18 Eylül 2008 Perşembe

SATILIK KÖPEKLERİMİZ " MALTESE TERRIER"







Temel Özellikleri
Zeki, oyuncu, efendisine bağlıdır. Yabancı sesler duyduğu zaman dikkat kesilir. Evde uyuması gerekir, iyi huyludur.

Neler Yapar?
İnsana eşlik eden klasik bir köpektir. Zarif ve sevimlidir. On sekiz yaşına kadar yaşayabilir. Nemden korunmalıdır. Tüylerinin güzelliğini korumak için bahar ve güz aylarında yağmurdan korunmalıdır.

Kökeni
Geçmişi çok eskilere uzanan bu köpek, Grek filozofu Theophrastus tarafından “Melita” cinsi olarak tanımlanmıştır. Melita, Malta’nın arkaik ismidir. İtalya’da minyatür spaniel ve poodle kanı eklenerek geliştirilmiştir.


4 YAVRUMUZ SATILIKTIR.6 AYLIK OLAN TERRIERLERİN 3 TANESİ ERKEK , 1 TANESİ DİŞİDİR.
TÜM AŞILARI VE VETERİNER KONTROLLERİ YAPILMIŞTIR.
ŞECERELİ ANNE VE BABADAN OLAN YAVRULARIN TUVALET EĞİTİMİ MEVCUTTUR.

FİYATI : 1250 USD DİR.

17 Eylül 2008 Çarşamba

KÖPEK



mart ayındaki yazılardan belki anımsarsınız.bir kamyonun çarptığı hasta köpeğimiz o.
aylarca kalkamadı yerinden.o yatarken çok köpek geldi,gitti burdan.hepsini kokladı,ama sadece onlar yanına geldiklerinde.
artık ayağa kalkıyor,3 ayağını kullanabiliyor ama olsun,3 ayakla bile yaşanabileceğini hemde öyle de mutlu yaşanabileceğini gösteriyor.

gölgemin ölüm imzasını atmamın hemen üzerine gelmişti çiftliğe.ben zaman zaman uyutsak daha iyi olacak diye çok düşündüm.bu yüzden şimdi bazen ne kadar erken karar veriyor insan diyorum kendi kendime.hepimizin bir ömrü var ve o ömre zaman biçmek asla bize kalmamış,işte en güzel örneği.
gölgemi yaşatıyor bende,adı aynı..
künyesi ve tasması da öyle.evde gölgeye dair ne varsa dokunamadığım herseyi hayatı kucaklayayan yeni kızıma getirdim.
gölgem gökyüzünden bakıyorsa ışıl ışıl gözleriyle,biliyorum ki hiç kıskanmıyordur.
paylaşmayı sevmezdi ama eminim beni anlıyor ve ona özlemimi hissediyordur....

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU


TARÇIN VE MAXIMUS


YEMEK TELAŞI:)

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU


MİLKA-OĞLUM VE ROCKY

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU


MAXIMUS-TARÇIN VE FISTIK

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU


MAXIMUS VE TARÇIN

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



FISTIK-TOPİK

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



MİLKA-ROCKY-TARÇIN-TOPİK-FISTIK-OĞLUM

KÖPEK " susamak"



Nurşen BİÇER
http://www.fotokritik.com/1297032#e6845442

Sevgili NURŞEN Hanım ,desteğiniz ve paylaşımınız için teşekkür ediyorum.

14 Eylül 2008 Pazar

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



MAXIMUS VE SEVGİLİ POLLY

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



MAXIMUS VE TARÇIN:)

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



MAXIMUS VE TARÇIN

Maximus dün aramıza katıldı.ortama adapte olmaya çalışıyor.
Zeynep hanımı özlediği bir gerçek ama alışıyor,arkadaşlıklar kuruyor.

Tarçın bir cimcime.hemen heryerde burnunuzun dibinde bitiyor.
Damlacığım tarçın hem çok zeki hem çok komik bir köpek...

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



Yakışıklı oğlumuz KIRK

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



KETTY

11 Eylül 2008 Perşembe

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU


KETTY KIRK LE:)

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU




CUBA YAŞAR ve OĞLUM

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU


KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



KÖPEK

KÖPEKLERDE STRES

Stres organizmanın beyin ve bedensel faliyetlerinin normal çalışması üzerine etkili olan her türlü iç yada dış etmeni ve bunların neden olduğu fizyolojik değişiklikleri ifade eder.Strese organizmanın verdiği t epki çoğunlukla duygusal olmaktadır. (belirsiz yada sosyal olarak yerini bulamama) Bu etki strese neden olan etkinin azalması yada ortadan kalkmasıyla azalır yada tamamen kaybolabilir. Ayrıca tekrarlanan deneyimler sonucunda da (eğitim gibi) bu etki azalabilir.

Sresin nedenleri

Hastalıklar
sıcak
soğuk
egzersiz
köpek döğüşleri
gebelik
emzirme
büyüme olarak bölümlendirilebilir.
Stresin azı zararlı olmadığı gibi uyum mekanizmalarını güçlendirdiği için yararlı dahi sayılabilir. buna EUSTRES adı verilir. Stresin daha fazlası ise zararlı olur ve bunada DİSTRES adı verilir. Distres vucutta başlıca protein ve C vitamini olmak üzere muhtemelen tüm besin maddelerinin emilimii azaltır. Bağışıklık sisyemini baskı altına alır ve hastalıkların ortaya çıkmasını yada yeni hastalıklara yakalanma riskini artırır. Stresin varlığı sres etmenlerinin varlığının zamanla uzaması sonucu azalabilir hatta tamamen yok dahi olabilir. /strese alışma)Bu düzelme sırasında tekrarlanan stres faktörleri stresin tekrar oluşmasına neden olabilir. (Eğitimde olduğu gibi). Bu durum belirli bir isteği n yapılmasını sağlamak için telore edilebilir stresle karşı karşıya bırakmak şeklinde açıklanabilir.
Bunun tersine azalmakta olan stresin tam iyileşmeden tekrarlanması kötüye giden bir stres tablosu oluşturur. bu biriken stres olarak da adlandırılır. Buraya kadar kısaca şunu diyebiliriz. Köpeğinize yada kedinize eğitim veriyorsunuz ve ona otur komutunu oğretmeye çalışıyorsunuz. Bu çalışama dostunuz için bir stres nedenidir. ve anlayamadığı bu yeni komut ve olaylar onun strese girmesine neden olur. bir süre sonra dostunuz size karşı ilgisini keser. Bu durumda yapılamsı gereken stresin ortadan kaklasını beklemek yani eğitimi bir süre ara vermektir. dostunuzun ilgisi tekrar düzeldiğinde onunla kaldığınız yerden devam edebilirsiniz ki eğitiminde bu sefer daha hızlı öğrendiğini göreceksiniz. Stres durumunda tekrar etmenin sadace dostunuza zararı vardır.

Stresin belirtileri



EUSTRES ORTA STRES,DİSTRES CİDDİ DİSTRES
Havlama Hırlama Sessizlik
Atiklik Dikkatin dağılması Tepkisizlik
İyi itiat İtiatsizlik Hissizlik
Canlılık Rahatsızlık vermek Depresif
Sevgiyi isteme Sevgiyi istememek Sevgiyi reddetme
İyi koşma Kötü koşmak Görevden kaçmak
Çabuk iyileşme Geç iyileşmek Koşmamak
İyi kondüsyon Hafif dehidrasyon Dehidrasyon
İyi su içme Az su içme Suyu reddetme
İyi yem tüketme Az yiyecek tüketme Yiyeceği reddetme

Distresin 3yada daha fazla belirtisini gösteren hayvanlarda performans seviyesi 5 üzerinden 1 dir di stresin 1-2 belirtisinin seviyesi 1-1,5 orta düzeyde distres belirtileri gösterenlerde 2-3 arasındadır eustres durumundaysa performans 3,5-5 arasındadır.

kaynak: Prof.dr.A.ERGUN ve Doc.Dr.Ö.H.MUĞLALI Köpek ve kedi besleme ve hastalıkları adlı

KÖPEK SAĞLIĞI

Köpekler neden kendi dışkılarını yerler? Çaresi nedir?
Dışkı yemenin (coprophagia) kesin sebebi bilinmiyor. Bu konuda pek çok teori var.
Kendi dışkısını yiyen pek çok köpekte beslenme yetersizliğine rastlanmamıştır.Ancak bazı sağlık sorunları, örneğin pankreas yetmezliği, iç parazitlere bağlı beslenme bozukluğu veya açlık, koprofajiyi şiddetlendirir.
Bazen, pansiyonlarda kalan köpekler can sıkıntısı veya stresten kendi dışkılarını yerler. Bir araştırmacıya göre, sahipleri tarafından yanlış yere tuvalet yaptğı için cezalandırılan köpekler, "kanıtı" ortadan kaldırmak için kendi dışkılarını yerler.
Bir başka teoriye göre koprofaji, büyümeyle geçen bir özelliktir. Köpeklerin akrabası olan kurt ve çakallar da kendi dışkılarını yerler. Otçul hayvanların dışkılarını yedikleri de görülmüştür. Bunun sebebinin, otçul hayvan dışkılarının bol miktarda B vitaminlerini içermesi olduğu sanılmaktadır.
Bazı durumlarda koprofaji, diğer hayvanlardan seyretmek suretiyle öğrenilen bir davranıştır. Bazen de yavru köpekler her şeyin tadına bakmak isterler.
Dişi köpekler normal olarak kendi yavrularının dışkılarını yerler. Bu, düşmanlardan korunmaya yönelik tamamen içgüdüsel bir davranıştır.
Son olarak, bazı köpekler kendilerine lezzetli geldiği için dışkılarını yerler.
Bu sorunun önüne geçmenin en iyi yolu hayvan dışkılarını ortadan kaldırmaktır.
Köpeğin yemeğine, dışkının tadını değiştiren bir madde (ülkemizde mevcut değil) ilave etmek bir çözüm olabilir. Ya da dışkının üzerine biber, karabiber vs. serpmek denenebilir. Bu yöntemler, eğer koprofaji alışkanlığı çok yeniyse işe yarayabilir. Ama bu bir alışkanlığa dönüştüyse, bu alışkanlığı kırmak çok zordur.
Yürüyüş esnasında köpekler tasmalı olmalıdır. Çok gerekirse bir ağızlık takılabilir. Ancak, köpeğinizi ağızlık takılı halde asla başıboş bırakmayın.
Köpeğinizin bol bol oyun oynamasını sağlamak ve ara sıra ona yeni oyuncaklar almak onun ilgisini dağıtır ve rahatlamasını sağlar.
Koprofajinin stresten kaynaklandığı durumlarda, stresin sebebini ortadan kaldırmak veya en azından azaltmak gerekir. Bunun yanı sıra köpeğinizin gıdasında yeterli B vitamini olduğuna ve aşırı karbonhidrat bulunmadığına emin olmalısınız.
Bazı köpekler, beslenme saatleri sıklaştırılarak düzelmiştir. Ancak günlük verilen yemek miktarı aynı kalmalıdır.
Bazı hayvan sahipleri Prozyme (ülkemizde mevcut değil) adlı bir ürünü yemeklere katarak koprofajinin önüne geçebilmiştir.
Köpeğinizi kendi dışkısını yiyor diye asla cezalandırmayın. Bu, koprofajiyi şiddetlendirebilir.
Unutulmaması gereken en önemli şey, koprofaji bir alışkanlık veya takıntı haline gelmeden, farkına varılır varılmaz, mümkün olan en kısa sürede önüne geçmeye çalışmalıdır. Böylece başarı şansı artar.
alıntıdır

KÖPEK

Yavru köpeklerde merak ve korku dönemi

36 – 49 günlük (5 – 7 haftalık) dönem yavrunun hayatındaki önemli evrelerden biridir. Genetik olarak sahip olduğu yeteneklerinin su yüzüne çıkacağı ve bu bilgilerinin pekişeceği dönemdir. Yavrunun bu dönemde edindiği tecrübeler ile yetişkin olduğunda insanlara karşı nasıl duygusal tepki vereceğinin doğrudan bağlantısı vardır. Yemek verilmesinin dışında insanlar ile teması olmayan bir yavrunun büyüdüğünde insanların ilgisini kabul etmesi kolay olmayacaktır.

Bu dönemde gelişme ve değişim çok hızlıdır. Başlangıçta köpek hala korku duygusuna sahiptir, herhangi bir şeye yaklaşırken hızlı davranır. Fakat 2 haftanın sonunda kokuları, görünüşleri, sesleri ayırt etmeyi öğrenir. Bu dönemlerden geçmemiş (izole tutulmuş) yavrular hiperaktif yetişkinler olmaya meyilli olurlar.

Bu dönemde cinsel oyunlar belirginlik kazanır. Erkek yavrular arasında bir diğerinin üstüne çıkmak sıkça görülür, bu davranışa dişiler arasında da rastlanır. Bu davranışlar normaldir yetişkinliklerinde normal cinsel tepkinin ne olduğunu öğretmede önemlidir. Bu davranışlar ergenlikte üstünlüğü vurgulamak için de devam eder.

Birçok yetiştirici için 7. hafta yavrunun yeni evine gitmesi için ideal dönemdir. Bu dönemde yeni sahibi kolaylıkla lider olabilir, toplumdaki diğer insan ve köpekler ile iletişiminin dengeli olması sağlanabilir.


50 – 63 günlük (7 – 9 haftalık) Bu dönem sosyalleşmenin 3. evresidir. Yavru bu dönemde çevresine karşı engel tanımaz bir meraklılıktan, daha tedbirli davranmaya bir geçiş yaşar. Köpeğin yaşamındaki önemli bir dönüm noktasıdır.

Beyni fiziksel olarak erginleşmiş olan yavru küçük adımlarla sahibinin isteklerine tepki vermeyi öğrenir. Ancak bu ona bir yetişkinmiş gibi davranılması anlamını taşımaz, o duygusal olarak hala ergin değildir.

Bu döneme “korku dönemi“ adı verildiği de olur. Yavru özellikle 8. hafta içinde ani yüksek bir ses, kaba bir davranış gibi onu korkutacak bir durumla karşılaşırsa etkileri hayat boyu kalıcı olacaktır. Fakat tamamen korumacı olmak da iyi bir davranış olmayacaktır. 5 – 7 haftalık olduğu dönemde tanıdık olmasa da her şeye rahatlıkla yaklaşan, suya ya da çalıların arasına çekinmeden giren yavru bu dönemde tanıdık olmayan her şeye karşı çok tedbirli davranır. Bu döneminde normal deneyimler edinebilmesi için yavruyu rahat bırakmak da gereklidir. Birçok davranış bilimci ve iyi yetiştirici bu dönemde yavruların uçak, tren gibi çok sesli araçlarla yer değişikliği yapmamasını ve evde küçük çocuk varsa yavrunun bu dönemden sonra eve götürülmesini savunmaktadırlar.
alıntıdır

KÖPEK EĞİTİMİ

KÖPEKLERE NASIL YAKLAŞILMASI GEREKTİĞİNİ ÇOCUĞUNUZA ÖĞRETMELİSİNİZ.
Çocuğunuza, bir köpekten korktuğunda yada bir köpek ona karşı tehditkar hareketlerde bulunduğunda kaçmaması gerektiğini öğretin. KAÇAN BİRÇOCUK KÖPEKTE AVLANMA DUYGUSU UYANDIRIR. Korkan çocuğun ısırılmamak için genelde hızla yukarıya kaldırdığı kollarıda köpekte avlanma hissine yol açabilir. Özelliklede bu bir bekçi köpeği ise.
Bunun yerine çocuğunuza böyle bir durumda kollarını göğsüne çapraz birleştirmesini, hareketsiz, sessiz ve sakin kalmasını öğütleyin. Hareket görmeyen köpek, kısa sürede ilgisini kaybederek uzaklaşır.
Köpek uzaklaşmıyorsa, çocuğunuza yavaş ve dikkatlice geri adım atmasını, köpeğin gözlerine bakmadan onu izleyerek uzaklaşmasını öğretin. Bunu; bir köpek olmadan da onunla sıkça deneyebilirsiniz. Çocuğunuza en kötü durumlarda yapacakları da öğretmelisiniz. Bir köpek saldırısı sırasında, cenin pozisyonu alarak, yere yatmasını, ellerlede kafa ve boyun bölgesini korumasını göstermelisiniz.
Köpeklerin çoğu bu yatışı bir teslimiyet olarak algılar. Ve bir kaç saniye yanında durduktan sonra uzaklaşır.
Köpeğe bir ödül verirken, genelde çocuklar son anda korkup, hızla ellerini geri çekerek, koşmaya başlarlar. Ödülü yakalamaya çalışan köpek, o zaman çocuğu devirebilir veya yanlışlıkla ısırabilir. Çocuğunuza ödülü verirken, ödülü parmakların arasında tutmaktansa, açık elinin avucunda olacak şekilde ikram etmesini öğretmelisiniz.
Çocuğunuza; uyuyan, mamasını yiyen ve yavruları ile ilgilenen bir köpeği asla rahatsız etmemesi gerektiğini öğretmelisiniz. Çocuğunuza bunu "aynısı sana yapılsa sende korkup kızardın" diye izah edebilirsiniz.
Çocuğunuza, arabanın penceresi, çit veya başka engellerin arkasında duran bir köpeği asla KIZDIRMAMASINI öğütleyin.
Zincire bağlanmış bir köpeğe asla yaklaşmayın. Zincire vurulan köpeklerin çoğu zamanla agresifleşir.
EĞİTİM HERŞEYİN BAŞI!
kaynak;Zoolistan

KÖPEK EĞİTİMİ

KÖPEKLER İÇİN ÖZGÜRLÜĞÜN BAŞLADIĞI ve BİTTİĞİ YER
Köpekler için özgürlük, yaşadığımız şehrin; park ve sokaklarında serbestçe koşup, sağı solu rahatsız eden, oraya buraya tuvaletini yapan, insanların üzerine atlayıp, salyasını üstüne bırakmak demek değildir.
Bu düşünce, köpek bakımı, eğitim ve yetiştirme kültürünün çok köklü ve yerleşik olduğu ileri ülkelerde, yasalar ve bireylerin bilinçli olmaları sebebi ile, doğru uygulanmaktadır. Tasmasız dolaşan köpek, kontrol dışı köpek demek olup, debriyajı, freni olmayan bir araca benzer.
-EĞİTİM ve KONTROL KÖPEĞE DAHA BÜYÜK ÖZGÜRLÜK SAĞLAR" fikri çok doğrudur.
Köpekleri ile tasmasız ve kontrolsüz dolaşabileceklerini düşünen insanların çokluğu,ne yazıkki Ülkemizde, zaten köpek korkusunun çokça, hayvan sevgisinin azca olduğu gerçektir. Bu durumda daha da köpeklere ve köpek sahiplerine karşı antipati ile bakılmalarına neden olmaktadır.
Sahiplerin, olabileceklerden habersiz, cahilce köpeklerini serbest bıraktıklarında,başlarına neler gelebileceklerini yeterince kavrayamadıkları anlaşılmaktadır. Trafik kazalarından tutun, hayvanının zarar görmesi, köpeklerden korkan insanlara ve hatta çocuklara istemeden zarar verebileceklerini düşünmeleri gerekmektedir.
En yumuşak karakterli köpek bile, iyi niyetle yaklaştığı çocuğu ürkütüp, korkmasına ve kaçarken trafiğin içine dalarak bir faciaya yol açabileceği, veya kendisinin bir kuşun, kedinin vs peşinden koşup, büyük bir tehlike yaşanacağı düşünülmelidir. İnsan nasılki 2 - 3 yaşındaki çocuğunu yanından vede kontrolünden ayıramaz ise, hayvanını da kontrolde tutması gerekir.
Köpeğiniz yanınızda güvenle tasma ile yürüyorsa, haksız suçlamalara neden olmadan, diğer insanlardan tepki almamanızı sağlar.
TEMEL İTAAT EĞİTİMİ almış köpeğiniz, kontrol altında serbestçe ve başkalarını rahatsız etmeden dolaşmanıza imkan verecektir.
Köpeğiniz genç yaşta, diğer köpeklerle sosyalleştirildiyse bu ilerki yaşlarda, diğer insanlar ve diğer canlılarla daha uyumlu, rahatça hareket edebileceğiniz bir durum yaratır. Bazı köpek sahiplerinin özellikle köpeklerini diğer insanlara ve canlılara zarar verecek şekilde yetiştirmeleri ve eğitmeleri; hem kendileri, hemde başkaları açısından büyük risk taşır. Bunlar maalesef bizim ülkemizdeki yasaların yetersizliğinden, vede insanımızın yasatanımazlığı, sorumsuzluğundan kaynaklanmaktadır.
Köpeğinizin, toplumun saygıdeğer bir üyesi olmasını sağlamak, tamamen sizin elinizdedir.
KÖPEĞİNİZLE TASMASIZ DOLAŞMAK İSTİYORSANIZ, başınıza gelebilecek tehlikelerden, haberiniz yok demektir.

KÖPEK SAĞLIĞI

KÖPEKLERDE İLK YARDIM
SOLAR DERMATİTİS

• Güneş hasarı
• Güneş yanığı

Solar Dermatitis terimi güneşin kedi ve köpek derisine olan zararlı etkisini vurgulamaktadır. Uv ışınları hayvanların derisinde toplanır ve etkileri uzun süre güneşte kaldıktan sonra ortaya çıkar. Hayvanlardaki güneş yanığı, deride insanlardaki gibi kızarıklıklara sebep olmasına rağmen çoğunlukla daha kronik etkilere sebep olur.
Güneşin etkisiyle deride tüy kaybı, renk koyulaşması ve kızarıklık, düzensiz lekeler ortaya çıkar. Bu bölgelerde bakteriyel enfeksiyon oluşabilir. Bu tür hasarlar genellikle beyaz kedilerde ve Dalmaçyalı, Boxer, Bulldog gibi açık renkli, kısa tüylü köpeklerde görülür. Kedilerde bu tip hasarlar genellikle kulak ve yüzde oluşur, köpeklerde ise genellikle karında, bacakların iç kısmında ve en çok da burnun üst kısmında görülür. Dışarda güneş altında veya açık pencerenin önünde vakit geçiren bütün hayvanlarda bu risk vardır.


SOLAR DERMATİTİS NASIL TEDAVİ EDİLİR?

En iyi tedavi güneşin zararlı etkilerinden uzak tutmaktır. Bunun için hayvan dışarıdayken korucu sürülmelidir. Bunun için SPF 15 ve üstü kremler güneşe çıkmadan 15 dakika önce hassas bölgelere uygulanmalıdır. Köpeklere tişört de giydirilebilir. Saat 10 ila 16 arası dışarı çıkmaları engellenebilir.
Bunun yanında hayvan kritik saatlerde dışarı çıkması gerekiyorsa başını ve sırtını ıslatabilirsiniz, kulaklarına su kaçırmamaya dikkat edin tabii.
Bazı hayvanlarda hasarları tedavi etmek için antibiyotik kullanılmalıdır.



SOLAR DERMATİTİS’İN KOMPLİKASYONLARI

Bu tür deri hasarları alınması gereken deri tümörlerine dönüşebilir. Güneşten uzak durma bunu engellemenin en iyi yoludur.




PİRE ENFESTASYONU

Şimdi size uzun uzun pireler hangi alt sınıfa, hangi familyaya yok hangi cinse bağlılar anlatmayacağım, bana sorarsanız ben de bilmiyorum, öğrenmeye de niyetim yok 

Anatomisi:
1-5 mm boyunda, kanatsız, kahverengi (bence siyah)
Bedeni yanlardan basık; bu özelliği tüyler arasında çok hızlı hareket etmesini sağlar. Bunun yanında şahane zıplama yeteneğine sahiptirler, zaten hayvandan hayvana da böyle geçerler.
Ağız: sokucu, emici

Yaşam formu:
Yumurta, Larva, Pupa, Ergen
Ergenler kanla beslenirler
Larvalar: ergenlerin dışkıları ve deri döküntüleri ile beslenirler.
Yumurta: beslemiyor tabii

Ergenler kanla beslendiğinden hayvanın üzerinde, larva ve pupalar ise çevrede bulunurlar, yani evinizde, halınızda vs de yaşarlar, ergen forma gelenler hayvanın üzerine sıçrayarak kanla beslenmeye başlarlar.
Erginler de yaşamlarının büyük kısmını hayvanın dışında geçirirler aslında, kan emecekelri zaman hayvanın üzerine gelirler, yaklaşık 5 saat kadar tüylerin arasında defalarca kan emerler sonra bol miktarda dışkı yaparlar. Hani tüylerin arasında gördüğünüz o siyah döküntüler var ya onlar kir değil pire kakası!  bu kakalar sonra larvalar için yemek olacaktır!
Her dişi pire günde 40-50 adet yumurta bırakır. Yumurtalar için ideal sıcaklık 25- 30 derece yani evlerimizin ısısı!
Bu şu demek: Hayvanınıza pire bulaştıysa bir sefer ilaçlama yeterli olmayacaktır, ilaçlamayı belli bir kür halinde yapmazsanız, etrafa döktüğü larvalar belirli bir süre sonra tekrar hayvanın üzerine geleceğinden tekrar pirelenecektir. Sonra siz de “ama hiç sokağa çıkmadı kedim nasıl pirelendi” diye bana söylenip duracaksınız 

Konakları:
Pirelerin çeşitlerine göre tavşan, rat, insan, tilki gibi konakları olsa da ben tabii ki kedi, köpeği kendine konak olarak seçenleri yazacağım size.

Pirelerin zararları
Hayvanın üzerinde gezerken irkilti yaratırlar. Kendini dişleyerek, yalayarak, kaşıyarak pireyi uzaklaştırmaya çalışırlar.
Pireler her seferinde kendi ağırlıklarından çok daha fazla kan emebildiklerinden eğer hayvanın üzerindeki pire enfestasyonu yoğunsa hayvanda anemi, zafiyet, gelişme bozuklukları görülebilir.
Pirelerin tükürük salgıları hayvanın derisinde allerjik reaksiyonlar oluşturabilir. (pire allerjik dermatitis)
Köpeklerin en yaygın tenyası dipylidium caninum (anlatacağım sonra) taşıyıcısıdır.
Rickettsia enfeksiyonları bulaştırır (tifus gibi)




Kedi köpek pireleri insan vücudunda barınmasalarda allerjik insanlarda deride kızarıklık, kaşıntı gibi lezyonlar yaratabilmektedirler.
Bunun yanında insanlar için de önemli olan bir takım hastalıkların taşınmasında rol oynayabiliyorlar.

Özden’cim Seda’nin kulaklari çınlasın. Hatırlarsan Balkız’ın pirelendiğini nerdeyse Seda’dan anladık  har tarafı kızarmıştı, yanılmıyorsam evi ilaçlamak zorunda kalmıştınız. 

Nasıl koruruz?
Çok fazla yöntem var
1. pire tozu: sadece üstündekini uzaklaştırırsınız, koruma yapmaz. Bunun yanında yanlışlıkla bu tozlama işini evde yaptıysanız yandınız. Çünkü tozlar pireleri öldürmez, kaçırır, yani evin her tarafına kaçacak pireler!
2. ilaçlı banyolar: üstündekini yok edersiniz ancak koruma yapmaz, ertesi gün yine pirlenir.
3. Antiparaziter enjeksiyonlar: kesinlikle önermem, bu tür ilaçlar çok gerek olmadığı sürece yapılmamalı, hayvanın ırkına, türüne ve bireysel yapısına göre toksik etkiler gösterebilmektedir.
4. pire tasmaları: arık tarih oldular bence . Pek çok marka vardır ancak bu markaların neredeyse %99 u hiçbir işe yaramıyor, güzel renklerine aldanmayalım lütfen.
(pire tasmasının yanında kol kola girmiş dans eden pireler de gördüm)
Bunun yanında pire tasmaları petin boynunda lokal alerjik reaksiyonlar oluşturabilmektedir.
5. Spot on damlalar: şuanda kullandığımız en makul yöntem. Hayvanın derisinin altındaki bağ dokuya yerleşir. Pirenin sinir iletim sistemini bozmaktadır. Dolayısıyla pire ısırdığında ilaçtan bir miktar alarak felç olur ve düşer. Bu durumda pirenin tekrar hayvanın üzerine dönme şansı yoktur.
Peki hayvanınızın sinir sistemini de etkiler mi bu ilaçlar? Hayır.. memelilerin sinir sistemi farklı yapıdadır.
Ancak belli bir yaşın altındaki yavrularda kullanılamzlar, sormadan bebeklerde kullanmayın sakın.

Kaynak:vet.hekim Lale ENGECİ

KÖPEK EĞİTİMİ

Köpek eğitiminin önemini ve değerini anlamak için gözümüzde eğitilmemiş ve iyi eğitilmiş iki köpeği mukayese etmek yeterlidir.
hiçbir komuttan anlamayan, paylaştığımız ortamı darmadağın eden, herşeyi kemiren, sofrada iken rahatsızlık veren, tuvalet alışkanlığını edinemeyen bir köpek, ne kadar sevimli ve değerli olursa olsun, dayanılır bir varlık olmaktan çıkar, hayat bize eziyet olmaya başlar. Buna karşın, kendisine verilen komutları uygulayan, yalnızca yemek tasına konulanı yiyen, eve ve eşyalara zarar vermeyen, gezerken sizi sürüklemeden yanınızda yürüyen köpek, övünç kaynağıdır ve de onunla yaşamak bir keyiftir.
Herkes köpeğinin eğitilmiş, güvenilir, yararlı bir varlık olmasını ister. Bunun kendiliğinden gerçekleşmemesi ise son derece doğaldır. Göstereceğiniz çaba, sabır, ilgi, ayıracağınız zaman karşılıksız kalmayacaktır.
Çoğunlukla insanlar için kullanılan "eğitimin erken yapılması" deyimi köpekler için de geçerlidir. Erken yaşlardan itibaren eğitime başlamakta yarar olacağından,--- hiçbir zaman geç değildir.sözü köpek eğitimi için geçerli değildir.
Yavru ve gençlik dönemini olumsuz alışkanlıklar kazanarak geçiren köpekler, ergin yaşta eğitilmesi güç varlık haline dönüşür.bunlara bazı beceriler kazandırılabilir, ancak; genç bir köpeğe harcanan zamandan daha fazlasını ayırmak, daha fazla sabır ve çaba göstermek gerekmektedir.

EĞİTİCİNİN NİTELİĞİ VE TUTUMU
Köpek eğitimi, bu konuya ilgi gösteren, köpeği seven, sabırlı anlayışlı ve gerekli eğitimden geçmiş, bilgi ve tecrübeye sahip, köpeği okuyabilen kişilerin işidir.Bu niteliklere sahip olmayan kişiler,köpek eğitemezler. Çünkü;
-Köpek eğitimi, ilgi gerektirir.
-Köpek eğitimi,hayvan sevgisi gerektirir.
-Köpek eğitimi, sabırlı ve tutarlı davranış gerektirir.
-Köpek eğitimi, sağlıklı bünye gerektirir.
-Köpek eğitimi ,köpek ve köpek eğitimi konularında bilgi, tecrübe ve sağlıklı bilgi sahibi olmayı gerektirir.
KÖPEK EĞİTİMİNİN TEMEL KURALLARI
-Köpeğe komut verirken bununla ondan ne istendiğini anlıyabileceği biçimde açıklanmalıdır. Verilen komutun ne anlama geldiğini işaretle göstererek, yaptırarak anlatmalıyız.
-Komutlar; kısa açık ve kesin olmalıdır. Daima aynı biçim ve tonda verilmelidir. Aksi takdirde köpeğin komutları anlayıp yerine getirmesi güçleşir. Köpek çelişki yaşar. Komutları karıştırabilir.
-Komutlar verilirken sesli emirler, yaptırıma uyan bir hareketle desteklenmelidir. Bundan amaç, köpeğin kulağına olduğu kadar, gözünede hitap ederek, komutu daha belirgin ve anlaşılır hale getirmektir.

- Öğrenmek tekrar sayısına bağlıdır. Bir yaptırım tekrarlarla mükemmel hale gelir.
- Eğitim süreleri, köpeğin çalışma performansına bağlı olarak 20 dakikayı geçmemelidir. Çünkü çabuk sıkılırlar. Aralıklı, azar azar uygulanma eğitimdeki verimi artırır.
- Ödül, köpek eğitiminde teşvik primidir. Başarılı bir hareketten sonra köpeğin hoşlandığı oyunları onunla oynamak, serbest bırakmak birer ödül yerine geçer. "Aferin, bravo" gibi övgü dolu sözlerle ödüllendirilmelidir. Kimi köpek sahipleri, ödül olarak köpeğin hoşlandığı bir yiyeceği verir. Ancak köpek buna alışırsa, ki biz buna "rüşvet" diyoruz, her hareketin sonunda böyle bir ödül bekler. Bu da köpek eğitiminde disiplinsizliğe neden olur.
- Her eğitim sonrası, köpeğin bir sonraki eğitimi beklemesini sağlayacak biçimde sonlandırılmalıdır.
- Ceza en son başvurulması gereken ve ölçülü kullanılması gereken bir araçtır. Yanlış davranışlarda köpeğin sözlü olarak uyarılması, "Hayır" sözcüğü kullanılırak o davranıştan memnun olunmadığının belirtilmesi gerekir. Sinirlenip bağırılması gereksizdir.
İstenilmeyen davranışların tekrarı halinde, eğitim tasmasının, biraz sertçe çekilmesi, gerçekten büyük önem taşıyan, yanlış ve hatalı davranışlarda uygulacak cezadır.
Nedeni herne olursa olsun, köpeğe şiddet uygulanmamalı, unutulmamalıdır ki; dövülen, hor görülen köpek; özgüvenini yitirceğinden, cesaretini kaybeder. Ve tüm uygulamalarda kat ettiğimiz yol, boşa gider. Buda eğitim olmaktan çıkar, köpeğimizi her yönden kaybetmemize sebep olur. İşte bu sebepledir ki; bunları yapanlar eğitici olamazlar.

KÖPEKLERİN GEZDİRİLMESİ VE EGZERSİZLERİ

Öncelikle günün az bir dilimini, köpeğinize ayırmanız gerektiğini unutmayın.
Bütün köpekler, herne türden olursa olsunlar, niteliği değişmekle beraber, hareket etme ve ekzersiz yapma gereği duyarlar.
Sürekli olarak evde yaşayan süs köpeği diye adlandırdığımız küçük ırklar bile, bu gereksinimi yeterince sağlayamazsak, normal halini, hareketliliğini, neşesini ve bazende sağlığını yitirir. Bu köpeklerin zaman zaman dışarda, parklarda gezdirilmeleri gerekir. Onların sağı solu dolaşmaları, öteyi beriyi koklamaları, içgüdülerini canlı tutmaya, türlerine özgü; duyma ve işitme duyularını, doğal ortam içinde özgüvenlerini kazanmaya yarar.
İri ırk köpekler; bilhassa, özel amaçlarla eğitilip çalıştırılan, görev köpeklerinin bu gereksinimi çok daha fazladır.
Bunlar açık havada koşma, serbes kalma, eğitildikleri alanda ekzersiz yapma gereksinimi duyarlar.
Yarış köpekleri, av köpekleri, koruma ve bekçi köpekleri, çoban köpekleri; uzun süre
etkinlikten ve ekzersizden uzak bırakılmamalıdır. İçgüdüsel tepkilerini doyurmak, sağlıklı ve zinde kalmaları için serbest bırakılmalı ve uzun gezintilerle, ekzersiz yaptırılmalıdır

KÖPEĞİNİZİ EĞİTİRKEN

31-05-2008, 20:49
Köpeğinizin erken ve tutarlı bir eğitime gereksinimi vardır. Farklı ırklar farklı düzeyde olgunlaşma ve eğitilebilme düzeyine sahip olduklarından üreticinizin doğru yavruyu seçme konusundaki tavsiyelerine uymanızda fayda vardır.

Köpeğinizin bilmesi ve uygulaması gereken beş temel komut vardır. Bu komutlar köpeğinizin üzerinde hakimiyetinizi sağlamada size anahtar olacaktır. Bu komutlar: "Otur", "Bekle", "Yürü", "Yat" ve "Gel"dir. Bunlara bir altıncı komut daha eklenebilir.O da ağzındaki bir şeyi size teslim edeceği "Bırak" komutudur. Bu komutlar farklı düzeyde eğitim gerektirse de günlük yaşamınızı oldukça kolaylaştıracak unsurlardır.

Eğitimin Temel Taşları

Her gün düzenli bir eğitim rutini oluşturun: Eğitim seanslarının uzun olması gerekmez. 10-15 dakika yeterlidir.

Seansları eğitime yönelik tutun: Yavrunun tüm dikkatini size veremediği ortamlardan uzak durun. Bu eğitim seansları eğlenceli olması gerekmesine rağmen amaç oyun oynamak değildir.

"Lider" rolünü üstlenin: Otoriter bir ses tonu yavruya eğitimin oyundan farklı olduğunu ve kontrolün sizde olduğunu anlatacaktır. Disiplinli ve tutarlı olun; fakat asla sinirliyken ya da aklınız bir şeye takılmışken eğitime başlamayın.

Net ve uygulanabilir eğitim amaçları belirleyin: Her dersten önce kesin; fakat mantıklı amaçlar belirleyin. Çok erken çok fazla şey ummayın. Küçük başarıların üzerinde yavaş yavaş ilerleyin. (Ailenizle eğitim aşamasını sürekli konuşup kimsenin aksi istikamette bir şey yapmasına izin vermeyin).

Her derste tek bir şey üzerinde çalışın: Köpekler özellikle de belli ırklar (terrierler, tazılar ve spitz ırkları) sürekli tekrardan çabuk sıkılır. Her dersin bir başlangıcı ve sonu olmalıdır. Her dersi pozitif skorla bitirin.

Her seansta amaç edindiğiniz komuta bağlı kalın: Yavrunuzu eğitirken önceki derslere de geri dönebilirsiniz; fakat bugünkü amacınız yürümek ise yürümek üzerinde yoğunlaşın. Yanlış yürüdüğü her seferinde yavrunun hatasını düzeltin doğru yaptığında ödüllendirin.Köpeğinizin sıkıldığını anladığınızda dersi doğru yaptığı son turda hemen bitirin.

Anında ödüllendirin: Bazı eğitmenler az miktarda ödül yiyeceği kullansa da hepsi eğitimde övgünün değeri konusunda hem fikirdir. Yavru söyleneni doğru şekilde yaptığında onu, heyecanlandırıp disiplini bozmadan,içten bir şekilde ödüllendirin. Yavrunun bir kez itaat etmesi oyuna başlayacağınız anl..... gelmemelidir.

Eğitimi oyundan ayırın: Yavrunun aklını öğrenmesi gerekenler üzerinde tutmalı ve oyun ve eğitim arasına mesafe koymalısınız. İtaat ettğinde onu ödüllendirin ve bol sevgi ve ödülü oyun sonrasına saklayın.

"Tutarlılık" iyi bir eğitimin anahtarıdır: Köpeğinizin eğitiminde amatör olabilirsiniz; fakat her seferinde egitimi aynı şekilde yaparsanız tutarsız davranan tecrübeli bir eğitmenden daha doğru sonuçlar alırsınız. Genç köpek ses tonunuzdan eğitimde olduğunun farkında olmalıdır. Sık sık farklı ses tonları ve komutlar kullanırsanız köpek neden bahsettiğinizi anlamayacaktır.

"Sabır" eğitimde en büyük erdemdir: Tutarlılık kadar önemli diğer bir özellik de sabırdır. Ne kadar iyi bir köpeğe sahip olsanız da sonuçta o hala daha bir yavrudur. Sizin onayınızı ve sevginizi kazanmak için öğrenmeye gereksinimi vardır; fakat çok hızlı giderseniz iyi bir hayvanın karakterini bile mahvedebilirsiniz.

Yavru kafesinden çıktıktan hemen sonra eğitime başlamayın: Birikmiş enerjisi konsantrasyonunu negatif etkileyebileceğinden ona biraz zaman vermenizde fayda vardır.

Eğitime Başlamadan Önce

Disiplin: Her zaman aynı komutu önce yavrunun ismini söyleyerek net bir şekilde söyleyin. Bebek gibi ya da kısaltmalarla konuşmayın. Oyun saati sonradır. Şu an eğitimdesiniz.

Tutarlılık: Köpek sahipliğinin diğer alanları gibi tutarlılık çok önemlidir. Erişkin olduğunda köpeğinizin yapmasını istemediğiniz her şeyi yavruyken belirleyip en baştan kontrol etmelisiniz. Yavruyken üzerinize atlayan, elbisenizi çekiştiren ya da yataklara çıkan bir köpek 35 kg'yi geçtiğinde aynı davranışları devam ettirmekte hiç bir sakınca görmeyecektir.

Net olun: Aynı anda birden fazla komut kullanmayın: "Paşa buraya gel ve otur."sadece köpeğin aklını karıştıracaktır.

Anne modelini kullanın: Unutmayın ki yavrunun ilk eğitimi bir uzman olan annesi tarafından başlatılmıştır. Onun örneğini izleyin:

Hataları anında düzeltin
Tutarlı olun
Asla sinirlenmeyin
İçten şekilde ödüllendirin
Daima sabırlı olun

KÖPEK DAVRANIŞLARI VE EĞİTİM

Köpeğinizin siz ısırması önlenebilir mi?Bu sorunun cevabı ne yazık ki “evet, kesinlikle önlenebilir” cümlesi değildir. Çünkü köpeklerin –hiçbir zaman ısırmayacaklarını- garanti etmek imkansızdır. Ama köpeğin ısırmasına neden olabilecek ortam ve koşulları önleyerek, bazı önemli hususlara dikkat ederek, en azından bu olası riski minimuma indirmek de yine sizin elinizdedir.

İsterseniz işinizi biraz kolaylaştırmak için, bu önemli detayları maddeler halinde toparlayalım ve birkaç cümle ile açıklayalım:

. Köpeğinizi kısırlaştırabilirsiniz. Köpeğinizin kısırlaştırılması, onun diğer köpeklerle kavga etme ihtimalini ve sanki böyle bir kavgayı yaratmak istermişçesine ortalıklarda dolanma isteğini azaltacaktır; aynı zamanda onun sizin sınırladığınız güvenli bölge içinde kalmasını da kolaylaştıracaktır. Kısırlaştırılmamış köpeklerin ısırma ihtimalinin kısırlaştırılmış köpeklere göre yaklaşık üç kat daha fazla olduğunu söyleyebiliriz.

. Köpeğinizi sosyalleştirin. Köpeğinizin aslında son derece sıradan olan sosyal koşullarda bile, önceden tahmin edemeyeceğiniz tepkiler vermesini, sinirlenmesini ya da korkmasını istemiyorsanız, onu önceden bu gibi durumlara alıştırın, farklı pek çok insanı ya da koşulu tanıma deneyimi edinmesi sağlayın. Bir köpek ne kadar değişik insan ve duruma aşina olursa, yeni kişi ve koşullar karşısında ani ve sert tepkiler gösterme, sizi zor duruma sokma ihtimali de o kadar azalır.

. Köpeğinizi eğitin. Köpeğinizin eğitimi sırasında ona eşlik etmeniz, hem onu sosyalleştirmenin en güzel yollarından biridir, hem de sizin en uygun eğitim tekniklerini öğrenmenizi sağlar. Yalnız lütfen “eğitim” konusundan bahsederken, bunun –tüm aileyi- ilgilendiren, yalnızca bir kişinin dikkat etmesi ve uygulaması ile tam başarıya ulaşması mümkün olmayan bir süreç olduğunu unutmayın. Evde köpeğinizle birlikte yaşayan tüm ev halkının köpeğin eğitiminde aktif rol alması ve eğitim tekniklerini öğrenip uygulaması, sizi çok memnun edecek sonuçlar yaratacaktır. Köpeğinizi eğitilmesi için uzun süreli olarak başka bir mekana gönderip orada bırakmak iyi bir seçim değildir, çünkü kendi köpeğinize nasıl davranması gerektiğini uzman bir eğitimci eşliğinde yine sizin ve kendi evinizde öğretmeniz en sağlıklı ve en başarılı yöntemdir.

. Köpeğinize uygun davranışlar öğretin. Köpeğinizle onu agresifleştirecek oyunlar oynamayın, çünkü eğer nerede durmanız ya da nasıl davranmanız gerektiğine dikkat etmezseniz, sizin oyun sandığınız şey, köpeğiniz tarafından “isteğiniz” ya da ”beklentiniz” gibi algılanabilir. Örneğin onunla boğuşmanız, oyun sırasında bir insanın üstüne atlamasını, saldırmasını teşvik etmeniz ve bunu yaptığında onay göstermeniz, köpeğinize saldırmayı, kavga edip yenmeyi sizin takdir ettiğiniz davranışlar olarak öğretir. Lütfen unutmayın: Köpeğiniz için uygun davranış sınırlarını belirleyip ona öğretecek ve bu davranışların bozulmadan devamını sağlayacak olan kişi sizsiniz. Böyle bir sınır belirlemek için mutlaka tatsız bir olayla karşılaşmayı beklemeyin. Eğer köpeğinizin nasıl davranmasını istediğinizi belirler ve ona karşı tavırlarınızı da bu istek doğrultusunda netleştirirseniz, işiniz çok daha kolay olacaktır. Zira istenen bir davranışın, köpeğiniz henüz sizi rahatsız edecek huylar edinmeden ona öğretilmesi, yanlış bir algılamayı ve bunun getireceği agresif davranışı düzeltmenizden çok daha kolay ve çabuk olacaktır. Eğer köpeğinizde çevrenize, özellikle de çocuklara karşı tehlike yaratabilecek bir hareket fark ederseniz, bunu hissettiğiniz ilk anda veterinerinizden, bir hayvan davranışları uzmanından ya da deneyimli bir köpek eğitimcisinden yardım isteyin, sorunu kendi başınıza çözmeye kalkmayın. Diğer hayvanlara karşı agresif davranışlar göstermenin ardından büyük olasılıkla yine insanlara karşı saldırgan eğilimler içinde olmak geleceğinden, bu da yine profesyonel destek almanız için yeterli bir sebeptir.

. Köpek sahibi olarak sorumluluklarınızı yerine getirin. Köpeğinizin sağlık kontrollerini, aşılarını ihmal etmeyin, geciktirmeyin. Herkesin güvenliği için köpeğinizin başıboş dolaşmasına izin vermeyin. Köpeğinizi ailenizin bir üyesi gibi kabul edin ve ona öyle davranın. Zamanlarının çoğunu arka bahçede tek başına ya da bir zincire bağlı olarak geçiren köpekler genellikle bir süre sonra “tehlikeli” köpeklere dönüşürler. Oysa bilinçli bir şekilde sosyalleştirilen ve sahiplerinin gözetimi altında olan, gerekli ilgiyi gören köpekler nadiren ısırırlar.

. Yanlış yapsanız bile, en azından “güvenli” bir yanlış olsun. Eğer köpeğinizin yeni bir durum karşısında nasıl tepki vereceğinden emin değilseniz, dikkatli olun, seçiminizi daima güvenliği ön plana alan davranıştan yana kullanın. Örneğin köpeğiniz kalabalıkta heyecanlanıyor, önceden kestiremediğiniz panik davranışlar içine giriyorsa, onu evde bırakın. Ya da eğer gelen misafirlerinize veya dağıtım hizmeti veren bir personele aşırı tepki veriyorsa, onu başka bir odada tutun. Bu kısıtlamalara profesyonel destek alıp köpeğinizi bu gibi durumlara hazır hale getirene kadar devam edin. Köpeğinizin nasıl davranacağı konusunda herhangi bir endişeniz kalmayana kadar sizi de strese sokacak girişimlerden kaçının.

Peki köpeğim birini ısırırsa, o zaman ne yapmalıyım?
Eğer sizin tüm çabanıza ve aldığınız önlemlere rağmen yine de bu gibi bir istenmeyen durumla karşılaşırsanız ve köpeğiniz birini ısırırsa, yine “sorumluluklarının bilincinde” bir köpek sahibi olarak şu aşamaları uygulayın:

. Öncelikle hemen köpeğinizi kontrol altına alın ve ısırılan kişinin durumunu kontrol edin. Eğer durum ciddi ise hemen tıbbi yardım çağırın.

. Isırılan kişiye köpeğinizin en son kuduz aşısının tarihi gibi gerekli tüm bilgileri aktarın.

. Köpeğinizle ilgili bilgi almak isteyen yetkililere gerekli tüm enformasyonu iletin. Köpeğinizin belli bir süre evinizde ya da bir veteriner kliniğinde karantina altına alınması gerekebilir, eğer böyle bir şey söz konusu olursa, herkesin güvenliği için size verilen talimatlara kesinlikle sıkıca uyun.

. Köpeğinizin tekrar ısırmasını önlemek için mutlaka profesyonel destek alın. Sizi bir hayvan davranışları uzmanına ya da yetkin bir köpek eğitimcisine yönlendirmesi için veterinerinize danışın, birlikte ısırma sebebini belirleyin, benzer bir durumda aynı tepkiyi gösterme riskini minimuma indirmek için uzman kişi ile birlikte hareket edin.

. Eğer köpeğinizin tehlikeli davranışlarını kontrol altına alamıyorsanız ve bu yüzden onu bir başkasına vermeye karar verirseniz, mutlaka o kişinin kendisini koruma ve köpeğin ısırmasını önleme becerisinden emin olun. Çünkü köpeğinizi bir başkasına verseniz bile, onun tehlikeli davranışlarda bulunabileceğini bilen “eski sahibi” olarak, başkalarına verebileceği zararlardan sorumlu tutulabilirsiniz.

. Isırma eğilimi olan köpeğinizi asla “tehlikeli” ya da “saldırgan” bir köpek arayışı içinde olan kimselere vermeyin. Zira bu gibi sahiplere düşen hırçın köpekler, sorunlarının giderilmesi yerine dış dünyadan izole edilmiş antisosyal bir ortamda, son derece eziyetli bir hayat yaşarlar ve sonraki günlerde çok daha saldırgan ve tehlikeli bir karakter geliştirirler, buldukları ilk fırsatta ısırmaya çok daha meyilli olurlar. Eğer köpeğinizi tehlikeli davranışları yüzünden başka birine vermekte kararlı iseniz, bunu mutlaka bir uzmanın fikrini alarak yapın ve köpeğinizi düzelmesine yardımcı olmaya niyetli, ona ilgi ve sevgi verebilecek, kendisini ve çevreyi köpeğin davranışları düzelene kadar koruyabilecek bilinçli birine verin.

KÖPEK EĞİTİMİ

Köpek Eğitimi Nedir?

Eğitim esnasında öğretilen komutlar köpeğinizle anlaşma yolunda ilk adımlar olabilir ancak önemli olan gerek insan veya hayvan topluluğu içerisine çıktığında gerekse sahibiyle yalnız kaldığında kimseyi rahatsız etmemeyi öğrenmesi,sosyal davranmayı bilmesi,zamanla komutlara gerek duymamasıdır.

Köpeğe en iyi eğitim hangi ortamda verilir?

Köpeğin kendi yaşadığı ortamda ve mümkün olan her ortamda verilmelidir.Eğitmeninin gözetiminde kontrollü ve kontrolsüz alanlarda köpeğin agresyon gösterdiği objeler ve/veya canlılar arasında da eğitim profosyonelce yaptırılmalı,köpek her ortamda eğitimin gerektirdiği ve kapsadığı komutları uygulayabilmelidir..

Eğitim nekadar sürer?

Temel ve ileri itaat eğitimi 3-4 hafta.

Eğitim Adaptasyonu nedir?

Köpeğin temel ve ileri itaat eğitimlerinin bir köpek eğitmeni tarafından verilmesi sonrası öğrendiklerini sizinle de yapması için eğitmenle birlikte çalışmanız.

Temel eğitim bir köpek için şarttır. TEMEL EĞİTİM verilirken aceleci olmayıp, komutları yavaş yavaş köpeğe öğretmeliyiz. Aksi taktirde köpek zevk almaz ise inat yapabilir ve hatta eğitimden soğuyabilir. Köpeklerde aynı çocuk piskolojisine sahiptirler, olumsuz ortam ve hareketlerden çok çabuk etkilenirler. TEMEL EĞİTİM aşamasında çok sabırlı ve toleranslı olunmalıdır. Sevk kayışı (yedek) ile bağımlı olarak altı ay kadar beraber olmak gerekir,bütün eğitimi bitse bile.

YÜRÜ : Tasmalı olarak yanınızda yürümek. Bu eğitimin temel taşıdır. Çünkü köpek sahibini değil de, sahibi köpeği gezdirmelidir. Bu kural çok önemlidir çünkü köpekler ikili yürüyüş ahengini bilmezler ve dağınık yürürler.Bu eğitimde temel amaç sahibi ile köpek gezinti yaparken yürüyüşlerinin ahenk içinde olmasıdır. Köpek sizin dizinizin hizasında yürümelidir. Ne sizden hızlı ve uzak nede sizin gerinizde kalmalıdır.

KAL : Köpeğe 6 aylıkken başladığımız ilk komut (kal)'dır.Bu komutta köpeğiniz ayakta 4 ayağının üstüne durmalıdır. İkinci bir emir gelene kadar köpek bu şekilde duracaktır. Köpeğinizle normal tempoda yürürken (ilerde koşarken) emir verildiği anda duracaktır.

OTUR : Köpek sol diz hizanızda yürürken aniden durduğunuzda 1'nci komuttaki gibi düz (kal) pozisyonuna geçmeli.Eğitim yaparken sevgi unsuru ihmal edilmemeli ve tabi ki istemediğiniz bir hareket yaparsa anında olumsuz bir tavır sergilenmemelidir.

YAT : Bu öğretilen komutları daima ilk başlarda temel eğitim bitene kadar yapmak gerekir.Köpekler pek yatmayı sevmez,çünkü bu durumda boyutları küçülür ve etrafı pek göremezler. İçgüdüsel olarak daima tetikte olurlar. Her an bir yerlerden karşılarına bir tehlike çıkacakmış gibi davranırlar.

HAYIR : Bu komutu söylediğiniz an da köpek o anda ne yapıyorsa o işi bırakmalıdır, mesela bir pisliği yemeye çalışıyor veya bir kediye saldırmaya hazırlanıyor olabilir.

Bol Tekrar ve Oyun : Köpeğin eğitiminde çok önemli rol oynar. Köpeğin yaşı ilerledikçe eğitim zorlaşacaktır.

ŞAHIS KORUMA (Body Guard)

KORUMA ve koku meziyetleri yapan köpeklere SCHTZHUND denir.Bu bir eğitim sistemidir. Bu eğitimde asıl amaç köpeğin sahibini ve yakınlarını korumasıdır. Elbetteki her köpek bu görevi yapamaz yine uygun bir yavrunun eğitim aşamasına kadar çok iyi yetişmiş olması gerekir. Ayrıca iyi beslenmesi ve sağlıklı olmasıda şarttır. Halk arasında bazı yanlış uygulamalar mevcuttur. Köpeği karanlıkta tutmak, çiğ yemek yedirmek gibi uygulamalar yapılmamalıdır.

Şayet köpeğin geninde sertlik yoksa ne yaparsınız yapın olmaz, köpeğin özünde olması gerekir, Mizacı sert olması gerekir gerisi makyaj olur ve gerçek anlamda bir tehlike ile karşılaştığında bir tekme yediğinde korkup kaçacak ve sizi yarı yolda tehlike ile burun buruna bırakacaktır. Bu eğitim oldukça zor ve tekniktir çok yetenekli partner gereklidir. Örneğin bir düşman şahsın silahına davranması ile köpeğin bu hareketin ne manaya geldiğini anlayıp düşmana saldırması gerekir veya (tut)komutu ile şüpheli şahsa saldırıp onu etkisiz hale getirmelidir, (BIRAK)komutu ile bırakmalı fakat yinede dikkati düşmanın üzerinde olmalıdır. Köpekler normalde eğitim almadıkları sürece gerçekten ısırmayı bilmezler.Ancak profesyonel eğitim sonucunda köpekler etkili ısırma tekniği kazandırılır.

Bu işi de provakatörler tabir ettiğimiz partner yapar. Biz onun için size bu çalışmayı yapmayın diyoruz. Isırmayı bilmeyen köpeğe elindeki malzemeyi ustalıkla köpeğe nasıl vermesi gerektiğini provakatör çok iyi bilir. Buna yer tutuşda dahildir. Kısaca özetlersek, dövüş sanatını bilmeyen insanla bilen insan gibidir. Ancak ısırma tekniğini öğrenen bir köpek kolunuzu tuttuğu anda 3 sn. gibi kısa bir sürede sizin kolunuzu kırar ve liflerinizi kopartır ve siz bu kısa zamanda bayılırsınız ve etkisiz duruma düşersiniz. Sanırım işin önemi ve ciddiyetini kavradınız. Şahış koruması yapacak yavru daima sahibi ile birlikte yaşamalı ve eve gelen herkesle haşır neşir edilmemelidir. Ama gözlemlemelidir. Sokakta herkesle temas içinde bulunmamalıdır, çünkü insanlardan aşırı sevgi ve ilgi gören köpek miskinleşir ve ona ileride insan kötü demek çok zor olur. Beynine insanların iyi olduğu kazınmıştır.

Bu sebeple bu ilişkiyi iyi ayarlamalıyız. Daima uzaktan. Eğitim alanına çıkan acemi bir köpeğe daima kendisinin güçlü kuvvetli olduğu hissettirilir,aslı da böyledir. Hiç bir zaman bir köpeğe güç uygulanmaz, daima köpek kazanır. İnsan hep ondan korkar, bu boğuşma esnasında da böyledir. Burada provakatörün önemi ortaya tekrar çıkıyor.

KÖPEK VE KÖPEK DAVRANIŞLARI

KÖPEK DİLİ
Bu dil bizim için aslında zor bir dildir, tıpkı Japonca gibi ) Çok dikkatli izlemek ve taklit etmek gerekir. Bir tek harfin yerini karıştırırsak ortaya konuyla hiç ilgisi olmayan bir kelime çıkabilir ki, öte yandan “hadi canım bir de köpek dili mi öğreneceğim, onun yerine gider İngilizce öğrenirim” falan diye de düşünebiliriz. Ancak üzerinde durmazsak, ilk önce konunun ciddiyetini, daha sonra köpekle olan ilişkimizi kaybederiz. Yeterince iyi kontakt kuramaz ve tüm suçu köpeğimizde arar, belki de “zeki bir köpeğim olmadı” şeklinde hayıflanırız. Kısacası, kendi eksiklerimizi görmemeye devam ederiz.

Bu satırları okuyorsan, lütfen, anlamaya çalış. Köpek dili vardır ve bunu öğrenmek zorundayız. Aksi taktirde, köpekle aramızdaki en kuvvetli bağı kopartmış oluruz. Bunun sonrasında her şey şansa kalır ve bilmeden yaptığınız vücut dili ile gerçekleşir; olumlu ya da olumsuz, tamamen tesadüfî.

Köpeğinin sizi görünce sırt üstü dönüyorsa, hatta çişini kaçırıyorsa, üstelik yerde deliler gibi kuyruk sallıyorsa, bunu sizi kızdırmak için yapmadığına emin olun. Normal şartlarda bundan dolayı hiçbir suçluluk da duymaz; çünkü, size saygı duyduğunu anlatıyordur. O an onu azarlamanız, sadece köpeğin kafasının karışmasına neden olur. Köpek düşünür: “Ben bu adama saygı duydum, sevinç gösterileri yaptım; bu ise bana kızdı, hatta ceza verdi. Bu insanlar da pek bir anlaşılmaz yaratıklar. Ben nasıl davranmalıyım şimdi? Ee, bari havlayarak ben de şikayetimi dile getireyim.”

Yerde sevinç gösterileri yaparken çişini kaçırması onun elinde olmayan bir davranış şeklidir. Köpeğinizden daha irisiniz. Denemek için onun karşısında sessiz ve hareketsizce dik bir şekilde durun, gözlerinin içine bakın. Köpeğinizin üzerinize atlamadığını göreceksiniz. Şimdi iki köpeğin birbirine olan gövde gösterisini hatırlayın; ikisi de kuyruk ve kulaklarını dimdik havada tutarlar, çok çok yavaş hareket ederler, diğer köpeğin gözlerinin içine bakarlar; hasımlardan gözlerini ilk kaçıran zaten kavgayı kaybetmiş sayılır. İşte, köpeğinizin dilini öğrenemediyseniz, kazanma şansınız çok azdır; hep hata yapar sonra da suçu köpeğinize atarsınız.

En çok yapılan hatalardan biri de şudur:

Köpek sokakta başka köpeklere havlıyordur, köpek sahibi de çok bir bilenin(!) tavsiyeleri doğrultusunda köpeğini severek dikkatini dağıtmaya çalışır. Kendinizi kandırabilirsiniz, ama köpeğinizi asla. Köpek böyle bir davranışımız sonucunda iyi bi şey yaptığını, bu yüzden ödüllendirildiğini, sevilerek bu harekete teşvik edildiğini düşünür ve daha fazla havlamaya, hatta var gücüyle saldırmaya çalışır. Ağzınızdan çıkan kelimelerden önce vücut dilinizin ne söylediği önemlidir köpek için.


KÖPEKLERİN VÜCUT DİLİNİ KEŞFEDİN
Konuşma herzaman yalnızca insanlara özgü bir özellik olarak görülmüştür.Descartes konuşma yeteneğini zekanın bir kanıtı olarak değerlendirirken,insan olmayan tüm canlıların zekasını inkar etmiştir.Yetmişli yıllarda Descartes'in bu görüşüne ağır bir darbe vuruldu.Beatrix ve Allen Gardner adlı psikologlar,şempanzeler sayesinde bilimsel bir başarı elde ettiler.Şempanzelere konuşmayı öğretebilmek için,pek çok deneyin yapılmış olduğunu biliyorlardı.Ancak bu deneylerin en başarılısı bile,şempanzelerin en fazla dört kelimeden oluşan son derece ilkel ilkel bir kelime haznesi elde etmelerini sağlayabilmiti.Ancak çoğu yüksek seviyeli hayvanlar hiç bir şekilde dillerini,dudaklarını,damaklarını ve ses tellerini kontrol edemezler ve böylecede Gardner çifti,hayvanların belki farklı bir şekilde konuşmayı öğrenebilceklerini düşündüler.Bunun üzerine şempanzelere sağır-dilsiz işaretlerini öğrettiler.Birinci şempanze 150 işareti öğrendi,basit cümleler kurabiliyor,gramer kurallarını uygulayabiliyor ve yeni düşünceleri bir araya getirebiliyordu.


Konuşma sadece sözcüklerle düşüncelerini ifade etmek değildir.Toplumun diğer bireyleri ile iletişim kurabilmektir.Bu yeteneğede tüm yüksek seviyeli hayvanlar sahiptir.

Küçük bir çocuk ilk kez adı söylendiğinde dönüp baktığı andan itibaren,çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğu kabul edilir.Gerçi çocuk ilk sözcüklerini belki ancak oniki aylık olunca söylemeye başlayacak,ama psikologlara göre,ağlama,mırıldanma ve diğer sesler de bir iletişim aracıdır,çünkü sevinç,hoşnutsuzluk ve çocuğun bazı gereksinimleri aktarmaktadırlar.Seslerin dışındda psikologlar mimikleride konuşma unsurları olarak kabul ederler,örneğin ilginç birşeyi eli ile göstermek,birisi giderken el sallamak veya kollarını kaldırarak kucağa alınmak istediğini göstermek gibi.

Çoçuk "bana elini ver" denildiğinde doğru bir şekilde hareket ederse,çocuğun konuşma yeteneğine sahip olduğunu kabul ediyoruz.O halde köpeğin "elini ver" komutu üzerine patisini uzatması da aynı şekilde konuşma yeteneğidir.

Şüphesiz ki doğada varolan her çeşit yaratık kendi aralarında iletişim kurmaktadırlar.Hayvanlar bu iletişim için vücut hareketleri ile ve aslında onlar için anlamlı fakat bir bakışta bizim için anlamsız gelen, ses, koku ve vücut hareketleri ile iletişim kurarlar.

Doğadaki hayvanlar arası iletişimi ortaya koymak için çok sayıda örnek vermek mümkündür.Karıncalar birbirinin anteni tabir ettiğimiz bölgeye dokunarak,arılar bir takım danslar yaparak iletişim kurarlar.Doğan her yavru annenin kokusunu ve sesini,annede kendi yavrusunun sesini ve kokusunu diğer yavrulardan ve sürü üyelerinden kolayıkla ayırt edebilir.


Yine hayvanlar kendilerine özgü kamuflaj yetenekleri ile de iletişim kurmaktadırlar,daha doğrusu kendilerini korumaktadırlar.Bukalemunların bulunduğu ortama göre renklerini değiştirmeleri,kelebeğin üzerinde bulunan beneklerin avcıyı şaşırtması gibi.

İnsanlar ve köpekler birlikte uzun bir tarihçeyi paylaşmaktadır.Atalarımız onlarla birlikte avlandılar,onlarla birlikte oynadılar ve yüzyıllardır birlikte yaşamı paylaştılar.Ancak köpek ve bizler iki farklı tür olarak dünyayı paylaşmaktayız ve ayrı dilleri konuşmaktayız.Köpekler her ne kadar bizim gibi harfler ve sözcükler ile konuşmasalarda onlarında size ve kendi arkadaşlarına anlatacakları vardır..Bu anlatımlar ise yukarıda saydığımız diğer hayvanlar arasında en geniş iletişimleri ve kuralları içermektedir. Köpekler aynen ataları kurtlar gibi iletişim kurarlar ve kendilerini ifade ederler.Siz farkında olmasanız bile köpeğiniz sizin vücut dilinizi anlamaktadır, köpeğinize karşı bulunmadığınız bir öfke veya sevgi esnasında köpeğinizin bu davranışınıza karşılık verdiğini görürsünüz.Örneğin çocuğunuza veya eşinize sarıldığınız anda köpeğiniz hemen yanınıza gelir,öfkelendiğinizde ise köpeğin oratada olmadığını görürsünüz.Yada kötü niyetli bir kişinin size saldırısı anında köpeğinizinde sizinle birlikte savaştığını görürsünüz.


Uzmanlar, köpeklerin şu üç konuda kendilerini ifade ettiklerini söylüyorlar,

Duygusal durumları.
Toplumsal İlişkileri.
İstek ve Arzuları.
Şimdi köpeğin vücut dilini okuyarak aslında bize ne anlatmak istediklerini açıklayalım,

Oyun Oynamak İstiyorum:

Oyun oynamak isteyen köpek doğal olarak mutludur.Kendini rahat hisseder.Ağızı açıktır ve mutlu bir ifade ile gözlerinizin içine bakar,siz oyuna davet etmek için birkaç kez havlar.Bu arada kendini olabildiği kadar şirin gösterme uğraşı içindedir.Çevrenizde koşar veya daireler çizer,kulaklarını indirir ve kaldırır.Size yaklaşır gibi yapar ama birden yanınızdan kaçar, burada sizi oyuna davet etmek istediğini ve bir yöne doğru çekmek istediği apaçık ortadadır.Bu arada yine kendini şirin göstermek istediği ve mutlu olduğu için yerde sırt sütü yatar ve yuvarlanır,bunları yaparken bir gözü sizi izler.Oyun oynamak istediğini anlatmak için en çok kullanığı hareket ise,ön ellerini uzutarak göğsünü yere değdirmesi ve kuyruğunu heyacanlı bir şekilde sallayarak gözleriniz içine bakmasıdır.Bu an içinde köpek üzerinize atlayabilir ve sizi oturduğunuz veya yattığınız yerden kaldırmak için çaba gösterir.Bazen açık arazilerde köpek av takibi yapar gibi çimlerin üzerine yatar ve kafasını eğerek sizi izler.Bu anda sizden oyuna katılmak için hareket beklemektedir.Siz bu harekete aynen cevap verdiğinizde, yani vücudunuzu eğerek hatta çömelerek yavaş yavaş köpeğinize doğru yaklaştığınızda kendinizi hızlı bir koşuşturmacanın içinde bulabilirsiniz.

Eğer oyun oynamak istemiyorsanız ki bu köpeğin sevimli hareketleri karşısında çok güçtür.Köpeğiniz ile göz temasında kaçının ve köpeğinize arkanızı dönün yada başınızı çevirin.Ancak köpeğinizin kendine başka bir oyun aracı bulacağından emin olabilirsiniz.

Hoşgeldin.

Pek çok kişi akşam eve geldiğinde karşısında ilk gördüğü şey kendisine bol miktarda sevgisini sunmak için hazır bekleyen köpeğidir.Köpek sahibini gördüğü zaman heyacanlanmaktadır.Kuyruğunu normal pozisyonda hızlı olarak sallar,ağzı açıktır bu onun rahat olduğunu gösterir.Sahibinin üzerine atlamaya ve onu yalamaya çalışır.Kendisini bir tehdit olarak göstermez,hatta sahibinin kendisinden üstün olduğunu göstermek için yere sırt üstü veya yan yatarak af diler,bu arada tuvaletini kaçırabilir.

Aslında şu an yaptığı hareketler bir içgüdüdür ve aynen kurt sürüsündeki yavruların hareketlerini uygulamaktadır.Kurt yavruları aç olarak inde beklerken aile bireyleri avlanmaya çıkarlar.Av sonrası ise yediklerini aç yavrularına kusarlar ve yavrular karınlarını doyurur.İşte eve geldiğimizde köpeğin bize aşırı sevgi göstermesi bu nedenledir.

Dikkatli ve Heyecanlıyım.

Dikkatli ve heyacan içinde olan köpek bir bakıma av köpeğinin ferma duruşunu yapar şekildedir.Kulaklarını tam olarak dik tutar ve sesin geldiği yöne çevirirerek kaynağı bulmaya çalışır.,kuyruğunu normal pozisyonun üzerine çıkartır ve minimum harekette tutar.Köpek hareketsizdir ve vücudunu öne doğru gerer.Ağzı açıktır.Eğer tam olarak anlayamadığı bir tanı var ise ağızını kapalı tutar.

Endişeliyim ve Biraz Korkuyorum.

Bu durumda ise köpek kuyruğunu bacakları arasına almıştır.Göz temasında kaçınır va başını başka bir yöne çevirir ve eğebilir.Kulaklarını dik tutmaya çalışır ama sanki askıda duruyor gibidirler.

Korkuyorum.

Korku içindeki köpek kulaklarını tamamen geriye yatırır,kuyruğunu bacakları arasına iyice sıkıştırır,titremeye başlar,ağızı sıkı şekilde kapalıdır.Bu arada tuvaletini kaçırabilir,anal bezlerinden koku salgılar ve kalçasını aşağı indirir.Acıklı şekilde inler.

Senden Üstünüm.

Kendini diğer bir üyeden üstün gören köpek.Kendine güven içinde diğer üyeye yaklaşır.Vücudunu olabildiği kadar yüksek tutar,kulakları ve kuyruğu diktir.Diğer üyeden geniş ve büyük görünmek için sırtındaki tüylerin bir kısmını dikleştirir.Bu esnada hırlar ve gerekli gördüğü yerde dişlerini gösterir.Diğer üyenin üzerine atlar hatta üzerine oturmaya çalışır.Kavgaya girebilir.

Senden Üstünüm ve Seni Tehdit Ediyorum.Saldırmaya Hazırım.

Bu durumdaki bir köpeğin yüz ifadesi korkunç bir hal almıştır.Köpek hırlar ve dişlerini gösterir.Baskın olduğunu ve korkmadığını anlatmak için kulaklarını ve kuyruğunu dik tutar.Yine sırtındaki tüylerini dikleştirir.Vücudu gergin ve her an atılmaya hazırdır.Korkunç şekilde hırlar.Bu davranışı gösteren köpek saldırı anında bütün gücünü kullanır ve geri çekilmez.Savaşını korkunç bir şekilde sürdürür,çünkü karşısındaki tehditten korkmamaktadır.

Biraz korku içindeyim Ama Seni Tehdit Ediyorum.

Bu durum içinde ise köpek yine dişlerini gösterir,hırlar,kuyruğunu yer ile paralel tutar,tüylerini dikleştirir.Ancak tehdit karşışında kendini üstün hissetmediği için kulaklarını yatırır.Köpek hem savaşmaya hem de kaçmaya hazırdır.Kendini çok zor durumda hissettiği zaman ısırır.Isırışları sadece ön köpek dişleri ile olur, seri olarak küçük ısırışlar yapar ve geri çekilir.bu durumdaki köpeğin saldırganlığı" korkak saldırganlık " olarak adlandırılır.

Hakimiyetini Kabul Ediyorum.

Kendisinden güçlü diğer bir üyenin emri altına giren köpek,bu üyenin karşısında sırt üstü yere yatar,kendini üyeye teslim eder,yerde yuvarlanır,diğer üyenin ağzını yalar ve saldırganlık göstermez.Bu anlarda kendini acındıracak şekilde inler.

Rahatım.

Kendini rahat hisseden köpeğin,kulakları dik,kuyruğu normal pozisyondadır yada bel hizasında rahatça sallar,.ağzı açıktır ve kendinden emin davranışlar sergiler.

Köpeğin El Vermesi.

Bazı köpeklerin eğitilmediği halde bile size elini vererek tokalaştığını görürsünüz.Köpeğin bu hereketide içgüdüdür.Küçük yavrular anneden meme emerken sütün gelmesi için ön elleri ile meme çevresine baskı yaparlar ve böylece kolayca süt içerler.İşte köpeğin el vermeside bu olayın devamıdır ve aslında sizden bu yöntemle birşeyler istemektedir.Sevginizi eksik etmeyerek köpeği okşamanız iyi bir ödüldür.Ayrıca köpeğin otururken bir elini hafifçe kaldırması ise köpeğin stres içinde olduğunu ve biraz korktuğunu gösterir.

Köpeğin Gülümsemesi ve Teşekkür Etmesi.

Eğer, köpek gülmez,teşekkür etmekten de ne anlar? diyorsanız yanılıyorsunuz.Köpek insana kuyruğu vasıtasıyla güler ve teşekkür eder.Kuyruğun rahatça sallanması köpeğin size güldüğünü gösterir,ama yanlış anlamayın bu gülüş alay şeklinde değil tam tersi sevgi üzerine.Köpeğin kuyruğunu sallamasındaki hız da ne kadar heyacanlı olduğunu ve durumdan hoşnut olduğunu gösterir.Yani bizim kahkaha derecemizle karşılaştırabilirsiniz,çok komik bir olay ile karşılaşırsak doğal olarak kendimizi uzun uzun gülmekten alamayız.Önüne yemeği konulan bir köpek de size kuyruğunu sallayarak teşekkür eder.Yemek kabı dolu olan ve çevresinde insan olmayan bir köpeğin ise kuyruk sallamadığı görülmektedir.Biz nasıl nedensiz bir şekilde gülmüyor isek,köpeklerde nedensiz bir şekilde kuyruklarını sallamıyor.

Köpeğin Uluması.

Ulumak sürünün toplanmasına ve birlikte yapılacak bir harekat için hazırlanmasına yarar.Kurtlar çoğunlukla akşamları ve sabahın erken saatlerinde,birlikte ava çıkmadan önce ulurlar.Köpek ise uluyarak sürüyü toplama isteğini çok az duyar çünkü yemeği herzaman kendisine sunulur.Ancak televizyon icat olmadan önce aile bireyleri akşamları biraraya gelip birlikte şarkı söylediklerinde bazı köpekler bu müzikal sesleri herhalde yanlış anlayıp ailelerin "toplanmak" için uluduğunu düşündü ve büyük bir heyecan ile av çağrısına katıldılar ve birlikte "uluma konseri" ne başladılar.

Kurtun geriye attığı kafası ile birlikte uluduğu görülür.Belki de kurt bize o anki ruh durumunu hakkında bilgi veriyor ve kurt herhalde yabancı sürülere meydan okuyarak bulunduğu bölgenin sahibi olduğunu ve gerekirse savunulacağını bildiriyor.

Köpeğin uluması ise daha çok yalnız kalması ile ilgilidir.Bu ayrılık uluması kurtların sürü uluması ile aynı anlamı taşır.Yani şunu demekteler "Biz buradayız...Sen neredesin? Buraya gel"

Değişik bir durumda çiftleşmek isteyen erkek köpeğin durumudur.Çiftleşme dönemindeki dişinin kokusunu alan ancak ona ulaşamayan erkek köpeklerinde uludukları görülmüştir.

Köpeğin Havlaması.

Köpek seslerinde dikkat edilmesi gereken birkaç önemli boyut vardır.İlk başta sesin yüksekliği gelir.Köpek havladığında,derin bir ses çoğunlukla öfke ve olası saldırganlığın işaretidir,ama ince tiz bir ses korku ve acıyı dile getirir,daha az tiz olduklarında zevk ve oyunculuğu gösterir.İnsanların dilinde de aynı farklılıklar gözlemlenir.Bir insan öfkeli olduğunda sesi genellikle kalınlaşır,korktuğunda tiz olur.Bizim de sesimiz,örneğin küçük çoçuklar veya bebeklerle konuştuğumuzda yumuşar ve oyunculuk ifade eder.Kelimeler tıpatıp aynı olsa dahi,bir kişşinin biriylemi,yoksa bir bebekle mi konuştuğunu anlamak mümkündür.Farklılıklar yalnızca ses düzeyinde ve ses tonunda kendini gösteriyor.

Köpek seslerindeki ikincil boyut,sesin sıklığı ve tekrarlanma hızıdır.Hızlı ve sık sık tekrarlanan sesler,belirli bir heyecan ve aciliyete işaret ediyor.Az tekrarlanan veya hiç tekrarlanmayan sesler,düşük bir heyecan düzeyi ve geçici bir ruh halini gösterir.Seslerin süresi de önemlidir.Kısa süreli keskin,yüksek sesler korku veya acıyı gösterirken aynı sesler uzun süreli olduğunda sevinç ve oyunculuğa işaret ederler.Genel olarak,uzun süreyle devam eden sesler,az sonra yapılacak bir davranışı haber verirler.Örneğin uzun süreli,derin hırlamanın az sonraki bir saldırıyı haber vermesi gibi.

Orta düzeyde yinelenen hızlı havlama.

Burada köpek size sezinlediği olası bir kötü durumu,yada bahçenize giren yabancı bir kişiyi anlatmaya çalışmaktadır.Durmayacak biçimde hızlı havlama ile doğal yaşamda yaptığı gibi yani liderini ve sürü üyelerini toplamak istiyor. Tabii burada köpeğin lideri siz ve üyeler ise aile bireyleriniz oluyor.

Birkaç kere tekrarlanan ve duraklayarak devam eden havlama.

Şu an köpeğiniz,tam olarak tanımlayamadığı bir durumdan bahsetmekte.Köpek şüpheleniyor ve yine size haber vererek "Gelseniz iyi olur" diyor bu arada karşı tarafada "Ben buradayım" diyerek orada bulunduğunu belirtiyor.Köpek, tehlikeyi sezinlediğinde ise havlama şeklini yukarıdaki gibi değiştirir.

Uzun süren duraklı havlamalar.

Köpeğiniz sizi şikayet ediyor.Sanırım yalnız kalmış ve kendisine arkadaş arıyor.

Kısa birkaçkez havlama.

İşte köpeğinizin size "Hoşgeldin" dediği an.

Bir seferlik kısa havlama.

Yaptığınız birşeyden sıkılmış ve size "Artık yeter" diyor.

Uzun, kısa,tiz havlamalar.

Ne yaptınız köpeğinizin canı acıyor.Hemen onu sevin ve yatışmasını sağlayın.

Mırıldanarak Havlama.

"Hadi oyuna başlayalım".

Ses düzeyi giderek yükselen havlama.

Oyun esnasında arkadaşına oyuna devam etmesini söylemektedir.Başlangıçta sessiz havlayan köpek,davetine cevap almaz ise sesini yükseltir.

Köpeğin Hırlaması.
Derin Hırlama ve Havlama.(Dişler gösterilmiş,Kulaklar dik,Kuyruk yukarıda)

Köpek bu anda savaşmaya hazırdır.Öfkeli olduğunu belirtiyor ve her an saldırabileceğini ifade ediyor.

Orta Düzeyde Hırlama ve Havlama.(Dişler gösterilmiş,Kulaklar yatık,Kuyruk bacaklar arasında.)

Endişeli ve korkuyor.Yine de kendisini savunacak.Kendisinden daha az emin.

Orta düzey Hırlama.(Dişler gösterilmemiş.)

Köpek bu anda hoşlanmadığını belirtiyor ve uyarıyor.Kendisine yapılan eylem devam eder ise uyarı için ısıracak ancak savaşmayacak.

Yüksek Sesle Hırlama.(Dişler gösterilmemiş.)

Oyun esnasında yavruların birbirlerine hırlaması.Oyundan zevk alıyorlar.

KÖPEK EĞİTİMİ

Eğitmene İhtiyaç

Ülkemizde köpek besleme alışkanlığı son 5-6 senedir gelişmeye başladı. Yani bu konuda bayağı acemiyiz. Bugün hala köpeğin eğitim ihtiyacı olduğunu, her köpeğin yaşı, ırkı, cinsiyeti ne olursa olsun mutlak eğitilmesi gerekip gerekmediğini tartışıyoruz. Şöyle bir örnek vermek istiyorum; çok zeki bir insanın eğitim almadan gerçek zekasını kullanabilmesi mümkün mü, değil; ama orta kapasitede bir insan bile iyi bir eğitimden sonra seçilmiş kişi gibi diğer insanları yönetebiliyor. Bu kural köpekler içinde geçerlidir.

Özgürlük

Eğitim öncelikle köpeğe özgürlük kazandırır. Eğitimciler tarafından bebeklikten itibaren sahibi eşliğinde eğitilen köpekler sahipleri ile beraber tatile çıkabilir, uzun yolculuklar ya da yürüyüşler yapabilir, kafelere ya da misafirliğe gidebilir, eve misafir ya da tamirci geldiğinde odaya kapatılmaz, sahibine hiçbir yerde sorun çıkartmadığından, nerede nasıl davranması gerektiğini bildiği için her zaman yanımızda eskortumuz olabilecektir. Çocuğumuz ile gidebildiğimiz her yere köpeğimizi de götürebiliriz. Köpeği alırken istediğimiz şey bu değil miydi?

Bağlar

Eğitim köpek ile aramızdaki bağı kuvvetlendirir. Eğitimli köpek öncelikli olarak sahibini sonra da çevresinde olup bitenleri doğru anlar. Sahibi ile uyumlu bir çift oluşturur. Birbiri ile uyumlu, iyi anlaşabilen bir çift arasında sorun çıkar mı? hayır.

Hayat devam ediyor; bahçenin, çocukların, arabanın vs. bakımı, okunması, imzalanması gereken evraklar, üst üste toplantılar, okul, ev ödevi, dershane, arkadaşlar, sinema, tatil, alışveriş, eğlence, misafirler, temizlik, bulaşık, çamaşır, ütü, seyahat, hastalık, taşınma, vs., vs.... Bunlar hayatımızın içinde olan, çoğu zaman olmazsa olmazlarımız değil mi? Bu işleri yaparken köpeğimizin ayakbağı olmasını ister miyiz? Öyleyse köpek eğitiminin gerekliliğini tartışmak yersiz, ama faydalarını anlatmaya devam edelim.

Uzun yaşam

Eğitimin en önemli faydalarından biri de köpeğimize sağlıklı, uzun yaşam sağlaması. Yerden yememe eğitimini almamış bir köpek günün birinde bir parça zehiri gözümüzün önünde azına alabilir, üstelik "bırak" komutu da öğretilmemişse biz elimizi ağzına sokana kadar onu yutabilir. Devamında gerekli önlemler alınmadığı, veterinere yetiştirilmediği taktirde köpeğimiz gözümüzün önünde can verir.

"Yanımda yürü", "takip" komutunu bilmeyen bir köpek devamlı sahibini çekiştirecektir. Bazen çevremizde görürüz önde köpek, tasmanın gerisinde koşar adım sahip. Kimin kimi gezdirdiği tartışılır Kol kaslarınızın gelişmesini istemiyorsanız böyle bir köpeği gezdirmek istemezsiniz. Böyle bir köpeğe daha yavaş yürüsün diye dikenli tasma takmaya kalkarlar. Bir süre sonra hayvanın boğazında sorun yaşanması kaçınılmaz olur. Köpek sizden önde yürüyor, bir köşeyi döneceksiniz, aksi gibi karşı taraftan da başka bir köpek, kedi ya da köpekden korkan bir çocuk geliyor, köşe başındaki karşılaşma muhtemelen pek hoş olmaz ya da köpeğin topaç gibi çevrenizde döndüğünü düşünün ki bu eğitimsiz köpeklerin genelinde vardır; sahibinin düşmesine hatta yaralanmasına sebep olur.

Yaşı ilerlemiş olmasına rağmen hala her gördüğü kediyi kovalayan bir köpek düşünelim aniden ileri atılan bu köpek yine aynı şekilde sahibinin düşmesine neden olabildiği gibi ansızın yola atladığı taktirde araba altında kalabilir, bir trafik kazasına neden olabilir.

Köpek üste atlamaya bayılır, çünkü sahipleri buna teşvik ederler. Birkaç ay önce Levent'te bir golden yanından geçen hamile bir bayanın üzerine atladı. Bu olayın ne kadar korkunç sonuçlara yol açabileceğini düşünebiliyor musunuz?

Köpeğimize otomobil eğitimi vermediğimiz taktirde araçta nerede oturması gerektiğini bilmeyecek, seyahat esnasında şoförün dikkatini dağıtabileceği gibi bir anda şoförün kucağına çıkarak kazalara yol açabilir.

Özellikle yavruluk döneminde yapılması şart olan "puppy" yani "yavru eğitimi" ise bizde hiç yaygın değildir. Yavru eğitimindeki amaç; köpeğin ilerleyen zamanlarda kazanması muhtemel kötü alışkanlıkların önüne geçmek, hep daha iyi şeyler yapmaya teşvik etmektir. Yavru eğitiminde itaat eğitimi gibi görsel beceriler pek yoktur. Yani otur ya da yat gibi komutlardan ziyade bahçeye zarar vermeme, tuvalet alışkanlığı, yerden yemek yememe, oyun kuralları, yemek, uyku, oyun, tuvalet saatleri, yalnız kalabilme alışkanlığı gibi ömrünün sonuna kadar gerekli olan bir takım alışkanlıklar kazandırılır. Burası çok önemli; bir şeyler öğretilmeye değil, bu alışkanlıkları kazandırmaya çalışmalıyız. Mesela çiçeklere zarar vermeme öğretilmez, çiçeklere zarar vermeme alışkanlığı kazandırılır ya da tuvalet alışkanlığı kazandırılır. Köpek şartlı refleks ya da alışkanlıklarında ötürü hep aynı bölgeye tuvaletini yapar. Daha önce bahsettiğimiz yavru kafesinde kalması öğretilmez; kafes sevdirilerek onun içinde kalması alışkanlığı kazandırılır. Bu sayede yavru köpek bunları mecburiyetten ötürü yapmak zorunda kalmayarak, severek ve isteyerek alışkanlıkları doğrultusunda doğru işler yapar.

Bir düşünsenize çevremizdeki köpeklerin büyük çoğunluğu eğitimli olsalar şehir yaşamında köpekler için olan birçok yasak ortadan kalkacaktır. Biraz da köpek eğitimindeki ana unsur olan köpek eğitmeni konusunu ele alalım. Öncelikle köpeğin eğitimi ile ilgili olarak sadece ve sadece köpek eğitmeni ile görüşülmeli, onun fikirleri doğrultusunda hareket edilmelidir. Çünkü yurdum insanı her şeyi bildiğini zanneder. Bana göre ister veteriner hekim olsun, ister birçok köpek beslemiş biri olsun bu kişilerin eğitim konusunda köpek sahiplerini yönlendirmeye hakkı yoktur. Herkes kendi işini bilmeli, kendi işi üzerine uzmanlaşmalı. Ülkemizde köpek eğitmenlerini toplayan bir çatı olmadığı için iyi eğitimci bulmanın en iyi yolu iyi referans almaktır. Daha önce köpeğini eğittirmiş kişilerle görüşüp iyi referans aldığınız bir eğitimci ile köpeğinizin yavruluk döneminden itibaren beraber çalışırsanız aslında ne kadar çok şeyi yanlış yaptığınızı ya da yanlış bildiğinizi farkedeceksiniz. Eğitimcinin görevi sadece köpeği eğitmek değil, köpek sahibini de bilinçlendirmektir.

Unutmayın bazen bilmeden köpeğinize öğrettiğiniz kimi yanlışları düzeltmek ilerleyen zamanlarda mümkün olmayabilir. Bu yüzden yaşı, ırkı, cinsiyeti, boyu, postu ne olursa olsun her köpeğin mutlak eğitime ihtiyacı vardır. Köpeğinizi eğitimini eksiksiz yaptırdığınızda hiçbir zaman köpek aldığınız için pişmanlık duymayacaksınız.
MAKALE

KÖPEK " DUYURU "

KIF YARIŞMA - KÖPEK KAYIT - SEMİNER

İSTANBUL

20 Eylül 2008 Cumartesi : Kinoloji Semineri 2. Aşama (Sadece 1. Aşamaya Katılanlar başvurabilir.)

21 Eylül 2008 Pazar: Köpek Kayıt ve Irk Değerlendirme Organizasyonları

(Köpeklerin; Kayıt için en az 6 aylık , Irk Değerlendirmesi için en az 9 aylık olmaları gerekmektedir.)


25 Ekim 2008 Cumartesi : Av Köpekleri Mera Yarışması ( 30 köpeğin katılımı ile sınırlıdır. Başvurular davetiye usulü ile yapılacaktır. Davetiye almamışların form yollamaması ve ücret yatırmaması rica olunur. )


26 Ekim 2008 Pazar : KIF ULUSAL KÖPEK IRKLARI YARIŞMASI (İSTANBUL)

(Yerli ırklar harici FCI ca tanınan tüm köpek ırklarına açıktır. 15 ay ve üzeri Federasyona kayıtlı köpekler yarışmaya katılabilir. )

09 Eylül 2008 Salı

KÖPEK



EĞİTİMLİ KÖPEK :)

KÖPEK

İnsanlık tarihine etkisi olan 10 köpek

1 ve 2: Strelka ve Belka

Laika uzaya gitmiş gitmiş ilk köpek olabilir ama 1960 yılında Sputnik ile uzaya giden Strelka ve Belka dünya yörüngesinde başarılı ile kalıp geri dönen ilk canlılar oldular. Dolayısı ile onların bu yolculuğundan daha çok şey öğrenildi.

3: Peritas

Köpeği Peritas olmasa Büyük İskender asla büyük olamıyabilirdi. Büyük İskende, pers kralı 3. Darius’un orduları ile savaşırken Peritas sadırmakta olan bir filin üzerine atlayarak hortumunu ısırdı. Böylece Byük İskender hayatta kaldı. Batı dünyasının temelleri sayılan imparatorluğunu kurdu.

4: Charlie

John F. Kennedy’nin oyun arkadaşı terrier
Küba füze krizi sırasında Başkan Kennedy karmakarışık Savaş Odası’na oğlunun Galler teriyesi köpeği Charlie’yi getirtti. Köpek, herkesin onayladığı şekilde Kennedy’nin kucağında oturmak sureti ile başkanı sakinleştirdi. Sonunda krizin aşılması için kararlar verdi.

5: Jofi

Sigmund Freud terapiler sırasında chow chow cinsi köpeği Jofi’yi de bulunduruyordu. Günlüklerinde ki notlar köpeğin hastaları rahatlattığını söylüyor. Bu notlar bugün terapide kullanılan hayvanlar için temel oluşturuyor.

6: Urian

VII. Henry, Aragon’lu Catherine’den boşanmasını onaylamak üzere Kardinal Wolsey’yi Papa ile görüşmeye gönderdi. Görüşme sırasında Papa o zamanlar gelenek olduğu şekilde çıplak ayak parmağını öptürmek üzere Kardinal’e uzattı. İşte tam bu sırada Kardinal’in köpeği Urian fırlayarak Papa’nın ayağını ısırdı. Papa Clement çılgına döndü, boşanma iptal edildi. Bunun üzerine VII. Henry de Katolik Kilise’yi iptal ettiğini açıkladı. Bu olay devlet ve kilisenin ayrılma noktasıdır.

7: İsimsiz bir Newfoundland

Tıpkı bunu gibi bir Newfoundland yaklaşık 200 sene önce Napoleon Bonaparte’ın hayatını kurtardı.
Napoleon 1815′te Elba adasındaki sürgününden kaçarken dalgalar yüzünden tekneden denize düştü. Bir balıkçının köpeği suya atladı ve boğulmakta olan despotu yüzer durumda tuttu.

8:Checkers

1957′deki “Checkers Konuşması”nda zamanlar bir senatör olan Nixon seçim kampanyasında 18.000 dolarlık bir yolsuzluk yaptığını itiraf etti. Bu ödeme içinde bir de hediye Amerikan Kokır Spanyel bulunmaktaydı. Nixon “Ve biliyor musunuz, çocuklar tüm çocuklar gibi köpeği sevdiler. Artık ne derlerse desinler onu geri vermeyeceğiz” dedi. Bu içten konuşma bir anda Nixon’ın popülerliğini arttırdı. Daha sonra da başkan seçildi.

9eps

Eğer Peps olamasa idi Wagner o muhteşem operaları hiç olamayabilirdi. Wagner bu Spanyeli özel bir koltuğa oturtur ve yeni komposizyonlarını ona çalardı. Köpeğin tepkilerine göre de bir pasajı atar ya da tutardı.

10: Donnchadh

1306 yılında İngiltere Kralı I. Edward, Robert Bruce’u bulabilmek için kendi köpeğini ona karşı kullanır. Köpek İngilizleri sahibine götürdüyse de daha sonra döner ve onun yanında savaşır. Robert Bruce İskoçya kralı olur.

Birkaç nesil sonra doğrudan Robert Bruce’un soyundan gelme Kral III. George’un akıldışı hareketleri Amerikalı kolonistlerin başkaldırmasına yol açar. Modern tıp III. George’un bariz deliliğini İskoç Stuart’larına (Robert Bruce ile başlayan İskoç kralları) özgü genetik bir hastalığa bağlıyor.
alıntıdır

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



Damlanın köpeği TARÇIN:)

08 Eylül 2008 Pazartesi

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU





Sevgili DAMLA nın köpeği TARÇIN:)
6 AYLIK BİR GOLDEN RETRİEVER.

Damla dün köpeğinden çok zor ayrıldı,bizi de üzdü:))
damlacığım,tarçın çok keyifli,arkadaşlarıyla çok eğleniyor ve mamasını iştahla yiyor.
seni özleyecek biraz ama okul çıkışı herzaman gelebilir tarçınla ve diğer yavrularla oynayabilirsin...çok da seviniriz seni gördüğümüze.
bizden sana kucak dolusu sevgiler,
yeni okul döneminde başarılar...

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU





CUBA-MİLKA-YAŞAR VE TARÇIN

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU







CUBA...
AYSILA hanım ve TALAT beyin sevgili oğlu:)
9 aylık bir schnauzer...
cuba ya eş arıyoruz.

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



Sevgili KETTY.
Benim için karakteri çok özellikli bir alman çoban köpeği...
Bazen BELKIS hanım unutsa da benim köpeğim olsa diye düşündüğüm olmuyor değil:)

07 Eylül 2008 Pazar

KÖPEK PSİKOLOJİSİ VE KÖPEK DAVRANIŞLARI

Psikolojik Problemler:
Önce psikolojik problem kavramını açıklayalım. Köpeğin kendi doğasına ters düşen ve herhangi bir amaç taşımaksızın yapılan davranışların sebebi psikolojik problemler olabilmektedir. Bunlardan bazıları, sebebi dış faktörler olsa bile, köpeğin kendi içsel hesaplaşmalarıdır. Buna, anoraksia nervosa dediğimiz sinirsel sebeplere dayalı iştahsızlık, depresyon, demoralizasyon ve sebepsiz kaşınmadan tutun, kuyruk yemeğe kadar varan obsessiv-kompulsiv davranışlar örnek gösterilebilir. Bunlar genellikle insan-köpek ilişkisini doğrudan etkilemezler. Ancak bu ilişkiyi doğrudan etkileyen bozukluklar vardır ki, bunun en tipik örneği agresif (saldırgan) davranışlardır ve köpeğin anksiyetesi (gerginliği) dışarıya yönelmiştir. Bunların tamamı tedavi gerektiren psikolojik problemlerdir.

Öncelikle şu soruyu cevaplandırmalıyız: Köpekte problem olarak nitelendirdiğimiz husus gerçekten köpeğin problemi mi yoksa bizim problemimiz midir? Aslında ortaya çıkan davranış problemlerinin önemli bir bölümü, köpek tarafından normal olan davranışların, insanlar tarafından anormal olarak algılanmasıdır. Bizler hayvanlardan, bizim gibi hareket etmelerini ve bizim monoton hayat düzenimize uymalarını bekleriz. Tabi ki, evcilleştirmeyle birlikte, köpekler de kendi kabiliyetleri doğrultusunda bize uymaya çalışmışlardır. Ancak, bazen bizim isteklerimiz çok abartılı olabilmektedir.

Maalesef, köpek için tamamen normal olan birçok davranış insan-köpek ilişkisine zarar verecek boyutlardadır. Örneğin; köpeğin evde liderlik iddiasında bulunması, köpeğin içgüdülerine ters düşmeyen, son derece normal bir davranıştır. Bu tür davranışlar, köpek açısından davranış bozukluğu olmasa da, köpeğin insanla beraber yaşamına olumsuz etki ettiği için, istenmeyen davranış sınıfına girer ve bunların giderilmesinde de psikolojinin tedavi yöntemleri uygulanır.

Bazı istenmeyen davranışlar, sadece basit bir nedenden dolayı oluşmaktadır. Örneğin; bekçilik amacıyla yetiştirilen ancak sonradan küçük bir ev içinde yaşamaya mahkum edilen, dolayısıyla sürekli olarak havlayan bir köpek, bahçe içine konulsa havlamayacaktır. Eğer hayvana bu ortamı sağlayamıyorsak, hayvandaki bu davranışı anormal diye nitelendirmeden evvel biraz düşünmemiz gerekmiyor mu?

Davranış Bozukluğuna Yaklaşım
Bu problemlerin çözümü, bazen birçok organik problemin çözümünden daha zor olabilmekte ve daha fazla deneyim ve bilgi birikimi gerekmektedir. Ancak bu zorluğun yanı sıra, çözümde başarı şansı organik olanlardan daha az değildir.

Bir canlı düşünme yeteneğine sahipse, gayet doğal olarak, bu yetenekle orantılı olarak psikolojik problemlere de sahip olacaktır. Psikolojik problemlerle istenmeyen davranış problemlerini bir birleriyle karıştırmamak gerekir. Bazı istenmeyen davranış problemleri eğitim yöntemleri ile düzelebilir ama psikolojik problemler eğitim yöntemleriyle daha da şiddetlenebilir. Bunun ne tür bir bozukluk olduğuna bırakın veteriner hekim karar versin. Veteriner hekim, gereken medikal tedaviyi yapacak, medikal tedaviyle beraber veya tedavisiz, eğitim yöntemlerinin uygulanması gerekiyorsa güvendiği bir eğitimciye, psikolojik bir problem için gerekli görüyorsa Veteriner Fakültesinde bulunan "Psikolojik Danışma ve Tedavi Birimi"ne havale edecektir.

Davranış tedavisinin hedefi, zorlu problemleri çözmektir. Bu tedavinin şekli problemin niteliği, hayvanın mizacı, hayvan sahibinin ve hattâ terapistin özelliklerine göre değişmektedir. Bu problemlerin çözümünde, terapistlerin, yani hayvanlar üzerinde uzmanlaşmış psikologlar veya psikolojide uzmanlaşmış veteriner hekimlerin görev alması bütün gelişmiş ülkelerin tercihidir.

Davranış bozuklukları nasıl tedavi edilir?
Davranış bozukluğu olan köpek, normal bir köpek değildir. Normal köpeklerin eğitim programları, bu bozuklukların giderilmesinde yarar sağlamaz.

Davranış bozukluğunun tedavisinde, öncelikle problem ile bu problemi doğuran motiv ve bunun kalıcılığını sağlayan takviyeler teker teker ortaya konulmalıdır. Bunu başarabilmek için, psikologun detaylı şekilde çalışması ve hayvan sahibinin çözüm için istekli ve sabırlı olması gerekir.

Hayvan psikoloğu kimdir, hayvanlarda psikolojik bozuklukları kim tedavi eder?
Birçok değişik şekilleri olan psikolojik bozuklukların tedavisi için, birçok gelişmiş ülkede ayrı bilim dalları kurulmuştur. Bu bozuklukların tedavisi hem medikal hem de davranış değişimi olmak üzere iki yönlüdür. Medikal tedavi veteriner hekimin yetkisi, davranış değişim tedavisi ise psikologun yetkisi dahilindedir. Bu nedenle bu vakalarda, veteriner hekimle psikologun kolektif çalışması gerekmektedir. Ancak ülkemizde, bu iki meslekle de alâkası olmayan kişilerin, kendi kendilerine uzman kesildiklerine tanık oluyoruz.

Davranış bozukluğu aynı tip olabilse de, onu yaratan sebepler tamamen farklıdır. Bunları ortaya çıkarmak için de davranış analizi gerekir. Bu analizi bilimsel psikoloji eğitimi olmayan kişilerin ne derece yapabileceğini belirtmeye gerek görmüyorum. Gelişmiş ülkelerde köpek psikologları eğitimle çözülebilecek olayları zaten köpek eğitim uzmanlarına havale ederler. Bilinçli köpek eğitim uzmanları da hangi durumlarda köpek psikologlarından yardım isteyeceğini bilirler.

Ülkemizde de çok değerli eğitim uzmanları vardır; bu arada uzman diyemeyeceğim kişiler de köpek eğitimi yapabilir ve başarılı olabilirler. Bunda anormal bir durum söz konusu değildir. Ama bu kişi kendisini köpek psikologu olarak tanıtabiliyorsa, daha psikolojinin tanımından dahi habersiz demektir ve onun eğitimciliğinden de şüphe edilir; zira köpek eğitimcisi olmakla maalesef psikolog olunamamaktadır. Eğitimci köpek psikolojisinden tabi ki anlar, ama davranış analizi yapıp, bozuk davranışın nörolojik temellerini ortaya koyamadıktan sonra psikolog olamaz. Beyinde davranış bozukluklarının oluşumundan sorumlu nörokimyasal değişimlerin fizyopatolojisini ve bu bozukluğu giderecek psikofarmakolojiyi de bir hekimden başkası bilemez. Bu nedenle herkes haddini bilmeli, konu köpek diye küçümsenmemeli ve maddî çıkarlar uğruna bilime ve yasalara saygısızlık edilmemelidir. Eğitimci eğitimini, hekim ve psikolog da kendi işini yapmalıdır. Köpekte davranış terapisinde, desensitizasyon, karşı şartlanma veya reziprokal şartlanma yöntemleriyle beraber, medikal yöntemleri uygulayan hayvan psikologu gerektiğinde zaten eğitimciden yardım alacaktır. Burada anlatmak istediğim, birbirlerinin yöntemlerinden faydalansalar da psikologluğun ve eğitmenliğin tamamen ayrı dallar olduğudur. İnsan eğitimcileri de psikolojinin metotlarından faydalanırlar ama hangisi, “ben psikoloğum” diye ortaya çıkmaktadır?

Peki, köpek psikologu kim olmalıdır. Şimdiye kadar mevcut durumda Avrupa ve ABD'e psikologlar hayvan üzerinde, etologlar ve veteriner hekimler ise psikoloji üzerinde ihtisas yapmak suretiyle hayvan psikologu olabiliyorlardı. Bu meslekler içinde, sadece veteriner hekimler medikal tedaviyi yapma yetisine sahip oldukları için, hayvan psikiyatrı olabilmektedirler. Ülkemizde bu özel bölümler henüz kurulmamıştır, ancak veteriner fakültelerinde verilen nöroloji eğitimi sayesinde, bu fakültenin mezunları, psikiyatrik bozukluğun tedavisini yapma yetkisine sahiptir. Bunun dışında, yasal olarak yetkili yoktur. İsteyenin istediği gibi, hayvan doğrayabildiği ülkemizde yasaları kim takar? Şeklinde bir soru da sorabilirsiniz; ancak bu nedenden ötürü, “Ben bildiğimi okur, istediğimi yapabilirim” diyen biri varsa, bu onun ahlâki sorunudur.

Ayrıca, davranış bozukluğunun temelinde organik hastalıklar yatabilmektedir. Örneğin; anal bezlerinde problemi olan köpek otur komutunu öğrenemez. Bunlar tedavi edilmeden, normal köpeklere uygulanan eğitim metotlarının böyle hayvanlardaki stresi ne derece arttırabileceğine siz karar verin.

Davranış Bozukluklarından Korunma:
Hayvan sahiplerinin veteriner hekimden alması gereken bilgiler:

Başka hastalıklarda olduğu gibi, davranış bozukluklarında da probleme engel olmak, problemi gidermekten daha kolaydır. İleride şekillenecek potansiyel psikolojik problemler, köpek daha 3-12 haftalıkken, alınacak bazı tedbirlerle engellenebilecektir. Bu konuda hayvan sahibini aydınlatmak veteriner hekimlerin görevidir. Aşağıdaki konularda veteriner hekimden bilgi isteyiniz.

A - Köpek edinilmeden önce

Köpek daha satın alınmadan önce, veteriner hekimle kurulacak temasla, birçok yanlışın önüne geçilebilir. Sizin şartlarınıza ve kişiliğinize uymayan bir ırk ve cinsiyetin seçimi, hem sizi hem de köpeği mutsuz edecektir. Irklar üzerine yazılmış olan piyasa kitapları yeterince objektif olamamakta ve genellikle ırkların iyi yönlerine değinmektedirler. Az da olsa, bu ırkların kötü yönlerine değinen kitaplardan alacağınız bilgiler yeterli değildir; bu nedenle veteriner hekiminiz, en azından belirli ırklara mahsus olan hastalık ve doğuştan gelen kusurlar konusunda sizi aydınlatacaktır. Bu dönemde veteriner hekimin önerilerini şöyle özetleyebiliriz:

1. Amaca ve kişiye uygun ırkın ve hattâ cinsiyetin belirlenmesi

2. Yavrular arasından en ideal olanın seçilmesi

3. Yavrunun alınacağı sağlıklı yerler

4. Yavrunun eve getirilişi ve evde yapılması gereken hazırlıklar

B - Köpek edindikten sonra

1. İlk günlerde sahibinin doğru ve yanlış olan davranışları üzerinde çalışma

2. Köpeğin teşvik edilmesi ya da kısıtlanması gereken davranışları

3. Sosyalizasyon dersleri

4. İtaat eğitimi ve ileri eğitim konusunda bilgiler

Psikoloji Nedir? Köpek ve İnsan Psikolojisi Arasında Ne Fark Vardır?

Psikoloji genel anlamda, canlıların davranış şekillerini, bu davranışların sebep ve sonuç ilişkileriyle mekânizmalarını inceleyen bilim dalıdır. Gerek davranış olayları, gerekse de düşünsel olaylar birbirinden bağımsız olmayıp, birlikte incelenirler. İnsanlar veya hayvanlar arasındaki bireysel farklılıklar ve nedenleri psikolojinin konusudur.

Bütün bilimlerin olduğu gibi psikolojinin de kaynağı felsefedir. Ancak psikoloji, 20. yüzyılın başlarında bilimsel yöntemler kullanmasıyla felsefeden ayrılmış ve bilim olarak kabul görmeye başlamıştır.

Davranış mekânizmalarının bir kısmı hayvanlar üzerinde de araştırılmış ve elde edilen bulgulardan insanlara genelleme yapılmıştır (örneğin; Pavlov'un deneyleri).

Zaten psikoloji temelde hayvan-insan ayırımı yapmaz. Bütün canlıların davranışlarında sebep ve sonuç ilişkisini araştırır. İnsan ve hayvanın öğrenme süreçlerinde temel yapı birbirine benzer. Hayvan psikolojisi, her ne kadar biz insanlar tarafından yeterince kavranmamış olsa da, hayvanın yaşamında çok önemli yer tutan bir konudur. İnsan için, insan psikolojisi ne denli önemli ise, köpek için de aynı derece önemlidir dersek, hiç de abartmış olmayız. Beraber yaşayan, çoğu kez de aynı çevre şartlarının etkisi altında kalan bu iki canlı türü arasında mükemmel bir psikolojik iletişim sağlanmaktadır.

Köpekte psikolojiyi ret eden tutuculara rağmen, 1970'li yılların başlarında yapılan çeşitli araştırmalarla hayvanlardaki davranış bozukluklarının tedavisinde psikoloji yöntemlerinin kullanılabileceği kabul görmeye başlamıştır. Bu yöntemleri geliştiren hayvan psikologları, davranış bozukluğu olan hastaları kabul etmeye başlamışlardır.

Son yıllarda bazı ülkelerin veteriner fakültelerinde hayvanlarda psikolojik bozuklukların tedavisiyle uğraşan bilim dalları kurulmuştur. Ülkemizde “hayvan psikolojisi”, yakın bir gelecekte olması gereken yere getirilecek ve bu konuda İ.Ü. Veteriner Fakültesi öncülük edecektir.

Hayvan ve insanın psikolojik yapısı arasındaki farklar nelerdir?
Çok genel bir yaklaşımla, en önemli farkın öğrenme kapasiteleri arasındaki fark olduğunu söyleyebiliriz; zira insan ve köpekte birçok davranışın nedeni yaşam sırasında öğrenilenlerdir. İnsanın öğrenmesinde de ödül ve cezalar önemli yer tutar. Takdir edilen davranış yerleşir, olumsuz neticelere sebep olan davranış terk edilir.

Bebekte olduğu gibi, yavru köpeğin çevreden gelen uyarımlara tepkisi çok sınırlıdır. Gelişimiyle beraber, öğrendiklerinin artmasına paralel olarak, tepkileri de artacaktır. Canlıları davranışa iten iç veya dış uyaranlardır. Bu uyaranlara gösterilen tepkilerin çeşitliliği, canlının gelişim seviyesine göre değişir. Bu noktada, köpek ve insan arasında kıyaslama yapılırsa, insanın bu uyarımlara gösterdiği tepki potansiyelinin köpeğinkinden yüzlerce kez daha fazla olduğu görülür. Gerçekten birçok temel davranış insanda, köpekte ve hattâ farede bile aynıdır. Bu nedenle insan ve köpek, hattâ daha da genellersek, insan ve hayvan davranışları arasındaki fark niceldir (tepki sayısı). Aksi olsaydı, hayvanlar üzerinde yapılan deneyler insana genellenemez ve bu deney sonuçlarını, insan davranışlarını izah etmede kullananlar çıkmazdı.

İnsan ve hayvan psikolojisi arasındaki en önemli benzerliklerden biri ise öğrenmeye meraktır. Bu iki canlı türü de, merakları sayesinde öğrenmeye son derece heveslidir. Bu merak yitirildiği zaman öğrenme arzusu da kalmaz. İnsan eğitimcileri gibi köpek eğitimcileri de, eğitimde merakın önemini çok iyi bilirler.

MAKALE

KÖPEK EĞİTİMİ

K9 NE DEMEKTİR?
K-9 Amerikan polis ve askeri köpek eğitime verilen genel terimdir.

K-9 Eğitimi: Koruma, bodyguard, narkotik, bomba, asayiş, iz takibi ve diğer askeri ve polis köpeği eğitimlerini konu alır.

Pek çok kişi K-9 terimini Alman Çoban Köpeği ile karıştırmaktadır. Bu son derece yanlıştır. Hollywood sinemasının yapımı ünlü K-9 filminde "James Belushi" ile birlikte onun zeki ve cesur narkotik köpeğini oynayan "Jerry Lee" adlı köpek bir Alman Çoban Köpeğidir. Bu nedenle köpek severler filmin verdiği imaj ile K-9 adını bu ırkın adı olarak anmaktadır. Hatta bu ırka sahip olmak isteyen kişiler, satıcı tarafından kendilerine siyah veya kahverengi bir Alman Çobanı yavrularını getirdiği zaman, alıcı bu yavruların K-9 olmadığını belirterek başka yavru gösterilmesini ister.

Gerçekte K-9 bir kelime oyunudur.

İngilizcede “canine” köpekgillere ait, köpek, köpek ve benzeri hayvanlarla ilgili manalarına gelmektedir.

Okunuşu ise “keynayn” şeklindedir. K9 kelimesi de İngilizcede keynayn (K-key, 9-nayn) olarak okunur.

Tabiî ki Amerika’da ve daha sonrada dünyada bu kelime eğitimli polis köpeği olarak kabullenilmiştir.

Artık K9 denilince temel itaat ( sevk kayışı ile birlikte sahibinin otur, yat, izle, kal, gel, bekle ve sürün komutlarına uyması ), ileri itaat ( temel itaat eğitimindeki komutları sevk kayışsız olarak yapması ) ve saldırı ve koruma eğitimi almış köpekler anlaşılmaktadır.


K9 OLABİLECEK KÖPEKLER
Hangi Cins Köpeklerden K9 olur?

K9 köpeği olarak kullanılan köpek ırkları :

Burada konuyu ikiye ayırmakta fayda vardır. Birincisi asayiş ve koruma görevi yapacak K9 köpekleri diğeri arama görevi yapacak olanlar. Asayiş Köpeği olarak kullanılacak köpeklerde şu özelliklere dikkat edilmelidir:

1.Vücut Ölçüleri :
Asayiş görevi yapacak köpek ırkları öncelikle vücut olarak ne çok iri ne de küçük olmalıdır. Bu iş için en ideal köpekler 25 – 50 kg. arasındaki köpek ırklarıdır. Çünkü ağır köpek hantal olur, dar yerlerden geçmesi gerektiğinde zorlanır, zaptetmesi daha zordur. Ayrıca iri ırklarda kalça displazisi riski daha yüksektir. Minik köpeklerin ise zaten caydırıcılığı olmaz. Buna göre dünyada ve Türkiye’de Asayiş K9 köpeği olarak kullanılan başlıca ırklar şunlardır:

• Alman Çoban Köpeği
• Doberman
• Rottweiller
• Dev Snautzer
• Belçika Çoban Köpeği
• Belçika Malinois
• Boxer

2.İtaat Kapasitesi :
Bu görevde kullanılacak köpekler yüksek itaat etme kapasitesine sahip olmalı. Bu tür görevde itaatsiz köpekler yada itaat eğitimini tamamlayamayan köpekler asla kullanılamazlar. Bu nedenle Kangal, Sibirya Kurdu, Alaska Malamutu, Pitbull gibi köpeklerin itaat eğitimini almakta zorlandıkları için bu görevlerde kullanılması uygun değildir.

3.Genel Görünüş:
K9 denilince insanların aklına iyi eğitilmiş, güzel görünümlü köpekler gelmektedir ve bu da insanlarda bir saygınlık ve ciddiyet uyandırmaktadır. Yukarıdaki özelliklerden birisi eksik olursa insanlarda oluşan bu düşünce tersine dönebilecektir. Yani K9 olarak getirilen bir köpek, eğer emirlere itaat etmiyor ve sahibini dinlemiyor ise bunu gören insanların o köpeğe ve sahibine karşı saygınlığı kalmayacaktır. Aynı şekilde görünüş olarak köpeğin kusurları varsa bu da psikolojik olarak insanları etkilemesine engel olacaktır.

http://www.polisiye.com/devam.asp?yazid=792#

KÖPEK EĞİTİMİ

K9 KÖPEĞİ KULLANIM ALANLARI
K9 Köpeklerinin Kullanıldığı Alanlar Nelerdir?

•Kapkaç, hırsızlık gibi asayişe müessir suçlarla mücadelede,

•Bomba Aramasında,

•Uyuşturucu ile mücadelede,

•Arama kurtarma hizmetlerinde,

•Gece devriyelerinde,

•Havaalanlarında ve sınırlarda hastalık riskine karşı yiyecek arama ve bulma konularında.

KÖPEK EĞİTİMİ

K-9 EĞİTİMİ
KOMUTLAR

A. Temel itaat eğitimi ( Sevk kayışı ile birlikte yapılan hareketler)

1.İzle ya da Takip
2.Otur
3.Yat
4.Bekle ya da Kal
5.Grup çalışması ( En az 5 sivil giyimli insanın çevresinde dolaşmasına izin vermeli ve bu vaziyette iken komutlara tam olarak riayet etmeli.
6.Silah sesi ( Ateşli silahlardan yakın mesafe atış sesine alışkın olmalı.)
7.Çeviklik ( Pentatlon ) çalışması

B. İleri İtaat Eğitimi ( Sevk Kayışı olmadan komutlara itaat )

1.Temel itaat eğitiminde sayılan bütün hareketlerin sevk kayışı olmadan yapması
2.Acil Dur ( Tehlikeli bir ortamda köpeği aniden durdurmak için )
3.Gel komutu ( Köpek her türlü ortamda gel komutuna kayıtsız şartsız uymalı )

C. Alan ve Kişi Koruma Eğitimi ( Bu eğitime alınacak köpeğin temel ve ileri itaat aşamalarını başarı ile geçmiş olması gerekmektedir )

1.Dikkat ( Alanda şüpheli kişilere veya hareketlere karşı uyanık hale getirme )
2.Havla ( Sadece korkutma amaçlı )
3.Kim o, tut, yakala vb. saldırı komutu ( bu komut ile şüpheli şahsa karşı atağa geçmesi )
4.Tamam yada Hayır ( Saldırganlığa son vermek yada beklemede kalmasını sağlamak için )
5.Bırak ( Köpeğin bu komut ile birlikte ısırdığı şahsı anında bırakması )

D. Narkotik ve Bomba Arama Köpekleri

1.Temel ve ileri itaat eğitimlerini başarı ile tamamlamış olmalı
2.Ara komutu ( Bu komut ile birlikte köpek arama işlemine başlayabilmeli )
3.En az 5 dakika sahibinden uzak bir yerde ve sevk kayışsız olarak Bekle komutuna uymalı
4.Arama yaptığı konu ile alakasız kokulara takıldığı zaman ( mesela kedi ya da kuş kokusu ) Bırak komutu ile tekrar asli aramasına dönmeli
5.Arama köpekleri saldırı eğitimi almazlar. Eğer diğer köpeklere ve insanlara karşı saldırgan tavırları varsa mutlaka sosyalleştirme eğitimine tabi tutulmalıdırlar.
6.Narkotik köpekleri maddeyi bulduklarında kokunun kaynağını göstermek için ayakları ile kazma hareketi yaparlar. Bomba köpekleri ise patlayıcı madde kokusu aldıklarında bombanın harekete veya en ufak bir dokunuşa duyarlı olduğu düşünülerek sadece otururlar.
http://www.polisiye.com/devam.asp?yazid=796#

KÖPEK

EVCİL HAYVANLAR VE HUKUKSAL SORUNLAR
Av. AHMET KEMAL ŞENPOLAT(1)
I- GİRİŞ
Son zamanlarda ev hayvanl a r ı n ı n mahkemeye başvurularak evden uzaklaştırılması yönünde davaların yoğunlaştığı ve 5199 sayılı Hayvanları Koruma Yasasına göre ev ve süs hayvanı s ı n ı f ı n a giren hayvanların mahkeme kararıyla sahiplerinden ayrılmak zorunda bırakıldığı görülmektedir. Özellikle kent yaşamının insanı doğadan giderek uzaklaştırdığı, yalnızlaştrdığı ve yabancılaştırdığı, beton binalar içine tutsak ettiği kentlerde ev hayvanlarının insanlara ne denli yoldaş ve dost olduğunu yadsıyamayız. Ancak evlerinde evcil hayvan besleyen kişilere karşı açılan davaların apartman yönetim planındaki yasaklar nedeniyle sulh hukuk mahkemelerinde tahliye ile sonuçlandığı da bir gerçek... Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin tüm kararlarının da bu doğrultuda olduğuna tanık oluyoruz.

II- TAHLİYEYE NEDEN OLAN "CAN"
Veterinerlerin yapmış olduğu yaklaşık hesaba göre İstanbul'da sahipli hayvan sayısının 1 milyon, Ankara'da ise 500 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ne yazık ki (bakımevlerinden sahiplenmek yerine) pet shoplar ve üretim çiftliklerinden Türkiye'de günlük olarak satılan hayvan sayısı ise ortalama 400-500 civarındadır. Bir diğer deyişle önce batılı ülkelerde görülen sahipli hayvan sayısındaki artış ülkemizde de yaşanmak-
tadır. Her ne kadar bunların ciddi sayılabilecek orandaki bir kısmı yazlıkl a r d a k ı r l a r a terk edilmekte ise de, geri kalanların birçoğu için yaşadıkları evlerden atılmaları için yargı y o l una başvurulduğu da bir gerçektir. Genelde komşular arasındaki husumetten kaynaklanan uyuşmazlıkların nedeni her zamanki gibi hayvanlar üzerinde test edilmekte, sahibiyle on yıl yaşamış, ömrünün sonuna gelmiş, hatta sokağa ya da bakımevine bırakılsa yaşama olanağı kalmayacak hayvanların tahliyesine hukuk (1) İstanbul Barosu Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı yoluyla ısrar etmenin ardında hayvandan çok sahibine karşı duyulan husumet bulunmaktadır.
Bu incelemenin amacı asla hayvanseverleri tutan yanlı bir inceleme yapmak değildir. Çünkü şunu da kabul etmek gerekir ki kimi hayvanseverler, toplumun asgari müşterek kurallarını zorlayacak derecede de bazı katlanma limitlerini zorlamaktadırlar. Bir dairede 10-20 kedinin beslenmesi ya da ortak mahallerde hayvanların dışkılarının temizlenmemesi ya da toplu ulaşım araçlarında hayvanların koltuklar üzerine çıkartılması
aslında birçok kişinin bunlara antipatiyle yaklaşmasına da neden olmaktadır. Herkesten, bir hayvandan korkmamayı beklemek iyimserlik olur. Her kesimin göstereceği tepkinin çok farklı olması doğaldır. Kimi korkar, kimi sevgi duyar, kimi tiksinir. Ancak kuralların istisnai birkaç kişi tarafından zorlanması bu kez hayvanları koruma kanunun yetersiz olduğu yakınmasına uzanmaktadır. Oysa aslolan toplu yaşamın belirlemiş olduğu kültür düzeyi ile orantılı olarak yazılı olmayan kimi düzenlemelerin varlığıdır. Örf adet hukuku da bunun başında gelir. Ne yazık ki, kuralların kimi bilinçsiz hayvan severler tarafından bu denli zorlanmaya çalışılması bilinçli ve sağduyulu biçimde olaylara yaklaşan, kurallara
uyan hayvan severin ve onun "can"ın da yanmasına neden olabilecek sonuçlara varmaktadır. Az önce de belirttiğimiz üzere bu tip davalarda genelde karşımıza çıkan somut durum hayvanın varlığından çok aslında komşuları ile bir biçimde apartman yaşayışı içinde hayvan sahibi arasında geçimsizlik olmasıdır. Yani, asıl neden hayvanın varlığından çok, yanlar arasında örneğin ortak giderlere katılmama, dini nedenler, aşırı temizlik hastalığı, müziğin sesini sonuna kadar açma ya da nedensiz şekilde komşuya herhangi bir nedenden çekememezliğe girdiğinde insanlar hemen mahkemeye koşarak
bu kişinin evinde kedi var, köpek besliyor diye dava açmalarıdır… Şunu tarafsız olarak kabul etmek gerekir ki aslında bu apartmanlarda görmeye alışık olduğumuz tartışmalarda en suçsuz olan hayvanlardır. Ancak tahliyesi istenen de yine onlardır. Onlar sadece "yumuşak karın" dır.
III- HUKUKİ PROSEDÜR BAŞLIYOR
Kimsenin sahip olduğu hayvanının ihtarname ile ya da site veya apartman olağan toplantsında alınan kararla ya da belediye zabıtasının kararı ile ya da imza toplanarak TAHLİYE EDİLMESİ mümkün değildir. Tahliye edilecek hayvan için mutlaka mahkemeden karar alınması şarttır. Hele bu tahliye işlemi için belediye zabıtasının daha çabuk ve seri hareket etmesi nedeniyle kullanılmaya çalışması olayın traji komik boyutudur. Belediye zabıtası ancak hijyen koşullarına uyulup uyulmadığı konusunda yetkilidir. Aksi takdirde mahkeme kararı olmadan evinize girerlerse konut dokunulmazlığı suçunu bile işlemiş olabilirler. Onun görevi asgari sağlık koşullarına aykırı bir durum varsa idari para cezası kesebilene kadardır, fakat tek başına adeta bir mahkeme imiş gibi tahliyeye
karar veremez. -602 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
Uygulamada hayvan sahipleri kendilerini "mazlum ve çekingen " olarak gördüklerinden ve hep suç işleyen potansiyel kişilermiş gibi bakıldıklarından, bu tipten uyarılarla korkutulduğu da gözlemlenmektedir. Türk Medeni Yasasının 737. maddesi; taşınmaz maliki ya da kullananını, komşusuna zarar verecek her türlü davranışlardan kaçınmakla yükümlü tutulmuş ve komşular arasındaki birtakım çıkarları dengede tutabilmek
için, her komşunun bazı davranışlardan kaçınma ve bazılarına katlanma ödevleri ile yükümlü kılmıştır. Aynı maddenin 2. fıkrası ile de, "özellikle taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel örf ve adete göre, komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan gürültü veya sarsıntı yaparak rahatsızlık verme"yi yasaklamıştır.
IV-SORUNUN COZUMSUZLU/ÜNE NEDEN OLAN APARTMAN YÖNETİM PLANI!
Mahkemelere ev hayvanlarının tahliyesi için açılan davalarda adeta standarta dönüşmüş olan uygulama, tapudan apartman yönetim planının getirtilerek orada yasak hüküm olup olmasına göre değişmektedir. Apartmanda bulunan tüm kat malikleri toplanıp hayvandan şikayet etmediklerini yazılı olarak beyan etseler ya da tanık olarak ifade verseler bile yıllar önce tapuya bir şekilde dercedilmiş apartman yönetim planının bu yasağını aşamamaktadırlar. Bir diğer deyişle, apartman ya da site yönetim planında kimi durumlarda "kedi köpek tavuk keçi vs gibi hayvan beslenemez" ibarelerinin bulunması mahkemelerin bu kadar kolay tahliyeye karar vermelerine neden olmaktadır.
Bu konudaki görüşüm mahkemelerin ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin doğrudan bu maddeye bakarak karar vermelerinin vicdani ve hakkaniyete uygun olmadığıdır. Çünkü orada belirtilen yasak maddesi ev ve süs hayvanı olmayan yabani ya da çiftlik hayvanları içindir. Düşünün ki evinde tavuk besleyenler, inek besleyenler hatta yabani hayvan besleyenler vardır. Bu maddeyi evinde kuş kedi akvaryum balığı besleyenlere kadar uygulamak isteyen ve bu nedenle komşusunu sırf bu "yumuşak karnı " nedeniyle tahliyeye zorlamak isteyenler kanunun arkasına dolanmaktadır. Dini inanışı nedeniyle ya da aşırı temizlik hastalığı olan kişi hayvana karşı olduğunu söyleyemeyen kişi örneğin yıllar önce tapuya konulmuş bu yasak maddesini sevmediği komşusu önüne mahkemede delil olarak sunar, bu yasak maddesini kendi çıkarları için kullanmaktadır.
Açıkçası kimse de ev satın alırken tapudaki yönetim planını detaylı olarak inceleyip bakmaz. Çünkü ileride böyle bir maddenin koz olarak aleyhine kullanılacağını da öngöremez. Mahkemeler de ne yazık ki buradaki hayvan beslenemez yasağını çok geniş ve "sert" olarak yorumlamaktadır. Sesi soluğu çıkmayan bir felçli kedinin, hiçbir komşuya rahatsızlık vermeyen köpeğin, astım hastalığına neden olduğu garanti bile olmayan bir
Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar o Av. A. K. Şenpolat 603 kanaryanın evden tahliyesi sadece bu yasak var diye bir tavuk, koyun, inek gibi çiftlik hayvanları ya da piton yılanı, timsah gibi yabanıl hayatta yaşaması gerekli hayvanlarla değerlendirilmesi mümkün müdür? Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 1991 yılında vermiş olduğu bir kararında hayvanlara o zamanki bakış açısını aynen şöyle dediğini burada da önemli olarak vurgulamamız gerekir. "Köpek, evcil bir hayvan olup günümüzde bir çok ailenin beslediği hayvanlardandır. O nedenle köpeğin bizatihi varlığının rahatsız edici bir unsur olarak kabulü mümkün değildir."(2) Az önce de belirttiğimiz üzere İstanbul gibi büyük bir kentlerde yaklaşı k bir milyona yakın ev hayvanı olduğu tahmin edilmektedir. Dünya
ulusları da birçok ev hayvanı ile beraber yaşamaktadır. 21. yy Türkiye'sinin hayvanlara bakış açısı artık 30-40 yıl öncesinin bakış açısı olamaz. Apartman yönetim planındaki özellikle ev hayvanları için getirilen yasak hükümlerin bu denli kesin yorumlanmaması gerekir. Bu yasağın aslında iyi niyet kurallarını zorlayanlar ile çiftlik ve yabani hayvanlar için konulduğu yorumlanmalıdır. Bir diğer deyişle, apartmanda çiftlik hayvanı besleyen (tavuk, keçi, inek vs) gibi kişilere uygulanan yasak kapsamı bir çok kişinin beslediği kedi köpek kanarya (hatta akvaryum balığı) için yorumlanmamalıdır. Nitekim aynı görüşte olan değerli hukukçu Mustafa Reşit Karahasan'ı n görüşlerini buraya almakta fayda görüyorum: "Yönetim planına konan yasak hüküm ile MK md 661/II hükmünün örtüştü
ğü söz götürmez. Öyleyse yönetim planında hayvan beslemenin yasaklanması, başlı başlına hayvanın apartmandan atılmasının dayanağı yapılamaz. Böyle bir uyuşmazlıkta hakim, örneğin bağımsız bölümde beslenen köpeğin komşuları rahatsız edip etmediği, çevreyi kirletip kirletmediği konularını araştırmalı, soruşturma sonucu böyle bir durum olmadığı kanı sına varırsa davayı reddetmelidir."
"Bu bilgilerin ışığında belirtelim ki, her ne kadar KMK md.28/II ile yönetim planının kat maliklerince nasıl değiştirilebileceği belirlenmiş ise de, iradeyi gösteren davranışlar ya da irade etkinliğinden biri ile, kat maliklerinin örtülü irade açığa vurması ile de hayvan beslenmesine ilişkin yönetim planında yer almış olan hükmün değiştirilmesine hiçbir engel yoktur. Kat maliklerinden birinin, örneğin köpek beslenmesinin sürekli olduğunu
gören ve bilen öteki kat maliklerinin uzun sayılabilecek bir zaman diliminde, bu durumu bildikleri ve gördükleri halde buna karşı koymamış (ses çıkarmamış, itiraz etmemiş) olmaları kısacası, bu tutumları örtülü (zımni) irade açığa vurmasıdır ki, böylece örneğin köpek beslemeyi onayladıkları, yönetim planının bununla ilgili hükmünün değiştirilmiş olduğu kabul edilmek gerekir. Üstelik yönetim planındaki yasağa karşın, uzunca sayılabilecek bir zaman diliminde ses çıkarmayan, durumu gören ve bilen kat malikleri 604 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
((2) Bu kararlarhttp://www.haytap.org sitesinde yayınlanmaktadır. (ki KMK md. 28/III'teki 4/5 ölçüyü bu olasılıkta da uygulanmalıdır) örneğin bağımsız bölümde köpek besleyen kat maliklerinde güven yaratmış olurlar ki, uzun bir süreden sonra, komşuluk hukuk sınırlarını aşmayan, rahatsızlık vermeyen, etrafı kirletmeyen bir hayvanın apartmandan atılması nı istemek, doğruluk ve güven kurallarına (MK md. 2, KMK md. 18/I) tümüyle aykırıdır.(3)
Yine aynı şekilde ;
"…şöyle ki, YASA KOYUCUNUN MANTI/INDA, HAYVAN BESLENMESİ NİN YASAKLANACAK BİR DAVRANIŞ OLMADI/I YATAR; gerçekte de bu yönden yasaklayıcı bir hükme yer verilmemiştir. Yönetim planın da bir hüküm yoksa, hayvan (özellikle de köpek) beslemenin rahatsız edici olup olmadığı konusunda, her somut olaydaki durum ve koşullara göre gerekirse bilirkişiden de rapor alarak, hakim, hakseverlik ve denkseverlik (MK. md. 4) kurallarının ışığın altında, hayvan sevgisinin kökleşmesine olanak da verecek biçimde uyuşmazlığa çözüm bulmalıdır. Önemle belirtelim ki, KMK md 18/1 hükmünün uygulanmasında da gözetilmesi gereken MK md 661 çerçevesinde hayvan beslemeden daha yoğun kapsamlı rahatsızlık vermeden önce, bunun giderilmesi için somut önlemlerin bulunup bulunmadığı, bilirkişi kanalı ile soruşturulup varsa, eş değişle alınacak önlemlerle bu sakıncalar giderilebiliyor ise, işte bu durumda, hakim, gerekli önlemlerin alınarak sakıncaların giderilmesine karar vermekle yetinmektedir; bu bağlamda, eylemin tümden yasaklanması (uğraşın durdurulması, tümden engellenmesi) söz konusu olmamaktadır. Şimdiye kadar kökleşen yargıtay inançların bulduğu bu çözümün, hayvan besleme olayları içinde geçerli olduğunda duraksanamaz. O nedenle, hayvan komşuları rahatsız etmiyor, sahibi kat maliki, apartmanın kirletilmemesi için gerekeni yapıyor, önlemler alıyor, böylece temizliğin ihlal edilmesi gibi bir durum ortaya çıkmıyor ise, hayvanın beslenmesi yasaklanamaz." Şimdiye kadar yapılan açıklamaların ışığında belirtelim ki, salt yönetim planı ile hayvan beslemenin yasaklanması, hayvanın apartmandan atılmasına neden olamaz. Eğer hayvan komşuları rahatsız etmiyor, çevreyi de kirletmiyor ise, yönetim planında yasak hüküm var diye, dışarı atılamaz."(
4) Aslında durumun bu kadar açık olduğu, yasa koyucunun asıl amacının hayvan sevgisinin, doğa sevgisinin yerleşmesinin tartışılmaz olduğu bir konuda yıllar önce maktu şekilde edinilmiş ve kat maliklerinin ortak iradaleri dışında şeklen tapuya işlenmiş, apartman yönetim planından yıllarca sonra bir yasak hüküm çıkarıp kullanmanın da ne derece iyiniyet kuralları ile bağdaştığı tartışılır.
Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar o Av. A. K. Şenpolat 605
(3) Mustafa Reşit Karahasan ,Mülkiyet ve Kat Mülkiyeti Hukuku, 1999, cilt 3 , sayfa 215vd
Yıllarca hayvan besleyen kişiye ses çıkarmayıp, komşuluk ilişkileri kötüye gittikten sonra dava açmak ve hayvanın tahliyesini istemek ya da aynı yasağı ihlal eden başka komşulara karşın onlara dava açmayıp sadece birisinin üzerine gitmek de bu yönetim planının ne denli kötüye kullanıldığının bir göstergesidir. Oysa yapılması gereken, özellikle TMK 737. maddesi uyarınca rahatsı zlık unsurunun, komşular tarafından katlanabilme yükümlülüğünün bir bilirkişi kurulunca özellikle keşif yoluyla belirlenmesinden ibarettir. Konusunda uzman bir veteriner hekim şikayet söz konusu olan hayvanın yaşadığı toplu alanda sesinin ya da tüylerinin nesnel sınırları zorlayacak derecede olup olmadığı, verilen eğitim komutlarını tam olarak algılayıp algılamadığı, insanlara zarar verecek bir yapıda olup olmadığı, aşılarının düzenli olarak yapılıp yapılmadığı, bu kontroller sonucu hayvanın toplu yaşam alanları için bir zarar oluşturma olasılığının ayrıntılı olarak incelemesi gerekir. Bilirkişinin özellikle keşif ile saptayacağı bu
durum yargıcın vereceği karara destek teşkil etmelidir.(5) Nasıl ki apartman yönetim planında yasak OLMADI/INDA, yasağın olmaması kimseye örneğin evinde keçi, inek, tavuk ya da kobra yılanı beslemesine izin verme anlamı doğurmaz ise yani tolerans sınırı TMK 737 kapsamında değerlendirilemez ise ya da yasak yok diye bu hayvanların bir apartman katında yaşamasına izin verilmez ise, yasak var diye de ev ve süs hayvanlarının nesnel nedensiz tahliyesine doğrudan karar verilememesi gerekir. Yani yargıç her somut durumda yerinde inceleme, keşif ve gerekiyorsa bilirkişiden görüş almalıdır. Öte yandan, Yargıtay'ın çeşitli kez onamış olduğu tahliye yönündeki kararlar özellikle 2006 yılında çıkmış 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunun uygulama yönetmeliğinin çıkmasından önce olduğunu da anımsamalıyız. 2006 yılında yürürlüğe giren ve Çevre Bakanlığı tarafından çıkarılan Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği(6) ise bu konuya DESİBEL ölçütü getirmiştir. Bundan önceki uygulamalarda herhangi bir komşunun durup dururken yakınması ya da apartman yönetim planlarındaki kedi ve köpek besleme yasağının mahkeme kararıyla hayvanların evden atılmasına yeterli olmaktaydı. Hiç değilse 2006 yılında çıkan Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği uygulamadaki bu haksızlığı gidermesi gerekir.
606 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
(4) Mustafa Reşit Karahasan ,Mülkiyet ve Kat Mülkiyeti Hukuku, 1999, cilt 3 , sayfa 217vd (5) İstanbul 4 Sulh Hukuk mahkemesinin 1998/603E ve 1999/632K sayılı bu konuda vermiş olduğu gerekçeli karardan : "Köpeğin cinsi, durumu, uzman bilirkişinin raporu, bulunduğu dairenin hemzemin oluşu, tanık beyanları ve keşifte gözlendiği üzere davacı yan köpeğin katlanılmaz bir rahatsızlık ve zarar yarattığını ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir." Kararın tam metni için :http://www.haytap.org (6) Yönetmeliğin tam metni içinhttp://www.haytap.org sitesinden ulaşılabilir. Hayvanın evden atılabilmesi için en azından gürültü sınırını aştığının ve nesnel sınırların zorlandığının kanıtlanması gerekmektedir. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan yönetmelik, evde yaşayan hayvanlarla ilgili apartman sakinleri arası nda çıkan uyuşmazlıkların ve genellikle mahkeme kararıyla sahiplerinin ve hayvanların haksız yere ayrılması ve evden atılmasıyla sonuçlanabilen bu uygulamanın bir sona ermesini sağlamalıdır. Bu arada sayın hukukçulardan 12.04.2006 yılında çıkan yönetmeliğin özellikle 10. ve 12. maddelerine dikkat çekiyoruz. Hayvan sahiplerinin görev ve sorumlulukları MADDE 10- (1) Ev ve süs hayvanı veya kontrollü hayvanı bulunduranlar ile yeni hayvan sahiplenecekler;

/) hayvan sahibi ya da hayvan muhafaza eden kurum ve kuruluş, sahibi bulunduğu hayvanın ses düzeyini kontrol altına almak üzere, söz konusu hayvan ya da hayvanların yaşama ortamına en yakın konutta bulunan bir yatak odası için ses basıncı düzeyi ve oturma odaları için de kabul edilebilir ses basıncı düzeyleri ile ilgili olarak 1/7/2005 tarihli ve 25862 sayılı resmi gazete'de yayımlanan çevresel gürültünün değerlendirilmesi ve yönetimi yönetmeliğindeki (2002/49/ec) değerleri sağlamakla, görevli ve sorumludur.
Özellikle aynı yönetmeliğin 12. maddenin d fıkrası da sahiplenilen hayvanın terkini yasaklamıştır. Ev ve Süs Hayvanı ve Kontrollü Hayvan Sahiplenilmesi ve Bulundurulması
Ev ve Süs Hayvanı ile Kontrollü Hayvan Bulundurma ve Sahiplenilmesi Şartları MADDE 12- (1) Ev ve süs hayvanı ile kontrollü hayvanı bulunduran veya yeni hayvan sahipleneceklerde aşağıdaki şartlar aranır:
d) Sahiplenilen hayvanlar TERK EDİLEMEZ, ancak yeniden sahiplendirme yapılabilir ya da geçici hayvan bakımevlerine teslim edilebilir. Uygulamada bilindiği üzere yönetici ya da apartman sakini, hayvan çevreye rahatsızlık vermese bile, dava açabilmekte ve Yargıtay'ın yerleşmiş onama kararları doğrultusunda tahliye kararını çok rahat bir şekilde alabilmektedirler. Ancak, artık yönetmeliğin ilgili maddesi, yakınmacılara iddialarını ispatlama zorunluluğu getirdiğinin göz önünde bulundurulması gerekir. Yeni yönetmeliğe göre yakınma konusu olan ev hayvanının ses desibeli ölçülmesini, eğer gürültü sınırı aşılmamışsa kedi ve köpeklerin sahipleriyle yaşamasına olanak verilmesi gerekmektedir. Yakınma haklı ve sınır aşılıyorsa ancak o zaman yargı yolu açılabilmelidir. Ya da Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar o Av. A. K. Şenpolat 607 söz konusu olan hayvanın tüyleri ise bilirkişiden bu tüylerin insanları rahatsız edip etmeyeceği yönünde rapor alınmalıdır.
V- 5199 sayılı HAYVANLARI KORUMA KANUNU AÇISINDAN BAKIŞ
5199 sayılı HAYVANLARI KORUMA KANUNU Haziran 2004 yılında yürürlüğe girmiştir. Yapılan çeşitli uluslararası sözleşmeler ve pratik ihtiyacı n doğurduğu gereksinimler böyle bir yasanın çıkmasını zorunlu kılmıştır. Bu yasada korunan yarar aslında HAYVAN SEVERLERİN DE/İL, HAYVANLARIN HAKLARIDIR. Yasa koyucu onların da her şeyden önce
bir hakkı olduğunu kabul etmiştir. Her ne kadar bu yasa bir kabahatler kanunu da olsa uygulamada bu tipten davalarda bu yasa apartman yönetim planın önüne geçememekte ya da mahkemeler tarafından dikkate alınmamaktadır. Adı geçen yasanın 5. maddesinin son fıkrası aynen şöyle demektedir:
"Ev ve süs hayvanları ile kontrollü hayvanlardan, doğal yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak durumda olanlar terk edilemez"
Görüldüğü üzere yeni yasa açıkça yaşama ortamlarına tekrar uyum sağlayamayacak olan hayvanların terk edilemeyeceğine dair amir hüküm koymuştur. Hatta bu yasanın emredici hükmüne aykırı hareket edenlere karşı para cezası ile yaptırım öngörülmüştür.
Burada yasa maddesi ile bir sözleşme olan yönetim planı çelişmektedir. Bu çelişmede yasa hükmü sözleşmenin gerisine düşürülemez. Eş deyişle yasa hükmüne aykırı sözleşme maddesinin geçerliliğinden söz edilemez . Uygulamada mahkemeler tahliye yönünde karar verdiği zaman bir çok hayvan sahibi onca yıldır yanında olan hayvanını terk edemediği için yaşadığı konutu terk etme yolunu seçmektedir. Yargıtay 18. Hukuk dairesinin biran önce bu konuyla ilgili görüş değiştirip Hayvanları Koruma Kanunu çerçevesinde bir kararlılığa ulaşması gerekmektedir.
VI- TÜRKİYE Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin Onaylanması Hakkında 2003/6168 Sayılı uluslararası YASAYA İMZA ATMIŞTIR.(7) 15.7.2003 tarihli EV HAYVANLARININ KORUNMASINA DAİR AVRUPA SÖZLEŞMESİNİN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDU/U HAKKINDA KANUN'la 28.08.2003 tarihinde bu sözleşme yürürlüğe girmiştir. Yasanın altında tüm hükümet üyelerinin, Cumhurbaşkanının imzası vardır. Resmi gazetede yayınlanmıştır. Bu yasanın 3. maddesi kimsenin ev
608 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
(7) 2003/6168 Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi'nin Onaylanması Hakkında Karar
hayvanını terk edemeyeceğini hüküm altına almıştır. Öte yandan bu yasanı n bizi ilgilendiren teknik hukuki yanı 1982 Anayasamızın 90/son fıkrasına göre uluslararası sözleşmeler yasa hükmünde olduğu yönündeki ifadesidir.
1982 ANAYASASI MADDE 90/SON :
"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası anlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile anayasa mahkemesine başvurulamaz." Dolayısıyla bu sözleşmeler TBMM'den çıkmış yasalardan farksızdır. İç hukuk düzenlemeleridir. Ancak hukukçularımız nedense anayasanın 90. maddesini de uygulamada fazlaca dikkate almamaktadırlar. Tüm dünya ev hayvanları ve doğa ile barışık bir şekilde yaşarken, bizim bir hayvanı husumet konusu yapmamız düşündürücüdür.
VII - TAHLİYE KARARI ÜZERİNE HAYVAN SAHİBİNİNİN KOZU
Yukarıda anlatılan nedenlerle herhangi bir hayvanın evden çıkarılması na karar verildiğinde bu kez hayvan sahibi olan kat maliki sulh hukuk mahkemesinde kendisine dava açmış olan kişi ya da apartman yönetimine karşı oturdukları binadaki projeye aykırılıkları dava konusu etmekte ve eski hale getirme istemektedirler. Yani, bir tahliye kararının icraya konulmasının engellenmesi için apartman ya da sitede bir hukuk savaşı başlamaktadır. Hemen hemen her evin iç dekorasyonunda tadilat yapıldığı, kolonları kirişleri kesildiği, balkonların projeye aykırı olarak içeriye dahil edildiği düşünülürse hayvanların tahliyesini isteyenlere karşı işleyiş tersine dönmekte, dava açana başka bir dosya ile karşı dava açılmaktadı r! Mahkemeler aslında gereksiz bir hukuk savaşı içine sürüklenmekte, yasalar bu nedenle kullanılmakta ancak dava dilekçelerinde bu durum özellikle belirtilmemektedir. Olayın bu duruma gelmesindeki en büyük neden apartman yönetim planının sert uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Bu husumetler o dereceye varmaktadır ki, kimi zaman tahliyeyi isteyen taraf o daireden taşınmış bile olsa icra kanalıyla muhakkak hayvanın tahliyesini uygulatmak için icra dairelerine başvurulmaktadır.(8) Hayvan Hakları ve Hukuksal Sorunlar o Av. A. K. Şenpolat 609
___________________________________________________
(8) Kartal 2. İcra Mahkemesinin 2005/ 178E ve 2005/331 K sayılı talebin REDDİ kararı davalı takip alacaklısının oturduğu daireye bitişik dairede beslediği köpeklerden rahatsız olduğu iddiası ile davacı takip borçlusu aleyhine dava açıp kendi adına karar aldıktan sonra oturduğu daireyi 23.03.2006 tarihinde satmış ve o apartmandan taşınmıştır. Bu husus taraf vekillerince de kabul edilmiş olup tartışma konusu değildir. Dolayısi ile davacı takip borçlusunun kendi dairesinde köpek besleyip bulundurmasından 06.04.2005 takip tarihi itibari ile davalının rahatsız olması söz konusu değildir. Takip dayanağı karar apartmanla ilgili değil, davalı alacaklısı şahsı için verilmiştir. Bu bakımdan
davalının sattığı daireyi satın alan yeni malik ya da kiracı kendi adına dava açıp aynı şekilde karar almadığı sürece davalının şahsı için ilama dayanak benzer bir hak iddiasında bulunamayacağı gibi, aynı ilamı kendi lehine takibe koymak hak ve sıfatı da yoktur. Mahkeme kararlarının kesinleşmesinden sonra Şili ya da yasal zorunluluklar nedeni ile ilamın taraşarının değişmesi halinde, o ilamı infaz ve uygulama hakkı değişen tarafa geçer. Aynı şekilde ilamın konusunun değişen koşullar nedeniyle taraşar için bir fayda sağlanamayacağının ortaya çıkması halinde de taraşarın o davanın infazını istemeleri doğru olmadığı gibi hakkın kötüye kullanılmasına da yol açar.
VIII- "BARINAK" SEÇENEĞİ
Şimdiye kadar olayın hukuki boyutlarını kısa olarak anlatmaya çalıştık. Yine de bir şekilde bahsi geçen hayvanlar için tahliye kararı verildiğinde buraya sunamadığımız adına "barınak" denilen yerlerin fotoğraşarına dikkatinizi çekmek gerekir. Bu görüntüler ne yazık ki Türkiye'nin gözlerden ırak kanayan bir yarasıdır. Yaşamaya mahkum edilmiş, terkedilmiş hayvanlarla dolu yerlerdir bu bölgeler. Yerel yetkililer, idari makamlar ise gerekli önlemleri hiçbir biçimde almamakta, kaynak sağlamamakta, yeterli personel ve altyapıyı sunmamaktadırlar. Bakımevi olarak çalışması gereken fakat adına barınak adı verilen çoğu tamamıyla kapasitesinin üstünde, mevzuata aykırı bulunan bu yerler olası tahliye kararı nda icra müdürlüğünün bu köpekleri göndereceği yerlerdir. Bu adına barınak denilen, nazi kampı koşullarından daha vahim durumda olan, "canların" adeta yaşamaya mahkum edildiği hapishanelerdir. Bugüne kadar kimseye zararı olmamış hayvanlar için bu yönde bir istemde bulunmak öncelikle merhamet ilkeleri ile bağdaşmamaktadır. Özellikle Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin bu konuda vereceği kararlar
Türkiye'de en azından bu konuda bir anlayışın değişmesine neden olacaktır. Yinelemek gerekir ki burada savunduğumuz hayvan severlerin hakları değil, hayvanların yaşam hakkıdır. Sahipleri ile duygusal ilişkiler kuran, gözlerini açtığı zaman onları annesi, babası, kardeşleri gibi gören hayvanların alıştıkları ortamdan hukuk zoruyla koparılmaları, barınaklara sürüklenmeleri çoğu kez bu hayvanları n sterese girmesine ve yaşamlarını yitirmesine neden olmaktadır. İnsanların doğanın sahibi olarak kendilerini görmesi ve başka canlılara yaşam hakkı tanımaması uygarlık sayılabilir mi? Uyuşmazlığın çözümlenmesinde özellikle Medeni Kanunumuzun 4.maddesi (hakseverlik ve denkseverlik ilkesi) büyük bir destek oluşturacaktır. Sayın mahkemenin Kat Mülkiyeti Yasasını ve yeni çıkan Hayvanları Koruma Yasasını birlikte uygulaması hayvan haklarının önemini kavraması, çağdaş ve modern hukukun başarısı olacaktır.
610 İSTANBUL BAROSU DERGİSİ o Cilt: 81 o Sayı: 2 o Yıl 2007
___________________________________________________
Davalı dairesini satıp taşındığına göre, davacının kendi dairesinde besleyip sakladığı köpeklerden rahatsızlığı düşünülemeyeceği gibi aynı binada oturmadığı başka bir dairede pay sahibi bulunmuşsa da davalıya ilamın bu yönden infazını istemek hakkı vermez. Davalının hukuki ve mantıklı bir hakkı ve menfaati bulunmadığı halde şeklen taraf olduğu ilamın infazını istemesi açıkca hakkın suistimali olduğundan davacı borçlusu şikayeti haklı yerinde ve yasal bulunduğundan davanın kabulüne takipteki "Köpeklerin Evden Uzaklaştırılması" ile ilgili talebin iptaline karar vermek gerekmiştir.
Temyiz üzerine Yargıtay 12. hukuk dairesi bu kararı 8.12.2006 tarihinde 2005/20397 E ve 2005/24399 sayılı kararı ile ONAMIŞ, yerel mahkemenin verdiği gerekçeyi değiştirmemiştir. Kararın tam metni için:http://www.haytap.org
http://www.hukuki.net/hukuk/index.php?article=1916

06 Eylül 2008 Cumartesi

KÖPEK EĞİTİMİ VE KÖPEK PANSİYONU




POLLY, güzel bir labrador.ilk gece Max i ve Aylin hanımı aradı,huzursuzdu biraz.
ama şimdi diğer köpeklerle iyi bir iletişim içinde..
MAX i çok özledik Aylin hanım.dönüşünüzde bekliyoruz.

KÖPEK EĞİTİMİ VE KÖPEK PANSİYONU



Polly,Oğlum ve Milka

KÖPEK EĞİTİMİ VE KÖPEK PANSİYONU



Polly,Milka,Rocky ve Oğlum

KÖPEK EĞİTİMİ VE KÖPEK PANSİYONU


Rocky ve Polly

KÖPEK EĞİTİMİ VE KÖPEK PANSİYONU



Polly,Rocky,Milka,Oğlum ve Yaşar

05 Eylül 2008 Cuma

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



CESUR,6 aylık bir dalmaçyalı.
ilk evinden bakılamadığı için ayrılmış yeni bir aileye dahil olmuş.
Şimdilik ürkek ve adaptasyon sorunu yaşıyor.
cesur dün gece geldi çiftliğimize.
bugün alışma turlarına başladı.
hoşgeldin sevgili CESUR:)

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU




15 köpekle beraber olabildiğimiz çiftliğimiz yaklaşan bayram trafiği sebebiyle neredeyse doldu.köpekler yeni arkadaşlarıyla tanışıyor ve uzun pansiyonerlerimiz ev sahipliğini çok güzel yapıyor:)

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU



PUNTO yakında evine BUKETin yanına dönecek.
seni çok özleyeceğiz sevgili PUNTO.

KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU

MİLKA çok keyifli,neşeli bir köpek.
hiç enerjisi ve şekerliği bitmez.
eğitimi sırasında insan elinde olmadan ciddiyetini bozup gülmeye başlıyor.
Çok iyi bir oyun arkadaşı.


KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU

BUBA sabah sisleri içinde,şeytan çekiçliğini elden bırakmıyor.
yakında evine dönecek,burası bubasız çok sessiz ve sakin kalacak.


KÖPEK EĞİTİMİ ve KÖPEK PANSİYONU

GOLDIE






04 Eylül 2008 Perşembe

ÇOCUK VE KÖPEK




Yusuf OKUR
ÇOBAN+KÖPEĞİ

Bir çocuğun dostluğunu ve güvenini kazanan köpeğini tüm görsel güzelliğiyle yansıtan Yusuf beye teşekkür ediyorum.

Medeniyetin tutsaklığını,dost yüreklerle,aynı kaderi ve yaşam ortamını paylaşırken daha mı çok hissediyoruz?
daha kolay belki de;olduğumuz gibi olmak ,doğamızda varolan sevme ve sevilme açlığımızı rahatça sergilemek.
bir çocuk için en güzel hediye olduğunu biliyorum bu dostluğun. sorumluluk,şefkat,güven bağlarını pekiştiren özgürleştiren,şehrin donuk yüzlerinden koparıp,toprağın nemli kokusuna götüren bir dostluk bu.
şanslı dediğimiz çocuklar,televizyon önünde,asrın dev icadı robot köpeklerle oynarken;ayağında ayakkabısı olmayan küçük çobanın özgürlüğüne ve içsel zenginliğine hayran kalmamak mümkün değil.
hayatın zorladığı insanlar onlar.barınacak damları,okuyacak okulları ve ekmekleri yok.
ama sahip oldukları şeyler o kadar çok ki..o minicik yüreklerine sığdırdıkları yaşama mücadelesi ve sevgi bize ders olsun.
şansın ne olduğunu bilmeyenlere ithafen...

KÖPEĞİNİZİ EĞİTİRKEN

"Alfa" olmak demek köpeğinizle askeri bir disiplin altında yaşamak değildir. Bu sadece ilişkinizde kendinizi lider pozisyonunda kabul edip o şekilde davranmanız anlamına gelir. Böylece gerçekçi ana kurallar koyarsınız, bunları öğretir ve uygulatırsınız. Köpeğiniz bir kez bu kuralları öğrendiğinde tüm yapmanız gereken kural dışına çıktığında hemen doğru yöntemlerle müdahale etmenizdir.

"Alfa" pozisyonunun varlığı, köpeğinizin zihinsel ve duygusal sağlığı için önemlidir. Ya siz alfa olursunuz ya da köpeğiniz. Bir "alfa" köpeği tanımlamak çok kolaydır: itaat etmez, sürekli havlama, eşyaları kemirme ve evden kaçma gibi istenmeyen davranışlarda düzeltme kabul etmez ve rahatsız edilmeye, zorlanmaya gelmez. Diğer insanlara ve köpeklere göz dağı verir ve genelde tuvalet eğitiminde pek güvenilir değildir. Bu onların hatası değildir. Tüm bu davranışlar doğada hayatta kalmalarına yardımcı olan içgüdüsel davranışlardır. Birileri patron olmak zorundadır. Eğer siz değilseniz bu mutlaka o'dur.
Kendinizi "Alfa" olarak kabul ettirmek sadece ona karşı genel tavrınız ile gerçekleşir. Ona sinirlenip inatlaşmak ve canını yakmak bir liderin yapacağı şey değildir.
TAVIR
Alfa önce yer. Mümkün olduğu anlarda köpeğinizi siz yedikten sonra besleyin. Asla serbest besleme yapmayın ve siz izin verinceye kadar yemeğe başlamasını engelleyin.

Alfa kapılardan önce geçer. Giriş ve çıkışları kontrol edin. İçeri girerken ya da dışarı çıkarken köpeğinizin sizi itip önünüze geçmesine izin vermeyin.

Alfa istediği yerde istediği şekilde serbestçe dolaşır. Köpeğiniz yolunuzun üzerinde yatıyorsa üzerinden atlamayın. Kalkıp sizin için yolu açmasını sağlayın.

Alfa en iyi uyunacak yeri kendi için seçer. Köpeğinizi yatağınızdan indirin.

Alfa "ne zaman" ve " nereye" sorularının cevaplarını kendi verir. Köpeğinizi mobilyaların üzerine çıkmasına izin veriyorsanız sadece siz istediğiniz için onu arasıra aşağı indirin. Daha sonra belirli zaman dilimleri için tekrar yanınıza çağıra bilirsiniz.

Arabada oturacak yeri köpeğinizin seçmesine izin vermeyin.

Merdivenlerden inip çıkarken sizi takip etmesini sağlayın.

Yemekte sizden yiyecek dilenmesine kulak asmayın.

İlgi çekmek için havlamasını duymazdan gelin.

İstenmeyen her davranışına hemen müdahele edin.

Yemek zamanı mamasına başlamadan önce onu bekletin. "Bekle" komutunu verirken tasmasından gerekirse onu engelleyerek sizi anlamasını sağlayın. Sakinleşince onaylayıp tasmasını bırakın.


Köpeğiniz hakketmediği sürece onu sevip ödüllendirmeyin. Bırakın en basit şeyler için bile sizin için çalışsın. Bisküvisini yemeden önce ya da çılgınca üzerinize atlamaktansa sakince oturup ne kadar uslu bir köpek olabileceğini size kanıtlasın.Doğada sadece hiyerarşik olarak alttaki üyeler liderlerini görünce onun çene altını yalayarak bunu onaylar.

Köpeğinizi çene altından daha çok kafasının üzerinden sevin.Aile içindeki resesif davranışlarını ödüllendirin. Örneğin sizi yalamasına izin verin. Bu liderlik egzersizlerini günlük rutininizin bir parçası haline getirin.
alıntıdır

KÖPEĞİNİZİ EĞİTİRKEN

İster dikkatle planlanmış bir üretim ya da şans eseri doğmuş olsun bir köpek - köpeğiniz- kürklü bir insan değildir. Köpeklerin insana eşit koşulan pek çok özelliği vardır. Güçlü duygusal bağlar geliştirirler; sosyal bir sistem içinde yaşamlarını sürdürürler; neşe, acı, keder, öfke ve korkularını belli ederler; zeki; duyguları okuyabilen ve eğitilebilirdirler. Genel olarak bahsettiğimiz özellikleri bizle paylaştıkları için onlara bir insan gibi davranırız ve ne yazık ki köpekler umduğumuz gibi karşılık vermediğinde hayal kırıklığına uğrarız. Buna karşılık köpeğiniz de sizi sanki onun kendi türündenmişsiniz gibi görür. Sizi ya lider "alfa" olarak görür ve saygıyla itaat eder ya da kendi düzeyinde bir grup üyesi olarak kabul edip size ne saygı duyar ne de itaatkar davranır.

Köpeğinizi bir insana çevirmezsiniz; fakat sizi bir başka köpek olarak görmesinden faydalanıp gözünde pozisyonunuzu bir "alfa" olarak yükseltebilirsiniz.

Köpeğinizin eğitimi ona vermek istediğiniz mesajı anlamasını sağlayamadığınız sürece başarısız olacaktır. Tüm yapmanız gereken köpeğinizin anlayacağı onun için doğal dili kullanmanızdır. En basit yöntemiyle ister ilk kez eğitin isterseniz baştan başlayın iyi davranışlarını ödüllendirip yanlışları doğru şekilde düzeltirseniz sonucu çabanıza değecektir.
Köpekler, neyin doğru neyin yanlış olduğunu davranışlarının avantajlı ya da avantajsız sonuçlarını tecrübe ederek öğrenir. Bir köpeği eğitmek ona kendisi için neyin faydalı olup neyin olmadığını göstermekten başka bir şey değildir.
Köpeğinizin üzerinde kontrolü sağlamanın en etkili yöntemi ortak bir dil kullanmaktır.

İşe yarmayan bir disiplini sürdürmek köpeğinizin gözünde sadece sizin etkisiz olduğunuzu kanıtlar. Uygulatamayacağınız hiç bir komutu vermeyin. Bu, onu istediğinde sizi duymazdan gelebileceği fikrine alıştırır. Hiçbir komut uygulanmadan geçilmemelidir.

Problemli bir davranışı düzeltirken bu davranışı durdurmanın en doğru zamanı köpeğiniz henüz bunu düşündüğü andır. Olay sırası ve sonrasında bunu düzeltmek daha az etkilidir. Yine de istenmeyen davranışın tam gerçekleştiği sırada hata doğru yöntemle düzeltilmelidir.

Disiplinin zamanlaması disiplinin tipinden daha önemlidir.

Pekiştirmek amacıyla disiplin için tehdit etmek sadece köpeğinizin sizi görmezden gelmeyi öğrenmesini sağlar.
Köpekler suçluluk duymaz. Yaramazlık yaptıktan sonra köpeğinizin suçlu suçlu ortalarda kıvranması olayın kendisine değil sahibinin olayı fark ettiğindeki davranışına tepkidir.

Pazarlık yapmak ve yalvarmak ( Lütfen, eğer koltuğu bir daha kemirmezsen eve döndüğümde seni dışarı çıkaracağım) sadece zaman ve duyguların harcanmasıdır. Bunu yapmayın.

Rutin olarak Otur/Yat/Bekle gibi temel itaat eğitimini evde sık sık pratik yaparak pekiştirirseniz problemli davranışların çözümünü hızlandırabilirsiniz. Bu egzersizler kontrolün sizin elinizde olduğunu köpeğinize anlatmanın en doğal ve etkili yoludur.
alıntıdır

KÖPEK DAVRANIŞLARI VE EĞİTİM

Farklı tiplerde saldırganlık vardır; fakat ortak olan tek noktaları tölere edilmemeleri gerektiğidir.

Saldırganlık yanlış üretim ya da eğitim veya her ikisinin sonucudur. Bu, bazı ırklarda daha sık rastlandığından genellikle yanlış yorumlanır. Bir keresinde bir West Highland White Terrier'in (neyseki) sakin bir Boxer'ı ısırmak için sahibini sürüklediğine şahit olmuştum. İki köpeğin sahibi de bu küçük köpeğin cesaretine bakıp güldüklerini hatırlıyorum. Söz konusu köpek bir Rottweiler olsaydı aynı şekilde hissederler miydi merak ediyorum?

Genellikle küçük köpeklerin bu tür davranışları kabul görür. Ancak unutmayın ki küçük köpekler de büyük hasarlara neden olabilirler. Eğer bir terrierin bir tarla faresini nasıl ödürdüğünü görmediyseniz ne demek istediğimi anlayamabilirsiniz.

Burada öncelikle söylemek istediğim şudur:

SALDIRGANLIKLA İLGİLİ PROBLEM YAŞIYORSANIZ ASLA BEKLEMEYİN. BİR UZMANA DANIŞMA ZAMANI GELMİŞ DEMEKTİR.

Tedbir tedaviden daha etkilidir.

Köpeğinizin evin kontrolünü ele geçirdiğini düşünelim. Söylendiğinde mobilyalardan aşağı inmiyor ya da yemek yerken tabağının yanından bile geçirmiyor. Yapabilceğiniz bir şeyler var mıdır?

Hem de pek çok. Öncelikle statüsünü aşağı çekmeniz gerekir. ( Bak "dominant kopek") Bunu bir kez başardığınızda daha kontrol edilebilir olacaktır. Sonra onu eğitebilir ve kendinizi sürü lideri olarak kabul ettirdiğinizden dolayı gelecekte saldırganlıkla ilgili problemlerin önüne geçmeyi başarabilirsiniz. Kısırlaştırma olası problemlerin önüne geçmeye yardımcı olacaktır. Neyazık ki gerçek yaşam bu kadar basit değildir.

Yavru bir köpekle ne tür bir durumun gerçekleşmesine izin verdiğinizi anlayamabilirsiniz. Yavru bir köpek mamasını savunup hırladığında şirin görünebilir. Fakat aynı köpek 35 kg olduğunda ve İran halınızı ağzından almaya kalkıştığınızda size hırlarsa kendinizi tehdit altında hissetmeniz doğaldır.

Köpeğinizle oynadığınız çekiştirmeli oyunlar daima oyuncağın mülkiyetinin sürekli sizde kalacağı şekilde bitirilmelidir. Aklınızda her hangi bir şüphe varsa bu oyunlar uygun değildir. Sürü lideri, yani siz, oyunları her zaman kontrol edebilmelidir.

Sinirli Bir Yavru Köpek...

Elbetteki kimse annesi dost canlısı olmayan ya da yaklaşıldığında kaçıp bir yerlere saklanma ihtiyacı hisseden bir annenin yavrusunu almak istemez:; fakat bazen potansiyel olarak sinirli bir yavruya sahip olabilirsiniz.

Ne yapabilirsiniz? Başlangıç olarak yavruyu gittiğiniz her yere götürmelisiniz. Aşıları tamamlanıncaya kadar onu her yere taşıyarak götürün. İyi bir üretici ürettiği yavruları mümkün olduğunca çok görüntü ve sese alıştırarak sosyalleştirir. Bundan sonra yavrunun eğitimin tamamlanması tamamen size kalmıştır. Bir kaç haftalık yavruların sosyalleştirilmesi daha kolaydır. Daha sonraya bırakırsanız mücadele etmek zorunda kalırsınız.

Cesur bir yavru bile dikkatle sosyalleştirilmediğinde problem olabilir. Çekingen bir yavruyla bu çok daha önemlidir. Eğer iyi yönetilen bir "Yavru Sınıfı" (yavru köpeklerin sosyalleştirilmesi için köpek eğitim kurslarının açtığı kurslar) varsa hemen yazılın. Bu mümkün değilse yavruyu korkutacak ve daha sonra onda davranış problemlerine neden olacak hiç bir şeyin gerçekleşmesine izin vermemelisinizdir.

Sinirli bir yavru eğer erişkin bir köpek tarafından saldırıya uğrarsa her şey daha da kötüleşir. Tüm erişkinler yavruları tölere etmeyebilir, bu nedenle dikkatli olmanız gerekmektedir. Korkan yavru kısa sürede hırlayıp daha sonra da saldırganlaşarak diğer köpekleri kendisinden uzak tutabileceğini öğrenecektir. Böylece erişkin olduğunda "o bana saldırmadan ben ona saldırayım" düşüncesiyle her köpeğe saldıran bir köpeğe dönüşecektir. Bu saldırganlığın arkasındaki güdü korkudur.

Ana korkusu insanlarsa erişkin olduğunda tehlikeli bir köpeğe dönüşecektir. Aniden komşunuzu ya da yanından geçen bir yavru köpeğe saldırmaya karar veren bir köpeğe sahip olduğunuzu ya da onun size sahip olduğunu düşünün.

Bu tür bir köpeği yürüyüşe bile çıkaramayabilirsiniz. Gece 12:00'den sonra köpeklerini yürüyüşe çıkarmak zorunda olan insanlar biliyoruz.

Yine de hala yapabileceğiniz bir şeyler vardır. Saldırgan bir köpekle yapmamanız gereken ilk şey kendinizin saldırganlık göstermemenizdir. Bu sadece her ne tür saldırganlık gösteriyorsa göstersin durumu kötüleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Öncelikle ne tür bir saldırganlıkla karşı karşıya olduğunuzu anlamanız gerekmektedir.

Dominant Saldırganlık

Köpeğiniz dominant ise evinizi kendine uygun bir şekilde kontrolü altına almasından zaten bunun anlamışsınızdır. Dominant saldırgan bir köpek görmek istemediği misafirleri seçerek onlara saldırabilir. Dışarda yoluna çıkan diğer köpeklere kafa tutabilir.

Bu köpeğin derdi üstünlük kompleksidir. Statüsünü aşağı çekmede ve kısırlaştırarak saldırganlığını azaltmada bir an için bile tereddüt etmeyin (Bak "dominant kopek"). Bu son tavsiye gerçekten etkili olması isteniyorsa erken yaşlarda yapılmalıdır.

İyi bir eğitim klubü bularak onu nasıl eğitmeniz gerektiği konusunda yardım alın. "Gel" komutu saldırgan bir köpek için özellikle önemli bir egzersizdir. Ultra güvenilir olmalıdır. Köpek çağırıldığında gelerek sürü liderine itaat etmelidir.

Mümkün olduğunca saldırganlığını körükleyecek durumlardan onu uzak tutmalısınız. Sürü lideri olduğunuzda diğer insanlara saldırmasını da kontrol edebilirsiniz. Sadece ona "Yat" komutunu verin ve durumu kontrol altına alın. Yatmak bir köpek için tamamen savunmasız ve kontrol dışı bir hareket olduğundan bunu başarabiliyorsanız sizin liderliğinizi kabul etmiş demektir. Tabi ki tüm bu komutlar ayrı ayrı pratik edilmelidir.

Avcı Saldırganlığı

Bu özellikle çoban köpekleri arasında yaygındır. Border Collieler başlı başına bir problem olabilir. Birkez daha, başta oyunları kontrol etmeyi başardıysanız erişkin olduğunda köpeğiniz postacı, bisikletlier ve çocuklar gibi hareket halindeki varlıkları takip etmeyecektir.

Tabi ki en baştan güvenilir bir çağırma alışkanlığına gereksiniminiz vardır ve itaat eğitimi bunun için şarttır. Kovalama güdüsü sonuçta kendi kendini ödüllendirdiğinden köpek için karşı konulması güçtür.

Top aşığı bir köpeğin ilerisine topu fırlatıp alıp getirmesine izin vermeksizin gidip kendiniz alın. Bu güdüsünü kontrolü ona öğretecektir. "Gel" komutuna itaati tam olmadan serbest dolaşmasına izin verilmemlidir. Uzun bir ip ya da flexi tasma kontrolü sağlayacaktır. Sonra bir arkadaşınızdan yardım alın. Birini önünüzden koşarak geçirin. Böylece köpeğinizle "gel" komutunu çalışabilirsiniz.

İzleme güdüsü çok güçlü ise arkadaşınız bir su tabancasıyla köpeğinizin cesaretini kırabilir. Birlikte sevdiği oyuncağıyla oynamanız zamanla bir bisikletliyi kovalamaktan ya da diğer köpeklerden çok daha keyifli gelecektir.

Bölgesel Saldırganlık

Bu, dominant köpek tarafından sergilenen başka türlü bir saldırganlık tipidir. Kendi malı olarak gördüğü her şeyi savunmak istemektedir.

Bu bir ev, bahçe ya da araba olabilir. Bu tür bir köpeğin her hangi bir şeye sahip olmasına izin verilmemelidir.

Bazı insanlar köpeklerine gereksinim duyduklarına inandıkları özgürlüğü sağlamak için uzun süre bahçede bırakırlar. İşin gerçeği köpeklerin çoğu vaktini sahipleriyle buluşacakları saatleri beklemek için yatıp uyuklayarak ya da bahçeyi sahiplenerek aşırı korumacı bir hal alarak geçirir. Bahçe, ev ya da arabanızı köpeğinizin kendine değil de size ait bir mülk olarak görmesine çalışın. Ailesini korumak için köpeğinizin hiç birşeyin mülküne sahip olması gerekmemektedir.

Korku Saldırganlığı

Köpeğinizin insan ve diğer köpeklerden korkması sorunlu bir hayvan olmayacağı anlamına gelmemelidir.

Korkan bir köpek ölümcül olabilir. Bazı insanlar bu tür bir davranışı zorla köpeği kontrol etmeye çalışarak düzeltmeye çalışırlar. Bu davranışın daha da kötüleşeceğine bir garanti olmaktan başka birşey değildir. Korkudan saldıran bir köpek güvenmeyi öğrenmelidir. Ona karşı saldırganlık gösterimi ters etki yapacaktır.

İnsanlara saldıran köpekler insanları iyi bir şeylerle bağdaştırmayı öğrenirlerse güvenmeyi öğrenebilirler. Güvendiğiniz insanlarla anlaşarak parkta köpeğinize yiyecek küçük şeyler ya da ne işe yarayacağına inanıyorsanız onu , vermelerini sağlayabilirsiniz.

Ne olursa olsun köpeklerden hoşlanmayan inanlardan uzak durun. Ellerinde sopa ile yürüyüşe çıkmış insanlardan da uzak durulmalıdır. Bir keresinde sırf köpek tasmasız dolaşıyor diye yaşlı bir adam köpeği kendine nedensiz saldırtmaya kışkırtmıştı. Köpek o sırada kontrol altında ve insanlarla hiç ilgilenmediği bir havadaydı. Sanırım kendimi ona köpekten çok daha fazla risk unsuru olarak kabul ettirebildim.

Evde köpeğinizin koltuğun arkasına saklanmasında bir mahsur görmeyebilirsiniz ; fakat bu, köpeğiniz güvenli yerinde kendini tehdit altında hissederse daha fazla problemlere neden olabilir. Köpeğinizi tasma ile içeri almadan önce misafirlerinizin yerlerini oturması daha iyi olabilir. Misafirler bu arada ne köpeğe bakmalı ne de onla dostluk kurmaya çalışmalıdır. Daha sonra onunla ilgilenilmediğini anladığında misafirler ona oyuncak ya da yiyecek bir şeyler vererek kendisine iyi bir şeyler için de yaklaşılabileceğini anlaması sağlanabilir. Kontrol sizde olmalı ve dostça her tepkisi için sakince ödüllendirilmelidir.

Aşırı durumlarda köpeğinize ağızlık takmanız gerekebilir. Unutulmaması gereken köpeğin önceden buna alıştırılması ve uzun süreler ve siz evde yokken ağızlığın takılı bırakılmaması gerktiğinin bilinmesidir.Oynamayı öğrenirse bu daha da iyidir. Gerektiğinde sizi korumayacağını düşünmemelisiniz bile.

Sinirli bir köpek güvenilir değildir. Yabancılara karşı dostça davranan bir köpek dost ile olası bir tehditi daha kolay ayırt edecektir.

Sinirli bir köpeğin diğer köpeklere saldırmamasını öğretmek için sakin karakterli başka bir köpek kullanılabilir. Burada yapmanız gereken kontrol altında mümkün olduğunca iyi huylu başka köpeklerle tanışmasını sağlamaktır.

Hiç bir şart altında köpekler birbirine saldırabileceği bir durumda bırakılmamalıdır. Gerekirse ağızlık takabilirsiniz; ama her zaman işleri daha kötüleştireceğinden boğma tasmadan uzak durun. Böylece sakince oturup köpeğiniz saklanmak zorunda kalmayacağı ve tehdit altında hissetmeyeceği bir yer bulun. Köpeğinizin sakinleşmeye başladığını hissederseniz onu ödüllendirin. Hala gerginse dikkatini çekerek direkt diğer köpeklere bakmasını engelleyin. Kontrolsüz park gibi ortamlarda bu zor olsa da imkansız değildir. Tabiki her zaman tasmalı olması gerektiğini unutmayın; kayışı gevşek olmalıdır. Gerginlik sadece köpeğin saldırganlığını arttıracaktır. Diğer köpekler yaklaştığında ona ödül mamalar sunun, dikkatini paniklemeden başka yöne çekerek onlara direkt bakmasını engelleyin ve saldırganlık göstermediğinde ödüllendirin. Zamanla diğer köpeklerin varlıklarını hoş birşeylerle bağdaştırmayı öğrenecektir.

Hırlaşmalar sırasında asla sakinleştirmeye çalışarak ya da sinirlenip onu bastırmaya çalışarak olayı kontrol altına almaya çalışmayın. Birincisinde onu daha çok teşvik ederken ikincisinde saldırganlığı körükeyeceksinizdir.

Yabancı bir köpek size yaklaşırsa ve onu kontrol edecek kimse yoksa siz birşeyler yapın. Su tabancası faydalı olacaktır. Köpeğiniz diğer köpekler tarafından tehdit edilmediğini anlamaya başladığında korkusundan vazgeçecektir.

Unutulmamlıdır ki sinirli ve korkak köpek genellikle üretim yoluyla böyledir. Ne kadar doğru şekilde sosyalleştirilirse sosyalleştirilsin kalıtsal olan bu çekingenlik tamamen ortadan kaldırılamaz. Çevrede pek çok iyi huylu hayvan bulunmakta. Yavru köpeğinizin iyi huylu köpeklerin kanından olmasına dikkat etmeye çalışın. Böylece erişkin olduğunda saldırgan eğilimleri olmayan sağlıklı bir yavru yetiştirme şansına sahip olursunuz.
Kaynak:sayfamiz.com.

KÖPEK EĞİTİMİ

Köpeğin dost ve iş arkadaşımız olarak evcilleştirilmesinden onbeş bin yıl geçmesine rağmen cezalandırma hala bu yetenekli canlıların davranışlarını kontrol etmede ana yöntem olma özelliğini sürdürmektedir. Sanki acı, köpeğin zeka ve çalışma isteğini arttıracakmış gibi bu yöntem şimdiye kadar hiç sorgulanmadan kabul edilegelmiştir.

"Ceza" kelimesi sadece tırnakların çekilmesi ya da gözlerin oyulması anlamına gelmemelidir. Aslında ceza, cezalandırılanda hiç bir gerçek zarara neden olmadan da gerçekleştirilebilir. Köpek eğitiminde "ceza" terimi "bir davranışın gerçekleşme şansını azaltan bir uygulama" olarak tanımlanır.

Aslında cezanın işlev açısından kavramsal karşılığı "düzeltme" olmalıdır.

Örneğin köpekbalıklarının sırt yüzgeçlerini göstermeleri yüzücüler için, odanın çok sıcak olması da kazakla oturan insanlar için birer cezadır. Köpekbalıklarının gitmesi ya da odadaki ısının düşmesi her şeyi normal haline dönmesini sağlar. Bundan dolayı "ceza" bir şeyin gerçekleşme olasılığını azaltan bir unsurdur.

Cezanın ilk kuralı cezalandırmaya çalıştığınız olayla yakinen bağlantılı olması gerektiğidir. Köpeğinizi halıyı ıslattığı için cezalandırdığınızı söylediğinizde köpek halıdaki ıslaklıkla ceza arasında bağlantı kuramayacak olursa sonuç sadece köpeğin sizin önceden kestirilemez davranışlarınız nedeniyle ilişkinize karşı güvenini kaybetmesi olacaktır. Tanımı gereği doğru şekilde kullanıldığında ceza her zaman hatanın gerçekleşme olasılığını azaltır. Bu nedenle hata sırasında köpek yakalanmadığı sürece asla cezalandırma (düzeltme) yapılmamalıdır. Yine de ceza bir probleme karşı nadiren en iyi çözümdür ve genellikle de yanlış uygulanır.

Cezanın ikinci ana kuralı tutarlı ve sürekli olmasıdır. Davranış bir kez elimine edildiğinde ise ardından yapmanız gereken köpeğinizin yapması gerektiği her hareket için onu ödüllendirmenizdir. Bu, onun motivasyonunu değiştirirken doğru davranışı korumasına yardımcı olacaktır.

Cezanın istenilen davranışlarda nadiren değişikliğe neden olmasına rağmen bazı insanlar etkililiği konusunda değişmez bir fikre sahiptir. Çoğu köpek cezalandırılmalarının ardından çoğunlukla korku ve güven kaybına itilmektedir.

Cezanın uygulanmasından çok öncelikle köpeğin davranışlarının iyi okunması ve hatalar gerçekleşmeden önce önüne geçerek doğru davranışlarının pozitif yönlendirmeyle ödüllendirilmesi köpeğimizle ilişkilerimizi daha sorunsuz ve huzurlu bir düzeye yükseltecektir.
makale

KÖPEK EĞİTİMİ

DOMiNANT YAVRULAR iÇiN EGZERSiZLER
Bull Terrierlerin dominant karakterleri, eğitim döneminde potansiyel bir problem olarak ortaya çıkabilir. Aşağıda bir Bull Terrier yavrusuyla düzenli olarak yapabileceğiniz bir kaç egzersiz sıralanmıştır. Faydalı olacağını umuyoruz.
Yanaklarından yakalayıp yavru gözlerini sizden kaçırıncaya kadar direk olarak gözlerinin içine bakın. Yine aynı egzersize dayalı olarak evde aile üyeleri yerde bir daire oluşturup sıra ile yavruyla aynı egzersizi tekrar edin. Böylece yavrunun aile bireylerinin dominant olduğu fikrini kabul etmesi sağlanacaktır. Yavrunun direnmesi durumunda kararlı; fakat canını yakmadan hafifçe yanaklarından yakalayıp ayaklarını yerden keserek ısrarla teslim oluncaya kadar göz kontağınızı üzerinde tutabilirsiniz. Amaç acı vererek sizden korkmasından çok sizin ailedeki yerinizin ondan yukarda olduğunu ona anlatmaktır.
Yavrunun annesi gibi davranın. Yanlış hareketinde ensesinden yakalayıp onu sarsarak sırt üstü yatıp size teslim olması için onu zorlayın. Bu sırada onu yerde tutarak sert bir tonda "Hayır" deyin. Bu, annesi yanında olsaydı yapacağı şeyin aynısıdır. Köpek tamamen teslim olup sakinleşinceye kadar onu serbest bırakmayın. Bu hareketi, bazı bariz hataların üzerine yaptığınızda "Hayır" ile daha kolay ve etkili bir biçimde bağdaştırabilir.
Lider "Alfa" statünüzü pekiştirmek için sürü hiyerarşisini takip etmeniz de bir başka yöntemdir. Köpeğiniz önce sizin yemeğinizi yemenizi beklemeden onu beslemeyin. Kapılardan önce siz girip çıkın. Yatağınızı paylaşmasına izin vermeyin vs. Yine bir sürü hayvanı gibi düşünmeniz gerekiyor. Köpeğiniz aile içinde hiyerarşik olarak yerini tamamen öğrenmediği sürece bu egzersizlere devam edin ve gerektiğinde tekrarlayn.
Yavru canınızı yaktığında yüksek bir sesle , özellikle de çocuklarla oynarken, canınızın yandığını belirten bir ünlemle bunu ona anlatabilirsiniz. Durum dominant karakterinden kaynaklanıyorsa faul yaptığı için hemen oyunu kesin. Yavru sakinleşince tekrar başlayın. Bu ona eğlence ile iyi davranşı arasında bağ kurmasına yardımcı olacaktır.
Erişkin bir köpekle bile yapabileceğiniz bu egzersizin adı "sakinleş" tir. Bacaklarınız V şeklinde açarak yere oturun. Köpeğinizi kafası kucağınızda olmak üzere sırt üstü yatırıp çenesini ellerinizle yumuşakça tutun. Egzersizin önemli tarafı: ayakları ile size dokunmasına izin vermemektir. Patileri ile sizi tutmaya çalıştığında yavaşça itin. Başını yine hafifçe tutarak üzerine eğilip gözlerinin içine bakın. Hafifçe onla konuşup "sakinleş" komutunu tekrarlayın. Derin bir iç geçirip gözlerini sizden kaçırdığında size teslim olmuş demektir. Televizyon seyreder ya da dinlenirken kucağınızda sakince yatmasından daha sonra ikiniz de çok zevk alacaksınız.
"Otur", "Yat" ve " Bekle" komutlarını yavru daha küçükken öğretmeye başlayın. Eğitimi kolaylaştırmak için ödül yiyecekleri kullanın. Bu, çocukların da eğitime katılıp yavrunun üzerinde hakimiyet kurmayı öğrenmesini sağlayabilir. "Yat-Bekle", yaramazlık yaptığında ya da sizin kendinize zaman ayırmanız gerektiğinde faydalanacağınız bir komuttur. Buna bir bull terrieri ikna etmek güç olsa da...
Yavru henüz çok küçükken onu kucağınıza alın. Diğer elinizle yeterince baskı uygulayarak patilerine ve tırnaklarına tek tek dokunun. Ardından yavrunun dudaklarını kaldırın, ağzını açın; hafifçe gözlerinin etrafında parmaklarınızı dolaştırın sonra kulaklarını elleyin. Bu gezintiyi sonra sırtından kuyruğunda bitirin. Yavrunun bunu sevmek değilde bir çeşit muayene olarak görmesi önemlidir. Amaç kontrolün tamamen sizde olduğunu ve tüyleri taranıp, tırnakları kesilirken uslu durmayı en baştan öğrenmeye başlamasıdır.
Çocuklar dahil evdeki herkes bu egzersizleri uygulamalıdır. Evdeki erişkinlere kaşı resesif davranan; fakat çocukları domine etmeye çalışan bir erkek bull terrier kısırlaştırıldıktan sonra sorunu sona ermiştir.
Unutulmaması gereken şey, çocuğun bu egzersizleri iyi anlayıp uygulayabileceğinden emin olmaktır.
Çocukların beden dili köpeklerin onların liderliğini kabul etmelerini sağlayacak mesajdan çoğunlukla yoksundur.
ERİŞKİN KONTROLÜ OLMADAN HİÇ BİR ÇOCUK BU EGZERSİZLERİ UYGULAMAMALIDIR.
Umarız bu tavsiyeler size de faydalı olur.
Kontrol edemeyeceğinize inandığınız problemlerde bir uzmana başvurmaktan kaçınmayın.
makale

KÖPEK DAVRANIŞLARI VE EĞİTİMİ

DOMİNANT KÖPEĞİN EĞİTİMİ

Dominant köpek nedir ? Erkek Weimeraner ve Rottweiler'lar akla ilk gelenler. Pek çok insanın eğitim kurslarına katılmalarının ana nedeni evde kontrolü ele geçirmiş bir köpeğe sahip olmalarıdır.
Bu, yukarıda bahsedilen ırklardan biri ya da küçük bir Yorkshire teröristi olabilir. Dominant köpeğin fiziksel olarak güçlü bir köpek olması gerekmez. Tüm o, odaya kimin girip kimin giremeyeceğine karar veren küçücük köpekleri düşünün bir kere. İnsanların expres servisi için üretilmiş ırkların genetik olarak resesif olduğuna da sakın inanmayın. Kesinlikle oldukça dominant olan iki Border Collie'ye sahiptim. Bu ırk her zaman her istediğinizi yapmaya hazır eğitilmiş olarak size gelmez. Aslında dominant köpekler neredeyse her ırktan çıkabilir.
Komşunuzun köpeği tasmasını çekiştirmeden yürüdüğü, çağrıldığında geldiği ve nadiren düzeltmeye gereksinim duyduğu için kendinizi aptal gibi hissedebilirsiniz. Öte yandan, günde saatlerinizi verdiğiniz ve sayfalarca pedigriye sahip şampiyonunuz sokakta sizi hala parmağında oynatabilir.
Üzülmeyin. Haydut köpeğiniz bir evliya olmasa da karakter sahibi bir hayvana dönüşebilir. Belki de bir gün onla gurur duyabilirsiniz.
Herşeyden önce köpek dostunuza onun sürü lideri, kıdemli partneri, tanrısı, idolü, yaşama nedeni ya da ne derseniz deyin olduğunuzu ikna etmeniz gerekmektedir. Bir süredir ipler onun elindeyse tacından feragat etmekte isteksiz davranacaktır. Yine de bu başarılabilinir.
Yıllar içinde dominant köpeğin eğitiminde pek çok yöntem geliştirilmiştir. Niyetinizi zorlayarak kabul ettirebilirsiniz. Köpek çok büyük değilse ve üzerinizde eğitim giysisi varsa bu işe yarayabilir. Pek çok eğitimci köpekleri teslim olmaya zorlayabilir. Fakat biz sıradan, köpeğin kendisini ısırmasından korkan ve Atilla Han'ın köpek versiyonu yerine bir dost isteyen insanlardan bahsediyoruz.
Belli bir süre köpeğin hareket alanı evin belirli bir bölgesiyle sınırlandırılmalıdır. Belki de köpek yatak üzerinde uyumaya alıştırılmıştır. Bu alışkanlığın en baştan itibaren önüne geçilmelidir. Sadece sürü liderinin yani sizin en iyi uyuma noktasını seçmeye hakkı vardır. Köpeğiniz izinsiz sizin bölgenize girmemelidir. Lider olarak yerinizi onun gözünde tam olarak sağlamlaştırmadan evin belli bölgelerine girişini engelleyebilirsiniz. Ancak istediğinizde siz onun bölgesine girebilirsiniz. Bu arada duyarlı olup ona gerekli huzur ve rahatlığı sağlamayı da ihmal etmeyin.
İtaat etmesi gereken belirli kurallar koyun. Her kapıdan sizden önce fırlamak isteyecektir. Beklemesini sağlayın ve sadece hazır olduğunuzda onu yanınıza çağırın. Gerekiyorsa kayışını takıp onu engelleyin. Size yardım edecek birilerini bulun ya da onu güvenli bir yere bağlayabilirisiniz. Bazen yumuşamak isteyebilirsiniz. Unutmayın ki eğitim zaman alır. Bu anlarda kendinize aslında köpeğinizin gerçekten kontrolü ele geçirmek istemediğini hatırlatın. Sabırlı olun. Böylesine değerli bir şey kolay olamaz.
Eğitim köpeğinize sahip olabileceğinden daha fazla özgürlük sağlayacaktır.
Diğer bir dominant köpek numarası da üzerinize atlayıp patisi ile sizi dürtüklemesidir. Çoğu insan bunu arkadaşça bir hareket olarak görür. Gerçekten de öyledir. Fakat sadece siz köpeğinizin ne zaman üzerinize zıplayacağına karar verebildiğinizde. Patilerini üzerinize koyduğunda sizi onun astı olarak görmeye başlayabilir. Sürüsündeki astlarına hakimiyetini göstermesinin yöntemlerinden biri de budur. Bu arada köpeklerimin üzerime çıkıp oyun oynadıklaından bahsetmeliyim; fakat ben sürü lideriyim. İstediğini elde etmeye alışmış bir köpekle iyileştirici önlemler almak şarttır. Ona oturmasını ve komutla üzerinize atlayabileceğini öğretin. İtaat ettiği için onu ödüllendirin. Kısa sürede ondan ne istediğinizi anlayacaktır.
Dominant bir köpeğin insanlara davranış biçimi genellikle oldukça zekicedir. Bahçeye çıkmak isteyip sizi koltuğunuzdan kaldırdıktan sonra dışarı çıkmayı reddedebilir. Dizinize patisini koyarak ilginizi çekmeye çalışabilir ya da burnuyla okuduğunuz gazeteyi itebilir. Bu ve benzeri pek çok davranış, dominant köpeğinizin lider olarak kendisini ilan etme yöntemleridir. Gerektiği zamanlarda itaatkar ve kontrol altındaysa bu tür davranışları şirin bulabilirsiniz. Ama biz burada şirinden başka her şey olabilecek bir asiden bahsediyoruz.
Rölatif olarak faydalıı bir egzersiz de uzun yat ve bekledir. Aslında bu bir "bekle" egzersizi değildir. Komut gerekmemektedir. Tüm yapmanız gereken köpeğinizi yatırıp istediğiniz süre içinde onu o şekilde tutmaktır. Çok dominantsa direnecektir; fakat ısrarcı olmalısınız. Bu egzersizi başta kayışı ile yapabilirsiniz. Başta kısa sürelerle bağlasanız da daha sonra yarım saata kadar bu süreyi uzatabilirsiniz. Bu size biraz sıkıcı geldiyse en sevdiğiniz televizyon programı ile aynı zamana getirebilirsiniz. Belirli bir rutin oluşturun ve çok zaman geçmeden savaşı kazandığınızı göreceksiniz. Fakat bunu ufak bir yavru ile yapmayacak kadar da duyarlı olmalısınız. En baştan itibaren doğru şekilde ele aldıysanız bu tür bir egzersizi sağlamak kolay olacaktır.
Oyun ile eğitime gerçekten inanmama rağmen oyunlar dikkatle kontrol altında tutulmalıdır. Dominant bir köpeğin oyunlarda kazanmasına asla izin verilmemelidir. Eğer köpek aşırı derecede dominant ise tamamiyle bu oyunlardan kaçınılmalıdır. Oyuncağını size geri teslim ettiği sürece arama oyunları eğlencelidir. Eğer geri vermiyorsa uzatmalı bir kayış ile itaat eğitime geri dönmelidir. Özgürlük kazanılmak zorundadır.
Onunla çeşitli itaat egzersizleri yapın. Ondan eğitim için günde en az 10 dakikalık konsantrasyonunu isteyin. Her şey süratle, kayışlı ve kontrol altında şevkle yapılmalıdır. İtaat eğlencelidir; fakat fazla enerji ve konsantrasyon gerektirdiğinden kalabalık bir ortam tavsiye edilmez. 10 dakika sonra yorulmamış ya da hala bir molaya hazır değilseniz ya süper zindesinizdir ya da yeterince sıkı çalışmamışsınız demektir. Almaya haıyr değilseniz size tüm enerji ve bağlılığını vermesini köpeğinizden umamazsınız.
Sıkı eğitim sonucunda saatli bir bombaya dönen köpekler biliyorum. Bu köpeklerden biri bayan sahibinin yanyana hiç bir erkek sokmamasıyla ün salmıştı. Gerçekten iri bir köpekti ve tavrı ciddiye alınmak zorundaydı. Sahibi onu çok sevmesine rağmen hayatını bir felakete çevirmişti. Sahibi bunun üzerine hiyerarşik olarak statüsünü alta çekecek ciddi karalar aldı. Kolay olmasa da onu eğitmeyi başardı ve birlikte yarışmaya katıldılar. Burada başarı bir kez sahibinin liderliğine tamamen boyun eğince daha mutlu bir köpek olmasıydı.
Yoğun eğitim, uzun bir "yat-bekle" ve yatak odanıza girmesini engellemenizin yanı sıra dominant bir köpeği eğitmenin başka yöntemleri de vardır. Bu günden itibaren hiç bir şeyin mülküne sahip olmaması bunlardan biridir. Tüm oyuncakların kontrolü de artık size ait olmalıdır ve oynama zamanlarına siz izin vermelisinizdir. Siz yemek yerken sofraya yaklaşması söz konusu olmamalıdır. Lider her zaman önce yer.
Şu andan itibaren dikkatinizi çekmeye yönelik tüm teşebbüslerini görmezden gelmelisiniz. Tüm kontakları başlatan taraf siz olmalısınız. Bu işin belki de en zor kısmıdır. Bu köpeğinizin iyiliği için olduğundan duygularınıza gem vurmak zorundasınız. Yine de ne olursa olsun ilk hareketi siz başlattığınız sürece hiç bir şey köpeğinize sarılmanıza engel olmamalıdır.
Herkes dominant bir köpekle başa çıkamayabilir; fakat kimse bundan zarar görmemelidir. Başarılı olursanız ödülü büyüktür. Tüm yapmanız gereken nerede durması gerektiğini bilen bir köpeğin daha mutlu olacağını kendinize söylemektir.

Dominant köpekler her ırktan çıkabilir. Bu yavrular diğer kardeşlerine göre daha dediğim dedik, kontrolü ele geçirmeye daha hevesli aktif ve patronvari bireylerdir. Kontrol edilmediklerinde yani aile içinde hiyerarşik olarak diğer aile bireylerine göre üst sıralara yükseldiklerini hissettiklerinde problem çıkarabilirler.
Makale

YAVRU KÖPEK ALIRKEN

ANNE ALTINDAN YAVRU ALIRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Yavru köpek sahiplenirken ve üretirken dikkat edilmesi gerekenleri üç ana başlık altında değerlendirmek gerekir. Bunlar yavrunun davranış gelişimi, fiziksel gelişimi(sağlığı) ve yavrunun geçmişi yani seceresidir. Yavru köpek seçerken bütün bunlar yavruyu sahiplenecek kişi tarafından dikkatle üzerinde durulması gerekenlerdir. Diğer taraftan her üretici ister profesyonel olsun, ister amatör eğer her yönüyle sağlıklı köpek yetiştirmek istiyorsa bunlara uymak zorundadır.

Yavrunun davranış gelişimi anne karnında başlar ve çeşitli dönemlerden geçer. Yavru köpeğin geçirdiği bu dönemlere kritik period denilmektedir. Yavru köpeğe bu kritik period içersinde gerektiği gibi davranılmadığı zaman onun yaşamında bazı davranış bozukluklarının olması, eğitiminin güçleşmesi, çevresi ile uyumlu yaşayamaması gibi sorunlarla karşılaşılır.

Köpeğin yavru ve anne karnında iken içinde bulunduğu kritik period şu şekilde evrelere ayrılmaktadır,
-Prenatal period (Anne karnındaki 3. dönemde başlar)
-Neonatal period (Doğumdan 12 günlük olana kadar)
-Geçiş periodu (12 ile 21. gün arası)
-Birinci sosyalleşme periodu (3 ile 5. hafta arası)
-İkinci sosyalleşme periodu (6 ile 12. hafta arası)
-Korku periodu (8 ile 11. hafta arası)
-Sosyal dominantlık periodu ( 10 ile 16. hafta arası)
-Çevresel adaptasyon dönemi (13 ile 16. hafta arası)

Yukarıda belirtilen dönemler köpeğin doğumu ile 16. hafta arasında kalan süreyi kapsamaktadır. Bu süre içersinde köpek ömrü boyunca onu etkileyecek ve kalıcı davranışlara ve zihinsel gelişmeye sahip olur. Bu süre bitiminde bazı kapılar açılmamak üzere kapanır. Örneğin 4 ayını geçmiş bir köpeğin sosyalleştirme çabaları istenilen sonucu veremez.
Bu süreyi gerektiği gibi geçirmemiş olan köpekler genellikle çevresine uyumlu olmayan, tam anlamıyla eğitilemeyen, ileride iyi anne olamayan, aşırı tepkisel veya durgun, kontrol edilemeyen sorunlu köpekler olabilirler.

Yavruların anne ve kardeşlerinden ayrılma zamanı 7. haftada olmalıdır. Bu -1 ve +1 hafta olarak esneyebilir. Yani 6. ve 8. haftalar arasında yavrular sahiplendirilmelidirler. Bu sürenin altında yavruların anne ve kardeşlerinden ayrılmaları veya bu süreden fazla anne ve diğer kardeşlerle beraber kalmaları kritik periodun evreleri içersinde uygulanan prosedürleri değiştireceğinden yavruların sorunlu olmalarına ve kritik periodun her evresinin gerektiği gibi uygulanamamasına neden olur.

Yavru köpek yukarıda belirtilen kritik periodun ikinci sosyallleşme sürecine kadar olan zamanını annesi ve kardeşleri ile beraber geçirmektedir. Köpek sahiplenecek kişiler alacakları yavrunun kritik periodunun ikinci sosyalleşme dönemine kadar olan evrelerini gerektiği gibi geçirdiğinden emin olmalıdır. Yavrunun alınacağı yer güvenilir bir yer olmalı ve annenin sahibinin veya üreticinin kritik periodlara uyduğu bilinmeli bu mümkün değilse zaman zaman anne ve yavrular ziyaret edilip gelişmeleri izlenmelidir. Köpek sahiplenildikten sonra da kritik periodun geriye kalan evrelerinin tamamlanması köpeği sahiplenen tarafından gerçekleştirilir.

Yavru köpeğin anne ve kardeşleri yanında 2 ayını tamamlayıp yeni sahibine gelmeden önce kritik period kuralları içersinde yapılması gerekenler sırasıyla şöyle olmalıdır;

-Prenatal period: Bu devre yavrunun anne karnında geçirdiği süredir. Annenin gebeliğin 3. devresinden sonra maruz kaldığı ve sergilediği davranışlar karnındaki yavrunun gelişimini etkilemektedir. Örneğin annenin gebeliğinin bu döneminden sonra yavruları doğurana kadar stres altında kaldığı durumlarda doğan yavruların öğrenme kabiliyetlerinde düşüş ve davranışlarında aşırılık gözlemlenmiştir.

Gebe olan anne köpek yavrulamadan önce rahatsız edilmeyeceği ve kendisininde rahat edeceği bir yerde bulundurulmalıdır. Bu zaman içersinde anne dışarıdan tahrik edilmemeli kendini savunacak ve strese sokacak durumlarda bulundurulmamalıdır. Örneğin dışarıdan yabancı köpek veya insanlar tarafından taciz edilip koruma yapacak duruma getirilmemelidir.
Köpek doğum olana kadar bu yerine alışmalı ve doğum yapacağı bu yeri kendisi için emin, rahat ve güvenilir olarak algılamalıdır.

-Neonatal period: Neonatal period yavrular doğduktan sonra başlar ve yaklaşık 12 gün sürer. Bu devrede yavruların gözleri kapalıdır, kulakları duymaz, miyelin yapısı gelişmemiştir ve sinirler duyarsızdır, miyelin yapısı ilk 3 günden sonra yavaş yavaş gelişmeye başlarlar. Bu zaman içersinde tek ilişki kurdukları anneleridir. Anneleri yavruların herşeyinden mesuldürler, Beslenmeleri, tuvaletlerinin yaptırılması, temizlenmeleri, vücut ısılarının belli bir seviyede tutulması anneleri tarafından karşılanır. Bütün bunlar olurken yavruların gözleri ve kulakları kapalı, miyelin yapıları tam gelişmemiş olduğu halde mühürleme (imprinting) dediğimiz olay gerçekleşir. Mühürleme yavruların yaşamlarının bu ilk döneminde çok hızlı, istikrarlı, programlı bir öğrenme ile bu kritik devrede annelerine bağlanmalarını sağlayan içgüdüsel davranış yapılarının tetiklenmesidir. Mühürleme hayvanların çoğunda geri dönüşsüzdür, insanlarda ise geri dönüşlüdür. İşte mühürlemenin geri dönüşsüz olduğu bu neonatal dönem köpek yavruları ve anneleri için çok önemlidir. Bu dönemde onlara karşı yapılacak bazı davranışlar onları etkileyecek ve ileride ne tür davranışlar göstereceklerini belirleyecektir. Annede bu dönemde mühürleme ile yavrularını kabul edecek ve tanıyacaktır.
Bu yavruların her ne kadar gözleri, kulakları kapalı, sinirleri tam gelişmemiş olsa da yapılan araştırmalar, çekilen EGG ler ile yavruların ışık, ısı değişimi gibi bazı dış etkenlere tepki verdikleri gözlemlenmiştir.
Yavruların bu devrede dışardan aldıkları ısı değişimi ve ışık gibi etkenler onları strese sokmaktadır. Bu stres yavruların bu evresinde gerekli olmaktadır. Yalnız dikkat edilmesi gereken stres oranın iyi ayarlanmasıdır. Yavrular eğer çok fazla stres içinde bulunurlarsa adrenal salgılayan bezlerinde fazla çalışma nedeniyle aşırı gelişme olmaktadır. Eğer az stres alırlarsa, az çalışan adrenal bezleri bu sefer gelişememektedir. Fazla gelişen adrenal bezleri yavrular büyüdüğünde köpeğin fazla adrenal salgılamasından dolayı aşırı tepkisel olmalarına yol açar, aksi olduğu zaman da az gelişmiş olan adrenal bezleri daha az adrenal salgıladığından köpeklerin daha az duyarlı olmalarına yol açar. Her iki durumdaki köpekler eğitilmeleri zor olan, çeşitli problemleri olan köpekler haline gelirler.
Yavruların geçeceği bu evrede stres oranı şu şekilde ayarlanmalıdır. Yavrular anneleri ile loş, ısıya karşı korumalı, sessiz ve kimse tarafından rahatsız edilmeyecekleri bir ortamda olmaları gerekir. Her gün yavrular bu ortamdan tek tek ele alınmalı ve ışığa çıkarılmalıdır, ayrıca bulundukları ortamdan da dışarı alınarak ısı değişikliğine maruz bırakılmalıdır. Bu esnada yavru ele yatırılıp yavaşca sağa ve sola yatırılmalı, başından kuyruğuna kadar yavaşca okşanmalıdır. Bu işlem her bir yavruya günde sadece 3 dakika yapılmalıdır. Diğer zamanlarda yavrular ve anneleri kesinlikle rahatsız edilmemeli, yanlarına girilmemeli, etraftan onları rahatsız edecek gürültü (inşaat çalışması, yol çalışması gibi yüksek sesler), köpek havlamaları, yabancı insan sesleri gelmemelidir. Bunların hepsi yavrulara stres kaynağı olmasada annenin stres halinde olması yavrularıda etkileyecektir.
-Geçiş periodu: Neonatal periodun 12 gün sonra bitmesiyle yavruların gözleri ve kulakları açılır ve bulundukları ortamı algılamaya başlarlar. Diğer kardeşlerinin ve sahibinin farkına varırlar. Bu evrede yavruların daha fazla duyumsal olarak zengin bir ortamda olmaları gerekir. Yavruların bulunduğu yer biraz daha genişletilir, Daha fazla ele alınabilir ve tırnak uçları kesilebilir veya törpülenebilir.. Aynı zamanda bulundukları ortama boylarına göre oyuncaklar konulmalıdır. Yavrular bunları koklayarak üzerlerine çıkar ve değişik uyarıcılarla karşılaşmış olurlar. Bütün bunlar olurken yavrular annelerinden uzaklaştırılmamalıdırlar ve gene yüksek seslerin gelmesi önlenerek rahatsız olmaları dolayısıyle stres altına girmeleri engellenmelidir, çünkü yavruların görme ve işitme duyuları halen gelişim evresindedir.
Geçiş periodu 12 ile 21. günler arasıdır ve yaklaşık 21 gün sonra yavrular birinci sosyalleşme perioduna girerler.
-Birinci ve ikinci sosyalleşme periodu: Yavrular annelerinin ve kardeşlerşnin yanından ayrılmadan birinci sosyalleşme periodunu bitirirler ve ikinci sosyalleşme periodununda bir iki haftasını geçirirler. Anne ve kardeşlerin beraber olan bu yaşamları bir sürü modeli gibidir ve yavruların karakterleri bu sürü içersinde belirlenir. Onun için yavrulara ve anneye birbirlerine karşı olan davranışlarında müdahale edilmemelidir. Yavrular anne yanında kaldıkları bu süre içersinde, her yavru değişik derecelerde olmak üzere anneleri tarafından cezalandırılırlar. Bu cezalandırmalar anne tarafından kafalarından, enselerinden yavaşca ısırılarak ve sarsılarak olur. Anne fazla meme emen yavruyu hırpalayabilir veya hiçbir neden olmadan bazı yavruları daha fazla hırpalayabilir. Bütün bunlar yavrularca ceza olarak algılanır. Bu davranışları gören yavrular da birbirlerine böyle davranmaya başlarlar. Aynı zamanda birbirleri ile ve annleri ile oyunlar oynarken canları acıdığında karşı tarafı ikaz etmek için annlerinden gördükleri bu davranışlarla cevap verirler. Bu davranışı kardeşinden ve annesinden gören diğer yavruda oyun ısırmalarında geri adım atar ve daha az can yakıcı ısırmalar uygulamaya başlar. Bu oyunlar ve karşılıklı cezalandırmalar yavruların yumuşak ağızlı olmasına yol açar ve ileride bu evreyi anne ve kardeşleriyle beraber geçiren bu yavrular sahiplendirildiklerinde oyun ısırmalarında tutarlı ve ılımlı olurlar. Yavrular bu evrede izlendiğinde ileride nasıl bir karakterde olabilecekleri hemen hemen anlaşılabilir. Fakat bu kesin bir sonuç teşkil etmez yavru anne yanından ayrıldıktan sonra gene kritik period içersinde ona karşı olan davranışlar karakterinde değişiklik olmasına ve yanılmaya sebep verebilir. Anne tarafından çok fazla cezalandırılan bir yavru ileride submissive bir yavru olabilir ve bu sayede ya çok itaatkar olur veya aşırı submissive olduğundan eğitimi daha da zorlaşabilir. Diğer taraftan anne yanında çok az cezaya maruz kalmış olan yavru baskın olabilir ve bu da bazı durumlarda eğitimi zorlaştırabilir. Anne her yavruya eşit davranamadığı için bütün kardeşlerin her biri değişik karakterde olur, ileride yetişkin köpekler olduklarında hepsi ayrı davranışları sergileyen köpekler haline gelirler.
Alıntıdır

KÖPEK IRKLARI "GOLDEN RETRIEVER "

Golden Retriever
Golden Retriever'lar herşeye büyük bir tutkuyla yaklaşırlar ve tam anlamıyla "çok" köpektirler: "çok tüy, çok enerji, çok yemek ve çok sevgi...". Bu nedenle formda ve sağlıklı kalmasını istiyorsanız, Golden Retriever'ınızın yemeğini kendisinin ayarlamasını beklememeli, siz yemek miktarını kontrol etmelisiniz.

Golden Retriever'lar sevgi dolu, uslu ve zeki köpeklerdir. Kolaylıkla eğitilirler ve çocuklarla iken güvenilir ve naziktirler. Sadık, kendine güvenen, tatlı ve sahibini memnun etmeye hevesli bir ırktır. Aktif, güvenilir ve mükemmel bir aile köpeğidir. Golden Retriever itaat etmeye hazır yapısı nedeniyle itaat eğitimi onlarla çok keyifli geçer. Diğer hayvanlar dahil herkesle dost canlısı olduğundan ondan koruma görevi beklenmemelidir. Saldırganlık göstermemelerine rağmen Golden Retriever'lar gelen yabancıya havlayarak haber vererek iyi bekçilik edebilirler. İtaat yarışmalarında büyük başarı kazanmıştır.

İnsandan izole edildiğinde ya da uzun süre sevdiklerinden uzak tutulduğunda yaramazlık yapmaya başlar. çok hareketli ve ilgi isteyen köpeklerdir.


Bu cinsin söz dinleme becerisi efsanevileşmiştir ve her zaman sizin güvenilir, çalışkan, mutlu dostlarınız olarak kalacaklardır. Sakinlikleri ve her işi yapmaya yönelik heyecanları Golden Retriver'ları genelde asistan köpekler arasında tercih edilir yapmaktadır.

Sevgi dolu ve sabırlıdırlar, bazen küçük bebekler için ekstra gözetim gerekli olabilir. Oyun oynamaya düşkündürler ve diğer ev hayvanlarına karşı toleranslıdırlar. Sosyal insanlar için iyi bir seçim olabilse de allerjik, titiz kişilerle ve küçük apartman dairelerinde yaşamaya uygun değildirler.


Herkesin dostu olan Golden Retriever'lar adanmış ve uyumlu bir aile dostu olarak bilinirler. Aynı zamanda sportif bir köpek olan bu cins, geniş alanlarda koşacağı bir güne her zaman ihtiyaç duyacaktır. Aktif karakterini ve güçlü fiziğini gözardı etmek problem yaratabilir ve hergün fiziksel ve zihinsel eksersize ihtiyaç duyar. Fazlasıyla heyecanlı ve hareketli olan Golden Retriever'ların merakları eğitimlerini biraz zorlaştırabilse de sahibini memnun etmeye ve öğrenmeye fazlasıyla yatkındırlar. özellikle kap-gel türü oyunlardan zevk alırlar ve ağızlarında birşey taşımaktan çok hoşlanırlar.

Golden Retriever'lar hergün eksersiz yapmaya ve insanlarla birlikte olmaya ihtiyaç duyarlar. Golden'ın zihni ve vücudu için zorlu uyum (söz dinleme) dersleri, aktif oyunlar ve kap-gel seansları her gün yapabileceğiniz iyi birer eksersiz çeşidi olabilir. Her ne kadar dışarda yaşabilecekse de çok sosyal bir köpek olması nedeniyle ailesinin yanında yaşamaktan daha memnun olacaktır. Tüyleri parlaklığını yitirmez ancak haftada birkaç defa fırçalanması gerekir.

Köpek cinsleri arasında en ciddi uğraşların ardından üretilmiş bir cins olan Golden Retriever, aynı zamanda hakkında en fazla dökümantasyona sahip olan köpek cinsidir.

Bu cinsin üretiminden sorumlu kişi İngiltere'nin İskoçya sınırındaki Tweed Nehri'nin kuzeyinde yaşayan Lord Tweedmouth olarak bilinmektedir. 1800'lerin ortalarında yoğunlaşan köpek yetiştiriciliği merakı sırasında, sıkı bitki örtüsünün arasında yaşabilecek, soğuk suya karşı dayanıklı, güçlü yüzücü olan uyumlu köpekler yetiştirmek revaçtaydı. Lord Tweedmouth da sarı dalgalı tüylü bir retriever (Küçük Newfoundland ve balıkçılar tarafından yetiştirilen öncü Labradorların soyundan) olan Nous ile bir Tweed Water Spaniel (Kızıl renkli sıkı kıvırcık tüylü popüler bir retriever.) olan Belle'yi çiftleştirerek dört tane yavru elde etti. Yavrular yüksek alanlarda yaşamaya uygun kuş köpekleri olmaya çok elverişliydiler.

Bu yavruların başka siyah retriever, Tweed Spaniel, setter ve Bloodhound'larla çapraz çiftleştirilmelerinin ardından Golden Retriever cinsi üretildi. Golden Retriever önceleri düz-tüylü retrieverların sarı renklisi olarak kabul görürken, 1912 yılında Sarı/Golden Retriever ismiyle ayrı bir cins olarak kabul edildi. Bu köpeklerin Amerika kıtasına Lord Tweedmouth'un oğulları tarafından 1900'lerde getirildikleri düşünülmektedir ancak American Kennel Club (AKC) bu cinsi ancak 1927'de bir cins olarak kayıtlarına almıştır. önceleri sadece avlanma becerileri nedeni ile değer verilen ve özenle üretilen Golden Retriever'lar ancak sonraları ev ve gösteri hayvanı olarak beslenmeye başlanmıştır.

Tanınmasının ardından da popülaritesi hızla artan Golden Retriever, halen Amerika'daki en popüler cinslerdendir.

KÖPEK

Evcil Hayvan Sahibi Olma


Çocuk sahibi aileler evlerinde hayvan beslemenin doğru bir şey olup olmadığı konusunda çelişkiye girerler. Fakat çocuklar için evlerinde hayvan beslemek, özellikle de köpek beslemek oldukça zevkli bir iştir. Evde bulunan bir köpeğin çocuğunuzun gelişimine olumlu katkıları olur. Çocuğunuz hayvanlar hakkında bilgi sahibi olurken, sorumluluk sahibi olmayı, karşısındakinin konuşmasına gerek kalmadan ne demek istediğini anlamayı öğrenir. Elbetteki ilgilenmeniz gereken hayvan sadece köpekler değildir diğer evcil hayvanlarıda evinizde besleyebilirsiniz. Çocuğunuz bir hayvan sahibi olmanın getirdiği sorumluluğu şimdiden taşır. Evdeki her şeyin onun olduğunu düşünürken artık bunları paylaşması için biri vardır ve ailesi onunla ilgilenemediğinde, köpeğinin onunla ilgilenmesi için bol bol vakti vardır. Üstelik bu onunla hoplayıp zıplayabilen, oyun oynamak için her an hazır olan bir hayvandır. Evde hayvan beslemek için köpek yerine kediyi seçerseniz biraz daha dikkatli olmanız gerekir. Kediler çocukların ani hareketlerinden pek hoşlanmazlar ve onlara zararlı davranışlarda bulunabilirler. Evinize bir kedi alacaksanız seçim yapmadan önce çocuğunuzuda yanınıza alın ve hayvanın çocuğunuza karşı nasıl bir tavır sergilediğine dikkat edin. Evde hayvan beslemek çocuğunuz için her ne kadar faydalı olsa da onun hayvanlar için neler hissettiğine dikkat edin.

• Çocuğunuzun dışarıda ya da arkadaşlarınızın evindeki hayvanlara nasıl bir davranış sergilediğine dikkat edin. Hayvanlardan korkmadığına emin olun. Bu konuda fikir sahibi olmadan asla hayvan almayın.

• Evinizin hayvan beslemek için uygun olup olmadığına dikkat edin. Unutmayınki bir köpek ve sizin küçüğünüz biraraya geldiklerinde etrafta koşuşturmaya başlayacaklar. Bu nedenle hayvan yetiştirmek için büyük bir eve sahip olmanız eşyalarınızın güvenliği açısından da önemlidir.

• Siz hayvan sahibi olmak için kendinizi hazır hissediyormusunuz? Bazen bir köpek yetiştirmek bir çocuk yetiştirmekle aynı ölçüde sayılabilir. Alacağınız köpeğin eğitimli olmasını da sağlayabilirsiniz. Çocuklu bir ailenin hayvan sahibi olurken cinsine, yaşına ve de cinsiyetine dikkat etmesi gerekir.Saf tür köpekler biraz asabi olabilirler, bu yüzden tercihlerinizi karışık türlerden kullanmanız daha iyi olacaktır. Karışık türden köpekler daha uysal olurlar. Hayvanı satın almadan önce çocuğunuz ve siz onunla biraz zaman geçirin. Böylelikle hayvanın çocuğunuza nasıl davrandığını gözlemlemiş olursunuz. Hayvan, çocuğunuz ona yaklaştığında ondan ürküp kaçmamalı veya onun kuyruğunu tuttuğunda çocuğunuza zarar vermemelidir. Köpeklerde dişi olanlar erkeklere oranla daha uyumlu olurken, kedilerde de erkekler dişilere oranla daha girişken olurlar. Fakat her iki tür içinde kısırlaştırılmış hayvanlar daha uysal olurlar. Alacağınız hayvanın yavru olması çocuğunuzla arasında kuvvetli bir ilişkinin olmasına neden olurken sizinde iki küçüğü aynı anda yetiştirmeniz zor olabilir. Aynı zamanda daha önceden çocuklu bir ortamda yetişmiş bir hayvan sizin için uygun olabilir. Çocuklardan uzak bir şekilde yetişmiş bir hayvan çocuğunuzla iyi bir dostluk kuramayabilir. Yaşlı bir hayvan ise tıpkı yavru bir hayvan gibi özel ilgiye ihtiyaç duyabilir.

ÇOCUK VE KÖPEK

Çocukların bir kısmı hayvanlara karşı oldukça rahat tavırlar sergileyebilir. Onlardan bir zarar gelebileceği düşüncesine kapılmazlar. Bu nedenle çocuğunuza evcil hayvanlara karşı nasıl davranması gerektiği konusunda eğitim vermelisiniz.

• Dışarıda ya da evde hayvanlar kavga ederken onlara müdahale etmemek gerektiğini bu durumdaki hayvanların insanlara zarar verebileceğini,

• Sokaklarda bulunan yalnız hayvanlara, yanında bir yetişkin bulunmayan hayvanlara yaklaşmanın doğru olmadığını,

• Bir köpek ya da bir kedi uyuyorsa onunla oynamaya çalışmanın olumsuz sonuçlar verebileceğini,

• Hayvanlar yemek yerken onlara dokunulmayacağını ve yemeklerine el sürülmeyeceğini,

• Daha önce hiç görmediği bir hayvana yaklaşmanın doğru olmadığını,

• Hayvanları severken dikkatli olmak gerektiğini, onların kulaklarından, kuyruklarından çekmenin onları incitebileceğini ve kızdırabileceğini söylemeli ve çocuğunuza hayvanları nasıl sevmesi gerektiği konusunda uygulamalı örnekler vermelisiniz.

• Bir hayvanla oynarken onu kızdıracak hareketlerden uzak durmak gerektiğini anlatmalısınız.

• Evinizde bulundurduğunuz hayvanda bir hastalık olup olmadığını sürekli salya ya da köpük akıtmasından, yürürken topallamasından va normal davranışlarının dışında davranışlar sergilemesinden anlayabilirsiniz. Bunları çocuğunuza öğretin ve hayvanlar bu durumdayken onlarla yakınlaşmanın doğru olmadığını söyleyin.

•Evcil bir hayvan yeni yavruladığı sırada yavrularını ellemenin doğru olmadığını anlatmalısınız. Hayvanlar böyle durumlarda yavrularını korumak için müdahale edebilirler.

•Bir köpek havlayarak üzerine geliyorsa ondan koşarak kaçmak yerine yerde yüzünü koruyacak şekilde diz üstü çökerek durmak daha uygundur. Bir köpek kendisinden kaçan bir insanı gördüğünde o da onu takip edecektir.

•Kedilerin büyük bir çoğunluğu fazla hareketten hoşlanmaz ve ani durumlarda asileşebilirler. Bu nedenle kediler ve köpeklerle oynarken dikkatli olmak gerektiğini her iki hayvanında farklı davranış şekilleri sergilediğini öğretmek gerekir.

•Hayvanlarla oynarken veya onları severken fazla samimi olmamak gerekirki bir çocukta bunun tam tersini yapar. Bir kediyle oynarken sıkıldığında çocuğunuzun bir yerini tırmıklayabilir.
alıntıdr

KÖPEK

KÖPEK SOYLARININ GELİŞMESİ

SPANYEL, TAZI VE TERİYE gibi köpek soylarının çoğu, yüzlerce yıllık bir geçmişe dayanmaktadır; ama istendiğinde, iki ya da daha çok sayıda farklı soyu çifleştirme yoluyla her zaman yeni bir soyu geliştirilebilir. Sözgelimi Sealyham teriyesi, 19. yüzyılda Wales bölgesinin (İngiltere) Sealyham yöresinde yaşamış Kaptan Edwards'ın geliştirdiği bir yeni soydur. Ortadan kalkmış bir soyu geri getirmek, yani "yeniden yaratmak" olanağı da vardır. Günümüzden yaklaşık yüz yıl önce soyu tükenmiş İrlanda kurt köpeğinin yeniden elde edilmiş olması, buna örnek gösterilebilir. Bu sonuca Danua köpeği, İskoç geyik tazısı ve mastı arasındaki çiftleşmelerden yeni bir soyun ortaya çıkmasıyla varılmıştır. İngiltere'de 1859'da yapılan ilk köpek yarışmasından önce, aynı soy içindeki köpekler arasında büyüklük, biçim ve renk bakımından önemli değişkenlikler varken, yarışmalara katılmak için aranan standartların bir sonucu olarak, günümüzde aynı soydan gelen köpekler artık birbirlerine çok benzemektedir. Köpeklerin bireysel özelliklerini yitirmelerine yol açabildiğinden, bu köpek soyları için zararlı olabilir ve soydan geçme hastalıklara yol açabilir. Alman çoban köpeklerinde sık sık kalça çıkıklığı görülmesinin nedeni budur.

AVCI KÖPEKLERİ
YABAN HAYVANLARINI AVLAMADA köpeklerin kullanılması dünyanın her yanında yüzyıllarca eskiye dayanır. Ortaçağ'da yanında köpeklerle at sırtında avlanmanın, Avrupa'da kralların ve feodal soyluların yaşamında önemli bir yeri vardı. Avcılık, şövalye turnuvaları ve savaşlar için gerekli bir idman sayılmaktaydı.Avcılığa ilişkin yasalar son derece karmaşıktı; belirli hayvan türleri yalnızca soylular tarafından avlanabilecek bir sınıflandırmaya alınmıştı.Önemli "av hayvanları" erkek ve dişi kızıl geyik, yaban tavşanı, yaban domuzu ve kurttu.Alageyik, karaca, tilki ve yaban kedisiyse ikinci sırada kabul edilmekte ve "kovalanan hayvanlar" diye adlandırılmaktaydı.Koklayarak ve görerek iz sürmek için özel olarak yetiştirilmiş tazı ve zağarlar av sırasında farklı zamanlarda kullanılır, kral saraylarında ve soyluların malikanelerinde bunlar için özel kulübeler bulunurdu. En değerli avcı köpekleri, erkek tazılardı.

ÇOBAN KÖPEKLERİ
HAYVAN SÜRÜLERİNİ korumak ve gütmek amacıyla köpeklerden yararlanmanın başlangıcı, çiftçilerin büyük miktarda koyun, keçi ve sığır yetiştirmeye başladığı İ.Ö 1000'lere kadar uzanır.Romalı yazar Columella, İ.S I. yüzyılda çiftlik hayvanlarının bakımı konusunda yazdığı kitapta, çobanların kurttan kolayca ayırt edilmesi için beyaz çoban köpeklerini yeğlediklerini (çünkü çobanın, hayvanlarına dadanan bir kurt olduğunu sanarak kendi köpeğini öldürme tehlikesi her zaman vardı) belirtmiştir.Kurtların artık büyük ölçüde ortadan kalkmış olduğu günümüzde bile, dünyanın hemen her ülkesinde önemli çoban köpeği soylarının çoğu hala yetiştirilmektedir.Bunların postları yine, birsürü beyaz lekeyle kaplı sarımsı kahverengi ya da açık renklidir.

YARDIMCI KÖPEKLER
KÖPEKLER TARİH BOYUNCA insan topluluklarına yardımcı olma açısından vazgeçilmez bir önem taşımışlardır. Başka hayvan sürülerini gütmenin ve insanlara arkadaşlık etmenin yanısıra, köpeklerin yerine getirdikleri başlıca görev, evlere ve çiftliklere bekçilik etmektir. Gününmüzde bekçi köpeklerinin gördüğü işler içine fabrikaların ve sanayi tesislerinin korunması da girmektedir .Ama bir köpeği tek başına boş bir bina ya da başka kapalı bir alana kapatmak ve kendi başına yaşayıp davetsiz konukları uzak tutmasını beklemek, köpeğin bütün toplumsal davranış kalıplarına aykırı düşen acımasız bir uygulamadır. Polisin koruma ve uyuşturucu maddeler ile patlayıcıları arayıp bulma konusunda eğittiği köpeklerse, ender olarak yalnız kalırlar ve normalde dengeli bir yaşam sürdürürler.
Belirli köpek soyları, öbürlerine oranla doğuştan daha saldırgandır; bununla birlikte, aşağı yukarı bütün köpeklerin, yabancılara karşı saldırgan olma ve bakıcılarına zarar vermeme konusunda eğitilmeleri gerekir. Günümüzde köpekler hasta, sakat ve yalnız insanlara yardımcı olmak gibi birçok yararlı iş görürler; üstelik günlük yürüyüş konusunda gösterdikleri ısrarla, sahiplerinin sağlıklı kalmasına yardımcı olurlar.

SPOR KÖPEKLERİ
KÖPKLERİN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜ çağlar boyunca yazık ki oldukça acımasız sayılabilecek birçok spor dalında kullanılmıştır.Romalılar döneminde moda haline gelen köpekleri ayı ve boğa gibi hayvanlarla dövüştürmek, Batı'da 14. yüzyıl sonlarına kadar sürmüştür.Günümüzdeyse, insanların çok büyük bölümü bir köpek dövüşünü ya da bir köpek topluluğunun bir porsuğa saldırıp onu parça parça edişini izlemekten zevk duymayı anlaşılmaz bulmaktadır.Ama bazı ülkelerde yasaklanmış olsa da, dünyanın birçok yerinde bu tür gösteriler hala düzenlenmektedir.
Öte yandan köpekler birbirleriyle yarışmaktan hoşlanırlar ve aynı ölçüde zalimce olmayan birçok spor dalı vardır.Çok sayıda farklı tazı soylarının tümü, tavşan,vb. hızlı koşan avları izlemek ya da kovalamak için geliştirilmişlerdir.Geçmişte "doğancılık" diye adlandırılan kuş avında, tazıların yırtıcı av kuşlarıyla birlikte kullanılması yaygındı.Kuzey Afrika'da ve Asya'da, Saluki ve Afgan tazısı, ceylan kovalamaya yarayan soylardı.Günümüzde yapılan köpek yarışlarında, hızlı koşmak için özel olarak geliştirilmiş tazılar, mekanik bir "tavşan"ın peşinde koşarlar.

TAZILAR VE ZAĞARLAR
ÇEŞİTLİ ÖZELLİKLER TAŞIYAN köpekler, evcilleştirmenin başlamasından kısa bir süre sonra (günümüzden yaklaşık 6,000 yıl önce),farklı öbeklere ayrıldılar.En özgün öbeklerden biri olan av izleme köpekleri de, zamanla iki ayrı öbek altında toplandılar:
İngiliz tazısı ve Afgan tazısı gibi görerek iz süren tazılar;
bloodhoud gibi koku alarak iz süren zağarlar.Av sırasında, ince yapılı olan ve çok hızlı koşan tazılar avı kovalamada, daha ağır yapılı olan ve daha yavaş hareket eden zağarlarsa avın yerini belirleyip ortaya çıkmaını sağlamada kullanılıyordu.Tazılar ve zağarlar, büyüklük bakımında öbür köpek öbeklerine göre daha büyük çeşitlilik gösterir.Eskiden tazı olarak kullanılan ve şimdi zağar öbeğinde sayılan İrlanda kurt köpeği en ağır köpeklerden biridir; minik porsuk zağarıysa, en küçük soylar arasında yer almaktadır.Birçok tazı ve zağar soyu hala avlanmada kullanılmaktaysa da, bazıları ev köpeklerine dönüşmüş durumdadır.Küçük yapılı çeşitlerin ömrü 15 yıl dolayındayken, çok iri olanlarda ortalama süre bunun ancak yarısı kadardır.

KUŞ AVI KÖPEKLERİ
SPANYELLER, SETERLER, puanterler (pointer'lar) ve avları bulup getiren köpeklerin tümü, "kuş avı köpeği" diye adlandırılan öbekte yer alır.Kulübede yaşamak için geliştirilmiş bu soylar genellikle saldırgan değillerdir. Günümüzde en çok kullanıldıkları alan, tüfekle kuş avcılığıdır. Yalnızca "işaret etme" ve "yer belirleme" konusunda eğitilirler. Kuşları bulmak için havayı koklar, sonra çömelmiş durumda sessizce durarak, avcıların peşinde olduğu kuşların varlığını belli ederler; avı kovalama gibi bir huyları yoktur. Ölü ya da yaralı avı dişleriyle hırpalamadan getirebilmeleri için, ağızlarının yumuşak olması gerekir. Kuş avı köpekleri eğitime çok olumlu tepki verirler; bu nedenle yalnız spor için değil, ev köpeği ve refakat köpeği olarak da yetiştirilirler.Labrador köpeği belki de, dünyanın en gözde refakat hayvanı ve yardımcı köpeğidir.

TERİYELER
ADLARI "TOPRAK" ANLAMINDAKİ Latince terra sözcüğünden gelen teriyeler, toprak kazmadaki ustalıklarıyla tanınırlar.Porsuk, tilki, tavşan ya da fare yakalamak amacıyla yerde delikler açıp ilerlemeleri için özel bir çaba göstermelerine gerek yoktur.İngiltere'de çok eski bir geçmişleri olan ufak tefek teriyeler, her zaman spor ve avcılık amacıyla kullanılmışlardır.
Çiftliklerdeki ve maden ocaklarındaki fareleri öldürmek için en uygun köpekler de teriyelerdir.Geçmişte İngiltere'nin birçok bölgesinde sınsr teriyesi, İskoç teriyesi ve Yorkshire teriyesi gibi farklı teriye çeşitleri geliştirilmiştir; ama Avusturalya teriyesi gibi yeni soylar elde edilmiş birkaç ülke daha vardır.Günümüzün köpek kulüpleri tarafından tescil edilmiş teriyelerin çoğu, 19. yüzyıl içinde ayrı birer soy olarak belirlenmişlerdir.

HİZMET KÖPEKLERİ
KÖPEKLERİN ÇOĞU şu ya da bu biçimde insanlar için yararlı bir iş görürler.Çeşitli soylardan köpeklerin yer aldığı karışık bir öbek olan "hizmet köpekleri" öbeği, aslında öbür beş öbeğe alınamayan soyları kapsar.Bu bakımdan hizmet köpeklerinin tekil ve özel niteliklerinin çeşitliliğini belirtmek için "özel köpekler" teriminin belki de daha uygun olduğu söylenebilir.Gerçekten de, hizmet köpekleri arasında çok daha ilgi çekici ve tuhaf köpekler vardır.
Bazı hizmet köpeklerinin geçmişi yüzyıllarca önceye iner;
sözgelimi çov-çovun atası 3 000 yıl kadar önce Moğolistan'da
savaşta yararlanılmak için yetiştirilmiş, daha sonra Çin'de bir kürk ve besin kaynağı olarak kullanılmıştır.Aslında hizmet köpeklerinin büyük bölümü, geçmişte belirli özel amaçlarla geliştirilmiş soylardır.Sözgelimi buldog, boğayla güreşme, kanişse su kuşlarını avlama amaçlarına yönelik geliştirilmişlerdir;
ama günümüzde varlıklarını ev ve gösteri köpekleri olarak sürdürmektedirler. Hizmet köpekleri öbeğinde ABD kökenli Boston teriyesi, Britanya kökenli buldog ve Fransa kökenli kaniş gibi çeşitli ülkelerden ulusal köpek soyları da yer almaktadır.

İŞ KÖPEKLERİ
EVCİLLEŞMİŞ KURTLARIN SOYUNDAN yaklaşık 12 000 yıl önce türeyen ilk evcil köpekler, mamuttan küçük kuşlara kadar her türlü hayvanı izlemede insan avcılara yol arkadaşı oldular.Aradan geçen binlerce yıl boyunca insanlar ile köpekler arasındaki işbirliği hep sürdü. Avrupalıların 15. yüzyılda Kuzey Amerika'ya ulaşmalarından önce, Amerika Kızılderililerinin evcilleştirmiş oldukları tek hayvan köpekti. Bu köpeklerin başlıca işi, bir ailenin başka yere taşınması sırasında eşyaların yüklendiği kızakları çekmekti; ayrıca, büyük çaplı bizon avlarında da köpeklerden yararlanılıyordu (bazen bütün bizon sürüsü, öldürmek için bir köpeğin peşine takılırdı).Kağnıların atlarla ve öküzlerle çekildiği Avrupa'daysa, köpeğin çekim işlerinde kullanılması o kadar yaygın değildi. Ama daha sonraları, kutuplara yönelik keşif gezilerinde, Eskimo kızak köpekleri, vazgeçilmez bir öğe haline geldi. Köpek yarışmaları açısından, soy kütüklerinde çoban köpekleri ile yardımcı köpekler, iş köpekleri öbeğinde sınıflandırılırlar.

SÜS KÖPEKLERİ
SÜS KÖPEKLERİ ÖBEĞİNDE, en küçük yapılı soyların tümü toplanmıştır; bunların çoğunda omuz yüksekliği 30,5 cm'nin altındadır.Belki de bütün evcil hayvanlar için geçerli en ilgi çekici olgulardan biri, ne kadar küçük olursa olsun, her süs köpeğinin sonuçta kurt soyundan gelmiş olmasıdır.Genetik bakımdan bu yırtıcı atasından bazı özellikler almış olması nedeniyle, en minik köpek bile bir kurt gibi davranmak için
elinden geleni yapmaya çalışır: Tıpkı bir kurdun yaptığı gibi kemikleri kemirerek yer; yaşadığı alanı savunur; öbür köpeklere karşı duygularını duruşuyla ve kuyruğuyla gösterir.Minyatür köpek türleri yetiştirmeye Romalıların öncülük ettiği söylenebilir:
Roma kazı alanlarında günümüzün soyları kadar küçük köpeklere ait kemikler bulunmuştur. Malta köpeği adı verilen küçük beyaz köpeğin Roma kökenli olduğu sanılmaktadır; gerçekten de bir Roma resminde bu tür bir köpek görülmektedir.Tibet, Çin ve Japonya gibi yerlerde eski çağlardan beri yetiştirilmiş başka küçük köpek soyları da vardır.Süs spanyelleri, Ortaçağ boyunca soyluların gözde hayvanları olmuşlardır.

MELEZ KÖPEKLER
KÖPEK SOYLARININ avcılık, çobanlık, bekçilik, spor gibi farklı amaçlarla yetiştirilmesi, 5 000 yılı aşkın sürelik uzun ve yavaş bir süreçtir.Bununla birlikte, dünyadaki köpeklerin çoğu hala karışık soylu, yani melezdir.İnsanların yön verdiği seçici bir üremeyle aynı soydan gelen safkan köpeklerden farklı olarak, gelişigüzel üremeler sonucunda ortaya çıkmış köpekler de vardır.Sayısı 400'ü bulan dünyadaki köpek soylarının tümü arasında karışıma dayalı üremeler gerçekleştirilebilir; çünkü tümü kurt soyundan gelir;dolayısıyla tek bir tür oluşturur.Pratik açıdan bakıldığında, bir Danua köpeği ile minik bir Pekin köpeğinin çiftleşmesinin güç olduğu açıktır.
Ama porsuk zağarı ile Alman çoban köpeği arasında olduğu gibi, akla gelmeyecek pek çok melezleşmeler gerçekleşmiştir.
Çoğunlukla melez köpeklerin safkan köpeklere oranla daha zeki olduğu öne sürülürse de, bir dizi farklı soyun özelliklerini bünyelerinde topladıkları için davranışlarının daha büyük bir çeşitlilik gösterdiğini söylemek, daha akla yakındır.

ÇOBAN KÖPEKLERİ

Çoban köpekleri ilk olarak koyunlarla sığırlara çobanlık ve insanlara bekçilik yapmaları için üretilmişti. Ama günümüzde yalnızca bazıtürler çoban köpeği olarak kullanılmaktadır.
Makale

KÖPEK " basından "

En saldırgan köpek

ABD’de yapılan bir araştırmada, “sosis köpek” olarak bilinen Daschund cinsinin en saldırgan köpek olduğu ortaya çıktı. İkinci sırada kaniş, üçüncü sırada ise Terrier var


Rotweiler, Doberman ya da Alman Kurdu... Bu köpekler, iri gövdeleri ve keskin dişleri ile köpekten korkan milyonlarca insanın kâbusu. Ancak bu üçlünün bugüne kadar haksız yere “canavarlaştırıldıkları” ortaya çıktı. Amerika’daki Pennsylvania Üniversitesi veterinerleri ve hayvan psikologlarının 6 bin köpek sahibi ile yaptığı araştırmada, dünyanın en saldırgan köpeğinin, Daschund olduğu belirlendi. İkinci sırada kaniş, üçüncü sırada da Jack Russel Terrier bulunuyor. Uzmanlara göre, büyük köpekler insanlara ayda yılda bir saldırsalar da, verdikleri zarar büyük olduğu için basında daha çok haber oluyor. Bu nedenle halk tarafından daha saldırgan oldukları düşünülüyor. Ancak, daha sık ısıran ve saldıran süs köpekleri, büyük bir zarar vermedikleri için çoğunlukla gözardı ediliyor.
Vatan Gazetesi- Yaşam - 07.07.2008 Pazartesi

KÖPEK EĞİTİMİ VE KÖPEK PANSİYONU



ROCKY eğitimde

03 Eylül 2008 Çarşamba

KÖPEK " basından "

Yavru kaplanlara köpek annelik ediyor

Kansas Hayvanat Bahçesinde annelerinin terkettiği 3 yavru beyaz kaplana, bir köpek annelik ediyor.
CANEY - ABD’nin Kansas eyaletindeki hayvanat bahçesinde annelerinin terk ettiği 3 yavru beyaz kaplana, bir köpek annelik ediyor. Safari hayvanat bahçesi sahibi Tom Harvey, yavruların geçen pazar dünyaya geldiğini, ancak anneyle sorun bulunduğunu bildirdi.

Anne kaplanın doğumdan bir gün sonra çocuklarına bakmayı bıraktığını anlatan Harvey, tek başlarına kalan yavruların, kendilerine yüz vermeyen annelerini bulmaya çalıştığını, bunun üzerine yavruların Isabella adlı golden retriever cinsi köpeğe evlatlık verildiğini söyledi.

Köpeklerin yavru kaplanlara bakmasının olağan bir durum olmadığını belirten Harvey, televizyonda köpeklerin yavru kaplanlara baktığına ilişkin haberler üzerine bu yönteme başvurduğunu kaydetti.

Süt annenin yakın zamanda kendi yavrularını sütten kesmesinin büyük bir şans olduğunu ifade eden Harvey, anne köpeğin yavrular arasındaki farkı anlamadığını, yeni yavrularını yaladığını, temizlediğini ve emzirdiğini anlattı.

AA

EVCİL HAYVANLARIN TAŞINMASI "HAVAYOLU ULAŞIMINDA"

DIŞ HATLAR

Evcil hayvanların taşınması konusunda, ülkeye giriş şartları, aşılar, gümrük kuralları vb uygulamalardan yolcular sorumludur.

Evcil hayvanlar, yalnızca yolcu eşliğinde uçağa kabul edilebilir.

çantaları dahil olmak üzere ağırlığı 6 kiloyu geçmeyen kedi ve köpekler, kabinde gidiş için
€ 20.- ve gidiş dönüş için € 30.- karşılığında taşınabilirler.

6 kilonun üzerindeki evcil hayvanlar, havalandırma sistemli kargo bölümünde gidiş için € 40.- ve gidiş dönüş için ödenecek € 60.- karşılığında yolculuk yapabilir.


Yolcuların güvenliği ve rahatlığı açısından, kabinde belirli sayıda hayvan taşınmasına izin verilmektedir.

Evcil hayvanlar, hava alan, sıvı sızdırmayan ve kilitlenebilen 55×40x20 cm boyutlarındaki çantalar veya kafesler içinde taşınabilir.

Evcil hayvanlar, uçuş boyunca yerde durmak zorundadır. Bilet alınırken, evcil hayvanların haber verilmesi önemle rica edilir.


İÇ HATLAR

Evcil hayvanlar, yalnızca yolcu eşliğinde uçağa kabul edilebilir.

Evcil hayvan olarak sadece kedi, köpek, muhabbet kuşu ve küçük kaplumbağa kabine girebilir. Kabin içinde taşınabilecek olan evcil hayvanlar sadece hava alan, sıvı sızdırmayan ve kilitlenebilen 55 x 40 x 20 cm boyutlarında ve en fazla 6 kg’a kadar uçuşuna uygun çantalar veya kafesler içinde taşınabilir.
Evcil hayvanlar, uçuş boyunca yerde durmak zorundadır. Bilet alınırken, evcil hayvanların haber verilmesi önemle rica edilir. Yön başına fazla bagaj ücreti (2.-YTL kg.) tahsil edilir.

Muhabbet kuşu ve küçük kaplumbağa kendi hava alan, sıvı sızdırmayan ve kilitlenebilen çantalarında veya kafeslerinde taşınabilirler. Yön başına fazla bagaj ücreti (2.-YTL kg.) tahsil edilir.

6 kilonun üzerindeki köpek veya kedi, havalandırma sistemli kargo bölümünde hava alan, sıvı sızdırmayan ve kilitlenebilen uçuşa uygun kafesler içinde taşınabilir. Yön başına fazla bagaj ücreti (2.-YTL kg.) tahsil edilir.
Aşağıdaki saf kan köpek cinslerinin ve bunlarin birbirleri ile kırmalarının tasınmasi kabul edilmemektedir. Bu yasak aşağıdaki cinslerin başka (diğer) cinsler ile kırmalarını kapsamamamaktadır:

- pitbull terrier
- american pitbull
- american staffordshire terrier
- staffordshire bullterrier
- bullterrier
- american bulldog
- dogo argentino
- fila brasiliero
- kangal (karabash)
- kaukasian owtscharka
- mastiff
- mastino napoletano

Yolcuların güvenliği ve rahatlığı açısından, kabinde ve kargo bölümünde belirli sayıda hayvan taşınmasına izin verilmektedir.

Yolcu taşıyacağı evcil hayvanın aşı kağıdını ve kimliğini yanında bulundurması gerekmektedir.

Alıntıdır

KÖPEK EĞİTİMİ VE KÖPEK PANSİYONU



Münevver hanım 3 haftadır görmediği oğlunu ziyarete geldi.
Punto evindeki yeni kardesiyle ilkkez tanıştı.
BUKET henüz bir aylık bile değil,Punto yakında evine dönecek:)

KÖPEK " basından "


Sokak hayvanları bir damla suya hasret

Çöl sıcakları, hayvanları susuz bıraktı. Hayvanseverler halka çağrı yaptı. Apartman önlerine, kaldırımlara içi su dolu kaplar konulması istendi
Onlar da olumsuz etkilendi
AFRİKA’DAN gelen çöl sıcakları, Ege Bölgesi’nde etkisini giderek artırıyor. Termometreler zaman zaman gölgede bile 40 derecenin üzerini gösteriyor. Ateş gibi hava, hayvanları da perişan ediyor. Sahipsiz kediler ve köpeklerle kuşlar, susuzlukla karşı karşıya... Bir damla suya hasret sevimli dostların imdadına hayvanseverler yetişmeye çalışıyor. Binaların önlerine, bahçelere, kaldırımlara içi su dolu kaplar bırakılıyor.

Siz de yardım eli uzatın
HALKTAN DA onlara yardım eli uzatılması isteniyor. “Siz de apartmanların girişlerine, uygun yerlere bu kaplardan yerleştirin” deniliyor. Topluma çağrıda bulunan İzmirli hayvan dostlarından Gizel Hazal, karşılaştıklar sorundan dert yanıyor. Kedi, köpek ve kuşlar için konulan kapların bazı kişiler ve görevlilerce kaldırıldığını söylüyor. “Bu konuda duyarlı olalım, hayvanları susuz bırakmayalım” diyor.

Milliyet Temmuz 2008

KÖPEK EĞİTİMİ


1. Köpeğinizin adını, hareket belirten komutlar ile kullanın. "Gel Hektor", "Getir Hektor" gibi. Daha durağan hareketleri kapsayat "Yat", "Kalk", "Otur" gibi komutları köpeğinizn ismi ile kullanmamaya özen gösterin.
2. Eğitime başladığınız ilk zamanlar aynı yeri kullanın. Bulunduğunuz ortamda onun dikkatini dağıtabilecek unsurlar olmaması gerekir. Piknik yapan bir aile, top oynayan çocuklar köpeğinizin dikkatinin dağılmasına neden olacaktır.

3. Köpeğinizin arkasından koşmayın. Köpeğinizin arkasından koşarsanız o bunu bir oyun olrak algılayabilir.

4. Köpeğiniz istediğiniz hareketleri yaptığında onu güzel sözlerle veya sevdiği yiyeceklerle ödüllendirin.

5. Köpeğinize vermek istediğiniz mesaj kısa ve net olmalıdır. Onu öveceğiniz zaman yumuşak bir ton, bir hareket öğretmek
istediğinizde ise daha sert ton ile kısa kelimeler kullanın.

6. eğitim sonunda köpeğiniz, eğitimin basinda olduğu kadar neseli ve istekli olmasina dikkat edin. Eğitimi bir eğlenceye dönüştürmek sizin elinizdedir.

7. Başlangıçta köpeğinizin tesadüfü olarak yaptığı hareketleri ödüllendirerek onu teşvik edin. Olumlu davranışlarını ödüllendirin.

Kaynak: 21 Days To A Trained Dog, Dixk Maller, Jeffref Feinman, 13 Haziran 2008
Resimler : Flickr.com, WB 2008

KÖPEK EĞİTİMİ

Isırma: Sebepleri, korunma yöntemleri, eğitim ve kontrol

İnsan hastalıklarını inceleyip kontrol altına almak ile görevli, Amerikan menşeili Diesease Control & Prevention Center yılda 4,7 milyon insanın köpekler tarafından ısırıldığını belirtiyor. Bu sayı tahmini olarak Amerikan nüfusunun %2'sini oluşturmakta. Her yıl Amerika'da 10-20 insan köpek ısırığı nedeniyle ölmekte ve kurbanların çoğunluğunu çocuklar oluşturmaktadır. Evcil hayvan eğitimine büyük önem verilen Amerika için bile bu sayı çok yüksek.
Fiziksel zararın yanında özellikle çocukların bilinçaltında korku duygusu da alınan zararların başında geliyor. Bir kere köpek tarafından ısırılan bir kişinin başka hayvanların yanında huzursuz olduğu ve çoğunlukla korktuğu belirtilmektedir. Bu insanların çoğu, yaşadıkları bu köt deneyimler nedeniyle ömürlerinin geri kalanında hayvan sevgisi ve dostluğundan uzak yaşamaktadırlar.

Köpeğinizin ısırma riskini azaltma
Köpeğinizin hiç bir zaman insanları ısırmayacağını garanti edemezsiniz, fakat bu riski azaltmak elinizdedir.

* Köpeğinizi kısırlaştırın. bu durum köpeğinizin saldırganlığını azaltacaktır. Kısırlaştırılmış köpeklerin ısırma riski diğerlerine göre 3 kat daha azdır.

* Köpeğinizi sosyalleştirin. Köpeğinizi bir çok farklı insan ile tanıştırın. Böylelikle köpeğiniz normal sosyal ortamlarda gergin ve sinirli olmaz.

* Köpeğinizi eğitin. Köpek eğitimleri, günlük gezintiler sırasında kısa komut alıştırmaları köpeğinizin itaat becerilerini yükseltecektir. Köpeğinizin eğitim sorumluluğu, aynı evi paylaşan tüm aile fertlerinin ortak görevidir. Her aile ferdi aynı eğitim tekniğini kullanmalıdır.

* Köpeğinizle sert oyunlar oynamayın. Köpeğiniz ile güreşmek, yerlerde yuvarlanmak gibi oyunlar, insanlara saldırma eğitimi köpeğinizde bu oyun karakterinin yerleşmesine neden olur. Eğer köpeğiniz insanlara karşı saldırgan ise mutlaka veterinerinizden ve profesyonel bir eğiticinden destek isteyin.

* Köpeğinizin elinizi çiğnemesine, hafif ısırıklar atmasına izin vermeyin. Bu durum alışkanlık yapar.

* Sorumluluklarınızı yerine getirin. Köpeğinizin ruitn kontrollerini, aşılarını yaptırn. İlaç ihtiyacını karşılayın, belediye kaydını yaptırın. Köpeğinizin ailenin bir ferdi olduğunu hissetmesini sağlayın. Zamanının çoğunu bağlı bir şekilde bahçenin bir köşesinde geçiren köpek vahşi ve saldırgan olur. Sosyalleşmiş ve eğitimli bir köpeğin ısırma riski çok düşüktür.

* Tedbirli olun. Yeni bir durum karşısında köpeğinizin nasıl karşılık vereceğini bilmezsiniz. Bu durumlarda tedbiri elden bırakmayın. İlk kez kalabalık bir ortama girdiğinde, ilk kez bir bebek ile karşılaştığında, ilk kez evinize misafir geldiğinde tedbiri elden bırakmayın ve yanında olun.

Eğer köpeğiniz bir insanı ısırırsa
* Köpeğinizi hemen bir yere kapatın.

* Isırılan kişinin sağlık durumunu kontrol edip tıbbi yardım isteyin.

* Isırılan kişiyi bilgilendirin. Veterinerinizin ve sizin telefon numaranız, adınız, soyadınız, adresiniz, köpeğinizin adı ve yaptırdığınız aşıları kendisine bildirin.

* Köpeğinizin karantinaya alınması kararı çıkarsa veterinizerinde kalıp kalamayacağı konusunu araştırın. Köpeğinizin karantina şartlarını sürekli kontrol edin.

* Köpeğinizin tekrar ısırmasını engellemek için profesyonel yardım alın. Veterinerinizden ve profesyonel bir

eğitimciden destek isteyin.

* Köpeğinizin tehlikeli olma durumu devam ediyorsa onu başkasına vermeyin. Başkasına vermenize rağmen ileride olabilecek kötü olaylardan sorumlu tutulabilirsiniz. Veterinerinizden, hayvan yardım derneklerinden ve barınaklardan konu ile ilgili yardım isteyin.

Kaynak: Holly Nash, DVM, MS, Veterinary Services Department, Drs. Foster & Smith, Inc., 15 Eylül 2007

KÖPEK EĞİTİMİ

Sürü lideri olmak evcil hayvanınızı eğitmek için çok önemlidir. Köpekler doğal hiyerarşik yapıyı takip ettikleri için köpeğinizin eğitime cevap verebilmesi için köpeğiniz üzerinde baskın bir pozisyon oluşturmanız gerekmektedir.

Köpek Eğitiminin Temel Anahtarı Sürü Lideri Olmaktır

Sürü lideri olmak evcil hayvanınızı eğitmek için çok önemlidir. Köpekler doğal hiyerarşik yapıyı takip ettikleri için köpeğinizin eğitime cevap verebilmesi için köpeğiniz üzerinde baskın bir pozisyon oluşturmanız gerekmektedir. Köpekler kendilerini ilişki içerisinde oldukları sürünün ve topluluğun bir üyesi olarak görürler. Sürülerin liderleri vardır ve köpekler doğal olarak kendilerini bu sürü ve liderin gösterdiği yolda ve liderliğin ışığında ilerler. Evcil hayvanların diğer hayvanlar ile iletişimi az olduğundan birlikte olduğu aileyi sürüsünün üyeleri olarak görür. Köpeğin bu doğal içgüdüsü eğitimin kolay olmasında büyük bir etkendir.

Köpek sahipleri sürü mantığı ve liderliği eğitimlerinde rahatlıkla kullanabilirler. Köpeğinize sürününlideri olduğunuzu göstererek sizi izlemesini ve saygı duymasını sağlayabilirsiniz. Bu yüzden söylediklerinizi dinleyip uygulaması daha kolay olacaktır.

Köpek sahibinin sürü lideri olduğunu belli edebilmesi için farklı yollar vardır. Bu teknikler köpeğin aile içerisindeki yerin ve sınırlarını belli edecektir. Ne var ki sürünün lideri olmak köpeğinize istediğiniz her şeyi yaptırabileceğiniz anlamına gelmez. patron olmak lider olduğunuzu göstermez. Uzmanlar, köpeğinizin bilmesi gereken 3 önemli faktör üzerinde durmaktadırlar. Bunlar kararlılık, saygı ve iterasyon.

Eğer kararlılık ve güven içerisinde liderlik ederseniz köpeğiniz de sizin lider olduğunuz fikrine sahip olacak; size saygı duyup itaat edecektir. Sizi sürekli olarak izleyip hareketlerinizdeki değişiklikleri takip edecektir. Bazen hareket ve davranışlarınızdaki tutarsızlıklar, köpeklerin şaşırmasına ve size meydan okumasına neden olur. Köpeğinizde yarattığınız bu şaşkınlık davranış bozukluklarına neden olabilir. Bu nedenle her hareketinizde tutarlı olmanız önemlidir. Bu durum köpek eğitim tasması ve techizatı için de geçerlidir.

Saygı, korku duyulması hissinden farklıdır. Saygı, ödül ve cezanın uygun bir şekilde ayarlanması, köpeğinize adil ve tutarlı davranmanız ile zamanla oturacak bir olduğudur. Hata yaptığında yapmış olduğu hataya göre ceza, ödül verileceği zaman da başardığı işe uygun bir ödül verilmelidir.

Liderliği pekiştirebilmek için süreki olarak köpeğinize ondan üstün olduğunuzu ve lider olduğunuzu belirtecek hal ve davranışları sergilemeniz gerekmektedir. Hiç bir zaman size üstünlük taslayacak hareketler yapmasına izin vermeyin. Yürüdüğünüz zaman önünüzde gitmesine ya da yanınızdan geçip gitmesine izin vermeyin. Dahası, sizi kontrol etmesine izin vermeyin. Bunun yerine sözlerinize uyması için onu kontrol edin.

Kaynak: Don McCarthy, http://www.buzzle.com/articles/the-key-to-dog-training-is-being-the-pack-leader.html, 06.08.2007

GÖREV KÖPEKLERİ

Askeri görevlerde köpek

Tarihin ilk çağlarından beri köpek, sahibini koruma, yabancıları yaklaştırmama ve düşmana saldırma eğilimi nedeniyle savaşlarda bir güç öğesi olarak kullanılmıştır. Öyle ki, kimi zaman kuvvet dengesinin aleyhte görüldüğü anlarda bile köpeklerin gücü, sonucu lehte değiştirebilecek etkinlikte olmuştur.
Tarih, güçlü Roma ordularının Orta Avrupa'dan sürülmesinde, Germen savaşçılarına büyük katkıda bulunan Rottweiler köpeklerinden bahsetmektedir. Sahibi Büyük İstekender'i fillere karşı korurken ölen köpeğin, ilk çağ tarihini değiştirecek kadar önemli bir görev yaptığı yadsınanmaz.



Köpeğin askeri alanda bilinçli ve geniş oranda kullanılması Birinci Dünya Savaşı sırasında Almanlarca gerçekleştirilmiştir. Bu dönemde savaş amacıyla yararlanılan Alman Kurt Köpeği ve Airdale Terrierlerinin sayısı 50.000'in üzerindeydi Fransızlar, Alman ordusunda köpek kullanıldığını duyar duymaz, derhal halka duyurularda bulunarak, ellerinde bulunan her tür köpeği, daha sonra geri vermek üzere teslim etmelerini istedi. Toplanan bu köpekler, özelliklerine göre Bolonya Ormanları'nda eğitilerek orduda kullanılmaya başlandı.



Bundan iki yıl sonra İngilizler de orduda köpeklerden yararlanmaya başladılar. Rusya, bu ülkeleri izleyen dördüncü büyük devlet oldu. Ruslar, 2. Dünya Savaşı'nda çok sayıda özel eğitim görmüş köpekten yararlanmıştı. Buna karşın, Avrupa'da köpeğin askeri alandaki önem ve değerine tanık olan Amerikalılar 1942 yılında ülkelerinde savaş köpeği yetiştirmek üzere eğitim kampları açtılar. Bu arada, savaşta büyük yararlılıklar gösteren Doberman Pincher, "Amerikan Denizcileri'nin Köpeği" olarak ilan edildi.

Günümüzde köpekler, hemen hemen tüm ulusların ordularında görevler üstlenmektedir. Çok güçlü olan işitme ve koklama duyularıyla sezgileriyle, cesaret, hız ve çeviklikleriyle büyük hizmetler görmektedirler. Özellikle keşif, haberleşme, nöbet ve koruma, mayın arama, yaralı kurtarma gibi alanlarda önemli görevleri yerine getirirler.



Kaynak: Tuncel Altınköprü, Köpek Dünyası, 21 Temmuz 2008
Resimler: flickr.com, soldiersmediacenter, craigs1

KÖPEK IRKLARI

Belçika Çoban Köpekleri - Tervueren, Groenendael, Malionis ve Laekenois



Tervueren Belçika Çoban Köpeği
Belçika kökenli çoban köpekleri arasında güzelliğiyle haklı bir üne sahiptir. Siyah Groenendael'in uzun tüylü ve değişik renkte bir türü gibi görünür. Gerçekten de ona son derece benzer. Diğer taraftan, Malinoisle de akrabadır. Dik kulaklara, sevimli bir yüze ve uyumlu gövde yapısına sahiptir. Yüksekliği 65 santime ulaşır. Maun ve sihay rengin sıkça karıştığı bakla rengi uzun tüyleriyle kırçıllı bir görünüme sahiptir. Kulaklarda ve yüzde siyah maske görülür. Avrupa'da oldukça yaygın olan bu türün geleneksel görevi çoban köpekliği ve bekçiliktir. Bununla birlikte, erken yaşta eğitildiğinde pek çok görevi başarıyla üstlenebilecek yetenekte olduğu görülür. Zeki, cesur ve gözüpektir. Son derece hareketli, çevik ve ataktır. Ondan polis köpeği, bekçi köpeği, çoban köpeği ve arkadaş olarak yararlanılabilir. Açık havayı, hareketi sever. Bol egzersize ihtiyaç duyar.



Groenendael Belçika Çoban Köpeği
Kurt köpeğine (Alman çoban köpeği) çok benzer. Bu nedenle onunla karıştırılır ve rengi dolayısıyla "Kara Kurt Köpeği" olarak da adlandırılır. Ancak bu yanlıştır. Yüksekliği 6*-65 santim olan bu tür, orta uzunlukta, parlak siyah tüylüdür. Zaman zaman beyaz veya kızıl kırçıllı olanlarına da rastlanılabilir.

Yanlış olarak "Kara Kurt Köpeği" adlandırılan Groenendael; zekası, cesareti ve görev sadakatiyle olduğu kadar güzelliğiyle de ünlü bir türdür.

Çok zekidir. Geleneksel çoban köpeği, bekçi köpeği görevlerinin yanısıra polis köpeği, savaş köpeği olarak da başarıları vardır. 1. Dünya Savaşı'nda kurye görevindeki başarıları nedeniyle, 2. Dünya Savaşı'nda da onlardan daha yaygın olarak savaş hatlarında yararlanılmıştır. Yüzlercesinin ölümü pahasına, cesaret ve göreve bağlılıklarıyla büyük ün kazanmışlardır.

Groenendael Belçika Çoban Köpeği, çok hareketli ve aktif bir türdür. Egzersize ve dolaşmaya olan büyük gereksinimi nedeniyle kent içi yaşama pek iyi uyum sağlayamaz. Açık arazieden, kırlık alanlardan hoşlanır.

Malionis Belçika Çoban Köpeği
Belçika kökenli bu çoban köpeği de diğer iki akrabası gibi 65 santim yükseklikte, sağlam yapılı, dik kulaklı, hareketli ve çevik bir görev köpeğidir. Kısa, sık tüyleri, maun rengi (kızıl kahverengi) egemen olduğu, yer yer siyah alanların görüldüğü bakla rengidir. Genel görünümü ve bazı tipik özellikleriyle Alman Kurt Köpeğine çok benzer.

Bu tür, Avrupa'da, fakat özellikle Hollanda, Belçika ve Fransa'da yaygındır. Yüksek zekası ve disiplini nedeniyle, resmi kuruluşlar tarafından özel eğitilirler. Bununla birlikte daha çok çoban ve bekçi köpeği olarak yararlanılırlar. Hareketlilikleri nedeniyle açık arazi ve egzersize ihtiyaç duyarlar.



Laekenois Belçika Çoban Köpeği
Belçika'nın dört çoban köpeğinden biridir. Ancak diğer üç türden oldukça farklıdır. Yüksekliği onlar gibi 60-65 santim, kulaklarıysa sivri ve diktir. Buna karşın, ince, dalgalı ve karışık türeyleri ona tamamen farklı bir görünüm kazandırır. Kuyruğu tüysüzdür. Gövdenin temel rengi, kızıl ışıltılıbakla rengidir. Burnunda ve kuyruğunda siyah renk egemendir.

Laekenois, iyi bir çoban köpeği olduğu kadar avda, bekçilikte ve askeri görevlerde emsalsizdir. Sert iklim koşullarına dayanıklı, ideal bir açık hava köpeğidir. Aktif ve sinirli bir yapıya sahip olması, ev ortamında yetiştirilmesini olanaksız kılar. Bol egzersize ihtiyaç duyar.

Kaynak: Tuncel Altınköprü, Köpek Dünyası, 12 Ağustos 2008
Resimler: flickr.com, Joachim S. Müller, surstubben, hunden

ÇOCUK VE KÖPEK

Bir çocuk bir köpek...
Bekir COŞKUN - 03 Haziran 2007 Pazar, Hürriyet

MUHTEMELEN bu yazı yazıldığı saatlerde ayrılan, biri çocuk, öbürü köpek iki dostun öyküsüdür bu:

Ege henüz doğmadan, babası-annesi Buddy’yi almışlardı.

Eş-dost "Çocuk doğacak, köpeği verin" diyordu. Ancak Tütüncü çiftinin doktorları, "Sağlığına en düşkün Avrupalıların evlerinde, çocuklar ile köpekler-kediler birlikte büyürler. Bizde çocuk hastalıkları ve kayıplar çok yüksektir, oralarda sıfır. Tam tersine Batılılar gibi çocuğunuza sevgiyi-dostluğu-sorumluluğu köpeği ile öğretin" diyordu.

Öyle yaptılar.

Ege ile Buddy birlikte büyüdüler.

Ege, Buddy’nin sırtına tutuna tutuna, tüylerine yapışa yapışa yürümeyi öğrendi.

Babaları Raşit’in yolunu birlikte beklediler.

Anneleri Aysun’un canını birlikte sıkıp, kavanozları birlikte devirip, sonra onun dizlerinde birlikte uyukladılar.

Ege büyüdü.

Ama Buddy yaşlanmıştı ve hastaydı, arka ayakları artık tutmuyor, yürümekte zorluk çekiyordu.

Bu sefer Ege onu yürütmeye başlamıştı.

Onu sevdiği köşelere taşıyor, yemeğini yerken, suyunu içerken destek oluyor, dostunu asla yalnız bırakmıyordu.

Bundan birkaç gün önce Buddy ağırlaştı.

Muhtemelen bu yazı yazıldığı saatlerde ayrıldılar. Buddy son kez baktı Ege’ye her şey için teşekkür ederek... Ve Ege dostunun başını okşayarak, gizli gizli ağlayarak uğurladı köpeğini.

Öğretmeni benimle röportaj yapma görevi verdiğinde, elinde bir demet çiçekle tanıdım Ege’yi.

O zeki, kararlı, renkli bakışlarını, köpeğinin adı geçince dolan gözlerini hiç unutmayacağım.

O belki yarın doktor, yargıç, mühendis olacak...

Belki kaymakam, vali, belediye başkanı...

Belki bir işadamı, belki başka bir şey...

Ama ne olursa olsun, yüreğinde sevgi, dostluk, merhamet olacak. Yaşam hakkı onun için her zaman kutsal sayılacak.

Sorumluluk duygusu asla eksik olmayacak Ege’nin yüreğinden.

Köpek dostundan öğrendiği; dayanışma ve güçsüze el uzatma gibi yüce duyguları olacak.

Yakında gözyaşlarını silecek, yanında her zaman Buddy’sini hissederek iyi insanların gururuyla yürüyecek Ege...

02 Eylül 2008 Salı

KÖPEKLİ SPORLAR - II

Köpekli Sporlar (Cynological Sports)


Cynological Sports, Türkçede “Köpekle birlikte yapılan sporlar” yada “Köpekli Sporlar” olarak tarif edilebilir. “Cynology” kelimesi Yunan dilinde “Kynos” (köpek) ve “Logos” (bilim) anlamına gelen iki kelimeden türemiştir.

Yüzyıllardır köpekle iç içe yaşamakta olan insanoğlu köpeği her dönemde kendisi için verilen görevi yerine getiren bir canlı olarak kullanmıştır. Sahip olduğu hayvan sürülerini korumakta, gütmekte, kızaklarını çektirmekte, avladığı hayvanları toplatmakta, hemen hemen tüm işleri için kullanmıştır. Zamanla şehir yaşamının yoğunlaşması ve teknolojik ilerleme, köpeğin açık alanlarda yaptığı görevleri azaltmakla birlikte yeni yeni görevleri üstlenmesine de sebep olmuştur. Modern dünyamızda köpekler birçok amaca yönelik olarak yetiştirilebilmektedir. Özellikle, özürlü insanlara yardım amaçlı, doğal afetlerde arama kurtarma amaçlı, uyuşturucu bulma, toplumsal olaylara müdahale durumunda polise yardımcı olarak, askeri amaçlı ve daha birçok konuda köpek kullanılmaktadır. Hatta çok özel durumlarda hastalık teşhisinde bile köpekten faydalanma çalışmaları yapılmaktadır.

Son yıllarda büyük şehirlerin stres yükünü spor yaparak atmaya çalışan insanoğlu diğer yaptıklarında olduğu gibi köpeğini de bu işe katmakta hiç gecikmemiştir. Özellikle 1980’li yıllarda başlayan “köpekle beraber yapılan sporlar” son yıllarda büyük popülarite kazanmış, ve 2000 yılında “Uluslararası Köpekli Sporlar Federasyonu” (International Federation of Cynological Sports) kurulmuştur.

Cynological Sports kişinin köpeğiyle beraber yaptığı bir aktivite olduğundan, köpek sahibinin köpeği ile beraber geçirdiği süre ve paylaşım artmakta, iletişim kuvvetlenmektedir. Cynological Sports aktivitelerine katılan ekipler, ister amatör ister profesyonel olsun hem müsabaka heyecanını zevkle yaşamakta hemde köpekleri ile geçirdikleri zamanın keyfini çıkarmaktadırlar.

Schutzhund, IPO, Obedience, Protection, Tracking, Agility, Flyball, Retrieving, Flydisc, Cynological Sports branşlarından bazılarıdır. Fizyolojik olarak bir rahatsızlığı olmayan her köpeğin ve her ırkın katılabildiği müsabakalar, son yıllarda ilginin aşırı derecede artması nedeniyle stadyumlarda yapılmaya başlanmıştır.

Ankara Canine College olarak kulübümüz Obedience, Agility ve Flydisc dallarında yakın gelecekte yapılmaya başlanacak yarışmalar için köpek yetiştirmektedir. Hazırlık aşamasında ve antrenman çalışmaları yapan köpekler kulüp üyesi kişilerin köpekleridir ve kendileri tarafından yarışmalara sokulacaktır. Kulübümüz, eğitim danışmanlığı yapmakta ve köpeklerin yeteneklerinin sahipleri tarafından daha iyi anlaşılabilmesi konusunda yönlendirmektedir.



Agility

Bikejoring

Canicross

Carting

Dog Hiking

Earthdog Trials

Field Trials

Flyball

Disc Dog

Musical Freestyle

Mushing

Obedience Training

Protection Sports (including Schutzhund and Ring sports)

Pulka

Rally Obedience

Scootering

Sled Dog Racing

Skijoring

Sheepdog Trials

Sighthound Racing, including Greyhound racing, coursing, and lure coursing

Tracking Trials

Weight Pulling
http://www.ask-9.org/kop_sp.html

KÖPEKLİ SPORLAR

Protection sports, köpekli koruma sporlarına verilen genel isimdir. Köpekli sporların en eskilerini oluştururlar. Bu spor; Schutzhund, Ring Sports (French Ring, Mondeo Ring vb.) gibi dünya çapında popüler olan köpekli sporları içinde barındırır.
Schutzhund Tarihçesi

Schutzhund, çok uzun zamandır Kuzey Amerika ve Avrupalı köpek sahiplerini köpekleriyle beraber spor yapabilme düşüncesi nedeniyle kendine çekmiş, modern Köpekli Sporlar (Cynological Sports) branşlarının en eskilerinden birisidir. Spor, yüzyılın başında iş köpeklerini test etmek amacıyla başlamıştır. Temel amacı, polis köpeklerinin, sınır devriyelerinin, gümrük ve askeri amaçlarla faydalanılacak köpeklerin, hangilerinin üretim programlarında kullanılacağının belirlenebilmesi için onların gerçek çalışma becerilerini, belli prosedürler çerçevesinde anlayabilmek ve görebilmek idi. Zamanla iş köpeklerine olan talebin hızla artması, daha karmaşık testleri ve sıkı eğitim tekniklerini gerekli kılmaya başlamıştır.

Schutzhund binlerce köpek sahibinin severek katıldığı bir aktivite olmasını, açık alanda, fiziki ve mental güce dayalı olmasıyla beraber sunduğu derin rekabete borçludur. Birçok köpek sahibi Schutzhund yarışmalarına kendi köpeklerinin eğitiminin yeterliliğini profesyonel köpekler yanında test edilebildiğini görmek amacıyla katılmaktadırlar.

Schutzhund, köpeğin eğitim ve davranışlarının 3 farklı alanda teste tabi tutulmasının toplamından oluşur. İlki "tracking"(iz takibi) denen bölümdür. Köpeğin karmaşık bir alanda, değişik yönlerde ve her hava koşulunda ayak izlerini takip edebilme ve saklanan yada düşürülen objeleri bulabilme yeteneğini ölçer. İkincisi, "obedience" (itaat) olarak adlandırılan ve genellikle "obedience" yarışmalarına katılanlar tarafından da tanınan bir bölümdür. Ancak Schutzhund bu bölümde yine kendine özgü kuralları ile daha geniş alanda, her türlü hava ve arazi şartı da dahil olmak üzere, hatta zaman zaman gürültü (eskiden silah sesi kullanılırdı) altında "obedience" testlerini uygular. Obedience bölümünde "heel" (topuk),"stay" (bekle)ve "down"(yat) gibi standart komutların yanı sıra, atılan objeleri engelli parkurda geri getirme, "send away" (ileri gönderme) gibi komutlar da testin bir parçasıdır. Üçüncü ve son bölüm olan "protection" (koruma) genellikle toplum tarafından en fazla yanlış anlaşılmalara neden olan bölümdür. Protection rutinini seyrederken köpeğin handler ile olan ilişkisine dikkat edilmesi gerekir. Burada temel olan, köpeğin ısırma ve bırakma hamlelerini komut altında yapıyor olmasıdır. Köpek sahibi yada kendisi saldırıya uğramadığı sürece kötü adam rolündeki kişiye kesinlikle agresyon göstermez. Saldırıya uğradığında da hiç çekinmeden ısırır ve sahibinin bırak komutuyla beraber ısırma hamlesini kötü adamı denetim altında tutma şekline çevirir. Çoğu zaman bu rutin polis köpeği yada kişisel koruma eğitimi ile karıştırılmaktadır.

1897 yılında Prusyalı bir Polis müfettişi olan Franz Laufer, görevli polis memurlarının gece devriyeleri sırasında uğradığı saldırılar nedeniyle ciddi problemler yaşıyordu. Gece devriyesi yapan polisler yalnız çalışıyordu. Sürekli artmaya başlayan saldırılar kalabalık suçlu grupları tarafından gerçekleştirildiğinden polislerin kendilerini koruma imkanları çok sınırlı kalıyor hatta çoğu olayda hayatlarını kaybediyorlardı. Devriye görevlilerinin daha fazla desteğe ihtiyacı olduğu halde, yetkililer kısıtlı bütçeler nedeniyle ek görevli vermedikleri gibi olan kadrolarda da kısıntılara gitmeye çalışıyorlardı.

Franz Laufer, köpek sahipliği veya eğitimiyle ilgili en ufak bir tecrübesi olmadığı halde, yaşadığı bu sıkıntılı duruma köpekler sayesinde bir çözüm bulunabileceğini düşünmeye başladı. Devriye gezen polis memurlarının yanına güçlü ve korku salabilecek büyüklükte refakatçi köpekler verilebilirdi. Düşünce basitti ama aynı zamanda da devrimsel olacak kadar radikal bir temele sahipti. Fikir fazla benimsenmemişti. Durum, müfettiş Laufer için, hem devlet yetkililerinin toplum hassasiyetinden çekindiklerini ileri sürmeleri, hem de polis memurlarının belirsiz ve hırçın bir köpeğin refakati yerine, sadece yanlarına daha fazla memur verilmesini istemeleriyle, daha da zor bir hal almıştı.

1900 yılında, polis memurlarına yapılan saldırılar, yetkililerin daha fazla göz ardı edemeyecekleri boyutlara ulaştığında konu tekrar gündeme geldi. Müfettiş Laufer sonunda aradığı fırsatı bulmuştu. Polis merkezi Franz Laufer'a 500 Mark para vererek, 3 köpek almasını ve bunları eğiterek gece devriyelerinin yanına refakatçi olarak vermesini istedi. Laufer'ın üstlendiği hiç de kolay bir görev değildi. Hiç tecrübesinin olmadığı ve daha önce kimse tarafından denenmemiş bir konuda, ortaya attığı fikrin gerçek hayatta çalışır olduğunu göstermek durumundaydı.

Laufer, köpek davranışlarını anlayabilmek amacıyla tarih ve üretim üzerine kitaplarla çalışmaya başladı. Eğitim üzerine hiç kitap yoktu ve Almanya'nın hiçbir yerinde hiçbir polis programında köpekler kullanılmıyordu. Laufer sonunda kendi departmanında köpeklerle tecrübesi olan bir çavuş buldu. Çavuş Lange, Laufer'ın köpek eğitim programında kendisine yardımcı olacaktı. Lange, bu işte kullanılabilecek en uygun ırkın o günlerdeki adıyla "Alsatian" yani German Shepherd Dog (Alman Çoban Köpeği) olduğunu söylemesine rağmen, müfettiş Laufer buna katılmıyor, Great Dane ırkı bir köpeğin suçlulara karşı daha caydırıcı bir görüntüsünün olacağını düşünüyordu. Ancak, Müfettiş Laufer tercihini yaparken tek nedenin bu olmayabileceği, bununla beraber o dönemde, Sir Arthur Conan-Doyle'nin Sherlock Holmes hikayelerinden "The Hound of the Baskervilles" romanında, Great Dane ırkı köpeklerden sıkça bahsediyor olması ve bu dönemde romanın Avrupa'da popüler kitaplar arasında en fazla okunan kitap olmasının da etkili olduğu düşünülebilir.

1901 yılının Ekim ayında müfettiş Laufer ilk polis köpeğini göreve çıkarttı. Bu köpek Caesar adındaki bir Great Dane idi. Laufer köpeğin rolünün her zaman devriyeleri korumadan daha fazla olacağını düşünmekle beraber, bu ilk köpekler sadece koruma amaçlı olarak kullanılmaktaydı. Görev sırasında ağızlık takılmış ve kayışla dolaştırılıyorlardı. Çavuş Lange, köpeklerin eğitimine sadece koruma değil, iz sürme ve diğer görevleri de yerine getirebilecek şekilde devam ediyordu. Bu genişletilmiş eğitim programı ileride, müfettiş Laufer'in başlattığı polis köpekleri programını kurtaracak ve polis köpekleri çalışmasına çok daha geniş roller verilmesinin başlangıcını oluşturacaktı.

Bir hırsızlık olayında, suçlunun, köpek tarafından 2-3 kilometre izinin sürülerek, saklandığı evde yakalanması ve buna benzer özellikle toplum önünde gerçekleşen birkaç başarılı iz takibi ve yakalama olayı sonucunda, Müfettiş Laufer'in "Köpek Ünitesi" halkın gözünde ilgi odağı olmaya ve dikkat çekmeye başlamıştı.

1902 yılında müfettiş Laufer, Caesar ile çoğunlukla polislerin katıldığı bir gösteri düzenledi. Caesar'ın eğitim seviyesi veya gösteride neler yaptığı hususunda fazla bir bilgi olmamakla birlikte, seyircilerin bu gösteriden fazlasıyla etkilendiği bilinmektedir. Laufer, bu gösteriye katılanlardan edindiği izlenimlerle aynı yıl polis köpeklerinin çalışmalarını ve eğitimini tanıtan bir organizasyonun başlangıcını yaptı. 1902 yılında kurulan "The Police Dog Club" (PHV) "Polizei Hunde Verein" oluşumu, 1912 yılında "National Alliance for Police and Protection Dogs" (RVPH) Reichsverband für Polizei und Schutzhunde'nin kuruluşu, 1947 yılından itibaren de "German Association of Working Dog Clubs" (DVG) "Deutscher Verband der Gebrauchshundsportvereine" olarak günümüze kadar geldi.

PHV'nin kurucu üyelerinden Captain Max von Stephanitz, PHV'nin kuruluşundan 3 yıl önce de 1899 yılında "German Shepherd Dog Club of Germany" (SV)'nin kuruluşunu yapanlardan birisiydi. Ancak SV ile PHV'nin 1902 yılında yolları kesişmiş olsa dahi, Captain M.von Stephanitz temel olarak iş köpeklerini geliştirme, Laufer ise polis köpekleri yetiştirme ve onlarla ilgili pratik çözümler aramak hususunda çalışmak istediklerinden, günümüze gelen süreçte, modern SV ve DVG'nin oluşumuna giden yolda hep farklı metotlar ve konseptler kullanarak hedeflerine ulaşmaya çalışmışlardır.

Aynı dönemde, Belçika'nın Ghent şehrinde Laufer'dan tamamen habersiz ve bağımsız bir başka Polis Müdürü Ernest van Wesemael devriyelerinin yanına refakatçi köpekler vermek için çalışıyordu. Onun da Ghent Konseyinin kısıntıya uğrattığı polis memuru bütçesinden dolayı böyle bir çözüme ihtiyacı olmuştu. Memur artışına izin vermeyen Ghent Konseyinden, köpekli devriyeler için izin çıkaran van Wesemael 1899 yılında köpeklerle beraber çalışan ilk devriye birliğini kullanmaya başladı. Van Wesemael aslında dünyadaki ilk resmi "köpekli devriye birliği" olan "Ghent Hondenbrigade" (Dog Corps) birliğini kurmuştu. Van Wesemael kullandığı Malinois Flemish Shepherd Dog (Belgian Shepherd) köpeklerinin eğitilebilir ve etkili olduğunu söylüyordu. Böylece Malinois resmi polis görevinde kullanılan ilk köpek ırkı olmuştur. Sonraki yıllarda van Wesemael, "Le Chien Policier a Gand" isimli, köpekler üzerine 34 sayfalık Fransızca bir kitap yazmıştır.

Müfettiş Laufer ile van Wesemael her ne kadar birbirlerinden habersiz olarak, ortak bir sorunda ortak bir çözüme ulaşmış olsalar da, ikisinin köpekleri kullanmadaki uygulamaları oldukça farklıydı. Laufer, köpeklerin sokakta birisini ısırması veya yaralamasından çekinirken ve bu yönde tedbirler almaya çalışırken, van Wesemael köpeklerini özellikle ısırması yönünde eğitmeye çalışıyordu. Çünkü o dönemde Ghent zengin bir şehirdi ve soyguncular hep başka şehirlerden geliyordu. Şehir halkının da yabancılara fazla müsamahası yoktu.

Bu iki polis programının 1903 yılına kadar birbirleriyle herhangi bir bilgi alışverişi içinde olduklarına dair hiçbir belge yoktur. Yine aynı tarihlerde İngiltere'de sürdürülen köpekli polis birimleri çalışmaları, farklı ırklar kullanılarak Almanya ve Belçika'daki gelişmelerden bağımsız ve habersiz başlamış ve devam etmekteydi.

Polis köpeği eğitimi üzerine başlayan hareket yavaş, fakat kesin bir amaca yönelikti. 1904 yılında PHV ilk polis köpeği sınavının kurallarını yayınladı. 1905 yılında toplam üye sayısı sadece 270 di. Sonraki 7 yılda büyük ilerlemeler kaydedilmiş, 1912 yılında P.H.V. üye sayısı 6.000'e ve kulüp sayısı da 64'e yükselmişti. P.H.V.'nin bu kadar büyümesi ve koruma görevleri için köpek eğitmek isteyen sivillerin artışı, bu polis kökenli ve daha çok polise yönelik hizmetlerde bulunan kuruluşun talepleri karşılayamaz hale gelmesine neden olmuştu. İş köpeği eğitimi taleplerini karşılamak isteyen sivil kişiler 1912 yılında RVPH'yi kurdular. RVPH daha çok ırk kulüpleri ile beraber ve bireysel çalışmalarla iş köpeklerinin eğitimlerine eğiliyordu. Kayıtlar her iki kurumunda benzer başarılara ve sonuçlara ulaştığını belgelemektedir.

Savaşın başlaması bu köpek hareketinin gerilemesine neden olmuştur. Savaşla beraber PHV üyelikleri yarı yarıya azalmıştır. Ancak M.v.Stephanitz'in ve SV'nin kayıtlarına göre bu dönemde askeri amaçla köpek eğitimi önem kazanmış, bu eğilim, 1920-1925 yılları arasında artış gösteren "iş" köpeklerine olan ilginin artmasına ve gelişmesine neden olmuştur. Schutzhund hareketinin gelişmesinde önemli olan bir diğer etken de, PHV, RVPH ve bir başka Güney Almanya İş Köpekleri organizasyonunun, yarışma ve sınav kurallarını belli standartlara bağlamaları olmuştur. Her organizasyon bir diğerinin hakem ve yarışma derecelerini kabul etmiş ve tanımıştır. Daha sonra bu kuruluşlar İş köpekleri idari bünyesi (PVZ) ile anlaşmaya vararak yarışma prosedürleri hususunda da standartlar belirlemeye başlamışlardı.

1933 yılında, Nazi kontrolündeki Alman hükümeti tüm köpek organizasyonlarının durdurularak tek bir isim altında toplanması emrini yayınladı. II.Dünya savaşı sonuna kadar devam eden ve tüm köpek eğitim ve ırk kulüplerini de içine alan bu durum, aslında Alman hükümetinin, Alman iş köpekleri eğitimini, 1936 Berlin Olimpiyatları sırasında bir gösteri amacıyla kullanmak için kontrol altına alma çabası olarak da düşünülür.

Savaşın sonunda, köpeklerle ilgili yapılmış organizasyonların tümü kendilerini bir karmaşa içerisinde buldular. PHV ve RVPH'nin eski üyeleri bölgesel kulüp aktivitelerine başladılar, ancak ulusal boyutta hiçbir çalışma yapılamıyordu. Almanya daki işgal kuvvetlerinin de ulusal bir yapılanmaya sıcak bakmaması işleri iyice zora sokuyordu. Birçok başarısız teşebbüsten sonra PHV ve RVPH bir araya gelerek 1947 yılında DVG'yi kurdular.

Günümüzde DVG 30.000 üyesi olan ve yılda 16.000'den fazla kişinin 1900 schutzhund yarışmasında boy gösterdiği büyük bir kuruluş haline gelmiştir. Eğitim üzerine yoğunlaşmış, DVG'de dahil toplam 7 organizasyonun katılımıyla da German Working Dog Association DHV (Deutscher Hundesportverband) kurulmuş ve toplam üye sayısı 83.000'dir. DHV'nin bir üst kuruluşu da Working Dog Counsil (AZG) Arbeitsgemeinshaft der Rassehundezücht- vereine und Gebrauchschuneverbande'dir.

Almanya'da köpek ırkları, çalışan köpekler ve köpekle ilgili tüm kuruluşların çalışma şeması aşağıdaki şekildedir.

FCI Federation Cynologique Internationale
AKC (American Kennel Club) ve KC (Kennel Club) (İngiltere) hariç dünyadaki tüm köpek organizasyonlarının şemsiye organizasyonu.
VDH German Kennel Club (Verband für das Deutsche Hundewesen)
AZG Working Dog Counsil (Arbeitsgemeinshaft der Rassehundezücht- vereine und Gebrauchschuneverbande)
DHV German Working Dog Association (Deutscher Hundesportverband)
Farklı bölgelerdeki toplam 7 eğitim organizasyonunun şemsiye kuruluşu
BLV, BHV, DSV, DVG, HSVRM, SWHV, SGSV.
DVG (Deutscher Verband der Gebrauchshundsportvereine) ayrıca A.B.D. ve Kanada'nın da bağlı olduğu toplam 14 ülke beraberinde.
Yerel kulüpler


1920'li yıllardan itibaren standartlaştırılan yarışma ve sınav prosedürleri günümüz modern Schutzhund kurallarının temelini oluşturur. Zaman içerisinde schutzhund kurallarından çıkarılan ve kullanılmayan uygulamaların birçoğu ise, günümüzde Hollanda, Belçika ve Fransa'da yaygın olarak yapılmakta olan çeşitli Ring Sporları uygulamalarında halen kullanılmaktadır. Günümüzde, hemen hemen dünyanın her bölgesinde, kurallarında veya düzenlemelerinde küçük farklılıklar bulunsa da, çok sayıda Schutzhund yarışması yapılmaktadır. Her ne kadar insanlar çok eski tarihlerden bugüne gelen süreçte, köpekli yarışmalar ve aktiviteler düzenlemiş olsalarda, Schutzhund günümüz modern Cynological Sports (Köpekli Sporlar) branşlarının en eskisidir. Schutzhund formatında kullanılan birçok ekipman ve metod, sonraki yıllarda ortaya çıkan ve popülarite kazanan Agility, Retrieving, Canine-Cross gibi sporların temellerine ışık tutmuştur.
http://www.ask-9.org/protection_sports.html

GÖREV KÖPEKLERİ "YÖNETMELİK"

UYUŞTURUCU MADDELERİN UYUŞTURUCU MADDE ARAMA KÖPEĞİ EĞİTİMİ VE BİLİMSEL ARAŞTIRMALARDA KULLANILMASINA DAİR YÖNETMELİK

Uyuşturucu Maddelerin Uyuşturucu Madde Arama Köpeği Eğitimi ve Bilimsel Araştırmalarda Kullanılmasına Dair Yönetmelik

İçişleri Bakanlığından

Resmi Gazete Tarihi:13/09/2004

Resmi Gazete Sayısı:25582

Amaç ve Kapsam

Madde 1 - Bu Yönetmeliğin amacı, ülkemiz genelinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerden bir kısmının, uyuşturucu madde arama köpeği eğitiminde ve uyuşturucu maddelerin tıbbi amaçlı olarak kullanılabilirliğini tespit için bilimsel araştırmalarda kullanılması amacıyla ilgili birime teslimi, kullanımı, muhafazası ve imha usullerini düzenlemektir.

Hukuki Dayanak

Madde 2 - Bu Yönetmelik, 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun değişik 20 ve 21 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

Tanımlar

Madde 3 - Bu Yönetmelikte geçen terimlerden;

Uyuşturucu Madde: 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun kapsamında olup da imali, ithali, ihracı, satılması, devri, bulundurulması, kullanılması ve tedariki suç teşkil eden maddeleri,

Bakanlık: İçişleri, Milli Savunma ile Tarım ve Köyişleri bakanlıklarını,

21/11/1982 tarihli Yönetmelik: 21/11/1982 tarihli ve 17875 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun Uygulanmasına İlişkin yönetmeliği,

Eğitim: Uyuşturucu madde arama köpeği ve idarecisi eğitimi için yapılan çalışmaları,

Eğitim Yerleri: Uyuşturucu madde arama köpeği ve idarecisinin performans ve başarısının arttırılması amacıyla her türlü açık ve kapalı yer, mekanda ve taşıtta (hudut kapıları, deniz limanı, atölye, depo, okul, imalathane, açık arazi, yük ve yolcu taşıma araçları vb.) icra edilen kurs programları, günlük eğitim faaliyetleri ile rutin idmanların yapıldığı eğitim yerleri ve bu yerlere gidiş geliş güzergahlarını,

Bilimsel Araştırma: Uyuşturucu maddelerin tıbbi amaçlı olarak kullanılabilirliğini araştırmak üzere Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili kuruluşlarınca gerçekleştirilen araştırma faaliyetini,

Kurum: Uyuşturucu madde arama köpeği eğitiminde uyuşturucu madde kullanmakla yetkili olan İçişleri Bakanlığının ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin ilgili birimlerini; uyuşturucu maddelerin tıbbi amaçlı olarak kullanılabilirliğini araştırmakla yetkili olan Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili kuruluşlarını, ifade eder.

Uyuşturucu Madde Talep ve Temini

Madde 4 - Uyuşturucu madde arama köpeği eğitiminde kullanılacak uyuşturucu maddeler, İçişleri Bakanının talebi üzerine İçişleri Bakanlığının ilgili birimlerine ve Milli Savunma Bakanının talebi üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edilir.

Uyuşturucu maddelerin tıbbi amaçlı olarak kullanılabilirliğini araştırmak üzere ihtiyaç duyulacak uyuşturucu madde ise, Tarım ve Köyişleri Bakanının talebi üzerine Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ilgili birimine teslim edilir.

Uyuşturucu madde talepleri 21/11/1982 tarihli Yönetmeliğin 18 inci maddesinde belirtilen imha heyetleri tarafından, mahkemelerce müsadere kararı verilen ve imha edilmek üzere teslim edilmiş olan uyuşturucu maddelerden karşılanır. İmha heyetleri, haklarında imha kararı verilen uyuşturucu maddelerden öncelikle eğitim ve bilimsel araştırma için talep edilen miktar/adetleri ayırır ve bunları muhafaza altına aldırır. Bu maddelerin ivedilikle teslim alınmasını, talepte bulunan birime bildirir. Talepte bulunan birim, uyuşturucu maddeleri kurye vasıtasıyla teslim aldırır.

Miktar ve Adet

Madde 5 - Eğitim ve bilimsel araştırmada kullanılması amacıyla temin edilebilecek uyuşturucu maddelerin adet/miktarı aşağıdaki gibidir:

a) Eğitim:

Gerekli eğitimi alarak uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadelede istihdam edilen görev köpeklerinin, günlük eğitimlerinde kullanılmak üzere tahsis edilen uyuşturucu maddeler, her bir görev köpeği için aşağıda belirtilen miktar ve adetleri aşamaz:

1) Esrar : 100 gram,

2) Eroin : 100 gram,

3) Baz morfin : 100 gram,

4) Kokain : 100 gram,

5) Ecstasy : 20 adet,

6) Captagon : 20 adet,

7) Diğer : 100 gram/litre veya 20 adet.

Uyuşturucu madde arama köpeği ve idarecisi yetiştiren eğitim merkezlerinde kullanılmak üzere temin edilen ve eğitim merkezinde muhafaza edilen uyuşturucu maddeler, aşağıda belirtilen miktar ve adetleri aşamaz:

1) Esrar : 5 kilo,

2) Eroin : 5 kilo,

3) Baz morfin : 5 kilo,

4) Kokain : 2,5 kilo,

5) Ecstasy : 1000 adet,

6) Captagon : 1000 adet,

7) Diğer : 5 kilo/litre veya 1000 adet.

b) Bilimsel araştırma amacıyla yapılacak uyuşturucu madde talepleri, araştırmanın niteliğine ve ihtiyaca göre belirlenir.

Uyuşturucu Maddelerin Taşınması ve Muhafazası

Madde 6 - Eğitim ve bilimsel araştırma için temin edilen uyuşturucu maddelerin her türlü nakilleri, taşınan uyuşturucu madde miktarı ve cinsini belirten bir yetki belgesi düzenlenerek gerçekleştirilir.

Eğitim ve bilimsel araştırma için temin edilen uyuşturucu maddeler, ilgili birimde uygun bir yere ve mümkünse çelik dolap veya kasa içerisine konur. Uyuşturucu maddenin bozulmaması ve güvenliği için gerekli tedbirler alınır.

Uyuşturucu maddeler, eğitim ve bilimsel araştırma yapılan yerlerin dışına çıkarılamaz.

Eğitim veya Bilimsel Araştırma Amacıyla Temin Edilen Uyuşturucu Maddelerin İmhası

Madde 7 - Eğitim veya bilimsel araştırmada kullanılmak amacıyla temin edilen uyuşturucu maddeler;

a) Bir yılını doldurması ve yenisinin temin edilmesi,

b) İklim şartları vb. nedenlerle özelliklerini kaybetmesi,

c) Eğitime veya bilimsel araştırmaya son verilmesi gibi nedenlerle ihtiyaç kalmaması,

hallerinde, 21/11/1982 tarihli Yönetmeliğin imhaya ilişkin altıncı bölümünde belirtilen hükümler çerçevesinde imha edilmek üzere, uyuşturucu maddenin temin edildiği Valiliğe teslim edilir.

1) Eğitim sırasında köpeğin maddeyi yutması, parçalaması, saçması gibi durumlarda,

2) Bilimsel araştırma sırasında uyuşturucu maddelerin başka karışımlara/sıvılara karıştırılması, ısıtılması gibi araştırmanın gereği olan çalışmalar nedeniyle,

uyuşturucu maddelerin niteliğinde bozulmalar, kayıplar veya dönüşümler meydana gelerek bu maddeler ziyan olursa veya maddelerin miktarı azalırsa, durum ayrıntılı bir tutanakla tespit edilir.

Görev köpeklerinin sebep olduğu uyuşturucu madde kayıp ve ziyanlardan eğitimci personel, bilimsel araştırma sırasında bilimsel araştırmanın gereği olan zorunlu kayıplardan ise araştırma personeli sorumlu tutulamaz.

Bilimsel araştırma sırasında, araştırmanın niteliğine göre muhtevası değişen, farklılaşan her türlü uyuşturucu madde, bunların türevleri ve uyuşturucu madde içeren her türlü karışım/atık da uyuşturucu maddelerle birlikte muhafaza ve imha edilir.

Envanter

Madde 8 - Uyuşturucu madde temin ederek çalışmalarında kullanan kurumlar, her yıl, yıl içerisinde temin ettikleri, kullandıkları, zayi olan veya imha edilen uyuşturucu madde miktar/adedini gösteren bir doküman hazırlar. Bu doküman, uyuşturucu maddeyi talep eden Bakanın onayına sunulur.

Kurum İçi Düzenleme

Madde 9 - Bu Yönetmelik kapsamında uyuşturucu madde temin etmeye ve kullanmaya yetkili olan kurumlar, bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra altı ay içinde, konuyla ilgili ayrıntıları ve kurum içi çalışma düzenini belirleyen bir Yönerge yayımlarlar.

Yürürlük

Madde 10 - Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme

Madde 11 - Bu Yönetmelik hükümlerini İçişleri, Milli Savunma ile Tarım ve Köyişleri bakanları yürütür.

GÖREV KÖPEKLERİ

Köpekler ataları olan kurtlarla çok sayıda ortak davranış modelini paylaşırlar. Bizler, bilinçli olarak bu davranış modellerinden bazılarını baskılayıp, bazılarını da destekleyerek dostlarımızı sahip olmalarını istediğimiz özelliklere göre şekillendiririz. Av köpekleri, insanlarla uyum içinde arkadaşça bir birliktelik kurmak üzere yetiştirilirken, asayiş köpeklerinden şüpheli ve saldırgan olmaları beklenir. İçgüdüsel olarak köpekte var olan davranış modellerinin bazıları verilen eğitim ile desteklenirken, bazılarını da baskılamak mümkündür.

Köpeklerin Evcilleştirilme Süreci

Canis Lupus Familiaris'in (evcil köpek) atası kurttur. Her ne kadar bazı davranış modelleri nedeniyle altın renkli çakalın (canis aureus) da evcil köpeğin atası olabileceği ileri sürülmekteyse de, kurt ve çakallar doğada melezlenemediklerinden tek başına çakalın evcil köpeğin atası olması mümkün görülmemektedir.

Günümüzde çok farklı amaçlar için insanlarla birlikte çalışan ve onlara yardımcı olan köpeklerin bu görevlerini yerine getirirken; önemli bazı yeteneklerini ortaya koydukları şüphe götürmez bir gerçektir. Bizler onları belli görevleri gerçekleştirmek üzere seçici olarak yetiştirmekteyiz. Çoğu zaman hangi türün hangi görev için uygun olduğunu önceden tahmin etmek de mümkündür.

Esas soru ne kadar süre önce ve neden köpeklerin iş ortaklarımız olduğudur.

Bu sorunun cevabını bulmak için antropolojinin verilerinden faydalanılmaktadır. Köpek türlerinin geçmişi hakkında bir şeyler öğrenmek aslında geçmişte yaşamış insanlar hakkında öğrenmek istediklerimizi araştırırken kullandığımız yöntemlerin aynısını kullanmayı gerektirir. Bu çerçevede köpeklerin atalarının nerelerde yaşadıkları, nasıl göründükleri ve ne gibi bir değişim geçirdikleri büyük önem kazanır. Arkeolojik çalışmaların ne şekilde yorumlandığına çarpıcı bir örnek bir Roma şehri olan Pompeii'de bulunan ve bir çocuğu korumaya çalışacak şekilde onun üzerine yatmış bir köpeğin kalıntılarıdır. Sadece bu kalıntı bile 1900 yıl önce köpeklerin koruma içgüdüleri ile tanışılmış olduğunu göstermektedir. Diğer arkeolojik kazılar köpekler ile insanların birlikteliklerinin en azından 14000 yıl önceye dayandığını kanıtlamaktadır. Birçok uzman köpeklerin ilk evcilleştirilen hayvanlar oldukları konusunda hem fikirdir. Çoğunlukla da 14000-15000 yıllık bir evcilleştirme geçmişi üzerinde fikir birliğine varıldığı söylenebilir. Fiziksel fosil incelemeleri sonucunda da ilk evcil köpeklerin bugünkü kadar çeşitli olmadıkları düşünülmektedir. 6500 yıl öncesine dayanan kazılardan elde edilen sonuçlara göre beş temel tür olduğu bilinmektedir. Eski Roma üzerine yapılan tarihsel çalışmalar, mitoloji ve efsanelerden elde edilen bilgilere göre de Romalıların köpekleri korumaya yönelik ve askeri amaçlarla kullandıklarını gösterir bazı veriler bulunmaktadır.

Osmanlı Devletine ait resmi kayıtlarda da köpeklerin kullanımına ve hatta eğitimine ilişkin belgelere rastlanılmaktadır. Bu dönemde toplulukların kontrol altına alınmasında, görev köpeklerinin kullanıldığı bilinmektedir, ancak modern anlamda köpeklerin güvenlik hizmetle-rinde kullanımının ve günümüz şartlarındaki görev anlayışının 2. Dünya Savaşı ve devamında ortaya çıktığı, ülkemizde ise bu faaliyetlerin, 80’li yıllarla ivme kazandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

Orhan Yılmaz'ın, "Kangal Köpeği" adlı kitabında; "Köpek evcilleştirilen ilk hayvan olarak ele alınır. İ.Ö. 3000 ya da 2000 yıllarından kalma Eski Mısır resimlerinde zarif av köpekleri (Saluki-iran Tazısı), güçlü çoban köpekleri (Mastiff) ve hatta küçük ev köpekleri görülmektedir. Ayrıca eski Mısır'ın kutsal köpek mezarlarında, tazı ve bazı melez küçük köpek ırklarının iskeletleri bulunmuştur.

Köpeklerin insana yakın maymun türleri ile kıyaslandıklarında, insanların iletişimsel sinyallerini algılama açısından, daha ileri bir düzeyde olduklarını gösteren bazı bilimsel çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar yiyeceklerin saklandıkları yerin insanlar tarafından iletişimsel bazı işaretler (gözle işaret etme, yemek kabı üzerine belirleyici bazı işaretlerin konması vb) ile gösterildiğinde köpekler tarafından maymun türlerine kıyasla daha doğru ve hızlı bir şekilde bulunabildiğini göstermektedir. Köpeklerin atası olarak kabul edilen ve küçüklüklerinden itibaren insanlar tarafından beslenen kurtlar üzerinde yapılan çalışmalarda böylesi bir başarı elde edilmemiştir. Oysa insanla sınırlı ilişki ile büyütülen birkaç haftalık evcil köpek yavruları bile iletişimsel mesajları yorumlamada kurtlar ve şempanzelere göre daha başarılı olmuştur. Bu bulgular ışığında evcilleştirme süreci boyunca köpeklerin belli sosyal ve zihinsel yetenekler yönünden seçilerek avantaj kazandıkları ve bu şekilde de insanlarla diğer hayvanların kuramadığı özel bir iletişim kurabilir hale geldikleri söylenebilir. Bir diğer değişle "evcilleştirme süreci köpeği insanlaştırmıştır". Bunun sebebi de gayet açık; insanoğlu yalnızca kendi davranışlarını kavrayan, saldırgan olmayan ve sadık türleri seçmiştir.

Neden Köpekler?

Köpekler, eğitilebilirlikleri, oyunculukları, bağlılıkları ve akıl almaz koku alma yetenekleri sebebiyle birçok önemli görevde insanlarla birlikte çalışmak üzere tercih edilmektedir. İnsanlardan defalarca güçlü olan koku alma duyuları görevlerini gerçekleştirirken kullandıkları en önemli avantajlarıdır.

Canlıların koku alma özelliklerini belirleyen iki temel faktörden birincisi sahip oldukları koku alma hücrelerinin, ikincisi ise bu koku alma hücrelerinin etrafında ki sillerin sayısıdır. insanların her bir koku alma hücresinde 6-8 sil bulunurken, bu sayı köpeklerde 100-150 civarındadır. Bunun yanında insanda 5 milyon koku alma hücresi bulunurken, köpekte farklı ırklarda değişiklikler görülmekle birlikte 150-250 milyon civarında koku alma hücresi bulunmaktadır. Tüm bu özelliklerin yanında bir de köpeklerin ağız içinde, üst damaklarında vomeronasal organ ya da "Jacobson organı" da denilen farklı bir yapı yer alır. Köpeklerin çiftleşme dönemleri ile ilgili önemli bir fonksiyonu olduğu düşünülen bu organın köpeklerin koku alma duyusunu güçlendirecek bir etkisi olduğu da düşünülmektedir.

Koku alma özellikleri açısından, köpekleri üstün kılan esas özellik koku almadaki hassasiyetlerinden çok, kokular arasında ayrım yapabilme yetenekleridir. "Koku ayrımı" yeni bir kavram değildir. Bu konudaki yazılı ilk doküman M.Ö. 272-300'lü yıllara dayanmaktadır. Bu dokümana göre, "O dönemde bir köle bilinmeyen sebeple ıssız bir yolda iki adam tarafından öldürülür. Adamın köpeği olay anında yanındadır ve tek tanıktır. Köpek sahibinin cesedinin yanından ayrılmaz. Günler sonra bölgeden geçen kral, ceset ve yanındaki köpeği görür ve adamlarına cesedi gömüp, köpeğini de yanına getirmelerini söyler. Geçen uzun süre sonunda yeni sahibine alışan köpek bir gün askerleri denetlemeye kralla birlikte gider ve kışlada sebepsizce iki askere saldırır. Köpeğin elinden zorla kurtarılan iki adam korkuyla suçlarını itiraf eder".

Eğitime Alınacak Köpeklerde Aranılacak Olan Özellikler

Yavru köpek, kaldığı barınağından, dışarıya çıkartıldığında, 5 ile 7 haftalıktır. Bu insanlarla ve diğer köpeklerle ilk karşılaşmasıdır. Sonraki yaşamında karşılaşabileceği her türlü çevre koşullarına önceden hazır hale getirilmesi ve sosyalleştirilmesi, köpeklerin eğitilmesinin en önemli aşamalarından biridir. Sosyalleştirme dönemi özellikle 7-14. haftalar arasında son derece önemlidir. Burada bahsedilen aslında yavru köpeklerin, farklı ortamlara (taşıtlar, binaların iç bölümleri ve açık alanlar) alıştırılması ve bu farklı ortamlarda aynı ortak davranışları sergileyerek, korkmadan ve herhangi bir şekilde strese girmeden, rahat hareket edebilmelerinin sağlanmasıdır. Sosyalleşme sürecinde yavru bazı özellikleri açısından da dikkatle gözlenir. Kendine güven, kontrol edilebilirlik, farklı sesler ve kişilerle karşılaşmada panik yaşamama, agresiflik, konsantrasyon yeteneği ve fiziksel sağlık koşulları eğitim öncesi yavruda temelden olması beklenen özellikler arasındadır. Bunun yanı sıra bir yavru köpeğin yetişkin görev köpeği olabilmesi için doğumunu takip eden; 7., 8., 12., haftalarda, ve 4., 7., 9., 12. aylarda yapılan seçim testlerinin tamamından başarı ile geçmesi gerekmektedir.

Görev köpeklerinin önemli bir bölümünü oluşturan arama köpekleri sosyalizasyon ve sağlık açısından olduğu kadar, her­hangi bir oyun materyali olarak kullanılan oyuncaklar (tenis topu, lastik boru, plastik boru v.s.) ile oynama istekleri açısından da test edilirler. Yurtdışında köpek eğitmenlerine sorulan sorular ile gerçekleştirilen bir anket çalışmasında "Arama Köpek”lerinde bulunması gereken ideal ve temel özelliklerin neler olabileceği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu çalışma sonucunda ortaya çıkarılan en önemli on özellik aşağıda sıralanmıştır.

-Koku alma duyusundaki gelişmişlik

-Görülmeyen bir nesneyi bulmak için duyulan içgüdüsel istek

-Sıhhat

-Sadece koku alma duyusunu kullanarak bir objeyi arama eğilimi

-Dayanıklılık Ödüllendirilme yolu ile öğrenme yeteneği

-Odaklanma (dış etkenlerden etkilenmeme)

-Çeviklik

-Tutarlılık

-Bir şeyin peşine düşme, takip motivasyonu

Bu özellikleri açısından değerlendirilerek eğitim için seçilen yavrular, hayatlarının bundan sonraki dönemlerinde gerçekleştirecekleri birbirinden önemli görevleri yerine getirmek üzere eğitim alarak, branşları doğrultusunda bir takım yetenekler kazanır.

Kaynak : Paralel Dergisi Temmuz-Ağustos 2007
Yazar : Bio. Yeşim Doğan Alakoç

GÖREV KÖPEKLERİ

ARAMA KURTARMA KÖPEKLERİ

ARAMA KOPEKLERİNİN TARİHÇESİ


Enkaz altında veya kaybolan kişileri bulan ve işaret eden özel eğitimli köpeklerin varlığı artık bugün normal karşılanmaktadır. Tarihte binlerce yıl öncesine dayanan insan ve köpek ilşkisinde, insan bu uzun süreçte sadece köpeğin yetenekleri ve faydalarından yararlanmıyor onunla bir nevi arkadaşlıkta geliştiriyordu. Maalesef köpek bazen su istimal edilsede, bu arkadaşlık onu insanın en sadık dostu haline getirmiştir. Tarih kitaplarında köpeklerin koku alma duyuları sayesinde insan hayatını kurtarmaları bilinse de, sistemli geliştirilmiş koku alma duyusunun kullanılması 19. yüzyılın başlarına kadar sürmüştür.

17. Yüzyılın ortasından beri Romalıların ( Molssar ) ırkının kendine has bir variasyonunu yetiştirenler Ulu St Bernhard ın konağında bulunan keşişlerdi. Bu ilk Bernharpdiner cinsi köpeklerin asıl görevleri İtalya ve İsviçre sınırından Konağa giden karla kaplı yolu bulmaları idi. Bu rahipler el yazmalarında sık sık, yolunu şaşırmış kar altında kalmış insanları bulup manastira getiren köpeklerinden bahsediyorlardı. 1800 ile 1812 yılları arası kırk insanı yüzde yüz ölümden kurtaran, bu konağın en meşhur köpeği Baryy yi kim tanımaz. O zamanki Bernharddinerler bugünkü köpek işlerinde gerçekten kullanılmaya bile güvenmediğimiz hantal köpeklerden çok daha hafif, işlevsel ve tesirli bir yapıya sahiptiler. Bu köpeklerin kayda değer başarılarına rağmen, arama köpeklerini yetiştirmeyi düşünmek o günkü zamanda daha gelişmemişti.

İnsanlık tarihinde sık sık cereyan eden savaşlar bu konudaki gelişmeleri zorlamıştı. 1885 yılından itibaren Alman ordusunda (köpeklerin savaş görevinde) kullanılması düşünüldü. İlk önceleri haberleşme ve mühimmat taşınmasında köpeklerden istifade edilmesi düşünülmüştü ve böylece başlangıçta ordunun şüpheci yaklaşımına rağmen daha önce edinilen tecrübeler sayesinde köpeklerin bu amaçlarla kullanılması başarıyla gerçekleştirilmişti. Bu köpeklerin yaralı askerlerin bulma eğitimini başlatan Jean Bungartı ın bir başarısıydı. Bungartı 1890 yılında ordunun sıhhîye birlikleri için gönüllü yardım kuruluşu olarak "Alman Sıhhîye Köpekleri Derneğini" kurdu. Dernek Prusya Savaş Bakanlığı ve Ordu Genel Karargahına bağlı olarak sıhhîye köpeklerinin eğitiminden sorumluydu. Ordu verilen bu hizmete karşılık barınma ve eğitim masraflarını üstlenmişti.Parasal desteği ve resmi makamların ara sıra yazdıkları taktirlerin dışında, dernek sadece sivil kişilerin üstün görev anlayışı sayesinde varlığını sürdürebiliyordu. Çeşitli kinolojik dernekelerin ve özel eğiticilerin büyük gayretlerine rağmen, köpek eğitimi müessesi Birinci dünya savaşı öncesine kadar kayda değer bir atılım yapamamıştı. Hatta savaş bakanlığı savaş köpeklerinin ve sıhhîye köpeklerinin lağv edilmesini emretmişti. Standart bir eğitim politikası yoktu. İsviçreli binbaşı A. BERDEZ tarafından 1917 yılında yazılan " Sıhhîye Köpeklerinin Kullanımı Ve Terbiyesi “ Almanya da büyük bir yankı uyandırmıştı.

Sıhhîye köpekleri konusu ancak Birinci Dünya Savaşının çıkmasıyla gelişme imkanı buldu. Bungart ın derneği savaşın başlangıcında bir düzine kadar iyi eğitilmiş sıhhîye köpeği ve komutanına sahip olsaydı, savaş süresince bu sayı 4000 in üzerine çıkardı. Köpekler özel kişiler ve yetiştiriciler tarafından gönüllülük esasıyla ve çoğunluklada ödünç vermek suretiyle merkezi bir haber yerinde kullanıldılar. Bunada Airedaleterier lerin çokluğu dikkat çekici idi. Fakat diğer köpek ırkları arasında av köpekleri, Collie, Çoban köpekleri ve melezlerini de görmek mümkündür. 1915 mayısında Savaş Bakanlığı Berlin yakınlarında sıhhîye köpekleri için bir tesis inşa etti. Bu tesisin ilk yöneticisi Konrad Most un iş arkadaşı Paut Böttker köpek eğitiminin en büyük öncüsüydü. Çok sayıdaki asker hayatını buradaki ve bir yıl sonra kurulan diğer iki tesisten muharebe alanına gönderilen arama köpeklerine borçludur. Birinci Dünya Savaşı esnasında 30.000 den daha fazla köpek, bekçi, haberci veya sıhhîye yardımcısı olarak Alman cephesinde hizmet ettiler. Bu köpeklerin yüzde onundan azı savaş sonunda gerçek sahiplerine geri verilebilmişti. Köpeklerin bir çoğu kurşun yağmuru altında hizmet vermişler ve bir çoğuda birliklerin geri dönmesinden sonra bile akıbetleri hakkında pek bir şey bilinmiyordu.

Acı savaş tecrübesi eğitim yöntemlerinin geliştirilmesinde büyük bir arama yapılmasına sebebiyet vermiş ve sıhhîye köpeklerini kullanmaya devam etme fikri resmi makamlarda da iyice yerleşmişti. Savaş yıllarında ve sonrasında Almanya daki tüm köpek müessesi şaşırtıcı bir gelişme göstermiş, ancak yine özel sektör tarafından yürütülmüştür. Fakat sıhhîye köpeklerinin eğitimi ve kullanımı hala askeri amaçlar için öngörülmekte idi. Sivil arama köpekleri müessesenin kurulması için ilk adım yine İsviçre’de atılmıştı. 1940 yılında Ferdinand Sehmutz çığ köpeklerinin sistematik eğitimini oluşturmuş ve 1954 yılında yayımlanan "Benim Köpeğim" isimli kitapta eğitim esaslarını tasvir etmişti. Çığ görevlerinde elde edilen tecrübeler Weipfluhjosda - Davos Kar ve Çığ Araştırma Entüstüsündeki Melchior Schild tarafından toplanmış ve değerlendirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı bütün şiddeti ile devam ederken köpeklere olan ihtiyaç artmıştı. Uygun hayvanlar Alman Wehrmacht tarafından karşılığı ödenerek devlet hizmetine alınmıştı. Köpek sahiplerinin tek tesellisi savaştan sonra köpeklerin satımında öncelik hakkının verilmesiydi. Tüm cephelerde çoğunluğu çoban köpekleri olmak üzere yaklaşık 200.000 köpek çalışıyordu ( sadece Alman ordusu köpek kullanmıyordu ) ve Alman köpeklerinden 25.000 ni savaşta ölmüştü.

Bugün alan arama köpeği olarak da adlandırılan, açık arazide yaralı askerleri bulmak için kullanılan sıhhîye köpekleri ve karda görev yapan çığ köpekleri mevcuttu. İkinci Dünya Savaşının son yıllarında İngiltere de yeni bir arama köpeği türü yetiştirilmesi fikri doğmuştu. Bu bir rastlantı sonucu doğmuştu. Yaşlı bir kadın Küçük bir köpeğin bombalanmış evlerin enkazı içinde yıkıntılar arasındaki insanları aramasını fark etmişti. Irkı bilinmeyen bu küçük köpek böylece modern anlamda ilk arama köpeği idi. 1944 Ekiminden savaş sonuna kadar bildiğimiz anlamda özel olarak eğitilmemiş köpekler yıkıntıların aranmasında kullanıldı. Özellikle Rex, Kırma ve Psysche adlı çoban köpekleri ve Beauty adlı Foxterrier başarılı olmuştu. Bu köpekler Viktoria hacıyla ödüllendirilmişti Bunlar 170 ölüyü ve 35 yaralıyı bulmuşlardı. Bu ilk enkaz arama köpeklerinin başarıları savaştan sonra unutulmamıştı. İngiltere dışında da enkaz arama köpeklerinin planlı eğitimi fikri gelişmeye başlamıştı. Almanya da köpek yetiştirme dernekleri ile birlikte çalışan ve daha önceki adı Federal Hava Savunma Derneği olan " Federal Kendi Hayatını Koruma Derneği" "BUS" arama köpeklerinin eğitimini üstlenmişti. Yerel kendi hayatını koruma takımlarının birer arama köpeğine sahip olması öngörülmüştü. Enkaz arama köpeklerinin faydalarının iyice belirgenleşmesine rağmen, Almanya’da arama köpekleri eğitimi bitmesi anlamına gelen tabii afet koruma yasası 8 Temmuz 1968 çıkarılarak BUS un yeniden yapılanması öngörülmüştü. Kendi hayatını koruma takımları lağv edilmişti ve 1974 yılında da köpek eğitiminden de tamamen vazgeçilmişti.

Bu arada ( 1968 den bu yana ) İsviçre tabii afet köpekleriyle deneylere başlanmıştı. 1972 yılında Tabii Afet Köpekleri Derneği resmi bir eğitim kılavuzu yayımlandı. Kamuoyunda iyi eğitilmiş bir arama köpeğinin ve öğretmeninin kaybolan veya enkaz altında kalan insanların kurtarılması için ne kadar önemli olduğu inancı yavaş yavaş taraflar bulmaya başlamıştı. Savaş dışında olan bu köpekler, her türlü patlamalar, yangınlar, uçak düşmeleri, tren kazaları, tabii afetler özellikle de depremde kullanılabilmeleri fark edilmişti. Arama köpeklerinin Friaul/ İtalya, ( 1976 ) Bükreş / Romanya ( 1977 ) ve Cezayir ( 1980 ) depremlerinde başarılı olmaları köpeklere olan güvenirliği ve daha iyi bir eğitim çabalarının gerekliliğini pekiştirdi.

Yinede çok sayıda aksi görüşlere karşı mücadele etmek gerekiyordu. Bakanlıklar teknik imkanların üstünlüğüne inandıkları için uzunca bir süre kurtarma araç ve gereçlerinin geliştirilmesi maksadıyla büyük meblâğlarda yatırım yaptılar, fakat daha sonra bunların iyi bir arama köpeğinin yerini tutamayacağı anlaşıldı. Almanya da bu durum BUS’nin faaliyetlerini yeniden başlatma imkanı verdi. Fakat bu köpek kuruluşları nasıl organize olacaklardı ? Dernek kendisini arama köpeği müessesi için artık sorumlu görmüyordu. Yetkisini barış zamanında tabii afet koruma kapsamında eyaletlere dağıttı. Bu arada oluşturulan arama köpeği kademeleri istedikleri tabii afet koruma organizasyonlarına ( örneğin teknik yardım kuruluşları, itfaiye, sıhhîye kuruluşları ) katıldılar. Bunun yanında ilgi sahası sadece arama köpekleri olan özel dernekler kuruldu.
alıntıdır

YAVRU KÖPEK BAKIMI

Yüksek sesler, kalabalık ve çocukların onu sevmek için yakalamaya çalışmaları gibi faktörler ilk günlerde köpeğinizin korkmasına neden olabilir.

Köpeğinize evde sıcak ve hava cereyanından uzak bir yaşama alanı sağlayınız. Köpeğiniz bu alanı uyumak ve dinlenmek için kullanacak ve burada kendini güvende hissedecektir. Bu alan bir kapısı olan kapalı bir kutu ya da yuva olabilir. Bunun dışında yere koyacağınız onun boyutlarına uygun bir yatak ya da sepet de olabilir.
Yavru bir köpek günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta bazen deyim yerindeyse “ölü gibi uyur”. Çünkü uyku da yavru için büyük bir gereksinimdir. Bazen köpek sahipleri bu durumdan telaşlanıp köpeğinin hasta olduğunu zanneder. Ancak endişe etmeyin. Bu durum yavru köpekler için çok normaldir.

Köpeğinizi yerinden zorla çıkarmaya çalışmayın. Eğer orada kalmak istiyorsa bırakın kalsın. Kendi istediği zaman zaten çıkacaktır. Çocukların onu orda sıkıştırmasına ve kızdırmasına izin vermeyin.

İlk günlerde bütün evi kullanmasına izin vermeyin. Hem ortama yabancı olduğundan hem de ev ona başlangıçta büyük bir alan geleceğinden korkacaktır. Aynı zamanda bu olay tuvalet eğitimi açısından da yanlış bir davranıştır.

Köpeğize evinizi, sizin gözetiminiz altında yavaş yavaş tanıtmalısınız. Kullanmasını istemediğiniz alanları ( yatak odanız, mutfak…) ona öğretmelisiniz.

Evde yanlış bir davranış yaptığında biri ona kızdıysa, diğer bir kişi gidip onu sevmemeli ve onunla ilgilenmemelidir. Çünkü bu davranış köpeğinizin gelecekte kızan kişinin sözünü dinlememesine ve şımarmasına neden olacaktır. Şımarık bir köpek söz dinlemez ve kendi kafasına buyruk yaşar. Böyle bir şeyle karşılaşmak istemiyorsanız daha ilk günlerden tedbirinizi almalı, köpeğinize ondan üstün olduğunuzu, onun sahibi olduğunuzu ve sözünüzü dinlemesi gerektiğini hissettirmelisiniz.

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

Öğrenme
Köpeklerde öğrenme tekrarlarla gerçekleşir. Öncelikle dağarcıklarında bulunan (daha önce öğrendiği) davranışları uygularlar. Bu davranışlar amaçlarına ulaşmaya yeterli gelmezse değişik yollar denerler. Denemeler ve yanılmalardan sonra doğru davranışı bulurlar. Yani ödülü elde ederler. Aynı davranışı her tekrar ettiğinde ödüle ulaşıyorsa, bu davranış köpeğinizin dağarcığına gittikçe yerleşir ve aynı uyaran etki olduğu müddetçe benzeri davranışları sergiler. Yani bu tepki öğrenilmiş olur.

Köpeklerde bir diğer öğrenme yöntemi ise şartlı reflekstir. Örnek vermek gerekirse; mama verilmeden önce her zaman “mama vakti” diye sesleniliyorsa, konuşma esnasında kullanılacak bir mama kelimesi kendisine yemek verileceğini zannetmesine neden olur. Dışarıya çıkmak için sahibinin mantosunu giydiğini gören köpeğin, sahibine karşı sevgi gösterilerinde bulunması da başka bir şartlı refleks örneğidir. Bunun nedeni, mantonun giyilmesi ile dolaşmaya çıkarılacağını ilişkilendirmesidir.

KÖPEĞİNİZİ EĞİTİRKEN

KÖPEK EĞİTİMİ Genel eğitim yavru köpeğiniz eve girdiğinde başlar. Çoğu zaman kararlı bir ses tonuyla “HAYIR” zaman içinde yeterli olacaktır. İstemediğiniz bir eşyayı kemiriyor veya onunla oynuyorsa siz kararlı bir ses tonuyla “HAYIR” deyin. Çünkü sizin ses tonunuzdan kızıp kızmadığınızı anlayacaktır. Sonra ona aldığınız oyuncaklardan bir tane verin ve sevin. Çok küçük yavrularda istediğiniz eğitimi vermek biraz daha fazla zaman alacaktır. Bunun için bıkmadan usanmadan anlatmak istediğinizi tekrarlamalısınız. Bu arada evde herkesin aynı davranış biçimini sergilemesi ve zaaf göstermemesi gerekmektedir. Yoksa siz farkında olmadan herkesi istediği gibi kullanacaktır. Unutmayın ona gelişme döneminde vereceğiniz iyi bir eğitim hem onun, hem de sizin hayatınızı kolaylaştıracaktır. Aksi halde 12-14 yıllık bir KABUS ile birlikte yaşamak zorunda kalırsınız. Hayatı paylaşmak yerine ona bağımlı kalır ve onun kölesi olursunuz. Siz her gün onunla sanki bir insanmış gibi konuşarak eğitebilirsiniz. Otur, yat, kalk, yürü, yavaş, bekle ve dur gibi sözcükleri ödüllendirme yöntemini uygulayarak öğretebilirsiniz. İstediklerinizi uyguladığında onu mutlaka ödüllendirin. Bu ödül köpek çikolatası veya bisküvileri olabilir. İlk başta eğitimin anlamını çözemese de zaman içinde ödüllerinde katkısı ile sizin komutlarınıza uymaya başlayacak ve sonra da kelimelerin anlamını çözecektir. Köpeğinizin tasmaya tepki vermemesi için mümkün olduğunca küçük yaşlardan itibaren tasma alışkanlığını kazandırmanız gerekmektedir. Aksi halde ileri yaşlarda takılan tasmalara alışması uzun zaman alacak ve bir o kadarda zor olacaktır. 3 aylıkdan itibaren (eğer aşıları bitti ise) artık ona dışarda gezdirme kayışı ile yürüme eğitimi verebilirsiniz. İlk günler tasma ile yürümek istemeyeceği için oturacaktır. Siz tasmayı hafifçe çekip bırakarak yürümesi için onu uyarın. Ama kesinlikle yerde sürüklemeyin. Eğer farklı bir tarafa yürüyorsa siz onu takip edin. Önemli olan tasma ile yürümesidir. Tasma ile yürümeye alıştıktan sonra siz onu istediğiniz tarafa yönlendirebilirsiniz. Yürümeye başladıktan sonra sağa sola çekiştirmeler olabilir, sizin yapacağınız tasmayı kısa çekişler yaparak , onunla konuşarak uyarmak ve yanınızda yürümesini sağlamaktır. Tabii arada bir ödüllendirmeyi unutmayın. Yürüyüşlerde genel kural sizin solunuzdan yürümesidir.

KÖPEK EĞİTİMİ

Köpeğinizin erken ve tutarlı bir eğitime gereksinimi vardır. Farklı ırklar farklı düzeyde olgunlaşma ve eğitilebilme düzeyine sahip olduklarından üreticinizin doğru yavruyu seçme konusundaki tavsiyelerine uymanızda fayda vardır.

Köpeğinizin bilmesi ve uygulaması gereken beş temel komut vardır. Bu komutlar köpeğinizin üzerinde hakimiyetinizi sağlamada size anahtar olacaktır. Bu komutlar: "Otur", "Bekle", "Yürü", "Yat" ve "Gel"dir. Bunlara bir altıncı komut daha eklenebilir.O da ağzındaki bir şeyi size teslim edeceği "Bırak" komutudur. Bu komutlar farklı düzeyde eğitim gerektirse de günlük yaşamınızı oldukça kolaylaştıracak unsurlardır.

Eğitimin Temel Taşları


Her gün düzenli bir eğitim rutini oluşturun: Eğitim seanslarının uzun olması gerekmez. 10-15 dakika yeterlidir.


Seansları egitime yönelik tutun: Yavrunun tüm dikkatini size veremediği ortamlardan uzak durun. Bu eğitim seanslari eğlenceli olması gerekmesine rağmen amaç oyun oynamak değildir.


"Lider" rolünü üstlenin: Otoriter bir ses tonu yavruya eğitimin oyundan farklı olduğunu ve kontrolün sizde olduğunu anlatacaktır. Disiplinli ve tutarlı olun; fakat asla sinirliyken ya da aklınız bir şeye takılmışken eğitime başlamayın.


Net ve uygulanabilir eğitim amaçları belirleyin: Her dersten önce kesin; fakat mantıklı amaçlar belirleyin. Çok erken çok fazla şey ummayın. Küçük başarıların üzerinde yavaş yavaş ilerleyin. (Ailenizle eğitim aşamasını sürekli konuşup kimsenin aksi istikamette bir şey yapmasına izin vermeyin).


Her derste tek bir şey üzerinde çalışın: Köpekler özellikle de belli ırklar (terrierler, tazılar ve spitz ırkları) sürekli tekrardan çabuk sıkılır. Her dersin bir başlangıcı ve sonu olmalıdır. Her dersi pozitif skorla bitirin.


Her seansta amaç edindiğiniz komuta bağlı kalın: Yavrunuzu eğitirken önceki derslere de geri dönebilirsiniz; fakat bugünkü amacınız yürümek ise yürümek üzerinde yoğunlaşın. Yanlış yürüdüğü her seferinde yavrunun hatasını düzeltin doğru yaptığında ödüllendirin.Köpeğinizin sıkıldığını anladığınızda dersi doğru yaptığı son turda hemen bitirin.

Anında ödüllendirin: Bazı eğitmenler az miktarda ödül yiyeceği kullansa da hepsi eğitimde övgünün değeri konusunda hem fikirdir. Yavru söyleneni doğru şekilde yaptığında onu, heyecanlandırıp disiplini bozmadan,içten bir şekilde ödüllendirin. Yavrunun bir kez itaat etmesi oyuna başlayacağınız anlamına gelmemelidir.


Eğitimi oyundan ayırın: Yavrunun aklını öğrenmesi gerekenler üzerinde tutmalı ve oyun ve eğitim arasına mesafe koymalısınız. İtaat ettğinde onu ödüllendirin ve bol sevgi ve ödülü oyun sonrasına saklayın.


"Tutarlılık" iyi bir eğitimin anahtarıdır: Köpeğinizin eğitiminde amatör olabilirsiniz; fakat her seferinde egitimi aynı şekilde yaparsanız tutarsız davranan tecrübeli bir eğitmenden daha doğru sonuçlar alırsınız. Genç köpek ses tonunuzdan eğitimde olduğunun farkında olmalıdır. Sık sık farklı ses tonları ve komutlar kullanırsanız köpek neden bahsettiğinizi anlamayacaktır.


"Sabır" eğitimde en büyük erdemdir: Tutarlılık kadar önemli diğer bir özellik de sabırdır. Ne kadar iyi bir köpeğe sahip olsanız da sonuçta o hala daha bir yavrudur. Sizin onayınızı ve sevginizi kazanmak için öğrenmeye gereksinimi vardır; fakat çok hızlı giderseniz iyi bir hayvanın karakterini bile mahvedebilirsiniz.

Yavru kafesinden çıktıktan hemen sonra eğitime başlamayın: Birikmiş enerjisi konsantrasyonunu negatif etkileyebileceğinden ona biraz zaman vermenizde fayda vardır.


Eğitime Başlamadan Önce


Disiplin:Her zaman aynı komutu önce yavrunun ismini söyleyerek net bir şekilde söyleyin. Bebek gibi ya da kısaltmalarla konuşmayın. Oyun saati sonradır. Şu an eğitimdesiniz.


Tutarlılık: Köpek sahipliğinin diğer alanları gibi tutarlılık çok önemlidir. Erişkin olduğunda köpeğinizin yapmasını istemedğiniz her şeyi yavruyken belirleyip en baştan kontrol etmelisiniz. Yavruyken üzerinize atlayan, elbisenizi çekiştiren ya da yataklara çıkan bir köpek 35 kg'yi geçtğinde aynı davranışları devam ettirmekte hiç bir sakınca görmeyecektir.


Net olun:Aynı anda birden fazla komut kullanmayın: "Simba buraya gel ve otur."sadece köpeğin aklını karıştıracaktır

KÖPEK EĞİTİMİ

DAVRANIŞ EĞİTİMİ

Köpeği davranış konusunda eğitmek ve kötü alışkanlıklarından vaz geçirmek için hiçbir zaman çok geç değildir. Sorunlu bir hayvan sahibi olarak daha tasmaya alıştırmadan onu bu gibi hususlarda eğitebilirsiniz. Birkaç gün içinde kendi ismini, HAYIR, GEL, DUR gibi sözcükleri öğrenmelidir. Bu tür problemlerle ve çözümleriyle ilgili bir liste aşağıdadır.

DİLENME

Bu alışkanlık köpek çok küçükken başlar ve hemen durdurulması gerekir. Aile yemek zamanı masanın etrafında toplandığı zaman yavru bir köpeğin dilenmesi normaldir. Bunu yaptığında onu ciddi bir sesle uyarınız. Ya başka bir odaya götürünüz yada teneke kutuyu sallayarak HAYIR, YAT AŞAĞI, DUR veya YERİNE GİT komutlarını veriniz. Bunları devamlı bir şekilde uygularsanız o da bu kötü huyundan vaz geçecektir. Sakın hoş görülü davranmayınız ve hiçbir zaman ona yemek masasından yiyecek vermeyiniz.

ÇÖP KUTULARI VE TENEKELERİ

Yavru bir köpek için çöp kutularının veya tenekelerinin içine girmek normal bir şey sayılmalıdır. Yemek kokularıyla uyarılmış ve etrafa dağılabilen kağıt parçaları ve kutularla oynamak isteyecektir. Bu problemden kaçınabilmek için en iyi yöntem bu gibi şeyleri yavru köpeğin erişemeyeceği yerlerde tutmaktır. Bu evinizde mümkün değilse o zaman yine ciddi ve devamlı bir biçimde uyarılması gerekmektedir. Kısa zamanda çöplere HAYIR denildiğini öğrenecektir.


ARABALARI KOVALAMAK

Yavru köpeğiniz, koşu yapanları, bisiklete binenleri ve arabaları kovalıyorsa onu tasmasız dışarı çıkarmayınız. Kovalamaya başlayınca bırakınız tasma ipinin sonuna kadar koşsun. İp sonuna geldiği zaman ipi çekerek HAYIR deyiniz. Zamanla kovalamayı boynundaki ağrı ile eşit görecektir. Problemin niteliğine göre 1,5 metre ile 9 metre uzunluğunda bir tasma ipi kullanınız.


AŞIRI HAVLAMA

Havlamanın belirli bir ölçüsüne izin verilebilir. Köpeğiniz aynı zamanda sizin koruyucunuz da olmak istiyorsa bırakın olsun. Ancak aşırı havlama çoğu kez paralı tenekenin sıkıca ve sesli olarak sallanıp ciddi bir HAYIR komutu ile kolayca düzeltilebilir.


HIRLAMA VE ISIRMA

Isıran köpeklerin çoğunluğu şımartılmış köpeklerdir. Yavru bir köpek iken hırlamaya başlamış ve cezasız kurtulmuşlardır. Sonra da ısırmak istemişler ve gene cezasız kalmışlardır. Köpeğin biri bir insanı ısırabileceğini öğrenirse ona artık güvenilemez. Daha sonra hep ısıracaktır. Çözüm bunu başlangıçta önlemektir. Mamasını yerken mama kabını almakla işe başlayınız. Hırlarsa ön ayakları yerden kesilene kadar ensesinden tutup onu havaya kaldırıp onu uyarınız. Ve tekrar mamasını biraz da teselli edici sözlerle veriniz. Hırlamaya devam ederse para kutusunu kullanınız. Bu usul genellikle iyi sonuç verir.


SERSERİ DOLAŞMA

Olgun bir köpeğe serseri olup devamlı sağda solda sürtmenin doğru olmadığını öğretmek mümkün olmasa da yavru bir köpeği eğitmek epeyce basittir. İşin anahtarı ona bahçesinin sınırlarını öğretmektir. Burada da ona aslında kötü bir huyu önleyici nitelikte iyi bir huy aşılamaktasınız. Tasmasını boynuna takınız ve bahçeden dışarı doğru yürümeye başlayınız. Kenara gelince HAYIR diyerek onu geri çekiniz. Bunu defalarca tekrarlayınız.

UYSALLIK EĞİTİMİ

Uysallık eğitiminin önemi anlatmakla bitirilemez. Çağrıldığı zaman gelmesini öğrenmiş olması, örneğin köpeğinizin hayatını kurtarabilir. Elbetteki iyi eğitilmiş bir köpekle yaşamak sizi tasmasından çekerek caddeye sürükleyen, çamurlu patileriye üstünüze atlayan veya misafirlerin önünde sakin sakin oturmayı reddeden bir köpeği olmaktan çok daha kolaydır.

KÖPEK IRKLARI

Hem akıllı hem de sadıklar…

Dünyanın en yetenekli altı köpek ırkını biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz? İşte insanoğlunun akıllı sadık dostları…


Zanlıların korkulu rüyası: Doberman

Dobermanlar, 1860 yılında Almanya’da Beauceron ve İngiliz tazısının çiftleştirilmesiyle ortaya çıkan bir ırk. Bekçi ve muhafız köpeği olarak kullanılan Doberman, özellikle pusu bulma konusunda çok başarılı bir köpek olarak biliniyor.

K-9’ların tahtına aday: Çatalburun

Tarsus bölgesinde yetişen Çatalburunlar, koku alma duyuları diğer köpeklerden neredeyse 10 kat daha fazla gelişmiş olduğu için emniyet, jandarma ve gümrük teşkilatının gözdesi olmuş. Irk çalışmaları hâlâ devam eden Çatalburunlar, koku alma duyuları sayesinde K-9’ların yerini almaya aday gösteriliyor.

Yardımsever köpek türü: Saint Bernard

İsviçre’de sıklıkla rastlanan Saint Bernard’lar özellikle karla kaplı tepelerde bir sağlık ekibi gibi çalışabiliyor. Saint Bernard’ların en önemli özelliklerinden biri de tipide yollarını kaybeden yolcuları, dağcıları bulup en yakın yaşam alanına ulaştırmak.

Depremi önceden hissedebilen haberci köpekler: Tibetli Mastiff

Dünya’nın en pahalı çoban köpeği olan Tibetli Masstifler, depremi önceden fark edip insanlara haber verebiliyor. 1975 yılında Çin’de meydana gelen depremi iki gün önce aralıksız havlayarak haber veren Mastiff’ler tam 150 bin kişinin hayatını kurtarmış.

Kedilerden sonra farelerin en tehlikeli düşmanı: Brüksel Griffon’u

17. yüzyılda Belçika sokak köpeği ile bir Pinşer ırkının çiftleşmesiyle ortaya çıkan Brüksel Grifon’u, canlı, meraklı, zeki ve içe kapanık bir tür olarak tanınıyor. En önemli özelliği ise fareleri bir kedi gibi avlaması.

Sibirya’nın en çalışkan hayvanı: Husky

Sibirya kökenli Husky’ler sert iklim koşulları altında yılmadan, hatta gayet mutlu bir şekilde sahiplerine yardım eden bir tür. Bu güzel gözlü Sibiryalılar hafiflikleri ve soğuğa dayanıklılıkları nedeniyle Amerika ve Kanada’nın Kuzey bölgesinde yaşayanların en çok tercih ettiği ırklar arasında yer alıyor.

Övgü AKGÜRGEN
http://www.medyakronik.com/haber/199/

01 Eylül 2008 Pazartesi

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRULARDA KÖTÜ HUYLAR

Yavrularda zamanla bazı kötü huylar şekillenebilir, bunlar doğaldır.Yavrunun yaşı ilerledikçe çoğu kaybolur Yinede oluştukları dönemde engellenmelidir.

YAVRUNUN EVDEKİ EŞYALARI HIRPALAMASI

Yavrular kötü huy,hastalık veya oyun için evdeki eşyaları tırnak ve dişleri ile hırpalıyabilir. Perdeleri çeker,halı ve koltukları tırmalar,koltukların ahşap kısımlarını kemirirler. Oyun isteklerinden kaynaklı olabilir bu durumda ‘’HAYIR’’ diye uyararak,dikkatini top gibi hareketli oyuncaklara yönlendirmeliyiz. Dişleri için kemirebileceği oyuncaklar edinmeli ve kemirmesini istemediğimiz yerlere onun hoşuna gitmeyecek özel spreyler sıkabiliriz. Diş döneminde veteriner hekim
nezaretinde,diş etlerine uygun pomatlar uygulanabilir.

YAVRUNUN KAVGACI OLMASI

Dominant karakterden veya kötü huydan dolayı olabilir. Bu kötü alışkanlıkta köpek öncelikle HAYIR önleme komutu ile kontrol altına alınmalı ve denetimli şekilde köpeklerin bulunduğu ortamlara sokulmalı erken yaşta köpeklerle uyumlu hale getirilmelidir. Saldırganlık içe dönük köpeklerde sık görülür, erken dönemlerde sosyalleştirilmelidir.

YAVRUNUN ÇEKİNGEN OLMASI

Yavrunun çekingen ve korkak olması istenmeyen özelliklerdendir. Yavruluk dönemlerinde kolayca tespit edilebilirler,yabancılardan uzak durur, hiçbir risk olmadığı halde kuyruklarını bacakları arasına alırlar ve sürekli tedirgindirler. Bu durumdaki köpeğe sert tonda seslenmeyip onu sürükleyerek yönlendirmeye çalışmamalıyız. Onu yönlendirmek için
ödül ve oyuncak kullanmalı,yabancılar tarafından sevilmesine izin vermeliyiz. Kalabalık ortamlarda uzun süreler bulunarak,ona bir risk gelmeyeceği konusunda güvenini arttırmalıyız. Sonra diğer köpek ve canlılara zorlamadan yaklaştırmayı denemeliyiz. Bu çalışmalar yavruluğun ilk dönemlerinde daha verimli olur. İleri dönemlerde çekingen köpeklerde nedensiz ısırma eğilimleri oluşabilir. Erken yaşlarda sosyalleşmelidir.

YAVRUNUN ŞIMARIK OLMASI

Genellikle melez ve küçük boy köpeklerde gözlenir Şımarıklık erken dönemde bütün yavrularda izlenebilir 6.aydan sonra devam ediyorsa önlenmelidir. Bu köpekler,önlerine gelen herkesin üzerine atlar
önlerinde yuvarlanırlar Başlarda sevimli gibi gelsede kalıcı olursa,ergenlik eğitiminde kontrolü ve verimliliği düşürür. Erken dönemde izin verilebilir.5.-6.aylardan sonra dikkati dağıtılarak ödül ve önleme programları ile giderilmelidir.

YAVRUNUN DİĞER CANLILARA SALDIRMASI

Köpekler doğaları gereği koruma ve saldırmaya yatkındırlar,ergenlik sonrası bu kendiliğinden oturur. Bunun için canlının erken dönemde tut yakala gibi kışkırtılarak saldırgan hale getirilmesi yanlıştır. Bu
eğitim,gerekli köpek ırklarına,ergenlik dönemlerinde kontrollü olarak verilmelidir. Erken dönemde,kendiliğinden başka canlılara karşı
saldırganlık eğilimi varsa bu önlenmelidir. Kedi,köpek, insan gibi canlılara karşı saldırgan tutumun önüne geçilmelidir.Bu yavruluk döneminde daha kolay kontrol edilebilir gibi görünsede sonraları bizim kontrolümüzden çıkar. Hareket eden her tür cisim (araba gibi) ve canlıya karşı saldırganlık eğilimi, ikazla önlenmeli,köpeğe izin verilmemeli ve bu konuda kesinlikle teşvik edilmemelidir.

YAVRUNUN HAVLAMASI

Köpekler sevgi,heyecan,tehlike,fiziksel ihtiyaç (açlık,susuzluk) gibi durumlarda havlayarak tepkilerini belirtirler Her konumda farklı havlama şekli ve tonu ile seslenirler,bunları izleyerek ne istedikleri hakkında fikir sahibi olabiliriz. Havlama köpeklerde güdüseldir ve ortamla irtibat aracıdır,yinede sürekliliği sorun yaratır. Zamanla bunu şantaj aracı olarak kullanmak istediklerinde buna müsade etmeyin.(yalnız kaldığı zaman,siz yanına gelene kadar havlamaları gibi).Yavru erken dönemde,yalnız kalacakları zamanları siz evde olsanız dahi yalnız geçirmeleri gerektiğini öğrenmelidir Havlamayı sürdürsede bulunduğu yere gitmeyin bir süre sonra şartlanma oturcaktır. Eğer birkaç defa onun istediği olursa bunu sonraları sürekli olarak deneyecektir. Bu konuda baştan konulan otoriter tavır verimli olacaktır.

KÖPEK EĞİTİMİ

ÖDÜLLENDİRME PROGRAMLARI

SÜREKLİ ÖDÜLLENDİRME PROGRAMI
Doğru veya doğruya yakın cevap verdiğinde,köpek hemen ödüllendirilmelidir.(yiyecek,sözlü veya okşama) Köpeğin (eğitim pozisyonuna) uygun biçimi almasında eğitmen tarafından yardım edilmesinde sakınca yoktur
fakat ödüllendirirken köpeğin tam pozisyonunda olması gerekmektedir.Başlangıçta doğruya yakın cevap veren köpekler,tam doğruya yaklaşan cevaplar verdikçe ödüllendirilirler. Köpeğin doğru cevabı yapması için biçimlendirme ödül verme zamanını geciktirebilir,ödüllendirmede aşırı gecikme köpeğin görevi öğrenmesine yardımı olmadığı gibi başarısızlığa neden olabilir. Ödülü geciktirmemek konusunda dikkatli olmalıyız.

ÖDÜL VERMEME PROGRAMI
Köpek eğitime cevap vermediği veya yanlış cevap verdiğinde hiçbir ödül verilmez. Başlangıç eğitiminde, bu program sürekli ödüllendirme programı ile beraber kullanılır ve köpek doğru cevabı yanlıştan ayırmayı öğrenir.Ödül köpek için yeteri kadar değerli ise köpek ödülü almak için doğru hareketi yapacaktır.Sabit nispetli ödül programına geçmeden önce köpek her görevi %100 hassasiyetle yapmalıdır.

SABİT NİSPETLİ ÖDÜL PROGRAMI
Köpek iki veya daha fazla doğru cevap yaptığında bir ödül verilir,aynı cevaplar olmasına gerek yoktur. Köpek bu programa geçtiğinde her zaman için doğru
cevaplar ödüllendirilir. Buna uygun olarak köpek bir ödül almak için arka arkaya iki cevap yaptığında üç cevap istenebilir. Bir seferde yapılan cevapların sayısı arttırılarak %100 verime ulaşması sağlanmalıdır. Sürekli verim düşüklüklerinde,köpeğin ödül alması için gerekli olan doğru sayısını azaltın düzeldikçe tekrar arttırın.

DEĞİŞEN NİSPETLİ ÖDÜL PROGRAMI
Bu program için gereken cevap sayısı,köpeğe sabit nispetli ödül programında öğretilmiş olmalıdır. İstenilen cevaplar için seçin (örnek-köpek sabit nispetlide 10 doğru yapabiliyor olsun) köpeği değişik doğru cevaplarda tesadüfi ödüllendirin. Ödül alma sırasındaki değişiklik köpeği şartlanmadan,algılamaya
doğru yönlendirir. Bu ödül programına ulaşıldıktan sonra köpek üzerinde daha büyük bir kontrol sağlanır.

SABİT ARALIKLARLA ÖDÜLLENDİRME
Köpeğin belirli bir zaman süresi içinde cevap vermesi temin edildiğinde bir ödül verilir. Başlangıçta kısa bir zaman süreci seçin,köpek doğru cevap vermez
ise daha kısa zaman aralıkları seçilmelidir. Sabit nispetli ödüllendirmede olduğu gibi zaman süreleri araya ilave edilir.(5 saniye) köpeğin eklenen her arada %100 hassasiyete ulaşması istenir. Köpek istenilen zaman sürelerinde cevap vermeyi başaramaz ise aradaki zaman süreleri azaltılır.

DEĞİŞKEN ARALIKLARLA ÖDÜL PROGRAMI
Köpek sabit aralıklı ödül programı ile her görevi belirli bir zaman süresinde yapmayı öğrendikten sonra değişken aralıklı ödül programına geçilir.
Bir zaman süresi seçin (bir iki dakika arasında) ve köpeği bu zaman süresinde rasgele ödüllendirin. Örnek-Köpek sabit aralıklı ödül programında üç dakika için doğru cevap vermeyi öğrenmiş olsun onu 1 ile 3 dakika arasında rasgele ödüllendirin. Köpek en az 1 dakika boyunca cevap vermesi gerektiğini, istenilen ödülün alınması için sürenin değişebileceğini öğrenecektir.Bu programa ulaşıldığında köpek üzerinde uzun süreli kontroller yükselir.

ÖNLEME EĞİTİMİ
Önleme eğitiminde köpek,sözlü veya fiziksel düzeltmeleri öğrenir. Önleme eğitiminde sürekli düzeltme programı takip edilir. Bu durumda köpek
istenmeyen bir cevap verdiği zaman düzeltme alır. Sözlü kınama için kullanılan tek kelime HAYIR’ dır,yüksek ve kararlı bir tonda söylendiği zaman köpeğin yanlış hareket yapmasına engel olur. Sözlü düzeltme başlangıçta istenmeyen davranışları önleyip önleyemeyeceğimizi belirlemek için kullanılır. Eğer sözlü düzeltme böyle bir davranışı kontrol edemiyorsa her yanlış davranış için fiziksel düzeltme yapılmalıdır. Eğitimde kullanılan fiziksel düzeltme,köpeğin eğitim zincirinin aniden çekilmesi, gerekirse istenilen konuma getirilmesi için ona yardımcı olmaktır. Köpeğin basınç hissi çok hassas olduğundan,zincir çekilmesinin
bir kınama olduğunu kısa sürede öğrenir. Eğitim zinciri yalnızca orta şiddette çekilmelidir. Sözlü ve fiziksel kınamaların birleştirilmesi ile birçok denemeden sonra,köpek yanlış cevap vermekten nasıl kaçınacağını öğrenecektir. Sözlü veya fiziksel düzeltmenin şiddetini köpek kendisi belirleyecektir. Sözlü veya fiziksel ilk uygulamaya başlandığında, düşük seviyede sesli ve fiziksel düzeltme ile başlayın

KÖPEK EĞİTİMİ

ÖDÜLLENDİREREK EĞİTİM
Köpek eğitiminde kullanılan iki yöntemden biri ödüllendirerek eğitimdir. Köpek bir görevi yaparken nasıl sözlü, fiziksel (okşama),yiyecek ödülü alacağını
öğrenmelidir. Öğrenme pratik yapmaya bağlı olan yaş ve olgunlukla ilgisi olmayan bir davranış biçimidir. Ödüllü eğitimin etkili olabilmesi için sözlü,fiziksel yiyecek ödüllerinin köpek için değerli olması gerekir. Başlangıç eğitiminde,köpek ve eğitmenin kaynaşma süresi,sözlü ve okşama övgülerinin ödül olarak değer kazanması önemlidir. Ödüllendirerek eğitim,köpeğin doğru veya yanlışı öğrenmesine imkan sağlayan yöntemlerden biridir. Köpek doğru veya doğruya yakın cevap verdiğinde ödül alır,yanlış cevap verdiğinde ödül alamaz.

KÖPEK EĞİTİMİ

KÖPEK VE TEMEL İHTİYAÇLARI

TEMEL İHTİYAÇLAR

Köpekler kendilerini fiziksel ve sosyal yönden tatmin eden çevreye karşılık verirler. Köpeklerin sosyal ihtiyaçları,sahipleri tarafından kontrollü bir şekilde verilirse istenilen eğitimde verilebilir. Sahibi tarafından baştan denetime alınmayan canlıda eğitim ve eğitim sonrası performans olumsuz etkilenir.
SOLUNUM
Solunum eğitimde güçlü bir etkiye sahiptir kontrolü sağlanmalıdır. Fiziksel egzersizler sırasında solunum artar,eğitimde dikkatin dağılmasına ve konsantrasyon eksikliğine neden olur. Arama,takip eğitimlerinde koku alma duyusunun olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Görev ve eğitim sırasında solunum denetlenmelidir.
SU
Susuzluğun köpeğin eğitim ve görev performansını olumsuz etkilememsi için yeterli miktarda su verilmeli, su kabı sürekli temiz su ile dolu bulundurulmalıdır.
GIDA
Canlıya her gün,düzenli olarak aynı saatte yeterli miktar ve kaloride yiyecek verilmelidir.Yiyecek ayrıca köpek özel bir görev yaptığında ve eğitim sırasında,
istenilen davranışları sürdürmesi için ödül olarak verilir.
SOSYAL İHTİYAÇLAR
Köpek ve sahibi arasındaki uyum önemlidir.Onun bize olan güvenini sarsmadan otoriteyi sağlamalıyız. Böylece sözlü ve okşama ile yapılan övgü ödül değeri
taşıyacaktır.
SAĞLIK
Sağlık düzeyinin iyi olması köpek için her zaman temel ihtiyaçlardandır.

TEMEL DUYULAR

GÖRME-Köpek,çevrelerindeki cisim ve şahıslarla ilgilenmeyi veya bunlarla ilgilenmemeyi öğrenmelidir. Biçim,hareket ve büyüklük gibi görüntü farklılıkları, istenilen eğitimin verilmesinde köpeğin objelere karşı denetlenmesinde önemlidir.
İŞİTME-Sesin şiddeti,yönü ve mesafesi,köpeğin sesin yerini tespit etmesini sağlar. Ses şiddetindeki değişiklik ses kaynağının hareketi ve ses dalgasının
karmaşıklığı köpeğin ses kaynağı hakkındaki bilgileri diğer algılama biçimleridir.
KOKU ALMA-Köpekler bizim algılayamadığımız en ufak kokuyu diğerinden ayırabilir,kokunun yoğunluğu kaynağı hakkında bilgi verir.
BASINÇ-Vücudundaki özel kıllar köpeğe hava akımı veya rüzgar yönündeki değişiklikleri tespit etme yeteneği vermektedir. Köpek fiziksel övgü (okşama) ve fiziksel düzeltme sırasında uygulanan basınç farklılıklarını algılar.
VÜCUT POZİSYONU-Kas sinir ve eklemlerdeki algılayıcılar,köpeğe vücut pozisyonu hakkında bilgi verir. Köpeğe eğitimlerde anatomik duruşlarına uygun
komutlar verilir.(otur,yat,atla vs.)
AĞRI-Köpek değişik seviyedeki fiziksel uyarılmaları ayırt edebilir. Diğer temel duyular,köpeği olabilecek bir fiziksel uyarı hakkında hazır bulundurarak acıdan
sakınmasını sağlar.(düzeltmelerde kullanılan hayır gibi) Bu yöntemle sözlü,fiziksel düzeltme beraber yapılarak köpeğin kontrolü sağlanır.(eğitim tasması)
TAT ALMA-Eğitimde ödül olarak yiyecek kullanılır. Burada tat alma duyusunun önemi ortaya çıkmaktadır. Köpek bu duyusu ile yiyecek tercihini belirler bize eğitimde kullanacağımız ödül hakkında bilgi verir.