bir köpekle daha önceki tecrübemiz ? Bizim için doğal olarak itaatkar bir ırk mı daha uygun yoksa inatçı bir terrierden veya Chow chow 'dan harika bir dost çıkaracak kadar tecrübeli miyiz?
Bir köpekle yaşamaya karar verdiğimizde yaşamı tamamiyle bize bağlı bir canlı ile bir birlikteliğin sorumluluklarının bilincinde olmamız gerekiyor. Öyle bir canlı ki hayatındaki tek lüksün sadece bizim yanımızda olduğu bir hayat sürüyor. Bunu ne demek olduğunun bilincinde değilseniz köpek yerine karşılığında size sonsuz bir sevgi ve sadakatla bağlanmayacak cansız bir şeye sahip olun. Köpekler tüm bunlardan çok daha fazlasını hakkediyor.

http://www.sayfamiz.com/makale1.asp

KÖPEK DAVRANIŞLARI

İşemek ya da İşememek

İşte bütün mesele bu. Köpeğiniz tuvalet eğitimini umursamıyorsa öncelikle kabul edin köpekler çişe bayılır.

İnsanlar büyük ölçüde sözlü ve yazılı dille iletişim kurar. Köpeklerin ise bir kaç farklı yöntemi vardır. Onlar vücut dilini kullanırlar. Ardından geniş vokal çeşitliği ile sesli iletişim gelir. Kokuyla iletişimde ise ağız kısmının, kulak ve kuyruk bezlerinin, vajinal ve anal sekresyonlar ile özellikle yapılmış idrar ve dışkının koklanmasıyla köpekler sayısız bilgi alış verişinde bunabilirler.

İdrar ile işaretleme, bölgesel mülkiyet ve seksüel çekicilik gibi çok önemli amaçlara hizmet eder. Bir köpek başka bir köpeğin idrarını koklayarak yaşını ve belki de kimliğini tanımlayabilir.

Testesteron erkek idrarının erkek gibi kokmasını sağlayan hormondur. Yavru köpeklerdeki çok düşük testesteron dört beş aylık olduklarında artmaya başlar. On aylıkken zirvededir ve onsekiz aylıkken normal erişkin erkek düzeylerine düşer. Bu sırada genç erkek köpeklerdeki testesteron seviyesi erişkin erkeklerden beş kez daha fazladır.

Bu nedenle idrarın kokusu genç erkeğin yaşını gizleyebilir. Yavru bir köpeğin kokusu oldukça belirgindir. Vücut yapısı, rengi, davranışı ve özellikle kokusu yaşını ortaya koyar. Sırt üstü yuvarlanıp bir kaç damla idrar kaçırması erişkinlere zararsız bir yavru olduğunu anlatır: "Hey koklayın şunu. Gördünüz mü ben sadece bir yavruyum ve size hiç bir zararım dokunmaz. Lütfen canımı yakmayın." Doğal olarak erişkin köpekler yavrulara töleranslı davranır. Ancak testesteron düzeyleri artmaya başladığında erkek yavruların davranışları erişkinlerce sınırlanmaya başlar.

Arsız Yavru

On aylık olduklarında genç erkeklerin idrarı hiper-erkek özelliği kazandığından diğer erişkin erkeklerde "Bu delikanlı hızla büyüyor. Sosyal düzenimizde tahta göz dikebilir. Hazır kontrolü kolayken ona patronun kim olduğunu göstersek iyi olur." tepkisine yol açabilir. Çoğu erişkin köpek bu dönemde yavruyu biraz tartaklayarak ona sürü içindeki yerini baştan öğretme yolunu seçer.

Bölgesine sahip çıkma kavramı savunmanın yanı sıra işaretlemeyi de içerir. Kurt sürülerinde yüksek konsantrasyonlu erkek idrarı sürünün bölgesi boyunca her tarafı işaretlemede kullanılır. Bu işaretleme alışkanlığı evcil köpektede benzer şekilde mevcuttur.

Farklı zamanlarda sahipleri tarafında bulundukları çevrede dolaşmalarına izin verilen köpekeler üzerine yapılan bir çalışmada bu tür bir işaretleme çok belirgin çıkmamıştır. Bunun yerine sürekli dışarda dolaşan köpekler evleri üzerindeki yolları düzenli olarak işaretlemişlerdir. Dolayısıyla çoğu işaretleme eve yakın yerlerde gerçekleşmiştir. Serbest dolaşan köpekler aktif olarak evlerinin bulunduğu bölgenin merkezini korumamışlar ve işaretlemenin bölgesel bir özellik göstermediği ortaya çıkmıştır. Evcil köpeklerde işaretlemenin bölge edinimi ve korunumyla alakalı olduğuna dair kanıt yoktur.

İşaretler diğer köpeklerin o bölgeye girmesinde belirgin bir engel teşkil etmemektedir.

Kesin olmasa da köpeklerin idrarlarından birbirlerini tanıdıkları söylenebilir. Erkek köpekler diğer tanıdıkları erkekler ya da kendisininkilere kıyasla tanımadığı erkeklerin idrarlarını daha çok koklayıp üzerine idrarını yaptığı bilinmektedir.

Bölgesel savunmanın muhalif göstergesinden çok evcil köpeklerin işaretlemeleri tanımadıkları bölgeleri kendi idrarıyla işaretleyerek tanıdık bir yer gibi kokmasını sağlamaktır. Benzer olarak insanlar da yeni taşındıkları evlerine kendilerine ait resimlerin asarlar.

İdrarla işaret bırakma sadece erkeklere has bir ayrıcalık değildir. Pek çok dişi de işaretlerken bazısı bunu yaparken bacak bile kaldırabilir. Dişinin idrar sırasında bacak kaldırması erkeğinkinden farklı bir özellik taşır. Erkek arka bacaklarını kaldırıp dikey bir objeye nişan almaya çalışırken dişiler çömeldikleri halde sadece bir yöne doğru idrarlarını yönlendirmeye çalışırlar.

Erkek köpekler özellikle de pro-österüs ya da ön österus dönemindeyse dişinin idrar kokusuna bayılır. Yine österus dişiler erkeğin idrar kokusunu severler. Erkek österus idrarı şevkle, yüzünde ciddi ve düşünceli bir ifadeyle koklar. Burada köpeğin düşündüğü şüphelidir. Beyni dururken daha çok koku nöronları çalışmaktadır denebilir. Österüs idrarı kokladıktan hatta bir miktar yaladıktan sonra erkeğin dişleri birbirine çarpmaya başlayabilir.Hayır, üşümüyordur. Bu hareket sıvı sirkülasyonunu vomeranasal organlara doğru ittiği sanılmaktadır. Koklayıp tadına baktıktan sonra muhtemelen köpek bir kaç defa dişinin idrarının üzerine kendi idrarını yapacaktır.

İşediğimize sevindim

Çiftleşme dönemlerinde dişiler daha fazla gezinip seksüel durumlarını ilan eden idrarları ile çevreyi işaretler. Ösrerus bir dişi, bir erkeğin idrarının üzerine kendininkini yaparsa o erkeğe daha açık bir mesaj yolluyor demektir. Buna cevap olarak dişinin idrarının üzerine kendininkini yapan bir erkek de benzerini yapıyor anlamına gelir. Ayrıca kendi idrarıyla österus idrarı gizleme amaçlı da olabilir. Bu erkek, sırrı kendine saklamayı tercih etmektedir.

Üreme süresince idrar hem mesaj iletici hem de cezbedici bir özellik kazanır. Erkek ve dişi köpekler idrarın kokusunda cinsiyet, seksüel durum, hatta kimlik tespitinde bulunabilirler. Karşı cinsler arasıdaki idrar yapımı çiftleşmeyi kolaylaştıracak şekilde karşılıklı heyecan yaratan özel bir mesajlaşma yöntemidir.

Benden Başkasına Sevdirmesin!

Bazı insanların köpekleriyle ilgili beklentilerini sorguladığınızda çoğunun yanında caydırıcı bir sözde koruyucu umduğunu anlarız. Bu köpek koşulsuz itaat eden ve kendisine sahibinden başkasına yaklaştırmayan mümkünse maço görünümlü bir köpektir. Köpeği yanındayken yollarda bir çeşit film kahramanı gibi hissetmeye gereksinim duyan bu insanlar show zamanı geldiğinde köpeğin yerli yersiz her yerde komutlarına nasıl da uyduğunu korku ve kıskançlık dolu gözlere sergileyebilmelidir. Onlar böylece saygı duyulan ve kıskanılan afili delikanlının görsel karşılığı olabilirler. Zayıf kişiliklerini bu sözde gücün arkasında güçlendirdiklerinin farkında değillerdir.

Bu tür insanların köpekleri aşağı yukarı hep aynı özellikler sergiler. Daha küçücük bir yavruyken insanlar ve muhtemelen diğer canlılarla pozitif iletişim kurmasına izin verilmediğinden yeterince güvenemediği insanlara karşı, sahibi duymasın ama, olacakları kestirememesinden kaynaklanan korku nedeniyle savunmacı bir saldırganlık sergiler. Bulunduğu durumun sitresini bile kaldıramayacağından hiç bir yerde kendini güvende hissetmemektedir. Dostu ve düşmanı ayırabilecek kadar bile insan tanımadığından şemsiyeyle yanından geçen yaşlı bir teyze bile saldırgan yanını tetikleyebilir. Komşunun köpeğiyle güvenle oynadığı için başını okşamaya gelen çocukları tehdit unsuru olarak görür. Belki de oynaması gereken o en şirin çağlarında karanlık bir odaya kapatma masalının bir kurbanıdır.

Daha da kötüsü de yaptıklarının bilincinde olduğunu düşünen sahibinin ve arkadaşlar arasında sözde kötü adamların kışkırtmalarıyla diğer hayvanlara ve insanlara saldırmaya cesaretlendirilmiştir. İnsanlar güvenilmezdir onun için. İnsanlar ona zarar vermeden onun onları tehditkar bir hırlama ile uzaklaştırmasında fayda vardır.

Oyun seçenekleri hep ısırma ve bedensel mücadele gerektiren itip kakmalı oyunlar olmuştur. Böylece yavru daha bebekken dişlerini ve bedenini kullanmayı öğrenir ve tanımadığı, saygı duymadığı insanları, özellikle de çocuk ve yaşlıları, domine etmeye başlar. Söylediklerine göre gerektiğinde ev ahalisine bile sahibini korumak için posta koymaktadır. Köpek erişkin olduğunda sonuçlarını göremedikleri trajik son, yavruya kendi bilinçsizlikleriyle öğretilmektedir.

İşte size cesur bir koruma köpeği. Daha içinde bulunduğu durumu bile sağlıklı değerlendirmekten aciz bırakılmış, insanlar ve diğer hayvanları ya bir tehdit ya da av gören övgüye değer aranan köpek.

Ne yazık ki sahibi ırkına göre değişse de 2 hatta 3 yaşından sonra olgunlaştığında parkta tanımadığı kişilerle top oynarken bile yan gözüyle hep ailesinin güvenliğini kolladığını hiç bilmeyecek. Bir aile köpeğinin profesyonel bir koruma köpeğinden ayıran özelliklerin ayrımına asla varamayacak. Büyük bir olasılıkla 3 yaşına gelmeden saldırganlığı kontrolden çıkıp bilinmeze gönderilecek.

Koruma köpeği eğitimi kesinlikle işin ehli profesyonel kişilerin işidir. Bu amaçla eğitilecek köpekler özenle seçilir; hatta üretilir. Koruma köpeği olarak kullanılabilecek ırklardan birini alıp eve getirmek istenen sonucu getirmeyecektir; ama ne istendiğini tam bilmeyen biri zayıf yanları ve getireceği potansiyel problemleri de değerlendiremez. Köpeği ısırmaya alıştırmak kolaydır. Önemli olan ne zaman ve nasıl sorularının kontrolünün tamamen sizin elinizde olmasıdır. Tehlike ve güvenli durumlar arasındaki farklı değerlendiremeyecek bir köpek patlamaya hazır bir bombadır. Bu tür bir eğitimin verilmesi ve bu tür bir köpeğe sahip olunması ehliyet gerektiren çok özel bir durumdur. Sokaklarda silahla gezmeye izin verilmediği bir toplumda kontrolü tamamen sizde olmayan bir silaha çevrilmiş köpek gerçek bir tehdittir. Ne yazık ki çoğunlukla suçlanan köpek hatta ait olduğu ırk olur.

Yaşadığımız toplumda köpekler dost insanlarca yaklaşılır olmayı bilmelidir. Bir marketin önüne bağlandığında menziline giren ilk kişiyi ısırması kimseye fayda getirmez. Bazı ırklar doğal olarak yabancılarla kolay dostluk kurmaz. Özellikle bu ırklar genç yaşta yanına yaklaşan insanların ona bir tehdit oluşturmayacağı öğretilmelidir. Gerektiğinde harekete geçmeyeceğini ummak ırkların yüzlerce yıllık geçmişlerini hafife almaktır. Yine de bireyler arasında farklılık olabilir. Bazı ırklar ise üretim amaçları doğrultusunda yabancılara karşı her zaman dostça davranır. Onların kalıtsal karakterini bozmak ona yapılacak en büyük kötülüklerin başında gelir.

Eve her misafir geldiğinde köpeğinizi bir odaya kapatmak zorunda kalmaktan, çoluk çocuk herkesin yanında olası bir kazanın stresinin altında ezilmekten ve parkta diğer köpek sahipleriyle huzur içinde bir sohbet edememekten kötü ne olabilir?

Köpeğin olumsuzlaştırılan yanlarından medet umarak bunların nedensizce övülmesi, bazen iyi niyetli bile olsa, ne yaptığını bilmeyen insanlar yüzünden aklımızdaki köpek imgesinin korkunç hikayelerle bulanmasına neden olmakta. Kendimizi doğru şeklide sevmeye öğrenmeden bir köpekten en iyisini bekleyebileceğimizi sanmıyorum. Onlar kendimize ve topluma olan bir yansımamızdır çünkü.
http://www.sayfamiz.com/makale4.asp

KÖPEK

YASAKLANAN KÖPEKLER

29 Ağustos 1999 tarihinde İspanyol Hükümeti Madrid için özel bir kanunun yürürlüğe gireceğini ilan etti. Kanun şehirde köpek beslenmesini ve belirli ırkların bakımını kurallara bağlama amacını taşımaktaydı. Bu kanuna göre artık Madrid'de apartmanlarda köpekler asansörlere alınmayacak; uzayabilen tasmalarla dolaştırılmaları ve çocuk parklarına girmeleri yasaklanacak; tüm köpeklerin şehir parklarındaki çeşme ve havuzlardan su içmelerine artık izin verilmeyecek; kişi başına maksimum 5 köpek beslenmesine izin verilecek; 25 Kg'ı aşan her ırk için yıllık 140.000 $ 'lik sigorta ücreti ödenmek zorunda kalınacak; köpek sahipleri fiziksel ve psikolojik olarak baktıkları ırka uygun olup olmadıkları konusunda testten geçirilecek ve 18 yaşın üzerinde olmak zorunda olacaklar.
Bir kaç ay önce tehlikeli oldukları karar verilen 13 ırk artık dışarda ağızları bağlı ve tasmayla dolaştırılacak. Şimdi ise bu liste 43'ye çıkarıldı:
Pit Bull, Doberman, Presa Canario, Rottweiler, Dogo of Bordeaux, Bullmastiff, Neapolitan Mastiff, Stafforshire Bull
Terrier, Amerikan Stafforshire Terrier, Tosa İnu, Fila Brasilerio, Dogo Argentina, İspanyol Mastifi, Vasco, Pastor
Mallorquin, Bouvier of Flanders (Belçika Sığır Köpeği), Husky, Chow Chow, Alman Çoban Köpeği, Danua, Malamut,
Presa Mallorquin, Tibet Mastifi, Airedale Terrier, Akita İnu, İsviçre Dağ Köpeği, Alano, Samoyed, Dev Schnauzer,
Komondor, Majorero, Mastiff, Pator de Beauce, Boxer, St.Bernard, Cane Corso, Bull Terrier, Pirene Dağ Köpeği,
Bergamosco, Briard, Kafkas Çoban Köpeği, Meramma Çoban Köpeği, Belçika Çoban Köpeği ve Siyah Rus Terrieri.
İngiltere'de 90'ların başlarında kabul edilen "Tehlikeli Köpek Yasası" ise Pit Bull ve Amerikan Stafforshire Terrier (İngiltere'de ikisi de aynı köpek kabul edilir) ile melezlerinin yanı sıra Tosa İnu ve Dogo Argentino'nun ülke sınırları içinde beslenmesini, üretilmesini ve ithalini yasakladı. Var olan köpekler de imha edilmedilerse kısırlaştırılıp dışarda ağızlıkla dolaştırılmaya mahkum edilidi. Kısaca bu ırkları besleyen herkes bir anda potansiyel birer silaha sahip insanlara çevrildi. Postacının açık bıraktığı kapıdan dışarı kaçan pek çok köpek ya da sadece pit bulla benzediği için danua melezleri vs dahil acımasızca uyutuldu. Ne ailelerin açtığı davalar ne de kampanyalar hükümeti durduramadı.
Irkları anlamanın tek gerçekçi yolu onların üretim amaçlarını dolayısıyla kalıtsal olarak geçmişlerinde onlara kazandırılan potansiyel davranış biçimlerini net bir şekilde ortaya koymaktır. Onların üretim amaçları çevrelerindeki canlılar ve koşullara karşı genel tutumlarını belirler. Bir Golden Retriever caddede hiç tanımadığı biri tarafından okşanmaktan hoşlanırken Kuvazs mesafesini korumayı sürdürecektir. Collie diğer hayvanların arasına karışmaktan rahatsızlık duymamasına hatta içgüdüsel olarak onları gütmeye başlamasına rağmen Dogue de Bordeaux diğer hayvanlara aynı töleransı göstermeyecektir.
Bireysel farklılıklar, kalıtsal ırka ait davranış biçimleri bir yana, yine de bir köpeği diğerinden ayırır. Bu nedenle kavramsal olarak tek bir köpek ya da ırk değil aslında bireysel farklılıkları olan farklı köpekler vardır. Aynı batımdan çıkan beş yavrunun beşi de bir değildir. Her biri farklı ortamlar için ideal köpeklerdir. Yanlış eşleme ve eğitim istenmeyen olaylara neden olabilir.
Bir ırkta karar kıldığınızda birbirinize ne kadar uygun olduğumuzu çok iyi tespit etmemiz gerekir. Tecrübesiz ve nisbeten daha yumuşak karakterli bir kişiyseniz dominant ırklar yerine daha mülayim olanları seçebilirsiniz. Belirli bir ırkta gerçekten kararlıysak da kardeşler arasındaki yine en yumuşak başlı olanı en uygun seçim olabilir. Tabii ki yavruyu burada gidip kaynağı belirsiz bir pet shop yerine profesyonel bir üreticiden aldığınızı farz etmek durumundayım.
Aynı köpeği yetiştiren iki farklı insan tamamen iki farklı köpek ortaya çıkarabilir. Doğru parçaların birleşmesi ve doğru eğitim, köpeklerin takdir ettiğimiz en iyi yanlarını ortaya çıkarırken olası nahoş kısımları elimine eder.
Bu şartlarda, sayısız ailede kendini sevdiren güvenilir bir ırk yanlış ellerde fiziksel ve zihinsel yetenekleri çerçevesinde bir kabusa dönüşebilir. İnsanların neden oldukları tüm bu tatsız sonuçların sorumluluğunu köpek tek başına taşır ve adı "sözde uzmanlarca" vahşiye çıkar.

Ne yazık ki hükümetler köpek sahiplerini kontrol edemedikleri için besledikleri köpek ırklarına sınırlamalar getirerek üzücü olayların meydana gelmesini engellemeye çalışıyorlar. Bunu yaparken de belirli bir ırkın adının gözü kanlı vahşiye çıkarak adına karanlık methiyeler yazılması insanların Hollywoodvari yaklaşımlarından başka birşey değil. Bilinçlendirme tek çözüm. En büyük tehlike ise bildiğimizi sanarak bilinçsiz yargılara ulaşmak.

Gitgide yanlızlığımızı büyüten dünyanın karşısında bir köpeğe her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Tek istekleri bizi memnun etmek olan bu inanılmaz canlılar onlara sunulan görevleri hevesle yapmaya hazırlar. Her ne olursa olsun.Kimi onları dişleri, kimiyse televizyon seyrederken karnını yastık olarak kullanmak için beslemekten kendini alamıyor. Acaba siz hangisisiniz?
http://www.sayfamiz.com/makale5.asp

KÖPEK BAKIMI

Üretmek mi, Yavru Almakmı?

Bu iki kavramı birbirine karıştırmak safkan köpeklere uzun vadede yapılacak en büyük kötülüğün başında gelir. Yaşamımızı bir köpekle paylaşmaya karar verdiğimizde onun ne olduğu gerçekte önemli olmayabilir. Doğru kişiyle buluştuğunda her köpek sadakat ve sevgi üzerine insanlığa örnek teşkil edecek doğuştan gelen erdemelerle doludur. Ancak, köpeğin evcilleştirilmesinden bu yana farklı coğrafyalarda farklı amaçlarla üretilmiş safkan köpek ırklarının korunması ve değişen yaşam ve gereksinim koşullarına uydurulması amacıyla üretimin devam etmesi gereklidir.

Safkan köpek üretimi uzun tecrübe ve ciddiyetin yanı sıra profesyonellik gerektiren bir uğraştır. Amaç, köpeğin mürvetini görmekten çok sevip değer verilen ırkın gelişimini sağlamak olmalıdır. Bu da ciddi bir araştırma, diğer üreticilerle profesyonel alanda etkileşim ve ırkının birbirine mümkün olan en uygun örneklerine sahip olmakla başlar ; ama burada bitmez. Nesiller içeren bir üretim programı geniş maddi olanaklar gerektirir.

Anti-profesyonel, belki iyi niyetli ; ama çoğunlukla kolay para kazanmayı amaçlayan arka bahçe üreticileri ırka zarardan başka bir şey getirmez. Hamilelik, doğum ve yavruların emzirme dönemleri inanılmaz maddi kaynak isteyen olaylardır. Tabiki her şeyin yolunda gittiğini düşünürsek. Doğumun ölüm de getirebileceği unutulmamalıdır. Yavrular için uygun aileleri de doğumdan önce ayarlamanızda fayda var. Dünyaya gelmesine izin verdiğiniz her yavrudan işler ters giderse ömür boyu da sorumlu olduğunuzu unutmamayı da listeye eklerseniz hiç bir şeyin dişi ve erkeği yan yana koyarak kendiliğinden hallomayacağını anlatabildiğimi umuyorum.

"Yavru almayı" değil; ama "üretmeye" karar verdiğiniz bir ırkın bu amaca hizmet edecek en iyi örneklerine sahip olmadan önce gerçekçi üretim amaçlarının baştan belirlenmesi gerekmektedir. Ana amaç tabii ki en baştan itibaren gönül verdiğiniz ırkı yarınlara götürecek standartlarına en yakın köpekleri üretmektir. Standartlar bir ırkın nasıl davranması ve görünmesi konusunda örnek teşkil eder. Her ırk kendine ait standartla uyum içinde üretilir. Zamanla belirli değişiklikler standartlara getirilirse ırk değişen kurallara uydurulur. Bu başta da belirttiğim gibi nesiller alabilecek bir çalışmadır.

İlk kriter kesinlikle köpeğin karakteri üzerine olmalıdır. Nedensiz saldırganlık gösteren, insanlara güvenmeyen ve içinde bulunduğu her hangi bir durumun stresiyle başa çıkamayacak kadar huzursuz ve aksi köpekler konformasyon olarak ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar kesinlikle üretimde kullanılmamalıdır. Her ne kadar doğan her yavru boş bir kağıtsa da o kağıdın kalitesi kesinlike kalıtsaldır.

Köpeğin üretim amacı akıldan asla çıkarılmadığı sürece korunması gereken ırksal fiziksel ve zihinsel yapısı genel hatlarıyla ortaya çıkacaktır. Bir iş köpeği ise çalışma kapasitesini kaybetmiş ve sadece görüntüsünü taşıyan bir köpek onu özel yapan köklerinden uzaklaşıyor demektir. Özellikle de Alman Köpek Klubü'nün iş ve çoban köpeklerinin üretimine izin vermeden önce onları belirli testlerden geçer puan almak zorunda bırakıp sınamaları bu ırkların yeteneklerini kaybetmeksizin yeni nesillere genlerini taşımasını sağlar. Aynı kriterler bir terrier ya da av köpeği için de geçerlidir. Sorumluluğunun bilincinde bir üretici köpeğinin ne için üretildiğini unutmaz. Avla ilgilenmeyen bir Pointer ya da tüm gün koltukta uyuklamayı seçen bir Border Collie yavrularına geçirmeye değecek o en önemli özellikten mahrun demektir.

Üretmeyi planladığınız köpeğin karakterinden emin olduktan sonra fiziksel özellikleri ikinci önemli kriter olarak önümüze çıkar. Yine üretim amacı göz önüne alındığında köpeğin o amacı en iyi şekilde yerine getirmek için nasıl bir konformasyona sahip olması gerektiği sorusunun cevabı köpeğiniz için bir ayna olmalıdır. Bir sürü bekçisi keskin koruma güdüleriyle desteklenmiş güçlü ve caydırıcı boyutlardaki fiziğine güvenmek zorundadır. Hacim kaybetmeye hatta iriliğin bilinçsizce övüldüğü durumlarda fazla irileşmesine müsade edildiğinde köpek görevini yerine getiremez olabilir. St.Bernardların 18. yüzyılda hastalık sonucu nesilleri tükenme tehlikesine karşılık Newfoundlandla melezleyerek kurtarılmasından sonra ırk ilk defa bu yeni kan nedeniyle uzun tüylerle tanışmıştı. Ne yazık ki uzun tüyler tipi altında kolaylıkla kar ve buzla kaplandığından Alplerdeki keşişler tarafından uzun tüylü yavrular ev köpeği olarak hediye edilirken sadece kısa tüylü St. Bernard'lar görevlerine kaldıkları yerden devam etmiştir.

Bir üretici, köpeğine baktığında sadece dıştan nasıl göründüğüne değil o şekilde görünmesini sağlayan iskelet ve kas yapısının da nasıl biçimlendiğini de görecek kadar bilgili ve tecrübelidir. Ön ve arka bacak kemiklerinin omuz ve kalça ile ve birbirleriyle yaptıkları açılar, topukların yerle mesafesi, bacakların birbirine parallelliği vs hayvanın hareket yeteneğini belirler. Hareket mekanizmasını çalıştıran parçaların tek tek ve kollektif olarak nasıl olması gerektiği bilinmediği sürece de bu çok önemli değerlendirme de başarı elde edilemez. Daralan açılar bacakların yeri rahat adımlarla kavrayamamasını, adalelerin doğru şekilde örülmesine imkan vermediğinden köpeğin yeterli etkinlikte hareket edememesine neden olacaktır.

İnsan tüm bunları bilmeden cahilliğin verdiği cesaretle kolaylıkla yola koyulabilir. Bilinç, başarı konusunda endişeyi de birlikte getirecektir.

Eğer gerçekten kararlıysanız üretim için alabileceğiniz standartlarına uyan en iyi köpeği almalısınız. Bu ne kolay ne de ucuz bir şeydir. Kesin olan bir şey varsa pahallı köpek en iyisi değilse de ucuzu üretim için fiyasko getirecektir. Kesinlikle bir akıl hocasına gereksiniminiz vardır. Bu kişi son on yıldır evinde çeşitli ırklardan köpek besleyen ya da eğiten biri değil o ırkla yıllarını geçirmiş ve hatta şanslıysanız üretmiş biri olmalıdır. Köpek yarışmalarını gezin. Tanışabildiğiniz kadar bu konuyla ilgili birileriyle tanışın. Kitaplar okuyun. Bunca çaba ve zaman sonuca değecektir.

Zamanla aynı ırka ait köpeklerde bile bireysel farklılıklar olduğunu fark eder duruma geleceksiniz. Standardına uymasına rağmen yüz ifadelerinde ya da fiziksel yapılarında bir diğerine göre tercih ettiğiniz bazı özellikler bulacaksınız. Doğru yoldasınız. Şimdi üretmek isteyeceğiniz köpeğin neye benzemesi gerktiği konusunda hedefleriniz netleşmeye başladı işte. Şunu unutmayın ki özellikle de kendi ürettiği kandan bir damızlığı size satmadan önce üretici sizden belirli garantiler isteyebilir. Emin olun çocuklarım dediğiniz köpeklerinizin yavrularına yuva seçerken de müşterilerinizi siz de böyle sorgulayacaksınız. Bu arada sizin de cevaplanmasını isteyebileceğiniz belirli sorular kesinlikle olmalıdır. Her üreticinin ürettiği köpekte öncelikle sahip olmasını istediği belirli özellikler vardır. Bunları öğrenin. Şunu asla aklınızdan çıkarmayın ki mükemmel köpek henüz doğmadı ve muhtemelen de hiç doğmayacak. Köpeğinize eş seçerken siz de bu konuda dürüst olmak zorunda kalacaksınız. Zayıf ve güçlü yanlarını dürüstçe belirlediğinizde neyin peşinde olduğunuz konusunda daha net cevaplar elinizde olacaktır. Hayalinizdeki köpeği ya da hayalinizdeki köpekleri üretmenizi sağlayacak potansiyeldeki köpekle eve dödüğünüzde başarılar kadar riskler ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir geleceğe yelken açtınız demektir. Kimse üç aylık bir yavrunun şampiyon olacağını size garanti edemez. Potansiyelini değerlendirebilir; ama inanın bu küçük yaramazlar erişkin oluncaya kadar çok değişir. Üretim için alacağınız köpeğin erişkin olarak neye benzeyeceği daha belirgin olduğunda satın alınması daha tavsiye olunur bir durumdur. İki şampiyonun yavrularının da şampiyon olacağını hayal etmek biraz tecrübesizlik ve iyimserlik örneğidir. Pedigrilerin yakından incelenmesi, eş olarak seçilmesi planlanan köpeğin bir damızlık olarak performansı, kastım tabiki olumlu özelliklerini ne kadar ölçüde yavrularına geçirebildiği, eşler arasındaki fiziksel artı ve eksilerin uyumu doğru karar vermede ilk ele alınacak kriterlerdir. Bunu da uzun geceler kafa patlatmadan belirleyemeyebilirsiniz. Yine bir uzman yardımı tavsiye edilir.

Tüm bu anlatılanları genetik konusunda bir kaç kalın kitap devirmeden halledebileceğinizi düşünüyorsanız lütfen kumar oynamayın. Irkta hetero ve homozigot genlerin ne olduğu gibi konular iyi anlaşılmalıdır. Üreticiler köpeklerinin genetik saflığını ya da homozigot oluşunu dolayısıyla fenotiplerinin önceden kestirilebilirliğini arttırma üzerinde yoğunlaşırlar. Ürettiğiniz köpeğin genetik yapısına, sahip olmasını istediğiniz özellikleri ne kadar koyu harflerle yazmayı başarırsanız yavrulardaki kalıtsal tutarlılık da o kadar güçlü olur.

Asla atlanmaması gereken ve belki de tüm üretim programınızı kökten değiştirmek zorunda kalabileceğiniz diğer bir etmenden bahsetmeden sözümüzü bitirmemeliyiz. Her ırka has kalıtsal bazı hastalıklar mevcuttur. Fiziksel ve zihinsel sağlığın korunmasında bu hastalıkların üretim programındaki olası varlıklarının tespit edilmesi hayati önem taşır. Bir köpek fiziksel olarak ne kadar doğru görünümde olursa olsun kalça çıkığı, progresif retinal displazi, kalp kapakçıklarında problem, sağırlık ya da bakır metabolizmasında bozukluk gibi genetik olarak ebeveynlerinden geçen bir anormalliğe sahipse tüm yapmanız gereken onu derhal kısırlaştırarak üretim programınızdan çıkarmak ve bu sorunun geçmişte nereye kadar uzandığının mümkünse genetik haritasını çıkarark belki de herşeye yeniden başlamaktır. Pedigri bu nedenle önemlidir. Yavrunun soy ağacının bilinmesi onun geçmişi hakkında ayrıntılı bir biçimde tutulmuş kayıtların yardımıyla değerlendirmeler yapmanıza imkan sağlar. Bu bulunmaz bir veri kaynağıdır. Bu hastalıkların tespitinde DNA da dahil olmak üzere çeşitli testler neyseki mevcuttur. Bu raporlar sizin garanti kaynağınız olacaktır.

Başta da dediğimiz gibi dünyaya gelmesine izin verdiğiniz her yavrudan gerektiğinde ömür boyu da sorumlu olduğunuzu unutmamalısınız. Bir ırka gönül verdiğinizde ülke hatta dünya çapındaki özellikle de aynı ırktan tüm köpeklerin özenle ve olması gerektiği gibi bakılmasını istersiniz. Sokakta tek bir soruya zincirleme onlarca cevap yağdırırsınız. O ırka karşı kendinizi sorumlu hissedersiniz. Bu doğru motivasyon noktasıdır. Para kazanmak umrunuzda değildir. Köpek üretimi zaten pahallı bir hobidir ve kimse çocuklarını satarak köşeyi döneceğini hayal etmez. Aksine testler, aşılar, olası hastalıklar, beslenme, showlar için pahallı seyahatlar hatta telefonda yapılan uzun bilgi verci görüşmeler bile kazanılandan fazlasını götürür. Üretici yine de mutludur. Çünkü sattığı yavrular özenle bakılacaklarını bildiği yeni bir aile bulmuştur. Aksi halde her ırkın adına ve onun korunması ve geliştirilmesi için kurulmuş kulüplerinin organize ettiği kurtarma gönüllüleri bu köpekleri tespit ederek yanlarına alır, rehabilite eder, kısırlaştırır ve yeni yuva bulur. Tüm bu uğraş para kazanmak bir yana cepten karşılanan tüm masrafların ardından ırkı korumaktır.

Köpek üretimi bilim ve sanatın kaynaştığı çok özel bir uğraştır. Ciddi bir tecrübe, bu konuda çok özel bir yetenek, inanç, bağlılık ve hatırı sayılır bir maddi kaynak ister. Şirin bir köpeğin olacak yavrularının hayalinin tüm bu anlatılanları unutturmasına izin verilmemelidir.

Genlerle Oynamak Değil Seçici Üretim
Irka yabancı olanlar Shar-pei'nin buruş buruş derisine baktığında tanıdığı hiç bir köpeğe benzetemez önce ve genleriyle oynana oynana köpeklerin ne hale getirildiğini esefle geçirir içinden. Beyaz İngiliz Bull terrierin yumurta biçimindeki oval kafası üzerindeki küçücük içe kaçmış gözlerini gördüğünde de aynı şeyi düşünmekten alamaz kendini. Bu garip köpekler sadece daha önce görmedikleri için tanımayanlarınca laboratuvarlarda üretilmiş yaratıklarla bir tutulur. Sanki bir punduna getirip dışarı çıkarılmışlar ve bazı garip zevkli insanlarca evlerde üretilerek güzelim Collie ve Alman Çobanlarının yanında yeni ve egzantrik birer ırk olarak bize yutturulmaya çalışılmaktadırlar.

Safkan ırkların içgüdüsel kişilik özelliklerinin yanı sıra fiziksel özellikleri de üretim amacına hizmet eder. Çin'in eski döğüş köpekleri olan Shar-pei'ler bedenlerine bir kaç numara büyük gelen derilerini arenada rakiplerine yem olarak sunarak daha güçlü gerçek bir ısırıkla zafere ulaşmayı amaçlarlardı. Eski Çinliler Shar-pei'leri bilinçli olarak bu fiziksel özelliklerde üretmişleridir. Eminim ki ırkın ilk örnekleri bu denli abartılı deri özelliği göstermiyordu.

Üretim amaçları belirlendikten sonra istenen özellikleri gösteren ya da bu özelliklere yatkın anne ve babalar üretimde kullanılarak nesiller sonra istenilen köpeğe ulaşılabilir. Genetik prensip hep aynıdır.

Her ne kadar 1835'de ilk defa bull terrierler show'larda görülmeye başladıklarında bu günkü ilginç görünümlerinden uzak olsalar da 1950'lerde çok tutulan show birincisi bir köpekle birlikte eğimli kafa standardı kabul görerek üreticileri sürekli daha eğimli kafalı bull terrierler üretmeye yönlendirmiştir. Sanıldığı gibi bull terrier ne köpek domuz melezi ne de başka bir tür kanı taşımaktadır. Doğa, türler arası ürmeye izin vereceği bir düzen sahip değildir.

Alman Köpek Klubü, özellikle de iş köpeklerinin (Alman Çoban Köpeği, Rottweiler, Dev Schnauzer vs) üretimine izin vermeden önce anne ve babanın itaat başta olmak üzere belirli testleri başarıyla tamamlamış olması kuralını getirir. Böylece kendini kanıtlamış ebeveynlerden yüksek çalışma potansiyelli yavruların üretimi sağlanır. Doğru eğitimle bu köpekler beklenen çalışma verimini sahiplerine sağlar.

Alman Çoban Köpeği 100 yıllık bir maziye sahip olmasına rağmen bu dikkatli ve seçici üretim prensipleriyle köpek dünyasının çok yönlü yıldızı olmayı başarmıştır. Profesyonel üretici ve eğitmenlere göre iyi bir iş köpeği "üretilirken" nadiren "eğitimle" elde edilir. Profesyonel üreticiler bu nedenle büyük önem taşır. Aldığınız yavrunun anne ve babasını görülmesi, onların aile ya da iş köpeği olarak değerlendirilmeleri hem yavrların doğru sahiplerle buluşturulmasını hem de üretilen köpeklerde korumak istenilen özelliklerin muhafaza edilerek yeni nesillere aktarılmasını sağlar. Dikkatsizce yapılan üretimler ırka zarardan başka bir şey getirmez.

Seçici üretim at, büyük ve küçük baş çiftlik hayvanları gibi diğer evcil hayvanların da üretiminde de büyük rol oynar. Zayıf yanların nesiller içinde elimine edilip, korunması istenen özelliklere sıkı sıkıya bağlı kalınarak ırkların sürekli geliştirilmesi amaçlanır.

İleriyi gören bir bakış açısıyla üretim tecrübesine sahip olunması, "genetik prensipler" ile korumak ve elimine etmek istenen özelliklerin bilinmesi gerçek üreticileri sıradan arka bahçe üreticilerine ayıran en tartışılmaz erdemleridir.

http://www.sayfamiz.com/makale4.asp

KÖPEK BAKIMI

Şöhret Bir Irk İçin Istenmeyen Şeydir?

1960'lar Afgan Tazılarının moda olduğu yıllardı. Dergilerde "Bu sarışınları tanıyor musunuz ?" başlıklarıyla ırkın uzun düz tüyleri arkadan bakıldığında zarif bir kıza benzetilmesine neden oluyordu? Pek çok insan bu aristokratik görünüşlü köpeklerden birer tane almak istedi. Oysa Afgan Tazıları adından da anlaşıldığı üzere Afganistan'da tavşan benzeri avları keskin gözleriyle tespit edip inanılmaz hızı ve manevra gücüyle avlamak için üretilmiş gerçek bir av köpeğiydi. Hatta dağlık gölgelerde Kar Parsları için bile kullanılacak kadar görevini ciddiye alan yaman bir avcıydı. Ne yazık ki Müslüman bir ülkeye has bir ırk olduğu için çadırlara kabul edilmeyen, insanlarla av dışında fazla ilişki kurmayan bu köpek bağımsız, sahibinden çok kendi insiyatifiyle hareket eden gerçek bir karaktere dönüştü. Bu hayranlık verici güzellikteki ırk şehre geldiğinde gerçek bir tazı olarak geniş alanlarda koşmak, av güdüsünü tetikleyen küçük hayvanları kovalamak, itaat umulduğunda sağırı oynamak gibi bağımsız Afgan karakteriyle umulanı çoğu insan için vermedi. Sonuç pek çok Afgan Tazısı ideal aile köpeği olmadığı için evini kaybedip meçhule yollandı.

19. yüzyılda Jack Russel Terrierler ateş parçaları olarak diğer terrierler gibi kemirgen ve özellikle tilki avında kullanılmak üzere üretildi. Tilki tazıları ininde sıkıştırdığı avlarını Jack Russel'a teslim edip inindeki bu vahşi hayvanlarla başa çıkması konusunda gözleri hiç arkada kalmadan avın tamamlanmasını bekliyorlardı. Küçük hayvanları inlerinde öldürmek için üretilmiş bu köpekler kendine sonsuz güvenen, agresif ve bağımsız düşünebilen bir karakter olması gerekmekteydi. Hollywood 'un Maske'si ile birlikte birden herkes bir Maylo yani Jack Russel sahibi olmak istedi. Filmde akşama kadar koca şehrin ortasında sahibini sessiz sedasız bekleyen bu akıllı köpek gerçekte bir Jack Russel karakterini hiç de yansıtmıyordu. Jack Russellar yavruluklarından itibaren dikkatle sosyalleştirilip eğitilmesi gereken gerçek bir iş köpekleridir. Siz ona bir iş vermezseniz o mutlaka kendine yapacak bir iş bulur. Yanlız kaldığında ya da bağımsız ve özgür düşünen karakteri tecrübeli biri tarafından kontrol edilmediğinde sürekli havlayan, saldırgan ve hiper aktif bir köpeğe dönüşebilir. Dışarda onu harika bir av terrieri yapan özellikleri evde sizi çaresiz bırakabilir.

101 Dalmaçyalı filmi tekrar çevrildiğinden beri özellikle Amerika'da artan ilgiden payını almak isteyen fırsatçı insanların ürettiği binlerce Dalmaçyalı kısa süre sonra tıpkı Afgan Tazıları gibi hareket ve ilgi isteyen köpekler olarak kapı önüne kondu. Aşırı popülasyonları nedeniyle çaresiz yetkililer tarafından çoğu uyutulmak zorunda kaldı. Bir Dalmaçya üreticisi yüksek tirajlı köpek dergilerinin birinde "Artık her yerde benek görüyoruz " figanlarıyla aşırı üretimi protesto etmeye çalışıyordu. Bir Dalmaçyalı yakın aile ilişkisinin yanı sıra gün içinde uzun kır koşularına gereksinim duyan tam anlamıyla aktif bir köpektir. Evde sizinle televizyon seyretmesini beklemeden önce onla uzun yürüyüşleri göze almanız gerekmektedir.

Sanırım bu sefer de biraz abartılmasına rağmen Beethowen 'ın St.Bernard karakteri evde yavru bir köpeğin neden olabilecekleri konusunda nispeten daha gerçekçi bir profil çizmektedir. Turner&Hooch'da Tom Hanks'a eşlik eden Douge de Bordeaux da (Fransız Mastifi) onun boyutundaki mastif tipi bir köpeğin mobilyalar üzerinde nelere kadir olabileceğine iyi bir örnektir. Her ne kadar neredeyse bir gecede Amerika'da bir yığın insan Hooch'dan bir tane eve götürmek istediyse de akıllarında biraz daha gerçekçi bir köpek karakteriyle yola koyulmuşlardır.

Resmini beğendiğiniz ya da bir filmde gördüğünüz bir köpek rüya köpeğiniz olmayabilir. Üretim amaçları, aktivite düzeyleri ve eğitilebilirlikleri göz önüne alınması gereken ilk üç unsurdur. Ne her ırk benzer yaradılıştadır ne de "gördüm beğendim ve aldım" yaklaşımıyla sahip olunulacak bir mülktür.

Köpek seçimi en az iki kez düşünmeden verilecek bir karar olamayacak kadar ciddi plan ve program gerekmektirmektedir.

http://www.sayfamiz.com/makale3.asp

KÖPEK BAKIMI

Köpek Nasıl Bakılmaz?

Geçenlerde arkadaşım köpeklerle yakından ilgilendiğimi bildiği için tüm itirazlarına rağmen ev arkadaşının bir köpek almak istediğini söyledi. Böylesine köpek almak istemesinin nedenini anlamak oldukça basit benim için. Kim o şirin yavrunun sadık ve duyarlı bir köpek dosta dönüşeceği hayaline karşı koyabilir? İşin ciddiyet isteyen ve değerlendirmesini yapamadığı yönü ise bir köpeğe sahip olma isteğinin çok ciddi bir sorumluluğu da beraberinde getirmesi gerektiği sanırım.

Anlattığına göre arkadaşı fena halde bir Rottweiler yavrusu almaya takmış. Rottweilerlar güçlü koruma güdüleri olan inanılmaz derecede sadık ve zeki köpeklerdir. Bu denli ayrıcalıklı özelliği hakketmek sadece parayla satın alınmasıyla elde edilebilecek bir fırsata dönüşmemelidir.

Anlattığına göre arkadaşı bir kaç ay önce yine eve getirdiği bir Rottweiler yavrusunu tuvalet ve yanlız kalamam problemlerinden dolayı kendi rızasıyla geri iade etmek zorunda kalmış. Köpeğin gündüz kimse yokken nerede kalmasının planlandığını sordum. Bana eliyle küçük bir tuvalet boyutunda dikdörtgen çizerek arka balkonlarını tarif etti. Büyümekte olan bir dev ırk köpek yavrusu için ne ideal bir ortam? Küçükken oturduğumuz mahellede koca bir Alman Çobanına irice bir yemek masası büyüklüğündeki bir balkonda bakan birilerini tanıyordum. Köpek balkondayken durmaksızın havladığını dışarı çıktığında ise hiper aktiviteden insanları nasıl da korkuttuğunu bu gün gibi hatırlıyorum.

Türkiye'de pek çok insanın eve pek sokmadan köpeklerini balkonda bakabileceklerini hayal etmelerini bunca zamandan sonra elle tutulur bir inanca dahi dayandırılabileceğine inanmıyorum. Altında yatan gerçek neden "bakamazsak vermek zorunda kalırız" ihtimaline ister istemez inanmaktan kendilerini alamamaları. Böylece başka bir masum yavru daha bilinmeze gönderilecek. Bu toplumsal bir davranış biçimi falan mı oldu?

Hangi ırk olursa olsun yavru köpekler yakın kontrol ve bakıma gereksinim duyar. Çünkü onlar hala birer bebektir. Dünya hakkında sadece annesinin yanındayken doğum kutusunun çevresinde görebildikleriyle sınırlı bilgiye sahip bir yavruyu düşünün. Kim evde günde sadece bir kaç saat ev ahalisiyle yakın ilişki içinde olması dışında her hangi türden bir yavrunun (insanın bile) tek başına bu büyük yanlızlığı kaldırabileceğini iddia edebilir? Bu dönemler dikkatle sosyalleştirilmesi ve ilk temel kuralların yavaş yavaş tutarlı bir şekilde ona verilmesi gerektiği inanılmaz derecede kritik dönemlerdir. Travmatik olaylara (çocukların kucağından düşme, daha iri bir köpekçe hırpalanma, merdivenlerden düşme vs) imkan vermeden mümkün olduğunca çeşitli türden canlı ve durumla yavrunun hafızasında pozitif çağırışımlar bırakarak tecrübeler yaşaması sağlanmalıdır. Gelecekte kendine güvenen, sakin ve dengeli bir köpeğe sahip olmak için bu çok önemlidir. Kritik sosyalleşme dönemi 1.5-4 ay arasıdır. Çoğu insan bilgisizlikleri nedeniyle bu en önemli fırsatı atlar.

Yavru eğitiminin bana göre püf noktası köpeğin erişkin olduğunda yapmasına izin vermeyeceğiniz şeylere (üzerinize atlayıp ısırarak oynaması, mobilyaların üzerine çıkması, eski de olsa ayakkabılarınızı kemirmesi, kediyi kovalaması vs) yavruyken de izin vermemek ve daha sonra kötü bir alışkanlığa dönüşebilecek hataları işlemesine en baştan izin vermemektir. Bu da köpeği sabah 8 - akşam 7 arası evde yanlız bırakarak sağlanamaz. Köpeklerin çağrışımsal hafızaları yoktur ve 10 dakika sonra dahi kemirdikleri ayakkabı ya da halıdaki ısklaklıkla sizin ona çıkışmanız arasındaki bağı kuramaz. Elinize tek geçen artık bu kadarına da dayanamayacağınız hissi ve sizden korkan şaşırmış bir köpektir.

Düzenli bir tuvalet alışkanlığı için başlarda köpek kesinlikle en az bir kaç saatte bir dışarı çıkarılmalıdır. Bu amaçla bir arkadaş ya da komşudan yardım isteyebilirsiniz. Yavrunun tüm evde özgürce dolaşması da belaya açık davetiyeden başka bir şey değildir. Akşama şanslıysanız pisletilmiş halılar, devrilmiş saksılar, kemirilmiş ayakkabı ve terliklerle karşılaşır; kemirdiği elektrik kablosu ya da merakla tadına baktığı bir temizlik maddesi hatta fare zehiri nedeniyle cansız bir bedeni halının üzerinde bulmanın dehşetini tecrübe etmezsiniz. Her yıl kaç yavrunun bu şekilde yaşamını kaybettiğini sormayın bile.

Yavru ona ilk derslerini veren annesinden ayrıldıktan sonra çevresinde ona yol gösterici ve anlayışlı; ama kesinlikle disiplinli bir lider görmeye gereksinim duyar. Bu dönemde yeni dahil olduğu ailenin kurallarına yavaş yavaş adapte olurken (bu ortalama bir yıl alır) şahit olduğu dış ve yabancı dünyanın karşısında karakteri biçimlenir. Gelecekte tecrübe edeceği durumlara ne tür reaksiyon göstereceği böylece belirlenmiş olur. Bilinçli kim süratle akıp giden bu kısa; ama çok önemli dönemde istediği gibi yönlendirebileceği yavruyla olan ilişkisini onu her gün uzun süre yanlız bırakarak tehlikeye atmayı ister?

Yavru tabii ki yanlız kalmayı öğrenmelidir. Kendine zaman zaman yetmeyi bilmeyen bir köpek, siz kapıdan çıktıktan sonra vaktini uluyarak ya da evi yiyerek geçirebilir. Ancak, bu duruma kademeli olarak alıştırılması gerekir. Yavru diş değiştiriyorsa kemirecek yer arayacağından kapıdan çıkarken nelere davetiye çıkardığınızda emin olmanız gerekmektedir.

Zaten yanlız kalmak köpek için başlı başına doğal olmayan bir durumdur. Sürü hayvanı olan köpek sürüsünden yani bu durumda insan ailesinden uzak kalması için kendince doğal hiç bir sebep göremeyebilir. Onu terk etmediğinize ve evde uslu bir şekilde yanlız kalmasının ödüllendirici bir şey olacağına onu inanırmalısınız. Bu tamamen bir eğitim sürecidir. Çok az köpek kendiliğinden bu beceriye sahip olur.

Yavrunun aşıları tamamlandıktan sonra onun baş öğretmeni olarak yapmanız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

Yavruyu komşularınız ve özellikle çocuklarla tanıştırın. Bırakın birbirlerini incitmeden sakince oynasınlar. Çocuklar daima köpekler için pozitif canlılar olmalıdır. Yavruya ellerinden yiyecek küçük şeyler vermelerini sağlayın. (Asla kontrolsüzce bağırıp çağıran, hayvanı ürketerek paniklemesine neden olan haşarılarla yanlız bırakmayın)

Sıra çevredeki diğer canlılarda. Ne yazık ki her erişkin köpek yavrulara karşı tölerans göstermez. Tanıdığınız kişilerin iyi huylu köpekleriyle yavrunuzu tanıştırın. Arkadaş edinmesine izin verin. Oyun, sosyal köpek davranışını öğrenebileceği en önemli fırsatların başında gelir.

Parkta da yavaş yavaş itaat eğitimine devam edin; fakat yavru dikkatini çok kısa bir süre tek bir konu üzerinde odaklayabildiğini sakın unutmayın. Seansları başta çok kısa tutun. Onu çağırmanızın tek nedeni tasmasını takıp eve gitmek olmamalıdır.Yavruyu ara ara yanınıza çağırın; ödüllendirin ve arkadaşlarının yanına geri yollayın. Size gelmenin her zaman iyi bir şey olduğundan emin olması gerekir. Asla cezalandırmak için yanınıza çağırmayın. Bazı ırklar daha bağımsızdır. Onları belki de sadece kapalı alanlarda serbest bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Sırf insan olduğunuz için köpek her dediğinizi yapmak zorunda değildir.

Kalabalık caddelerde dolaşın. Arabaların yanından geçin. İnsanların ona yaklaşmasına izin verin. Erişkin olduğunda dost ve düşmanı doğru değerlendirebilmesi için her şeyden önce kendine güvenmeyi öğrenmelidir. Sürekli saldırmaya hazır , göz dağı veren bir köpeği bu hale getiren korku ve ne olacağını kestirememesidir.

Bankta her gün artan sürelerle oturarak yavrunun "otur/bekle" komutu üzerindeki becerisini arttırın. Gözünüz üzerindeyken bir dükkana girin ve dışarda ona "bekle" komutuyla siz dönünceye kadar beklemeyi öğretin. Geri döndüğünüzde onu ödüllendirin. Her zaman bağlı olmasına dikkat edin ve bekleme süresini en başlarda bir kaç dakikayla sınırlandırın.

Asla kedileri ya da başka canlıları kovalamasına izin vermeyin. Başta eğlenceli gelse de erişkin olduğunda bir kedi katiline dönüşecektir.

Asla sizi nasıl koruyacağını ona öğretmek adına başkalarına saldırmaya cesaretlendirmeyin. Her insan polis olamayacağı gibi her köpek bu göreve uygun olmayabilir. K-9 diye tanınan köpekler belirli ırklardan özenle seçilen ve özel eğitimden geçen uzman köpeklerdir. Her Rottweiler ya da Alman Çobanının bir profesyonele dönüşmesini ummayın. Her aklına koyan cebinde silahı koyamayacağı gibi her köpek de acar bekçi ve koruma köpeği olmayacaktır. Bazı ırklar bu amaçla üretilmişken bazıları üretim amaçları nedeniyle yabancılara dahi dostça davranırlar.

Yavrunuzun erişkin boyutlarına ulaştıktan sonra uzun süre daha koca bir bebek kalacağını unutmayın. Özlelikle de dev ırk köpeklerin olgunlaşması 3 seneyi bulur. Sabırlı olun. Oyundan başka bir şey düşünmediği için ona kızmayın.

..ve her şeyden; ama her şeyden önce köpeğin hatalarını cezalandırma değil doğru davranışlarını ödüllendirme anlayışına dayalı bir eğitim programı uygulayın. Disiplinden vazgeçmeden ikinizi de mutlu edecek olaylara onu yönlendirirken davranışlarını okuyarak hata yapmasına en baştan fırsat verecek ortamlardan onu uzak tutun.

Yavru köpek bakımı özellikle de yaşamlarının ilk 1-1.5 yılını alan sabırlı ve tutarlı bir eğitim ve kontrol gerektirir. Onun hayatınıza tam anlamıyla uyum sağlamış bir dosta dönüştürmek istiyorsanız bu şansı ilişkinize en baştan tanımaya kararlı olmalısınız.
http://www.sayfamiz.com/makale3.asp

KÖPEK BAKIMI

SERT MİZACIN DEĞERLENDİRİLMESİ

DOMİNANTLIK, SALDIRGANLIK VE VAHŞİLİK ARASINDA FARK VARDIR.
Belirli alanlarda çalışan insanlar kendilerinin bildiği terimlerin işin ehli olmayan insanlarca yanlış kullanılmasına engel olamayabilir. Tanımların doğru yapılması teşhisleri, dolayısıyla da sorunlarla akılcı yolla başa çıkmaya fırsat tanır.
KARAKTER
Köpeğin karakteri onun diğer insan ve hayvanlara olan genel tavrıdır. Karakter kalıtsal olmasına rağmen çevresi tarafından büyük ölçüde etkileşim halindedir. Dominant karaktere sahip bir yavru, sahibinin tutumuna ve onu eğitebilme yeteneğine bağlı olarak kendine güvenen ve dışa dönük bir köpek olabileceği gibi çevresini domine eden ve saldırgan bir köpeğe de dönüşebilir.
SOSYALLEŞME
Sosyalleşme yavru köpeklerin diğer canlılar ve yeni durumlara alışması ve uyumlu davranmasının öğretilmesidir. En basit haliyle, resesif bir yavru beton kennel ortamı dışında hiç bir yüzeyde yürüme imkanı tanınmadıysa diğer zeminlerde hareket etmekten korkabilir ya da dominant bir yavru erken yaşta etrafta bağırışan kısa boylu insanlara alıştırılmadıysa çocuklara karşı saldırganlık gösterebilir.
SALDIRGANLIK
Saldırgan davranış, genellikle uyarı hırlaması ya da vücut dilinin sertleşmesiyle başlayan daha sonra dişlerin de devreye girdiği bir çeşit saldırı olarak kendini gösterir. Köpekler bölgelerini ya da sahip olukları şeyleri korurken hayvan ve insanlara karşı saldırganlık gösterebilirler. Saldırganlığın nedenleri kolaylıkla tanımlanabilmesine rağmen diğer canlıların hayatını tehdit edici noktaya gelebileceğinden bu davranış kesinlikle kontrol altına alınmalıdır.
DOMİNANTLIK
Dominant davranışlar bazı ırkların yanı sıra zeki ve bağımsız köpeklerde gözlemlenebilir. Dominant köpeklerin istediklerini elde etme konusunda inanılmaz bir kendine güvenleri vardır. Dominant köpekler çocuklara itaat etmeyi reddeder ve yumuşak huylu erişkinleri sert bir bakış, hırlama ya da kısa bir vücut kontrolü ile hakimiyetleri altında tutarlar. İtaat eğitimi ile bu davranış kontrol altına alınarak köpeğin liderliğinizi görmezden gelemeyeceği hatırlatılmalıdır.
RESESİFLİK
Resesiflik davranışlar, çekingenlik ve diğer insan ve köpeklere kolaylıkla boyun eğme olarak kendini gösterir. Resesif köpekler heyecanlandıklarında ya da korktuklarında idrar dahi kaçırabilirler. Orta derecede resesif köpekler azarlandıklarında kendilerini güvende hissetmek için sahipleri ile fiziksel kontak içinde olmaya gereksinimleri vardır. Şiddetli resesif köpekler göz kontağından kaçar ve özellikle çocuklar tarafından köşeye sıkıştırıldıklarında korkudan ısırabilirler. Resesif köpeklerin hafif bir disipline, ve bol miktarda kendine güven kazandırılmasına gereksinimi vardır.
VAHŞİLİK
Vahşilik, diğer hayvan ve insanlara nedensiz saldırı olarak tanımlanabilir. Ne yazık ki dominantlık, saldırganlık, resesif saldırganlık (korku kaynaklı ısırma) ve vahşilik arasındaki farkı görmek çoğu insan için güçtür.
YAVRULAR
Davranış, 0-10 arası bir değerlendirme skalasında ifade edilse resesiflik 0-5 arası; dominantlık ise 6-8 arasında bir yer teşkil eder. Aşırı çekingenlik 2, korku 1, saldırganlık 9 ve vahşilik 10 'dur. Yavrular orta derecede resesif ve dominatlık arasında gidip gelebilir. Üretici dominant bir yavruyu sakinleştirerek ya da resesif bir yavrunun kendine güvenini güçlendirerek ürettiği yavruları yeni hayatlarına uygun şekilde hazırlayabilir.
Sahiplerinin ellerini dişleyen bir yavru ne saldırgan ne de vahşidir. Ancak muhtemelen dominanttır ve bu davranışların kabul görmeyeceği ona uygun yöntemlerle öğretilmelidir. Isırıldığınızda acıklı bir "Ahhh!" sesi çıkardıktan sonra onu bir süre yalnız bırakarak oyuna son verebilirsiniz. Eğlence anlayışının tarafınızca kabul görmediğini ve daha uygun yöntemler kullanması gerektiğini zamanla anlayacaktır. En önemlisi de dominant yavruların oynarken aşırı heyecanlandırılmaması ve ısırmadan oynadığında ödüllendirilmesidir.
Yavrulara bu davranışları nedeniyle asla bağırılmamalı ya da fiziksel olarak cezalandırılmamalıdır. Bağırma heyecanı arttırırken vurmak köpeği saldırganlığa ya da korkuya yöneltebilir.
Kardeşlerine hırlayıp havlayan bir yavru onlara saldırmaktan çok baskın karakterini kabul ettiriyordur. Yavrular bu durumda nadiren birbirlerini incitirler. Bu durumda birbirlerini çok sık göreceklerse kendi aralarında hiyerarşik bir sürü düzeni kuruncaya kadar fazla müdahele etmemek daha akıllıcadır.
Pek çok köpek ırkı, özellikle iş köpekleri ve terrierler, dominant karaktere sahiptir. Bazı insanlar bu ırkların yavru ya da genç köpeklerinin sergilediği her türlü haylaz itiş kakışı saldırganlık ya da vahşilik kanıtı olarak görür; ama gerçekte yanılırlar. Ne yazık ki, iddaları ile akıllara bir kaç ırk hakkında yanlış resimler çizilmesine neden olmaktadırlar. Dominant karakterli ırklar, mülkleri, insanları ve çiftlik hayvanlarını koruma, donmuş tundralarda kızak çekme ve vahşi av hayvanları avlama görevlerini yerine getirebilmek için bağımsız, cesur ve zeki olarak üretilmişlerdir.
Dominantlık bu özelliklerin bir yan ürünüdür. Saldırganlık ve vahşilik antisosyal ya da dengesiz davranış ile ilintilidir.
Resesif karakterli ırklar en fazla aranan aile köpekleridir. Bu ırklar insanla ve muhtemelen diğer hayvanlarla da uyum içinde çalışmak için üretilmiştir ve bu nedenle insanın üstünlüğünü kolaylıkla kabul ederler.
Sonuç olarak, bazı ırklar genel olarak dominant olmalarına rağmen bireyler arasındaki dominantlık ve resesiflik arasında hala daha farklar vardır. Örneğin, dominant bir Akita ya da Rottweiler, dominant bir Labrador Retriever'dan çok daha fazla otoriterdir. Bunun yanı sıra, resesif bir Labrador, resesif bir Akita ya da Rottweilera kıyasla doğal olarak daha hassas ve yumuşak huyludur.
Alıntıdır

KÖPEK EĞİTİMİ

İyi Bir Eğitmen Nasıl Seçilir?

Piyasada profesyonel köpek eğitmeniliğiyle ilgilenen pek çok insan olduğundan kimin gerçekten bu niteliği taşıdığına karar vermek güç bir iştir. Profesyonel bir köpek eğitmeni seçmede karar vermenize yardımcı olmak için Amerikan Köpek Eğitmenleri Ağı aşağıdaki kriterlerin aranmasını tavsiye etmektedir.

Doğru Referanslar: Veteriner hekiminiz ya da diğer iyi eğitmenlerden aldığınız tavsiyeleri değerlendirin (Türkiye'de ne yazık ki bu konuda resmi bir çatı olmadığından güvenlir bir referans kaynağına ulaşmak pek mümkün değildir).

Geniş Tecrübe: Eğitmenlikteki geçmiş tecrübesi, uzmanlık alanı ve süresi hakkında sorular sorun. Sorularınız kesinlikle cevaplanmayı hakkettiğinden asla çekinmeyin.

İnsani eğitim metodolojisi ile nazik ve etkili yöntemler: Doğru eğitmenler köpeğin genel sağlığı konusuyla da ilgilidir. Sert ve tacizkar eğitim metodlarının gereksiz ve karşı tepkiye yol açıcı olduklarının bilincindedir.

Köpeğe sonsuz sevgi ve sadakat: Bu önemli özelliği taşıyan bir eğitmenle karşılaştığınızda bunu hissedersiniz. Köpeklerle birlikte yaşama ve çalışma fırsatı, bu insanı diğerlerinden farklı kılacaktır.

Geniş Davranışsal Bilgi: Kendini adamış köpek eğitmenleri sürekli hayvan davranış kursu, konferansı ve seminerlerine katılarak bilgilerini günceller.

Doğru Eğitim ve İletişim Becerisi: Bu yeteneğe sahip köpek eğitmeni öğrenme sürecini hızlandırıp keyifli bir hale sokar.

Eğlence Anlayışı: Eğtim köpek ve sahipleri için eğlenceli olmak zorundadır. Olumlu bir tutum ve biraz gülümsemeyle çok yol alınabilir.

Paradan Önce Etik: Köpek eğitiminde parasal kar ana motivasyon kaynağı mı? Bu eğitmenin yaptığı her şey para kazanmaya yönelik mi? Maddi başarı çok önemli olsa da etik önde gelmelidir.

UYARI

Kolaylıkla herkes kendine köpek eğitmeni ya da davranış bilimcisi diyebilir. Gazete ilanları, abartılı ifadeler gözünüzü boyamamalıdır. Her eğitmen gerektiğinde sıfatlarını resmi olarak kanıtlayabilmelidir. Ünlü eğitmenlerle çalıştığını söyleyen pek çok kişi aslında verdikleri iki saatlik semineri dinlemiş ya da bir kaç hafta yanında çalışmış çıkmaktadır. Ayrıca sürekli ünlü insanların köpeklerini eğittiğini söyleyerek size onları referans gösteren biri de yıldızların arkasına saklanmış biri olabilir. Bu onun tecrübeli ve iyi bir eğitmen olduğunu kanıtlamaz.
Makale-alıntıdır.

KÖPEK TÜRLERİ " SPOR KÖPEKLERİ "

UÇAR AVI KÖPEKLERİ

Uçar avı köpeklerini öncelikle iki katagoriye ayırmak gerekir.

1- Avı arayıp bulan köpekler (pointer, setter, spaniel ve diğerleri)

Bu köpekleri de avı bulduktan sonra kaldırış şeklileri nedeniyle ikiye ayırabiliriz.

a- Fermalı (pointing) köpekler: Bu türe giren köpeklerin (pointer, setter ve brittany spaniel) özellikleri avı bulduklarında hareketsiz durmaları, avcıyı beklemeleri ve avcının komutu üzerine avı kaldırmalarıdır.

b- Fermasız (flushing) köpekler: Bu türe giren köpeklerin özellikleri ise (brittany spaniel haricindeki spanieller) avı bulduklarında avcının komutunu beklemeyip avı hemen kaldırmalarıdır. Bu köpeklerin fermalı köpeklere karşı avantajı kendi tabiatlarında olan avcıdan açılmamalarıdır. Avı bulunca beklemesele rde avcıya yakın av aradıkları için avcının avı vurmasına fırsatı vardır.

2- Vurulmuş avı bulup getiren köpekler (retriever)

Bu tür köpekler genellikle su kuşları (waterfowl) avında kullanılırlar. En tanınmışları Labrador Retriever’lardır. Görevleri sadece vurulan avı bulup getirmeleridir. Yumuşak ağızlı köpeklerdir avı getirirken sıkarak zedelemezler. Soğuk hava şartlarına ve suya dayanıklı köpeklerdir. Saatlerce sıkılmadan güme içerisinde bekleyip gün boyunca vurulan avı getirebilirler.

Bu sınıflandırmalar her ne şekilde böyle yapılsa da, avcının köpeğini eğitmesiyle bu köpekler değişik şartlarda da kullanılabilir. Örneğin Amerikalılar Labrador retriever’lara fermayı öğretmişler ve artık Pointing-Labrador denilen ve fermalı olan bir grup Labrador retriever bazı kennel’larda üretilmekte ve avcılar arasında kullanılmaktadır. Ayrıca bugün fermalı köpeklere esas amacı bu olmamasına rağmen vurulan avı bulup getirmeleri öğretilmiş ve bu köpeklerde retriever’lar gibi vurulan avı bulup avcıya vermekteler.

Uçar avı köpekleri:

brittany spaniel
drentse partridge dog
english setter
german long-haired pointer
german short-haired pointer
german wire-haired pointer
gordon setter
hungarian vizsla
irish setter
italian spinone
large munsterlander pointer
pointing white - haired griffon
spaniel (english springer)
spaniel (field)
spaniel (irish water)
spaniel(sussex)
spaniel(welsh springer)
weimaraner
retriever(chesapeake bay)
retriever(curly coated)
retriever(flat-coated)
retriever(golden)
retriever(labrador)
setter red-and-white
small munsterlanderüspaniel(american cocker)
spaniel(clumber)
spaniel(cocker)

29 Haziran 2008 Pazar

PANSİYON KÖPEKLERİMİZ






LUCKY:)
2 yaşında güzel bir dişi GSD
NİNA ile aynı evi paylaşıyorlar.

PANSİYON KÖPEKLERİMİZ





Sevgili NİNA

13 yaşında,çiftliğimizdeki en güzel golden retriever lardan biri.
uzun ve sağlıklı yıllar diliyoruz.

KÖPEK TÜRLERİ " SPOR KÖPEKLERİ "

SPOR KÖPEKLERİ

Görev Köpekleri

Köpekler ataları olan kurtlarla çok sayıda ortak davranış modelini paylaşırlar. Bizler, bilinçli olarak bu davranış modellerinden bazılarını baskılayıp, bazılarını da destekleyerek dostlarımızı sahip olmalarını istediğimiz özelliklere göre şekillendiririz. Av köpekleri, insanlarla uyum içinde arkadaşça bir birliktelik kurmak üzere yetiştirilirken, asayiş köpeklerinden şüpheli ve saldırgan olmaları beklenir. İçgüdüsel olarak köpekte var olan davranış modellerinin bazıları verilen eğitim ile desteklenirken, bazılarını da baskılamak mümkündür.

Köpeklerin Evcilleştirilme Süreci

Canis Lupus Familiaris'in (evcil köpek) atası kurttur. Her ne kadar bazı davranış modelleri nedeniyle altın renkli çakalın (canis aureus) da evcil köpeğin atası olabileceği ileri sürülmekteyse de, kurt ve çakallar doğada melezlenemediklerinden tek başına çakalın evcil köpeğin atası olması mümkün görülmemektedir.

Günümüzde çok farklı amaçlar için insanlarla birlikte çalışan ve onlara yardımcı olan köpeklerin bu görevlerini yerine getirirken; önemli bazı yeteneklerini ortaya koydukları şüphe götürmez bir gerçektir. Bizler onları belli görevleri gerçekleştirmek üzere seçici olarak yetiştirmekteyiz. Çoğu zaman hangi türün hangi görev için uygun olduğunu önceden tahmin etmek de mümkündür.

Esas soru ne kadar süre önce ve neden köpeklerin iş ortaklarımız olduğudur.

Bu sorunun cevabını bulmak için antropolojinin verilerinden faydalanılmaktadır. Köpek türlerinin geçmişi hakkında bir şeyler öğrenmek aslında geçmişte yaşamış insanlar hakkında öğrenmek istediklerimizi araştırırken kullandığımız yöntemlerin aynısını kullanmayı gerektirir. Bu çerçevede köpeklerin atalarının nerelerde yaşadıkları, nasıl göründükleri ve ne gibi bir değişim geçirdikleri büyük önem kazanır. Arkeolojik çalışmaların ne şekilde yorumlandığına çarpıcı bir örnek bir Roma şehri olan Pompeii'de bulunan ve bir çocuğu korumaya çalışacak şekilde onun üzerine yatmış bir köpeğin kalıntılarıdır. Sadece bu kalıntı bile 1900 yıl önce köpeklerin koruma içgüdüleri ile tanışılmış olduğunu göstermektedir. Diğer arkeolojik kazılar köpekler ile insanların birlikteliklerinin en azından 14000 yıl önceye dayandığını kanıtlamaktadır. Birçok uzman köpeklerin ilk evcilleştirilen hayvanlar oldukları konusunda hem fikirdir. Çoğunlukla da 14000-15000 yıllık bir evcilleştirme geçmişi üzerinde fikir birliğine varıldığı söylenebilir. Fiziksel fosil incelemeleri sonucunda da ilk evcil köpeklerin bugünkü kadar çeşitli olmadıkları düşünülmektedir. 6500 yıl öncesine dayanan kazılardan elde edilen sonuçlara göre beş temel tür olduğu bilinmektedir. Eski Roma üzerine yapılan tarihsel çalışmalar, mitoloji ve efsanelerden elde edilen bilgilere göre de Romalıların köpekleri korumaya yönelik ve askeri amaçlarla kullandıklarını gösterir bazı veriler bulunmaktadır.

Osmanlı Devletine ait resmi kayıtlarda da köpeklerin kullanımına ve hatta eğitimine ilişkin belgelere rastlanılmaktadır. Bu dönemde toplulukların kontrol altına alınmasında, görev köpeklerinin kullanıldığı bilinmektedir, ancak modern anlamda köpeklerin güvenlik hizmetle-rinde kullanımının ve günümüz şartlarındaki görev anlayışının 2. Dünya Savaşı ve devamında ortaya çıktığı, ülkemizde ise bu faaliyetlerin, 80’li yıllarla ivme kazandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Orhan Yılmaz'ın, "Kangal Köpeği" adlı kitabında; "Köpek evcilleştirilen ilk hayvan olarak ele alınır. İ.Ö. 3000 ya da 2000 yıllarından kalma Eski Mısır resimlerinde zarif av köpekleri (Saluki-iran Tazısı), güçlü çoban köpekleri (Mastiff) ve hatta küçük ev köpekleri görülmektedir. Ayrıca eski Mısır'ın kutsal köpek mezarlarında, tazı ve bazı melez küçük köpek ırklarının iskeletleri bulunmuştur.

Köpeklerin insana yakın maymun türleri ile kıyaslandıklarında, insanların iletişimsel sinyallerini algılama açısından, daha ileri bir düzeyde olduklarını gösteren bazı bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar yiyeceklerin saklandıkları yerin insanlar tarafından iletişimsel bazı işaretler (gözle işaret etme, yemek kabı üzerine belirleyici bazı işaretlerin konması vb) ile gösterildiğinde köpekler tarafından maymun türlerine kıyasla daha doğru ve hızlı bir şekilde bulunabildiğini göstermektedir. Köpeklerin atası olarak kabul edilen ve küçüklüklerinden itibaren insanlar tarafından beslenen kurtlar üzerinde yapılan çalışmalarda böylesi bir başarı elde edilmemiştir. Oysa insanla sınırlı ilişki ile büyütülen birkaç haftalık evcil köpek yavruları bile iletişimsel mesajları yorumlamada kurtlar ve şempanzelere göre daha başarılı olmuştur. Bu bulgular ışığında evcilleştirme süreci boyunca köpeklerin belli sosyal ve zihinsel yetenekler yönünden seçilerek avantaj kazandıkları ve bu şekilde de insanlarla diğer hayvanların kuramadığı özel bir iletişim kurabilir hale geldikleri söylenebilir. Bir diğer değişle "evcilleştirme süreci köpeği insanlaştırmıştır". Bunun sebebi de gayet açık; insanoğlu yalnızca kendi davranışlarını kavrayan, saldırgan olmayan ve sadık türleri seçmiştir.

Neden Köpekler?

Köpekler, eğitilebilirlikleri, oyunculukları, bağlılıkları ve akıl almaz koku alma yetenekleri sebebiyle birçok önemli görevde insanlarla birlikte çalışmak üzere tercih edilmektedir. İnsanlardan defalarca güçlü olan koku alma duyuları görevlerini gerçekleştirirken kullandıkları en önemli avantajlarıdır.

Canlıların koku alma özelliklerini belirleyen iki temel faktörden birincisi sahip oldukları koku alma hücrelerinin, ikincisi ise bu koku alma hücrelerinin etrafında ki sillerin sayısıdır. insanların her bir koku alma hücresinde 6-8 sil bulunurken, bu sayı köpeklerde 100-150 civarındadır. Bunun yanında insanda 5 milyon koku alma hücresi bulunurken, köpekte farklı ırklarda değişiklikler görülmekle birlikte 150-250 milyon civarında koku alma hücresi bulunmaktadır. Tüm bu özelliklerin yanında bir de köpeklerin ağız içinde, üst damaklarında vomeronasal organ ya da "Jacobson organı" da denilen farklı bir yapı yer alır. Köpeklerin çiftleşme dönemleri ile ilgili önemli bir fonksiyonu olduğu düşünülen bu organın köpeklerin koku alma duyusunu güçlendirecek bir etkisi olduğu da düşünülmektedir.

Koku alma özellikleri açısından, köpekleri üstün kılan esas özellik koku almadaki hassasiyetlerinden çok, kokular arasında ayrım yapabilme yetenekleridir. "Koku ayrımı" yeni bir kavram değildir. Bu konudaki yazılı ilk doküman M.Ö. 272-300'lü yıllara dayanmaktadır. Bu dokümana göre, "O dönemde bir köle bilinmeyen sebeple ıssız bir yolda iki adam tarafından öldürülür. Adamın köpeği olay anında yanındadır ve tek tanıktır. Köpek sahibinin cesedinin yanından ayrılmaz. Günler sonra bölgeden geçen kral, ceset ve yanındaki köpeği görür ve adamlarına cesedi gömüp, köpeğini de yanına getirmelerini söyler. Geçen uzun süre sonunda yeni sahibine alışan köpek bir gün askerleri denetlemeye kralla birlikte gider ve kışlada sebepsizce iki askere saldırır. Köpeğin elinden zorla kurtarılan iki adam korkuyla suçlarını itiraf eder".

Eğitime Alınacak Köpeklerde Aranılacak Olan Özellikler

Yavru köpek, kaldığı barınağından, dışarıya çıkartıldığında, 5 ile 7 haftalıktır. Bu insanlarla ve diğer köpeklerle ilk karşılaşmasıdır. Sonraki yaşamında karşılaşabileceği her türlü çevre koşullarına önceden hazır hale getirilmesi ve sosyalleştirilmesi, köpeklerin eğitilmesinin en önemli aşamalarından biridir. Sosyalleştirme dönemi özellikle 7-14. haftalar arasında son derece önemlidir. Burada bahsedilen aslında yavru köpeklerin, farklı ortamlara (taşıtlar, binaların iç bölümleri ve açık alanlar) alıştırılması ve bu farklı ortamlarda aynı ortak davranışları sergileyerek, korkmadan ve herhangi bir şekilde strese girmeden, rahat hareket edebilmelerinin sağlanmasıdır. Sosyalleşme sürecinde yavru bazı özellikleri açısından da dikkatle gözlenir. Kendine güven, kontrol edilebilirlik, farklı sesler ve kişilerle karşılaşmada panik yaşamama, agresiflik, konsantrasyon yeteneği ve fiziksel sağlık koşulları eğitim öncesi yavruda temelden olması beklenen özellikler arasındadır. Bunun yanı sıra bir yavru köpeğin yetişkin görev köpeği olabilmesi için doğumunu takip eden; 7., 8., 12., haftalarda, ve 4., 7., 9., 12. aylarda yapılan seçim testlerinin tamamından başarı ile geçmesi gerekmektedir.

Görev köpeklerinin önemli bir bölümünü oluşturan arama köpekleri sosyalizasyon ve sağlık açısından olduğu kadar, her­hangi bir oyun materyali olarak kullanılan oyuncaklar (tenis topu, lastik boru, plastik boru v.s.) ile oynama istekleri açısından da test edilirler. Yurtdışında köpek eğitmenlerine sorulan sorular ile gerçekleştirilen bir anket çalışmasında "Arama Köpek”lerinde bulunması gereken ideal ve temel özelliklerin neler olabileceği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma sonucunda ortaya çıkarılan en önemli on özellik aşağıda sıralanmıştır.

-Koku alma duyusundaki gelişmişlik

-Görülmeyen bir nesneyi bulmak için duyulan içgüdüsel istek

-Sıhhat

-Sadece koku alma duyusunu kullanarak bir objeyi arama eğilimi

-Dayanıklılık Ödüllendirilme yolu ile öğrenme yeteneği

-Odaklanma (dış etkenlerden etkilenmeme)

-Çeviklik

-Tutarlılık

-Bir şeyin peşine düşme, takip motivasyonu


Bu özellikleri açısından değerlendirilerek eğitim için seçilen yavrular, hayatlarının bundan sonraki dönemlerinde gerçekleştirecekleri birbirinden önemli görevleri yerine getirmek üzere eğitim alarak, branşları doğrultusunda bir takım yetenekler kazanır.

Kaynak : Paralel Dergisi Temmuz-Ağustos 2007

Görev köpekleri:

alaskan malamute
anatolian dog
australian cattle dog
bearded collie
beauceron
belgian shepherd dog
bernese mountain dog
border collie
bouvier des flandres
boxer
briard
bullmastiff
collie
doberman
eskimo dog
estrela mountain dog
great dane
germen shephard dog
hovawart
hangarian kuvasz
hungarian puli
komondor
lancashire heeler
maremma sheepdog
mastiff
newfoundland
norwegian buhund
old english sheppdog
polish sheepdog
portuguese water dog
pyrenean mountain dog
rottweiler
saint bernard
samoyed
shetland sheepdog
siberian huskie
swedish vallhund
tibetan mastiff
welsh corgi

KÖPEK IRKLARI " ÇALI KÖPEĞİ - SPEOTHOS "

Çalı köpeği (Speothos venaticus), Orman köpeği olarak da bilinir, köpekgiller (Canidae) familyasından, Panama'dan Paraguay'a kadar uzanan bir bölgede çalılık ve ormanlık alanlarda yaşayan ve çok nadir rastlanan bir tür.






Özellikleri :Kaba bir tipi vardır ve bacakları kısadır. Kulakları da kısa ve yuvarlağımsıdır. Ayakları geniş ve kuyruğu kısadır. Çalı köpeğinin dişleri diğer köpekgiller de olduğu kadar iyi gelişmemiştir ama yinede çok kuvetli ısırabilir. Sansargiller familyasının bazı üyelerine benzer.


Yaşam şekli : Çalı köpeğinin davranışları neredeyse hiç araştırılmamıştır. Sayıları 10'a kadar varabilen bir sürü oluşturup kendilerinden daha büyük hayvanları avladıkları bilinir. Bu av esnasında uluyarak birbirleri ile iletişim kurarlar.

Çalı köpeği ayrıca, iyi bir yüzücü ve dalıcıdır. Hayvanat bahçesinde tutulanların üzerinde yapılan izlenimlere göre, yavruları emziren dişi, erkek tarafından beslenir ve yavruları hiçbir zaman yemek için birbirleri ile kavga etmezler.



Bilimsel sınıflandırma
Alem: Animalia (Hayvanlar)

Şube: Chordata (Kordalılar)

Sınıf: Mammalia (Memeliler)

Takım: Carnivora (Etçiller)

Alt takım: Caniformia (Köpeğimsiler)

Familya: Canidae (Köpekgiller)

Oymak: Canini (Asıl köpekler)

Cins: Speothos
Lund, 1839
Tür: S. venaticus

http://tr.wikipedia.org

KÖPEK IRKLARI " AFRİKA AV KÖPEKLERİ "

KAP AV KÖPEKLERİ



AFRİKA av köpekleri» veya «Kap av köpekleri» (Lycaon), Büyük Sahra'nm güneyindeki çalılık alanlara dehşet saçarlar. On beş veya on altı başlık sürüler halinde avlanan bu kurt görünüşlü av köpekleri daha çok antilopların küçük tiplerini avlarsa da, bazen aynı hayvanın daha iri türlerini de kovalayıp öldürürler.
Ufukta bir av köpeği sürüsünün görünmesi o bölgedeki hayvanlar için «Kaç!» işareti yerine geçer. İhtiyarlık veya hastalık sebebiyle arkada kalan herhangi bir hayvan,
sürü tarafından pek kısa zamanda yenilip yutulur. Aç sürüler hayli uzak yerlere giderler ve devamlı hareket halindedirler. Bir günden uzun olmayan molalarla bölgeden bölgeye geçerler. Bir süre sonra aynı bölgeye dönüp yağmalarına devam ederler.
Kap av köpekleri usta yüzücülerdir. Fakat belki de timsahlardan korktukları için, derin sulardan geçmeye çekinirler. Antilop, düşmanının bu huyunun farkında olduğu için, sürü tarafından kovalandığı vakit, bir sürüegenin seneleri arasında can vermek tehlikesini göze alarak suya atılır.
Ürkek antilop bazen sürüyü daha görmeden önce sesini duyar.Zira Kap av köpekleri yol alırken «hoho» ya benzer yumuşak bir ses çıkararak aralarında haberleşirler. Bu müzikal ses özellikle gün doğarken bir sürünün dağılmış üyeleri birbirlerini çağırırken duyulur. Kap av köpeği'nin iki sesi daha vardır: Şaşkınlık anlamına gelen keskin ve hiddetli bir havlayış ve maymunların gevezeliğini hatıra getiren geceye mahsus bir çağın daha.
Mart ayı sıralarında çiftleşme zamanı gelip çattığı zaman, sürü dağılır ve üyeler soylarını üretme işiyle meşgul olurlar. Bu maksatla çalılarla çevrili ve suya yakın terkedilmiş yer domuzu inlerini seçerler. Bunları temizleyip genişletirler ve kuru otlarla astarlarlar.
Yavrular, çiftleşmeden iki ay sonra bu köpek şehrinde dünyaya gözlerini açarlar. Bir batında ikiden altıya kadar yavru doğabilir. Birkaç dişinin, yavrularını aynı inde dünyaya getirdikleri görülmüştür. Küçükler yemek yiyebilecek kadar büyüyünce, annelerinin sindirerek kustuğu besinlerle beslenirler.
Kap av köpeğî'ne bilimsel ad olarak «Lycaon» un seçilmesinin ilginç bir sebebi vardır. Yunan Mitolojisi' nde bu adı taşıyan bir kral vardı. Tanrı'ların tanrısı Zeus, bir gün insan kılığına girerek onun ziyaretine gelmiş, misafirinin bir tanrı olup olmadığını tayin etmek isteyen Lycaon. da onun önüne insan etinden hazırlanmış bir yemek koymuştu. Zeus de, bu kabahatinden ötürü Lycaon'u cezalandırmak için onu kurt şekline sokmuştu.
Kap av köpeğinin birçok davranışları kurdunki gibidir.Küçük bir kurt iriliğindeki (uzunluğu 120 santimdir) bu kuvvetli hayvanın uzun bacakları, iri bir kafası, kudretli çeneleri ve oldukça uzun, tüylü bir kuyruğu vardır. Sık ve kaba tüyleri kaplumbağa kabuğu rengindedir, fakat postunun şurasında burasında karışık sarı, siyah ve beyaz lekeler göze çarpar. Hayvan bazen tamamiyle siyah da olabilir. Uzun ve oval kulakları sırtlanınkine benzer, bundan ötürü bu köpeğe bazen »sırtlan köpek» de denilir.
Arslanlar bu köpeklerin en büyük ve tabiî düşmanlarıdır. Koca bir sürü bazen bir arslan ailesinin önünden deli gibi kaçışır. İnsandan da korkmayı öğrenmiş olmaları gerekirdi, fakat bir insan görünce kaçacaklarına merakları baskın çıkar. Bundan ötürü de vurulmaları kolaydır. İnsanlara saldırdıkları pek duyulmamıştır.
Kap av köpekleri dokuz veya on yıl yaşamaktadırlar. Kurtlar gibi onlar da insanların kalabalık oldukları yerlerden yok olmuşlar ve Afrika'nm yalnız uzak ve ıssız bölgelerinde kalmışlardır.

http://www.hayvanansiklopedisi.com/Kap-Av-Kopekleri.html

KÖPEK IRKLARI " ASYA YABAN KÖPEĞİ "

Asya yaban köpeği (Cuon alpinus), Kızıl köpek olarak da bilinir, köpekgiller (Canidae) familyasından Asyada yaygın olan bir yaban köpeği türü. Köpekgiller familyasında kurt ve Afrika yaban köpeği gibi büyük sürüler oluşturup, sürü halinde ava çıkan üç türden birisidir.
Kısa zaman önce Türkiye'nin kuzeydoğusunda görüldüğüne dair haberler yayılmışdır.


Özellikleri
Asya yaban köpeği, 1 metre (+45 cm kuyruk) uzunluğa, ayakta dururken 45 cm boya ve 20 kg ağırlığa varır. Kızıl-kahverengi ve kavuniçi arasında değişen renklere sahiptir. Alt kısmı beyaz, kuyruğu ise vucudundan daha koyu renk ve kuyruğunun ucu siyah olur. Diğer köpekgiller ile arasında en mühim ayrıcalığı, 42 diş yerine sadece 40 dişi olmasıdır.

Yayılım ve yaşam alanı



Asya yaban köpeği birçok farklı iklimleri kendine memleket edinmişdir. Böylece Altay dağlarından Mançurya'a kadar, güneye doğru Hindistan ve Endonezya'ya kadar yaygındır. Türkistan ve Moğolistan'da neredeyse tamamen yok olmuştur. Son yıllarda Orta Asya'da; Kazakistan, Kırgizistan, Tacikistan ve Rusya'dan Asya yaban köpeğinin izlenildiği hakkında haberler görülmemiştir. Çin'de ve Tibet'de birbirlerinden kopuk ufak populasyonların bulunduğu bilinmektedir. Hindistan ve diğer güneydoğu Asya ülkelerinde de tehlike altındadır. IUCN'ye göre Asya yaban köpeğinin nesli tükenme tehlikesi altındadır, ve dünyada toplam 2500 adet mevcuttur. Bu gelişmenin en mühim sebebleri, yaşamak için ihtiyaci olduğu alanların tahrip edilmesi ve kendisine ev köpeklerinden geçen hastalıklara karşı dayanıksız olmasıdır.
Kısa zaman önce Türkiye'nin kuzeydoğusunda Asya yaban köpeği görüldüğü hakkında bir haber yayılmıştır.
Asya yaban köpeği ve kurtlar genelde birbirlerinden uzak durmaya çaba gösterirler. Bu yüzden kurtların ve Asya yaban köpeğinin yayıldığı bölgelerin arasında çok net sınırlar vardır. Kurtlardan farklı yanlarından birisi açık alanlardan ve çöllerden uzak durmaya çalışmalarıdır. Özellikle ormanlarda yaşamayı tercih ederler, ve bu konuda çam ormanları ile yağmur ormanları arasında ayrım yapmazlar.
Pleistozän çağında "Cuon" cinsinin Avrupa ve hatta Kuzey Amerika'da yaygın olduğu bilinmektedir.

Yaşam şekli
Asya yaban köpeklerinin grub içindeki sosyal davranışları, Kurt ve afrika yaban köpeklerinkine benzemektedir. Sürüleri genelde 5 ila 12 hayvandan oluşur. Görülen en büyük sürü 30 hayvandan meydana gelmişdir. Bir alfa-çift denilen erkek ve dişi sürünün başıdırlar, onların dışında hiç bir sürü üyesi çiftleşip yavru yapmaz. Dişi 60 gün süren bir gebelikten sonra 6-9 yavru dünyaya getirir. Sürünün tüm üyeleri bu yavruların bakımında yardımcı olurlar.
Avlama yöntemleri, afrika yaban köpeğinde olduğu gibidir, ama asya yaban köpekleri daha kısa bacakları ile afrika yaban köpeği kadar hızlı koşamaz. Sürünün 3 ya da 4 üyesi birlik olup bir hayvanı yorulup yavaşlıyana kadar kovalarlar. Ve koşarken bir kaç köpek birden avlanan hayvanının üzerine atlayıp ısırırlar. Ama isabetli bir öldürme ısırıkları olmadığı için, dize getirdikleri av hayvanını bazen canlı canlı yemeye başlarlar.
Avladıkları çoğu hayvanlar kendilerinden çok daha büyüktür; geyik, ceylan, dağ keçisi, yaban koyunu, yaban domuzu ve hatta Gaur(?) ile aksis geyiği tercih ettikleri av hayvanlarıdır. Bunun yanında kemiriciler, leş, böcekler ve ara sıra bitkiler ile de beslenebilirler.
Asya yaban köpeğinin insanların haricinde pek düşmanı yoktur. Sürünün içinde hatta bir ayıya ya da leopara saldırıp onu yiyebilirler. Yeterince köpek biraraya gelince hatta bir kaplanı bile korkutup avını elinden alabilirler.
Asya yaban köpeği kendinden çok daha büyük hayvanları avlamasına rağmen belli sınırları vardır. Örneğin bir insana saldırmış olduklarına dair bugüne kadar hiçbir inandırıcı kanıt gösterilememişdir.
Vucut ölçüleri ve tüylerinin renkleri dikkate alınarak 11 adet alt türü kabul edilmişdir. Ama çoğu "alt türleri" belirlemek için az sayıda örnekler ele alındığı için, tüm alt türlerin geçerli olduğu kesin değildir. Tek kesin olunabilecek alt türü, diğerlerinden çok net farklılıklara sahib olan "Türkistan dağ kurdu"'dur (Cuon alpinus hesperius).

Cuon alpinus hesperius, Türkistan dağ kurdu; Güney-Sibirya, Doğu-Türkistan ve Kuzeybatı-Çin (Altay bölgesi ve Tienşan); uzun, açıksarı renkli tüyleri, beyaz renkli alt kısmı ve soluk renkli bir yanak sakalı vardır.
Cuon alpinus alpinus, Dağ kurdu; Doğu Rusya, Baykal gölü'nden Amur- ve Usuribölgesine kadar; Kahverengimsi-kızıl renkli, uzun tüylu. Ensesi gri ve ağzı koyu kırmızı.
Cuon alpinus javanicus, Yava-kızıl köpeği; Yava ve Panataya; kısa, açık kızıl tüylü.
Cuon alpinus sumatrensis; Sumatra; kısa, açık kızıl tüylü, yanaklarında koyu renkli bir sakalı vardır.
Cuon alpinus infuscus; Güney-Myanmar, Malaysiya, Thailand, ve Vietnam; koyu kahverengi tüylü, ve kafatasında farklı özellikler.
Cuon alpinus adjustus, Burma-kızıl köpeği; Kuzey-Myanmar ve Hindoçin; koyu kahverengi tüylü.
Cuon alpinus dukhunensis, Dekan-kızıl köpeği; Hindistan'da Ganges ırmağının güneyinde; Kırmızı tüylü, yanaklarında siyah sakallı.
Cuon alpinus primaevus; Himalaya bölgesi ve Nepal, Zikim, ve Bhutan; uzun, kızıl tüylü ve C. a. dukhunensis olarak, bacaklarının arasında uzun tüylü.
Cuon alpinus laniger; Kaşmir ve Güney-Tibet; tamamen sarı kahverengi bir rengi vardır.
Cuon alpinus fumosus; Batı-Sihuan, Çin, ve Moğolistan; gür, sarı kırmızı tüylü, koyu renkli sırtı ve gri renkli bir ensesi vardır.
Cuon alpinus lepturus, Kiangsi-dağ kurdu; Yangtse ırmağının güneyinde (Çin); bol, ve tamamen kırmızı tüylü.



Wikimedia Commons'da Asya yaban köpeği ile ilgili çoklu ortam belgeleri bulunur.

Wikispecies'de Asya yaban köpeği ile ilgili taksonomi bilgileri bulunur.



Durbin et al (2004). Cuon alpinus. Tehlike altında olan türlerin 2006 IUCN Kırmızı Listesi. IUCN 2006. 09 May 2006 tarihinde alınmıştır.
Dhole info
Wildhund info (englisch)

KÖPEK IRKLARINDAN " AVUSTRALYA YABAN KÖPEĞİ - DİNGO"




Dingo (Canis lupus dingo), köpekgiller (Canidae) familyasından Avustralya'daki tek etçil yaban hayvanı olan ve dünyanın başka hiçbir yerinde yaşayamayan yaban köpeği türü.

Eskiden yalnızca keseli hayvanların yaşadığı Avustralya'ya nasıl ve ne zaman ulaştığı bilinmeyen dingonun fosil kalıntıları, günümüzden 40.000 yıl öncesinden bu yana var olduğunu ortaya koymuştur. İri bir köpek boyunda, pas kızılı ya da açık kahverengi sık, yumuşak tüylü, ayakları ve kuyruk ucu beyaz bir hayvandır. Seyrek ağaçlı ormanlarda ve ovalarda yaşar; tek başına ya da sürü halinde avlanıp, kanguru, koyun vb. küçük hayvanlarla beslenir. Dişileri yer altındaki oyuklarda ya da ağaç kovuklarında 4-8 yavru doğurur. dingolar havlamaz, kesik kesik sesler çıkarıp, acı acı ulurlar. Avustralyada bulunan dingolar 10-12 kg ağırlığındadırlar.

Bilimsel sınıflandırma

Alem: Animalia (Hayvanlar)

Şube: Chordata (Kordalılar)

Sınıf: Mammalia (Memeliler)

Takım: Carnivora (Etçiller)

Alt takım: Caniformia (Köpeğimsiler)

Familya: Canidae (Köpekgiller)

Oymak: Canini (Asıl köpekler)

Cins: Canis

Tür: C. lupus

Alt tür: C. l. dingo


Trinominal adı
Canis lupus dingo
(Meyer, 1793)


Avustralya'da yaşadığı bölgeler



http://tr.wikipedia.org/wiki/Dingo

KÖPEK

Kurttan Kuçuya Köpeklerin Evrimi

köpeğin atası kurtla günümüz canis famillaris inin yüzlerce cinsinden biri olan maltalı, 14.000 yıldan kısa bir süre önce ortak atalarından ayrıldı. insanlar yabanıl köpekgilleri ilk evcil hayvana; uysal, eğitilebilir ve inanılmaz çeşitlikteki köpeğe dönüştürdü.
yaklaşık 12.000 yıl önce avcı-toplayıcılar, bugünkü israil topraklarında, elinde hayvan yavrusu tutan bir ceset gömdüler. bu yavru kurt mu köpek mi anlaşılmışır; her iki durumda da mezarda, köpeklerin evcilleştirilmesine ilişkin ilk fosil bulguları yer alıyor. bilimadamları bu sürecin 14.000 yıl önce başlamış olduğunu biliyorlar, ancak neden başladığı konusunda fikir birliğine varmış değiller. bir bölümü, insanların kurt yavrularını yanlarına aldığını; doğal seleksiyonun da daha az saldırgan olanları ve yiyecek için daha çok yalvaranları tercih ettiğini düşünüyor. diğer bir bölümüyse köpeklerin yeni bir yaşama ortamına, insanların çöplüklerine uyum sağlayarak kendi kendilerine evcilleştiklerini söylüyor. insandan çekinen ve çöp karıştırarak beslenen köpekgiller bu nişte (yaşama ortamı) yaşadı ve sonraki nesiller çok daha uysal hale geldi. biyolog raymond coppinger a göre "seçilmelerinin nedeni insana yakın yerde beslenebilme becerileri."
moleküller düzeydeyse değişen bir şey yok: kurtlarla köpeklerin dna yapısı neredeyse aynı. hiçbir canlı türü köpekler kadar çeşitlilik göstermez, raymond coppinger köpekleri biçim değiştiren varlıklar olarak adlandırır. bununla birlikte, bütün köpek cinsleri, ortak kökenlerinden kaynaklanan ortak özelliklere sahiptir. ilk köpekgiller insan yerleşimlerine uyum sağladıkça uysal bir yapı; eğitilebilirlik, kuyruk sallama ve çok renkli post gibi genetik olarak birbiriyle ilişkili birçok özellik geliştirdiler. artık büyük avlara ihtiyacı kalmayan köpeklerin kafatasları ve dişleri tüm bedenlerine oranla kurtlarınkinden daha küçük hale geldi. günlük besinlerini insan atıklarını yiyerek karşılayan köpekler; büyümek ve hayatta kalmak için daha az protein ve kalori gerektiren daha küçük beyinler geliştirdiler. sonuç, bugün sokaklardaki çöpleri karıştıran köpeklere benzeyen orta büyüklükte bir hayvandı. bu başlangıcın ardından, insanlar köpekleri bekçilik ve avcılık gibi yetenekleri nedeniyle seçip yetiştirdikçe ilk cinsler, insanların çok az müdahalesiyle ortaya çıkmış olabilir. çevre koşulları da ilk cinslerin biçimlenmesinde etkili oldu. örneğin soğuk iklimlerde kalın postlu iri köpeklerin yaşama ve üreme şansları daha fazlaydı. yüzyıllar içinde insanlar, hayvanları melezleştirmeye başlayarak doğada var olacak ve hayatta kalabilecek çok daha çeşitli biçimlerde köpekler yarattı.
köpeklerdeki değişiklik, cenin ve yavruyken gösterdiği gelişimin zamanlamasını, dolayısıyla köpeğin alacağı son biçimi etkileyen genler sayesinde mümkün olmuştur. kedilerinkinden farklı olarak yavru köpeklerin kafası yetişkinlere göre daha küçük olmakla kalmaz; oranlar açısından da farklılık gösterir. örneğin basık yüzü ve dışarıya çıkıntı yapan çenesiyle buldogun kafatası geç başlayan ve yavaş ilerleyen burun gelişiminin sonucudur. kafatasının geri kalanı, kısa burunla uyumlu olarak biçim kazanır. borzoinin ana rahmindeyken büyümeye başlayan burnuysa tam tersine uzun ve narindir. 1800 lerin ortasında köpek kulüplerinin kurulması, yeni türler konusunda insanları yüreklendirerek yapay seleksiyon sürecine hız kazandırdı.
1900 dan bu yana türlerin çoğu sırf görüntüleri için geliştirildi.
köpeğin kökeni: bundan sekiz milyon yıl önce abd nin büyük ovaları nın bulunduğu yerde epicyon denen güçlü bir köpekgil, bir otobura saldırır. yakınlarındaki eucyon sürüsü bir pekariyi kuşatır. iklimin soğumasıyla birlikte, büyük avlarının peşi sıra epicyon ve borophaginae alttakımının diğer üyelerinin di soyu tükendi. hem et hem de bitki yemeye uygun hale gelen dişleriyle çevresine uyum sağlayan eucyon hayatta kaldı. eucyon türleri eskidünya ya göçerek, evrimlerinin sonunda kurda dönüştü. 800.000 yıl kadar önce kurtlar arktik kuzey amerika ya geçtiler.
köpek nesli, bundan 37 milyon yıl önce kesici dişleriyle diğerlerinden ayrılan ve avlarını yere seren yırtıcılarla kuzey amerika da ortaya çıktı. ilk köpekgiller avrupa ya yedi milyon yıl önce ulaştı. ancak kurtların, kır kurtlarının ve çakalların da arasında bulunduğu çağdaş köpekgillerin ortaya çıkmasını sağlayan, dört ila altı milyon yıl kadar önce batıya doğru ilerleyen eucyon oldu.
evrimini insanoğlunun eşliğinde gerçekleştiren köpeğin, onsuz var olması da mümkün değil. köylerdeki çöplükleri karıştıran "vahşi" çoğunluk bile insana yakın yaşamaya bağımlı durumdadır. biyolog james serpell, köpekle insanın çok yakınlaştığını ve köpeklerin çoğu zaman diğer hayvanlardan ayrı olarak değerlendirildiğini yazıyor: "evcil köpek, bilinmeyen topraklarda, insanla insan olmayan arasında şüpheli bir noktada varlığını sürdürmektedir..ne insan ne de hayvan".
antik toplumlar köpekleri yaşayanlarla ölüler arasındaki haberciler olarak görürlerdi. köpekler günümüzde insan yaşamı için tehlikeli olabilecek deneylerde kullanılıyor.
1957 yılında laika adındaki köpek, sovyet sputnik 2 uydusunun içinde dünya yörüngesinde dönen ilk canlı oldu. laika, uzayda öldü. sovyetler daha sonra 1961 deki ilk insanlı uzay uçuşu için basınçlı uzay giysileri içindeki köpekleri 80 kilometre yukarıya gönderdiler. köpeklerin çoğu, belki de tümü hayatta kaldı.
Zeynep Akıllı - Yazar

28 Haziran 2008 Cumartesi

BASINDAN "Hayvanların anne karnındaki resimleri "








Hayvanların anne karnındaki gelişimi ilk kez görüntülendi. Bir belgesel için yapılan araştırmalarda kaydedilen görüntüler görenleri şaşkına çevirdi.
‘Animals in the Womb’ (Anne Karnındaki Hayvanlar) adlı belgeselin çekimleri için dünyanın dört bir yanından gelen uzmanlar veterinerlerle işbirliği yaparak memeli hayvanları anne karnında görüntülemeyi başardı.
3 boyutlu tarayıcı ile mikroskobik kameralar kullanılarak yapılan çekimlerde elde edilen görüntülerde doğmasına iki ay kalmış olan bir bebek fil anne karnında usulca süzülüyor. Annesinin rahminde yüzerken görüntülenen bir başka memeli ise bir bebek yunus.
Annesinin karnındaki 52. gününde görüntülenen golden retriever cinsi köpeğin açık krem renkli tüyleri ve sakalları net bir şekilde görülüyor.
Uzmanlar görüntülemeyi başardıkları memeli embriyolarının ilk haftalarda şaşırtıcı bir şekilde insan embriyolarına benzediğini belirtirken belgeselin yapımcılarından Jeremy Dear konuyla ilgili olarak şunları söyledi:’ Daha önce hayvanların içlerini gösteren bu tarz çekimler yapılmamıştı. Hayvanların hepsi tarayıcıların yanında hareket etmeden durmaları için eğitildi’.
En uzun gebelik süresine sahip memeli olan filin hamileliğinin tüm aşamalarını izleyen tüm ekibin bebek fil doğduğunda gözyaşlarına boğulduğunu belirten Dear şöyle konuştu: ‘Hayvan embriyoları oluşmaya başladıkları ilk haftalarda insan embriyolarına inanılmaz bir şekilde benziyor. Biz insanların eski zamanlarda onlarla ortak bir memeli soya ait olduğumuz açık’.

KÖPEK " GEBELİK "


Gebelik ve Doğum

Belki günün birinde dişi köpeğinizde yavru almak ya da erkek köpeğinizi damızlık olarak vermek istesiniz.Ancak yeni canlılar yaratmak ,hiç bir zaman hafife alınacak konu değildir.İstenilmeyen köpeklerin sayısı,olağanüstü boyutlara ulaştı;üretme hevesinizin durumu daha da kötüleştirmesine izin vermeyin.Doğacak yavrulara şimdiden güvenilir anneler bulmak zorundasınız.

Çoğu insan üretmenin heyacan verici ve karlı bir iş olduğunu düşünürler.Ancak böyle bir girişimde bulunduklarında ise köpek üretmenin ne kadar zahmetli, pahalı ve bazen de üzüntü verici olduğunu görüp şaşırırlar.Köpeğinizden yavru alma kararını önce lütfen bu konuyu iyi düşünün ve veteriner hekiminizle konuşun.Bu küçük zahmet,sizi ve köpeğinize pek çok zorluk ve üzüntüden kurtarabilir.

Genetik Olarak :

Köpeğinize eş şeçerken fiziksel özelliklerini göz önünde bulundurduğunuzda,aslında köpeğin genetik yapısını seşiyorsunuz. Genler,kalıtımmın temel birimleridir.Her bir ana,baba yavrusuna bir dizi gen aktarır ver yavru oluşurken hangi genlerin şeçileceğine şans karar verir.Seleksiyon ve mütasyon...bunlarda yavruların genetik yapısını belirlerler .Köpek üreticileri bir dizi yavru köpek üretmek için,dişi ile erkek köpeği seçerken,bu seleksiyon sürecine katılıyorlar.Yaklaşık 14.000 yıl önce evcilleştirilmiş kurtu,günümüzün yüzlerce çeşit köpek ırkına dönüştüren te bu seleksiyondur.

Genetik bozukluklar her ırkta ortaya çıkıp bedendeki herhangi bir organı etkileyebilirler.Bazı genetik hastalıklar pek çok ırkı etkilerler (örneğin; göz kataraktı ve sağırlık bazıları yalnızca bir yada iki ırkta etkili olurlar.Köpeğinizi çiftlreştirmeden önce,bu planınızdan ve köpeğinizin ırkının olası genetik bozukluklarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.Kalıtımın dominant bir şekil gösterdiği hastalıklarda,ana ve babadan yalnızca birinin hastalığı taşıyor olması yeterlidir.Yani,dişi yada erkek köpekten yalnızca birinde hasta gen vardır ve bu hastalık bir kuşaktan diğerine aktarılır.Kalıtımın resisif gösterdiği hastalıklarda ise ana babanın her birinde iki anormal gen bulunması gerekir;böylece homozigot bir yavru doğar.Bir bozuk birde normal gen taşıyan köpekler heterozigot taşıyıcılardır,dıştan normal görünürler,ancak anormal genlerini yavrularına aktarabilirler,ta ki bir gün aynı genetik bozukluğu taşıyan iki köpek bir araya gelip yavru üretinceye kadar.

Poligenetik bozukluklar,tek bir anormal gen çiftinin buluşmasında değil de,bir dizi farklı genin kümülatif hareketinden meydana gelirler.Bu durumu oluşturan genlerin sayısını ve farklı fonksiyonlarını belirlemek güçtür vr kalıtımın şekli ailedem aileye değişir.

Kromozom anormallikleri de,köpeklerdeki genetik hastalıkların nedenlerini oluşturabilirler.Bu da kromozomların sayısına ve yapısına bağlıdır.Köpeklerde 39 kromozom çifti bulunur (insanlarda 23 çift ),bu kromozom sayısı ve yapısındaki anormallikler,çoğu zaman bireylerde ciddi bozukluklara neden olur.Akraba köpeklerin birbiri ile çiftleştirlmesi,poligenetik ve resesif hastalıkların ortaya çıkma olasılığını arttırır,çünkü köpekler birbirleri ile akraba olduklarında,aynı bozuk genleri taşıma olasılıkları da daha yüksektir.Akraba evlilikleri içinde en sakıncalı olanı,anne babnın kendi yavrusu ya da kardeşlerin birbirleri ile çiftleşmesidir.Yine de akraba köpeklerin birbirleri ile çiftleştirlmesi üreticiler arasında yaygın bir uygulamadır,çünkü çok iyi özellikler taşıyan bir köpek sık sık damızlık olarak kullanılıp aynı kanı taşıyan yavruların doğmasına neden olur.

Üreme Fizyolojisi :

Köpeğinizn olgunluğa eriştiği yaş,ırkına bağlı olabilir.Küçük boy ırklar,büyük boy ırklara göre daha erken yaşta olgunlaşırlar. Genelde erkek yavrular 6 aylık olduklarında döl verecek yaşa gelirler,ancak gerçek olgunluğa 16-18 aylık olduklarında erişirler.Sağlıklı köpekler 8-10 yaşına kadar cinsel olarak faal ve verimli olabilirler .Bu dönem boyunca erkek köpek her zaman çiftleşmeye hazırdır.

Dişi köpekler ilk kızgınlık dönemini çoğunlukla 7 aylık oldıklarında ortaya çıkabilirken,bazen 18 aya kadar da uzayabilir.Kızgınlık,ileri yaşlara kadar her 6 ayda bir görülür.Kızgınlık döneminde dişi erkeği kabul eder ve döllenmeye hazırdır.



Dişi köpek üreme süreci 4 dönemden oluşur.

1.Proestrus :

Bu dönemde dişi köpek,erkek köpek için caziptir,vajinasından kanlı bir akıntı gelir,vulva şişmiştir.Proestrus yaklaşık 9 gün sürer,ancak dişi köpek bu dönemde çiftleşmeye izin vermez.

2.Estrus :

Bu dönemde yaklaşık 9 gün sürer,dişi erkeği kabul eder.Yumurtlama genelde ilk 48 saat içinde olşur,ancak çok değişkendir.döllenme estrus sıarsında meydana gelir.eğer yavru alınmak istenmiyorsa bu dönemde dişi köpeği erkeklerden ayrı tutmak gerekir.

3.Diestrus :

(60-90 gün) Estrusu takip eder ve bu dönemde üreme organları köpek,hamile olsun yada olamasın,progesteron hormonunun denetimi altındadır.Yalancı hamilelik,yani hamile olmadığı halde,hamileliğin tüm belirtilerini göstremesi,bazen diestrus döneminde görülür.

4.Anestrus :

Hiçbir cinsel aktivitenin meydana gelmediği diestrus'u takip eden dönemdir.3-4 ay arası sürer.

Çiftleşme :

Eğer dişi köpeğinizden yavru almak istemityorsanız,pek çok koruma yöntemi vardır.Korumanın en etkili ve kalıcı şekli,dişi köpekte yumurtalıklar ve rahmin,erkek köpekte de testslerin ameliyatla alınmasıdır.Ağızdan verilen haplarda mevcuttur,bunun avantajı ileride çiftleştirilmesi düşünülüyor ise hayvanın kısırlaşmamış olmasıdır.Her bir yöntemin avantaj ve dezavantajlarını veteriner hekiminiz ile görüşmelisiniz.

Hamileliği önlemenin bir diğer yolu,dişi köpeği estrus döneminde erkek köpeklerden uzuak tutmaktır.Ancak hiçbir köpeğin ona ulaşmadığından emin olmak için sürekli dikkat etmek gerekir .İstenmeyen bir çiftleşmenin ardından östrojen vermek,gebeliği önleyebilir,ancak hormonun kullanılması tavsiye edilmez.

Öte yandan dişi köpeğinizden yavru almaya kararlıysanız,henüz genç ve gelişmekte olan bir hayvanda hamilelik ve meme vermenin stresini yaratmamak için ilk estrusta çiftleştirmemelisiniz.Genelde dişi köpeğin üçüncü estrusta çiftleştirlmesi önerilir.Çoğu köpek üreticisi ayrıca,dişi köpeğin doğum sonrası toparlanması ve yeniden güç kazanması için köpeği her estrus döneminde çiftleştirmeyip bir dönemi boş bırakmayı tercih ederler,oysa dişi köpek sağlıklı ise bu gerekli değildir.Dişi köpeğin yavrulaması aırasında çok iyi beslenmesi şarttır.

Çiftleştirmeden bir ay önce,dişi köpek veteriner hekim tarafında muayene edilmelidir.aşıları tamamlanmalıdır.Sağlığı yerinde olmalı,fazlakiloları olmamalıdır.Parazitler yönünden kontrol edilmeli,gerkşrse tedavisi yapılmalıdır.Çiftleştirmden önce dişi köpekler bruceloosis yönünden kontrol edilmelidirler.Brucellosis bakteriyel bir hastalıktır,kısırlığa ya da hamileliğin 45-55 gününde düşüğe yol açabilir.Erkek köpekte brucellosis yönünden muayene edilmelidir.

Dişi köpekler yabancı bir ortamdan çok etkilenirler,bu yüzden erkek köpek,dişiye görürülür.Genç bir erkek ilk kez çiftleştiğinde,dişi köpeğin deneyimli olması yarar sağlar.

Çiftleşme sırasında erkek köpek arkadan gelip dişinin sırtına çıkar ve belini ön aykları ile kavrar,sonra hızla kalçasını ileriye itip penisini dişinin vajinasına sokar. Sperm boşalımı meydana geldikten sonra,köpekler 10-30 dakika boyunca ayrılmazlar.Buna "kilitlenme" denir ve son derece normaldir.Peniste bulbus galndis denilen bir bölgenin şismesi yüzünden oluşur.Kilitlenme sırasında,erkek köpek,dişi köpek ile arka arkaya duracak şekilde dönebilir.Köpekleri ayırmaya çalışmayın ,aksi takdirde onları yaralayabilirsiniz.

Hamilelik :

Dişi köpeklerde hamilelik yaklaşık 63 gün sürer.Hamileliğin belirtileri iştah,kiloda artış ve memelerin büyümesidir. Ancak yalancı hamilelik yaşayan dişiler bu belirtileri gösterebilirler.Teşhisi 28.günde veteriner hekim elle yapacağı bir muayenede koyabilir .Hamilelik döneminde dişi köpeğin çok iyi beslenmesi gerekir.Bu dönemde veteriner hekiminiz ile,dişi köpeğin hamilelik ve meme verme dönemleri boyunca beslenmesi ve bakımı,doğum sırasında yapılacakları ce acil bir durumda yapılması gerekenleri konuşmalısınız.

Doğumdan birkaç gün önce,dişi köpeğiniz yemeğini geri çevirebilir ve yavrularını doğurmayı düşündüğü yerde yuvasını kurmaya başlar .Onu daha önceden bir doğum sandığına alıştırmadıysanız,sizin dolabınızın içini,yatağınızın altındaki boşluğuya da sizin tercih etmeyeceğiniz herhangi bir yeri seçebilir. Doğum sandığında dişinin istediği kadar yer olmalı.İki alçak tarafı olmalı ve sıcak,kuru,cereyanlardan uzak bir yerde bulunmalıdır.Yumuşaklık ve temizlik için sandığın altına havlu ve başka yumuşak ömalzemeler kaoyabilirsiniz.ancak gazete kağıdı daha iyidir,çünkü kirlendiklerinde değiştirilmeleri kolaydır.Yavrular biraz büyüdüklerinde ayaklarını daha sağlam basabilmeleri için gazete kağıdı yerine daha sağlam malzemeler koymalısınız.

Doğum başlamadan kısa bir süre önce köpeğin vücut ısısı düşer.Yaklaşık 24 saat sonra ilk sancıların başlaması beklenebilir.O zaman dişi köpek hızla solumaya,huzursuz görünmeye ve bazen kusmaya başlar.Kusma,doğumun başladığı sırada normaldir,ancak devam etmesi halinde bir hastalğın habercisi olabilir.

Doğum :

Normal,sağlıklı bir köpek genelde kolay doğum yapar,bir doktorun yardımına gerek duymaz.Her yavru kendi plazentası içinde doğar,ancak yavru nefes almaya başlamadan önce bu plasentanın alınması gerekir.Genelde dişi köpek bu işi hemen yerine getirir ve göbek bağınıda keser.Doğumdan sonra yavruları,onları temizlemek ve solunumalarını sağlamak için yalayıp durur.Yaklaşık 3 hafta süren bu yalama bir başka yaşamsal amaç daha taşır;yavruların dışkılamasını sağlar.Bazen,dişi köpek plasentayı açmayı veya göbek bağını kopartmayı ihmal eder,ya da bu işi kendi başına yapamaz.Böyle durumlarda derhal duruma müdahale etmeye hazır olmalısınız.Yavru köpek,oksijeni tükeninceya kadar plasentanın içine en fazla 8 dakika kalabilir.Plasentayı ilk önce yavrunun kafasındaki bölgede yırtıp daha sonra tamammını alarak açabilirsiniz.Sonra yavrunun ağzı ve burnundaki tüm sümükleri alın ve kan dolaşımını sağlamak için bir havlu ile ovalayın.Göbek bağını,balmumu sürülmemiş bir iplikle bağlayın ve karnın yaklaşık 5 cm yukarısından kesin.Yararın iltihaplanmasını önlemek için tentürdiyot sürün.

Verteriner Hekimi Ne Zaman Çağırmalısınız.

Eğer doğum sırasındaki olaylar,durumun sizin becerilerinizi aştığını düşünmenize neden oluyorsa ve dişi köpeğin hayatı tehlikedeyse veteriner hekiminizi derhalyardıma çağırın.Tehlike belirten durmlar şunlardır.

Aşırı ağrı belirtileri.
Daha önce bir yada daha çok yavru doğmuş olduğu halde,yeni bir yavru doğmaksızın sancıların 3 satten fazla devam etmesi.
Titreme ya da kolaps (bitkinlik) hali.
Birinci yavrudan önce koyu yeşil ya da kanlı bir akıntının gelmesi (ilk yavrunun doğumundan sonra bu normaldir.)
Ayrıca anne ve yavruların doğum gününde veteriner hekiminiz tarafından muayene edilmelidir.

Yeni Doğan Yavrular :

Yeni doğan yavru,beden ısısını kontrol edemez ve bu nedenle sıcak bir ortamda tutulmalıdır.Yaşamın bu ilk günlerinde üşümesi yavruyu strese sokar ve enfeksiyon hastalıklarına açık hale getirir.

Doğumdan sonra anne köpeğin ilk ürettiği süte "kolostrum" adı verilir her yavru,doğumdan olabileceğince kısa bir süre sonra kesinlikle ilk 24 saat içinde kolostrum içebilmelidir.Kolostrum yavruya fayda sağlayan pek çok madde içerir,örneğin,annenin bağışıklık kazanmış olduğu tüm enfeksiyon hastalıklarına karşı yavruyu koruyacak imünoglobulinler doğumdan birkaç gün sonra artık yavru tarafından alınamazlar.

Bazen bir dişi köpek yavrularına bakmak istemez ya da bakamaz.Böyle bir durumda,siz onun yerini almak zorundasınız;yavruları beslemeli,dışkılamalarını sağlamalı ve sıcak bir ortam sunmalısınız.Yavru köpekleri sürekli olarak sıcakta,soğuk hava akımlarından uzak tutmak çok önemlidir.7.günden 10.güne kadar ısı yavaş yavaş azaltılabilir.Pek çok kişi,köpeğin yaşamanın ilk günlerinde idrar ve dışkı yapmasının her beslemeden sonra annesi tarafından sağlandığının farkında değildir . Anne bu işi üstlenmiyor ise ılık suya batırılmış bir parça pamuk ile anal bölgeyi hafifçe ovalayın.Yavru köpeklere düzenli olarak hafifçe mesaj yapılması çok yararlıdır;bu bir tür pasif jimnastiktir,aynı zamanda kan dolaşımını uyarır.

Memeden Kesilmeleri:

Yavru köpekler 5-6 haftalık olduklarında yavaş yavaş memeden keslimelidirler .Bu dönemde yavrulara arasıra ılık suyla iyice yumuşatılmış bir yavru köpek maması sunabilirsiniz.Zamanla sizin sunduğunuz bu yavru köpek mamasının miktarını arttırıp annesinin memesinden ayrılmasını sağlarsınız.Ancak sindirim sisteminin bu besin değişimine alışmasını sağlamak için tüm besin değişikliklerini yavaş yavaş yapın.

KÖPEK BAKIMI VE BARINMASI

Barınak:

Köpeğinizin yetiştirilme amacına göre barınağın yapısı farklılık gösterir. Yapacağınız barınaklar mutlaka sağlam bir malzemeden (örneğin ahşap veya betonarme) olmalıdır. Ağaçtan yapılan kulübelerde tahtalar arasında boşluk kalmamalıdır. Çünkü bu boşluklar parazitler için ideal birer yuvadır. Çatı kısmı saç veya atermit ile kapatılmalıdır. Suyun birikmemesi için çatı kısmı eğimli olmalı ve gölge yapacak biçimde öne doğru uzantısı bulunmalıdır. Kulübenin önünde köpeğin rahatça dolaşabileceği alan olmalıdır. Açık alanın çevresi en az 2mt. yüksekliğinde kafes teliyle çevrilmeli ve köpeğinizin sizin insiyatifiniz dışında çıkıp gerek kendine, gerekse çevredeki diğer canlılara zarar vermesi engellenmelidir. Toplu olarak köpek beslenmesi halinde ise; kulübeler tek çatı altında, birbirine bitişik olarak inşa edilebilir. Kulübeler aydınlık olmalı ve her birinin önünde köpeğin rahatça dolaşabileceği, telle çevrili alan bulunmalıdır. Bunlara ek olarak toplu köpek besleyen yerlerde doğum ve çiftleşme bölümleri bulunmalı, ayrıca hasta olan köpeklere özel diğer kulübelerle hiçbir şekilde bağlantısı olmayan kapalı bölmeler yapılmalıdır. Barınaklar köpeğinizin sağlığı açısından olabildiğince sık yıkanmalıdır. Kulübe içindeki akıntı ahşap kulübelerde tahtalardaki çatlaklar, aşınmalar engellenmelidir.

Gerekli Olabilecek Malzeme/Materyaller:

Kendi gündelik yaşamınızda nasıl ki bazı malzemeler kullanmanız gerekiyorsa, artık ailenizin yeni bir bireyi olan köpeğinizin de mutlu, sağlıklı ve rahat bir yaşam sürebilmesi için birtakım malzemelere ihtiyacınız olacaktır. Bunların en temel olanları aşağıda sıralanmaktadır:

Yemek kabı: Paslanmaz, sağlam ve kolay temizlenebilir nitelikte bir malzemeden (çelik kaplar en ideal seçenektir) yapılmış olmalıdır. Köpeğin yemeğini etrafa dökmeden ve devirmeden yiyebileceği hacim (3-4 litre kapasiteli) ve biçimde kaplar tercih edilmelidir. Kullanılan kabın temizliğine özen gösterilmeli; her yemekten sonra iyice yıkanmalıdır.

Su kabı: Paslanmaz, sağlam, devrilmeyecek nitelikte, 10-15lt. su alabilecek hacimde köpeğin başının rahatlıkla sığabileceği genişlikte bir kap kullanılmalıdır. Kap sürekli temiz tutulmalı ve su her gün mutlaka değiştirilmelidir. Köpeğin önünde her an su bulunmalı aylarında ılık su verilmelidir.

Tasma: Sağlam, 2-3cm eninde, 70-80cm uzunlukta, ayarlanabilir olmalıdır. Tasma köpeğin boynunu sıkmayacak biçimde 2 parmak kadar boşluk bırakarak takılmalıdır. Bu şekilde tasmayı boynundan çıkartması da engellenmiş olacaktır. Kangal çoban köpekleri özgürlüğe düşkün olduklarından tasmaya küçük yaşlardan itibaren alıştırmak gerekmektedir.

Bağlama zinciri: Köpeğin her hangi bir yere bağlanması amacıyla kullanılır. Köpeğinizin çevredeki diğer canlıların sağlığı açısından (unutmayın bu bir kangal!!!!) çok sağlam olmalı mutlaka tasmaya bağlanmalıdır. Rahatça hareket edebileceği uzunlukta (en az 2mt.) olmalıdır. Bir ucu tasmaya takılabilecek biçimde olmalı,diğer ucunda ise yerine sağlam bir biçimde bağlanabilmesi için halka bulunmalıdır. Köpeğin hareketleri sonucunda zincirin karışmasını engellemek amacıyla fırdöndülü zincir kullanılmalıdır. Sevk kayışı: Köpeğinizi bir yere götürürken veya dolaşmaya çıkarttığınızda kullanılan kay Elbette ki diğerleri gibi, bu da çok sağlam olmalıdır. Bir ucu tasmaya takılacak biçimde olmalı diğer ucunda ise bileğe geçirilecek bir halka bulunmalıdır.

Oyuncak: Bundan önceki maddelerde yazdıklarımız hem köpeğinizin, hem de sizlerin sağlığı açısından gerekli olan malzemeler. Ancak bizler gibi köpeklerimizin de eğlenecekleri ve oyalanabilecekleri bir şeylere ihtiyacı vardır. Dolayısıyla bizce köpeğinizin oyuncaklar en az diğerleri kadar önemlidir (en azından ayakkabılarınızın sağlığı açısından). Bu oyuncaklar köpeğin yiyemeyeceği, yutamayacağı, boğazına kaçmayacak nitelikte olmalıdır.

KÖPEK PANSİYONU

1.Barınak Doğal Koşullarda olmalıdır:

Barınak mümkün olduğunca doğal koşullarda olmalıdır. Toprak, taş, bitki, ağaç ve geniş gezinti alanları olmazsa olmaz unsurlardır.

Genellikle toprak pis ve zor temizlenir olarak beton ise daha kolay temizlenir olarak bilinir ve kabul edilir. Halbuki toprak kendini yenileme özelliğine sahiptir. Kendi yapısal özelliği içinde kendini yeniler.

Toprak zemin özellikle yaz ayları için çok sağlıklıdır. Hayvanlar eşeleyip içinde serinlerler. Kışın yağmurda çamur olma durumunda ise, çamurun zararlı olmadığını düşünüyoruz. hayvanların kapalı alanları, sundurmaları ve kulübeleri sağlanmıştır. Yağmur yağdığında isteyen hayvan kulübesine girer, isteyen gölgelik altında kalır, isteyen yağmur altında gezer. Alternatif korunaklar olduktan sonra yağmur altında kendi iradeleri ile dolaşıp çamura girmeleri kendi seçimleridir.

Betonun ise yazın çok sıcak olması ve kışın da çok soğuk olması nedeniyle tercih edilmemesi gerekir mümkün olduğunca. Veya yarısı beton ise gezinti alanlarının diğer yarısı toprak olması. Toprak zeminin altı küçük çakıl taşları ile sertleştirilebilir.

Beton toprak gibi değildir. Kendini temizleyip yenileyemez. Su ile yıkandığında pislik üstünden gider ama mikroplu ortam kalır. Güçlü dezenfektanlar veya çamaşır suyu kullanılması gerekir.

2. Kulübeler tahta veya beton olabilir.Kulübelerde en önemli özellik, tabanı mutlaka eğimli olmalıdır. İçi yakındığında kesinlikle su kendi akıntısı ile akmalıdır. Hiçbir işçi bu kulübelerin içini çok iyi kuruluyamaz. Su birikintileri kalırsa özellikle kışın hayvanlar için çok zararlıdır.

Mutlaka içinde penceresi olmalıdır. Bu pencereler yerden çok yüksek olmamalıdır.

Yavruların, hastaların ve yavrulu annelerin kaldıkları bölmelerde, kışın hayvanların çamura inmelerini önlemek için, kulübenin etrafındaki teras bölümü de ayrıca çevrelenip kapı konabilir.

3.Barınak içindeki üniteler ve bölmelerin özellikleri:

a.Karantina:

b.Yavrulu anne bölmeleri:

4. Klinik, idari bölümler:

5.Diğer fiziksel özellikler ve öneriler:

Bahçelerde de mutlaka akıntı ve drenaj iyi olmalıdır. Klübelerin teras bölmelerinin önünde su arkları olmalıdır. Klübeler yıkandığında suları bahçeye değil bu oluklardan gitmelidir. Tüm klübelerin için mutlaka yıkandığında su dışarı akacak şekilde eğimli olmalıdır.

Elemanlar her gün akşama kadar düzenli olarak toprağın üzerindeki pislikleri almalıdırlar.

Beton kulübe ve teraslar mutlaka karo döşenmelidir. Esas olan AKINTININ iyi verilmesidir.

Büyük gezinti alanları olmalıdır. Gölgelikler çok olmalıdır.

Yemek saatleri çok önemlidir. Toplu alanlarda aynı anda fazla sayıda yemek kabında yemek verilmelidir.
http://dohayko.org

KÖPEK

DANS EDEN KÖPEK

Link: sevenload.com

KÖPEK

Link: sevenload.com

KÖPEK

YAVRU KÖPEĞİNİZ
Yeni yavru köpek edinenlere: Yavru bir köpeğin hem itaatkar hem de mutlu olmasını nasıl başarabilirsiniz ?

Yavru köpeklerin çoğunda yaşamlarının ilk 12 ayında davranış problemleri görülebilir, bu problemlerle karşılaşmamak için daha 1. günden ona karşı nasıl davranacağımızı bilmemiz gerekir. Aksi halde davranışlar kötü alışkanlıklara dönüşür, yerleşir ve içinden çıkılmaz bir hal alır. Hatta onu çok sevmenize karşın ayrılmanıza bile neden olabilir. Öyle canınıza tak eder ki, “ne olursa olsun, O da kurtulsun bende” diyebilirsiniz. Nedir bu kötü davranışlar? Paçanızı, giysilerinizi dişlemesi, ellerinizi ısırması, çamurlu patileri ile üzerinize abanması, olmayacak yere ihtiyacını gidermesi, evdeki mobilyalara zarar vermesi, yalnız kaldığında havlayarak ortalığı birbirine katması, sokağa çıktığınızda tasma ve kayışını çekiştirerek birlikte yürümenizi zorlaştırması, size ve diğer insanlara karşı saldırgan davranışlar göstermesi... Kısaca davranış bozuklukları birlikte yaşamayı imkânsız hale getirebilir.

Bu tip olumsuzluklar ile karşılaşmamak için daha başlangıçta çok iyi bir strateji belirlemelisiniz. Hani derler ya nasıl alıştırırsan öyle gider. Köpeğin eğitiminde şiddete, zora ve sindirmeye yer yoktur. O an için sinen, pusan köpeğin iç dünyasında büyük fırtınalar kopar, bir zaman gelir ki korkunç, saldırgan bir köpeğiniz olur. İşte o an geri dönüşümü çok zor davranışlara sahip olunduğu andır. Böyle bir durumla karşılaşmamak için öncelikle dostunuzun ilk eğitmeni, davranış bilimcisi, psikologu siz olmalı; daha yavruluk döneminde ona iyi köpek, iyi arkadaş olmayı öğretmelisiniz. Bunu yaptığınızda yetişkinlik döneminde itaatkar, mutlu bir köpekle yaşamı paylaşacaksınız.


Isırmama eğitiminin ilk başladığı yer

Asla erken başlamayın!

Püf Noktası I: Isırmanın, dişlemenin önlenmesi
Genelde bu konuda yanlış bir anlayış yaygındır; 1 yaşına gelmeden yada aşıları tamamlanmadan başlanmaz diye. Oysa bütün yavrulara annesinin öğrettiği gibi dişlemenin, ısırmanın kötü, rahatsızlık verici bir davranış olduğunu erken yaşta öğretebilirsiniz. Anne yavru köpeğe nasıl öğretir? Yavruyu emzirirken yavru annesinin memesini ısırır, dişlerse anne ona hırlar, küçük bir vücut hareketi ile onu memesinden uzaklaştırır. Bu şartlı refleksin gelişiminde ilk öğretidir. Dişlersem ememeyeceğim! Anne yavrusuna bu şekilde ilk hayat dersini veriyor daha nazik olmasını öğretiyor.

Sizde parmağınızı dişlediğinde sertçe elinizi çekin ve hayır diyin. Sesinizin tonunu öyle iyi ayarlayın ki, kötü bir şey yaptığının farkına varsın ama sakın bağırmayın. Bir köpek yavrusunun kendinden emin, güvenli, mutlu ama itaatkar olarak büyümesinde sahiplerinin katkısı çok büyüktür. Annesinden ayrılan bir yavru için yeni ebeveynleri olarak kabul ettiği sahipleri ve onların davranışları kendi davranışlarını geliştirmede çok önemlidir.



Onun öğretmeni artık sizsiniz. “Köpekler sahiplerinin aynasıdır” sözü bir çok kez doğruluğunu kanıtlamıştır. Köpek sahibi köpeğine dişlerinin derisine zarar verebileceğini, sıyrıklar oluşturabileceğini anlatmalı, öğretmelidir. Ancak bunda son derece sevecen, kararlı ve sabırlı olmalısınız. Davranışlarınıza, sesinize anlam verebilmesi için kısa – kesin komutlarla hareket etmeli onda kavram karmaşası yaratmamalısınız. Tekrarlamaktan sabırla vazgeçmeyin. Lütfen birbirinden farklı komutları arka arkaya tekrar etmeyin. Böylece onun sosyalleşmesi yönünden ilk eğitimi vermiş olacaksınız. Ürkeklik – korkaklık değil sadece sosyal çekingenlik sosyalleştirmede ilk adımdır. Köpek eğitiminde yararlı bir çok kitabı bulabilirsiniz ancak ne yazı ki sosyal çekingenliğin kazandırılmasında gerekli bilgiyi hepsinde bulamazsınız. Bu konuda kişisel düşüncem; bay veya bayan köpek sahibi köpeği eve adım atar atmaz eğitimine başlaması gerektiğidir. Hayatı bir köpekle paylaşmayı düşünen, bu sorumluluğu kucaklayan herkes kendisini bir takım zorluklara hazırlamalıdır.


Püf Noktası II: Sosyalleştirme ve hastalık risklerinin en aza indirilmesi
Yavru köpeklerde sağlıklı hâlin sürdürülmesi dikkat ve özen gerektirir. Yavru köpek hastalanabilir bu doğaldır, ancak eğitim sürecinde gecikmelere, geriye dönüşlere yol açabilir ve her şeye yeniden başlamak zorunda kalabilirsiniz. Çünkü destek eğitimi, hastalık sürecinde verilemediği için unutulması normal karşılanmalıdır. Köpeklerin büyük bir kısmı yeni çevrelere sahiplerinin gözetiminde alıştırılırlar. Örnek olarak parkta siz arkadaşlarınızla sohbet ederken o sizin kucağınızda oturmalıdır. Ya da arkadaş ziyaretine gittiğinizde gittiğiniz evi tanımadığı için eve yada kendisine zarar verebilme riskini sıfırlamak için onu yere bırakmamalı yine kucağınızda olmasını sağlamalısınız. Bu onu çevredeki olası potansiyel risklerden ve diğer hastalık taşıyıcı köpeklerden geçebilecek bulaşıcı hastalıklara karşı korunmada önemlidir. Özellikle halka açık, çok sayıda köpeğin gezdiği parklarda kesinlikle koşturması oynaması için yere bırakılmamalıdır; aşı programı tamamlanmamış, bağışıklık sistemi henüz yeterince gelişmemiş yavru köpeklerde hastalık kapma riski artar.

Sosyalleşme yavru bir köpeğin kişilik gelişiminde esastır. Onlar öğrenmeye meraklıdırlar, özellikle insanlarla bir aradayken onlara bakıp, onların davranışlarından bir takım sonuçlar çıkarırlar, deneyimler edinirler. Bu onların kişilik gelişimlerinde ve davranışlarına yansımasında önemlidir. Olumlu yaklaşım ve davranışlar olumlu sonuçlar verir. Nasıl davranması gerektiği, birlikte yaşamanın kuralları öğretildiğinde her zaman iyi cevaplar alınır. Sahiplerinin öğretici davranışları onun kişilik gelişimine yardımcı olduğu gibi diğer insanlar ve hayvanlardan korkmaması gerektiğini, korkuya bağlı saldırganlığın azaltılmasını sağlar.

Sosyalleşme sürecinde saldırganlıktan çok merak ve dostlukla diğer canlılara yaklaşım her zaman için iyi sonuçlar getirir. Veteriner hekimlerin büyük bir kısmı, profesyonel köpek yetiştiricileri; yavruların bir araya gelebileceği piknikler, buluşmalar önerirler. Bundaki amaçları yavru köpeklerin dünyada sahiplerinden başka insanların, kendilerinden başka köpeklerin olabildiğini öğrenmeleri içindir. Erken yaşta dünyadan soyutlama sadece kişilik bozukluğuna yol açar.


Püf Noktası III: Eğitim yöntemi olarak “Pozitif Eğitimin” önemi
Bir köpek öğrenmesi gereken şeyleri zorlama, olumsuz pekiştireçler olmaksızın öğrenirse, bu öğretimi kendi davranışları ile özleştirecek, bütünleştirecek ve olumlu, istenildiği gibi davranmayı öğrenecektir. Öğrenme sürecinde ödüllendirilmesi her zaman için davranışlarına iyi yansıyacak, ödül olumlu pekiştireç görevi yapacaktır.

Ödül olarak okşama, onu cesaretlendirecek “aferin”, “bravo” gibi sözcükler motivasyonu sağlayacaktır. En önemlisi öğretilen şeyin iyi olduğunu kavramasını sağlamasıdır. Birkaç kez tekrarlanan destek eğitimi sonucu öğretilen kalıcı olacaktır. Örneklersek kuru kuruya “otur” sözcüğü başlangıçta onun için hiçbir şey ifade etmez, ancak o ayaktayken arka kısmına biraz bastırarak bu sözcüğü söylersek sözümüzle davranışı birleştirecek bu sözü duyduğunda oturması gerektiğine şartlanacaktır. Daha sonra karşıdan elimizin iç yüzü aşağıya bakacak şekilde aşağıya, yere doğru salladığımızda ve otur dediğimizde oturacaktır.

Unutulmaması gereken eylem tamamlanınca okşama ve “aferin oğluma”, “bravo kızıma” sevgi sözcünün söylenmesi gerektiğidir. Ayrıca eğitim sürecinde sabrınızın tükendiğini hissettiğiniz anda bırakın. Çünkü olumsuz bir hareket, sesleniş, sesinizin tonu, ruh halinizin olumsuz yansıması kelimenin tam anlamıyla bir çuval inciri berbat edecektir. Kendinizi iyi duyumsadığınızda tekrar başlarsınız. Aksi halde köpeğiniz üst üste aynı emir tekrarlandığında kulaklarını kısacak, saldırgan bir tavır alacak hatta size hırlayıp yüzünüze bakıp havlayacaktır.

Otur eğitimi verilirken köpeğinizin kendi özgürlünü kısıtlayıcı bir davranış olarak algılamasının önüne geçmek için eğitim öncesi bırakın kısa süre koştursun fazla enerjisini atsın, bu hazırlık sonrası daha iyi konsantre olacaktır. Oturmayı öğrenmesinin sonunda sevdiği, dişleyebileceği bir oyuncağı verebilirsiniz. Bu oturduğu zaman arkasından okşanmanın, sevecen bir sözcüğün ve oyuncağın geleceği beklentisinin oluşmasına yardımcı olacaktır. Bu beklentiye kavuşmak için isteneni yerine getirecek, itaatkar olmanın ödüllendirmeyi getirdiğini kavrayacaktır. Sözcük-davranış-ödül arasındaki ilişki, beyninde rahat kurulacaktır.

Akla gelen, öğretilmesi gereken ilk komut olduğu için “otur” emri üzerine konuştuk, benzer şeyleri öğretirken aynı pozitif eğitim yöntemini kullanabilirsiniz. Örnek olarak tuvalet eğitimi veriyorsunuz, sabah eğitime çıktınız yapmasını istediğiniz yere geldiniz söyleyeceğiniz şey “hadi çabuk” olmalı arkasından yine farklı sevecen bir ses tonu ile aferin, okşama + elinizden yiyeceği bir miktar kuru mama olmalıdır. Sonra mama kabının bulunduğu yere gelip sabah öğünün kalanını verin, 10 – 15 dakikada bitirir, suyunu içer, 5-10 dakika oyalanırsınız sonra tekrar tuvaletini yaptığı yere götürürsünüz yine “hadi çabuk” sözünü tekrarlarsınız, işini bitirir okşama – sevgi sözcüğü faslını yerine getirirsiniz.

Bu eğitimler esnasında onu ismiyle çağırarak, ona ismini de öğretebilirsiniz. Bu da pozitif eğitim yönteminin bir parçasıdır. O zaten öğrenmeye meraklı, eğilimlidir, ancak dikkat yoğunlaşmasının kısa süreli olduğu unutulmamalıdır. Yaşın büyümesi ile birlikte bu sürede artacaktır. Aşı programı tamamlandığında kalabalık ortamlarda da bu eğitimi tekrarlayın pekişsin. Lütfen unutmayın eğitimli köpek özgür köpektir. Doğru yer doğru zamanda verilecek eğitim birlikte yaşamı daha zevkli hale getir.


Püf Noktası 4: Olumsuzlukları görmezden gelin
Yavru bir köpek her zaman doğru şeyleri yapmaz. O büyüme, ortama – size alışma sürecinde zaten stres altında, kendince hareketlerinde bir denge kurmaya çalışıyor, birde siz baskılarsanız bunalıp daha da çok hata yapabilir, eğer davranışları size ve kendisine zarar vermeyecekse hoş görün yada görmezlikten gelin. Aksi durum sahip (otorite) – köpek ilişki ve etkileşimlerine zarar verir. Dostluk zedelenir, bağlar kopabilir. Sadakat, doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği zamanla gelişecektir.

Bazen en iyi ceza sessiz kalmaktır. Görmezden gelme, sessiz kalma köpek sahiplerinin zor kabullenebileceği, alışabileceği bir davranıştır ancak eğitimde önemli bir yeri vardır: Atlamaması gereken bir yerde atladı, tesadüf bu ya şans eseri düzgünde düştü, sizden okşanma, bravo bekliyor oysa siz duyarsız kalıyorsunuz, özellikle gözlerine hiç bakmıyorsunuz. Bu davranışınız onun kafasında yer edecektir. Aynı şeyi havlamama eğitiminde de yapın, o anlamlı yada anlamsız havladığında sessiz kalın. Böylece havladığında iyi bir şey yapmadığının farkına varacaktır.

Köpek eğitimi bir sanattır, ustalık gerektirir; sesiz kalmak bir anlamda madalyonun öbür yüzüdür. Düşünün lütfen köpeğiniz ya hayır ya da evet sözcüğü ile karşılaşırken ve buna alışmışken apansız farklı bir tepki ile karşılaşıyor. Hiç ummadığı bu davranışınız onda derin bir iz bırakacak, tekrarlama eğiliminden vazgeçecek, kendini istenmeyen davranışlardan alıkoyacaktır. Yalnız bu “sessiz kalma – görmezlikten gelme” davranışınızı çok iyi zamanlama ile yapmalısınız. “O” herhangi bir sebeple korktuğunda bu maskeyi kullanmayın tersine onu cesaretlendirecek sözler söyleyin, okşayın güven kazansın.

Onun rehberi sizsiniz, bir çok olayda sizi örnek alır, sizi gözlemler; aynı olaya farklı tepkiler kafasında kavram karmaşasına yol açar. Lütfen kafanız dingin olmadığında onunla eğitim çalışması yapmayın. O sizden gelen mesajları çok iyi algılar. Onun karakterini bir anlamda siz şekillendireceksiniz. Hangi davranışın iyi olduğunun ayrımına varması, iyi davranışlarının pekişmesi ile ilgili eğitime çok erken başlanılmalıdır. Onun vücut dilini sizin, sizin vücut dilinizi onun öğrenmesi, karşılıklı etkileşimde görmezlikten gelme eğitimde ki aşamalardır. Özellikle kalabalık ortamlarda kendine güvenli olması “kuyruğunu dik tutması” önemlidir. Korkunun küçülmesi giderek kaybolması için ısrarlı davranışlar gösterin. Ders aralarında teneffüs zili çaldığında gösterdiği davranışları görmezlikten gelmeyi unutmayın.


Püf Noktası 5: Kontrol altında tutmaya yönelik ipuçları
Eğitimli, kendine güvenen köpek iyi bir dosttur. Bu konuda hem kendiniz hem de o cesaretli olmalıdır. Aranızda karşılıklı güvene dayalı ilişki kurulduğunda cesaretiniz, cesareti gelişecektir. Yeni köpek sahip olanların hemen hemen hepsi evcil dostlarının; tüm vücutlarını, gözlerini, kulaklarını, kuyruklarını ve hareketlerini gözlemler, gözlemlemelidir de. Bu karşılıklı olarak birbirini tanımanın insanlara yönelik ilk adımıdır. Ancak hiçbir zaman kanıksanmamalıdır. Ona her zaman için ilk kez görüyormuşçasına bakılmalıdır.

Olumlu bakış, olumlu yaklaşımlar hep olumlu sonuçlar alınmasını sağlar. Olabildiğince erken yaşta başlatılan eğitime yönelik davranışları örneklersek; fırçalanma, ağız, diş, kulak ve göz bakımına, temizliğine yönelik uygulamalar düzgün aralıklarla, aynı zamanlar da yapılmalı bitiminde okşanarak, güzel sözlerle ödüllenmelidir. Eğer bu uygulamalar esnasında aranızda bir çekişme yaşanacak gibiyse orada bırakın. Ki sabrınız tükenip onu olumsuz etkileyebilecek, yanlış davranışlara sürükleyebilecek ve bu yanlış davranışların yerleşmesine neden olabilecek şeyler gelişmesin. Böyle davranmakla olumsuzlukla olumluluğun yerlerini değiştirmiş olacaksınız. Karşılıklı olarak iyi davranışlar kötü davranışların yerine konmuş olacaktır. İyi davranışların, olumlu yaklaşımların tekrarlanması destek, pekiştirme eğitimi olarak değerlendirilecektir.


Püf Noktası 6: Evde, ev dışında tutarlı ol !
Bir çocuğa lokantada çatal ve bıçak kullanımını öğretirseniz, bu verdiğiniz eğitim dünyanın bir çok ülkesinde geçerlidir. Ancak köpek eğitimi genellenemez. Evinizde yapmasına izin verdiğiniz bir davranışı parkta yada bir başkasının evinde yapmasını istememek gibi bir lüksünüz olamaz. Aksi halde olumsuz bir davranışı ile karşılaştığınızda, utandığınızda evde hiç böyle yapmaz ki sözünüze kendinizde inanmazsınız.

Çevre ile uyumlu, nerede nasıl davranacağını bilen bir köpek sahibi olmak için; evdeki eğitimle eş, tutarlı yaklaşımlar göstermelisiniz. Çember yavaş yavaş genişletilmeli; ev, bahçe, park, kamuya açık büyük alanlar sıralaması ile hep aynı düzen ve tutum içinde davranılmalıdır. Yavru yeni bir çevreye çıkartıldığında sahibinin ona öğrettiği gibi davranışlar gösterir, bu aşamada sahibinin üstlendiği rol çok önemlidir. Uygun yürüyüş, sosyal yönden iyi davranışlar ödüllendirilerek desteklenmelidir. Burada ödül olarak kast edilen aynı yukarıdaki bölümlerde olduğu gibi okşama, güzel sözler şeklindedir.


Püf Noktası 7: Yalnız kalmayı kabullenme
Yalnız bırakılma bir ceza değildir. Bir köpek sahibinin bunu yavru köpeğine öğretebilmesi ileride yetişkin, mutlu bir köpeğinin olabilmesi için elzemdir. Ayrılmışlık anksiyetesi (kaygısı) gelişimine yönelik bir çok köpek sahibinin birer öyküsü vardır; buna bağlı eşyaların parçalandığı, ortalığın dağıtıldığı şeklinde. Bu olumsuzluğun önüne geçmek için erkenden atılacak birkaç adım davranış bozukluklarının yerleşmemesi için yararlı olacaktır.

Yeni alınan, aileye katılan bir köpek tüm ev halkının gözdesi, ilgi odağıdır ancak onunda yalnız, kendisi ile baş başa kalabileceği özel zamanları olmalıdır. Yoğun ilgiden bunalmamalı, davranışları yozlaşacak denli üzerine gidilmemelidir. Bu onun kişilik gelişimi için önemlidir.

Evin içinde kendisine özel bir yeri olmalıdır. Burası oyun bittiğinde dinlenebileceği, uyuyabileceği; “siz hadi yerine...” dediğinizde gidebileceği bir yerdir. Burada yalnız kalmanın ilk alıştırmaları yapılır. Burayı emin bir sığınak olarak algılayacaktır. Bu bölgede, kendi bölümünde ona özel yatağı, favori oyuncakları bulunmalıdır. Onu “yerine” komutu ile oraya yönlendirirken aslında ödüllendirmiş oluyorsunuz. O bunun farkındalığı içerisine girecektir.

Kişiye özel bölümüne sahiplenmek, köpeğin içindeki zaten var olan mülkiyet (sahiplenme) güdüsünü desteklemek için; gün boyu periyodik olarak oradan alın başka bir alanda oynayın, ilgilenin sonra yerine diyin. Birkaç gün sonra yerine alışacak, geceleri bile orada kalabilecektir. Oranın ona ait bir yer olduğunu kabullenecektir. Kendi yerinde dilediği gibi oynayabilmesi, oyuncaklarının toplanmaması, kemirmesine özel nesneleri dilediği gibi saatlerce dişlemesinden alacağı keyif onu mutlu etmeyi, oraya bağlanmayı sağlayacaktır.

Burada kendi başına saatler geçirecektir. Kendi kendisini oyalayabilmesi, yalnız kalmayı öğrenmesini getirecek, siz evde yokken felaket olarak niteleyebileceğiniz hoş olmayan durumlar ortaya çıkmayacaktır. Bu bölümde terk edilmişlik duygusuna kapılmadan, ses çıkartmadan kalabilecektir.

Son olarak: Sizlere yararlı olabileceği düşüncesi ile yukarıdaki önerileri yaptım. Umarım yavru köpeğinizin (biraz daha büyük olanlar içinde geçerli) eğitiminde sizlere yararı dokunabilecek ipuçları olarak değerlendirirsiniz. Kişisel düşüncem; “sen her zaman neyi nasıl olmasını istiyorsan öyle yap, sonunda her şey senin dilediğin gibi olacaktır” (Ç. Notu: Ne ekersen onu biçersin özdeyişimiz anlamında bir deyim kullanmış) Bu öneriler doğrultusunda hareket edildiğinde daha istenir, birlikte yaşamanın kurallarını bilen bir köpeğiniz olacaktır. Yavru yada yetişkin köpeği ile ilgili davranış problemleri olduğunu söyleyenlere önerim; önce kendi davranışınızı değiştirin, bir yerlerde hata yapıyor olabilirsiniz.

Unutmayın bir köpek yavrusu için bir şeyler çiğnemek doğal bir davranıştır. Siz ona çiğneyebileceği bir şey vermezseniz, o nasıl olsa ama evin içinden ama dışından çiğneyebileceği bir şeyler bulacaktır.

Yavru eve getirildiği anda başlayabilen bir eğitim yöntemidir. Genel olarak tuvalet-kemirgenlik-üste atlama-otomobil-yemek ve sosyalleşme konularını ele alır. Yavru eğitiminde diğer eğitimlerde olduğu gibi sabır çok önemlidir. Onu ürkütmeden otoriter ve aynı zamanda şefkatle yaklaşarak evde kimin lider olduğunu göstermeliyiz. Asla ama asla köpeğinizi dövmeyin. Sabırlı ve dikkatli çalışır, ona gerekli zamanı ayırırsanız, yavruluk sorunlarını çok kısa sürede aşabilirsiniz.

Otomobil
Mesela otomobile kusacaktır. Bunun için aç karna, araba ile kısa turlar atmakta fayda var. Arabaya binmek, gezintiye çıkmak bir eziyet olmamalı. Bunu oyun gibi görmesini sağlamalıyız.

Kemirgenlik
Köpekler 5-6 aylık olana kadar her yeri kemirebilirler, çünkü dişleri kaşınır. Süt dişlerini döküp, ana dişleri çıkana kadar bu kaşıntı devam eder. Bunun için onun çevresinde özellikle, özel eşyalarımızı bırakmamalı, pet shop’larda kolaylıkla bulabileceğimiz diş kaşıyıcı kauçuk oyuncaklardan almalıyız. Yanlış bir yeri kemirirken suçüstü yakalarsanız asla vurmadan onu yerine götürmeli, oyuncağını vermeliyiz. Bunları yaparken asla onun ismini söylememeli, gülmemeliyiz. Vücut dilimizle, bakışlarımızla ve ses tonumuzla ona yanlış bir şey yaptığını anlatmalıyız.

Yemek
Yemek alışkanlığı kazandırırken en önemli taktik nedir biliyor musunuz? Köpeğimizin yemek saatlerine öncelikle biz uymalıyız. Yemek, köpeğin önünde sadece 15 dakika kalmalı ve yese de, yemese de, yemeğe yeni başlıyor bile olsa 16. dakikada yemeği mutlaka kaldırmak gerek. Sadece onun yemek tabağından yemesini sağlamalıyız. Ne olursa olsun kendi yemek masamızdan ufacık bir parça bile vermemeliyiz. Sokakta bir şey yemesine müsaade etmemeliyiz. Özellikle yavruluk döneminde sadece kuru mama vermek daha faydalıdır. Asla tavuk kemiği, acı-tatlı baharatlı ve patates vermemeliyiz.

Üste Atlama
Yavru köpek üstümüze atlamaya bayılır,çünkü bu onun için bir nevi sahibine yakın olabilmek, ona sarılabilmek anlamına gelir. Buna müsaade etmemeliyiz. İlk önce onu oturtmalı öylece sevmeliyiz. Bunu alışkanlık haline getirecektir. Sizi karşıladığı zaman oturup onu sevmenizi bekler. Aynı zamanda bir yavru köpek için üste atlamanın, merdiven çıkmanın, zıplamanın tehlikeli olduğunu unutmamak lazım, kalça çıkığı olabilir.
http://pitbull.gen.tr/egitim/yavru.html

KÖPEK EĞİTİMİ

PROFESYONEL EĞİTİM

BEKÇİ VE KORUMA KÖPEĞİ EĞİTİMİ




Ne tür olursa olsun bütün köpeklerde, kendilerine ait olan şeyi koruma eğilimi görülür. Bir köpek yavrusunun önünden yiyeceğini almaya kalkın, hırlar! Yattığı mindere elinizi uzatın , memnuniyetsizliğini hemen hırlayarak belli eder, vermek istemez. Köpekte benimseme duygusu çok yaygın ve köklüdür. Köpek, kaldığı evi, aileyi, aile bireylerini, sahibini, kendi öz malı gibi görür. Onları korumak için çaba gösterir. Bu duygu ve eğilim içgüdüseldir. Tüm köpeklerde değişik derecelenmelerle vardır. Yetişme ve eğitimin etkisi bu doğal eğilimin gelişmesini, yönlendirilmesini ve denetim altına alınmasını sağlar. Bekçilik ve koruma görevi yapan köpekler, başlıca iki küme içinde yer alırlar. Bazı köpekler yalnızca uyarıcı ödevi görür, duyduğu sese, eve giren yabancıya, bahçe kenarından geçen kişilere havlayarak, ev halkını muhtemel bir tehlikenin varlığından haberdar eder. Bunlar çoğunlukla, oyuncak köpekler ve süs köpekleridir. Bununla birlikte, onlar arasında da, Terrier türleri gibi, cesur, atak ve saldırgan olanları vardır. İri yapılı türler, daha az havlar. Ancak çoğunlukla daha atak, cesur ve saldırgan olurlar. Bekçilik ve koruma görevi yapacak köpeklerin seçiminde titiz davranmak gerekir. Köpeklerin ayrıntılı olarak tanıtıldığı bölüm, bu seçim için gerekli olan ön bilgiyi vermektedir. Tanınmış bekçi köpeği türleri arasından, size ve amacınıza uygun olanını seçebilirsiniz. Bununla birlikte, eğitime karşı istekli, sağlıklı, enerjik, atak ve saldırgan olması gerekir. Köpeğe, ilk bekçilik eğitimi annesinden gelir. Yavru, annesinin havladığı kişiye onunla birlikte havlar ve yabancılara havlanması gerektiğini öğrenir. daha sonra bir yabancı gördüğünde, yalnız başına olsa dahi kendiliğinden havlayacaktır.Bekçi ve koruma köpeği olarak yararlanılacak saldırganlık eğitimi verilecek olan köpekler, daha yavru iken alınarak, gelen gidenin olmadığı bir yerde yetiştirilirler. Mümkün olduğunca kalabalık içine çıkartılmaz, başka insanla temas ettirilmezler. Tüm bakım ve beslenmeleri tek kişi tarafından görülür. Bu kişi, aynı zamanda onun eğitimini üstlenecek kişi olmalıdır. Bekçi ve koruma görevi yüklenecek olan köpeğin kendine olan güveni her zaman tam ve yüksek olmalı, tüm eğitimler, her zaman köpeğin üstün geleceği biçimde sürdürülmelidir. Hiçbir zaman dövülmemeli, üstünlük duygusu sarsılmamalıdır. Saldırganlık eğitimi verilecek olan köpek. bir önceki bölümde anlatılan temel komutları eksiksiz olarak yerine getiren, eğiticisine bağlı, itaatli, eğitime istekli ve yetenekli bulunmalıdır. Temel komutları tam olarak benimsememiş itaatsiz köpeklerle saldırganlık eğitimi kesinlikle yapılmamalıdır. Ayrıca, bazı tür köpekler yapısal olarak çok sinirlidir. Bunlara çok iyi itaat eğitimi yaptırılmamışsa, giderilmesi olanaksız sakıncalara neden olmak mümkündür. Köpek, Dur! komutuyla durmalı, Gel! komutuyla gelmeli, Otur! komutuyla oturmalıdır.
Ayrıca, bu tür eğitim gören köpeklerin bulunduğu yere, insanların girmesinin sakıncalı olduğunu belirten yazılar konmalı. Köpeğin barınma yeri, kapalı dolaşma alanı olan türde yapılmalı veya buna benzer güvenlik önlemleri alınmış olmalıdır. Dinlenme zamanlarında köpeği zincirle bağlamak kesinlikle doğru değildir. Bu köpeğe verilebilecek en ağır cezadır, güvenini kırıcıdır. Ne denli iyi eğitilmiş olursa olsun, kalabalığa çıkartılacak köpeklerin ağızlarına, herhangi bir kazayı önlemek için ağızlık takılmalıdır.
Daha önce gördüğümüz temel eğitimden geçmiş, yalnız eğiticisi tarafından beslenip bakılarak özel olarak barındırılmış köpek, uygun tür ve nitelikteyse, iyi bir bekçi ve koruma köpeği olmaya aday demektir. Hiçbir eğitim verilmese de o, koruma alanına giren yabancılara saldırır ve bulunduğu yere girmesini önler. Buna karşın, bu eğitimin büyük önem taşıyan bazı amaçları vardır. Onları şöyle sıralayabiliriz
1. köpeğin saldırgan ve koruyucu niteliğinin en üst düzeye ulaştırılması.
2. Köpeğin saldırganlığının denetim altına alınması. komutla saldırma, komutla saldırıdan cayma alışkanlığının kazandırılması.
3. Köpeğin, yabancıların yaklaşma, dostluk kurma eğilim ve girişimlerini karşılıksız bırakma alışkanlığını kazanması. Bunları sırasıyla görelim:

1. SALDIRGANLIK EĞİTİMİ


Her köpeğin saldırganlık güdüleri aynı oranda yüksek ve gelişmiş değildir bazı köpekler insancıl ve barışçıdırlar. Yabancılarla çabuk dost olurlar. Böyle köpekler bekçilik için elverişli sayılmaz ve bu görev için tercih edilmezler. Bununla birlikte, saldırganlık eğitimi verildiğinde bir ölçüde uygun nitelik kazanabilirler. Saldırgan yapıdaki köpeklerse, bu eğitimle, yabancılar ve kuşkulu kişiler için amansız birer canavar kesilirler. Bu eğitimde, eğiticiden başka, köpeğe tümüyle yabancı olan bir yardımcı kullanılır. Yardımcının görevi, köpeği kızdırmak ve kışkırtmaktır. Köpeği kızdıran kişi zaman zaman değiştirilerek, köpeğin saldırganlığının yalnızca belirli bir kişiye değil, eğiticiden başka tüm yabancılara karşı olması sağlanır. Belli bir amaç için eğitilen köpekler, daha önceden saptanan bir niteliğe tepki duyacak biçimde yetiştirilirler. Sözgelimi, belirli bir giysiye karşı koşullandırılabilirler. Tutuk ve cezaevlerinde koruma görevi üstlenen köpekler, tutukluların dışarı çıkmasını önlemek için yetiştirilmişlerdir. Bu köpeklerin, tutukluların giydiği tek tip elbiseye tepki duyacak biçimde şartlanmaları sağlanmıştır.
Bazen bu durumun tersi de yaratılır. Sözgelimi: köpek, belirli bir tip elbise giyen kişileri dost, bunun dışındaki giyimlileri düşman olarak benimseyecek biçimde koşullandırılır. Askeri birlikleri korumak için yetiştirilen, savaş köpeği olarak çalıştırılan bazı görev köpekleri böyle eğitilmişlerdir. Saldırganlık eğitimi sırasında, köpeğin şok tasması çıkartılarak yerine, sağlam ve dayanıklı deri bir tasma takılır. Tasmaya takılacak eğitim kayışı, kuvvetli ve sağlam olmalı, köpeğin çekme gücüne dayanmalıdır. Gerektiğinde, fazla ağır olmayan ince ve dayanıklı zincir kullanılabilir. Eğitim yerinin sınırları kapatılmış ve tenha bir yer olmasında yarar vardır.
Köpek, eğitici tarafından eğitim alanına getirilir. Burada bulunan bir ağaca, sağlam bir direğe veya bir kazığa, kayışı uzun bırakılarak güvenli bir biçimde bağlanır. Eğitici bir süre köpekle oynar, onunla eğlenir. Bu sırada kışkırtıcı görevini üstlenen yardımcı gizlenerek gelir. Kendine, bir çalılık, bir çukur veya küçük bir tepe gibi doğal bir engeli siper alarak köpeğin yakınlarında bir yere siner. Yardımcının gelmesiyle eğitici köpeğin gerisine çekilir. Köpek, kışkırtıcının yaptığı gürültülere kulak kabartıp havlayınca, eğitici onu takdir edici sözlerle över ve TUT! komutuyla kışkırtır. Bazı köpekler son derece sinirlidir. Kendiliklerinden, ses duydukları yöne doğru atılıp şüpheli kişiyi tutmak isterler. Bunlar övülerek okşanır ve ödüllendirilir. Köpeği olduğundan daha sinirli, hırslı ve saldırgan yapmak gerekiyorsa yardımcı, elinde uzun bir kumaşla veya yaralama olasılığı bulunmayan herhangi bir dal parçasıyla, üzerine koyun postu sarılarak sıkıca bağlanmış uzun değneklerle, köpeğin gövdesinin çeşitli yerlerine tahrik edici biçimde dokunur. Onu kışkırtır ve kızdırır. Eğitici, köpeğin arkasında durduğu halde:
TUT! komutunu, köpek saldırganı yakalamak için istenilen isteklikte ileri atılıncaya değin yaptırıcı biçimde tekrarlar. Köpek, bağlı bulunduğu kayışı veya zinciri gererek ileri atıldığında, yardımcı korkmuş gibi yaparak geri geri kaçar. Eğitici, köpeğin bu davranışını överek ve okşayarak ödüllendirir. Eğitici, aradaki güvenlik mesafesini korumaya çok dikkat etmelidir. Bu sayede köpek ancak kışkırtıcının kendine doğru savurduğu bez parçasına erişebilir. Bezi yakalayan köpek, kısa bir çekişmeden sonra kışkırtıcının elinden bezi çekip alır, şüpheli kişi kaçar. Köpek okşanıp “aferin” denilerek ödüllendirilir. Kışkırtıcı durumundaki kişi hiçbir zaman köpeğe üstünlük kurmamalı, onun canını acıtmamalı, onunla eğlenmemelidir. Köpeği kızdırıp kışkırtmalı, onun havlayıp ileri atılması karşısında korkup kaçmalıdır. Bu eğitimler bu biçimde tekrarlanırsa, istenen sonuç kısa zamanda alınır. Köpek giderek yabancıların varlığına daha çok dikkat eder olur. Çıkan seslere, duyduğu yabancı insan kokusuna karşı sinirli olur. Yabancı varlığı hissettiği an atılıp tutmak ister.
Saldırganlık eğitiminde iki önemli nokta vardır:
1. Köpek, görevi gereği tüm yabancılara kızmalıdır.
2. Köpek kendini, tüm yabancılar karşısında güçlü ve kuvvetli hissetmelidir. Saldırganlık eğitimi, bu iki amacın yeterince sağlandığına inanılıncaya değin sürdürülür.


2. SALDIRGANLIĞIN DENETİM ALTINA ALINMASI

Köpek, görmüş olduğu saldırganlık eğitimiyle, artık kendi denetim alanında yabancıların varlığına tahammül edemez hale gelmiştir.Ancak serbest bırakıldığında, kuşkulu kişiler karşısında ne yapacağı, herhangi bir kişiyi hırpalama anında eğiticisinin komutunu dinleyip dinlemeyeceği belirsizdir. Bununsa çok önemli sakıncaları olduğu kuşkusuzdur. Köpeğin saldırganlığının, kesin olarak eğiticisinin denetimi altında bulunması gerekir. Amatör eğiticiler için, bu çalışma sırasında canlı yardımcı kullanmak çok tehlikelidir. Gerçi köpek eğitim kuruluşlarında, köpeğin diş geçiremeyeceği dolgu elbiseler giymiş deneyimli kişiler bu amaçla kullanılmaktadır. Ancak biz, kol ağızları, yakaları, pantolon paçaları dikilerek içine, kuru ot, saman, yün, pamuk, paçavra gibi dolgu maddeleri doldurulmuş mankenler kullanacağız. Mankenlerde kullanılacak giysi ve dolgu maddelerinin, eğiticinin kokusunu taşımamasına özellikle dikkat edilmelidir.
Eğitimden önce bu mankenler, eğitim alanında bulunan bir ağacın dalına, bir ip aracılığıyla öyle bir biçimde yerleştirilir ki, ipin diğer ucu indirilip çekildiğinde, manken aşağı yukarı hareket eder. Böylece, köpeğin onu yakalamak ve yere indirmek için çaba harcaması, onunla boğuşması sağlanır. Her şey hazırlanıp planlandıktan sonra köpek, eğitim alanına uygun uzunlukta bir eğitim kayışı veya eğitim zinciriyle, yedekte olduğu halde getirilir. Eğitici, serbest olan sol eliyle mankenin bağlı olduğu ipi indirerek onun ayakları üstüne basmasını Sağlar ve sağ kolunu ileri doğru uzatarak, işaret parmağı ile mankeni gösterip: TUT! komutu verir. Komutla birlikte ileri atılan köpek, mankenle boğuşmaya başlar. Bir iki dakikalık mücadeleden sonra, mankenin bağlı olduğu ip biraz daha bırakılarak, yere yatacak biçimde düşürülür. Köpek mankenin üstüne vardığı anda ise, DUR! - BIRAK! komutuyla köpek durdurulmalıdır. Sonra, yine ip aracılığıyla manken doğruluyormuş gibi hareketlendirilip, köpeğe: TUT! komutu verilir. Köpek yeniden mankenin üzerine vardığında, manken yine yere düşürülür. Bu kez de, daha önce olduğu gibi köpek, DUR! - BIRAK! komutuyla durdurularak saldırının aşırı boyutlara vardırılması önlenir. Böylece köpeğin saldırganlığı dene tim altına alınmış olur. Köpeğin saldırganlığının, doğrudan doğruya eğiticinin iradesine bağlı olduğu köpeğe benimsetilmelidir.
Her olumlu davranışta olduğu gibi, köpek her komutu yerine getirişte övülmeli, okşanarak ödüllendirilmeli. Dinlenmelerde onunla ilgilenilerek, birlikte koşup oynanmalıdır. Emrin dinlenmemesi halinde köpek sert ve kesin olarak söylenen: HAYIR! HAYIR! uyarısıyla ikaz edilir. Bazı sinirli ve saldırgan köpeklerin, DUR! - BIRAK! komutuna uymalarını sağlamak için Şok Tasması kullanmak gerekir. Emri dinlemeyen köpeğin kayışı, biraz serbest bırakıldıktan sonra sertçe çekilerek köpeğin boğazı üzerinde kısa sureli bir şok yaratılır ve tam bu arada komut tekrarlanarak köpek uyarılır.
Askeri görevler gibi çok özel amaçlı bazı eğitimlerde, mankenin boğazına et parçası bağlanarak, insanın can alıcı ve zayıf yeri olan gırtlak yöresi, köpeğin saldırı hedefi olarak koşullandırılır. Mankenin yere düşmesiyle, boğaz kısmına sıkıca bağlanmış bulunan et, köpek tarafından parçalanır. Ancak sivillerin köpeklerine bu türde eğitim vermeleri ağır suç kapsamına girer. Bazı eğitimlerde ise köpek, tüfek, tabanca, bıçak gibi öldürücü nitelik taşıyan silahlara karış koşullandırılır.

Saldırganlığın denetim altına alınması eğitiminin en önemli amacı; Köpeğin saldırganlığının, doğrudan doğruya eğiticinin iradesine bağlı olduğunu köpeğe benimsetmektir.


3. YABANCILARIN, KÖPEKLE DOSTLUK KURMA GİRİŞİMLERİNİ KARŞILIKSIZ BIRAKMA EĞİTİMİ


Yabancılardan uzak yetiştirilen, yalnızca eğiticisinin ilgilendiği saldırgan bir köpeğe yaklaşmak zor ve Çetin bir iştir. Buna rağmen köpeğe yaklaşıp onu elde etmek isteyenler olabilir. Bunların en kestirme ve denenen yaklaşma yolları, köpeğe yiyecek vermektir.
Küçük yaştan itibaren yalnızca kendi yemek kabına sahibi tarafından konan yiyeceği yiyen köpekler, sağa sola konan yiyecekleri yememeye alıştırılmışlarsa, onlara bu yolla yaklaşmak zordur. Ancak bu konuda daha güvenli olunmak isteniyorsa, başvurulacak bir iki yol daha vardır.
Eğitici, yine bir yardımcı kullanarak köpeğin önüne onun iştahla yediği yiyeceklerden attırır. Köpek bunları yemeğe girişince, eğitici yaklaşarak, ‘Hayır!” diyerek onu azarlar. Ağır bir ceza olarak da, zincirini kısa tutarak bağlar. Hareket birkaç defa tekrarlandığında köpeğin, önüne yabancılar tarafından atılan yiyeceği yemediği görülür. Köpek bu davranışından dolayı eğiticisi tarafından övülerek ve okşanarak ödüllendirilir. Diğer bir yöntem de, köpeğin dolaştığı alana bir yabancı tarafından, üzerine bolca kırmızıbiber dökülmüş et parçaları attırmaktır. Köpek bu etleri yemeğe kalktığında ağzının yandığını görecek; birkaç kez tekrarı halinde, başkalarınca verilen yiyecekleri yememeyi öğrenecektir.
Makale

KÖPEK EĞİTİMİ

TEMEL EĞİTİM

KÖPEK EĞİTİMİNDE TEMEL KOMUTLAR VE BUNLARIN ÖĞRETİLMESİ

İZLE!
Bu komut köpeğin, sahibinin yanı sıra, onun yedeğinde veya serbest olarak yürümesini sağlamak için verilir.Eğitim için, köpeğin boynunda eğitim tasması bulunur. Bu tasmaya eğitim kayışı geçirilerek, eğitimin yapılacağı alana gelinir.Eğitici, köpeği sol tarafına alır ve onu, başı dizinin hizasında duracak biçimde tutar. Eğitim kayışının serbest olan uca sağ ele, köpeğe bağlı olan ucu sol ele alınır. Eğitici, “İZLE” komutuyla birlikte kayışı ileriye doğru çok hafif ve yalnızca bir kez sarsıp yürümeye başlar. Bu yürüyüş süresince her üç adımda bir, fazla yüksek olmayan bir sesle, “İZLE!” komutu tekrarlanır. Köpeğin eğiticinin önüne ve arkasına geçmek istemesi halinde, eğitim zinciri uyarı olarak orta şiddetle sarsılır.Birlikte yürüme eğitimi en fazla 20 dakika olarak sürdürülür. Daha fazlası köpeği sıkar ve ilgisini dağıtır. Eğitimler her gün veya gün aşırı, köpek hiçbir yanlış yapmadan eğiticisinin yanı sıra yürümeyi belleyinceye değin sürdürülür. Köpeğin, çeşitli koşullarda sahibinin yedeğinde yürümesini sağlayabilmek için, daha ileri devrede köpek, uzun bir duvar boyunca sahibi de duvar arasında yürümeye alıştırılır. Bu köpek için oldukça sıkıcı geçebilir. Yön değiştirme, ileri veya geri çıkma girişimlerinde bulunur. Her girişimi, “hayır” sözcüğü ile önlenir ve eğitim tasması orta şiddetle sarsılır. Eğiticinin dizi hizasında normal biçimde yürüdükçe okşanır. Yedekte yürümenin son aşaması, ‘serbest yedekte yürümedir. Bu eğitimde köpek, sahibinin yanında eğitim kayışıyla bağlı olmaksızın, öğretildiği biçimde yürür. Bu alışkanlığı kazandırmak için, köpek eğitim kayışıyla olarak sahibinin yanında yürümekte iken kayış, eğitim zincirinden çıkarılarak eğitime devam edilir. Köpek yürüyüşünü bozduğunda, hayır sözcüğüyle, uyarılır. Düzgün yürüdüğünde ise okşanarak ödüllendirilir. Tekrarlarla yedekte yürüme eğitimi köpeğe kazandırılmış olur.

DUR!


Bu komutla köpekten istenen, her ne yapıyor olursa olsun durup beklemesidir. Bu nedenle, yalnızca köpek yedekte yürürken değil, her durumda durma eğitimi yaptırılmalıdır. Yatarken, otururken, gel komutunu getirirken, bu yeni emrin uygulanışını görmeli ve benimsemelidir. Köpek bu komuta öncelikle, eğitim kayışıyla bağlı olarak yedekte yürürken alıştırılır. Yürüme halinde iken eğitici, sol elinin avuç içi köpeğin burnuna doğru gelecek biçimde köpeği engelleyerek “Dur!” komutunu verir Bu arada kendi de durur. Köpek ilerlemek istediğinde: Hayır! diyerek uyarır. Durması halinde ise, okşayarak ödüllendirir. Defalarca tekrarlar ve köpek tarafından kavranan bu çalışma, daha sonra köpek serbestken yapılır. Daha ileriki aşamalarda: Otur, dur! Yat, dur! Gel, dur!” çalışmaları yapılarak eğitim tamamlanır. Bu komutu, köpeğe serbest olarak yerine getirtmeye alıştırmak için aşamalı bir çalışma yapmak gerekir. Eğitici, eğitim kayışını sağ elinde tuttuğu halde, sol eliyle köpeğe durmasını ikaz ederek bir metre kadar köpeğin ilerisinde ve önünde durur vazıyette, Dur! komutu, sol kol dirsek kırılmaksızın köpeğe doğru uzatılarak ve avuç içi köpeğe doğru dönük, parmaklar bitişik, parmak uçları yukarı çevrili olarak verilir. Köpek yerinden kalkmak istediğinde, sertçe söylenen “hayır” sözcüğüyle ve parmak tehditkar biçimde sallanarak uyarılır. Komutu uygun biçimde yerine getirdiğinde ise okşanarak ödüllendirilir. Köpek, eğitimin bu bölümünü iyice kavrayıp tam bir itaatle komutları yerine getirdiğinde, bu kez, eğitim kayışı çıkartılarak alışılagelen ceza-ödül sistemiyle bu eğitim de başarıyla köpeğe benimsetilir.



OTUR! veya ÇÖK!

Eğitici, isteğine göre bu iki komuttan birini kullanabilir. Ancak yalnızca birini kullanmalıdır. Bu komutla köpekten istenen, yürürken veya yatarken oturma durumuna gelmesidir. Oturma eğitiminin köpeğe kazandırılması için uygulanan bir iki değişik yöntem bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, yedekte eğitimdir. İkincisi, serbest eğitime geçiş niteliği taşır. üçüncüsü ise serbest eğitimdir. Bunları sırasıyla görelim:


1.Yedekte oturma eğitimi: Köpek eğitime, “İZLE!’ komutuyla, yedekte başlatılır. Bir süre gidildikten sonra, eğitici “DUR!” komutuyla birlikte sol elinin avuç içini köpeğin burnuna doğru tutarak onu durdurur. Sonra “OTUR!” komutu verir. Bunu yaparken, sol eliyle köpeği kalçasından aşağıya doğru bastırır ve sağ elinde tuttuğu eğitim kayışını yukarı doğru çeker. Böylece köpeğin, başı dik ve ileriye dönük olarak oturmasını sağlar. Komut tam olarak yerine getirilinceye değin, otur, otur!... denerek emir tekrarlanır.
2. Köpek eğiticisinin karşısında iken yapılan oturma eğitimi: Burada eğitici, köpeğin bir metre kadar ötesinde, karşısına geçer. Elini, parmakları bitişik, avuç içi köpeğin burnu üstünde ve yere dönük olarak öne doğru uzatır. Bir ucunu sol elinde tuttuğu eğitim kayışına, sağ ayağı ile basarak köpeğin çöküp oturmasını sağlarken, komutu tekrarlar: Otur! Otur! diyerek, hareketle komut arasındaki bağıntıyı köpeğin anlamasına çalışır.
Köpek eğer bu komutla yapacağı hareketi kavrayamıyorsa, eğitici köpeği engelin karşı yönünde bırakarak kendisi diğer tarafa geçer. Eğitim kayışının uzunluğu oranında ondan uzaklaşır. GEL! komutuyla köpeği kendi bulunduğu kısma çağırır. Köpek engeli aşma anında iken, bu kez: ATLA! komutuyla birlikte, sağ kolunu aşağıdan yukarıya doğru dik doğrultuda kaldırır Parmaklar bitişik ve avuç içi karşı yöne dönüktür. Köpek zaten çok alçak olan engeli yürüyerek aşacaktır. Buna rağmen çok zor bir iş başarmışçasına köpek okşanır ve sevilir. Hareket yeterince tekrarlanır ve köpeğe benimsetilirse, zamanla basamak basamak yükseltilen engelleri aşmada büyük bir titizlik ve çaba gösterecektir.
Yüksek atlama eğitiminin son aşaması serbest eğitimdir. Köpek, ATLA! komutuyla veya yalnızca, kolun tanımlanan biçimde yukarı kaldırılmasıyla engeli aşar.
Uzun atlama çalışmaları da, aynı pratik yöntemle köpeğe anlatılır ve öğretilir. Burada da, önce köpeğin engeli tanıması ve alışması gerekir. Başlangıçta engeller kısa tutulur. Önemli olan, köpeğin cesaret bulması ve eğitim yapma isteğinin yaratılmasıdır. Giderek engeller hem uzunluğuna ve hem de yüksekliğine artırılabilir. Ancak bu, sürekli çalışma isteyen bir eğitimdir. Köpeğin fizik yapısının uygun olması, sürekli çalışma yapma ve köpeğin engel atlama eğitimini sevmesi gibi etkenler başarıda büyük rol oynar.
Makale

KÖPEK

KÖPEĞİNİZE HER GÜN EN AZ 1 SAAT AYIRMALISINIZ!


Eğitimin yaşı yoktur demiştik eğitim köpeğin ve sahibinin ortak yaşamını her iki taraf için kolay kılması bakımından köpek için şarttır .Doğada vahşi ortamda yaşayan canlılar bile yaşamak için ve sürü uyumu için mutlaka anne ve babasından alabileceği bütün eğitimleri almak zorundadır. Alamayan yavrular ise yaşına dahi giremeden bir başka canlıya yem olur veya bir felakete maruz kalır. Evinize getirdiğiniz yavru köpekte ileriki yaşamını kolaylaştıracak eğitimini sizden alacaktır Eğitim almamış hangi canlı olursa olsun yaşamında zorluklar karşısında geri adım atar ve karşılaştığı zorluklar karşısında başarılı olamaz köpek eğer eğitimsiz ise sahibine ve çevresine mutluluk vermez ancak eğitimli bir köpek çevresinden övgü toplar o güne kadar hiç bir köpekle yakınlaşmamış bir kişi bile artık köpeğe sempati ile bakacaktır ve ön yargılardan arınacaktır.
Köpek yetiştirmenin altın kurallarını iyi etüt etmek ve anlamak köpeğinizi yetiştirmenizde size çok kolaylık sağlar,köpeğinizi iyi gözlemlemeli ve ona göre davranmalısınız.Köpek denen canlı son derece iyi bir gözlemcidir,sizi bütün gün izler ve ona göre davranır. Köpek eğitmek veya köpek beslemek diye bir şey yoktur,"KÖPEK YETİŞTİRMEK" vardır. Yavru bir köpeği alırsınız ve ölene kadar onu yetiştirirsiniz, bu zaman zarfında beslersiniz,eğitirsiniz. Köpeğiniz ile ilk komutları çalışmaya mutlaka sakin bir ortamda başlayın ve öğrenmeyi başardıktan sonra daha kalabalık ortamlarda çalışmaya devam edin. Çalışma sayıları ve tekrarlar çoğaldıkça öğrenme de hızlanır. Köpek yetiştirmek sanıldığı kadar basit değildir. Ancak bazı insanlar öğretme konusunda doğuştan yeteneklidir. Şöyle bir düşünün;mutlaka çevrenizde öğretme konusunda yetenekli bir tanıdığınız vardır. Hiç ilgilenmediğiniz bir konuyu size sohbet esnasında hissettirmeden öğretir. Sonradan siz bunun farkına varınca da hayretler içinde kalırsınız. Biz sadece size eğitimin temel teknik ve bilgilerini veriyoruz. Biz de çok iyi biliyoruz ki her köpek sahibi eğitim konusunda başarılı olamaz. On köpek sever dener fakat dört kişi başarılı olur. Eğer bu rakamları yükseltebilirsek başarılı köpek sahibi sayısı artar. Konuyla ilgili kitaplar da hep bu sebeple yazılır.

Ekonomik nedenlerden dolayı da birçok insan köpeklerini eğittirememektedirler. Bu nedenle verilen bilgileri iyi değerlendirin, en azından köpeğinizi kendiniz eğitemeseniz bile doğru bir şekilde yetiştirmiş olursunuz. Anlayamadığınız bir komutu kesinlikle köpeğinize öğretmeye çalışmayın .aksi takdir de köpekte psikolojik problemlerin oluşmasına sebep olursunuz bizim kitap yazmaktaki asıl amacımız köpeğinizi problemsiz bir şekilde yetiştirmenizdir size tavsiyelerimiz de ne diyorsak elinizden geldiğince uygulamaya gayret edin. Mesela siz yemek yerken asla ve asla köpeğinize masa kenarından yemek vermeyin ve verdirtmeyin diyorsak bu hem sizin hem de köpeğinizin iyiliği içindir mutlaka bu kurala uyun çünkü doğada köpek bir dilenci değildir sizin acıyıp ta vereceğiniz bir parça yiyecek köpeğinizi artık dilenci yapmaya yetecektir .

Köpek yetiştirirken iki şeyden yararlanmalıyız;
1- Dolaylı etki;
2- Direkt etki;
3- Tavizsiz Davranmak
Bu üç temel kuralı mutlaka her yerde ve ortamda kesinlikle uygulamalıyız aksi olursa köpek büyüdüğünde asla söz dinletemeyiz bazı eğitimler vardır ki asla uzmanlara danışmadan öğretmeye çalışmamalıyız (saldırı eğitimi gibi).
Alıntıdır

KÖPEK

KÖPEĞİNİZE HER GÜN EN AZ 1 SAAT AYIRMALISINIZ!


Eğitimin yaşı yoktur demiştik eğitim köpeğin ve sahibinin ortak yaşamını her iki taraf için kolay kılması bakımından köpek için şarttır .Doğada vahşi ortamda yaşayan canlılar bile yaşamak için ve sürü uyumu için mutlaka anne ve babasından alabileceği bütün eğitimleri almak zorundadır. Alamayan yavrular ise yaşına dahi giremeden bir başka canlıya yem olur veya bir felakete maruz kalır. Evinize getirdiğiniz yavru köpekte ileriki yaşamını kolaylaştıracak eğitimini sizden alacaktır Eğitim almamış hangi canlı olursa olsun yaşamında zorluklar karşısında geri adım atar ve karşılaştığı zorluklar karşısında başarılı olamaz köpek eğer eğitimsiz ise sahibine ve çevresine mutluluk vermez ancak eğitimli bir köpek çevresinden övgü toplar o güne kadar hiç bir köpekle yakınlaşmamış bir kişi bile artık köpeğe sempati ile bakacaktır ve ön yargılardan arınacaktır.
Köpek yetiştirmenin altın kurallarını iyi etüt etmek ve anlamak köpeğinizi yetiştirmenizde size çok kolaylık sağlar,köpeğinizi iyi gözlemlemeli ve ona göre davranmalısınız.Köpek denen canlı son derece iyi bir gözlemcidir,sizi bütün gün izler ve ona göre davranır. Köpek eğitmek veya köpek beslemek diye bir şey yoktur,"KÖPEK YETİŞTİRMEK" vardır. Yavru bir köpeği alırsınız ve ölene kadar onu yetiştirirsiniz, bu zaman zarfında beslersiniz,eğitirsiniz. Köpeğiniz ile ilk komutları çalışmaya mutlaka sakin bir ortamda başlayın ve öğrenmeyi başardıktan sonra daha kalabalık ortamlarda çalışmaya devam edin. Çalışma sayıları ve tekrarlar çoğaldıkça öğrenme de hızlanır. Köpek yetiştirmek sanıldığı kadar basit değildir. Ancak bazı insanlar öğretme konusunda doğuştan yeteneklidir. Şöyle bir düşünün;mutlaka çevrenizde öğretme konusunda yetenekli bir tanıdığınız vardır. Hiç ilgilenmediğiniz bir konuyu size sohbet esnasında hissettirmeden öğretir. Sonradan siz bunun farkına varınca da hayretler içinde kalırsınız. Biz sadece size eğitimin temel teknik ve bilgilerini veriyoruz. Biz de çok iyi biliyoruz ki her köpek sahibi eğitim konusunda başarılı olamaz. On köpek sever dener fakat dört kişi başarılı olur. Eğer bu rakamları yükseltebilirsek başarılı köpek sahibi sayısı artar. Konuyla ilgili kitaplar da hep bu sebeple yazılır.

Ekonomik nedenlerden dolayı da birçok insan köpeklerini eğittirememektedirler. Bu nedenle verilen bilgileri iyi değerlendirin, en azından köpeğinizi kendiniz eğitemeseniz bile doğru bir şekilde yetiştirmiş olursunuz. Anlayamadığınız bir komutu kesinlikle köpeğinize öğretmeye çalışmayın .aksi takdir de köpekte psikolojik problemlerin oluşmasına sebep olursunuz bizim kitap yazmaktaki asıl amacımız köpeğinizi problemsiz bir şekilde yetiştirmenizdir size tavsiyelerimiz de ne diyorsak elinizden geldiğince uygulamaya gayret edin. Mesela siz yemek yerken asla ve asla köpeğinize masa kenarından yemek vermeyin ve verdirtmeyin diyorsak bu hem sizin hem de köpeğinizin iyiliği içindir mutlaka bu kurala uyun çünkü doğada köpek bir dilenci değildir sizin acıyıp ta vereceğiniz bir parça yiyecek köpeğinizi artık dilenci yapmaya yetecektir .

Köpek yetiştirirken iki şeyden yararlanmalıyız;
1- Dolaylı etki;
2- Direkt etki;
3- Tavizsiz Davranmak
Bu üç temel kuralı mutlaka her yerde ve ortamda kesinlikle uygulamalıyız aksi olursa köpek büyüdüğünde asla söz dinletemeyiz bazı eğitimler vardır ki asla uzmanlara danışmadan öğretmeye çalışmamalıyız (saldırı eğitimi gibi).
Alıntıdır

KÖPEK


DOSTUMUZ KÖPEK
İster dikkatle planlanmış bir üretim ya da şans eseri doğmuş olsun bir köpek - köpeğiniz- kürklü bir insan değildir. Köpeklerin insana eşit koşulan pek çok özelliği vardır. Güçlü duygusal bağlar geliştirirler; sosyal bir sistem içinde yaşamlarını sürdürürler; neşe, acı, keder, öfke ve korkularını belli ederler; zeki; duyguları okuyabilen ve eğitilebilirdirler. Genel olarak bahsettiğimiz özellikleri bizle paylaştıkları için onlara bir insan gibi davranırız ve ne yazık ki köpekler umduğumuz gibi karşılık vermediğinde hayal kırıklığına uğrarız. Buna karşılık köpeğiniz de sizi sanki onun kendi türündenmişsiniz gibi görür. Sizi ya lider "alfa" olarak görür ve saygıyla itaat eder ya da kendi düzeyinde bir grup üyesi olarak kabul edip size ne saygı duyar ne de itaatkar davranır.
Köpeğinizi bir insana çevirmezsiniz; fakat sizi bir başka köpek olarak görmesinden faydalanıp gözünde pozisyonunuzu bir "alfa" olarak yükseltebilirsiniz.
Köpeğinizin eğitimi ona vermek istediğiniz mesajı anlamasını sağlayamadığınız sürece başarısız olacaktır. Tüm yapmanız gereken köpeğinizin anlayacağı onun için doğal dili kullanmanızdır. En basit yöntemiyle ister ilk kez eğitin isterseniz baştan başlayın iyi davranışlarını ödüllendirip yanlışları doğru şekilde düzeltirseniz sonucu çabanıza değecektir.
Köpekler, neyin doğru neyin yanlış olduğunu davranışlarının avantajlı ya da avantajsız sonuçlarını tecrübe ederek öğrenir. Bir köpeği eğitmek ona kendisi için neyin faydalı olup neyin olmadığını göstermekten başka bir şey değildir.
Köpeğinizin üzerinde kontrolü sağlamanın en etkili yöntemi ortak bir dil kullanmaktır.
İşe yarmayan bir disiplini sürdürmek köpeğinizin gözünde sadece sizin etkisiz olduğunuzu kanıtlar. Uygulatamayacağınız hiç bir komutu vermeyin. Bu, onu istediğinde sizi duymazdan gelebileceği fikrine alıştırır. Hiçbir komut uygulanmadan geçilmemelidir.
Problemli bir davranışı düzeltirken bu davranışı durdurmanın en doğru zamanı köpeğiniz henüz bunu düşündüğü andır. Olay sırası ve sonrasında bunu düzeltmek daha az etkilidir. Yine de istenmeyen davranışın tam gerçekleştiği sırada hata doğru yöntemle düzeltilmelidir.
Disiplinin zamanlaması disiplinin tipinden daha önemlidir.
Pekiştirmek amacıyla disiplin için tehdit etmek sadece köpeğinizin sizi görmezden gelmeyi öğrenmesini sağlar.
Köpekler suçluluk duymaz. Yaramazlık yaptıktan sonra köpeğinizin suçlu suçlu ortalarda kıvranması olayın kendisine değil sahibinin olayı fark ettiğindeki davranışına tepkidir.
Pazarlık yapmak ve yalvarmak ( Lütfen, eğer koltuğu bir daha kemirmezsen eve döndüğümde seni dışarı çıkaracağım) sadece zaman ve duyguların harcanmasıdır. Bunu yapmayın.
Rutin olarak Otur/Yat/Bekle gibi temel itaat eğitimini evde sık sık pratik yaparak pekiştirirseniz problemli davranışların çözümünü hızlandırabilirsiniz. Bu egzersizler kontrolün sizin elinizde olduğunu köpeğinize anlatmanın en doğal ve etkili yoludur.
LİDER "ALFA"
"Alfa" olmak demek köpeğinizle askeri bir disiplin altında yaşamak değildir. Bu sadece ilişkinizde kendinizi lider pozisyonunda kabul edip o şekilde davranmanız anlamına gelir. Böylece gerçekçi ana kurallar koyarsınız, bunları öğretir ve uygulatırsınız. Köpeğiniz bir kez bu kuralları öğrendiğinde tüm yapmanız gereken kural dışına çıktığında hemen doğru yöntemlerle müdahale etmenizdir.
"Alfa" pozisyonunun varlığı, köpeğinizin zihinsel ve duygusal sağlığı için önemlidir. Ya siz alfa olursunuz ya da köpeğiniz. Bir "alfa" köpeği tanımlamak çok kolaydır: itaat etmez, sürekli havlama, eşyaları kemirme ve evden kaçma gibi istenmeyen davranışlarda düzeltme kabul etmez ve rahatsız edilmeye, zorlanmaya gelmez. Diğer insanlara ve köpeklere göz dağı verir ve genelde tuvalet eğitiminde pek güvenilir değildir. Bu onların hatası değildir. Tüm bu davranışlar doğada hayatta kalmalarına yardımcı olan içgüdüsel davranışlardır. Birileri patron olmak zorundadır. Eğer siz değilseniz bu mutlaka o'dur.
Kendinizi "Alfa" olarak kabul ettirmek sadece ona karşı genel tavrınız ile gerçekleşir. Ona sinirlenip inatlaşmak ve canını yakmak bir liderin yapacağı şey değildir.

TAVIR
Alfa önce yer. Mümkün olduğu anlarda köpeğinizi siz yedikten sonra besleyin. Asla serbest besleme yapmayın ve siz izin verinceye kadar yemeğe başlamasını engelleyin.
Alfa kapılardan önce geçer. Giriş ve çıkışları kontrol edin. İçeri girerken ya da dışarı çıkarken köpeğinizin sizi itip önünüze geçmesine izin vermeyin.
Alfa istediği yerde istediği şekilde serbestçe dolaşır. Köpeğiniz yolunuzun üzerinde yatıyorsa üzerinden atlamayın. Kalkıp sizin için yolu açmasını sağlayın.
Alfa en iyi uyunacak yeri kendi için seçer. Köpeğinizi yatağınızdan indirin.
Alfa "ne zaman" ve " nereye" sorularının cevaplarını kendi verir. Köpeğinizi mobilyaların üzerine çıkmasına izin veriyorsanız sadece siz istediğiniz için onu arasıra aşağı indirin. Daha sonra belirli zaman dilimleri için tekrar yanınıza çağıra bilirsiniz.
Arabada oturacak yeri köpeğinizin seçmesine izin vermeyin.
Merdivenlerden inip çıkarken sizi takip etmesini sağlayın.
Yemekte sizden yiyecek dilenmesine kulak asmayın.
İlgi çekmek için havlamasını duymazdan gelin.
İstenmeyen her davranışına hemen müdahele edin.
Yemek zamanı mamasına başlamadan önce onu bekletin. "Bekle" komutunu verirken tasmasından gerekirse onu engelleyerek sizi anlamasını sağlayın. Sakinleşince onaylayıp tasmasını bırakın.
Köpeğiniz hakketmediği sürece onu sevip ödüllendirmeyin. Bırakın en basit şeyler için bile sizin için çalışsın. Bisküvisini yemeden önce ya da çılgınca üzerinize atlamaktansa sakince oturup ne kadar uslu bir köpek olabileceğini size kanıtlasın.
Doğada sadece hiyerarşik olarak alttaki üyeler liderlerini görünce onun çene altını yalayarak bunu onaylar. Köpeğinizi çene altından daha çok kafasının üzerinden sevin.
Aile içindeki resesif davranışlarını ödüllendirin. Örneğin sizi yalamasına izin verin.
Bu liderlik egzersizlerini günlük rutininizin bir parçası haline getirin.
O gün aklınızın nerede olduğunu kendinize
sorup dururken köpeğinizi belirsiz bir
yolculuğa göndermeden önce dikkatlice
cevaplamanız gereken iki soru var.

"NİÇİN" ve "NASIL" BİR KÖPEK
İSTİYORUZ?
Keşke bir köpeğin sahibinin yanında olma nedenlerinden emin olduğu kadar biz de niçin bir köpek istediğimizden emin olabilsek. Genellikle içimizde daha çok sezgisel nedenler vardır. Samimi olduğu sürece bunların en haklı nedenlerin başında geldiğine inanıyorum. Köpeğini belli bir görevi yürütmesi ya da sadık bir arkadaşa sahip olmak için isteyenlerin de doğru köpek sahibi olabileceğini var sayabiliriz.
Gerçekte hayatımızı bir köpekle paylaşmaya karar verdiğimizde onla sağlıklı bir ilişki kurmanın yolu şu iki soruyu cevaplamaktan geçiyor bana göre. Bir köpeği "niçin" ve "nasıl" istiyoruz ? Niçin istediğimize dair soruların cevapları ikincisine göre daha net doğal olarak. Bir bekçi ya da av köpeği gereksinimlerden sadece ikisi. Daha derine inelim. Bir bekçi köpeği istiyorsunuz; ama daha çok saldırganlık göstermeden yabancıyı havlayarak haber vermesi yeterli sizin için. Bir Doberman ya da Rottweiler değil belki; ama dükkanda arkada çalışırken gelen müşteriyi kovalamdan sadece havlayarak haber verecek bir Pomeranian bu göreve gönülden talip olabilir. Ya av köpekleri? Sizce Cocker Spaniel ile İngiliz Pointer aynı avın köpekleri mi? Pek avcılıktan anlamam; ama kulüplerine göre ırk özellikleri tam örtüşmüyor. Çocuklarınıza oyun arkadaşı olarak Minyatür Pinscher yerine Standart Schanzuer'a ne dersiniz?
Gelelim "nasıl" sorusuna. Köpekleri istediğimiz zaman düğmesine basıp kapatarak ayak altından kaldırabileceğimiz bir çeşit eşya olarak mı görüyoruz yoksa asla büyümeyecek üç yaşında bir çocuğumuz olduğunun en başından itibaren farkında mıyız? Ailemizin bu yeni dostunun onun yaşamı boyunca davranışlarını etkileyecek zorlu geçecek bir eğitim ve olgunlaşma dönemi olduğunu, yaşamının son gününe kadar sürecek düzenli veteriner seyahatlarına ihtiyaç duyduğunu, gerek halınızın üzerinde gerekse henüz üzerindeyken düzenli tüy bakımının göreviniz olacağını şimdiden kendinize anlatmanız gerekiyor. Bu konuda kendinizin yanı sıra ev ahalisinin de işbirliğine gereksiniminiz var. Diğer bir önemli konu ise her ay kira, elektrik/su faturalarının yanı sıra onun mama ve olası diğer masrafları için de bütçe ayırmanız gerekmesi. Özellikle bunu hiç de hafife almayın. Oğlunuzun okul gezisi ile köpeğinizin sağlık sorunu arasında karar vermeniz bazen güç olabilir. Bu liste daha bilinçli bir incelemeyle daha da uzatılabilir.
Alıntıdır

KÖPEK

ANLAYABİLMEK


"Satılık Köpek Yavruları" ilanının hemen altında küçük bir çocuğun başı gözüktü ve çocuk dükkan sahibine sordu :

-"Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?"


Dükkan sahibi :


-"30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları" dedi


-"Benim 2 dolar 37 sentim var" dedi çocuk


-"Bir bakabilir miyim yavrulara"


Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve köpek kulübesinden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu:


-"Bunun nesi var?"


Dükkan sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı.


Küçük çocuk heyecanlanmıştı.


-"Ben bu yavruyu satın almak istiyorum.”


Dükkan sahibi:


-"Hayır o yavruyu satın alman gerekmiyor.


Eğer gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm"


Küçük çocuk birden sinirlendi.


Dükkan sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak:


-"Onu bana vermenizi istemiyorum.


O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim.


Aslında şimdi size 2 dolar 37 cent vereceğim ve geri kalanını ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacağım."


Dükkan sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı:


-"Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum.


Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak."


Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasıyla desteklediği sakat bacağını dükkan sahibine gösterip, tatlı bir sesle:


-“Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var" dedi.


Dan Clark

KÖPEK BAKIMI

EVDE KÖPEK

Seçmiş olduğunuz yavruyu eve getirmeden önce onun kalacağı yeri hazırlamalı ve gereken ihtiyaçları almalısınız.Bu ihtiyaçların en önemlisi yavruyu içine koyacağınız metalden bir kafes olacaktır.Ev kurallarına uyum sağlaması ve yavruyu kontrol altında tutabilmeniz için son derece gereklidir ve büyük ölçüde işinizi kolaylaştıracaktır.Köpekler doğal olarak yabani yaşam içinde bir inde yaşadıkları için gelecek olan yavrunuzda böyle bir yer isteyecek ve bu alanda kendini güvende hissedecektir.

Bu kafesi koyacağınız yer;.

Yavrunun rahatlıkla uyuyabileceği ve rahatsız edilemiyeceği bir yer seçin.

Hazırlayacağınız yer elektrik kabloları,kimyasal,zehirli maddeler,kesici aletler,kolayca açılabilir ve kırılabilir cisimlerden uzak olmalıdır.

Bu yer kuru,gerekli aydınlatma düzeni ve havalandırması olan,güneş ışığını kolayca alabilen ve çok sıcak olmayan gerektiği zaman kolayca temizlenebilecek bir yer olmalıdır.

Genellikle köşeleri seçin.Herkesin kolay ulaşamıyacağı bir yer olmalı.Yavrunun kolayca hareket edebileceği,yatabileceği kadar yer olduğundan emin olun.

Kafesin bir köşesini yumuşak, yavrunun ölçülerine uygun üzerine kıvrılıp yatacak bir battaniye veya sizin için uygun olan kolayca temizlenebilecek başka bir tekstil ürünü ile kaplayınız.Şimdilik bir yavru yatağı almanıza gerek yok çünkü bazı kazalar olabilir verdiğiniz para boşa gitmesin.Kafesin diğer köşesini her zaman taze su ile dolu olacak su kabı ile donatınız.Yemek kabını ise sadece yemek saatinde koyunuz ve yavrunuz yemeğini bitirdiği zaman alarak yıkayınız ve yeni öğün için temiz kalmasını sağlayınız.Eğer yavru yemeğini tamamlamadı yememek istiyor ise yine yemek kabını yavrunun önünden alınız.

Yavrunun sıkılıp oynayarak zaman geçireceği oyuncaklarından birkaç tanesinide kafese koyunuz.Yokluğunuzda yavrunun size alışmasını sağlamak ve evde olmadığınız zamanı yavruya hissettirmemek için üzerinizde kokunuz bulunan bir atletinizide gerektiğinde kullanmak üzere hazır bulundurun.


Sıra Yavruyu Almaya Geldiğinde;

Üretici ile birlikte kararlaştırdığınız yavruyu almak için beklediğiniz o gün gelince birkaç önemli noktayı gözden geçirmeniz gerekiyor.

Yavrunuz eve geldikten hemen sonra birkaç hafta sürecek yoğun tempoya ayak uydurmanız gerekecek.

Günün büyük çoğunluğunda evde bir kişinin bulunması gerekiyor.Eğer böyle bir avantajınız yok ise kısa süre için kendinize zaman yaratmalı veya işlerinizi ertelemelisiniz.

Tatile çıkmak veya zaman alacak bir plan yapmadığınızdan emin olun.Eğer böyle bir düşünceniz var ise üretici ile konuşarak zaman isteyin.

Doğum günü,mezuniyet töreni yada toplantı gibi bir güne denk gelmemesine özen gösterin.

Almak istediğiniz günü ve saati üretici ile kararlaştırınız.Üretici bu süre içerisinde yavruyu araba seyahatine hazırlamak için yemek vermeyecektir.

Seçtiğiniz yavrunun yanına koyulmak için üzerinde kokunuz bulunan bir atletinizi yavruyu almadan birkaçgün önce üreticiye veriniz.Bu davranış yavrunun sizin kokunuzu tanıması için önemli.Aynı zamanda yavrunun yanına bırakılan atletinize diğer kardeşlerinden kokusu sinmiş olacak ve kardeşlerinden ayrıldığı zaman sizin kokunuzla birlikte kardeşlerinin de kokusunu alacağı için işler kolaylaşacak.


Yavruyu diğer kardeşlerinden ayırıp eve getirmek için en iyi zaman sabah saatleridir.Günün büyük çoğunluğu siz ve aile bireyleri ile olacak, ilk yemeğini sizin elinizden yiyeceği için az da olsa alışacak ve ilk geceyi kardeşlerinden ayrı olarak daha rahat geçirecektir.

Yavrunuz ile arabınızda yapacağınız yolculuk da önemlidir.Bu kısa seyahati yavru için yeterli olacağı kadar konforlu hale getirmelisiniz.Onu rahat ve kolayca içinden çıkamıyacağı bir kuyuya koyun.Kutu gazete kağıdı veya daha önce belirttiğim yumuşak tekstil ürünü ile kaplanmış ve içine oyuncuklar bırakılmış olmalıdırYukarıda belirttiğim, üzerinde sizin ve kardeşlerinin kokusu olan atletinizi de kutunun içine bırakmayı unutmayın. Kutunun altına, arabanızın yavrunun gerçekleştireceği olası bir kazada kirlenmemesi için plastik ile kaplayın ve birmiktar kağıt havlu veya peçete bulundurun.Yavru kutunun içinde elinizde veya dizinizin üzerinde olmaktan kendini daha güvende hissedecektir.Yukarıda da belirttiğim gibi köpekler inde yaşayan hayvanlar oldukları için doğallıkla kapalı bir yer isteyeceklerdir.Eğer yolunuz uzun ise her iki saatte bir yavruya tuvalet ihtiyacını gidermek için mola verin eğer hava çok sıcak ise yavruya su vermeyi ihmal etmeyin.

Eğer küçük çocuklarınız size bu seyehatte eşlik ediyorlar ise,onlara köpeğe (ne kadar zor olsa da) dokunmamalarını ve onu rahatsız edecek korkutacak davranışlarda bulunmamalarını,yavrunun yalnız kalması gerektiğini söyleyiniz.

Seyahat boyunca yavrunuzu direkt gün ışığından koruyunuz.Eğer hava çok sıcak ise arabanın içi daha sıcak olur ve siz bu sıcakta bunalıyor iseniz yavru köpeğiniz kendini sizden daha kötü durumda hissedecektir.Bunun için yavruya küçük damlacıklarla su püskürten bir fıs-fıs yardımcı olacaktır.Size eşlik eden yaşça büyük genç aile bireylerinden birine yavruyu yolculuk boyunca gözlemlemesi için görev veriniz.Kutunun veya yavruyu koyduğunuz kafesin devrilmesini engellemeli ayrıca yavruyu temiz tutması gerekiyor.Ancak bunları yaparken yavruyu kutudan çıkarmamalısınız.

Yavruyu üreticiden alıp arabaya koymadan önce on dakika çeverede gezinmesine izin veriniz.Bu arada eğer secereli bir köpek alıyor iseniz.üreticiden gerekli evrakların hepsini aldığınızı konrol edin.

Yolculuk esnasında aramanızı herzamankinden daha yavaş ve dikkatli sürün ani dönüşler ile tümseklere,çukurlara dikkat edin.

Eve Döndüğünüzde:

Eve vardığıızda yavru köpeğiniz yolculuk sonunda yorulmuş olacak.Arabadan dışarıya çıkartarak tuvaleti ve serin havayı ciğerlerine çekmesi için ona biraz izin verin.Evin diğer üyelerine heyacanlı olmamalarını komşularınızı bir hoşgeldin partisine davet etmemeleri için öğüt veriniz.Eve varış anından itibaren yavruya evin kokusuna,çevreye,eşyalara alışması için izin vermelisiniz.Daha sonra onu önceden hazırladığınız yuvasına götürünüz ve uyuması için zaman veriniz.Ancak altın kuralı unutmayınız:hiç kimse uyuyan yavruyu rahatsız etmemeli ve uyandırmamalı.

Yavru uyandıktan sonra kendini daha rahat hissedecek ve ilk yemeğini yemesi için hazır olacak.Onu kısa süre için dışarı çıkartın tuvaletini yapması için izin verin eğer yapar ise severek ödüllendirin,daha sonra yuvasına alarak sıcak su ile yumuşattığınız ve soğutmaya bıraktığınız yemeğini yavruya ikram ediniz,taze suyu da unutmayın herzaman dolu ve taze olarak yuvada kalması lazım.Eğer yemeğini yemedi ise bu yemeği yavrunun önünde bırakmayın.Yemeğini yedikten hemen sonra onu tekrar dışarı çıkartın ki tuvaletini yapsın.Her yemekten sonra bu hareketi tekrarlamalısınız.Eğer kaza ile eve yapar ise sakın yavruya bağırmayın ve onu cezalandırmayınYavru tuvaletini yapmadı ise her 10-15 dakika da tuvaletini yapıncaya kadar dışarı çıkarınız..Tuvalet eğitimi ile ilgili ayrıntılı bilgileri ileride ki sayfalarda bulabilirsiniz.

Yavru günün son yemeğini yedikten sonra ki günde 3-4 öğün yemesi gerekiyor ,eğer hava şartlarıda uygun ise dışarı çıkararak yine kendini rahatlaması için izin verin ve oyunuda ihmal etmeyin.Yavruyu yuvasına götürmeden önce tuvaletini yaptığından emin olun.

Yavrunun yatağı sıcak, temiz ve size daha önce anlattığım kolay temizlenen tekstil ile kaplı ve oyuncakları içerisinde olmalıdır.Bir kez daha su kabının dolu ve taze olması gerektiğini hatırlatıyorum.

Şu Geceler Olmasa:

En zor anlardan birisi de gece saatleridir.Yavrunuz ile istemesenizde günün büyük bir çoğunluğu beraber olduğunuz için yavru bir anda yalnız kaldığında tedirgenliğe düşecek, çünkü bu onun ilk yalnız gecesi daha önce hep kardeşleri ile birlikte sıcacık uyudu.

Yavru bu dönemede alışacak ama gelin ona bu ilk günlerinde yardımcı olalım. Nasıl mı?

Eğer soğuk bir kış günü ise ve eviniz soğuk ise sıcak su torbasını doldurarak yavrunun yanına koyunuz.Böyle bir şey yok ise bir-iki litrelik pet meşrubat şişeleride size yardımcı olur.Suyun çok sıcak olmadığından emin olun.Bu hareketimiz ona kardeşlerinin sıcaklığını sağlayacak.

Daha önce üreticiden yavrunun kafesine koymasını istediğiniz atletinizi tekrar kafese koyunuz.Unutmadıysanız çamaşırın üzerinde kardeşlerinin kokusu mevcut.

Kendini yalnız hissetmemesi için tik-tak vuruşlu bir saat ya da kısık sesli bir radyoyu kafesin yanına koyunuz.

Yavrunun havlamasına ve acıklı ağlamasına cevap vermeyin.Biliyorsunuz ki o şu an olamadığı kadar güven içinde.Yalnızca yalnız kalmaya alışık değil o kadar, bu yüzden tedirginlik hissediyor.Eğer yavru havlıyor ağlıyor diye yanına giderek ona cevap verirseniz: yavru bunu kısa sürü içinde öğrenerek,size karşı kullanmaya başlar.Unutmayın ki köpekler insan davranışlarını çok iyi yorumlar ve kullanırlar.Bunun için köpeğinize bir ip ucu vermeyin.

Hazırladığınız kafesi kendi yatağınızın yanına da alabilirsiniz ve yavru gece geç saatlerde ağlamaya başlayınca kolunuzu uzatarak yavruyu kısaca sevmeniz yeterli olur.Ancak bazı kurallara uyarak.Yavru ilk günlerde yanınızda iken,ilerki günlerde yavaş yavaş sizden uzaklaşmalı.Örneğin ilk günler yatağınızın yanında iken daha sonraki günlerde yatağın köşesinde,odanın köşesinde,kapının yanında ve odanın dışında gibi.Bu eylemi en son olarak yavrunun kalmasını istediğiniz yerde son vereceksiniz.Eğer herzaman yanınızda kalmasına izin verseydiniz ileride tedavisi çok zor olan Ayrılık Korkusu adlı hastalığa zemin hazırlamış olursunuz.Bu davranışı engellemek için eğitim programınıza ekleyerek yavrunun belli süre sizden ayrı kalmasını sağlamalısınız.

Günaydın:

Yorucu gecenin ardından yeni ve değişik bir sabah artık sevimli yavrunuz hayatınıza renk katacak.

Sabah yavruyu karşılamak için eski elbiselerinizi giyiniz,çünkü gece yavru bir kaza yapmış veya suyunu dökmüş olabilir, kirli,ıslak patileri ile üzerinizi kirletmesin.Hemen onu dışarı çıkartın sindirim sistemi gayet iyi çalışmasına rağmen şu sıralarda tuvaletini tutmakta zorlanıyor.Eğer kafesi kirli ise temizlemeyi unutmayınız.

Yavruya sabah kahvaltısını sunun,tuvaleti ve oyun için tekrar dışarı çıkarın ve veterinerinze telefon açarak ilk kontrol için randevu alın.Veteriner kontrolunü ihmal etmeyin ve geciktirmeyin.Veteriner size parazitler,hastalıklar ve aşı takvimi hakkında bilgi verecek,bundan önemlisi köpeğinizi kontrol edecektir.Veterinere giderken yanınıza köpeğin sevdiği oyuncak veya bisküvisini almayı unutmayın ve bu yiyeceği veterinerden muayene anında ve köpeğiniz ile tanışma esnasında vermesini isteyin bu davranış ona veteriner önlüğünün iyi bir şey olduğunu anlatacak..Veteriner muayenehanesi genelde köpeğe küçükde olsa acı veren bir yer olduğu için,muayene dışında da veterineri ziyaret ederek yavrunun bu ortamı kötü tecrübeler ile tanımamasını sağlayın.Unutmayın köpeklerin ilk tecrübeleri en derin kalıtımı sağlar.

Veteriner kontrolü bittiğinde ilk sosyalleştirme ve eğitim aşamaları başlayacak ve köpeğiniz ile 10-14 yıl sürecek bir ilişkinin nasıl olacağınına dair ipuçları veren dönem başlayacak.Köpeğinizin sosyalleştirilmesi tamamen size bağlı.Şunu unutmayın ki yapacağınız işler,köpeğin öğrenmesi için çaba sarfetmesinden daha kolay olacak Çünkü burada hayatı değişen taraf yeni yavrunuz.

NEDEN KAFES KULLANMALIYIZ

Size şöyle bir soru sorsam nasıl cavap verirsiniz? Bebeklerimizi neden özel olarak yapılmış bebek karyolasına yatırırız?Şuna emin olunki vereceğiniz cevap,yavru köpeğimiz için aradığımız cevaptır.Bebeği ne için o karyolaya yatrıyor isek yeni yavrumuz içinde kafesi o yüzden kullanacağız..İster inanın ister inanmayın köpek eğitim teknikleri çoğunlukla "Çocuk Bakımı ve Eğitimi " kitaplarından esinlenerek hazırlanmıştır.

Yeni yavrunuzun ev ve tuvalet eğitimine yardımcı olmanın yanısıra kafes yavrunuz için güvenli bir ortam oluşturur.Bir çok kişi kafes kullanmanın yararını bilmemektedir.Onun şu günlerdeki sevimli yaramazlıklarını kafes ile kolayca önleyebilirsiniz.Örneğin kafes kullanarak yavruyu elektrik kablolarından,zehirli maddelerden uzak tutabilir ve terlik,ayakkabı veya masa ayaklarının yavrunun o doymak bilmeyen kemirme arzusundan koruyabiliriz.

Kafes doğru şekilde kurulduğunda ve kullanıldığında yeni yavrunuz bu ortamdan oldukça hoşnut kalacak.kendisi için konforlu,sessiz ve rahatça uyuyabileceği bir yere sahip olacaktır.

Daha önce de belirttiğim gibi kafesin bir köşesini kolay temizlenen bir tekstil ürünü ile ki yavru bu kısımda uyuyacak ve yemek yiyecek,diğer kısmını ise yavrunun tuvaletini yapması için (Tercih sizin isterseniz dışarı çıkarabilirsiniz.)gazete kağıtları ile kaplamalısınız.Kafesin içine herzaman dolu kalacak su kabını (Saat 19:00 dan itibaren tuvalet eğitimini kolaylaştırmak için kaldıracağız.) ve birkaç oyuncağını koymayı unutmayacağız.

Çocukların bilmesi gereken en önemli nokta kafesin yavrunun "evi" olduğu ve içindeyken özellikle uyurken rahatsız edilmemesi gerektiğidir.

Yavrumuza ev kurallarını kademe kademe öğretmeliyiz.Amacımız ilk önce yavrunun güvenini kazanmak.Bu işlemi yavrumuzla rahatlatıcı bir ses tonu ile konuşarak ve ani hareketlerden kaçınarak yapacağız

Yavrumuzu kafese koyarak orada saatlerce kalmasına izin veremeyiz..

İlk Günler: Eğitime yavrunun eve geldiği ilk günden itibaren başlıyabilirsiniz.Yavruyu kafese alıştırmak için bütün yemeklerini kafes içinde vermeliyiz,yavru için diğer lezzetli yiyecekler ve kemirmesi için aldığınız kemikleride yavruya burada sunacağızEğer halının üzerinde uyumuş ise onu yavaşça uykusuna devam etmesi için kafese koyacağız.Uyandığı zaman övgü ve rahatlatıcı bir ses tonu ile kafesten alıp tuvaletini yapması ve oyun için dışarı çıkaracağız .Hiç bir zaman havlıyor ve ağlıyor diye kafesten çıkarmayacağız. İlk hafta içinde kafesin yanınızda bulunmasında fayda var,böylece yavrunun ağlamasını ve havlamasını önlemiş oluruz.Kafesin kapağını açık bulundurun,bırakın biraz çevreye alışşın ancak yavrunun gözünüzden kaybolmasına izin vermeyin ve onu takip edin.Yavruya ilk günler evin içinde koşup oynamasına izin vermeyeceğiz.Çünkü evimizin yavru için yaşayacağı yer değil sadece kafesin onun evi olduğunu anlatmaya çalışacağız.

İkinci Hafta : Bu hafta içerisinde yavrunun kafes içerisinde yalnız kalmasını sağlamamız gerekiyor.Bu işlem ayrılık korkusu hastalığının önüne geçmek için oldukça gerekli.Yavru kafesde iken yanından uzaklaşıyoruz yada kafesi başka bir köşeye alıyoruz ve evden çıkıyoruz.İlk etapta sadece 15 dakika yeterli..Eve döndüğümüzde ise hemen yavrunun yanına giderek ona sevgi gösterisinde bulunmayın sadece yanına uğrayarak evde bulunduğunuzu belirtin ve 2-3 dakika sonra yavrunun yanına giderek kafesin kapağını açın.Tuvalet ihtiyacı için dışarı çıkarın ve oyuna başlayın.Ayrı kaldığımız süreyi gün geçtikçe artıracağız.Örneğin ertesi gün aynı işlemi 30 dakika,daha sonraki gün ise 50 dakika olarak uygulayın.Bu uygulamayı sizin evde ayrı kaldığınız çalışma süreniz kadar uzatınız.

Yavrunuzun gerektiği kadar tuvalet eğitimini aldığına inandığınızda kafesin kapağını açık bırakarak yavrunun ev içinde serbest ve gözetmeksizin hareketini sağlıyacağız.Yine aynı prosedürü uygulayarak yani ilk etapta 15 dakika ikinci etapta 30 dakika ve daha fazlası olmak üzere yavruyu serbest bırakın bu arada kafesin kapağını açık bırakın ki istediği zaman içeri girebilsin.

Dikkat edeceğimiz önemli bir nokta yavrunun kafese zorla sokulmaması ve yine zorla çıkarılmaması.

ALTIN KURALLAR

HİÇ BİR ZAMAN KÖPEĞİNİZE VURMAYINIZ.

Yavru köpeğinizle birlikte olacağınız ve onu hayata alıştırmak için yapacağınız hareketler ilk 5 HAFTA içinde çok önemlidir.(Yavru köpek 8 haftalık iken alınmıştır).Bu süre içerisinde köpeğinize nasıl davrandı iseniz hayatı boyunca sahip olacağı kalıpları sunmuş olacaksınız.

Aynı yaşda an aynı anda iki adet yavru almamaya özen gösterin.Çünkü yavrular sizle ilgilenmekten çok birbirleri ile ilgileneceklerdir.

Yavru hiçbir zaman uyurken rahatsız edilmemeli.

Yavru tuvalet ihtiyacı için dışarı çıkarılmak isteniyor ise geciktirilmeden yapılmalı.

Beslenme saatlerine sadık kalınmalı.Herzaman aynı yerde,aynı yemeği,aynı miktarda vermeli.

Küçük çocuklar yavruyu yerden kaldırmamalı özellikle ellerinden.

Hiç kimse yavrunun ısırmasını teşvik edici oyunlar oynamamalı.Yavru bu hareketi yapmak isteyecektir.Oyun esnasında ısırmak istemesi daha önce kardeşleri ile yapmış olduğu liderlik kavgasının devamıdır.Dikkat etti iseniz yavrular birbirleri ile oyun oynarken güçlerinide denemektedirler ve oyunun bir anında hırlamalar şiddetini arttıtır ve baskın olmayan yavru sırt üstü yatarak diğer kardeşinin hakimiyetini kabul eder.Yavrunun şu an sizin elinizi ısırarak oynamak istemesi bu oyunun devamıdır ve yavru burada size üstünlüğünü kabul ettirmeye çalışıyor.Elinizi ısırmak istediğinde hafifçe burnuna işaret parmağınız ile vurarak "HAYIR" sözcüğünü kullanın.

Çocuklar yavru ile birlikte yalnız bırakılmamalıdır.

Yavruya evin içinde dolaşması için izin verilmemelidir.Şimdilik kafesinde kalacak ve kademe kademe dışarı çıkacak.

Yavruya yemek saatleri dışında ve sofradan yemek verilmemelidir.

Yavru kişilerin kucağına atlaması için teşvik edilmemelidir.

Elektrik kabloları,zehirli maddeler ve tehlikeli maddeler yavrunun kolayca ulaşabileceği bir yerde olmamalıdır.

Yavru köpeğiniz insan yiyecekleri ile beslenmemelidir.Yavruya köpek maması,mama kabında verilmelidir.

Tehlikeli kapılar ve geçitler kapalı tutulmalıdır.

Köpeğin size aşırı bağlanması küçük yaşlarda eğitim ile önlenmelidir.
http://imranyuce.tripod.com/ev.htm

KÖPEK EĞİTİMİ

SORULAR VE CEVAPLAR

S.1- Köpeğim temel itaat eğitimini yakın bir zamanda aldı.Ancak "Gel" komutuna nadiren uyuyor.Bu sorunu nasıl çözebilirim?

C-1- Bu sorunu çözmenin birkaç yolu bulunmakta.İlk başta köpeğiniz sizin lider olduğunuzu kavraması gerekiyor.Doğal hayatta olduğu gibi köpekler sürü liderlerinin emirlerine uyarlar.Kendinizi lider olarak kabul ettirmek için,ilk önce siz yemek yemeli ve köpeğinize siz sofradan kalktıktan sonra yemek vermelisiniz,kapılardan ilk önce siz girin ve çıkın.Köpeğinize öğretmiş olduğunuz kurallardan ödün vermeyinKomut vermeden önce herzaman adını söyleyin..Kapıdan girerken ve çıkarken,tasmasını takarken ve çıkartırken "Otur" komutu verin.Bu komutları verirken kendinizden emin bir ses tonu kullanın ve köpeğinizle göz temasınızı koruyun.Köpeğiniz üzerinde otorite sağladıktan sonra "Gel" komutu için yapacaklarımız ise şunlar.

Evet köpekler genelde "Gel" komutuna cevap vermek istemezler.Düşünceleri şu şekildedir.Bir tarafta arkadaşları var ve onlar ile heyecanlı bir şekilde oyuna dalmış ve kendini mutlu hissediyor.Diğer tarafta siz varsınız ve köpeğinize seslenerek artık gitmeniz gerektiğini söylüyorsunuz.Bu anda köpeğiniz size bakar,sizi duymuştur,ama aynı zamanda sizi görmektedir de.Sahibinin biraz ileride kendisini beklediğini düşünür ve yine tekrar oyuna devam eder.Komutlarınıza cevap vermez,düşünün bir kere arkadaşları ile oyun oynayan yaramaz bir çocuğu çağırdığınız anda size gelmeyimi tercih eder,yoksa oyunu mu?

"Gel" komutunu öğretmenin en eğlenceli ve kolay yolu köpeğinizle birlikte oynayacağınız "Saklan ve Bul" oyunudur.Klasik eğitim türü olan köpeğinizi uzun ip ile çekmekten çok daha iyi işe yarar.Köpeğiniz ile açık arazide birlikte gezerken köpeğinize hissetirmeden bir ağaç,kaya yada bir çalı arkasına saklanıyorsunuz.Bu arada köpeğinizi izleyin ve köpeğin sizin ortadan yok olduğunuzu anlamadan önce, köpeğinizin adını söylerek "Gel" komutunu kullanın.Bu anda köpeğiniz sizi göremeyeceği için telaşa düşecek ve sizi kaybettiğini düşünerek heyecanlanacaktır ve işte bizde bu heyacanı ve bize bağlılığını kullanarak "Gel" komutunun anlamını köpeğimize anlatmış olacağız.Köpeğiniz büyük bir heyacan içinde size geri döndüğünde yada siz saklandığınız yerden çıkarak "Gel" komutu ile köpeğinizin size ulaşmasını sağladığızda köpeğiniz ile kısa ama heyacanlı bir oyun oynayacaksınız.Bu oyun köpeğinizin en sevdiği oyun olmalı çekiştirmede olabilir yada bir top kullanabilirsiniz.Eğer isterseniz küçük yiyecek parçaları da verebilirsiniz.

Diğer bir eğitim türü ise şu şekilde.Bu eğitim döneminde de köpeğin size olan sevgisini kullanacağız.Hiçbir negatif harekete izin vermeyeceğiz.Özellikle küçük yaşlarda yapacağınız bu oyun ile,ileride köpeğinizin "Gel" komutuna uymasını garantiye alabilirsiniz.

Köpeğiniz ile tenis topu yada başka bir oyuncak kullanarak çok kısa bir oyun oynadıktan(Oyuncağa ulaşmasını engelleyin.İstesin ama oyuncağı alamasın.) ve onu heyacanlandırdıktan sonra bir arkadaşınız köpeği tutuyor (Yalnızca tutuyor herhangi bir komut vermiyor.)bu arada siz köpeğinizi çağırarak elinizdeki topuda heyecanlı bir şekilde göstererek(Bu anda yaptığınız hareketlerden dolayı başkası tarafından deli muamelesi görebilirsiniz.)aksi istikamete doğru koşuyorsunuz.bu arada köpeğiniz sizin peşinizden gelmek hem sizle beraber olmak hemde oyun oynamak için tutan kişinin elinden kurtulmak istiyor.Siz belli bir mesafeye geldikten sonra tabii çok uzak olmamalı. "Gel" komutunu tekrarlıyorsunuz ve aynı anda köpeği tutuan yardımcı da yavruyu sersbest bırakıyor.Köpeğiniz size yaklaşırken elinizde tuttuğunuz tenis topunu köpeğin takip edebileceği şekilde bacak aranızdan ya da yanınızdan hızlı bir şekilde yerde yuvarlayarak geriye doğru fırlatıyorsunuz.İşte köpeğiniz "Gel" komutu ile hem sizi kaybedebileceğini hem de bu komuta cevap verdiğinde oyun oynayabileceğini anladı.Önemli olan bu oyunu oynarken köpeğinizi sıkmamak ve köpeğinizin hala oyuna istekli olduğu anlarda oyunu keserek,köpeğinizin komuta cevap vermesini maximum düzeye çıkarmak.

S.2- Köpeğim Temel İtaat eğitimini tamamladı.Ancak komutlarıma,eğitmeninin yanında olduğu gibi uymuyor.Neler yapabilirim?

C.2- İlk önce eğitmenin sizi bu konuda yeterince bilgilendirmesi ve eğitmesi lazım.Örneğin,komutlarınız yukarıda da değindiğim gibi kararlı ve kesin olmalı.Her komut için ayrı bir ses tonu kullanmalısınız.Unutmayın köpeğiniz komutlara "Türkçe" bildiği için değil sizin ses tonunuzu ve vücut dilinizi okuduğu için cevap veriyor.Doğru şekilde komut verdiğiniz zaman yine komuta uymuyor ise biraz zorlamanız gerekiyor.Bunun için sevk tasmasını, boynunda eğitim tasması olduğu halde iken sertçe çekerek köpeğinizi uyarmalısınız.Genelde köpeklerin, sahiplerinin komutlarına uymaması,sahibin köpeğine aşırı sevgi göstermesinden kaynaklanıyor.Ancak köpeğin her yaptığı harekete sevgi gösterir iseniz,bu sorunun ana temasında olacağı gibi komutlarınıza uymaz.Komut veriyorsunuz ama bunu uygulamıyor ve karşılığında ise yine sevgi görüyor.Zaten komutlara uymak istemediği içinde gayet rahat bir biçimde gözlerinize bakıyor,çünkü yine sevgi göreceğini biliyor.Bu yüzden gerektiği anda köpeğinizin tasmasını çekerek onu uyarmalısınız.Ancak burada uyarı derken köpeği dövmekten söz etmiyoruz.Sakın böyle birşeyi aklınızdan geçirmeyin.Diğer yapmanız gereken ise yukarıda ki soruda açıkladığımız gibi kendinizi lider olarak köpeğinize kabul ettirmeniz.Kesinlikle patron siz olmalısınız.

S.3-Köpeğim aşırı derecede yemeğini korumak istiyor.Yemeğini yerken yanına yaklaşamıyoruz.Bu kötü davranışı nasıl düzeltebilirim.?

C.3- Köpeğin yemeğini koruması da,sizin karşınızda kendini lider olarak gördüğüne işarettir.Lider alfa erkek ve dişi köpekler ve kurtlar ilk önce yemek yerler,sürünün diğer üyeleri ise liderin yemeğinin bitmesini bekler.Lider yemek yerken diğer bir üye ava yaklaşarak lider ile birlikte yemek yemek ister ise lider buna izin vermez.ancak izin verdiği durumlarda olabilmektedir.

Sizin de bu sorunu çözmeniz için yapmanız gereken en öncelikli olarak kendinizi köpeğinize yukarıda anlatılanları uygulayarak lider olarak tanıtmanız.Bu sorunu çözerken köpeğinize bağırmayın ve beni ısırmaz diyerek mama kabını almaya çalışmayın,dikkat edin köpeğiniz sizi uyarıyor ve şu an yemeğini hayati bir mesele olarak görüyor.Köpeğinizin üzerinde otorite kurduktan sonra ise,köpeğinizin aç olduğu zamanlarda mama kabını boş olarak köpeğin önüne koyuyorsunuz,ama avucunuzda köpeğin mamasını tutuyorsunuz ve mama kabının hemen üzerinden veya içinden eliniz ile bu yemeği köpeğinize veriyorsunuz.Birkaç gün bu şekilde davrandıktan sonra daha değişik bir şekilde mama kabına yaklaşacağız.Bu dönemde elinizde köpeğinizin çok sevdiği lezzetli bir yiyeceği saklıyorsunuz.Köpeğinizin yemeğini mama kabına koyuyor ve köpeğiniz yemek yerken yanından ayrılmıyorsunuz.bu arada mama kabına doğru elinizi uzatıyorsunuz ve elinizde saklı olan yiyeceği köpeğinize sunuyorsunuz.Diğer bir yöntemde köpeğe mamasını azar azar vermek.Mama kabının önüne geliyoruz ve elimiz ile mamasının az bir kısmını mama kabına bırakıyoruz.Köpeğiniz bu mamayı bitirdiği zaman yine aynı şekilde diğer parçayı mama kabına koyuyoruz. Göreceksiniz ki sorun kısa süre içinde çözülecek.

S.4-Köpeğim aşırı derecede tasmasına asılıyor ve önden giderek beni sürüklüyor.İtaat eğitimine vermem sorunu çözermi.?

C.4-Köpeğin tasmasına asılarak sizin önünüzden gitmesinin iki sebebi var.Bunlardan birincisi,evde veya bahçede bağlı olarak sıkılan köpek sizinde eve gelmeniz veya bağlandığı yerden çözmeniz ile birlikte heyecanlanıyor ve tuvalet ihtiyacını gidermek,sizinle oyun oynamak veya düşündüğü başka şeyler yapmak için harekete geçiyor.İtaat eğitimine de verseniz bu durum fazlaca değişmeyecek.Ancak küçük yaşlarda bu durumun önüne geçebilirdiniz.

İkinci sebep ise;yine liderlik ile ilgili.Sürü lideri en önde giderek diğer üyelere yol gösterir.Köpeğinizin de sizden önde yürümesi bu nedenledir.Sorunu çözmek için sizde köpeğinize patronun kim olduğunu anlatmanız gerekecek.Eğer isterseniz temel itaat kursunada köpeğinizi götürebilirsiniz.

S.5-Köpeğimi eve misafir geldiği zaman bir odaya kapatmak zorunda kalıyoruz.Çünkü misafirlere havlıyor ve rahat durmuyor.Bu sorunu nasıl çözebilirim.?

C-5-Ne yazık ki köpeğinizde sosyalleşme problemi var,yani köpeğinizi yeteri kadar sosyalleştirememişsiniz,gerektiği kadar insanlar ile tanıştırmamışsınız.Eğer köpeğinizin bebeklik döneminde bunları yapsaydınız şu an böyle bir derdiniz olmayacaktı.Köpek misafire havlıyor çünkü onlardan korkuyor.

Sorunu ise şu şekilde çözebilirsiniz,

Bir veya birkaç arkadaşınız size yardımcı olmalı.Arkadaşlarınız misafir rolünü oynayacaklar.Zil çaldığı anda siz köpeğinize en çok sevdiği oyuncağını veriyor ve kısa bir süre oynuyorsunuz.Hemen bu oyuncağı alıp kapının üzerine veya kapının yakın bir yerine oyuncağı köpeğinize de göstererek koyuyorsunuz.Misafir içeri girdiğinde bu oyuncağı alarak köpeğinize veriyor ve köpeğin oyuncağa ilgisi maximumdayken oyuncağı tekrar kapıya yakın bir yere kaldırıyorsunuz.Oyun oynamayan köpek sıkılmaya başlayacaktır.Bu arada misafir köpek ile direkt göz temasından kaçınarak sevdiği bir yiyeceği köpeğe uzatıyor yada hemen yanına yere koyuyor.Kısa zaman içinde köpek korkusunu yenip misafire yaklaşmaya ve yerde duran yiyeceği almaya çalışacak.Bu an içinde misafirin köpeğe direkt olarak bakmaması ve ani bir hareket yapmaması çok önemli,zaman içinde köpek misafire alışarak sorun çıkarmayacak.Burada önemli olan köpeğinizin oyuncağının yalnızca misafir geldiğinde ortaya çıkarılması ve diğer zamanlarda köpeğe verilmemesi yani oyuncağın herzaman yerde bulunmaması.Diğer bir önemli noktada eve gelen her misafirden köpeğinize yiyecek sunmasını sağlamak yalnız köpeğin direkt olarak gözüne bakılmaması gerektiğini unutmayın.Misafir evden ayrılırken de yiyecekleri sıralı bir şekilde bırakarak kapıya ilerlemesi de köpeğin misafiri sevgiyle uğurlamasına yardımcı olacak.

S.6-Köpeğim üstüme atlıyor.Özellikle yağmurlu ve kış günlerinde hiç çekilmez oluyor.Önerileriniz neler?

C.6-Köpek aynen sürü yaşamında yapmak istediği gibi üzerinize atlayarak ilginizi çekmek istiyor.Bu sorunu başta psikolojik olarak çözmelisiniz.Köpeğiniz üzerinize doğru sıçrayışa geçtiği anda köpeğinize bakmayın ve kafanızı geriye doğru çevirin yada arkanızı dönün veya yine arkanızı dönerek çömelin.Bu anda köpeğinize "seninle ilgilenmiyorum" diyorsunuz.Köpeğiniz davranışı kestiği anda yani ayakları yere basarken ödülendiriyor ve seviyorsunuz.Asla köpek üstünüze atladığı anda sevgi göstermiyorsunuz.Önemli olan aile içinde kimsenin köpeğin kucağa atlamasına teşvik etmemesi ve sorunun çözümlenmesi için hep beraber çalışılması.Birbaşka yöntemde ise;köpeğinizin atlayacağını hissetiğiniz anda ne geç ne de erken olmamak üzere dizinizi kaldırmak.Bu anda köpek dizinize çarpacak ve dengesini kaybedecek.Üzerinize atlama ile dengesini kaybedeceği için bu hareketi denemeyi birdaha düşünmeyecektir.

S.7-Köpeğim insanlardan çok korkuyor,yolda yürürken hep geride kalıyor ve oyun oynayan çocukları görünce saklanacak bir yer arıyor.Ne yapmalıyım.?

C.7-Bu sorunları çözmek uzun zaman alabilir.Ancak sabırlı olmalı ve köpeğinizi korktuğu durumlar ile kademe kademe tanıştırmanız.Köpeğiniz ile yürüyüş esnasında karşılaştığınız insanlardan köpeğinize yanınızda taşıdığınız köpeğinizin sevdiği yiyeceğini vermesini ve onu sevmesini isteyin,yaklaşık 100 kişi ile bu aşamayı gerçekleştirmeniz gerekiyor.Yine çocuklarla olan sorunlarını çzömek için ,ilk önce uzak noktalardan çocukların oyununu izletin ve giderek daha yakınlaşın,daha sonra ise fazla çocuğun olmadığı bölgede yukarıdaki işlemi bu sefer çocuktan isteyin.Ayrıca köpeğinizi sık sık arkadaşlarının ve insanların yoğun olduğu bölgeye götürmeniz gerekiyor.Köpeğiniz burada birçok köpek ve köpek sahibi ile tanışacak.Ayrıca diğer köpekler ile oynayarak ve onların insanlardan korkmadığını görecek böylece yavaş yavaş o da bu kötü durumun üstesinden gelmiş olacak.Köpeğinizin geride kaldığı durumlarda onu tasmasından çekerek yürümesini ise kesinlikle istemeyin.Yanına giderek ona sarılın ve sakin bir ses tonu ile korkulacak birşey olmadığını anlatmaya çalışın,daha sonra ise kendisi yürüdüğü anda sizde yürümeye devam edin.

S.8-10 aylık Alman Çoban Köpeği ırkı olan köpeğim çocuklara ve insanlara havlamakta ve saldırmakta.Bu durum hiç hoş değil köpeğimle yürüyüşler çok can sıkıcı oluyor.Parklarda köpeğimi serbest bırakamıyorum.Bu kötü davranışı düzeltmenin yolu varmı?

C.8- Köpeğinizin çok büyük sosyalleşme sorunu bulunmakta.Ancak sosyal olmayan yani dünyayı ve insanları iyi tanıyamıyan köpekler bu ve bunun gibi davranışlarda bulunabilirler.(Sosyalleşme eğitiminin anlatıldığı sayfaya göz atınız.)Muhtemelen köpeğinizi bebeklik döneminde yeteri kadar dışarı çıkarmadınız ve ona hayatı öğretmediniz.Ya da geçmişte çocukların köpeğinize davranışları iyi yönde olmadı,onu kızdırdılar ve rahat bırakmadılar.Bu da köpeğinize çocukların sıkıcı varlıklar olduğunu öğretti.

Sorunu kolayca ama biraz uzun zamanda çözülebilir,bu süre köpeğinize bağlı.Köpeğiniz daha çok genç olduğu için şanslısınız.Öncelikle insanları bilhassa çocukları köpeğinize tanıtmanız ve onların aslında tehdit edici varlıklar olmadığını anlatmanız gerekiyor.Bunu yaparken yukarıdaki soruda anlatılan yöntemleri kullanabilirsiniz.Eğer köpeğiniz saldırgan davranışlar içine girer ise anında yüksek ses ile "Hayır" komutunu vermeli ve yaptığının kötü ve normal olmadığını anlatmak için işaret parmağınız ile burnuna bir fıske vurmalısınız.eğitim tasmasınıda uyarı olarak çekebilirsiniz.Köpeğinizin üzerinde otorite kurmanız şart.Çok önemli olan ise;köpeğinize mutlaka arkadaşları ile birlikte olma ve onlar ile oyun oynama şansını tanımanız.Sadece köpeğinizi alarak yürüyüşe çıkmayın,örneğin onu köpeklerin ve köpekseverlerin bol bulunduğu ortamlara götürün ve korkmadan serbest bırakın.Eğer serbest bırakmazsanız bu davranışı tedavi edemezsiniz.Köpeklerin oyun oynadığını gören köpeğiniz onlar ile birlikte olmak isteyecek ve çevre ile fazlaca ilgilenmeyecektir.Diğer arkadaşlarının çocuklar ve insanlar ile birlikte dostça kaynaştığını gören köpeğiniz zaman içinde çocukları ve diğer kişileri tanıyarak olumsuz davranışalarına son verecektir.

S.9-Dokuz haftalık bir Golden Retriever yavrusu aldım.Bu benim ilk köpeğim.Çok şirin olmasına rağmen elimi ve kolumu ısırmayı çok seviyor.Bu davranışı ile oyun mu oynuyor,ileride beni veya başkasını ısırma gibi sorun çıkarabilirmi.?

C.9- Bütün yavru köpekler bu tip davranışı sergilerler.Oyun oynama istekleri fazla ve rahat durmuyorlar.Bu yaşlardaki yavrular döneminin en hareketli günlerini yaşamaktadır.Bu hareketlilik ileride giderek zayıflayacak.Yavru köpeğiniz elinizi ısırarak oyun oynamakta.Ancak siz buna kesinlikle izin vermemelisiniz,çünkü şu an elinizi ısırmak ile aslında yavru size gücünü göstermek istiyor.O kardeşleri ile birlikte bu oyunu sıkça oynamakta idi.Bir kardeşinin yanına giderek onu oyuna davet eder ve küçük oyun ısırışları başlar.Burada kardeşler hem oyun oynamakta hem de birbirlerini denemekteler.Oyunun ileriki safhalarında hırlaşmalar artar ve şakayla karışık küçük kavgalar meydana gelir.Bu an içinde gücü diğer kardeşten zayıf olan birey sırt üstü yere yatarak teslim olur ve diğer kardeşin hakimiyetini kabul eder.İşte köpeğinizin elinizi ısırmak istemeside bu oyunun bir uzantısıdır.Köpeğiniz elinizi ısırmak istediğinde sert bir "Hayır" komutu ile aynı anda burnuna işaret parmağınız ile küçük bir vuruş yapın ve yaptığının kötü birşey olduğunu anlatın.Peki köpeğim birşeyleri ısırmak istiyor diyorsanız,oyuncaklarının nerede olduğunu hatırlatmama gerek yoktur sanırım.Ayrıca bu şekilde bir ısırma ileride sizi veya başkalarını ısırracağı anlamına gelmez.Zaten sahibi olduğunuz Golden Retriever ırkı tamamen sevgi dolu bir köpektir ve Altın Kalpli köpek olarak anılır.

S.10-Yeni bir yavru köpek aldım.Şu an 10 haftalık.Halı kenarlarını,koltuğu ve terliklerin bir kısmını bu ana kadar neyazık ki koruyamadık.Doğrusu bu şirin yavruyu da eşyalarımıda kaybetmek istemiyorum.Neler yapmam gerektiğini söylerseniz sevinirim.?

C.10-Yaramaz bir yavruya sahip olan her köpek sahibinin başlıca sorunu sizide yormuş anlaşılan.Oysa birtakım kurallara dikkat etseydiniz mobilyalarınız ve terlikleriniz yeni kalabilirdi.Yavru eve geldiğinde,bazı kuralları öğrenene kadar bir kafes içinde kalmalıdır.Bu konu ile ilgili olarak evde köpek sayfasıını ziyaret edebilirsiniz.

Köpeğiniz şu an çok enerjik olduğundan takip etmekte zorluk çekebilirsiniz ancak buna mecbursunuz çünü ona yaptıklarının kötü şeyler olduğunu anlatmalısınız.Örneğin terliğinizi ısırırken gördünüz,hemen yanına giderek "Hayır" sözcüğünü kullanın ve yavruyu ensesinden tutarak biraz sallayın.Bu ona yaptığının hata olduğunu anlatacaktır.Daha sonra ise ona neleri ısıracağını göstermeniz gerekiyor.Bu durumlar için aldığınız oyuncakları çıkarmanın zamanı geldi.Yaramaz yavruyu terliğin yanından alarak oyuncakların yanına götürün ya da oyuncakları yavrunun yanına getirin ve bu oyuncaklar ile oynamasına teşvik edin.Köpeğinize anlatmak istediğiniz "eğer canın sıkılır ise bu oyuncakları ısırabilirsin ama asla terlikleri veya halıyı değil" olmalıdır.Eğer köpeğiniz ısırmakta olduğu terliği sizden kaçırıyor ve oyuna devam ediyor ve siz de terliği almak için yavrunun peşinden gidiyor iseniz siz de oyunun bir parçası haline gelmiş oluyorsunuz.Bu anlarda yavruyu takip ederek terliği yavrudan almak yerine,sevdiği oyuncağı yada yiyeceği çıkararak yavrunun yanınıza gelmesini sağlamak daha uygun bir davranış olacaktır.Diğer bir önemli nokta ise,yavrunuza ne zaman kızacağınız.Diyelimki yavru terliği parçalamış ve aradan 5-10 dakika belki daha fazla zaman geçmiş ve siz bu parçalanmış terliği görüyor ve yavruya kızıyorsunuz.Ancak yavru bu durumu anlamamaktadır.Şu anki ceza nedenini sizin eve veya odaya gelmeniz gibi görür veya yaptığı en son davranıştan ötürü ceza aldığını zanneder.Köpekler ödülü ve cezayı hareketi yaptığı anda hak ederler.Eğer köpek övülmeyi veya cezayı hak eder ise bu aynı saniyeler içinde yapılmalıdır.Daha geç gelen övgü veya ceza ise köpeğin aklını karıştırır ve yanlış zamanda ödül veya ceza verdiğiniz için dolayısı ile köpeğinize yanlış şeyler öğretmiş olursunuz.Diğer önemli bir nokta oyuncakların yavru iin çekici olması için her zaman yavrunun ulaşabileceği yerler de olmaması.Oyuncakları zaman zaman çıkarın ve yine yavrunun oyuncaklara ilgisinin üst düzeyde olduğu anlarda oyuncakları tekrar yerine kaldırın.
http://imranyuce.tripod.com/soru.htm

27 Haziran 2008 Cuma

KÖPEK SAĞLIĞI "Isospora"

Fırat Üniversitesi
Veteriner Fakültesi
Parazitoloji Anabilim Dalı

ARAŞTIRMA

Doğal Enfekte Köpeklerde Klinik Isospora spp. Enfeksiyonu

Bu çalışma, köpeklerde Isospora türlerinin patojenitesini değerlendirmek amacıyla yapılmıştır.

Bu amaçla, kanlı ishal, halsizlik, bitkinlik gibi şikayetleri olan dört köpek Eimeria ookistleri bakımından muayene edildi. Dışkı bakısını takiben tespit edilen ookistler 22 ºC’de %2.5’lik potasyum dikromat solusyonunda sporlandırıldı ve tür teşhisleri yapıldı.

Neticede, köpeklerin hepsinde Isospora canis ve Isospora ohioensis ookistleri tespit edildi.
Köpeklerden biri tedaviden önce ölmesine rağmen diğer köpekler sulphamezathine ile tedavi edildi.

Sonuçta, Isospora türlerinin özellikle nakil stresi olan, genç ve yeterli bakımı yapılmayan köpeklerde klinik enfeksiyona neden olabileceği vurgulanmıştır.

Giriş

Isospora türleri Apicomplexa şubesinde bulunan protozoon parazitler olup coccidia
olarak isimlendirilen organizma grubunun üyeleridir. “Coccidia” terimi önceleri yalnızca Eimeria ve Isospora soyu için kullanılmakta iken günümüzde artık Cryptosporidium türleri, Toxoplasma gondii ve Eimeriorina alt takımlarının diğer üyeleri için de kullanılmaktadır. Coccidia kompleks bir yaşam siklusuna sahip olup Isospora soyuna bağlı olan türler tüm biyolojilerini tek bir konakta tamamlayabilmektedir. Bu türlerden sadece birkaçı gelişmelerinde paratenik konak kullanabilmektedir

Köpek coccidiosisi çoğunlukla Isospora soyuna bağlı protozoonların neden olduğu
enterik bir hastalıktır. Hastalık öldürücü kolitis veya enteritis ile sonuçlanabilmektedir
Şiddetli enfeksiyonlarda diyare, şiddetli anemi, hızla zayıflama, uyuşukluk ile birlikte kataral hemorajik enteritis semptomları dikkati çekmektedir. Coccidiosis, köpek barınaklarında mücadelesi en zor olan paraziter hastalıklarından birisidir. Bu durum özellikle köpek yavrularının olduğu barınaklarda problem oluşturmaktadır

Isospora soyuna bağlı olarak köpeklerde Isospora canis, I. ohioensis, I. burrowsi,
I. neorivolta türleri görülmektedir.konağı değillerdir . Etkenler çoğunlukla genç köpeklerde görülmekte olup köpeklerin %3-38’inin bu türlerin ookistleri bakımından pozitif olduğu belirlenmiştir . Yine Isospora enfeksiyonlarına sokak köpeklerinde sahipli köpeklerden daha sık rastlanmaktadır. Bunun nedeni sokak köpeklerinin paratenik konakla da beslenebilmesidir .

Türkiye’de ilk I. canis vakası Güralp tarafından 1956 yılında bildirilmiştir. İki yaşlı yerli erkek beyaz alaca bir köpekte ilk Eimeria canis (I. canis) ookistini tanımlamış, ookistlerin 4 günde sporlandığını ve dışkıda enfeksiyonun 7-8. gününde ookist görülmeye başlandığını ifade etmiştir. Aynı çalışmada enfeksiyonun tedavisi için Sulfaguanidin, Sulfamezatin, Terramisin ve Fenotiazin, Atebrin ile Sulfaguanidin karışımları kullanılmış ancak etkili olmadığı belirtilmiştir .

Bu tarihten sonra farklı illerde yapılan çalışmalarda köpeklerde Isospora türlerinin yaygınlığı %0.4-23.4 arasında değişen oranlarda bildirilmiştir .

Bu çalışma ile değişik Isospora türleri ile doğal enfekte köpeklerde ookistlerin sporlandırılması, teşhisi ve köpeklerin sulfamezathine ile tedavisi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem

Bu çalışmanın materyalini, 2006 yılı Mart ayı içerisinde Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Kliniğine kaşıntı, gelişme geriliği ve ishal
şikayeti ile getirilen ikisi Husky, diğerleri Pitbull ve Seter ırkından 4 köpek oluşturmuştur. Hayvanların deri kazıntısı alınmış ve %10’luk potasyum hidroksit ile
karıştırılarak mikroskopta incelenmiştir. Ayrıca kanlı ishal ve gelişme geriliği şikayetlerinden hareketle rektumdan taze olarak alınan dışkı Fulleborn’un doymuş tuzlu su flotasyon metoduyla incelenmiştir. Dışkı muayenesi sonucunda teşhis edilen ookistlerin tür tayinlerinin yapılması amacıyla her bir köpekten ayrı ayrı dışkı
örnekleri alınıp distile su ile sulandırılıp süzüldükten sonra %2.5’luk potasyum dikromat ile karıştırılmış ve 22 C’deki etüve petriler içerisinde yerleştirilmiştir. Etüvün dış kapağı açık tutulup içteki cam kapak kapatılmış ve petrilerin ışık alması sağlanmıştır. Ayrıca etüvün üst kısmındaki 5 cm çaplı delikten hava girişine müsade
edilmiştir. Sporlanma süresince petriler her gün, günün değişik saatlerinde birkaç kez elle çalkalanmış, potasyum dikromat azalınca ilave edilmiştir. Ookistler sporlandıktan sonra tür tayinleri mikroskopta (Nikon AFX DX, Japan) yapılmış ve fotoğrafları çekilmiştir.

Bulgular

Deri kazıntısının incelenmesi sonucunda hayvanlarda sarkoptik uyuz teşhis edilmiş ve propethamphos etken maddesi ihtiva eden ilaç solüsyonu ile tedaviye başlanmıştır. Dışkıda ookistlerin görülmesini takiben tedaviye başlanması planlanmış ancak kanlı ishal görülen Husky ırkı köpek muayenenin ertesi günü ölmüştür. Köpek sahiplerinin ölmüş olan hayvanı kliniğe getirmemeleri ve hemen çiftlikten uzaklaştırmaları nedeni
ile bu köpekte otopsi yapılamamıştır. Diğer köpeklere Sülfadimidine sodium’un 160 mg/kg’lık başlangıç dozu oral yolla uygulanmış, takip eden 3 gün boyunca da
yarım doz ilaç idame doz olarak tatbik edilmiştir.

Isospora canis hafif ovoid olup, boyutları 35-40 X 2932 (ortalama 36.3-31.1) µm olarak ölçülmüştür. Ookist duvarı 1-1.5 µm kalınlığında olup, mikropil, ookist artığı, polar granül ve stidae cismi tespit edilememiştir. Sporokistlerin elipsoidal şekilde ve boyutlarının 20-24 X 15-18 µm ebatlarında olduğu belirlenmiştir . I.
canis ookistleri 22ºC’de tam olarak 7-10 günde sporlanmıştır.

Diğer tür I. ohioensis olup, oval şekilli bu türün ookist boyutları 22-26 X 17-21 (ortalama 23.6-19.2) µm olarak ölçülmüştür. Ookist duvarı 1µm olup ookist artığı,
mikropil, polar granül ve stidae cismi tespit edilememiş, sporokist artığı belirlenmiştir. Sporokistlerin ebatları 1318 X 10-12 µm olarak ölçülmüştür . Bu türün ookistleri 22 ºC’de tam olarak 6-7 günde sporlanmıştır.

Tartışma

Bağırsak coccidiosisi genellikle kendisini sınırlayan bir hastalıktır. Çoğu hayvan doğumdan hemen sonra ontamine gıda ve sularla enfekte olur ve klinik enfeksiyona karşı hızlı bir bağışık yanıt oluştururlar. Laktasyondaki hayvanlar muhtemelen az sayıda ookist çıkarırlar ve bu ookistler genç hayvanları kolaylıkla enfekte edebilirler. Ookistlerin uygun ısı ve nem bulunan ortamlarda sporlanmaları oldukça kolay olup sporlanmış ookistler bu ortamda birkaç ay canlılıklarını devam ettirebilirler.Klinik enfeksiyon alınan ookistin sayısı, çoğalma potansiyeli ve bağırsaktaki gelişme bölgesine bağlıdır . Coccidiosisin köpeklerde ciddi bir problem
olup olmadığı kesin değildir . Nitekim Dubey , I. ohioensis ile deneysel enfekte 26 köpek yavrusunda subklinik enfeksiyon görüldüğü ve bu düşük patojenitenin
parazitin yüzey epitel hücrelerinde gelişmesi ile alakalı olabileceğini bildirmiştir. Fakat bizim çalışmamızda söz konusu köpeklerin gerek genç olmaları, gerekse başka bir ilden getirilmeleri gibi stres faktörlerinin yanı sıra,
barınma ortamlarının nemli olması ve yeterince hijyenik olmamalarının da etkisiyle klinik enfeksiyonun şekillendiği düşünülmüştür.

Cilt : 21, Sayı : 1 Doğal Enfekte Köpeklerde Klinik Isospora Ocak 2007

Yapılan çeşitli çalışmalarda I. ohioensis’in prepatent süresinin 4-5 gün, sporlanma zamanının 96 saat ve ookist ebatlarının 22.8-20.5 µm olduğu bildirilmiştir (4,
15). Bu çalışmada da ookist ebatları bakımından yakınlık mevcutken sporlanma süresi daha uzun bulunmuştur.
Araştırıcılar (4, 15) ookistleri oda ısısında sporlandırırken bu çalışmada mevsimin kış olması ve oda ısısının değişkenlik gösterebilmesi nedeniyle 22 ºC’deki etüv
tercih edilmiştir. Sporlanma süresinin uzun olması ortamdaki oksijen yetersizliğine de bağlanabilir.

Isospora canis, köpeklerdeki Isospora türleri içerisinde en büyük olanıdır. Bu türün ookistleri mikroskobik bakıda rahatlıkla tanınabilir. Bu protozooon, ince bağırsağın ön kısmının lamina propria’sındaki hücrelerde gelişir . Sütten kesme ve nakil stresinin köpeklerde I. canis enfeksiyonu riskini artırabileceği ileri
sürülmüştür .
Kaynaklar
1. Lindsay D, Dubey JP, Blagburn B. Biology of Isospora spp.
from human, non-human primates, and domestic animals.
Clin Microb Rew 1997; 61: 462-465.
2. Dunbar MR, Foreyt WJ. Prevention of coccidiosis in
domestic dogs and captive coyotes (Canis latrans) with
sulfadimethoxine-ormetropin combination. Am J Vet Res
1985; 46 (9): 1899-1902.
3. Corea WM, Corea CNM, Longoni H, Volgato OA, Tsunoda
K. Canine isosporosis. Canine Pract 1983; 10: 44-46.
4. Baek BK, Kim CS, Kim JH, Han KS, Kim YG. Studies on
isosporosis in dogs. I: Isolation and sporulation of Isospora
ohioensis. Korean J Parasitol 1993; 31(3): 201-206.
5. Dubey JP. Isospora ohioensis sp. n. proposed for I. rivolta
of the dog. J Parasitol 1975; 61: 462-465.
6. Kirkpartrick LE, Dubey JP. Enteric coccidial infections
Isospora, Sarcocystis, Cryptosporidium, Besnoitia, and
Hammondia. Vet Clin North Am Small Anim Pract 1987;
17: 1405-1420.
7. Güralp N. Memleketimizde bir köpekte müşahede ettiğimiz
Eimeria canis’den mütevellit ilk coccidiose olayı ve buna
dair yaptığımız enfeksiyon ve tedavi deneyleri. AnkaraÜniversitesi Veteriner Fak Dergisi 1956; 3 (3-4): 176-184.
8. Mimioğlu M, Güralp N, Sayın F. Ankara köpeklerinde
görülen parazit türleri ve bunların yayılış nisbeti. Ankara
Üniversitesi Veteriner Fak Dergisi 1960; 6 (1-2): 53-68.

köpek bulundukları bölgeden annelerinden ayrılarak başka bir şehre nakledilmiş genç hayvanlardı. Klinik enfeksiyonun muhtemel nedenleri arasında bu nakil ve
sütten kesme stresinin etkisinin olabileceği düşünülmüştür. Isospora canis’in ookistleri 35-40 X 2832 cm ebatlarında olup ookistlerin sporlanma süreleri
dört gündür (12). Bu çalışmada da ookist ebatları benzer oranlarda bulunurken sporlanma süresi 7-10 gün olarak bulunmuştur. Ookistlerin 4-5. günde de sporlanmaya
başladıkları ancak tam anlamıyla sporlanma olayının 7-10. günlerde sona erdiği belirlenmiştir.
Bu çalışma ile genelde köpeklerde non-enfektif olarak bilinen I. canis ve I. ohioensis’in klinik enfeksiyon oluşturabildikleri konusuna dikkat çekilmiş ve özellikle sütten yeni kesilmiş köpek yavrularında nakil stresi ve bakım koşullarının yetersizliğinde bu enfeksiyonun klinik olarak gözlenebileceği düşünülmüştür.

KÖPEK BAKIMI "BASINDAN"

(KİNOLOJİ : köpek bilimleri ve köpeklerle ilgili her türlü konuyu araştıran bilim dalıdır.)

BASINDAN

Türkiye'de en çok golden retriever var

Türkiye'de ilk defa kurulan Köpek Bilimleri Derneği'ne göre 35 bin safkan köpek var. Dernek hayvanlara secere verecek, cinslerin belirlenmesine önayak olacak.

Yedi ay önce kurulan Kinoloji (Köpek Bilimleri) Derneği, Türkiye'deki safkan köpeklerin seceresini çıkarıyor. Derneğin bugüne kadar yaptığı çalışmada 11 bin safkan, 69 ırk köpek olduğu tespit edildi. Kinoloji Derneği'nin bugüne kadar kaydettiği safkan köpeklerde başı Bin 500 sayısıyla golden retriever ırkı köpekler çekiyor. Golden Retreiver'i ikinci sırada Alman Çoban Köpeği, üçüncü sırada ise Rotweiller ırkı köpekler izliyor. Ancak Türk köpeği olmasına rağmen Kangal ırkı köpeğin henüz kaydı yok. Bu nedenle safkan köpeği olduğunu düşünen köpek sahiplerine çağrıda bulunan dernek yetkilileri, 2006 Mart ayına kadar safkan köpekleri ücretsiz olarak kayıt altına alacaklarını duyuruyor. Dernek yetkilileri, Türkiye'de 35 bin safkan köpek olduğunu tahmin ediyor. Ayrıca Türkiye'deki tüm safkan köpeklerin kayıt altına alınması halinde de Kangal ırkı köpeklerin birinci sırada yer alacağını söylüyor. Türkiye'de bir ilki gerçekleştirerek kurulan Kinoloji (Köpek Bilimleri) Derneği, yurt dışında olduğu gibi köpeğinize uluslararası secere belgesi veriyor. Derneğin köpeklere verdiği secere bir anlamda köpeğin kimliği oluyor. Secere de köpeğin adı, anne, babasının ismi, sahibinin adı, cinsi, adresi yer alıyor. Bu sistemle köpeklerin safkan oldukları tescilleniyor ve eşleşme döneminde safkan bir eş kolaylıkla bulunuyor.

11 BİN KÖPEK KAYDEDİLDİ
Bugüne kadar yaklaşık 11 bin safkan köpeği kaydettiklerini ve secerelendirdiklerinin altını çizen Kinoloji Derneği Başkanı Ahmet Gaffar Savguç, "Safkan köpek ırklarını kayıt altına alma ve secerelendirme işlemi Mart 2006'ya kadar yetkilendirdikleri veterinerler aracılığıyla tamamlanacağını" söylüyor. "Tarım Bakanlığı ile ortak bir çalışma yaptıklarını" belirten Savguç, "Derneği kurarken özellikle safkan ve ırk köpeklerinin birarada toplanmasını istedik. Çünkü herkes 'safkan köpeğim var' demesine rağmen bunu hiçbir şekilde belgelendiremediklerini" vurguluyor. "İlk olarak geçici secere belgesi verdiklerini" kaydeden Savguç, Veterinerlerin köpeğin safkan olup olmadığını söyleme yetkisi yok. Asıl belgeyi ise Kinoloji Federasyonu verdiğini" belirtiyor. Hakemler, köpeğin kalçasından kuyruk uzunluğuna, dişlerinden yumurtalıklarına kadar inceleyerek ırkının saf olup olmadığına karar veriyor. Şu an Türkiye'de hakem olmadığı için kaydedilen köpekleri yurt dışından gelen hakemler onaylıyor. "Köpeklerin safkan olup olmadıklarını belirlemek için hakemlerin yanı sıra DNA testlerinin de yapıldığına" dikkat çeken Solakoğlu, "Şu an Türkiye'de bu testi yapacak laboratuvar henüz yok ama bunu için de çalışmalar yapıyoruz" diyor.

AMAÇ SOKAK KÖPEKLERİ
Secerelendirme sisteminin 1800'lü yıllarda İtalya'da başladığını söyleyen Savguç, şöyle devam ediyor: "Amaç sokak köpeklerinin ortadan kalkması. Sokak köpekleri daha kolay belirlenecek ve kısırlaştırılacak. Böylece soylarının devamı gelmeyecek ve sokaklarda köpek kalmayacak. Biz datayı tutuyoruz. Bu köpeklerin kayıt altına alınmasını sağlıyor. Örneğin köpeğinizi safkan ve köpeğinizi safkan bir köpekle çiftleştirmek istiyorsunuz. Köpeğinizi derneğimize kayıtlı ve secere belgeniz de varsa size en uygun köpeği buluyoruz."
http://www.sabah.com.tr/2006/01/03/cp/gnc111-20051231-101.html

KÖPEK EĞİTİMİ

KÖPEK EĞİTİMİ ÜZERİNE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

Köpek Eğitimi Nedir?

Yanlış Cevap : Sahibi istediğinde oturmak, yatmak, kalkmak, yürümek ve beklemek.
Doğru Cevap : Evet bu komular köpeğinizle anlaşma yolunda ilk adımlar olabilir ancak önemli olan gerek insan veya hayvan topluluğu içerisine çıktığında gerekse sahibiyle yalnız kaldığında kimseyi rahatsız etmemeyi öğrenmesi. Sosyal davranmayı bilmesi. Zamanla komutlara gerek duymamasıdır.


Köpeğe en iyi eğitim hangi ortamda verilir?

Yanlış Cevap : Köpeğin kendi yaşadığı ortamda, sahibinin gözetiminde. Böylece köpekte ayrılık stresi oluşmayacak ve özlem içerisinde olmayacak.
Doğru Cevap : Köpeğe doğruları gösterecek olan sahibi, sahibe doğruları gösterecek olan da eğitmendir. Önemli olan köpeği nerede eğiteceğiniz değildir. Aksine, eğitim sürecinde köpeğinizi mümkün olduğu kadar değişik ortamlara sokmalısınız. Gerçek bir uzmanın gözetiminde olan eğitim sınıflarına katılarak köpeğinizin diğer köpeklerle sosyalleşip onlarında bulunduğu bir ortamda sizi anlamasını sağlamalısınız. Unutmayınız ki köpekle yaşayacak olan sizsiniz, köpek eğitmeni değil. Köpek sahibi olduysanız onu eğitmek ve onun davranışlarının dilini öğrenmek sizin görevinizdir.

Eğitim nekadar sürer?

Yanlış Cevap : temel eğitim 2-3 hafta, ileri itaat 2-3 hafta.
Doğru Cevap : Köpeğin ömürü boyunca. Eğitim süreleri, sizin köpek psikolojisini ve davranış dilini öğrenmenizle doğru orantılıdır. Uzman gözetiminde köpeğinizi eğitmeyi öğrendikten sonra her değişik ortamda ve her gerek duyuşunuzda köpeğin eğitimini yenilemek veya yeni bir şey öğretmek durumunda olacaksınız.

Eğitim Adaptasyonu nedir?

Yanlış Cevap : Köpeğin temel ve ileri itaat eğitimlerinin bir köpek eğitmeni tarafından verilmesi sonrası öğrendiklerini sizinle de yapması için eğitmenle
birlikte çalışmanız.
Doğru Cevap : Adaptasyon, en az 2-3 yaşına gelmiş ve bu süre zarfında profesyonelce eğitim görmüş köpeklerin belli bir görevi başka birisi için de icra etmesine yönelik çalışmadır. Burada köpeğin hedefi, kendisine öğretilen görevi yerine getirmektir (koruma veya engelli insanlara eşlik gibi). Oysa,daha genç olan köpeğiniz, burada bir görev değil davranış biçimi üzerine adaptasyona tabi olacaktır ki bununda tam olarak başarılı
olması mümkün değildir. Burada önemli olan Alpha Dog rolü, yani sizin liderlik rolünüzdür.

GENEL EĞİTİM
Genel eğitim, köpeğe mutlaka verilmelidir. Kimi köpek bu tür eğitimleri kendiliğinden öğrenir gibi görünse de bu sırada yanlış alışkanlıklar edinebileceği için aşağıdaki eğitim kurallarına kesinlikle uyulmalıdır.
1) Eve Uyum: Öncelikle annesinden yeni ayrılmış yavru köpeklerin eve alıştırılması sağlanır. Genellikle bu olay pek sorun oluşturmamakla beraber bazen yavru, annesinin ve kardeşlerinin özlemi içerisinde olabilir. Bu yüzden yalnız kaldığı zamanlar ağlamaya başlar. Burada dikkat edilmesi gereken konu köpekle fazla ilgilenmemektir. Aksi taktirde köpek sürekli aynı ilgiyi bekler, göremediği zaman da mutsuz olur.
2) Yeme içme Alışkanlığı: Küçük yavru köpeklerde gerekli besini alabilmesi için günde 5 öğün verilir. Öğün sayısı köpek büyüdükçe azaltılarak, köpek bir yaşına geldiğinde 1 ‘e indirilir. Yeme ve içme eğitimi için, köpek önüne konulan besini hemen bitirmeli, bitirmediği taktirde belli bir süre sonra kaldırılmalı ve yemek her gün aynı saatlerde verilmelidir.
3) Tuvalet Alışkanlığı: Bunun için çeşitli yöntemler önerilmektedir.
a ) Yavru köpeklerin uykudan kalktıktan hemen sonra veya yemek yedikten belirli bir süre sonra istenilen yere götürülerek tuvaletini yapması beklenir. Yaptığı taktirde ödüllendirilir. Bu yöntemlerden en basitidir.
b ) Küçük ve orta yaşlı köpeklerin eğitiminde iyi bir gözlem gerekmektedir. Köpeği sık aralıklarla dışarı çıkartarak, dışarıda tuvalet yapması sağlanır. Tuvaletini yaparken köpek sözlü olarak ödüllendirilir. Ancak köpek tuvalet pozisyonu aldığında köpek sahibinin hareket etmemesi ve köpeğin görebileceği bir yerde olması gerekir. Aksi taktirde köpek vazgeçebilir.
c ) Evde tuvalet eğitimi: Bu amaçla köpeğin bulunduğu ortamın yarısına gazete kağıdı serilir. Köpek gazete kağıdının üzerine tuvaletini yaptığı zaman ödüllendirilmelidir. Dikkat edilmesi gereken bir konu da bu gazete kağıtlarının bir kaç kat olması ve kirlendikçe üsttekinin alınıp atılmasıdır. Köpek gazetenin üzerinden başka bir yere tuvaletini yapıyorsa, tuvaletini yaptığı yer temizlenirken, köpek temizleyen kişinin yanında olmalı ve temizleyen kişinin yüz ifadesinden ve sesinden yanlış bir hareket yaptığını anlamalıdır. Köpek bu uygulamayı öğrendikten sonra gazete ile kaplı alan küçültülür ve gazete köpeğin tuvaletini yapılması istenilen yere konulur. Ancak bu yer değişimi bir anda yapılmamalı, aşamalı bir şekilde alıştırarak yapılmalıdır. Kimi köpek sahibi köpeği yanlış yere tuvaletini yaparken gördüğünde köpeğin üzerine doğru koşarak veya bağırarak tuvalet yapmasını engellemek istemektedir. ilk bakışta bu uygulama her ne kadar başarılı olursa da kalıcı bir takım sorunlara neden olabilir. Örneğin, yetişkin bir köpeğin heyecanlandığı zaman idrarını kaçırması bu yüzdendir. Özellikle bu tür eğitimler için sabır ve zaman gerekmektedir. Bazı köpekler bu eğitimi çok çabuk bir şekilde kavrar, bazıları ise daha geç kavrarlar. Bu eğitim 5 aylık yaşa kadar verilmiş olmalıdır.
Bu amaçla uygulanan çeşitli ticari preparatlar bulunmaktadır, ancak bunların başarı düzeyleri tartışmalıdır.
Bu eğitimde yapılmaması gerekenler;
a- Köpeğinizin daha az idrar yapacağını düşünerek suyunu azaltmayın ya da kesmeyin, çünkü köpeklerin önünde sürekli su bulundurulması, istedikleri zaman su verilmesinden daha doğrudur.
b- Köpeğinizin burnunu idrarını yaptığı yere sürmeyin, çünkü bu kötü ve yararsız bir cezadır. Sadece tuvaletini yaptığı yeri koklamasını sağlayıp, dışarı alın.
c- Kimi köpek kendiliğinden tuvalet yapmak istediği zaman huysuzlanır, köpek sahibi bu davranışa anlam veremez ve köpeği cezalandırır. Bu durumda köpek yanlış bir şey yaptığını düşünerek daha sonra hareketleriyle belli etmeden istenilmeyen yere idrarını yapar.
Köpeğinizin dışarıda her yere tuvaletini yapmasına izin vermeyiniz ve tuvaletini yaptığı yeri temizleyiniz. Bu şekilde köpeklerin çevreden olumsuz tepki görmesini de önlemiş olursunuz.
4) çevreye Zararın Önlenmesi: Bu amaçla özellikle küçük yaştaki köpeklerin diş değiştirme döneminde alışkanlık haline getirdikleri kemirme eylemi giderilmeye çalışılır. Bunun için küçük yaştan itibaren diş kaşıntıları ortaya çıkmaya başladığı dönemde oyuncak kemikler verilir ve köpeğin çevredeki eşyalara zarar vermesi engellenir. Doğal kemikler de kaynatılarak verilebilir, ancak bunda aşırıya kaçmamak gerekir. Aksi taktirde sindirim bozuklukları görülebilir.
5) Tasma Alışkanlığı: Yavru köpekleri n bu alışkanlığı edinebilmeleri için en iyi yöntem boyunlarına tasmayı çağrıştıracak herhangi bir şeyin takılmasıdır. Küçük yaştan itibaren köpeklerin tasma ile dolaştırılmaları ilerisi için yararlıdır. Kimi köpek sahipleri, köpek üzerinde güzel durduğu için zincirden yapılmış tasmaları kullanmayı tercih ederler. Ancak, ağırlıklarından dolayı taşıyamadıkları için, küçük yavru köpeklerde bu uygulama yanlıştır.
6) Köpeğin Adını Öğrenmesi ve Alışması: Öncelikle tek heceli bir isim seçilmelidir. Yavru köpeklerde yemek verirken, onlarla ilgilenirken, onları çağırırken vb. durumlarda tekrarlanarak köpeğin ismini öğrenmesi ve alışması sağlanır. Dikkat edilmesi gereken bir konu, bu isim seçilirken köpeğin büyüklüğü ve ırkının göz önünde bulundurulmasıdır.
Kimi köpek sahibi geleceği düşünmeden köpeğe uymayan isimler vermektedir. Bu isimler ileride çevre tarafından yadırganacağı için köpek sahibi bu ismi değiştirmek durumunda kalabilir.
7) Köpeğin Düdüğe Alıştırılması: Bu amaçla köpeğe adı öğretilirken bazen düdük kullanılır, böylece köpek düdük sesine de alıştırılmış olur.
Köpeğin Havlamasının Önlenmesi: Yavru köpekler anneleri ve kardeşlerinden ayrıldığında ve yeni bir yere getirildiklerinde yanlarında sürekli olarak birisine gereksinim duyarlar. Yalnız kaldıklarında ise öncelikle sızlanarak daha sonra sızlanmanın şiddetini arttırarak havlamaya başlarlar. Bunun önlenmesi için köpeklerin bulundukları yere, ya saat ya da açık bir radyo konulması iyi sonuç verebilir. Bunun yanı sıra köpeğin bulunduğu ortama bir zil konularak köpek havladığında zile basılarak havlaması engellenir. Diğer bir yöntem ise köpek havladığında köpeğin bulunduğu odanın kapısını çalmak ya da kapıya ucunda ağırlık bulunan bir ip bağlayarak ipi çekip bırakmaktır. Bu eğitim sabır gerektirir, her ağlayışında sabırsız davranarak köpeğin bulunduğu yere gidilmesi olumsuz sonuç verir.
Temel İtaat Eğitimi
Eğitimlere başlamadan önce köpeğin eğiticisinin yanında pozisyonu aşağıdaki gibidir.
HATALI DURUŞLAR

A) HAYIR: Bu eğitim diğer eğitimlerin temelini oluşturmaktadır. Bu komut köpeğe küçük yaşta sözlü olarak öğretilir. Köpek bu komutu t sahibinin sesi ve mimiklerinden anlar.
Komutla birlikte işaret parmağı köpeğe gösterilerek ikaz edilir, böylece köpek işaret olarak komutu öğrenmiş olur. Köpek büyüdüğü zaman bu sözlü komut yanında eğitim veya boğma zinciri kullanılarak fiziksel olarak da desteklenmiş olur. Ancak bu tasmaların kullanımı sırasında dikkat edilecek nokta tasmanın çekme şiddetini ayarlayarak bir anda çekilip bırakılmasıdır. Ayrıca bu komutu fazla kullanmamaya özen göstermek lazım aksi takdirde önemini kaybeder.
B) iZLE: Genellikle küçük yaştan itibaren köpekler dışarıya çıktıklarında sahiplerini takip ederler. Bu tür alışkanlığı olan köpekleri n eğitimleri daha rahat olur. Bu amaçla küçük yaşta dışarı çıkartıldığında köpeğin adı ve izle komutu birlikte söylenerek köpeğin dikkatini toplaması ve sahibinin peşinden gitmesi sağlanır. Köpek yaşı ilerledikçe bu sözlü komutun yanında tasmadan yararlanılarak bu eğitimin tam yapılması sağlanır. Bunun için köpeğin üzerine eğitim veya boğma tasması takılarak köpek sol tarafta yedeğe alınır ve yürüyüşe başlanır.Köpeğin yürüyüş sı!asında başı eğitmenin dizi hizasında olmalıdır.
Yürüyüş esnasında komut tekrarlanarak köpeğin alışması sağlanır. Köpek istenmeyen bir harekette bulunuyorsa tasma çekilerek “HAYIR” komutu yanında “iZLE” komutu tekrarlanır. Köpek yaptığı doğru hareketler için ödüllendirilir.Tasmanın gevşek olmasına dikkat edilmelidir. Bu tasmalı eğitimde başarı sağlandıktan sonra ara sıra tasma köpeğe farkettirmeden açılarak köpek serbest olarak izle komutuna alıştırılır.
C) DUR: Yavru köpeklerin bu eğitimi almaları için en etkin yol karşıdan avuç içinin köpeğe dönük olarak “DUR” komutunun tekrarlanmasıdır. Kimi köpek bu komutu anlamayarak eğiticiye doğru hareket etmektedir. Bunu engellemek amacıyla işaret parmağı gösterilerek “HAYIR”komutu ile birlikte “DUR”komutu verilir. Zamanla “DUR”komutu fiziksel olarak desteklenmelidir. Bu amaçla “iZLE”komutundayken ara ara eğitici duraksar, sol elin avuç içi köpeğin burnuna doğru uzatılarak köpeğin ilerlemesi engellenir ve “DUR”komutu bu hareketle birlikte verilerek köpeğin bu komuta alışması sağlanır. Köpek ilerlemek is- terse “HAYIR” komutuyla birlikte “DUR” komutu tekrarlanarak köpeğin durması sağlanır. Serbest olarak bu komuta alıştırmak için köpek durduktan sonra avuç içi köpeğe doğru dönük olarak ve komut tekrarlanarak köpekten bir iki adım uzaklaşılır ve geri dönülür. Köpek hareket etmezse ödüllendilirilir. Bu durumda köpek ilerlemek isterse “HAYIR-DUR” komutu tekrarlanarak köpeğin durması sağlanır. Daha sonra köpeğe doğru dönük olarak sağ elin avuç içi köpeğe doğru uzatılır ve dur komutu verilirek köpekten uzaklaşılır. Dikkat edilmesi gereken bir konu, bu mesafenin yavaş yavaş açılması ve her defasında geri gelinmesidir.
D) OTUR: Yavru köpeklere yemek verirken oturmaları sağlanarak komuta alıştırılırlar. Kimi yavru i köpekler yemeğin hazırlanması esnasında sessiz sakin bir şekilde oturarak yemeği beklerler. Bu durumda köpeğin adı söylenerek dikkati çekilir ardından “OTUR” komutu tekrarlanarak köpeğin bu komuta alışması sağlanır. Köpeğin yaşı ilerledikçe sözlü komutun yanında fiziki yaptırım gerekmektedir. Bu amaçla köpeğe “DUR” komutu verildikten sonra sağ el ile tasma yukarıya doğru çekilerek köpeğin kalça kısmını sol elle bastırarak köpeğin oturması sağlanır. Bu sırada köpeğe sürekli olarak “OTUR” komutu tekrarlanarak verilir. Köpek istenilen pozisyonu aldığında köpeğin sırtı omuzdan kalça- ya doğru okşanarak kalça kısmına gelindiğinde el ile bastırılarak “OTUR” komutu tekrarlanır. Daha sonra norma yürüyüş sırasında ” DUR ” komutundan sonra avuç içi yere doğru köpeğin görebileceği bir şekilde tutularak komut verilir.Böylece köpek ” OTUR” komutunu yedekte öğrenmiş olur. (ŞEKİL)
Serbest haldeyken “DUR” komutu verilerek bir kaç adım geri gidilir, avuç içi yere doğru çevrilerek “OTUR” komutu verilir. istenmeyen bir hareket yaptığında işaret parmağı köpeğe doğru tutularak “HAYIR-OTUR”komutu verilirek köpeğin oturması sağlanır. Doğru hareket yapıldığında köpek ödüllendirilir.
Bu komut özellikle yürüyüşlerde kaldırımın bittiği yerlerde, karşıdan karşıya geçişlerde tam olarak uygulanmalıdır. Bu yerlerde tekrara bağlı olarak köpek daha sonra aynı yere geldiğinde kendiliğinden komut verilmeksizin oturur. Eğer köpek istenmeyen bir davranışta bulunuyorsa öncelikle bu davranışın nedeni araştırılmalı ve giderilmeye çalışılmalıdır. Şımarıklık yaparsa veya nedensiz bir harekette bulunduysa ceza olarak köpeğe en büyük ceza verilmelidir. Bunun nedeni bu tür yerlerde en küçük hatanın köpeğin kaza geçirmesine neden olmasıdır.Bu komut genellikle “DUR” komutuyla birlikte kullanıldığı için köpek bu iki komutu birlikte algılar.
E) BEKLE: Bu komutun temelini “DUR” komutu oluşturur. Köpek “DUR” komutunu aldıktan sonra eğitici köpeğe doğru döner ve “DUR” komutu işaretini vererek “BEKLE” komutunu verir. Köpekten uzaklaşmaya çalışır. Köpeğin herhangi bir yanlış hareketi karşısında “HAYIR”komutuyla köpek ikaz edilir. Yanlış hareket yapmadıysa köpek ödüllendirilir. “BEKLE” komutunda köpekten uzaklaşıldığında, kö- peğe seslenerek çağırılmamalıdır. Her zaman köpeğin yanına geri dönülmelidir. Böylece köpek sahibinin onu terk ettiği yerde beklemeye alışır. Aksi taktirde köpek belirli bir süre bekledikten sonra sahibinin peşinden gitmek ister. Bu yöntemle her zaman sahibinin geri geleceği düşüncesi köpeğe kazandırılır. Bu bekleme süresi köpeklere göre değişir.
F) GEL: Küçük yaştan itibaren yavru köpekler oyun,yemek vb. durumlarda çağrılmalarıyla sözlü olarak alıştırılır.Bu yaşta köpeğin adı söylenilerek köpeğin dikkati çekildikten sonra ” GEL ” sözcüğü söylenmelidir.Tasma eğitiminde ise köpeğe ” DUR ” komutu söylenilerek köpeğin önüne geçilir ve ” GEL ” komutu eşliğinde köpeğin tasması çekilir,gelen köpek ödüllendirilir.Bazen köpeğin bu komutu yerine getirmesi için güç sarfetmek gerekebilir.Serbest komutta ise yukarıda anlatıldığı gibi köpek dur komutu ile durdurulur ve köpeğin karşısına geçilip yere çökülerek el dıştan içe doğru hareket ettirilerek ” GEL ” komutu verilir.Dikkat edilmesi gereken bir konu bu komut esnasında köpekten oldukça fazla uzaklaşıldığı için çevrenin kontrol altında tutulmasıdır.Yanı sıra köpek yanlış bir harekette bulunduğunda ” GEL ” komutu ile çağrılarak cezalandırılmamalıdır.
G) TOPUK: Bu eğitimde amaç çağrıldığında köpeğin eğiticinin sol tarafında yerini almasıdır. Bu eğitimin temelini “GEL “komutu oluşturur. Eğitici köpeğin karşısında yerini aldıktan sonra sol eliyle bacağına vurarak “TOPUK” komutunu verir ve sağ elinde bulunan köpeğin tasmasını çekerek köpeğin eğiticinin sağ tarafından dolaşarak sol bacağının yanında yerini alması sağlanır. Köpeğin herhangi bir hatası karşısında “HAYIR” komutu ile ikaz edilir.
H) YAT: Kimileri tarafından gereksiz bir komut olarak değerlendirilir. Bazen köpekler bu komutu anlamakta zorluk çekerler ve hatta direnirler. Bu eğitim için en basit yol, köpek “OTUR” komutundayken bacaklarını tutarak oturması için omuz bölgesinden basınç uygulayıp “YAT” komutu tekrarlayarak köpeğin pozisyonunu almasının sağlanmasıdır. Köpeğin direndiği durumlarda “HAYIR, YAT” komutuyla köpek ikaz edilir.
Serbest eğitimde ise eğitici köpeğin karşısında yerini alır “OTUR” pozisyonundaki köpeğe “YAT” komutuyla birlikte sağ kolunu arkadan dolaştırarak omuz hizasına kadar yere paralel biçimde indirir. Böylece köpeğin yatması sağlanır, komuta uyulmadığı taktirde eğitici köpeğe doğru yaklaşır ve köpeğin ön ayaklarını ileriye doğru çekerek yatma durumuna gelmesini sağlar
I) ATLA: a) Yüksek atlama: Bu eğitim için köpek öncelikle atlayabileceği engeller üzerinde tasmada ve yedekte çalıştırılır, Engelden korkmaması için köpek engel etrafında dolaştırılır ve koklamasına izin verilir Eğer köpek atlamamakta direnirse, sahibi veya eğiticisi de köpekle birlikte atlamalıdır ve atası olay köpeğin sevebileceği eğlenceli bir hale getirilmelidir. Daha sonra engellerin yüksekliği artırılarak, köpek daha yüksek engellerden atlamaya alıştırılır.
Zaman içerisinde tasma açılarak eğitici engelin karşı tarafına geçer ve köpeği karşıdan çağırır. Köpek engele geldiği sırada “ATLA” komutuyla köpek aktive edilir, Köpek engelin yanından geçmeye çalışılırsa “HAYIR” komutuyla ikaz edilerek doğru atlaması sağlanmaya çalışılır.
Köpek her atlayışından sonra” AFERiN” denilerek ve sevilerek ödüllendirilir.
b) Uzun atlama: Temel yukarıda tanımlandığı gibidir, Öncelikle iki engel arasında hayvanın atlayabileceği kadar mesafe bırakılır, zamanla bu ara açılarak hayvanın uzun atlayışlar yapması sağlanır, bu eğitim özellikle av köpeklerinde önemlidir.
* Bu eğitim gereksiz olarak değerlendirilirse de köpeklerin park vb. geniş alanlarda serbest bırakıldıklarında rahat ve güvenli hareket edebilmeleri (süratli hareketlerde yanlış adım atarak incinmemeleri) açısından önem taşır.
BOL BOL TEKRAR VE OYUN
Köpeğin eğitiminde çok önemli rol oynar. Köpeğin yaşı ilerledikçe eğitim zorlaşacaktır.
Bodyguard Eğitimi
ŞAHIS KORUMA (Body Guard) : KORUMA ve koku meziyetleri yapan köpeklere SCHTZHUND denir.Bu bir eğitim sistemidir. Bu eğitimde asıl amaç köpeğin sahibini ve yakınlarını korumasıdır. Elbetteki her köpek bu görevi yapamaz yine uygun bir yavrunun eğitim aşamasına kadar çok iyi yetişmiş olması gerekir. Ayrıca iyi beslenmesi ve sağlıklı olmasıda şarttır. Halk arasında bazı yanlış uygulamalar mevcuttur. Köpeği karanlıkta tutmak, çiğ yemek yedirmek gibi uygulamalar yapılmamalıdır.
Şayet köpeğin geninde sertlik yoksa ne yaparsınız yapın olmaz, köpeğin özünde olması gerekir, Mizacı sert olması gerkir gerisi makyaj olur ve gerçek anlamda bir tehlike ile karşılaştığında bir tekme yediğinde korkup kaçacak ve sizi yarı yolda tehlike ile burun buruna bırakcaktır. Bu eğitim oldukça zor ve tekniktir çok yetenekli partner gereklidir. Örneğin bir düşman şahsın silahına davranması ile köpeğin bu hareketin ne manaya geldiğini anlayıp düşmana saldırması gerekir veya (tut)komutu ile şüpheli şahsa saldırıp onu etkisiz hale getirmelidir, (BIRAK)komutu ile bırakmalı fakat yinede dikkatti düşmanın üzerinde olmalıdır. Köpekler normalde eğitim almadıkları sürece gerçekten ısırmayı bilmezler.Ancak profesyonel eğitim sonucunda köpekler etkili ısırma tekniği kazandırılır.
Bu işide provakatörler tabir ettiğimiz partner yapar. Biz onun için size bu çalışmayı yapmayın diyoruz. Isırmayı bilmeyen köpeğe elindeki malzemeyi ustalıkla köpeğe nasıl vermesi gerektiğini provakatör çok iyi bilir. Buna yer tutuşda dahildir. Kısaca özetlersek, dövüş sanatını bilmeyen insanla bilen insan gibidir. Ancak ısırma tekniğini öğrenen bir köpek kolunuzu tuttuğu anda 3 sn. gibi kısa bir sürede sizin kolunuzu kırar ve liflerinizi kopartır ve siz bu kısa zamanda bayılırsınız ve etkisiz duruma düşersiniz. Sanırım işin önemi ve ciddiyetini kavradınız. Şahış koruması yapacak yavru daima sahibi ile birlikte yaşamalı ve eve gelen herkesle haşır neşir edilmemelidir. Ama gözlemlemelidir. Sokakta herkesle temas içinde bulunmamalıdır, çünkü insanlardan aşırı sevgi ve ilgi gören köpek miskinleşir ve ona ileride insan kötü demek çok zor olur. Beynine insanların iyi olduğu kazınmıştır.
Bu sebeple bu ilişkiyi iyi ayarlamalıyız. Daima uzaktan. Eğitim alanına çıkan acemi bir köpeğe daima kendisinin güçlü kuvvetli olduğu hissettirilir,aslı da böyledir. Hiç bir zaman bir köpeğe güç uygulanmaz, daima köpek kazanır. İnsan hep ondan korkar, bu boğuşma esnasında da böyledir. Burada provakatörün önemi ortaya tekrar çıkıyor.
İleri Düzey İtaat
Bu başlık altında köpeğe verilen bekçilik ve koruma eğitimleri amaçlanır.Bunun için köpeğe bu tür eğitimleri vermeden önce evdeki bireylerin yaş ve ruhsal durumlarını göz önünde bulundurarak değerlendirmek gerekir.Unutulmaması gereken bir nokta ise, köpek komutu aldıktan sonra caydırmak ve korumak amacıyla öne doğru havlayarak atlayacağı veya ısıracağı için bu komutların şaka mahiyetinde kullanılmaması gerektiğidir. İleri eğitim profesyonellik gerektirir,bunun için aşağıda ana hatlarıyla bahsedilen eğitimlerin verilmesi için köpeğiniz bir eğitici ye veya bir kulübe verilmelidir. Bu eğitimlerin çoğunda bir yardımcı kullanılır. Eğitime başlamadan önce köpek genel ve temel komutları tam ve eksiksiz olarak yerine getirmelidir.
A) BEKÇİLİK EĞİTİMİ: Bu tür eğitime alınacak olan bir köpeğin küçüklükten itibaren belli bir takım özelliklere sahip olması gerekir. Bunların başında;
a) Köpeğin çevreye karşı fazla duyarlı olması ve tepki göstermesi,
b) Köpeğin sahiplenme iç güdüsü olması, c)Köpeğin korkak olmaması,
d) Yabancılara karşı az çok tepkisi olması,
e) Köpeğin ırkının uygun olması gelir.
Yukarıda bahsedilen özelliklere sahip bir köpeğin eğitimi daha kolay ve verimli olur.
Küçük yaştan itibaren belirli bir alanda büyümüş, yabancılarla dostluk kurmamış bir köpek bekçilik görevini içgüdüsel olarak geliştirir ve yabancılara karşı reaksiyon gösterir. Bu köpekler yabancılara karşı havlamaya kalktıklarında kesinlikle cezalandırılmamalıdır, Aksine ödüllendirilmelidir. Bu köpeğin korunması altında olan bölgeye yabancıların girişi yasaklanmalı ve uyarıcı tabelalar konulmalıdır. Bu alanda köpek rahatlıkla hareket edebilmelidir, Bu eğitimde ilk olarak köpek iyice denetim altına alınmalı,bu amaçla köpek bir yere bağlanmalı veya eğitici köpeği iyice zaptetmelidir. Eğitici köpekle öncelikle ilgilenir, eğlenir.
Köpek sakinleştikten sonra kışkırtıcı rolünü üstlenen yardımcı eğitici gizlenerek gelir. Kendini bir ağaç arkasına veya kapı arkasına köpeğin dikkatini çekecek bir sesle yaklaşır. Köpek yaklaşan yabancıya karşı diklenip, kulak kabartıp havlayınca eğitici köpeği överek tut komutuyla kışkırtır ve yabancıya doğru bir adım ilerleyerek geri çekilir. Böylece köpeğin yabancıya karşı atak yapmasını sağlar.
Dikkat edilmesi gereken noktalar:
1. Yardımcı hiçbir zaman köpeğe üstünlük kurmamalıdır.
2. Köpeği kışkırtmak amacıyla can acıtıcı davranışlarda bulunulmamalıdır.
3. Yardımcı her zaman aynı yönde yaklaşmamalı. Böylece köpeğin aynı noktaya konsantre olması önlenmiş olur.
4. Köpeğin yabancılara karşı dostluk kurması doğru değildir.
5. Bu tür eğitim alan köpek, yemek kabından başka bir yerden veya başka birisin elinden yemek yerse cezalandırılmalıdır.
6. Köpeğin özgüveni en üst düzeye ulaştırılmalıdır.
Bu eğitim köpeğin içerisinde bulunduğu tel kafesin içinde de yapılabilir. Bu amaçla eğitici köpeğin ~a yanında yerini alır, köpekle ilgilenmeye başlar, bu sırada yardımcısı saklanarak kafese yaklaşır. Eğitici köpeği aktive eder ve köpeğin yabancının geldiği noktaya konsantre olmasını sağlar. Köpek -havlayıp kafes içersinde yabancıya doğru atakta bulunuyorsa, köpek ödüllendirilir. Aksi taktirde yabancı tel kafese yaklaşarak elindeki bez veya sopayla tele vurarak köpeği saldırması için daha fazla tahrik eder.
Genellikle halk arasında köpeğin karanlık bir odaya kapatılması ile saldırganlığının arttığı düşünülmektedir. Bekçilik için bu uygulama yanlıştır.

KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRU KÖPEKLERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER!

PÜF NOKTALARI

Yüksek sesler, kalabalık ve çocukların onu sevmek için yakalamaya çalışmaları gibi faktörler ilk günlerde köpeğinizin korkmasına neden olabilir.

Köpeğinize evde sıcak ve hava cereyanından uzak bir yaşama alanı sağlayınız. Köpeğiniz bu alanı uyumak ve dinlenmek için kullanacak ve burada kendini güvende hissedecektir. Bu alan bir kapısı olan kapalı bir kutu ya da yuva olabilir. Bunun dışında yere koyacağınız onun boyutlarına uygun bir yatak ya da sepet de olabilir.
Yavru bir köpek günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta bazen deyim yerindeyse “ölü gibi uyur”. Çünkü uyku da yavru için büyük bir gereksinimdir. Bazen köpek sahipleri bu durumdan telaşlanıp köpeğinin hasta olduğunu zanneder. Ancak endişe etmeyin. Bu durum yavru köpekler için çok normaldir.

Köpeğinizi yerinden zorla çıkarmaya çalışmayın. Eğer orada kalmak istiyorsa bırakın kalsın. Kendi istediği zaman zaten çıkacaktır. Çocukların onu orda sıkıştırmasına ve kızdırmasına izin vermeyin.

İlk günlerde bütün evi kullanmasına izin vermeyin. Hem ortama yabancı olduğundan hem de ev ona başlangıçta büyük bir alan geleceğinden korkacaktır. Aynı zamanda bu olay tuvalet eğitimi açısından da yanlış bir davranıştır.

Köpeğize evinizi, sizin gözetiminiz altında yavaş yavaş tanıtmalısınız. Kullanmasını istemediğiniz alanları (yatak odanız, mutfak…) ona öğretmelisiniz.

Evde yanlış bir davranış yaptığında biri ona kızdıysa, diğer bir kişi gidip onu sevmemeli ve onunla ilgilenmemelidir. Çünkü bu davranış köpeğinizin gelecekte kızan kişinin sözünü dinlememesine ve şımarmasına neden olacaktır. Şımarık bir köpek söz dinlemez ve kendi kafasına buyruk yaşar. Böyle bir şeyle karşılaşmak istemiyorsanız daha ilk günlerden tedbirinizi almalı, köpeğinize ondan üstün olduğunuzu, onun sahibi olduğunuzu ve sözünüzü dinlemesi gerektiğini hissettirmelisiniz.

___ÖĞRENME___

Köpeklerde öğrenme tekrarlarla gerçekleşir. Öncelikle dağarcıklarında bulunan (daha önce öğrendiği) davranışları uygularlar. Bu davranışlar amaçlarına ulaşmaya yeterli gelmezse değişik yollar denerler. Denemeler ve yanılmalardan sonra doğru davranışı bulurlar. Yani ödülü elde ederler. Aynı davranışı her tekrar ettiğinde ödüle ulaşıyorsa, bu davranış köpeğinizin dağarcığına gittikçe yerleşir ve aynı uyaran etki olduğu müddetçe benzeri davranışları sergiler. Yani bu tepki öğrenilmiş olur.

Köpeklerde bir diğer öğrenme yöntemi ise şartlı reflekstir. Örnek vermek gerekirse; mama verilmeden önce her zaman “mama vakti” diye sesleniliyorsa, konuşma esnasında kullanılacak bir mama kelimesi kendisine yemek verileceğini zannetmesine neden olur. Dışarıya çıkmak için sahibinin mantosunu giydiğini gören köpeğin, sahibine karşı sevgi gösterilerinde bulunması da başka bir şartlı refleks örneğidir. Bunun nedeni, mantonun giyilmesi ile dolaşmaya çıkarılacağını ilişkilendirmesidir.

___ÖDÜLLENDİRME___

Ödül, köpeğinizin nasıl davranması gerektiğini öğrenmesinde ve davranış şeklinde istediğiniz değişiklikleri gerçekleştirmenizde en büyük yardımcınızdır. Köpeğinizin hoşuna giden herhangi birşey ödül olabilir. Yiyecek, okşanma, sıcak bir sevgi gösterisi, “aferin” gibi belirli bir kelime, dışarı çıkarma vb… Bunlar köpeğinizi doğru davranışları yapma konusunda teşvik eder.

Köpeğinizin sahip olduğu davranışların çoğu teşvik edilmenin sonucunda şekillenir. Ödül ya da teşvik, yapılan davranışın gelecekte tekrarlanma olasılığını arttırır. Aynı zamanda hızlı bir şekilde öğrenmeyi sağlar.

Ödüllendirmenin zamanı da önemli bir konudur. Köpeğiniz hoşunuza giden bir davranışı gerçekleştirdiğinde, onu zaman geçirmeden o anda ödüllendirmelisiniz. Köpekler sürekli hareket halinde olan canlılardır. Bu yüzden geç yapılan bir ödüllendirme, onun hangi davranışı için ödüllendirildiğini anlamasını güçleştirecektir. Ödüllendirdiğiniz anda köpeğiniz ne yapıyorsa teşvik ettiğiniz davranış da o olur. Örneğin; köpeğinize oturmayı öğrettiğinizi düşünelim. Köpeğiniz oturduğunda ödüllendirmek için ayağa kalkmasını bekleyip ödülünü verirseniz, onun oturmasını değil ayağa kalkmasını ödüllendirmiş olursunuz. Özellikle tuvalet ve otur kalk eğitiminde, ödül en büyük yardımcınız olacaktır.

Aslında bu işin mantığı çok basittir. “Köpeğiniz hoşunuza giden bir şey yaptığında siz de onun hoşuna giden bir şey yapın”.

___CEZALANDIRMA___

Yavru bir köpeğin elbette birtakım yaramazlıkları olacaktır. Bu istenmeyen davranışların bir daha tekrarlanmaması için genel olarak, cezalandırma yada yüksek sesle ikaz etme yöntemlerine başvurulur.

Bu noktada en önemli şey, dozu iyi ayarlamaktır. Eğer çok sert bir cezalandırma yöntemi (aç bırakmak, dövmek yada karanlık bir odaya kapatmak gibi) izlenecek olursa, köpeğiniz hayatı boyunca sizden hep korkacak ve bu yüzden sözünüzü dinleyecektir. Bu da sevgiden çok korkuya dayalı bir itaat anlamına gelir. Bu nedenle köpeğinize fiziksel ceza vermekten kaçının. Hata yapmasını ufak tefek tedbirler alarak engelleyin. Ses tonunuzda yapacağınız birtakım ufak değişikliklerle onun üzerinde hakimiyet kurun.

Yapılacak en güzel şey, daha ilk günlerden başlayarak köpeğinize “HAYIR” kelimesinin anlamını en iyi ve doğru biçimde öğretmek olacaktır. Bu şekilde köpeğinizle birlikte çok daha kolay ve rahat bir yaşam sürdürebilirsiniz.

___EGZERSİZ___

Köpeklerde enerji ihtiyacı ve yem tüketimi aktivite, yaş ve çevre ısısına bağlı olarak değişir. Köpeğinize, enerjisini sarfedecek aktiviteyi gerçekleştirmesi için yeterli egzersiz imkanı sağlamalısınız.

Yavru köpekler çok hareketli olduklarından dolayı bol egzersize gereksinim duyarlar. Egzersiz ihtiyacı yaş kadar köpeğinizin ırkı ile de alakalıdır. Örnek vermek gerekirse, bir av köpeğinin günlük egzersiz ihtiyacı bir Terier’e göre çok daha fazladır. Köpeğinizin ırk özelliklerini inceleyerek onun egzersiz gereksinimini daha iyi anlayabilirsiniz. Ancak köpeğiniz hangi ırk olursa olsun günlük kısa yürüyüşler tüm köpekler için şarttır.

Büyük ve dev ırk köpeklerde gelişim süreci ve kemik gelişimi daha uzun sürede tamamlandığından egzersizler sınırlı tutulmalıdır. Çok uzun koşular, yüksek yerlerden atlamalar ve ağır egzersizler kemik gelişimi tamamlanıncaya kadar yaptırılmamalıdır.

___TÜY BAKIMI___

Tüy bakımı köpeklerde üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Çünkü yılda en az iki kez olmak üzere tüy değiştirirler. Bahçede yaşayanlarda bu genellikle ilkbahar ve sonbahar civarında daha yoğun dökülme şeklindedir ve daha kısa sürer. Fakat evde yaşayanlarda bütün yıla yayılarak devam eder.

Eğer bir beslenme bozukluğu, hastalık veya lokal bir açılma yoksa bu tüy değiştirme olarak adlandırılır. Sizin yapmanız gereken onu hergün hatta yoğun tüy değiştirme zamanlarında sabah akşam olmak üzere iki defa fırçalamaktır. Bu işlem için en uygun olanı tel fırçalar veya eldiven gibi ele geçirilebilen çeşitli tipteki plastik fırçalardır.

Yavru köpeğinizi fırçalamaya ne kadar erken alıştırırsanız ileride o da siz de rahat edersiniz. Çünkü fırçalama genel bakım için beslenme kadar önemli bir işlemdir. Fırçalama yaparken köpeğiniz üzerinde gerekli olan günlük kontrolleri de uygulamış olursunuz. Bu bilhassa deri problemlerine yatkın olan ırklarda sorunu erken tespit etmek bakımından önemlidir.

Fırçalama yaparken bilhassa ele geçirilebilen fırça tipleriyle aynı zamanda deriye masaj yapıp kan dolaşımını da uyarmış olursunuz.

___BANYO___

Sanıldığı gibi köpekler kolay kolay kokmaz ve sık yıkamak daha iyi temizlik anlamına gelmez. Çünkü köpeklerde ter bezleri yoktur. Yani köpekler patileri dışında terlemezler. Dolayısıyla tere bağlı koku oluşmayacağından bizim gibi sık olarak yıkanmaya ihtiyaç duymazlar.

Sık yıkandığında derinin Ph değeri değişir ve aslında koruyucu olan derinin üzerindeki yağımsı tabaka kaybolur, köpeğiniz mantar ve uyuz gibi hastalıklara daha duyarlı hale gelebilir. Genellikle aşılama döneminde doktorunuz yıkamaya zaten izin vermez. Daha sonrasında ise eğer deride medikal bir problem yoksa, ama yıkamak istiyorsanız ayda bir kez yıkama önerilir. Çoğu tüylü köpek sadece fırçalamakla temizlenebilir.

Yıkayacağınız zaman onu önce ılık suyla ıslatmalısınız. Bu işlem için genellikle bir küvet tavsiye edilir. Küvetin altına onun kaymayacağı paspas şeklindeki malzemeden konursa iyi olur. Doktorunuz özel bir şampuan önermediyse köpek şampuanını bir kasede bir-kaç misli su ile çoğaltın. Bir sünger parçası alın. Su ile dilüe ettiğiniz şampuanı emdirip köpeğinizin üzerine sürün. Şampuanı direk dökmeyin ve kesinlikle insan için üretilen şampuan ve sabunları kullanmayın. Köpek şampuanları insan şampaunları gibi üretilmediğinden çok köpürmesini beklemeyin. Kulağına su kaçırmamaya ve gözüne şampuan gelmemesine dikkat edin. Bunun için kulağına vazelinli pamuk koyun. Çünkü kaçan su kulakta kronik (uzun süreli) otitis externa dediğimiz dış kulak yolu enfeksiyonuna sebep olabilir. Durulamayı bol ılık suyla çok iyi bir şekilde yapın. Eğer çok kirli ise aynı işlemi ikinci kez tekrar uygulayabilirsiniz. Sonrasında onu önce bir havlu ile silin ve fön makinesinin ılık ayarıyla iyice kurutun. Köpeklerin derileri zor kuruduğundan hava akımından uzakta bir yerde tutun ve mümkünse o gün (en azından 4-6 saat) dışarı çıkarmayın. Kendiniz rahat yıkayamıyorsanız köpek kuaförlerinde de yıkatabilirsiniz. Ancak herhangi bir nedenle farklı bir şampuan kullanması gerekiyorsa kuaföre giderken köpeğinizin şampuanını da beraberinizde götürmelisiniz.

___DİŞ DEĞİŞİMİ___

Yavru köpekler 3,5 aylıktan 8. aylığa (genellikle 6. aya) kadar süt dişlerini dökerler. Yerine hayat boyu kalıcı olan ana dişler çıkar. Dökülen dişleri zaman-zaman yerlere düşmüş olarak görebilirsiniz. Çoğu zaman da yemek yerken kendileri yutarlar. Bu dönemde diş kaşıntısı çok fazla olduğu için bulduğu her şeyi kemirecektir. Siz kendisine zarar vermemesi için potansiyel olarak kemirebileceği her eşyayı, sanki evde emekleyen bir çocuk varmış gibi düşünüp ortadan kaldırmalısınız.

Bu dönemde onun kemirmesi için hazır ürünler verebilirsiniz. Kalın halat şeklinde, düğümlenmiş, uçları püsküllü olan diş ve oyun ipleri, naturel malzemelerin işlemden geçirilmesiyle elde edilmiş yapma kemikler kullanabilirsiniz.

Sanılanın aksine köpeklerde diş bakımı da gereklidir. Yani onların da dişlerinin fırçalanmasına ihtiyaç vardır. Normalde tartar oluşumu 1,5 yaşından sonra başlar. Fakat daha yavruyken, fırçalamaya alıştırmak gerekir. Bu işleme en küçüklerinden çocuk diş fırçası veya köpekler için hazır satılanlardan temin ederek başlayabilirsiniz. Öncelikle diş fırçasını ıslatarak alıştırıp sonra da köpek diş macunu ile devam edebilirsiniz. Fırçalama aynı bizde olduğu gibi yukarı-aşağı ve daha az olarak ta sağa-sola doğru olmalıdır.

Tabiki köpeklerin dişleri sadece fırçalanarak temizlenemez. Bunun için yukarıda diş kaşıntısı dolayısıyla kullandığınız yardımcı malzemeler ve yöntemlere ilave olarak özel olarak tartar temizliği için üretilmiş mamaları da verebilirsiniz.

___SOSYALLEŞTİRME___

Köpekler sosyal canlılardır ve her zaman yeni dostluklar kurmaya heveslidirler. Meraklı ve öğrenmeye aç bir şekilde tecrübe ettikleri herşeyi hafızalarına kayıt ederler. Bu çok önemli dönemde karşılaşmadıkları ya da köyü tecrübe ettikleri herşey, onlar için erişkin yaşamlarında, korkuyla tepki verdikleri davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle özellikle 1.5-3 ay arasındaki ana sosyalleşme dönemi köpeğin psikolojik dünyasında çok büyük bir önem taşır.

Köpek yavrularının dünyaya insanlar ve yaşadıkları çevre hakkında bilgi sahibi olmadan geldikleri unutulmamalıdır. Bu nedenle köpekler; her türlü insanla (kadın, erkek, çocuk, yaşlı…), hayatları boyunca karşılaşabilecekleri diğer evcil hayvanlarla (kedi, köpek...), her çeşit taşıtla (otobüs, araba, bisiklet…) bu aylarda tanıştırılmalı ve çağrışımlarının daima pozitif olmasına dikkat edilmelidir.

Köpeğiniz size ve yeni çevresine alıştıktan sonra, onu diğer canlılarla tanıştırmalısınız.

Çocuklar ve diğer insanlarla kontrolünüz altında oyun oynamasına ve dostluklar kurmasına izin verin.

Aşıları tamamlandıktan sonra dış çevreyi tanımalarına olanak sağlamalısınız. Diğer köpeklerle kontrollü bir şekilde oynamasına izin vererek kendi türü arasındaki doğal ve sosyal davranışları öğrenmesine yardımcı olmalısınız.

Yavru köpeğinizi çok uzun süre yalnız bırakmayın. Bu ona aşırı stres yükleyecektir.

Kalabalık caddelerde gezdirerek çevresini kabullenmesini sağlayın. İlk başlarda havlayarak kalabalığa tepki verecektir. Ancak bir süre sonra onları kabullenecek ve yürürken diğer insanları rahatsız etmeyecektir.

Unutmayın; asosyal köpekler insanlara ve diğer hayvanlara karşı saldırgan ve güvenilmezdirler.

___YAVRU KÖPEĞİNİZLE VETERİNERE İLK ZİYARET___

Köpeğinizi aldığınız gün yada ertesi günü veteriner hekimininize götürüp genel bir kontrolden geçirmeniz onun sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır. Bilindiği gibi yavrularda bağışıklık sistemi tam olarak gelişmediğinden hastalığa yakalanma riskleri fazladır ve bu hastalıkların bazıları ölümcüldür. Zamanında yapılacak kontroller böyle bir hastalığa yakalanmış yavrunun yaşama şansını artıracaktır.

Veteriner hekiminiz köpeğinizin kulaklarını, gözlerini, burnunu, ağzını, dişlerini, derisini ve ateşini kontrol edecek, gerek duyarsa akciğerini, kalbini dinleyecek ve herhangi bir sorun olup olmadığına bakacaktır.

Kemik gelişimi, vücut büyüklüğü, kilosunun uygun olup olmadığı, hangi mamayı yemesi gerektiği, beslenme düzeni ve yemesi gereken mama miktarı gibi konularda sizi bilgilendirecektir. Köpeğinizin diğer ihtiyaçları (mama kabı, oyuncak, fırça vb.) konusunda da size yol gösterecektir.

Önemli olan diğer bir nokta da yeni alınmış yavru köpeklerdeki parazit varlığıdır. Özellikle yavrularda parazit varlığı ciddi sorunlara yol açabilir. Kancalı ve şerit parazitler gibi birkaç bağırsak paraziti türü yavru köpeğinizin bedeninden beslenir. Bu parazitler anneden yavruya geçebildiği gibi kaldıkları ortamlardaki hijyen koşullarının kötü olması sonucunda da yavruya geçebilirler. Karın bölgesinde şişlik, ağız kokusu, kötü kokulu gaz çıkarma, kaşıntı, ishal ve ateş gibi belirtilere neden olurlar. Bu nedenle yavrunun dışkısı mikroskobik bir incelemeye tabi tutulmalıdır. Dışkısından alınan küçük bir parçanın incelenmesi sonucunda parazit varlığı tesbit edilirse gerekli tedavi düzenlenmeli ve bu parazitlerin daha erken yaştaki yavrunun gelişiminde meydana getirebilecekleri olumsuz etkiler ortadan kaldırılmalıdır. Bu nedenle yavrunun dışkısı formu, kıvamı ve kokusu gibi özellikler yönünden incelenmeli ve dışkıda değişiklik görülünce veterinere hekime başvurulmalıdır.

Yavru köpeğiniz ile birlikte yaşamaya başladığınız ilk günlerde davranışlarını, etrafına karşı ilgisini, oyunculuğunu, yemeğini yiyip yemediğini, sağlık durumunda bir değişiklik (ishal, kusma) olup olmadığını dikkatli bir şekilde gözlemlemelisiniz. Çünkü bazı hastalıklar belirtilerini hemen göstermeyebilir. Bu tip hastalıkların ilk kontrolde (eğer bir semptom görülmüyorsa) tespiti zordur ve veteriner hekiminiz tarafından da o an için tespit edilemeyebilir. Bu yüzden yavru köpeğinizi iyi gözlemlemeli ve durumunda oluşabilecek değişikliklerde veteriner hekiminize başvurmalısınız.

Juen Pet Bilgi Portalı

KÖPEK EĞİTİMİ

Benim, Hepsi Benim!
Köpeğinizin eşyalarını kimseyle paylaşmamasının önüne nasıl geçebilirsiniz?


Çok basit, ona daha değerli bir şey vererek. Köpeklerin yiyeceğini, kemiklerini ve diğer değerli eşyalarını kıskanmaları çok doğaldır. Tecrübeleri alındığında bir daha onları hiç göremeyeceklerini öğretmiştir.
Gerçek lider köpekler genellikle sahip olduklarını paylaşır. Araştırmaların birinde lider köpeğin kemiğine paylaşmada gayet istekli olduğunu ortaya çıkarmıştır. Kemiğin kendisinin olduğundan çok emin olan bu lider, etli parçanın kendi tarafında kalması şartıyla sürünün diğer üyelerinin kemiğin zayıf diğer ucundan kemirmesine izin vermiştir. Sahiplenme duygusu, sosyalleşmede eksiklik, itimat ve kendine güvensizlik hissinden kaynaklanır.
Değerli şeylerin kıskanılması köpekler arasında çok rastlandığını bilmemize rağmen köpeklere yiyecek ve eşyalarını insanlardan kıskanmamaları gerektiğini öğretmek önemlidir.
Hiyerarşik kanunlara göre erkek köpekler üstlerine her zaman saygı duyar. Düzen kurulduğunda sahiplenmeci saldırganlık, liderin mülki hakkı kesin olduğundan nadiren gerçekleşir. Dişiler için ise ayrı kurallar geçerlidir: Ben sahipsem bu benimdir. Sahiplenme 10'da 9 dişilere has bir kanundur.
Erkeklerle hiyerarşik düzeni sağlamlaştırın dişilerde ise paylaşmayı öğretin. Öncelikle güvenliği sağlayın. Köpeğin ısırabileceğinden şüpheleniyorsanız koruyucu bir eldiven giyin ya da köpeğin yemek yiyebileceği; ama ısıramayacağı ağızlıklardan takın.
Asla yanlız çalışmayın. Psikolojik desteğin yanı sıra bir yardımcının işler çığrından çıkmaya başladığında mama kabının ya da kemiğin üzerine bir kova kapatacak mesafede olmasında fayda vardır. Kemik gibi değerli nesnelerle çalışıyorsanız onu bir ipe bağlamayı ve hırlamalar başlayınca çekip üzerine kova kapatmayı unutmayın. Bu taktik azarlamadan daha çok etkili olmaktadır. Hırlarsan kemiğini kaybedersin. Köpekler bu kuralı kısa sürede öğrenir.
Bir Garson Gibi Değil
Yemek zamanlarında çoğu insan köpeğinin önüne mama kabını koyar ve gider. Bu köpeğe yanlız yemeği öğretir ve daha sonra her hangi bir müdahaleye sinirlenme olasılığını arttırır. Yemek zamanları yere yanına oturmak gibi bir alışkanlık edinin. Mama kabını kucağınızda tutun ve ara sıra elinizden lezzetli (tavuk, ciğer eti ya da peynir gibi) ödüller verin. Köpek rahat görünüyorsa elinizi (ödüllerle birlikte) kaba daldırın. Köpek kısa sürede yemek zamanı ile sahibinin varlığını ve yakınlığını bağdaştıracaktır.
Köpek önceden yemeği ve insanların varlığına karşı bir antipati geliştirdiyse başka bir taktik geliştirmemiz gerekir. Genellikle iki tür garson vardır: ihmalkar ve aşırı ilgi gösteren garson. Köpekle aynı oyunu oynayıp mama kabına yaklaşmamız için bize yalvaracak duruma getirebiliriz.
Mama kabını mutfak tezgahının ya da masanın üzerine koyun ve köpeğe oturmasını söyleyin. Yere boş bir mama kabı koyun. Köpek bir mama kabına sonra da şaşkınlıkla size bakacaktır. Köpeğin burada aklından geçen "hemen yemeğimi getirdir."
Şimdi köpek sizden mama kabına yaklaşmanızı istiyordur. Mama kabında kıskanacak hiç bir şey olmadığından sinirlenecek bir şey de yoktur. Köpeğe doğru yürüyün; oturmasını söyleyin ve mamadan çok küçük bir parçasını kabına koyun ve uzaklaşın. Böyle küçücük porsiyonlarla onu doyurmayacak şekilde beslemeye devam edin. Bu sefer mama kabına biraz daha fazla mama koyun ve yemesine izin vermeden önce elinizden bir kaç kez ödül yiyeceği verin. Mama kabını bir elinizle tutmaya devam ederken diğer elinizde lezzetli ödül yiyeceklerini vermeye devam edin.
Köpeğinizin varlığınızdan hiç rahatsız olmadığını hissetmeye başladığınızda köpeğinizin bayıldığı bir ödül yiyeceği çıkarın ve bir anlığına mama kabını önüne koyun. Aynı anda ödül yiyeceğini verirken mama kabını önünden alın. Bu önemli bir andır. Mama kabı elinizdeyken dişi köpek kabın sizin olduğunuzu düşündüğünden sorun çıkmayabilir; ama bıraktığınız anda artık mama onundur ve buna itiraz edebilir. Bunu tekrar tekrar yineleyin. Her başarılı seferden sonra mama kabını daha uzun süre önünde bırakın.
Mama kabında hala yiyecek olmasına rağmen köpek en lezzetlilerinin sahibinden geldiğini artık bilmektedir. Köpek zamanla insan elinin mamayı uzaklaştıracağından çok vermeye yaradığını anlayacaktır.
Gelecek ders insanların önünden mamasını gerektiğinde alabileceğini öğretmek üzerine olacaktır. Köpek bir elinizde lezzetli ödül yiyeceğinden yerken "bırak" deyin ve sakince diğer elinizle mama kabını uzaklaştırın. Yerine koca bir konserve porsiyon koyun. Köpek böylece önünden tabağının alınmasının yemeğini kaybetmek değil daha da lezzetlilerinin verilmesi anlamına geldiğini öğrenecektir.
Güven Tazeleme
Köpeğinizin önünden kemiği, oyuncakları ve diğer nesneleri alma egzersizi yapın. Öncelikle çok da bayılmadığı oyuncaklarla başlayın. Oyuncağı "al" komutuyla uzatın ardından "bırak" komutuyla ona ödül yiyeceğini sunarak geri alın. Bunu zamanla daha değerli ve en son kemiğiyle pratik edin. Ödülün cazibesi değiş tokuş yapılan eşyanın değerine göre artış göstermelidir.
Köpekler değerli bir şeylerini size teslim ettiklerinde bunun o nesneyi bir daha göremeyecekleri anlamına gelmediğini anlamaları gerekmektedir. "Bırak" komutuyla sahibinin kendisi o lezzetli ödül yiyeceklerinden yerken (ne cömertçe) oyuncağına vs göz kulak olacağı ve daha sonra kendisine tekrar verileceği (ne asilce) anlamına geldiğini bilmesi gerekmektedir.
Bu arada köpeğiniz muhtemelen şöyle düşünüyor olacaktır: "Pis bir tenis topu için sosis veriyor ve sosisimi yediğimde topumu geri veriyor. Ne aptalca; ama olsun ben paylaşmayı seviyorum."

Dr. Ian Dunbar (makale)

KÖPEK EĞİTİMİ

KÖPEK NASIL BAKILMAZ

Türkiye'de pek çok insanın eve pek sokmadan köpeklerini balkonda bakabileceklerini hayal etmelerini bunca zamandan sonra elle tutulur bir inanca dahi dayandırılabileceğine inanmıyorum. Altında yatan gerçek neden "bakamazsak vermek zorunda kalırız" ihtimaline ister istemez inanmaktan kendilerini alamamaları. Böylece başka bir masum yavru daha bilinmeze gönderilecek. Bu toplumsal bir davranış biçimi falan mı oldu?

Hangi ırk olursa olsun yavru köpekler yakın kontrol ve bakıma gereksinim duyar. Çünkü onlar hala birer bebektir. Dünya hakkında sadece annesinin yanındayken doğum kutusunun çevresinde görebildikleriyle sınırlı bilgiye sahip bir yavruyu düşünün. Kim evde günde sadece bir kaç saat ev ahalisiyle yakın ilişki içinde olması dışında her hangi türden bir yavrunun (insanın bile) tek başına bu büyük yanlızlığı kaldırabileceğini iddia edebilir? Bu dönemler dikkatle sosyalleştirilmesi ve ilk temel kuralların yavaş yavaş tutarlı bir şekilde ona verilmesi gerektiği inanılmaz derecede kritik dönemlerdir. Travmatik olaylara (çocukların kucağından düşme, daha iri bir köpekçe hırpalanma, merdivenlerden düşme vs) imkan vermeden mümkün olduğunca çeşitli türden canlı ve durumla yavrunun hafızasında pozitif çağırışımlar bırakarak tecrübeler yaşaması sağlanmalıdır. Gelecekte kendine güvenen, sakin ve dengeli bir köpeğe sahip olmak için bu çok önemlidir. Kritik sosyalleşme dönemi 1.5-4 ay arasıdır. Çoğu insan bilgisizlikleri nedeniyle bu en önemli fırsatı atlar.

Yavru eğitiminin bana göre püf noktası köpeğin erişkin olduğunda yapmasına izin vermeyeceğiniz şeylere (üzerinize atlayıp ısırarak oynaması, mobilyaların üzerine çıkması, eski de olsa ayakkabılarınızı kemirmesi, kediyi kovalaması vs) yavruyken de izin vermemek ve daha sonra kötü bir alışkanlığa dönüşebilecek hataları işlemesine en baştan izin vermemektir. Bu da köpeği sabah 8 - akşam 7 arası evde yanlız bırakarak sağlanamaz. Köpeklerin çağrışımsal hafızaları yoktur ve 10 dakika sonra dahi kemirdikleri ayakkabı ya da halıdaki ısklaklıkla sizin ona çıkışmanız arasındaki bağı kuramaz. Elinize tek geçen artık bu kadarına da dayanamayacağınız hissi ve sizden korkan şaşırmış bir köpektir.

Düzenli bir tuvalet alışkanlığı için başlarda köpek kesinlikle en az bir kaç saatte bir dışarı çıkarılmalıdır. Bu amaçla bir arkadaş ya da komşudan yardım isteyebilirsiniz. Yavrunun tüm evde özgürce dolaşması da belaya açık davetiyeden başka bir şey değildir. Akşama şanslıysanız pisletilmiş halılar, devrilmiş saksılar, kemirilmiş ayakkabı ve terliklerle karşılaşır; kemirdiği elektrik kablosu ya da merakla tadına baktığı bir temizlik maddesi hatta fare zehiri nedeniyle cansız bir bedeni halının üzerinde bulmanın dehşetini tecrübe etmezsiniz. Her yıl kaç yavrunun bu şekilde yaşamını kaybettiğini sormayın bile.

Yavru ona ilk derslerini veren annesinden ayrıldıktan sonra çevresinde ona yol gösterici ve anlayışlı; ama kesinlikle disiplinli bir lider görmeye gereksinim duyar. Bu dönemde yeni dahil olduğu ailenin kurallarına yavaş yavaş adapte olurken (bu ortalama bir yıl alır) şahit olduğu dış ve yabancı dünyanın karşısında karakteri biçimlenir. Gelecekte tecrübe edeceği durumlara ne tür reaksiyon göstereceği böylece belirlenmiş olur. Bilinçli kim süratle akıp giden bu kısa; ama çok önemli dönemde istediği gibi yönlendirebileceği yavruyla olan ilişkisini onu her gün uzun süre yanlız bırakarak tehlikeye atmayı ister?

Yavru tabii ki yanlız kalmayı öğrenmelidir. Kendine zaman zaman yetmeyi bilmeyen bir köpek, siz kapıdan çıktıktan sonra vaktini uluyarak ya da evi yiyerek geçirebilir. Ancak, bu duruma kademeli olarak alıştırılması gerekir. Yavru diş değiştiriyorsa kemirecek yer arayacağından kapıdan çıkarken nelere davetiye çıkardığınızda emin olmanız gerekmektedir.

Zaten yanlız kalmak köpek için başlı başına doğal olmayan bir durumdur. Sürü hayvanı olan köpek sürüsünden yani bu durumda insan ailesinden uzak kalması için kendince doğal hiç bir sebep göremeyebilir. Onu terk etmediğinize ve evde uslu bir şekilde yanlız kalmasının ödüllendirici bir şey olacağına onu inanırmalısınız. Bu tamamen bir eğitim sürecidir. Çok az köpek kendiliğinden bu beceriye sahip olur.
Yavrunun aşıları tamamlandıktan sonra onun baş öğretmeni olarak yapmanız gerekenleri şöyle sıralayabiliriz:

Yavruyu komşularınız ve özellikle çocuklarla tanıştırın. Bırakın birbirlerini incitmeden sakince oynasınlar. Çocuklar daima köpekler için pozitif canlılar olmalıdır. Yavruya ellerinden yiyecek küçük şeyler vermelerini sağlayın. (Asla kontrolsüzce bağırıp çağıran, hayvanı ürketerek paniklemesine neden olan haşarılarla yanlız bırakmayın)

Sıra çevredeki diğer canlılarda. Ne yazık ki her erişkin köpek yavrulara karşı tölerans göstermez. Tanıdığınız kişilerin iyi huylu köpekleriyle yavrunuzu tanıştırın. Arkadaş edinmesine izin verin. Oyun, sosyal köpek davranışını öğrenebileceği en önemli fırsatların başında gelir.

Parkta da yavaş yavaş itaat eğitimine devam edin; fakat yavru dikkatini çok kısa bir süre tek bir konu üzerinde odaklayabildiğini sakın unutmayın. Seansları başta çok kısa tutun. Onu çağırmanızın tek nedeni tasmasını takıp eve gitmek olmamalıdır.Yavruyu ara ara yanınıza çağırın; ödüllendirin ve arkadaşlarının yanına geri yollayın. Size gelmenin her zaman iyi bir şey olduğundan emin olması gerekir. Asla cezalandırmak için yanınıza çağırmayın. Bazı ırklar daha bağımsızdır. Onları belki de sadece kapalı alanlarda serbest bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Sırf insan olduğunuz için köpek her dediğinizi yapmak zorunda değildir.

Kalabalık caddelerde dolaşın. Arabaların yanından geçin. İnsanların ona yaklaşmasına izin verin. Erişkin olduğunda dost ve düşmanı doğru değerlendirebilmesi için her şeyden önce kendine güvenmeyi öğrenmelidir. Sürekli saldırmaya hazır , göz dağı veren bir köpeği bu hale getiren korku ve ne olacağını kestirememesidir.

Bankta her gün artan sürelerle oturarak yavrunun "otur/bekle" komutu üzerindeki becerisini arttırın. Gözünüz üzerindeyken bir dükkana girin ve dışarda ona "bekle" komutuyla siz dönünceye kadar beklemeyi öğretin. Geri döndüğünüzde onu ödüllendirin. Her zaman bağlı olmasına dikkat edin ve bekleme süresini en başlarda bir kaç dakikayla sınırlandırın.

Asla kedileri ya da başka canlıları kovalamasına izin vermeyin. Başta eğlenceli gelse de erişkin olduğunda bir kedi katiline dönüşecektir.

Asla sizi nasıl koruyacağını ona öğretmek adına başkalarına saldırmaya cesaretlendirmeyin. Her insan polis olamayacağı gibi her köpek bu göreve uygun olmayabilir. K-9 diye tanınan köpekler belirli ırklardan özenle seçilen ve özel eğitimden geçen uzman köpeklerdir. Her Rottweiler ya da Alman Çobanının bir profesyonele dönüşmesini ummayın. Her aklına koyan cebinde silahı koyamayacağı gibi her köpek de acar bekçi ve koruma köpeği olmayacaktır. Bazı ırklar bu amaçla üretilmişken bazıları üretim amaçları nedeniyle yabancılara dahi dostça davranırlar.

Yavrunuzun erişkin boyutlarına ulaştıktan sonra uzun süre daha koca bir bebek kalacağını unutmayın. Özlelikle de dev ırk köpeklerin olgunlaşması 3 seneyi bulur. Sabırlı olun. Oyundan başka bir şey düşünmediği için ona kızmayın.

..ve her şeyden; ama her şeyden önce köpeğin hatalarını cezalandırma değil doğru davranışlarını ödüllendirme anlayışına dayalı bir eğitim programı uygulayın. Disiplinden vazgeçmeden ikinizi de mutlu edecek olaylara onu yönlendirirken davranışlarını okuyarak hata yapmasına en baştan fırsat verecek ortamlardan onu uzak tutun.

Yavru köpek bakımı özellikle de yaşamlarının ilk 1-1.5 yılını alan sabırlı ve tutarlı bir eğitim ve kontrol gerektirir. Onun hayatınıza tam anlamıyla uyum sağlamış bir dosta dönüştürmek istiyorsanız bu şansı ilişkinize en baştan tanımaya kararlı olmalısınız.

Cem Bakachan' ın yazısından alıntıdır.

KÖPEK EĞİTİMİ

Köpek Eğitiminde Doğru Bilinen Yanlışlar

Birinci yanlış: Eğitime 6 aydan önce başlanmamalıdır!

Doğrusu; Bilinçli üreticiler bebek 4 haftalık olduğunda onları değişik obje, ses ve kişilerle tanıştırmaya başlayarak eğitime başlamış olurlar. Bebeğimiz 8–9 haftalık olup da eve geldiğinde eğitimlere, prosefyonel bir eğitmen danışmanlığında hemen başlayabiliriz ve başlamalıyız da.


İkinci yanlış: Eğitim; itaat eğitimi ile başlar ve itaat eğitimi yeterlidir!

Doğrusu; İtaat eğitiminden önemli ve öncelikli eğitimler vardır. Örneğin; davranış ve kişilik eğitimi! İlk bebeklik aylarında bu eğitimlerle eğitime başlamak gerekir. Bu eğitimleri alan her köpek daha sonra diğer eğitimleri çok daha kolaylıkla alır.


Üçüncü yanlış: Sosyalleşme eğitimi her ayda yapılabilir!

Doğrusu; Sosyalleşme eğitimi verilmesi gereken en önemli ve öncelikli eğitimdir. 2–4 aylar arasında mutlaka doğru bir şekilde verilmelidir.


Dördüncü yanlış: Eğitimlere köpek sahibi hiç katılmasa da olur, eğitmenin köpeği eğitmesi yeterlidir.

Doğrusu; Eğitimler sahiplerin de eğitime birebir katıldığı, köpeğin kendi ortamlarda yapılmalıdır. Sahipler eğitimin 4/3 lük kısmına mutlaka katılmalıdır. Böylece eğitimin nasıl yapıldığını öğrenme şansı olur ve daha sonra eğitimin unutulması gibi bir durum söz konusu olmaz.


Beşinci yanlış: Bebek 6 aylık olmadan dışarı çıkarılmamalı kimse ile görüştürülmemelidir.

Doğrusu; Bebeğimiz eve geldiği andan itibaren güvenli ortamlarda diğer canlı ve cansız objelerle tanıştırılmalıdır. Eğer dışarıya çıkaramıyorsak evimize ya da diğer aşısız köpeklerin giremediği alanlarda, aşılı köpeklerle ve başka hayvanlarla tanışmasını sağlamalıyız. Mümkün olduğu kadar çok obje ve canlı ile tanışması gereken bu dönemi, evde ya da kapalı bir ortamda yalnız geçirmesi, ileride köpeğimizin ya çok korkak ya da çok saldırgan olmasına neden olabilir.


Altıncı yanlış: Eğitimde fiziksel ceza kullanmazsak köpeğimiz bizi otorite olarak kabul etmez!

Doğrusu; Köpekler fiziksel ceza uygulamadan da eğitilirler ve kendimizi otorite olarak göstermenin yolu fiziksel ceza değildir. Fiziksel ceza sadece aradaki güven ilişkisini zedeler ve korku ile itaat etmesini sağlayabilir. Oysa onun sahibi sizsiniz. Yemeğini veren, gezmeye çıkaran, ödüllendiren, arkadaşlarıyla buluşturan, her türlü ihtiyacını karşılayan sizsiniz. Doğru zamanda doğru davranarak ona otoritenin kim olduğunu öğretmek mümkündür.


Yedinci yanlış: Köpeğim havladığında "hayır” diye bağırmalıyım ve her havladığında bakmalıyım!

Doğrusu; Köpeğimiz havladığında "hayır” diye bağırmak ve her havladığında yanına gitmek onun bu davranışını engellemez, aksine teşvik eder. Bağırmanızda anlayacağı şudur, "sahibim de benimle havlıyor, ne güzel o zaman devam edebilirim"

Yanına gitmeniz ise "tamam bu taktik işe yarıyor, onu her yanımda istediğimde havlamalıyım, şu anda yaptığım şeyi yapmamda bir sakınca yok.” Gördüğü her ilgi, ceza şeklinde de olsa onu teşvik edecektir.


Sekizinci yanlış: Yavru köpeğimiz yanlış bir şey yaptığında onu ensesinden tutarak silkelemeliyiz, çünkü annesi de böyle yapar.

Doğrusu; Anne köpekler ASLA yavrularını enselerinden tutup silkelemezler. Anne köpekler bebeklerini taşımak istediklerinde ya boyunlarından ya gövdelerinin tamamından tutup taşırlar. Bebeğinin yapmasını istemediği bir hareket olduğunda onu boynundan tutup yere yatırıp sabit durması dolayısı ile itaat etmesi için tutar. Bu canını yakmaktan öte hareketlerini kısıtlamaya yönelik bir harekettir. Silkelemek, köpeklerin avlarını parçalamak için yaptığı bir harekettir.


Dokuzuncu yanlış: Bizim görmediğimiz zamanlarda yaptığı hataları (çiş kaka yapmak, bir şeyleri parçalamak gibi) biz daha sonra görünce cezalandırırsak neden ceza verdiğimizi anlar.

Doğrusu: Kesinlikle neden cezalandırıldığını anlayamaz. Son yaptığı hareketi cezalandırdığınızı düşünür. Diyelim ki siz evde yokken kaka yaptı ve siz geldiğinizde o yatağında rahat rahat uyuyordu. Siz kakayı gördünüz ve kızmaya başladınız. Son yaptığı hareket yatağında yatmak olduğu için bunu cezalandırdığınızı düşünerek bundan sonra sizi yatağında karşılamayacak hatta yatağına yatmak da istemeyecektir.


Onuncu yanlış: Kakasına, çişine burnunu sürterek yaptığı hatayı gösterebilirim.

Doğrusu; Kakasına çişine burnunu sürterek, sizin yanınızdayken çiş kaka yapmaktan korkar hale getirebiliriz bebeğimizi. Bu hareket kakasını çişini yanlış yerlere yapmaktan vazgeçirmeyeceği gibi artık sizin görmediğiniz gizli noktalara yapmaya çalışacaktır. Bunun yerine yaptığı hatayı görmezden gelip, çok iyi bir temizlik yapıp, doğru yere yaptığında ödüllendirirsek, o zaman hedefimize ulaşabiliriz.


Onbirinci yanlış: Köpekler 2 yaşından sonra eğitilemezler!

Doğrusu; Köpekler doğru tekniklerle, eğer çok ileri yaşlarda değillerse tabi ki eğitilebilirler. Almasını istediğimiz eğitimin türüne göre değişse de, temel itaati kolaylıkla alabilirler.


Neşe Öztürk

KÖPEK BAKIMI " GENEL OLARAK BESLENME VE YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ "

KÖPEKLERDE BESLENME
Köpeklerin sağlıklı bir şekilde büyümesi ve günlük çalışmalarını sürdürebilmeleri için yeterli ve dengeli beslenmeleri gerekmektedir.Böylece hem görünüm olarak gözleri hayat dolu,tüyleri ışıl ışıl parlayan bir köpeğe hem de uzun senelerinizi birlikte geçirebileceğiniz bir dosta sahip olursunuz..Köpeklerin vücudu da insanlar gibi çesitli vitamin ve minarellere ihtiyaç duyar..Bunlardan birkaçını şöyle sıralayabiliriz:protein,yağ,kalsiyum,fosfor,sodyum,vitamin A,vitamin D,vitamin E ..Bunlarının birinin ya da birkaçının eksik alımı Hayvan da çeşitli rahatsızlıklara yol açar..Bu yüzden en ideali bütün bunların oranlı bir şekilde verildiği,veteriner hekimlerce tavsiye edilen kuru mamalardır..Bu hem sizin için daha zahmetsiz hem de köpekler için daha sağlıklıdır..Her mamanın her yaşa ve türe göre verilmesi gereken miktar satış kataloglarında yer alır..En doğru olanı satış broşüründe yazılanlara göre hareket etmektir..
Bunun yanında köpeğe alternatif besinler de verilebilir..bunlar yemek artıkları,pişmiş et ve sebzeler,ekmek,makarna gibi tahıl ürünleri,peynir,süt,yumurta gibi bol proteinli besinler olabilir..Tabii bu yolu seçenlerin daha dikkatli olmaları gerekir..Çünkü köpeklere mutlaka verilmesi gerekenlerin yanında asla verilmemesi gerekenler de vardır..Pişmemiş sebze ve etler köpeklerde parazit oluşmasına yol açabilir,Fazla miktarda proteinli besinler tüy dökülmelerine ve başka rahatsızlıklara neden olabilir..Tavuk kemikleri mide tarafından eritilemediğinden hayvanın sindirim sistemi ve bağırsakları zarar görebilir..Bütün bunlar hayvan severlerin alamayacakları türden risklerdir..Bu yüzden ya kuru mamaları tercih etmeli ya da uzman bir veterinere köpeğinize uygun bir diyet hazırlatmalısınız..

HAMİLE KÖPEKLERDE BESLENME:
Hamile kalan köpeklere 4-5 haftalık hamilelikten itibaren normal verilenin 1/3 'ü ya da yarısı kadar fazla mama verilmelidir..Köpeğin doyasıya yemek yemesi,yavruları da karnında taşıyan anneyi rahatsız edecektir.Bu sebeple bu dönemde öğünleri çoğaltmalı ve yemek miktarını öğünlere göre eşit paylaştırmalısınız..Doğum olduktan sonra anneye köpeklerini emzirdiği için protein yönünden zengin besinler bol miktarda verilmelidir..Doğal besinler tercih edilmelidir..

YAVRU KÖPEKLERİN BESLENMESİ
Yeni doğan yavru köpeklerin anneleri tarafından 5 hafta süre ile emzirilmeleri gerekmektedir..Anne sütü bu dönem için yavruların ihtiyaç duyduğu tüm besinleri ihtiva etmektedir..Bu dönemin sonuna doğru yavrular yavaş yavaş mamalara da alıştırılırlar..yavrular sütten kesildikten sonra eğer yemek verilecekse bu tek yönlü bir beslenme olmamalıdır..Etin yanında ekmek,makarna gibi hububat ve pişirilmiş sebzeler verilmelidir..Et, kıyma haline getirip un ile kavurarak 1/10 oranında su katılarak verilmelidir.Yavru köpeklerin kalori hesapları ağırlılarına göre yapılır..Öğünlerde şu şekilde düzenlenmelidir:
1.0-3 aylık yavru köpeklere 4 öğün;
2.3-6 aylık yavru köpeklere 3 öğün;
3.6-9 aylık yavru köpeklere 2 öğün;
4.9 aydan sonra öğünler teke düşürülür..

YETİŞKİN KÖPEKLERİN BESLENMESİ:
Herşeyde olduğu gibi köpeklerin beslenmesinde de denge çok önemlidir.Ne çok az ne de çok fazla yemek verilmemelidir..Köpeklerin kilolarının ideal olup olmadığı görünüşlerine göre tespit edilebilir..Eğer kaburga kemikleri gözüküyorsa köpek zayıf demektir..Sırtına el ile hafifçe dokunduğumuz da kaburgalarını hissedemiyorsak bu sefer de köpek biraz kilolu sayılır..Aşırı kilo köpeklerde çeşitli rahatsızlıklara yol açar..Bu sebeple normal verilen besinin % 80 i verilmek suretiyle ve antrenmanlarını biraz daha arttırarak zayıflatma yoluna gidilmelidir..Köpeklerin vücudunun 2/3 ü sudan ibarettir.Şişman sayılan bir köpeğin % 50 su kaybetmesi olanağı vardır.
Öğünlerin düzenli ve aynı saatlerde olması da çok önemlidir..Tercihen öğleden sonraları ve ya tuvalete çıkarabileceğiniz saatler olmalıdır..

BÜYÜK KÖPEK BESLEMESİNDE YAPILAN BÜYÜK YANLIŞLAR-Vitamin ve ve mineral katkısı yapmanın sakıncası yoktur.(YANLIŞ!)
-Kalsiyum karbonat katkısı yapılabilir(YANLIŞ!)
-Ek kalsiyum tanıyan tabletler,peynir ve yoğurt verilmelidir.(YANLIŞ!')
-Elma sirkesi,kalsiyum emilimini kolaylaştırıp eklem ve kaslardan asit kristallerini temizler..(YANLIŞ!)
-Yavru Köpeğe en az üç kez yumurta sarısı ile karıştırılmış süt ile besleyin.(YANLIŞ!)
-Günlük olarak multi vitamin ve C vitamini verilmesi kemikler için gereklidir.(YANLIŞ!)
-C vitamini ne kadar fazla verilirse o kadar fayda sağlar.(YANLIŞ!)
-E vitamini sağlıklı bir deri sağlar.(YANLIŞ!)
-Yüksek protein iskelet hastalığı sebebidir.(YANLIŞ!)
-Yavruları 1 yaşına kadar düşük proteinle besleyin.(%24)(YANLIŞ!)
-Diet içerisine günlük 1/8 kap yulaf unu eklemesi yapın(YANLIŞ!)
-Sebzeler,patates,tavuk,hindi,yumurta,pirinç ve peynir ekleyin.(YANLIŞ!)
-Her sabah bir muz ve ve bir havuç verin(YANLIŞ!)
-Pişirilmiş sebze ağırlıklı besleme yapın.(YANLIŞ!)
-Bir çay kaşığı zeytinyağı gerekli olan yağı sağlar da artar.(YANLIŞ!)
-Yüksek dozda C vitamini kalça çıkığı gibi büyüme problemlerini engeller.(YANLIŞ!)
-Kötü havalarda balıkyağı tabletleri mutlaka verilmelidir.(YANLIŞ!)

KÖPEK BAKIMI " BARINAK VE KÖPEK "

KÖPEK BAKIMI

Her canlı gibi köpeklerde belli koşullara ihtiyaç duyarlar.

Bunların içinde beslenmeleri, barınaklarının temizliği, kendi bakımı ve egzersiz gibi faktörler rol oynar.

Tüm bunların dikkatlice takip edilmemesi, köpeğin gerek sağlığında gerekse psikolojisinde geri dönülmeyecek sorunlara yol açabilir.

Köpek bakımını üç ana başlık altında toplayabiliriz.

1-Köpek sağlığı

2-Köpek Barınağının Bakımı ve Temizliği

3-Köpeğin Vücut Bakımı, Temizliği, Egzersizleri

Köpek sağlığı ile ilgili tüm konuları (Aşı programı , aşılamadan önce ve sonra dikkat edilmesi gerek durumlar , İç ve dış parazitlerden korunma ve önerilen ilaçlar vs...) köpeklerde sağlık bölümünde bulabilirsiniz.


BARINAKLARIN BAKIM VE TEMİZLİĞİ

Köpek kulübesinin iyi inşa edilmiş olması herşey demek değildir,zamana bağlı olarak kulübede aşınmalar , kirlenmeler vs. oluşabilir.

1.Kulübeler her gün temizlenmeli,önerilen temizleyici maddelerle temizlenmeli , dezenfeksiyonu sağlanmalıdır.

2.Köpeğin minderi her gün dışarıya alınmalı , silkelenmeli ve havalandırılmalıdır.

3.Kulübenin içi , tüy artıklarından , döküntülerden süpürülerek temizlenmeli,dış parazit olup olmadığı incelenmelidir.

4.On-on beş günde bir parazitlere karşı ilaçlama yapmak yerinde ve önemlidir.

5.Kirlenen , ıslanan, minderlerin temizliğine, kuru ve rutubetsiz olmasına özen gösterilmelidir, minderler gerektiğinde değiştirilmelidir.

6.Kulübe çevresinin temizliğine en az barınağın temizliği kadar özen gösterilmeli, yiyecek , döküntü, tüy gibi atıklar özenle toplanarak çöpe atılmalı ya da insanlardan uzak bölgeye gömülmelidir.

7.Kulübe de zamanla oluşabilecek çürüme , kırılma , çatlama , boyaların dökülmesi gibi arızalar zaman geçirilmeden onarılmalıdır.


KÖPEKLERİN VÜCUT BAKIMI, TEMİZLİĞİ VE EGZERSİZLERİ

Bakım, köpeğin sağlığını ve iş verimini olduğu kadar, görünümünü ve güzelliğini de etkiler. Bakımı gereğince yapılan köpek, kendini daha ilk bakışta belli eder.

Tüylerin parlaklığından, düzeninden, hareketlerinin canlılığından, bakışlarındaki dikkat ve zekadan, davranışlarındaki güven ve uyuma kadar kendini belli eder. Her şeyden öte bakılan köpek sevilen köpek demektir.


Tüylerin ve Derinin Bakımı:

Köpek postlu bir hayvandır, bu postun dış etkilere karşı koruma amacı olduğu kadar görünümünü de güzelleştiren bir değer taşır.

Köpeklerin bir bölümünün tüyleri kısa, bir bölümünün orta uzunlukta, bir bölümünün de oldukça uzundur.

Doğal olarak uzun olan tüyler, daha büyük ve özenli bir bakım gerektirirler. Özellikle tüy değiştirme zamanı olan ilkbahar ve sonbaharda bu iş daha da önem taşır.

Gerekli olan bakım yapılmadığı taktirde köpeğin yaşadığı tüm çevre tüy döküntüleri ile dolar. Bu ise insan sağlığına çok zararlı etkiler içerir.

Fırçalanmayan ve bakılmayan tüyler, köpeği rahatsız eder ve onu kaşındırır. Onları kendi çabası ile düşürmeye çalışır.

Bu ise yaralanmalara,cildin çizilmesine ve mikrop kapmasına yol açar. Bazı deri hastalıkları ortaya çıkabilir.

Bütün bu sakıncaları önlemek, köpeğin sağlıklı bir cilde ve tüylere sahip olmasını sağlamak için, normal zamanlarda günaşırı, tüy dökümü süresince günde bir fırçalamak yararlı ve gereklidir.

Ancak derinin bu devreler içinde son derece hassaslaştığı unutulmamalı, sert kıllı fırçalar kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Köpek türlerine göre tüylerin bakımı değişiklik gösterir. Köpeğin özel bir tüy niteliğine sahip olmadığı durumlarda genel olarak şöyle bir yol izlenebilir:

Tüylerin fırçalanmasına baş üstünden başlanılır ve orta sertlikteki kıl fırça ile hayvanın gerisine doğru sıvazlanarak taranır.

Sırt bölgesinin fırçalanması bitince göğüs bölgesi ve köpeğin yanları aşağıya doğru ayaklara varıncaya kadar düzenli sıralar halinde fırçalanır.

Bundan sonra kıllar çıkış yönünün tersine olarak bir kez daha fırçalanır. Bu tarayış, kıl diplerini güçlendirdiği, deriye masaj yerine geçtiği için kıl diplerine yerleşmiş bulunan toz ve zararlı maddeleri kabartır.

Bundan sonra yeniden düzgün yönde bir fırçalama ile tüy bakımının birinci aşaması bitirilir. Islatıldıktan sonra sıkılarak iyice suyu alınan bir bez parçası bir havlu ile köpeklerin tüylerinin çıkış yönüne doğru silinir.

Göğüs, karın, bacak ve araları iyice temizlenir. Bu arada deri iyice araştırılarak, kene, pire gibi zararlıların bulunup bulunmadığına bakılır. Eğer görülürse önlemleri alınır.


Dişlerin Bakımı:

Yavru köpekler 3,5 aylıktan 8 aylığa (genellikle 6. aya) kadar süt dişlerini dökerler. Yerine hayat boyu kalıcı olan ana dişler çıkar. Dökülen dişleri zaman zaman yerlere düşmüş olarak görebilirsiniz. Çoğu zaman da yemek yerken kendileri yutarlar. Bu dönemde diş kaşıntısı çok fazla olduğu için bulduğu her şeyi kemirecektir. Siz kendisine zarar vermemesi için potansiyel olarak kemirebileceği her eşyayı, sanki evde emekleyen bir çocuk varmış gibi düşünüp ortadan kaldırmalısınız.

Bu dönemde onun kemirmesi için hazır ürünler verebilirsiniz. Kalın halat şeklinde, düğümlenmiş, uçları püsküllü olan diş ve oyun ipleri, doğal malzemelerin işlemden geçirilmesiyle elde edilmiş yapma kemikler kullanabilirsiniz.

Sanılanın aksine köpeklerde diş bakımı da gereklidir. Yani onların da dişlerinin fırçalanmasına ihtiyaç vardır. Normalde tartar oluşumu 1,5 yaşından sonra başlar. Fakat daha yavruyken, fırçalamaya alıştırmak gerekir. Bu işleme en küçüklerinden çocuk diş fırçası veya köpekler için hazır satılanlardan temin ederek başlayabilirsiniz. Öncelikle diş fırçasını ıslatarak alıştırıp sonra da köpek diş macunu ile devam edebilirsiniz. Fırçalama aynı bizde olduğu gibi yukarı aşağı ve daha az olarak da sağa sola doğru olmalıdır.

Tabi ki köpeklerin dişleri sadece fırçalanarak temizlenemez. Bunun için yukarıda diş kaşıntısı dolayısıyla kullandığınız yardımcı malzemeler ve yöntemlere ilave olarak özel olarak tartar temizliği için üretilmiş mamaları da verebilirsiniz.

Genç ve sağlıklı köpeklerin dişleri beyaz , parlak ve diş taşından arındırılmıştır.
Diş sağlığının yaşla ilgili olduğu kadar beslenme ve bakımla da büyük ilişkisi vardır.

Kalsiyum gereksinimi gelişme çağlarında yeterince sağlanan köpeklerin dişleri güçlü ve sağlam olur. Beslenme düzeninin yumuşak mama üzerine kurulmuş köpeklerde diş aralarında birikim olabileceğinden dolayı diş taşı oluşumu fazladır.

İşte bu nedenledir ki günümüz kuru mama kullanımı bu kadar yaygınlaşmış ve alternatifsiz bir sistem halini almıştır. Dişlerin kökünden itibaren başlayan renk değişimi, diş taşının en büyük göstergesidir ve çoğu zaman ağır bir koku ile kendini belli eder.

Bununla beraber ağız kokusu sadece diş taşından ileri gelmez, bunların nedeni sindirim bozukluklarıdır. Dişlerdeki herhangi bir renk değişimi ve koku hissedildiğinde mutlaka bir veterinere baş vurmak gerekir.


Göz ve Kulak:

Sağlıklı bir köpeğin gözü temiz parlak ve canlıdır. Çapaklı donuk ve kanlı gözler sağlıksızlık belirtisidir.

Köpeklerde göz temizliğine özen gösterilmeli, çapaklanma ve kanlanma olduğunda bu işler için özel üretilmiş olan göz solüsyonları ile temizlenmelidir. (%2 lik Asit Borik).
Şiddetli durumlarda vakit geçirmeden bir veteriner hekime başvurulmalıdır.

Kulaklar, köpeklerin önemli olduğu kadar duyarlı ve hastalıklara açık bir organıdır. Köpeklerin tüylerinin taranması esnasında özellikle kulaklar incelenmeli ve kulak üstü tüyleri fırçalandıktan sonra eğer varsa kulağın içine doğru giden kıllar dışarı doğru taranmalıdır.

Köpeklerin kulaklarında havadaki tozların girmesini engelleyen bir nemlilik vardır. Bunu kulakta bulunan salgı bezleri sağlar. Böylece kulakta tutulan kirler,duyarlı bölgelere ulaşma şansı bulamazlar.

Ancak bunların kulak kepçesinde fazla oranda birikmesi de hastalıklara yol açar. Bunların antiseptikli solüsyonlarla belirli aralıklarla temizlenmesi gerekir. Fakat bu temizleme esnasında büyük özen gösterilmeli, kulak içlerine kaçırılmamalı, kulak içlerini temizlemek amacı ile gözle görülmeyen bölgelere çöp vs. sokulmamalıdır.

Kulakta görülebilecek akıntılara karşı dikkatli olunmalıdır. Böyle durumlarla karşılaşıldığında zaman yitirmeksizin veterinere başvurulmalıdır. Çünkü bu belirti önemli bazı hastalıkların habercisi olabilmektedir.


Ayak ve Tırnakların Bakımı:

Özellikle ev dışında yaşayan, uzun yürüyüşler yapan, görev yüklenmiş bulunan köpeklerin ayaklarında yaralanmalar, çizilmeler, tırnak kırılmaları gözükmektedir. Bu nedenle yapılan bakım sırasında ayaklar da gözden geçirilmeli, hayvana rahatsızlık veren bir durum olup olmadığı araştırılmalıdır.

Ayaklar ve tırnaklar, bu iş için kullanıma elverişli bir fırça ile fırçalanmalı, eğer varsa tırnak arasına sıkışmış olan kurumuş çamur parçaları, toz ve kirden arındırılmalıdır.

Dolaşılan yerlerde bulunan keskin kenarlı kayalar ve cam parçaları,köpeğin taban yastıklarında derin yaralanmalara yol açabilir ve bunlar hayvana acı verir.Bu gibi durumların bakım ve tedavisi anında yapılmalı , kesik, çizik ve tırnak yaralarının ihmal edildiğinde bazen büyük sorunlar çıkarabileceği unutulmamalıdır.

Kırılan tırnaklar gibi aşırı uzayan tırnaklar da kimi yerlerde kıvrılarak köpeğin etine batar ve iltihaplanmalara yol açar. Kimi zaman da sağa sola takılarak köpeği rahatsız eder ve sonunda kötü bir biçimde kırılır. Bütün bu nedenlerle Bütün bu nedenlerle köpeğin tırnağını kesmek gerekir.

Köpeğin tırnağı ya bu iş için özel bir makasla ya da manikür takımlarında bulunan herhangi bir tırnak pensi ile kesilmelidir. Tırnak kesilmesi sanıldığı kadar basit bir iş değildir. Yanlış ve hatalı kesimler büyük sorunlar yaratır.

Tırnağın kesim sırasında fazla derin alınması kanamalara ve iltihaplanmalara yol açar. Tırnak fazla derine gitmeden ve ucunu kütleştirmeden kesilmelidir. Pürüzlü ve kırık tırnaklara törpülemek gerekir. Törpülemenin, tırnağın çıkış yönünde olması gerekir. Ters yönde yapılan törpüleme tırnak köklerini zedeler ve iltihaplandırır.

Bakımlı ve sağlıklı bir köpeğin ayaklarında,tırnaklar arasında yabancı herhangi bir madde bulunmaz. Tırnaklar bakımlı ve düzdür. Uzamış, çatlamış, kırılmış tırnak bulunmaz. Taban yastıkları bakımlıdır, kesikler, yaralar ve kabuklanmalar görülmez.


Yıkama ve Kuru Temizleme:

Köpeklerin cilt dokusu insanlarınkine oranla çok değişiktir. Köpeklerin ter bezleri yoktur. Yani terlemezler. Köpeğin derisi insanınki gibi hava almaya sağlayacak yapıda değildir. Buna karşın zengin sayılabilecek yağ dokusuna sahiptir.

Bu yağ bezleri deriyi yumuşak ve dirençli kılar. Köpekleri koktukları için sık sık yıkayanlar onların sağlıkları ile oynarlar. Köpek zorunluluk olmadıkça yıkanmamalıdır. Yıkanması gerektiğinde, bu ya sıcak yaz aylarına rastlamalıdır ya da çok iyi kurutulmasına özen gösterilmelidir.

Aşırı yıkama derideki yağların yitirilmesine, derinin kuruyarak çatlamasına, tüylerin canlılığını yitirmesine yol açar. Soğuk havalarda özellikle ev dışında barındırılan köpeklerlerin yıkanması şiddetli soğuk algınlıklarına yol açabilmektedir.

Köpek sağlığı açısından gerekli olduğunda veya sıcak yaz aylarında sık olmaması şartı ile ve rahatlaması için yıkanabilir.Köpeğin yıkanmasında bazı önemli noktalara dikkat edilmelidir.

-Köpeğin yıkama suyu sıcak ya da soğuk olmamalı, 35 derece dolaylarında bulunmalıdır.

-Köpeğin yıkanmasında kullanılacak şampuan içinde yağ ihtiva etmelidir.

-Kulaklara su kaçmaması için birer parça pamukla köpeğin kulaklarının kapatılması yerinde bir önlemdir.Kulağa kaçan su büyük sakınca doğurur.

-Göze ve burun deliklerine sabun gelmemesine özen gösterilir.

-Yıkanacak köpek, bir banyo küvetine, genişçe bir lavaboya veya leğene yerleştirilir. Baş kısmı hariç tutularak tüm gövde güzelce ıslatılır. Daha sonra şampuan dökülerek köpürtülür ve bu köpükler başın dışında bütün vücuda yayılır. Parmaklarla köpeğin vücuduna masaj yapılarak kirler kabartılır.

Daha sonra bu köpekler tümü ile temizleninceye, tüyler arasında sabun zerrelerinin kalmadığına emin oluncaya kadar, uygun sıcaklıktaki suyla köpek yıkanır. Bu arada bir sünger ıslatılıp iyice sıkıldıktan sonra, köpeğin başı, yüzü,ağzının çevresi, gözlerinin etrafı iyice silinip temizlenir.

Bundan sonra köpek, yıkanılan yerden bir havlu alınır, ılık, rüzgarsız, hava cereyanı olmayan bir yerde , eğer varsa elektrikli kurutma makinesi ile yoksa havlu ile mümkün olduğunca kurulanır.

Tüyler çıkış yönünde taranıp fırçalanır. Eğer hava soğuksa vücuttaki rutubet tamamı iyice gidinceye kadar ev içinde tutulur. Hava güneşli ve sıcaksa serbest bırakılarak hareket halindeki tüylerin kuruması ve güneşlenmesi için olanak tanınır.


Kolaylıklar ve dikkat edilmesi gerekenler :


Köpeğinizi taramak ve banyo yapmak için sakin ve rahat zamanını seçiniz. Yürüyüşden sonra veya enerjisini harcadığı oyundan sonra daha sakin duracaktır.

Rahat durmasını öğretmek için yanınızda sevdiği bisküvilerden bulundurun ve ödül olarak verin.

Köpeğinizi bir masanın üzerinde (köpek ırkına bağlı) taramanız daha kolay olur. Masanın dengeli olduğundan ve kaymadığından emin olun.

Köpeğiniz rahat durmuyor veya bakım yapmakta zorlanıyor iseniz yardım isteyin.

Tararken vücudunu kontrol edin. Ur, şişlik, sivilce, çizik, kızarıklık, dokununca acıyan bir bölge, kanama , iltihap , tüy dökülmesi, pire , kene ve yabancı cisimler gözünüze çarpıyormu?


Tüy bakımı :

Tarama tüyde oluşan problemlerin sonuçlandırılması için ilk adımdır.

Koltuk altı , yüz ve kuyruğu tararken çok hassas olun.

Köpeğinizin kürk yapısına ve ırkına uygun bir fırça ile köpeğinizin arka bacaklarından başlayarak ve vücudun ön tarafına doğru devam ederek tüyleri tarayın.

Eğer tüyler birbirine dolaşmış,içinden çıkılamayacak bir hal almış ise bu yüzeyi fırçalamayın. Dolaşmış olan kısmı ilk önce elleriniz yardımı ile açmaya çalışın ve daha sonra üst tarafından tutarak diğer eliniz ile aralıklı bir yapıya sahip tarak ile tarayın küçük parçaları makas ile de kesebilirsiniz , hassas olun , dolaşan ve bir topak halini alan kısım üzerinde küçük bölümler halinde çalışın,topağın bütününde yağacağınız bir çalışma size zorluk çıkarabilir.

Tüyleri tamamiyle fırçalayıp kırışıklıkları açtıktan sonra , kürkü tarayın , kulaklar arasındaki ve bacakları tarama ile kulaklarını fırçalarken diğer eliniz ile kulağa destek olmayı ve bu bölgelerin de köpeğiniz için çok hassas olduğunu unutmayın.

Tarama esnasında vücudu kontrol edin. Yukarıda bahsedilen durumlardan birini veya bir kaçını görür iseniz not edin ve veterinere başvurun. Derinin temiz olması gerekiyor. Pire kontrolü için beyaz bir kağıdın üzerinde tarağı silkeleyin , kahverengi küçük lekeler varmı?


Gözler :

Göz akıntıları ve çapaklar ıslak bir pamuk ile kolayca temizlenir.

İki göz için ayrı pamuk kullanınız.

İçeri doğru değil , içten dışarı doğru çalışın.

Gözlerde çapak kalmasına izin vermeyin , düzenli olarak temizleyin , doberman ırkında gözlere azami dikkat göstermeniz gerekir.

Gözlerde kızarıklık , aşırı akıntı veya katarakt oluşumu gibi belirtiler var ise veterinerinize başvurun.


Burun :

Nemli bir pamuk ile burnun alt ve üst kısımlarını temizleyin. Yemek veya çamur kalıntılarına dikkat edin , kurumasına izin verirseniz kabuk tutmasına zemin hazırlamış olursunuz.

Bir parça vazalin sürerek bu kurumuş yemek veya diğer kalıntıları temizlemeye çalışın. Dokununca acıyabilir onun için hassas olun.


Kulaklar :

Kulakların içini çim yada başka bir yabancı cisim ve akıntı , koku , iltihap , kir yönünden kontrol edin.

Kulakların içini alkoll ile nemlendirilmiş bir pamuk yardımı ile içten dışa doğru hassas bir şekilde temizleyiniz. Alkol'ü çok fazla pamuğa emdirmekten kaçının. Alkol' ü tercih etmemizin nedeni uçucu olması ve rahat temizlemesi , unutmayın kulağını yıkamayacağız sadece sileceğiz.

Her iki kulak için ayrı pamuk kullanın.

Çok içlere kadar girmemeye çalışın. Kulak zarına zarar veremeyiz ama pamuğun yada başka bir yabancı cismi kulak kanalına kaçırabiliriz.

Uzun kulaklı veya tüyleri fazla olan köpeklerin kulakları hava akımına açık olmadığından bu ırktaki köpeklerin kulaklarını şüpheli bir şekilde ve düzenli kontrol etmeliyiz. Kulağın içindeki uzamış tüyleri bir cımbız yardımı ile alınız. Bir kaç tüyü birden çekmeye çalışmayın bu köpeğinize acı verir ve haklı olarak itiraz edebilir. Biraz talk pudrası sürmek işinizi kolaylaştırır.

Kulak içindeki kılları kesmeyin. Kesilen tüyler kulak kanalı içine düşerek tahrişlere ve enfeksiyonlara neden olabilir.

Eğer kulak temizliğini yapamıyor iseniz veterinere yada bakım yapan yerlere götürün.


Diş :

Köpeğiniz yaşlandıkça dişleri üzerinde sarı lekeler ve diş taşı oluşmaya başlar. Bu bakterilerin vermiş olduğu zarardır ve diş eti hastalıklarına neden olur.

Kötü durumlarda veterineriniz size yardımcı olacaktır fakat düzenli fırçalama ile köpeğinizin diş sağlığı yerinde olabilir..

Piyasada kolaylıkla bulacağınız köpekler için hazırlanmış macun kullanınız. Bizim kullandığımız macunlar köpüren cinstendir bu durum köpeğin telaşa düşmesi ile yutulduğu zaman ise gastric problemler ile kusmalara neden olabilir. Köpek diş macunları çeşitlidir , büftekli , tavuklu , vanilyalı , naneli köpeğinizin tercihine göre.

Kullanacağınız fırça çocuklar için hazırlanmış yumuşak olanlarıdır aynen bizde olduğu gibi dairesel bir şekilde ve aşağıdan yukarı hareket ile fırçalayınız.

Köpeğiniz diş fırçasına tepki gösteriyor ise (küçük yaşlarda alıştırmalısınız) parmağınız ile bu işi yapabilirsiniz yada parmağa takılan küçük fırçalarda olabilir.

Haftada 3-5 fırçalama maximum düzeyde koruma sağlar.

Köpeğinizde ağız kokusu , diş eti kanaması , diş etinde renksizlik , tartar görür iseniz veterinerinize danışınız.


Ayaklar :

Patileri , yaralanmalar, çatlamalar, kırık ve uzun tırnak yönünden kontrol edin.

Fazla egzersiz yapan ve sert zeminlerde kalan köpeklerin tırnaklarına dikkat edin. Köpekler için tasarlanan tırnak makası ile tırnağın fazla içeri inmeden sadece ucunu kesin.

Tırnağın biraz ucundaki "quick" adı verilen kısmı kesmemeye dikkat edin. Bu bölgenin kesimi kanamaya yol açar eğer köpeğinizin tırnağı beyaz ve açık renkte ise "quick" kısmını görebilirsiniz.

Köpeklerin evrimleşme sonucu artık kullanmadığı diğer pençesinide kesmeyi unutmayın. Çünkü bu tırnak yer ile temas etmediği için aşınmaya maruz kalmaz ve giderek büyür eğer kesmez iseniz kıvrılarak deriye batabilir ve buradada büyümeye devam ederek yaralanmaya sebep olabilir.

Herhangi bir kanama durumunda pıhtılaşmayı sağlayan tıbbi malzemeyi hazır bulundurun.

Tırnak makasına karşı köpeğinizin antipati geliştirmemesi için alıştırmanız gerekebilir.

Patileri çok kuru ve çatlak ise biraz zeytinyağı sürmeniz iyi sonuçlar verir.


Tüy kesimi :

Köpeğinizin ırkına ve kürk yapısına bağlı olarak düzenli şekilde bazı bölgelerindeki kürkü kesmeniz gerekebilir.

Köpeğinizin gözünü kapatan tüyler görsel iletişimi zora sokabilir. Bu saçları dilerseniz yukarıda bir toka veya kurdela ile bağlıyabilir.(lastik türü tokalardan kaçının çünkü saçları karıştırabilir) ya da kesebilirsiniz.

İnce makaslar daha kolay bir yaklaşım sağlar.makası alına parelel olarak tutun , asla göze doğru direkt tutumayın , dikkatli olun.

Patilerin arasındaki uzayan tüyleri kesmelisiniz. Bu tüyler çamur ile birleşip kuruduğu zaman rahatsızlık verici olurlar , soğuk kış günlerinde ise buz tutabilirler. Dipteki tüyleri kesmek zor olabilir bu tüyleri koruma olarak bırakabilirsiniz.

Ağız kenarlarından sarkmış kürkü bulunan ırklar için düzenli kesim yapılmalıdır. Yemek artıkları burayı kaplıyabilir.

Eldiven giyerek köpeğinizin anüs bölgesindeki tüyleride kesmelisiniz. Sağlığı ve temizliği için son derece gereklidir , bunu yaparken bir arkadaşınızdan yardım isteyin ve bölgeyi pamuk veya başka bir temizleyici ile temizleyin.

Bazı ırklar özel olarak düzenli tıraşa gerek duyarlar. Bu konuda pet kuaförler hizmete hazırdır.


Banyo :

Banyo yapmadan önce tüylerin taranması ve kırışıklıkların açılması zorunludur. Topak olan kısım suyu alınca daha da sıklaşır. Şampuan bu işi çözmek için görev yapmayacaktır.

Ev içinde yıkama yaparken zemine kaymayı önleyici malzemeler koyun.

Deri tasmasını çıkarın ve bunu yerine naylon tasma takın.

Köpek şampuanları kullanın.

Şampuan sürmeden önce bütün vücudu iyice ıslatın fakat başını ıslatmayın , başı ıslanan köpek hemen silkelenmeye başlayacaktır.

Eliniz ile kulakları , ağzını ve gözlerini su ve şampuan girmemesi için kapatın.

Banyo bittikten sonra fazla suyu avuçlarınız ile vücudunu dolaşarak sıyırın ve kuru bir havlu ile kurulayın.

Eğer köpeğiniz karşı çıkmıyor ise kurutma makinası kullanabilirsiniz. Düşük derece ısıyı seçin ve vücudu üzerinde gezdirin, yüzüne ve vücuduna fazla yakın tutmayın.

Kuruduğu zaman son bir fırçalama yapın , nemli bir bezle silin ve banyo esnasında takmış olduğunuz naylon tasma yerine deri tasmasını takın.

Çok fazla yıkama derinin doğal yağını kaybetmesine yol açar. İki ya da üç ayda bir yıkama kötü kokuların önüne geçebilir

KÖPEK BAKIMI "ÇOCUK VE KÖPEK"

ÇOCUK VE KÖPEK



Link: sevenload.com

KÖPEK BAKIMI

Bir köpeğin inanılmaz su altında yüzme kabiliyeti.

Link: sevenload.com

KÖPEK BAKIMI " MİKROÇİP "






YURT DIŞI ÇIKIŞ İÇİN MİKROÇİP UYGULAMASI

YURT DIŞINA ÇIKARKEN AB KANUNLARI GEREĞİ KUDUZ BAKIMINDAN İSTENİLEN KAN TİTRESİNİN TESPİTİ İÇİN KAN ALIMI VE GÖNDERİLMESİ AYRICA TÜM AŞILAMALARININ TAMAMLANMASI ,TÜM DÜNYADA İNTERNET ÜZERİNDEN HAYVANINIZIN KİMLİK BİLĞİLERİ VE AŞILARININ GÖRÜLECEĞİ VE GÜMRÜKLÜ SAHALARDA BARKOD OKUYUCULAR TARAFINDAN TESPİT EDİLEN VE NORMAL BİR AŞILAMAYA BENZEYEN 0.2 CM BOYUTLARINDAKİ MİKROÇİPLER KÖPEK , KEDİ , BÜYÜK KUŞLAR VE EXOTİC HAYVANLARA DERİ ALTI YOLUYLA UYGULANMAKTADIR .

Mikroçip yaklaşık bir pirinç tanesi büyüklüğünde, herhangi bir enerji kaynağına ihtiyaç duymayan, okuyucu bir cihaz tarafından gönderilen sinyallere karşılık olarak dünya üzerinde onaylı bir numarayı okuyucuya gönderen mikro cihazlardır.

Bir tarayıcı kullanılarak deriye temas gerektirmeden rahatlıkla okunabilir
Biyo-uyumlu bir koruyucu cam kapsül içindedir.

BÜTÜN HAYATI BOYUNCA ÇALIŞMAKTADIR
AŞILAMAYA BENZER VE UYGULAMA SIRASINDA HERHANGİ BİR ANEZTEZİYE İHTİYAÇ DUYULMAZ.

KÖPEK BAKIMI " EVDEKİ ZEHİRLER "

ZEHİRLİ BİTKİLER

Bitkinin İsmi Belirtiler

Meşe Palamudu : böbrek hastalığı

Elma Çekirdeği : kusma, nefes almada zorluk, koma

Açelya : aşırı salya, kusma, aşırı yutkunma

Keneotu Tohumu : karın ağrısı, şok,tansiyon düşüklüğü

Kiraz çiçeği : kusma, nefes almada zorluk, koma

Nergis Soğanı : bulantı, kusma

Çoban püskülü : kusma, ishal, karın ağrısı, kramp

Hanımeli : kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

At Kestanesi : kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

Zambak : kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

Gündüz sefası : halüsinasyon

Küçükhindistan Cevizi : halüsinasyon

Zakkum : kusma, ishal, kalp ritminde bozulma (aritmi)

Papates Kabuğu : ağız kuruması, kusma, aşırı yutkunma

Rodedendron : aşırı salya, kusma, aşırı yutkunma

Ravent : kusma, ishal, depresyon

Lale Soğanı : kusma, ishal, karın ağrısı ve kramp

Mantar : merkezi sinir sistemi bozukuğu, koma, ölüm

Salkım Çiçeği : bulantı, kusma

Porsuk Ağacı : kusma, ishal, göz bebeklerinin büyümesi,
kalp ritminde bozulma, kasılmalar


ZEHİRLER

Evdeki olası toksik Maddeler

Aseton
kusma, ishal, depresyon, nabız zayıflığı, şok
kusturun, ağızdan suyla karbonat verin

Amonyak
kan kusma, karın ağrısı, deride yanıklar
deriyi su ve sirkeyle yıkayın, sulandırılmış sirke ya da üç yumurta
beyazı verin
Antifreeze
kusma, koma, böbrek rahatsızlığı, ölüm
kusturun, su vermeden önce 28.3 gr (1 oz) vodka verin 20 dk sonra
tekrarlanabilir
Çamaşır suyu
ağız ve deride yanıklar, kusma
kusturun, 3 yumurta beyazı verin
Karbonmonoksid
garajda araba ile kaldıktan sonra durgunluk, depresyon, göz
bebeklerinde büyüme
hemen temiz havaya çıkarın, suni solunum yapın
Çikolata
kusma, ishal, depresyon, kalp ritminde bozulma, adele seyirmeleri,
koma,
kusturun, müshil verin, siyah çikolatada her 450 gr için ölümcül doz
1/3 oz, sütlü çikolata da ise 1 oz (28.3 gr) dır
Deodorant
kusma
kusturun
Deterjan/Sabun
kusma
kusturun, üç yumurta sarısı ya da süt verin, nefesini izleyin
Mobilya Cilası
kusma, solunun güçlüğü, şok, koma ya da kasılma
kusturun, müshil verin
Gazolin
deride iritasyon, zayıflık, kusma, seyirme, göz bebeklerinde büyüme
kusturun, emilimi engellemek için bitkisel yağ verin, temiz havaya
çıkartın
Ibuprofin
kusma, miğdede ülserasyon, böbrek yetmezliği
kusturun, müshil verin, çoğu seruma gereksinim duyar
Fuel Oil
kusma, nefes almada zorluk, şok, koma ya da kasılma
kusturun, emilimi engellemek için bitkisel yağ verin, temiz havaya
çıkartın
Kurşun
kusma, ishal, anemi, nerolojik belirtiler, körlük, kasılma, koma
kusturun, müshil verin
Kireç
deride iritasyon, yanıklar
bol sabunlu su ile deriyi yıkayın
Kül Suyu
kan kusmak, karı ağrısı, deri de yanma
deriyi su ve sirke ile yıkayın, sulandırılmış su ya da sirke veya üç
yumurta beyazı verin
Böcek İlacı
kusma, zayıflık, kasılmalar, kusma, göz bebebeklerinde büyüme
böcek ilacını su ile yıkayın, kusturun, üç yumurta beyazı ya da süt
içirin
Phenol temizleyiciler
bulantı, kusma, şok, böbrek ya da karaciğer yetmezliği
deriyi yıkayın, kusturun, üç yumurta beyazı ya da süt verin
Fare Zehiri
aşırı kanama, anemi, cynaosis
kusturun, K vitamini enjeksiyonu yapın
Alkol
zayıflık, inkoordinasyon, körlük, koma, göz bebeklerinde büyüme,
kusma ve ishal
kusturun, asidozu nötralize etmek için su ile karbonat verin
Strisin
göz bebeklerinde büyüme, solunumda zorluk, kasılmış adeleler,
yüksek sese tepki ve kahverengi idrar
kusturun, vet'e götürünceye kadar köpeği sakin karanlık bir odada
tutun
Turpentin
kusma, ishal, kanlı idrar, nörolojik disoryantasyon, koma, solunumda
zorluk
kusturun, emilimi bloke etmek için bitkisel yağ verin, müshil verin
TylenolT
depresyon, kalp atışında artış, kahverengi israr, anemi
kusturun, her her 11.250 gr için 500 mg C vitamini verip suyla
karbonat içirin
Tiner
kusma, solunumda zorluk, şok, koma ya da kasılma
kusturun, müshil verin


Kusturun: Küçük ve orta ırk köpekler için bir kaç çay kaşığı, büyük ırklar için bir kaç çorba kaşığı hidrojen peroksid (oksijenli su) veya evimizdeki mormal tuzdan boğaz bölgesine iyice geriye dil üzerine 1 tatlı veya çorba kaşığı tuz dökün, işe yarayacaktır. Yavru köpeğin bir kap su içmesine imkan tanırsanız kusmasını hızlandırmış olursunuz. Gerektiği kadar tekrarlayınız.

Müshil verin: Mineral yağı etkili ve güvenlidir. 12 kg'ın altındaki köpekler için 1 çay kaşığı, 12-23 kg arasındaki köpekler için bir çorba kaşağı ve dev ırklar için 2 çorba kaşığı verilmesi yeterli olacaktır


http://www.korfezveteriner.com

KÖPEK SAĞLIĞI "Aşılama Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler ve Komplikasyonlar "

Aşının yapıldığı gün ve 2 gün sonrasına kadar yıkama yapılmamalıdır.

Aşının uygulandığının hemen ertesi günü yavruda bağışıklık oluşmasını sağlayamadığı, gözardı edilmemesi gereken bir noktadır. Aşıdan beklenen koruma, ancak uygulamadan 7-10 gün sonra maksimum seviyeye ulaşır. Bu nedenle özellikle yavrularda aşı yapıldı güvencesi ile hemen dışarı çıkarılmamalıdır. Bu konuda veteriner hekiminizin tavsiyelerine uymak köpeğinizin yararına olacaktır.
Aşıların yapıldığı gün yavrularda hafif bir ateş yükselmesi görülebilir. Bu aşının normal etkilerinden biridir.

Bazen aşının yapıldığı yerde deri altında şişlikler oluşabilir. Bu, aşının vücut tarafından emilememesinden ve deri altında birikip kalmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bunlar kalıcı değillerdir. Zaman içersinde yavaş yavaş kaybolurlar. Şişlik olan bölgeye masaj yaparak bölgedeki birikimin daha çabuk ortadan kalkmasını sağlayabilirsiniz.

Bazen de aşılara karşı vücutta aşırı duyarlılık reaksiyonları oluşabilir. Bunun nedeni vücudun kendinden olmayan yabancı maddelere karşı reaksiyon oluşturmasıdır. Yani vücut aşıyı yabancı madde olarak kabul eder ve ona karşı tepki gösterir. Bu tepki genellikle aşı yapıldıktan 15 dk.-2 saat arasında sekillenir. Yüzde ve gözlerin etrafında şişme görülür. Korkulacak birşey yoktur. Böyle bir durumda köpeğinizi tekrar veterinere götürmeli ve veteriner hekiminizin uygun gördüğü tedavi şeklini uygulamalısınız.


Juen Pet Bilgi Portalı

KÖPEK SAĞLIĞI "AŞILAMAYA RAĞMEN BAĞIŞIKLIĞIN OLUŞMAMASI "

Yavrularda aşı hatalarının (istenilen bağışıklığın sağlanamaması, yetersiz bağışıklık) en yaygın sebebi, bağışıklığın gelişimi sırasında yavrunun vücudunda bulunan maternal antikorların etkisidir. Maternal antikorlar yavrularda aktif bağışıklık yanıtının oluşabilmesinden önce aşı da varolan virüsü (antijen) nötralize eder ve yavrunun immun yanıtını baskılar. Yani vücudun hastalıklara karşı bağışıklık oluşturmasını engeller. Yavrular maternal antikorları yavru zarları ve kolostrum aracılığıyla anneden alırlar. Bu nedenle ilk günlerde yavrunun vücudunda antikor seviyesi yüksektir. Ortalama olarak her 10 günde bir yavrunun antikor seviyesi, maternal antikorlar yenilenemediğinden dolayı belli oranda azalır. Yavrular 6-7 haftalık olduklarında ise maternal antikorların seviyesi, oluşabilecek enfeksiyonlara karşı yavruları koruyabilecek güçte değildir. Bu nedenle aşılamalara 6-7 haftalık yaşta başlanması, maternal antikorların aşı üzerindeki etkisini kaybetmesinden dolayı bağışıklığın yeterli düzeyde oluşmasını sağlar. Ancak aynı türün değişik bireylerinde meydana gelen bağışıklık seviyelerinin farklı olabilmesi, bireysel faktörlerin de bağışıklıkta rolü olduğunu göstermektedir. Bu farklılıklar antikor oluşumunun genetik kontrol altında bulunmasından ileri gelmektedir.

Yapılan aşılamalar yavrunun hastalıklara karşı bağışık hale gelmesinde yeterliymiş gibi görünse de, yavrunun antikor seviyesi bilinmediği sürece aşılamayla bağışıklığın ilişkisini kurmak hemen hemen imkansızdır. Bir yavruda yeterli bağışıklığın oluşup oluşmadığını ve immunite (bağışıklık) boşluğunun ne zaman oluştuğunu saptamak için yavrudan serum örneği alınmalı ve hemaglutinasyon inhibisyon adı verilen testle antikor seviyesi ölçülmelidir. Ancak, laboratuvar masraflarından ve her test için harcanan zamandan dolayı bu metod pahalıdır ve ayrıca, her zaman bu işlemi uygulayabilmek de mümkün olmayabilir. Bu nedenle aktif bağışıklığın sağlandığından emin olmak için, 6-7 haftalıkken başlayıp 15-20 haftalık yaşta biten 1-3 haftalık aralarla yapılan seri aşılama programı uygulanmalıdır. Seri aşılama, yavruların mümkün olan en erken zamanda aktif bağışıklıkla korunmalarını sağlayacaktır.

Tüm bunların dışında aşılamalar sonucu yeterli bağışıklığın sağlanamamasının nedenleri olarak şunları sayabiliriz;

Aşıların tecrübesiz kişiler tarafından yapılması
Uygun şekilde doze edilememesi
Aşının uygun olmayan koşullarda (aşılar +2 - +8 °C’de muhafaza edilmelidir) saklanması
İçerdiği antijen miktarı
Köpeklerin tam sağlıklı değilken aşı yapılması
Aşının yapılış şekli
Son kullanma tarihi geçmiş aşıların kullanılması
Gereken aşı miktarının verilmemesi
Aşılamadan sonra köpeklerin çeşitli stres faktörlerine maruz kalmaları


Juen Pet Bilgi Portalı

KÖPEK SAĞLIĞI "AŞILAMA ÖNCESİ DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR "

Aşılar sağlıklı olan köpeklere uygulanmalıdır.

İç ve dış paraziti bulunan köpeklere aşı uygulanmamalıdır. Aşılanacak hayvanlar parazitlerden arındırılmış olmalıdır.

Aşılanacak yavru ve yetişkin köpeklerin vücut sıcaklığı normal ( 38-39.5 °C ) sınırlar içinde olmalıdır.

Ateşin yüksek olması vücutta bir enfeksiyon olduğunun göstergesidir. Böyle durumlarda öncelikle ateşin (enfeksiyonun) nedeni bulunmalı, tedavi edilmeli ve daha sonra aşılamalara başlanmalıdır.

Aşılanacak hayvanlara en az bir hafta öncesinden kortikosteroid (kortizon) türü ilaçlardan biri yapılmamış olmalıdır.

Eğer köpeğin devam eden bir tedavisi var ise tedavi bitimi ve bir süre sonrasına kadar aşıları ertelenebilir. Bu veteriner hekiminizin karar vereceği bir konudur.

Hamile köpeklere aşı uygulanmamalıdır. Bu dönemdeki aşı uygulamaları köpeğinize ekstra stres yüklenmesine neden olacaktır.

Öestrustaki (kızgınlıkta olan) köpeklere aşı uygulanmamalı, dönemi bitinceye kadar aşıları ertelenmelidir.

İster yavru, ister yetişkin olsun aşılamadan 2 gün önce ve 2 gün sonrasında yıkama yapılmamalıdır.
Köpeğinizin aşı programı, sağlık durumu gözönüne alınarak veteriner hekiminiz tarafından en uygun şekilde hazırlanacaktır. Aşılama için veteriner hekiminizin uygun gördüğü programı aksatmadan ve tarihlerine uyarak yerine getirmeniz yavrunuzun sağlığı açısından önemlidir. Bir iki günlük gecikmeler yavrunuzun sağlığını çok etkilemeyebilir fakat daha uzun zamanlı gecikmelerin risk faktörlerini arttıracağı unutulmamalıdır.
Aşılama öncesi yavrularda özellikle dikkat edilmesi gerekenler
Aşılamaya başlanma zamanının belirlenmesi önemli bir noktadır. Aşılamalara yavru 6-7 haftalık olduğunda başlanmalıdır. Daha erken dönemde başlanılacak aşı uygulamaları, istenilen bağışıklık seviyesinin sağlanmasında yetersiz kalacaktır. Bunun nedeni de yavrunun anneden aldığı maternal antikorlardır.

Aşılanacak köpekler stres oluşturacak etkenlerden uzak tutulmuş olmalıdır.Bu yüzden yavru size geldikten sonra aşılamalara başlamak için 4-5 gün beklemekte yarar vardır. Bu süreç içersinde yavru hem size hem de başlangıçta onun için yabancı olan ev ortamına alışmak için fırsat bulacaktır. Ayrıca bu 4-5 günlük dönem size yavrunun herhangi bir hastalığı olup olmadığını izleme imkanı da verecektir. Aşılama öncesi yavrulara iyi bir bakım ve beslenme uygulanmalıdır.

Yavru köpekler ilk aşılamaya başlanmadan önce dışkı tahlili yapılarak parazit varlığı yönünden incelenmelidir. Yapılan muayene sonucu parazite rastlanırsa yavru önce parazitlerden arındırılmalı, daha sonra aşılarına başlanmalıdır.

Yavruların 4-6 haftalık yaştan başlayarak aşılama serileri tamamlanıncaya kadar geçen sürede çevredeki diğer hayvanlardan izole edilmesi gerekmektedir. Ayrıca aşılamalar bitene kadar yavrular dışarı çıkartılmamalı ve dışarda gezdirilmemelidir.

Eğer izolasyon mümkün değilse, köpek sahipleri yavruları, çok sayıda köpeğin bir araya geldiği parklar, dinlenme alanları gibi yerlerden uzak tutarak, yavrularının hastalığa yakalanması ihtimalini minimuma indirmelidirler.

Yavrular aşılama bitene kadar yıkanmamalıdır. Çünkü yavrularda bağışıklık daha henüz tam olarak gelişmediğinden yapılacak yıkama, yavrunun direncini kıracak ve hastalıklara karşı duyarlı hale getirecektir. Bu dönemde eğer gerekiyorsa temizlik işlemi için kuru şampuanlar kullanılmalıdır.

Yavru aşılarının bittiği dönemden sonra yapılacak olan aşı uygulamalarından (tekrar aşılar) bir hafta öncesine ve aşıdan bir hafta sonrasına kadar köpeğinize banyo yaptırmayın. Yeni banyo yapmış hayvanlara aşı yapmak birtakım olumsuzluklara (ateş, keyifsizlik…) yol açabilmektedir.

Köpeğinizi yavru aşılamaları bittikten bir hafta sonra dışarı çıkarmaya başlayabilirsiniz.


Juen Pet Bilgi Portalı

KÖPEK SAĞLIĞI " AŞILARIN KULLANIM AMAÇLARI "

Aşılar; vücuda verildiğinde, bağışıklık sistemini uyararak hastalıklara karşı spesifik aktif bir bağışıklık oluşturan ve bu yolla canlının korunmasını sağlayan biyolojik maddelerdir.

Bağışıklık ise; vücuda giren veya verilen mikroorganizma, protein ve bu gibi yabancı maddelere karşı vücudun bütün savunma sistemleri ile karşı koyması, direnç göstermesi ve kendini korumasıdır. Vücuda giren bu yabancı maddelerin neden olduğu hastalıklar atlatıldıktan sonra hayvanlarda bu hastalıklara karşı doğal bir direnç oluşur. Yani diğer bir deyişle bağışıklık şekillenir.
Aşılar genellikle, koruyucu amaçla kullanılır. Aşılama; hastalıklarla karşılaşması muhtemel olan hayvanları, o hastalığa karşı korumak için daha önceden aşılamak suretiyle bağışık kılma işlemidir. Anneye yapılmış aşıların da yavru üzerinde koruyucu özelliği vardır. Yapılan araştırmalar yavruların, gebelik dönemlerinde yavru zarları aracılığıyla bir miktar immunglobulini (bağışıklık oluşumunu sağlayan maddeler) anneden aldığını ortaya koymaktadır. Yeni doğmuş yavrular bağışıklık sistemleri gelişim halinde olduğundan, humoral ve hücresel bağışıklığı aktif olarak tam anlamıyla oluşturma yeteneğinde değillerdir. Bu nedenle eğer anne doğumdan uygun bir süre önce aşılanırsa kendi korunma maddelerini yavrularına geçirebilir. Böylece yeni doğmuş yavrularda acil korunma sağlanmış olur.

Ayrıca yavruların bağışıklık sistemlerinin gelişmesinde, anneden emilen kolostrum miktarı ve kolostrumdan alınan immunglobulin miktarı da büyük önem taşımaktadır. Yavrular ilk pasif bağışıklığı anneden aldıkları kolostrum aracılığı ile kazanırlar. Köpek yavrularında tespit edilen maternal antikorların %90’ı kolostrumdan gelmektedir. İyi beslenmemiş ya da yoğun şekilde paraziti bulunan anneler daha az kolostrum üretir. Tecrübesiz anneler yavrularının yeterli meme emmesine izin vermeyebilir. Zayıf yavrular kuvvetli ememez ya da daha güçlü olan diğer yavrularla rekabet etme durumunda kalır ve daha az kolostrum tüketirler. Böylelikle pek çok hastalığa karşı daha düşük antikor seviyesine sahip olurlar. Yani yeterli bağışıklık oluşamadığından dolayı yavrular hastalıklara karşı duyarlı hale gelirler. Doğumdan sonra vücut ısısı düşük olan yavrular, normal vücut sıcaklığını koruyabilen yavrulara oranla daha az antikor absorbe ederler. Sonuç olarak, yavruların kendileri için kritik öneme sahip maternal antikorları yeterli miktarda almasını ve absorbe etmesini sağlayacak uygun bakım ve besleme çok önemlidir.

Bir batında doğan yavruların pasif antikor seviyeleri, yavruların doğum sıralaması ve annenin emzirme eğilimlerine bağlı olarak çok değişiklik gösterir. Maternal antikorlar belirli düzeylerde koruma sağlar. Ancak her yavrunun yaşamının bir döneminde, maternal antikorların enfeksiyonlara karşı yeterli koruma sağlayamadığı, fakat aktif bağışıklık oluşumunu engellediği bir zaman dilimi söz konusudur. Köpek yavrularının enfeksiyonlara karşı açık oldukları ama aşı tarafından korunamadıkları bu durum, 2 haftadan 8 haftaya kadar süren bir immunite boşluğuna neden olur. Yavru köpeklerde gözlenen aşı yetersizliklerinin hemen hepsi bu immunite boşluğu esnasında enfeksiyona maruz kalmaları sonucunda oluşur.

Aşılar bazen bir enfeksiyonun devamı esnasında da kullanılabilir. Böyle bir uygulama, enfeksiyonla karşılaşma ihtimali olan yavruları korumak veya enfekte olmuşları tedavi etmek amacıyla yapılır. Örnek vermek gerekirse; kuduzdaki aşılama yöntemi tedaviye yöneliktir.

Juen Pet Bilgi Portalı

26 Haziran 2008 Perşembe

BASINDA KÖPEK


Teröre Karşı Kangal Timi

JAKEM Komutanlığı'nda, Kangallara, "iz takip, mayın arama, ceset arama, suda arama ve kurtarma" gibi konularda askeri eğitim veriliyor.

Dünyaca ünlü Sivas Kangallarının bir özelliği daha keşfedildi. Nevşehir'deki Jandarma Genel Komutanlığı'na bağlı Jandarma At-Köpek Eğitimi ve Meslek Edindirme Kurs Merkezi (JAKEM) Komutanlığı'nda, Türk Kangal cinsi köpekler teröre karşı eğitilmeye başlandı. Kangallara, "iz takip, mayın ve ceset arama, suda arama ve kurtarma" gibi konularda askeri eğitim veriliyor. Yaklaşık 6 ay sürecek bir eğitimden sonra Güneydoğu'ya gönderilecek olan Kangallar, dünyada ilk olarak terörle mücadelede görev alacaklar.
JAKEM yetkilileri, Kangalların çok zeki köpekler olduklarını hatırlatarak, bu köpeklerin polis köpekleri gibi çok rahatlıkla askeri amaçlarla kullanılabileceğini ifade etiler. Kangalların daha önce "Akbaş, Kars Çoban ve Tarsus Çatal Burun" gibi köpeklerle birlikte emniyet tarafından daha önce eğitilmeye başlandığını, ancak istenilen verimin alınamadığını hatırlatan JAKEM yetkilileri, bu köpeklerin "yüksek düzeyde bir zeka, değişmeyen mizaç ve az derecede saldırgan" oldukları için rahatlıkla askeri amaçlarla kullanılabileceğini anlattılar.
NASIL EĞİTİLİYORLAR?
JAKEM yetkililerinin verdiği bilgiye göre, iz sürme, mayın ve ceset arama gibi konusunda Kangallar koku üzerine eğitiliyor. Eğitimin birinci aşamasında öncelikle eğitici ile Kangallar arasında güçlü bir bağ kuruluyor. İkinci aşamada köpek ve eğiticisi değişik seviyede saklanmış mayınları, bubi tuzakları ve et parçalarını bulmaya çalışıyor. Bu aşamaları başarı ile geçen Kangallar, son değerlendirmeye alınarak sertifikalandırılıyor. Rüzgar, gürültü, yağmur, kar ve fazla hareketlilik kangalların aramasını etkiliyor. Bu nedenle Kangalların eğitiminde, arazi ve hava koşullarına özellikle dikkat ediliyor.
KANGALLAR ASYA KÖKENLİ
Kangallar, Türk çoban köpeği olup Asya Çoban Köpeği ailesinden geliyor. Bu köpekler Anadolu'ya Oğuz Türkleri'nin 250 yıllık göçleri sırasında gelmiş. Küçük baş hayvan yetiştiriciliği ile uğraşan Oğuz Türklerinde Kangalllar hayvan sürülerinin ve kendi yaşam alanlarının korunmasında kullanılmış. Kuyruğu kıvrımlı, yukarı doğru kalkık ve halka biçiminde. Kangallarda kafa iri, alın kısmı geniş ve yüksek, çene kalın ve güçlü, dişler çok iri. Çene ve burun orta uzunlukta, burun küt, kulaklar üçgen şeklinde, büyükçe, kafaya yapışacak şekilde aşağı sarkık ve siyah dalgalı görünümde. Gözler genelde siyah ve kahve rengi.
ASLAN GİBİ KÖPEK
Kangal köpeğinin vücut yapısı aslanı andırıyor. Kalça oldukça küçük olup, boyun yüksekliğinde. Bel ince, karın içeri çekik. Ön bacaklar oldukça kalın ve adaleli, kavgada kullandığı önemli silahlardan biri. Arka bacaklar, ön bacaklar kadar kalın olmamakla birlikte, daha uzun ve düşmanını biran önce yakalamada büyük avantaj sağlıyor. Ön ayak parmakları dört adet olup kalın ve küt tırnaklı. Göğüste beyaz bir madalyon bulunabiliyor. Yüzündeki Kangal beni ya da benleri ile üst damağındaki siyah leke Kangal'ın soy saflığının garantisi sayılıyor. Ağırlık erkeklerde 45-70, dişilerde 40-60 kilogram civarında.
http://www.haberalemi.net

PANSİYON KÖPEKLERİMİZ

video
video

PRENSES ve 2 aylık HUSKY YAŞAR
yorgunluktan bayılıp uyudular şimdi:)

KÖPEK EĞİTİMİ

GENEL EĞİTİM

Genel eğitim, köpeğe mutlaka verilmelidir. kimi köpek bu tür eğitimleri kendiliğinden öğrenir gibi görünse de bu sırada yanlış alışkanlıklar edinebileceği için aşağıdaki eğitim kurallarına kesinlikle uyulmalıdır.

1) eve uyum: Öncelikle annesinden yeni ayrılmış yavru köpeklerin eve alıştırılması sağlanır. genellikle bu olay pek sorun oluşturmamakla beraber bazen yavru, annesinin ve kardeşlerinin özlemi içerisinde olabilir. bu yüzden yalnız kaldığı zamanlar ağlamaya başlar. burada dikkat edilmesi gereken konu köpekle fazla ilgilenmemektir. aksi taktirde köpek sürekli aynı ilgiyi bekler, göremediği zaman da mutsuz olur.

2)yeme içme alışkanlığı: küçük yavru köpeklerde gerekli besini alabilmesi için günde 5 öğün verilir. Öğün sayısı köpek büyüdükçe azaltılarak, köpek bir yaşına geldiğinde 1 'e indirilir. yeme ve içme eğitimi için, köpek önüne konulan besini hemen bitirmeli, bitirmediği taktirde belli bir süre sonra kaldırılmalı ve yemek her gün aynı saatlerde verilmelidir.

3)tuvalet alışkanlığı: bunun için çeşitli yöntemler önerilmektedir.

a ) yavru köpeklerin uykudan kalktıktan hemen sonra veya yemek yedikten belirli bir süre sonra istenilen yere götürülerek tuvaletini yapması beklenir. yaptığı taktirde ödüllendirilir. bu yöntemlerden en basitidir.

b ) küçük ve orta yaşlı köpeklerin eğitiminde iyi bir gözlem gerekmektedir. köpeği sık aralıklarla dışarı çıkartarak, dışarıda tuvalet yapması sağlanır. tuvaletini yaparken köpek sözlü olarak ödüllendirilir. ancak köpek tuvalet pozisyonu aldığında köpek sahibinin hareket etmemesi ve köpeğin görebileceği bir yerde olması gerekir. aksi taktirde köpek vazgeçebilir.

c ) evde tuvalet eğitimi: bu amaçla köpeğin bulunduğu ortamın yarısına gazete kağıdı serilir. köpek gazete kağıdının üzerine tuvaletini yaptığı zaman ödüllendirilmelidir. dikkat edilmesi gereken bir konu da bu gazete kağıtlarının bir kaç kat olması ve kirlendikçe üsttekinin alınıp atılmasıdır. köpek gazetenin üzerinden başka bir yere tuvaletini yapıyorsa, tuvaletini yaptığı yer temizlenirken, köpek temizleyen kişinin yanında olmalı ve temizleyen kişinin yüz ifadesinden ve sesinden yanlış bir hareket yaptığını anlamalıdır. köpek bu uygulamayı öğrendikten sonra gazete ile kaplı alan küçültülür ve gazete köpeğin tuvaletini yapılması istenilen yere konulur. ancak bu yer değişimi bir anda yapılmamalı, aşamalı bir şekilde alıştırarak yapılmalıdır. kimi köpek sahibi köpeği yanlış yere tuvaletini yaparken gördüğünde köpeğin üzerine doğru koşarak veya bağırarak tuvalet yapmasını engellemek istemektedir. ilk bakışta bu uygulama her ne kadar başarılı olursa da kalıcı bir takım sorunlara neden olabilir. Örneğin, yetişkin bir köpeğin heyecanlandığı zaman idrarını kaçırması bu yüzdendir. Özellikle bu tür eğitimler için sabır ve zaman gerekmektedir. bazı köpekler bu eğitimi çok çabuk bir şekilde kavrar, bazıları ise daha geç kavrarlar. bu eğitim 5 aylık yaşa kadar verilmiş olmalıdır.

bu amaçla uygulanan çeşitli ticari preparatlar bulunmaktadır, ancak bunların başarı düzeyleri tartışmalıdır.

bu eğitimde yapılmaması gerekenler;

a- köpeğinizin daha az idrar yapacağını düşünerek suyunu azaltmayın ya da kesmeyin, çünkü köpeklerin önünde sürekli su bulundurulması, istedikleri zaman su verilmesinden daha doğrudur.

b- köpeğinizin burnunu idrarını yaptığı yere sürmeyin, çünkü bu kötü ve yararsız bir cezadır. sadece tuvaletini yaptığı yeri koklamasını sağlayıp, dışarı alın.

c- kimi köpek kendiliğinden tuvalet yapmak istediği zaman huysuzlanır, köpek sahibi bu davranışa anlam veremez ve köpeği cezalandırır. bu durumda köpek yanlış bir şey yaptığını düşünerek daha sonra hareketleriyle belli etmeden istenilmeyen yere idrarını yapar.

köpeğinizin dışarıda her yere tuvaletini yapmasına izin vermeyiniz ve tuvaletini yaptığı yeri temizleyiniz. bu şekilde köpeklerin çevreden olumsuz tepki görmesini de önlemiş olursunuz.

4) çevreye zararın Önlenmesi: bu amaçla özellikle küçük yaştaki köpeklerin diş değiştirme döneminde alışkanlık haline getirdikleri kemirme eylemi giderilmeye çalışılır. bunun için küçük yaştan itibaren diş kaşıntıları ortaya çıkmaya başladığı dönemde oyuncak kemikler verilir ve köpeğin çevredeki eşyalara zarar vermesi engellenir. doğal kemikler de kaynatılarak verilebilir, ancak bunda aşırıya kaçmamak gerekir. aksi taktirde sindirim bozuklukları görülebilir.

5)tasma alışkanlığı: yavru köpekleri n bu alışkanlığı edinebilmeleri için en iyi yöntem boyunlarına tasmayı çağrıştıracak herhangi bir şeyin takılmasıdır. küçük yaştan itibaren köpeklerin tasma ile dolaştırılmaları ilerisi için yararlıdır. kimi köpek sahipleri, köpek üzerinde güzel durduğu için zincirden yapılmış tasmaları kullanmayı tercih ederler. ancak, ağırlıklarından dolayı taşıyamadıkları için, küçük yavru köpeklerde bu uygulama yanlıştır.

6)köpeğin adını Öğrenmesi ve alışması: Öncelikle tek heceli bir isim seçilmelidir. yavru köpeklerde yemek verirken, onlarla ilgilenirken, onları çağırırken vb. durumlarda tekrarlanarak köpeğin ismini öğrenmesi ve alışması sağlanır. dikkat edilmesi gereken bir konu, bu isim seçilirken köpeğin büyüklüğü ve ırkının göz önünde bulundurulmasıdır.

kimi köpek sahibi geleceği düşünmeden köpeğe uymayan isimler vermektedir. bu isimler ileride çevre tarafından yadırganacağı için köpek sahibi bu ismi değiştirmek durumunda kalabilir.

7)köpeğin düdüğe alıştırılması: bu amaçla köpeğe adı öğretilirken bazen düdük kullanılır, böylece köpek düdük sesine de alıştırılmış olur.

8)köpeğin havlamasının Önlenmesi: yavru köpekler anneleri ve kardeşlerinden ayrıldığında ve yeni bir yere getirildiklerinde yanlarında sürekli olarak birisine gereksinim duyarlar. yalnız kaldıklarında ise öncelikle sızlanarak daha sonra sızlanmanın şiddetini arttırarak havlamaya başlarlar. bunun önlenmesi için köpeklerin bulundukları yere, ya saat ya da açık bir radyo konulması iyi sonuç verebilir. bunun yanı sıra köpeğin bulunduğu ortama bir zil konularak köpek havladığında zile basılarak havlaması engellenir. diğer bir yöntem ise köpek havladığında köpeğin bulunduğu odanın kapısını çalmak ya da kapıya ucunda ağırlık bulunan bir ip bağlayarak ipi çekip bırakmaktır. bu eğitim sabır gerektirir, her ağlayışında sabırsız davranarak köpeğin bulunduğu yere gidilmesi olumsuz sonuç verir.


http://www.konak.bel.tr


KÖPEK EĞİTİMİ

EĞİTİM SINIFLANDIRMASI
Hemen hemen her ırk kendine özgü meziyetlere sahiptir ve eğitimin türüne ve amacına göre ırklar arasından seçim yapılır.Örneğin bir koruma eğitiminde koruma içgüdüsü yüksek olan köpeklerin "Alman Çoban Köpeği" - "Doberman" veya "Rottweiller" ın seçilmesi gibi.Koruma eğitimi için elbetteki "Golden Retriver " veya bir "Kaniş" düşünülemez.Yada "Narkotik Eğitimi " için "Golden Retriever" - "Labrador Retriever"-"Cocker Spaniel" -"Alman Çoban Köpeği" gibi koku alma duyusu yüksek ve insanlar ile kolay uyum sağlayan köpeklerin seçilmesi gibi.Eğitim verilmesi düşünülen alan için ugun ırk seçildikten sonra bu ırk arasında görevini mükemmel bir şekilde yerine getireceğine inanılan köpekleri seçmeye sıra gelir.Düşünülen adaylar arasında testler uygulanır ve başarılı olanlar eğitime kabul edilir.Bu seçim aşamasında hem eğitmenin köpeğine uygulayacağı hem de köpeğin eğitim anında uygulayacağı vasıfların bulunup bulunmadığına bakılır.Mesela "Narkotik Eğitimi" veya "Bomba Eğitimi" için köpekde aranılan en büyük özellik köpeğin yüksek derecede oyun oynama isteği içinde olması ve koku alma duyusun iyi derecede olmasıdır."Koruma Eğitimi" için istenen en büyük özellik ise savaşma,koruma içgüdüsü ve hepsinden önemlisi cesarettir.
İşte bu aşamalardan geçen köpek eğitime kabul edilir ve eğitmeni tarafından görevini en uygun şekilde yapması için eğitilir.

Köpekler bizlere birçok konuda yardımcı olmaktadırlar,kaybolan eşyalarımızı bulmadan,terliğimizi getirmeye kadar.Yakın zamanda 17 Ağustos depreminde ise köpeklerin nasıl çalıştığını hepimiz gördük ve onların değerini daha iyi anladık.

Şimdi gelin köpeklerin hangi alanlar dahilinde bizlere yardımcı olduğunu ve bu eğitimlerin nasıl yapıldığını fazla derine girmeden sizlere açıklayalım.Böylece bu eğitimler hakkında bilgi alarak yanlış düşüncelerinizi düzeltelim yada sorularınıza cevap bulalım.

Köpeğin Bizlere Yardımcı Olduğu Temel Alanlar.

Koruma Eğitimi.
Asayiş.(Polis Köpeği)
Bekçi. (Alan Koruma)
Bodyguard.(Yakın Koruma)
Eşya Koruma Eğitimi.

Savaş Köpeği Eğitimi.
Narkotik Eğitimi.
Bomba Eğitimi.
Mayın Arama Eğitimi.
İz Takip Eğitimi.
Çoban Köpeği Eğitimi.
Arama&Kurtama Eğitimi.

Çığ Arama Eğitimi.
Deprem & Yıkım Arama Eğitimi.
Göl Arama Eğitimi..

Rehber Köpek Eğitimi.
İşitme Engelliler İçin Eğitim.
Bedensel Engelliler İçin Eğitim. (Tekerlekli Sandelye Kullanan Kişiler)

Av eğitimi.

Soyu Tükenmekte Olan yada Koruma Altına Alınacak Av Hayvanlarının Bulunması İçin Eğitim.

Yiyecek Maddesi Arama Eğitimi.(Sınırlarda Ülkeye Yiyecek Maddesi Sokulmaması İçin Arama Eğitimi)

Yangın Sebebi Bulma Eğitimi.
Kızak Köpeği Eğitimi.
Opsiyona Bağlı Eğitimler.
Temel İtaat Eğitimi.
İleri İtaat Eğitimi.
Schutzhund Eğitimi.
Agility Eğitimi.
Fly Ball Eğitimi.
Frizbi Eğitimi.
Kaybolan Eşyayı Bulma Eğitimi.
Sempatik Komutlar Eğitimi.

KÖPEK EĞİTİMİ

Arama ve Kurtarma Eğitimi
Bu güne kadar binlerce insan hayatı köpekler tarafından kurtarılmıştır,çoğu insan yeni yaşamlarını,görevi insan hayatını kurtaran köpeklere borçludur.Büyük 17 Ağustos depreminde bu sevimli ve sadık dostlarımızın nasıl çalıştığını hep birlikte izledik,dökülen kireçlerin burunlarını ve solunum yollarını tahrip etmesine rağmen yıkıntıların arasında çaresiz ve son bir umut dileyen insanları işaret ettiler,onları buldular ve hepsinin hayatını kurtardılar.Üzülecek bir yan ise bu değerli köpeklere yabancı ulusların sahip olması ve eğitmeleri idi.Bizler her alanda olduğu gibi köpek eğitiminde de geri durumdayız ve bu sevimli yaratıkların değerini yeterince anlayamıyoruz.Onları büyük bir cahillik ve acımasızlıkla çöp kamyonlarında preslliyor,hastalıklı diye öldürüyoruz.Umarım insanlarımız yakın bir zamanda bu değerli dostlarımızın değerini anlarlar.
Arama ve Kurtarma eğitimde köpekler iz takip eğitiminden farklı olarak çoğunlukla vücut kokumuzu kullanarak bizleri bulmaktadır.Bizim duyamadığımız bu koku ölü hücrelerimiz tarafından çevreye yayılır ve köpekler tarafından çok net bir şekilde hissedilir."Rafts" olarak bilinen bu hücreler dakikada 40.000 adet ile kişinin kendine özgü olan kokusunu atmosfere taşır.Bu koku rüzgar ve diğer atmosfer olayları ile uzaklara taşınabilir ve dağılabilir.

Kurtarma köpeği eğitimi küçük yaşlardan itibaren başlar.Yaşlı köpeklerde eğitime kabul edilir,ancak yedi,sekiz haftalık bir köpeğin eğitimi ve sahibi ile aile üyelerine bağlılığı daha kuvvetli olacağı için eğitim başlangıcı için yavru köpekler tercih edilir,ayrıca yaşlı köpeğin geçmişte yaşadığı tecrübeler ile sosyalleşme aşamaları tam olarak bilinemez.Doğru şekilde sosyalleşmemiş,insanları,doğayı, kısacası dünyayı iyi tanıyamamış bir köpeğin arama&kurtarma eğitiminde başarılı olması güçleşir hatta imkansızdır.Eğitime tabii tutulacak köpek tamamıyle insan dostu olmalı,hayatı sevmelidir.

Yavru köpek bazı testlere tabii tutulur;

Yüksek derecede koku alma düzeyi.

Narkotik ve bomba eğitiminde olduğu gibi, yüksek derecede oyun oynama isteği.

Yüksek derecede zeka düzeyi,eğitilebilirlik ve eğitmenine bağlılık.

Uzun kürke ve kısa kürke sahip ırklar ikinci derecede değerlendirilir.Uzun kürklü ırklar sıcak yaz aylarında,kısa kürklü ırklar ise hem sıcak yaz aylarıa hem de kış aylarının çetin şartlarına dayanıklı değildir.

Kısa buruna sahip ırkların koku alma duyuları zayıftır.

Köpek vahşi yaşama uyum sağlayabilmelidir.Çoğunlukla küçük ve evde beslenen köpekler ihtiyaca cevap veremezler.En uygun ırkları Alman Çoban Köpeği,Golden Retriever ve Labrador Retriever olarak sıralayabiliriz.Diğer uygun ırklarda eğitime kabul edilebilir.

Köpeğin hareketli ve çevik olması istenir.Önüne çıkan engelleri aşabilmelidir.

Yavru kendine güvenen,araştırıcı,korkusuz ve dost canlısı olmalı saldırganlık ve ürkeklik göstermemelidir.Köpeğin anne ve babasıda gereken özellikleri taşımalıdır.
Köpeğin karakterini ölçecek diğer test yöntemlerinede başvurulur.

Seçilen yavru köpeğin eğitimine başlanır.Eğitim yedi ana bölümden oluşmaktadır.

Kaçış Oyunu.
Görsel İpuçları İle Eğitim.
Zorluluk Derecesinin ve Arama Süresinin Geliştirilmesi.
Görsel Olmayan İpuçları İle Eğitim.
Öğrencinin Arama Becerisinin Geliştirilmesi.
Yaralı İnsanın Bulunması ve Haber Verilmesi..
Öğrencinin Arama Becerisinin Test Edilmesi ve Geliştirlmesi.

Seçilen yavru köpek yanında eğitmeni ve yardımcı bulunduğu halde açık araziye çıkartılır. Kısa bir süre köpeğin kendini rahatlatmasına izin verdikten sonra eğitmen veya köpeğe yakın olan kişi elinde köpeğin oyuncağı ile oynar ve köpeği heyacanlandırır. Bu arada yardımcı köpeği tutmaktadır, köpek yeteri kadar heyecanlandığı anda eğitmen ileri doğru koşar ve köpeğine seslenir, bir ağaç arkası veya köpeğin kolayca ulaşabileceği başka bir yere saklanır bu anda yardımcı ileriye doğru atılmak isteyen köpeği bırakır ve köpeğe "Bul" veya "Ara" komutunu verir aynı zamanda köpek ile heyecanlı bir şekilde konuşarak onu aktif tutmak ister. Köpek saklanan kişiyi bulunca hemen ödülü verilmesi gerekir.Bu ödül başta sevgi ve daha sonra aktif bir çekiştirme, ağaç dalının yada tenis topunun retrieve amacı ile atılmasıdır.Bu oyun köpeği sıkmadan günde iki - üç kez haftada beş - altı kez tekrarlanır.

Arama ve Kurtarma eğitimin ana teması bu şekildedir.İleriki aşamalarda yine aynı yöntem ile fakat daha zor oyunlar oynanır.Yukarıdaki sıralamada olduğu gibi önceleri köpek kişinin saklandığı yeri görür ve hemen gördüğü yere gider,bu arada kişinin vücut kokusunu da almaktadır.Daha sonra köpek kişinin saklandığı yeri görmez ama kişinin kaçarak saklandığını bilmektedir,bu dönem içerisinde saklanan kişi köpeğin kendisini bulması için el çırpabilir veya köpeğe seslenebilir.Bir diğer aşamada ise ses çıkartılmaz ve köpeğin tamaman koku ile saklanan kişiyi bulması istenir.Köpek eğitimde aşama ve başarı kaydettikçe arama alanı genişletilir ve izler daha karmaşık şekilde bırakılır,bu arada köpeğe saklanan kişiye ait eşyalar koklatılarak kokunun aslında kaybolan kişiye ait olduğu anlatılmaya çalışılır.

Arama ve Kurtarma eğitimi çeşitli branşlara ayrılır.Her branş kendine özgü eğitim teknikleri içerir ve köpek bir branşta uzmanlaşır.

Arazi Arama Eğitimi..
Çığ Arama Eğitimi.
Deprem & Yıkım Arama Eğitimi.
Su Araması Eğitimi
http://www.kopekler.eu

KÖPEK EĞİTİMİ

Köpeğin hayatında ilk onaltı hafta oldukça önem taşımaktadır.İlk yirmibir (21) gün boyunca yavrunun hafıza kabiliyeti neredeyse sıfır durumundadır.Yavrunun duyuları (görme,işitme,koklama ve ilk sosyal temaslar) ilk yirmibir(21) ve yirmisekizinci(28) günler arasında gelişmeye başlar,bu an içerisinde yavru kardeşlerine ve çevreye cevap vermeye başlar.Yirmisekizinci (28) günde yavrunun hafızası ve beyin fonksiyonları gelişmeye başlar. Yirmisekiz (28) ile kırkdokuzuncu(49) günler arası ise yavrunun sinir sistemi ve beyin formu erişkin bir köpeğin sahibi bulunduğu biçimi alır.Yedi (7) ile sekizinci (8) haftalar sevimli yavrunun kardeşlerinden ayrılarak yeni sahibine ve eve alışması için en uygun zaman olmaktadır.
Yavru köpek mutlaka annesinin ve kardeşlerinin yanında kalması, köpek olduğunu hatırlatan kuralların ve köpek davranışlarını öğrenmesi gerekmektedir.Eğer yavruyu annesinden ve kardeşlerinden çok erken ayırır isek yavrunun temeli olmadığı için hayata adepte olmakta zorlanacak ve sorunlar ortaya çıkacaktır.Bunu önlemek için yavru köpeğinizi mutlaka 7-8 haftalık iken alınız.Bu süre içerisinde annesi ve kardeşleri ile birlikte minimum dört,beş (4-5) hafta.Geri kalan üç( 3) haftanın ise kardeşlerinin yanında oyun oynarak geçirdiğinden emin olunuz.

Yavru Sekiz (8) haftadan önce alınır ise:

Gereğinden önce kardeşlerinin yanından ayrılır ise, köpek kuralları ve kendini ifade etme bilincinden yoksun kalacağı için hemcinsleri ile olan ilişkilerinde ve hayata adepte olmada sorun çıkararak,muhtemelen kendine güveni olmayan bir köpek olacak.

Yavru Sekiz (8) haftadan sonra alınır ise:

Bu süreden sonra alınan köpek ise,eğer üretici tarafından sosyalleştirilmedi ise, insanlar ve şehir içinde karşılaşacağı durumlarda sorun çıkaracak yine topluma uyum sağlamakta zorlanaktır.

Ancak yavru üzerindeki olumsuz durumlar köpek sahibinin yavruya vereceği doğru şekildeki sosyalleşme eğitimi ile kolayca çözülebilir.

Doğumdan sonraki yedinci ( 7.) ve onikinci (12.)haftalar arasında yavru ile çok yumuşak ve eğlenceli bir şekilde oyun oynayarak ilk itaat komutları yavruya gösterilir.Yavru köpeğin genel karakteri onaltı (16.) haftasına kadar gelişme gösterecek ve bu ana kadar aldığı sosyal öğrenimler köpeğin karakterini belirleyecek. Bu haftalar içersinde yavru köpeğiniz "Ana Okulu" eğitimindedir.Bir ana okulunda çocuklar nasıl oyuncakları ve arkadaşları ile oynayarak kendilerini hayata hazırlayacak birtakım bilgileri öğreniyorlarsa,biz de sevimli yavrumuza aynı şekilde davranarak onu hayata hazırlayacağız.

Köpeğiniz eve geldiğinde hemen ona bir tasma takın,tasma yoksa bir kurdele de kullanabilirsiniz.Yavru alışık olmadığı için ilk önce boynundaki bu tasmadan kurtulmaya çalışacak ve huzursuz görünecektir.Telaşlanmanıza gerek yok kısa sürede alışacak ve onunla yaşamasını öğrenecek.Sizin yapmanız gerek tek şey ise onu yatıştırmak ve rahatlatmak..Kesinlikle yavru boyun tasmasına alışmadan sevk tasması ile onu yürütmeyi denemeyin.Boyun tasmasına alıştıktan sonra sevk tasmasınıda alışması gerekecek.

Eğitime başlamadan önce ya da bunu düşünmeden önce kendimizi doğru çerçeve içinde değerlendirmeliyiz.Eğitime hazırmıyız? ruh halimiz ne durumda?.Eğer bunları düşünürsek,eğitimi hem siz hemde yeni sevimli yavrunuz açısından daha basit hale getiririz ve tamamen sevgi dolu bir anlayış ve yöntemler ile amacımıza ulaşırız.Eğitimde sevimli yavrunun yaramazlıkları ve hataları sizi hemen kızdıracak ve strese sokacak ise,yavruya zarar verebilirsiniz ve karakterini zedeleyebilirsiniz..Yavruya gösterceğimiz davranışlar ne ise,yavruda bu davranışlara karşılık verecektir.Bu yüzden eğitim anında mutlaka pozitif yönde olmalı ve kalbiniz sevgi ile çarpmalıdır,hiçbir zaman kontrolünüzü ve heyacanınızı kaybetmemelisiniz.Eğitim ikiniz içinde eğlenceli olmalıdır,eğer yavru kendini öğrenmeye hazır hissetmiyor ve heyecansız davranıyor ise hiçbir şey öğrenemeyecektir,eğer siz de aynı durumda iseniz hiçbirşey öğretemeyecekzsiniz.demektir. Köpeğin geliştirmesini istediğimiz özelliklerine zarar verecek hareketlerden kaçınmalı ve köpeğimizi de bu hareketleri yapacak kişi ve olaylardan korumalıyız.Eğitime başlamadan önce neyi nasıl öğreteceğinizi kararlaştırmalısınız.

Genel eğitim için ana kural tutarlılık ve uyumdur,eğitim sizin düşündüğünüz gibi hızlı ve kolay olmayabilir.

Her komut için ayrı bir sözcük seçmeli ve sözcüğü herzaman aynı tonda ve yükseklikte kullanmalısınız,ayrıca yine her komut için belirli bir işaret kullanmalısınız,örneğin "otur" komutunu verdiğiniz aynı anda kolunuzu yukarı kaldırabilir ya da başka bir hareket seçebilirsiniz.Bu hereketi ise her komut verdiğiniz anda uygulamalısınız böylece yavrunun sadece sözcüklere değil,işaretlerede cevap vermesini sağlayabilirsiniz.Eğer her defasında değişik sözcükler kullanır veya hareketleri değiştirirseniz yavrunun kafası karışabilir, komuta cevap vermez veya geç cevap verebilir.Örneğin "gel" komutunu öğretirken yine aynı tonda ve işaretle bu komutu yavruya vermelisiniz,yavruya komutu verdiğiniz zaman yavrunun size gelmesini beklemelisiniz,eğer yavru size doğru gelirken onu durdurur veya siz ona doğru giderseniz yavruya yanlış şeyler öğretebilirsiniz ve kafasının karışmasına sebep olursunuz.Yavru zaten size doğru istekli bir şekilde gelecektir,ancak siz onu yarı yolda durdurduğunuzda yada siz ona doğru yöneldiğinizde yavru "gel" komutunun anlamını yarı yola kadar gelmek olduğunu ve bukadarının yeterli olduğunu düşünecek, komuta tamamıyle cevap vermeyecek ya da komutu umursamayacaktır.Ayrıca uyguladığınız metodu eğitim boyunca kullanmalısınız bunun için doğru metod ile başlayın ve bu metod da değişiklikler yapmayın.Bu değişikler de yavrunun kafasını karıştırmak için yeterlidir.Evdeki her birey bu kuralı anlamalı ve komutları sizin uyguladığınız gibi uygulamalı ve köpeğe zarar verecek davranışlardan kaçınmalıdır.Aslında köpeğin eğitimi ile sadece bir kişinin ilgilenmesi diğer bireylerin ise size yardımcı olması daha iyi bir sonuç verecektir.

Yavruyu izleyerek davranışlarının ne anlama geldiğini, size ve komutlara nasıl cevap verdiğini anlamaya çalışın,köpeğiniz için doğru olan ödülü bulmaya çalışın.Bazı yavrular sizin sevginizi lezzetli bir yiyeceğe tercih ederler,bazıları ise yiyeceğe karşı iyi cevap verebilirler.En iyisi yiyeceği fazla kullanmadan ikisini birden uygulamaktır.Eğitim anında yavruyu kontrol altında tutmaya çalışır iken,eğitim sonrasında sözcüklerinize ve hareketlerinize dikkat edin.eğitimin ilk zamanlarında köpeğinizin kontrol edemediğiniz hareketleri için komut vermekten kaçınınız.Eğitim anı boyunca köpeğiniz yanlış bir hareket yaptı ve siz yavruyu o an için yatıştıramıyor iseniz yavruya hiçbir komut vermeyiniz,bunun yerine yavruya yaklaşarak hareketi durdurun ancak köpeğin peşinden koşmayın,onu yakalamak için girişimde bulunmayın.Köpeğinize asla vurmayın ve bağırmayın,davranışlarımızı kontrol ederken,ileriki zamanlarda eğitimi modifiye edeceğiz ve köpeği kontrol altına almak için zaman zaman sesimizi yükselteceğiz.

Eğitim anlarını kısa tutmalısınız.Köpekler özellikle yavrular eğitime gösterdikleri dikkatlerini uzun süre koruyamamakta ve kısa süre içinde sıkılmaktadırlar bu an içerisinde dikkatlerini başka bir olay için yoğunlaştırır ve komutlarınıza cevap vermek istemez.

Doğal ve özgür hayatında bile bir kelebeği beş dakika veya daha az bir zaman içerisinde takip eder,sonra bu oyundan sıkılarak dikkatini başka bir yöne örneğin bir kuşa yönelterek onu takip etmeye başlar.Eğitim için şu kural geçerlidir "Köpek çabuk ateşlenir ama hızla ilgisini kaybeder". Unutmayın eğitim köpek için herzaman heyacanlı ve eğlenceli olmalıdır.Bu yüzden eğitim süreleriniz ilk başlarda 5 dakika iken ileriki günlerde 10-15 dakika sınırını aşmamalıdır.10-15 dakikalık eğitim erişkin köpekler içinde sınırdır.Bu süreyi aşar ve köpeğinizi sıkıntıya sokar iseniz köpeği eğitimden soğutur ve komutların geriye yürümesine sebep oabilirsiniz ve gelecekteki eğitim dönemleri için de köpeğe yanlış ipuçları verebilirsiniz.En iyisi köpeği günde 10 dakika çalıştırmak ve haftada 60 dakikalık süreyi aşmamak.Eğitim döneminin başlangıcı içinde yavruyu gürültülü ve yavrunun ilgisini dağıtacak diğer ortamlardan minimum uzak tutarak eğitmelisiniz ki yavrunun ilgisi üzerinizde olsun.Yavru komutlara cavap vermeye başlayınca onu ilgisini dağıtacak yerlere götüreceğiz ve burada eğitime devam edeceğiz.

Bazı zamanlar dönemlerinden farklı olarak köpeğinizin kendini rahat hissetiği anda ek olarak eğitime zaman ayırabilirsiniz.Ayrıca gün içinde olan fırsatlar içinde de komutları tekrarlamalısınız.bu fırsatlar özellikle yavruyu besleyeceğiniz anlar olacaktır.Aç olan yavru köpeğiniz mama kabına koyulan mamanın sesini duyunca size doğu gelecektir,bu anda sizde "gel" komutunu kullanabilirsiniz,yavruya yemeğini sunmadan önce mama kabını biraz yüksekte tutar iseniz yavru oturacaktır bu an içinde de "otur" komutunu kullanabilirsiniz.Gün içinde köpeğin iç güdüsünü kullanarak yaptığı hareketleri de takip ederek,o an içinde seçtiğiniz sözcükleri kullanarak yavrunun yeni sözcükler öğrenmesine olanak tanıyabilirsiniz.Örneğin yavru tuvaletini yaparken,seçtiğiniz bir sözcüğü yavru ile göz temasını korurken tekrarlarsanız yavru köpeğiniz ileride, kullandığınız sözcüğü duyunca tuvaletini yapacaktır,tabii ihtiyacı olduğu zamanlarda.

Ödül ise oldukça önemlidir.Yalnız eğitim anında köpeğe fazla ödül vermekten kaçınmalısınız.Ödül eğitimde köpeği teşvik etmek ve hareketlerinin doğru olduğunu anlatmak için verilir.Yukarı da da değindiğim gibi köpeğimize çeşitli şekillerde ödül verebiliriz.Bazılarımız sadece yiyecek veririz,bazen "Aferin" ve "Güzel köpek" sözcüklerini kullanırız,bazı zamanlar ise ki en çok kullandığımız olanı köpeğimize dokunduğumuz ve onu sevdiğimiz anlardır.Bu yöntemlerin hepsi de iyi çalışır çünkü hepsi o an yavruya iyi yolda olduğunu anlatır ve sevimli yavrumuz hareket ile ödül arasında bağlantı kurarak birdaha ki sefere ödül almak için ne yapacağını anlamaya başlar.Burada önemli olan yavrunun yalnızca doğru hereketleri karşılığında ödül aldığını farketmesidir.Köpeğimize aşılamamız gereken "Sen şimdi doğru şeyler yapıyorsun ve bundan oldukça mutluyum bu yüzden seni seviyorum ve ödüllendiriyorum" olmalıdır.Köpeği severek ödüllendirmemiz onun için en büyük ödüldür,ama yavrunun sevgiyi ödül olarak alması için her zaman köpeğimizi sevmememiz gerekir..Köpeğiniz doğru bir hereket yaptı ve siz onu vakit geçirmeden ödüllendirmek istiyorsunuz hemen köpeğinizle övgü dolu ses tonu ve sözcükler ile konuşun ve onun kulak arkasını,sırtının kalçaya yakın kısmını,çene altını ve göğsünü kaşırmış gibi sevmeye başlayın.Bu noktalara dokunmamızın bir anlamı var elbette.Köpek bu noktalara ulaşamamakta ve sevdiği bir kişinin bu noktalara dokunmasından ve kaşımasından memnun olmaktadır.Yavru veya erişkin köpeğiniz bu tipte bir ödül için bazen yanınıza gelir ve sizden biraz kendisini kaşımanızı isteyebilir.

Her eğitim dönemi köpeğin eğitime hala istekli olduğu an ve en iyi yaptığı hareket ve ödül ile bitirilmeli ki yavru diğer bir seansa yine mutlu başlasın ve eğitimin eğlenceli olduğunu düşünsün.Eğer yavruya kızarak eğitimi sonlandırır isek yavru eğitime karşı cephe alabilir ve bu anlardan hoşlanmaz ayrıca sahibinin isteğini yapamadığı için üzülür.

Köpek, sahibinin neşeli olduğu ve kendisine sevgi, ilgi gösterdiği zamanlar mutlu olur.Eğitim anında ve sonundaki ruh halimiz onun için çok önemlidir.

Sosyal Bir Yavru.

Yavru köpeğiniz tamamiyle sosyal bir köpek olmalı ve davranış sorunları bulunmamalı.Bu yüzden İleride sorunsuz bir köpek sahibi olmak istiyorsanız sosyalleşme eğitimine oldukça önem vermelisiniz.Bu konu ile ilgili bilgileri sosyalleşme eğitiminin anlatıldığı sayfalarda bulabilirsiniz.

Sevk Tasması İle Yürüme

Yavru tamamiyle boyun tasmasına alıştıktan sonra.Sevk tasmasını kullanarak birlikte yürüyebilirsiniz.Yine yavrunun alışması için ona zaman vermelisiniz.Yavru geride kaldığı veya yürümek istemediği zamanlarda onu çekiştirmeyin.Elinizde köpeğinizin sevdiği yiyeceklerden ve oyuncaklardan bulundurarak köpeğinizi size gelmesi için teşvik edin,yavru yanınıza geldiği anda bolca ödüllendirin.Kısa bir zaman sonra sevk tasmasını çıkararak oyun oynayın ve daha sonra tekrar tasmasını takın.Dikkat edeceğiniz nokta hiçbirzaman yavrunun tasmayı oyun oynamak için ısırmasına izin vermemek.Sevk tasmasını köpeğinizin hayatı boyunca kul