30 Ağustos 2008 Cumartesi

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

Yavru Köpeklerde Tuvalet Eğitimi

Tuvalet eğitiminde bütün mesele şartlandırmadır. Bunun için ödüllendirme yöntemini kullanabilirsiniz. Eğitim için öncelikle köpeğinizin çiş ve kaka yapacağı yeri belirleyiniz. Bu amaçla seçtiğiniz yerin fazla ayakaltı olmamasına ve yemek ile su kabından uzak olmasına dikkat ediniz. Daha sonra seçtiğiniz yeri gazete kağıtları ile kaplayınız. Köpeğinizin çiş ve kaka zamanları genel olarak yemek sonrası, oyun sırasında, uykudan kalktıktan sonra veya su içtikten sonradır. Bu zamanları takip ederek onun çiş ve kaka için etrafı koklayıp kendi etrafında sık sık dönmeye başladığını gördüğünüzde alıp onun için seçtiğiniz yere götürün ve başında bekleyin. Seçtiğiniz yere çiş ve kakasını yaptığında severek güzel sözler söyleyin ve köpek çikulotası veya bisküvisi gibi ödülünü veriniz.
Yavru sizin istemediğiniz bir yere yaptığında çişini veya kakasını yaptı zaman sert ve otariter bir sesle azarlayın ancak daha aşırı tepki göstermeyin. Sizi anlayacağından kesinlikle emin olabilirsiniz. Unutmamanız gereken bir şeyde onun çok küçük olduğu ve çişini ya da kakasını uzun zaman tutamayacağıdır. Bu nedenle çiş ve kaka için ayrılan yere yetişemeyebilir. İkinci önemli nokta ise öğrendiğini yaşının küçüklüğünden dolayı çok çabuk unutur. Öğrendiklerini pekiştirebilmek için en az 15 gün eğitimi aksatmadan devam ettirin.
Şayet köpeğin dışarıda bir yere tuvaletini yaptırmak istendiğinde köpek eve alışmaya başlamadan önce, kendine ev dışında bir tuvalet bölgesi seçmesini sağlanmalıdır. Sabah ilk iş olarak, onu yuvasından alıp, ev dışındaki tuvalete götürmelisin. Onunla orada durup “hadi bakalım, çabuk ol” gibi sözlerle onu cesaretlendirip, işi bittiği zaman da “cici köpek” diyerek onu ödüllendirmelisiniz. Köpeğinize günde iki- üç kez mama veriyorsanız, her mama vaktinden sonra, onu dışarı çıkartmanız gerekmektedir. Geceleri, uyku yuvasına yerleştirilmeden önce de, bir veya 2 kere dışarı çıkartılmalıdır. Evde yokken onu kulübesine ya da belli bir odaya kapatmanız gerekir. Ancak köpek sahibi evdeyken serbestçe dolaşabilmelidir

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRULARDA SU İLE YAPILAN EKZERSİZLER

Askeri ve Polisiye hizmetlerde kullanılacak köpeklerin su üzerinden geçerek (meselâ deniz, göl, nehir gibi) bazı olaylara da iştirak etmeleri mümkündür.
Boğulanlan kurtarmak ve ayrıca akarsulardan geçmek gibi önemü görevler de yine bazı köpeklere verilebilir. Bu amaçla yavruluk dönemsnöen itibaren köpekler her türlü su çeşidi üzerinde gerekli ekserzislere başlanmalıdır.
İlk defa suya girecek köpeklerde genel olarak bir çekingenlik olabilir. Önce ayağını atar, geri çeker ve su sahil bölgesine dalga yapıyorsa sahile vurup uzaklaşan dalgalardan etkilenir. Bu nedenle önceden bu noktaları gozönünde tutmak gerekir. Köpeğin gönülden bağlandığı sahibi veya eğiticisi önce sevk kayışı ile birlikte köpeğini yedeğine alarak su kenarına gelir ve sahilde bir müddet oturarak onun ortama alışmasını sağlar. Sonra suya girip çıkanlan izleyecek bir mesafede bulunarak, onların hareketlerini izletir. Ancak, ilk denemelerde mutlaka insanların bulunduğu bölgeden en az. 100-150 m. uzakta işe başlanmalıdır. Köpeğin önce sevk kayışı çıkartılır ve otur emri verilerek sahibi veya taklası suya girer- 3-4 m. su içinde ilerledikten sonra köpeğe döner, GEL emrini verir. Köpek suya girmekte çekingenlik gösterirse tasmasından tutarak Önce ayaklarını sonra yüzünü ve vücudunu elleriyle ıslatır, onu okşar, sakinleştirir ve sonra ağır adımlarla suya girer ve tekrar GEL emrini verir. Köpek yine direnirse tasmasından tutarak onu suya alır ve birkaç adım ilerledikten sonra okşar, sakinleştirir, AFERİN gibi sözlerle teşvik eder. Köpek suya ısındıktan sonra su topunu ileri atar, kendisi topa doğru yüzmeye başlar ve köpek mutlaka artık onu takip edecektir. 5-10 dakika birlikte topla oyun kurulur ve köpeğin suya karşı çekingenliği önlenir. İlk gün suda ençok çeyrek saat kalınmaiidır. Sonra sahile birlikte çıkılır şayet denizden çıkılmış ise bir duş altında iyice yıkanır ve rüzgâr tutmayan, hava cereyanı olmayan bir yerde kurulanarak beklenir. Köpeğin sudan çıktıktan sonra silkinmesine veya toprakta yuvarlanıp debelenmesine izin verilmez. Birkaç eksersizden sonra köpek suya iyice alışır ve bu aşamadan geçen köpeği artık eğitici sahilde kalarak bazı görevler verir. Meselâ, topu suya atar getirmesini ister. Aynca su içerisinde yanına gelen yabancıyı TUT emriyle saldırmasını ister. Veya yapılması gereken herhangi bir hareketin Önlenmesi İçin HAYIR emrine uyulmasını bekler. Ve bu uygulamaları su içinde köpeğe iyice öğretir. Her seferinde sudan çıktıktan sonra yukarıdaki önlemleri alır.

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRULARDA BEKÇİLİK İLE İLGİLİ EKSERSİZLER :
Bekçilik, köpeğin yaradılışında mevcut içgüdüsel bir özelliğidir. Ay-nca köpeklerde büyük ölçüde bir kıskanma hissi de mevcuttur. Kendisi¬ne ait eşyayı, yemeğini, kaldığı evi, ev halkını, Özetle herşeyi büyük bir ciddiyet ve heyecanla korur. Bu kıskançlık huyu köpekler için kötü bir nitelik değil, bilâkis bir yetenektir. Çünkü, köpeğin bu yeteneğinden ya¬rarlanılarak ona canımızı ve malımızı güvenebiliriz. O da bağlı olduğu ki¬şileri canı pahasına mutlaka korur. Aslında henüz anasımn sütüyle beslendiği ve güçlükle yürüyebildiği dönemde dahi. annesinin havladığı her şeye o da havlar; dolayısıyla bekçilik konusunda ilk dersi anasından abr. Hemen hatırlatalım ki, bekçilik yapacak köpekler iri cüsseli ve güçlü tür¬lerdir. Bekçilik yapacak köpekler henüz 2 aylıkken bakıcı ve eğitjcisiyle tanıştın İm alıdır. Önemli noktalan bekleyecek bir köpek ancak eğiticisi tarafından beslenmeli ve ev halkı dışında hiç bir kimseyi tanımayacak şe¬kilde yetiştirilmelidir. Özellikle gündüz kulübesinde tutulmalı, gece ser¬best bırakılmalıdır. Günde sabah ve öğleden sonra olmak üzere 1-2 saat bekleyeceği çevre etrafında d ulaştırılmalıdır. Böylece onun dünyasının bekleyeceği o yer olduğu iyice benimsetilmeli ve köpek o bölgeye adeta şartlandırılmalıdır. O -bölgeden geçecek her kimseye saldıracak bir davranış içinde buîunmalıdır. Bekçi köpeklerinin, geceleri beklediği bölgeden dışarıya çıkıp başkalarına zarar vermemeleri için etrafın yüksek tel örgülerle çevrelmesi uygun olur. Hayvanlar gündüzleri mutlaka kulübelerinde tutulmalıdır. Bekçi köpeklerine genellikle dur, hayır, tut ve otur gibi kelimeler yavruluk döneminde mutlaka öğretilmelidir. Askeri ve polis amaçlı hizmetler görecek köpeklere de bekleyeceği önemli bölgeler yavruluk döneminde öğretilmelidir.

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRULARDA İZ TAKİBİ, SAKLANANLARI ARAMA İLE İLGİLİ EKSERSİZLER :

Yavruların gerek koku alına duyusunu geliştirmek ve gerekse ARABUL emrini gerçekleştirmek için yaptırdığımız eksersîzler, ile iz takip edip saklananları bulmak da mümkündür. Aslında bu uygulamayı da diğer eğitimle ilgili sözcüklerin uygulamasında olduğu gibi ana bölümünde detaylı olarak inceleyeceğiz. Amacımız yavruluk döneminde gerek eğitim sözcüklerini ve gerekse eğitimle ilgili önemli konuları köpeğe sıkmadan ve onun anlayacağı genişlikte Öğretmektir, iz takibi saklanan birisinin bulunması olduğuna göre önce bu amaçla bir insan saklanarak köpeğe aratılnıaudır. Ki, 6 aylık olmuş bir köpek 150 m. mesafeden iz takibi uy¬gulamasını yapacak niteliğe gelmelidir. Her insanın çıkardığı özel vücut kokusunun % 5'i yürüdüğü iz üzerinde kalır. % 95'i ise çoğunluğu 60 cm. yükseklikte olmak üzere havaya karışır. Bu kokular rüzgâr altı yönüne doğru bir yol takip ederler. Eğer çevrede rüzgârı engelleyen tabii veya sun'i manijer yoksa, havada çok sıcak değilse bu kokular köpek tarafın¬dan kolayca algılanır. Bu konuda önemli bir faktörde zamandır. Ayrıca köpeklerde aldıkları kokuyu bir saat süreyle en yüksek bir ölçüde hisse¬derler. Bunedenle arazi durumu, rüzgâr ve zaman faktörleri iz takibinde önemli rol oynar. S ayını dolduran yavrular çeşitli arazi kesimlerine çıka¬rılarak saklanılan bir insanın bulunması için çeşitli eksersizler uygulanır. Önce 15-20 m. uzaklıkta rüzgâr altında göriinrneyecek bir yerde gizledi¬ğimiz kişi, o bölgeye gidinceye kadar ayağını yerde sürüyerek yürür. Köpeğe İzin başladığı noktadan koklatılarak, ara emri verilir. Bu anda sevk kayışı serbest olarak tutulur. Bu emri evvelceöğrenmiş olan köpeğimizin izi izleyerek saklanan kişiyi bulması gerekir, iz üzerinde ise AFERlN gibi teşvik edici sözlerle onurlandmimalıdır. Eğer izi süreınezse başlan¬gıç noktasına dönerek işe yeniden başlamak gerekir. Bu esnada sakla¬nan kişinin de yardımcı olması ve orada hafif sesler çıkacak yerini belirt¬mesinde yarar vardır. Bu eksersizler günde 3 defa uygulanır. Ancak her geçen gün mesafe biraz daha artırılarak 6 ay içerisinde İSO m.'ye çıka¬rılır Günler ilerledikçe ayak sürtme tanıaıncts kaldırılır. Bunun yerine saklanan kişinin üzerinden çıkan bir bez parçası 1S cm2 .lik parçalara ay¬rılarak iz yönünde çeşitli noktalara konulur. Dolayısıyla köpeğe bu şekilde yardımcı olunur.

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRULARA EĞİTİMLE İLGİLİ SÖZCÜKLERİ ÖĞRETMEK:

A. Konu Hakkında Genel Bilgi:
Bu bölüme kadar yavru köpeğe geleceği ile ilgili bazı bilgiler verilmiş¬tir. Onu artık yanımızda korkusuz gezdirecek bir düzeye getirdik, ismini, çişini nereye yapacağını, çevresini, yasaklanan konuları, başkasına karşı nasıl davranması gerektiğini öğrettik. Şu anda 4'üncü ayına girmiş olan köpeğimize 6 aya kadar biraz daha ileri yöntemlerle bazı bilgiler daha vermek zorundayız.
Bunların başında eğitime hazırlama işlemleri yer alır. Yavru köpekler kendilerine gereken ilgi gösterilmişse 3'iincü ay içinde söylenen sözlerin '' 75-80'ini anlar ve manasını değerlendirirler. Bu ilgi her an aynı derece¬de devanı etmelidir. Köpek bu dönemde gerek evdeki şahısları ve gerekse bütün eşyaları benimser ve onlara bağlanır. Adeta o artık evin bir parçası ulniiiştur. Bu nedenledirki, gerek evdeki şahıslara ve gerekse evdeki tüm bireylere sahip çıkmak olgusu köpekte belirmiştir.
İlk iş olarak köpeğe tek kelimeden oluşan emirler ve bunların anlamı öğretilir. Ancak, bu sözcükler sert bir ses tonu ve ciddi bir tavır içinde ve-riimelidir. Ve köpeğin arzuladığımız hareketi yaptığı an ödüllendirilmesi dp asla ihmal edilmemelidir. Köpeğe Öğreteceğimiz kelimeler özeüikle başlangıçta yanınıza çağırmak için GEL ve dikkatini çekmek için BAK,
istemediğiniz bir hareket karşısında HAYIR, siz bir yere oturduğunuzda ununda otunu asını sağlamak amacıyla OTUR veya YAT gibi sözcükler olmalıdır. Bunu takiben KAL, BUL ve yürüyüş düzeninde TOPUK gibi kelimeler de arasıyla öğretilecektir. Bu sözcükler eğitim bölümünde detaylı olarak incelenecektir. Ancak, yavruluk döneminde bu sözcüklere onu alıştırmakta da yarar vardır. Şimdi yavrulara öğreteceğimiz sözcük¬lerin yöntemlerine kısaca değineceğiz. Tekrarda yarar görüyorum, yavru¬larda eğitsel eksersizlere 8'inci haftadan itibaren mutlaka başlanılmalıdır.

B. Gel Sözcüğünün öğretilmesi:
Yavru normal istirahat durumunda iken veya uzakta herhangi bir şey¬le uğraşırken aniden ve çok ciddi bir ses tonuyla ismi ile GEL diye sesle-nilmelidir. Ancak bu esnada iki elinizi birbirine vurarak veya sağ elinizi bacağınıza vurarak bir ses çıkarılması gerekir. Çünkü unutmamak lazım ki, her sözcük veya her emir mutlaka bir hareketle yapılmalıdır- -Köpek sözcükle birlikte hareketi de öğrenir dolayısıyla bazen sözcük kullan-maksızın, o hareketle dahi o sözcüğün anlamım değerlendirir. Köpek emirlerinize uyduğu anda, muhakkak ödüllendirilmen ve çeşitli mesafe¬lerde bu sözcüğü kusursuz olarak uygulaymcaya kadar çatışmaya devam edilmelidir.

C. Bak Sözcüğünün öğretilmesi:
BAK emri yavrunun dikkatini çekmek için verilir. Meselâ, top hava¬ya atılır ve o anda sert bir ses tonu ile BAK diye seslenilir. Ve BAK se¬siyle beraber baş ve orta parmaklarla bir ŞIK sesi çıkarılır. Bak sözcüğü iyice öğretmek için süratle uzaklaştırılan bir kedi maketi veya dışarıda canlı bir kedi de kullanılabilir. Çünkü, genellikle köpeklerin en çok dik¬katini çeken canlılar kedilerdir. BAK sözcüğü ile birlikte ŞIK sesinin çı¬kartılması mutlaka prensip haline getirilmelidir. Ve bu sözcüğe köpek iyi¬ce uyum sağlaymeaya kadar devam edilmelidir.

D. Hayır Sözcüğünün öğretilmesi:
Aslında köpeğin ilk öğrendiği sözcük HAYIR'dır. Çünkü, o her kusu¬runda bu sözcüğü işitmiştir. Busözcük de çok sert bir ses tosıu ve çok ciddi bir tavır içinde kullanılmalı ve bu esnada işaret parmağı ile de gere¬ken hareket yapılmalıdır. Bu sözcükte iyice öğrenilinceye kadar uygula¬maya devam edilmelidir.

E. Otur Sözcüğünün öğretilmesi:
OTUR kelimesi yavru sevk kayışı ile yedeğinizde bulunduğu veyar. Sevk kayışı sağ elle tutulur ve sol elin parmaklan kuyruk dibine gelecek şekilde yerleştirilir. OTUR emri ile beraber sevk kayışı yukarı doğru süratle çekilirken sol elle de köpeğin arkasına aşağıya doğru sertçe bastırılır. Bu sözcük sevk kayışsız ve elle bastırma olmaksızın köpek tarafından uygulanıncaya kadar eğitime devam edilir. (Bu konu ileriki bölümlerde detayları ile ince¬lenecektir).

F. Topuk Sözcüğünün öğretilmesi:
TOPUK emrinden amaç, köpek sol tarafımızda olduğu bir pozisyon¬da sağ omuzu sol dizimizle aynı hizaya gelecek şekilde yürümesi veya oturmasını sağlamaktır. Köpek ileri veya geri kaldığı anda ya biz Öne ya da arkaya çıkarak veya köpeği öne veya arkaya çekerek ve her düzelt¬mede yine TOPUK sözcüğünü kullanarak emri uygulamalıyız. Ancak, önde veya arkada kaldığında HAYIR ikazını yapıp belirtilen hizaya gelin¬ce TOPUK emrini tekrarlamalıyız. Öyleki köpek yanımızda yürürken sağ omuzu daima sol dizimiz hizasında olmalı ve otururken de ayın pozisyon¬da kalmalıdır. Ki. bütün bu sözcüklerin öğretilme şekilleri daha detaylı olarak büyük köpeklere uygulanan eğitim yöntemleriyle belirtilecektir.

G. Kal Sözcüğünün öğretilmesi:
KAL emri her pozisyonda verilebilir. Amaç bu eniri alan köpeğin bu¬lunduğu pozisyonu, ikinci bîr emre kadar bozmamasıdır. Meselâ, köpek »ıiinna pozisyonunda iken KAL emri verilmişse ikinci bir emre kadar bu pozisyonda bekleyecektir. KAL emri de İleriki bölümlerde detaylı olarak anlatılacaktır. Ancak, yavruya KAL kelimesinin anlamını öğretmek için örneğin oturma pozisyonunda iken avuç içi köpeğin burun hizasına gele¬cek şekilde lek bir hareketle bu emir verilir. Bu hareket yapılırken köpe¬ğin korkmaması için dikkat edilmelidir. Bu emir yatma, yürüme, koşma ve akîa gelecek bütün hareketlerde uygulanabilir. Öyleki. köpek KAL Mizeüğimii işittiği anda o pozisyonda kalmalıdır. Ve ikinci bir emre kadar da bu pozisyonu bozmamaudır.

H. Yat Sözcüğünün öğretilmesi:
Bu siı/cükten amaç, köpeğin vücudu sahibinin veya eğiticinin vücu¬duna paralel ye sağ omuzu sol ayakla aynı hizada olacak pozisyonda kö¬peğin yatmasını sağlamaktır. Bu emirde önce oturma pozisyonunda öğ¬retilir. Aşağı doğru eğilerek oturan köpeğin sevk kayışı tasmaya bir
karış mesafeden sol elle tutulur ve sert bir sesle YAT emri verilirken aynı anda sol elle sevk kayışı aşağı doğru çekilir. Şayet, köpek yatmamakta direnirse yine YAT sözü ile beraber sağ elimizle de köpeğin ön ayakları¬nı alttan çekerek yere doğru çökertilmesi sağlanır. Ki, YAT emriyle iste¬nilen yatma pozisyonuna gelinceye kadar uygulamaya devam edilir. (Bu konu da ileriki bölümlerde detayları ile incelenecektir.)

t. Ara-Bul Sözcüğünün öğretilmesi:
Bu sözcükten amaç gizlenen bîr şeyi köpeğin arayıp bulmasını sağ¬lamaktır. Henüz S haftalıkken başlayıp topunu ve yiyeceğini saklayarak köpeğin koku alma duyusunu geliştirme eksersizleri yapmıştık. Köpeği¬miz şimdi 6 aylığa doğru yaklaştığına göre daha bilinçli olarak bu söz¬cüğü değerlendirecektir. Bu amaçla sevdiği bir oyuncak meselâ Top ö-nünden alınır, yerde sürütülerek bir eşyanın arkasına saklanır. Sonra ya¬nına gelerek ismiyle TOPU ARA sözcüğü belirü bir ses tonuyla verilir. Köpek topun süründüğü yönü takip ederek onu bulacaktır. Gerekirse ilk uygulamada kendisine yardım da edilebilir. Top yerine salübi saklanılarak veya eğiticisi saklanılarak da aynı emir uygulanmalıdır. Üyleki Köpek ARA-BUL sözcüğüne iyice uyum sağlayıncaya kadar bu konu üzerinde durulmalıdır.

J. Tut Sözcüğünün öğretilmesi:
Bu emirden amaç, köpeğe saldırma yeteneğini kazandırmaktır. Kö¬pekler hareketli her maddeyekarşı büyük bir ilgi duyduklarından bu uy¬gulamanın önce topla yapılması uygun olur. Top yerden yuvarlanarak TUT emri verilir. Köpek aslında sevdiği bu oyuncağı koşarak alır. Toptan sonra çeşitli hayvan maketlerini süratle önünden geçirerek TUT emri verilebilir. Ki. eğitim kuruluşlarında özel hareketli maketler mevcuttur. TUT emri ile birlikte köpek hareket eden bu maketlere doğru havlayarak saldır m alıdır. Sonra çeşitli giysilergiymiş insanlar köpeğin önünden koşturularak TUT emri uygulanmalıdır. Ki, artık köpek TUT sözcüğünü işittiğinde mutlaka bu sözcüğün gerektirdiği saldırıyı yapacak duruma gelinceye kadar uygulamaya devam edilir.

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRULARDA KÖTÜ HUYLAR :
Yavrularda günler İlerledikçe daha belirgin olarak ortaya çıkan bazı fena huylar görmemiz olağandır. Bunları da aşağıdaki dizi halinde ince¬leyeceğiz.

A. Yavrunun Evdeki Eşyaları Hırpalaması;
Yavrular ya kötü bir huy nedeniyle veya herhangi bir hastalığın etke* ni altında, yahut da oyun yapmak amacıyla evdeki erişebildikleri bü¬tün eşyaları tırnakları veya dişleriyle hırpalayabilirler. Meselâ, perdeyi çeker, halıyı, minderi, koltuğu tırmıklar veya koltukların tahta kısımla-nnı, yahut da ayakkabıları kemirebüirler. Perdeyi çekmeleri, koltuklan tırmalamaları oyun isteminden kaynaklanır. Bu durumda hareketli o-yuncaklar, meselâ top verilmesi yarar sağlar. Ancak, buna rağmen bu gi¬bi hareketlere devam ederse hayır ikazı ile uyarmak ve gerekirse canını yakarak cezalandırmak, onu bu huyundan vazgeçirmeye çalışmak gerekir. Bazen de bu fena hareketleri aç ve susuzluklarını yahut da çişlerinin geldiğini bildirmek amacıyla da yapabilirler. Bu noktada gözönünde tu¬tulmalıdır. Ancak bu alışkanlık önlenmezse erginlikte köpek herkese sal¬dırır
Yavru köpeğin koltukların tahta kısımlarını, ayakkabıları veya buna benzer sert maddeleri kemirmeleri bir kötü huydan çok diş çıkarmaları dö¬neminde görülen belirtilerdir. Bu hal çocuklarda da görülür. Onlara bu amaçla sert maddelerden yapılmış özel oyuncaklar verilir. Ve çocuklar bunları ağızlarına alarak oyalanırlar. Yavru köpekler içinde özel olarak bu amaçla yapılmış oyuncaklar vardır. Diş çıkarma döneminde yavru¬lara bunları vermek ve etrafta bulunan kemirebileceği eşyaları da göre¬meyeceği, uzanamayacağı bir yere kaldırmak uygun olur. Ayrıca bu dö¬nemde temiz bir pamukla yavrunun diş etlerine günde 1-2 defa (Anestol Pomat) sürmek yararlı olur. Yine Veteriner Hekimin uygun göreceği do¬zajda Kalsiyum vermek ve ayrıca güneşte ve temiz havada yavruyu gez¬dirmek çok faydalı olur.
B. Yavrunun Kavgacı Olması :
Bu alışkanlıkta fena bir huydan ileri gelir. Bazı türlerde çok fazla gö¬rülür. Bu tür köpekler gördükleri diğer köpeklerle mutlaka dalaşırlar. Ö-zellikle çevre uyumu sırasında bu konu üzerinde durularak, köpeğin bu fena alışkanlığı önce sert ses tonu ve hayır uyarılarıyla giderilmeye çalı¬şılmalı, gerekirse cezalandırmaya dahi gidilmelidir. Ve bu huyundan vaz-geçinceye kadar gereken uğraşı verilmelidir.
Toplu olarak köpek yavrularının bulunduğu üretim ünitelerinde bu fena huyun önüne geçmek için, aynı aylarda doğan yavruları sütten ke¬sildikten sonra biraraya toplamak, bunlara da gereken uyan ve cezaları uygulayarak bu fena alışkanlıkları önlemeye çalışmak gerekir.
Bu konuda önemli bir noktayı açıklamak gerekir. Köpeğin kavgacı¬lığı ile saldırganlığı ayrı ayrı kokulardır. Kavgacı köpekler aynen fena huylu, geçimsiz çocuklara benzerler, NasıIkİ, bu çocuklar etrafı ile bir arkadaşlık kuramazlar ve yalnız kalmayı isteyen içine kapanık tiplerdir. Ve davranışları yadırganır. Ve bu çocuklar tedavide edilemezler ise Jop-lum için zararlı kimseler olurlar. Kavgacı köpeklerde aynen böyledir. Et-raffanndaki gerek köpek ve gerekse diğer canlslara karşı katı bir tutum gösterirler. Gürültü ve şamatadan başka bir amaç id taşımazlar. Bir kö¬pek için iyi bir vasıf değildir. Hele Askeri ve Polisiye amaçlı eğitimlerde, köpekler ancak saldırganlık eğitimi esnasında havlarlar. Bunun dışında bütün eğitimler kesinlikle büyük bir sessizlik içinde yürütülür. Keza devam b havlayan veya kavgacı tipler korkak ve çekingen de olurlar. Ay¬nen alkol abnea cesaretlenen insan tiplerine benzerler. Bu nedenle ufak bir baskı karşısında hemen kuyruklarını arka bacaklarına kıstırarak ka¬çarlar.
Saldırgan köpekler ise sakin görünümlüdürler. Bunlar nerede ve ne za¬man saldıracaklarını bilirler. Boş yere şamata yapıp nefes tüketmezler. Gördüğü eğitim özelliğine göre görevde düşmana canı pahasına saldırır ve onu zararsız hale getirirler. Atalarımızın kullandığı (Isıracak köpek di¬şini göstermez) deyimi bu sakin yapılı ve ancak zamanında saldırmasını bilen köpeklerle, şamatacı köpekleri birbirinden ayırt edecek en güzel örnektir.
C. Yavrunun Çekjngen ve Korkak Olması;
Çekingenlik ve korkaklıkta bir köpek için istenmeyen bir özelliktir. Böyle köpekler yavruluk döneminde kolayca fark edilirler. Meselâ, ancak ya sahibinin ya da eğiticisinin yanına çıkarlar. O anda yabancı bir kimse gelirse kuyruğunu art bacakları arasına saklayarak ve kulaklarını düşü¬rerek kulübelerine kaçarlar. Artık sahibi de çağırsa o yabancı gidinceye kadar ortaya çıkmazlar. Yanına gelen yabancının insan olması da şart de¬ğildir. Hatta kendisinden çok daha ufak bir köpek yavrusu geldiğinde, bu zayıf karakterli yavrular ondan da kaçarlar. Bu tutumları aylar geç¬tikçe daha da ilerler. Aslında bu tür yavrular yetiştirici üniteler de tu-tulmaMfc. Ve hatta ana^ve babaları damızlıktan çıkarılmalıdır.
Buna rağmen bir şanssızlık eseri böyle bir yavru edinmiş isek, onu bu fena alışkanlığından caydırmaya çalışacağız. Bu nedenle ilk iş olarak ona çok anlayışlı ve yumuşak bir davranış içinde bulunacağız. Ayrıca bir ye¬meği veya oyuncağı kıskanacak derecede sevdireceğiz. Bir yabancı gel¬diğinde kaçmak isterse hafif bir sesle ve okşayarak önleyeceğiz. Ve ge¬len yabancının da onu okşamasına ve hatta sevmesine izin vermeliyiz. Sa¬kinleştikten sonra hemen sevdiği yiyecek veya top ile ödüllendirmeliyiz. Bu uygulamayı çeşitli kimseler karşısında çekinmeden, korkmadan hare¬ket edecek bir düzeye gelinceye kadar tekrarlamalıyız. Ayrıca bu tip yav¬ruların önünden kedi ve köpek maketlerini süratle geçirerek onlara karşı tavır almasına çalışmalıyız. Yılmadan usanmadan bu yöntemleri uygula¬yarak iyi bir sonuca ulaşmaya çalışmalıyız.
D. Yavrunun Şımarık ve Sırnaşık Olması:
Genellikle melez ırklara ait köpek yavruları çok şımarık ve sırnaşık o-lurlar. Bunlar önlerine gelen her kişiye yaklaşır, kuyruk sallar, ayaklarına sürünür veya ayak diplerine yatıp yuvarlanırlar. Bazen gördükleri insanın üzerlerine sıçrarlar; çoğunlukla bir köpekten ziyade kedi yavrularına ben¬zer bir davranış içinde bulunurlar. Bu tip köpeklerinde gelecekte önemli görevlerde başarılı olması mümkün değildir. Bu kusurların yavruluk dö¬neminde giderilmesi için uğraşılmalıdır. Bunlarda aynen susacakları, ağ¬layacakları, oynayacakları zamanı ve yeri bilmeyen ve her dileği yapılın¬caya kadar eylemlerini sürdüren çocuklara benzerler. Aynen çekingen ve korkak köpek yavrularında olduğu gibi şımarık ve sırnaşık yavru veren ana ve babalarda damızlıktan çıkarılmalıdır.
Buna rağmen böyle bir yavru edinmiş isek, önce ona karşı tatlı ses¬lerle bu hareketinin yanlışlığını anlatmaya çalışmalıyız. Ancak, davra¬nışlarına devam ederse ciddi ve çok sert bir ses tonuyla hayır diye uya¬rılmalıdır, ikinci bir hareketine meydan vermeden bu ciddiyet bir süre korunmalıdır. Ve bu tür köpeklerin başka kişilerle teması da mutlaka önlenmelidir. Ciddi davranışlar onu ürkek veya çekingen yapmışsa şımar¬masına göz yummamak şartıyla daha yakından ilgi gösterilmesi gerekir. Bu tip sırnaşık ve şımarık bir köpek bu kötü huyundan vaz geçtiği an tatlı bir ses tonuyla yanınıza çağırın. Şayet size yaklaştığında yine eski durumunu korur ve sevmediğimiz hareketleri yeniden yaparsa bu sefer ikazınızı cezaya çevirin. Taki, başka birisini gördüğünde dahi bir köpek gibi ciddi olmasını öğreninceye kadar üzerinden ilginizi çekmeyin. Du¬rum arzuladığınız sonuca eriştiğinde onu Ödüllendirmeyi de ihmal et¬meyin .
Üretim ünitelerinde bu tip yavrular yine biraraya toplanarak yal¬nız bir kişinin onlarla ilgisinin sağlanması ve ceza derecesine varmaya¬cak Ölçüde şiddetli uyarılarla bu huylarının önlenmesi çabasına gidilme¬lidir. Tek köpekte olduğu gibi olumlu bir sonuç alınmasa da yine de iç¬lerinden yararlanacak seviyeye gelenler seçilip, diğerleri atılmalıdır.
E. Yavrunun Çevredeki Canlılara Saldırması;
Bazı melez ırklar gerek yavruluk ve gerekse olgunluk dönemlerinde etraflarındaki insan ve canlılara devamlı olarak saldırırlar. Bu tip bir yav¬ruyu önce sert bir şekilde hayır sözcüğü ile ikaz etmek gerekir. Bu alış¬kanlığı yine de devam ettirirse uyarıyı cezaya gidecek derecede artır¬malıyız. Taki, etrafdaki insan ve canlılara artık zarar vermeyecek bir du¬ruma gelinceye kadar çalışmalıyız. Bu huyundan vazgeçtiğini anladığı¬mız anda önceleri ağızlık takılarak çevrede gezdirmeliyiz ve dışarıdaki durumunu kontrol etmeliyiz. Ancak, köpeğe ne zaman ve nerede saldı¬racağını da mutlaka öğretmeliyiz.
Özellikle kurt köpekleri ve diğer ilik kulaklı köpek türleri bilhassa kızgınlık dönemlerinde kan yapıları gereği koyunlara çok saKiırırtar. Bu nedenle kurt köpeği meraklıları kırsal bölgede bu noktayı daima gözünün de tutmalıdırlar. Türk çoban köpekleri de soydan gelen bir lutku ile dik kulaklı köpeklere ve diğer köpek türlerine karşı saldirab i lirler. Ancak, yavruluk döneminden itibaren bir arada büyütülen kurt ve Türk çoban köpeklerinin çok iyi anlaştıkları görülmüştür.
F. Yavrunun Hiç Havlamaması veya Devamlı Havlaması:
Köpeklerin sevgi, tasa, tehlike ve heyecan hislerini ayrı ayrı ses çıka¬rarak açığa vurdukları bir gerçektir. Sahibini karşılayan bir köpeğin çı¬kardığı ses ile açlık, susuzluk veya çişinin sıkıştırması anındaki ses ve hareketler başka başkadır. Ayrıca herhangi bir şeyi kıskandığında veya bir tehlikenin yaklaştığını anladığuıda çıkardığı ses ve havlama tomıda birbirinden çok net olarak farklılık gösterir. Bu farkı anlamak için kö¬pekle yakından ilgi kurmak gerekir.
Aslında havlama köpekler için içgüdüsel bir Özelliktir. Yavrular hav¬lamayı ve çeşitli sesler ve jestlerle duygularını belirtmeyi ilk olarak anne¬lerinden öğrenirler. Ancak, köpeğin her an havlaması hem sıkıcı olur hem de arzulanan bir nitelik değildir. 13u nedenle onlara ne zaman ve ni¬çin havlayacaklarının öğretilmesi gerekir. Meselâ, bir Askeri veya Polis iz veya devriye köpeği görev süresince asla havla manialıdır. Bir bekçi kö¬peği ise beklediği noktada en ufak bir kıpırtı hissettiğinde derhal havlayarak işaretini vermelidir. Ayrıca devamlı olarak insanlarla içice bulunan süs köpeklerinin de havlamaları sakıncalıdır. Ancak, bir köpeğin kedi gibi yatması, gelip geçene aldırmaması, yani hiç havlamaması da beğenilecek bir özellik olamaz. Bu fena huylarda yavruluk döneminden de ele alına¬rak giderilmelidir.
Devamlı havlayan köpekler Önce bir veteriner hekim kontrolundan geçirilmeli, havlamasının nedeni bir hastalığa bağlı ise tedavi yoluna gi¬dilmelidir. Havlama bir alışkanlıktan ileri geliyorsa yine veteriner hekimce uygun görülecek ihelarla uyku dönemi bir müddet artırılmalı, uyandığı anda şekerli süt veya su verilerek havlamaması sağlanmalıdır. Veya uy¬kudan kalktığında çok sevdiği bîr oyuncakla onu ıneştîtı! etmekte yarar¬lı olur. Bütün bunlara rağmen havlamaya devam ederse sert bir tavırla iıayır uyarısı yapılmalıdır. Buna rağmen yine de devamlı havlarsa sert¬çe bağırarak ve işaret parmağıda yukan kaldırılarak hayır ikazı tekrarlanmalıdır. Ancak, hayvanın havlaması dinip.pısırık bir hal almasına da göz yumulmamalı ve nerede havlayacağı ileriki bölümlerde anlatacağımız yöntemlerle Öğretilmelidir. Hiç havlamayan köpekler için önce aç bırak¬mak yöntemi uygulanmalıdır- Bu amaçla köpeğe belirli bir saatte yeme¬ği verilmemeli, yani acıktığı bir anda yemeği önüne konmalıdır. Ancak bu sırada daha Önce planlandığı şekilde bir başka kişi tarafından yemek kabı önünden alınmalıdır. Bu esnada sahibi veya bakıcı-eğiticisi köpeği tut sözcüğü ile kışkırtmalidır. Aslında açlığın verdiği nedenle yemeğini götüren kişinin peşinden gitmesi ve sahibininde teşviki ile köpeğin o anda havlaması gerekir. Şayet havlarsa, yabancı yemeği bırakarak kaybolmalıdır. Fakat, yine de havlamazsa teşvike devam edilmelidir. Ve yemeği tâ havlayıncaya kadar mümkün olduğu kadar kesilmelidir. Yemek yerine sev¬diği bir oyuncakla da bu yöntem uygulanabilir. Hayvan gerek açüğı ve gerekse kıskançlığı nedeniyle bir gün gelecek mutlaka havlamayı öğrene¬cektir.
4'ünrii aya kadar yavrunun yukarıda sıralanan fena huyları mutlaka önlenmeli ve 4 ve 6'ncı ay arasında ise noksan veya zayıf olan konularda gerekli pekiştirmeler yapılmalıdır.

YAVRU KÖPEK EĞİTİMİ

YAVRU EĞİTİMİNDEKİ UYGULAMALAR

A) Yavru ile dostluk kurmak
Köpeğimizi onun dostu olduğumuza inandırmalıyız. Köpek olarak iyi bir kan taşıyan ana ve babanın yavrusunu seçmeliyiz. Bu nedenle soy kütüğü belgesi olmayan bir köpeği almamalıyız. Ancak güven duyduğumuz kimselerden köpek sağlamalıyız. Aksi halde ileride çıkacak kalıtsal bir hastalık bizi üzebilir. Köpekle her an yakın bir ilişki İçinde bulunmalıyız. Dünyadaki canlılar arasında köpek kadar ses tonundan, sevgi, övgü veya azarlama ifade eden ses ve hareketlerle ve hatta mimik ve jestlerden etkilenen bir canlı daha gösterilemez. Yumuşak, tatlı bir ses, bir okşama veya övgü ifade eden birkaç kelime ile kurulan ilişki köpeği size bağlamaya yetecektir. Aslında köpek terbiyesinde ve eğitiminde temel kaide köpeği sevmek ve onunla gönül birliği içinde bulunmaktadır. Yavruya sevilerek güven verilir. Bir aylıkken ele alınıp sevilmelidir. Aksi halde 4 aydan sonra sevilen yavru çekingen olur ve insana ısınmaz.

B) Yavruya isim vermek
Köpeğinizle aranızda gönül bağı kurulduktan sonra yapacağınız ilk iş ona bir isim vermek olacaktır. Bu isim mutlaka tek heceli, çekici ve çarpıcı olmalıdır. Her an ona karşı kullanacağınız ilk sözcük onun ismi olmalıdır. Göreceksiniz ki köpeğiniz birkaç gün içinde bu sözcüğün kendi ismi olduğunu kavrayacaktır Köpekler her sözcüğün anlamını ve o anda yapılan hareketin amacını birkaç tekrardan sonra mutlaka kavrarlar. Yavru Köpek ismini öğrendikten sonra ilk iş onunla ilişki kuracak ev halkını veya eğitici-bakıcı personeli ona iyice tanıtmak ve onların isimlerini de aynı yöntemle kendisine öğretmek olmalıdır. Ayrıca etrafınızda görülen her şeyi yemek kabı, su kabı, kendi özel diğer araç ve oyuncakları, masa, sandalye, buzdolabı gibi eşyaları da isim olarak mutlaka öğretip tanıtmalıyız. Dostlarımızı da çok samimi olmamak üzere tanımasında yarar vardır. Sonra doğayı, doğadaki diğer canlıları ona göstermek ve tanıtmak hatta ismen öğretmekte gereklidir.

C) Yavrunun eve uyumunu sağlamak
Unutmayalım ki anasından ve kardeşlerinden ayrılarak evimize getirdiğimiz yavru kendisine ne kadar yakından ilgi göstersek de onu yalnız bıraktığımız an mutlaka mızmızlanır ve hatta ağlar. Bu durum doğaldır. Her yavru bu tür hareketleri mutlaka yapar. Birkaç gün içinde bu davranışlarından vazgeçer. Ancak bu birkaç gün onun içimize işleyen bu acı feryatlarını çekmemizde güçtür. Bunun için çeşitli yöntemler uygulayabiliriz. Öncelikle yavrunun anasının ve kardeşlerinin üzerine kokulan sinmiş bir bez parçası, yattığı kafesin altına konularak avunması sağlanır. Ayrıca eve geldiğinden beri yavru ile en çok ilgilenen kimsenin ona karşı övgü ve sevgi ifade eden sözleri ile doldurulmuş bir teyp 5 dakika ara ve hafif bir ses tonu ile dinletilir. Yine de ağlamaya devam ederse bir masa saati çalışır vaziyette yatağının yanına bırakılarak onun çıkardığı tik-tak sesleriyle oyalanması sağlanır, ilgi yavruyu eve bağlar. Ergin bir köpek ise ancak 10 günde eve bağlanır.

D) Yavrunun tabii ihtiyaçlarını disipline etmek
Köpeğimize öğreteceğimiz en önemli konuların başında yavrunun çişini dilediğimiz yere yapmasını sağlamak gelir, özellikle yavrular bu hareketlerin yanlış olduğunu bilmeden etrafı idrarları ve pislikleriyle kirletebilirler. Yavrular pislemelerini genellikle uykudan kalktıktan veya yemeklerini yedikten sonraki anlarda yaparlar. İşte bu zamanlarda onu bahçeye çıkarmak seçilecek yolların başında gelir. Keza köpekler, ter bezleri olmaması nedeniyle idrarlarını sık olarak yaparlar. Hemen ilâve edelim ki köpek yavruları ilk çiş yaptıkları ve pisledikleri yeri koklayarak bulur ve ihtiyacını yine aynı noktaya yapar. Ev içinde barındırılacak yavrular için bu amaçla tahta bir kutu yapılmalı ve içi ince kum ile doldurulmalıdır. Yavrunun bulunduğu odanın zemini bir şilte, eski bir çarşaf yahut gazete ve ambalaj kağıtlarıyla kaplanmalıdır. Yavrunun ilk önce pisliği veya çişi ile kirlettiği bölge kesilerek alınmalı ve bu kirli kağıt parçası özel olarak yaptırdığımız kutunun içine yerleştirilmelidir. Yavru tekrar ihtiyaç hissettiğinde koklayarak bu kağıdın konduğu kutuyu bulur ve ihtiyacını giderir. Kağıt temizlendikten sonra kirli yüzü özel olarak yapılan kutunun toprağına iyice sürülür ve atılır. Yavru bundan sonraki ihtiyaçlarını mutlaka bu kutuya yapacaktır. Ancak, bu kutu yerine evin tuvaleti de yavruya bu amaçla öğretilebilir. Şayet kaçamak yapar yine odayı kirletir ise önce dikkati çekilecek şekilde sert bir ses tonu ile hayır diyerek kutu içine götürülmelidir ve oraya çişini yapması için başında beklenilmelidir. Konu üzerinde ısrarla durulursa birkaç gün içinde kendiliğinden bu sorun çözüme kavuşacaktır. İşte o anda onu mutlaka aferin, bravo gibi teşvik edici tatlı ve yumuşak bir sesle okşayıp sevmeyi unutmamalıyız. Bu konu yedinci haftada ciddiyetle ele alınmalı ve dikkatle takip edilmelidir.

E) Yavrunun ödüllendirilmesi
Köpeğimiz dilediğimiz bir hareketi kusursuz yaptığı anda onu mutlaka ödüllendirmeliyiz. Ödüllendirme tatlı sözle, onu okşamakla veya sevdiği bir yiyecek yahut da sevdiği bir oyuncağı vermekle yapılabilir. Köpek eğitiminin temel kaidelerinden birisi sabırdır. Yılgınlık gösterilmediği ve iş gevşek tutulmadığı takdirde mutlaka başarıya ulaşılır. Köpeğimize dilediğimiz her şeyi yaptıracak ve onunla adeta bir insanla anlaşırcasına uyuşacağız, öyle bir an gelecek ki köpek el, kol, baş. ve göz işaretlerimizi dahi değerlendirecektir. İşin en can alıcı noktası; işte bu andaki uygulamadır. Bu uygulama ödüllendirme şeklinde yapılır. Ancak, ödüllendirmenin ne zaman ve ne şekilde uygulanacağı büyük önem taşır. Çünkü köpekler kendilerine gösterilen övgünün veya tepkinin son yaptıkları hareketten kaynaklandığını zannederler. İşte hayvanın iyi bir hareketini ödüllendirmek veya onu cezalandırmak için yapılan son hareketi anında değerlendirmek gerekir.
Bir örnekle konuyu açmak gerekirse, köpeğimizi çağırdığımızda hemen yanımıza gelmesi gerekir. Örneğin, Tom buraya gel, dediğimizde köpeğimiz bu emre uyar ve hemen yanımıza gelirse onu o anda ödüllendirmeliyiz. Ancak birkaç çağrı sonra gelirse tepki göstermeliyiz. Fakat tepkiyi ilk çağrıdan sonra göstermemiz gerekir. Birkaç kez ikazdan sonra yanımıza geldiği zaman tepki gösterirsek, “yanımıza gelmesinin hatalı olduğunu" zanneder. Bu nedenle köpek eğitiminde tepkinin ve ödüllendirmenin zamanı çok iyi olarak değerlendirilmelidir. Yukarıda belirttiğimiz gibi okşamak, tatlı sözcüklerle onu övmek veya bir parça şeker, çukulota veya et parçası vererek veyahut hoşlandığı bir oyuncağı meselâ, topu önüne koyarak oynamasını sağlamak, en iyi ödüllendirme şekilleridir. Fakat en çok tercih edileni manevi ödüllendirmedir.

F) Yavrunun cezalandırılması
Cezalandırma ya tepki ya da canını yakmakla uygulanır. Tepki genel olarak sert bir ses tonu, ciddi bir ifade ve hareketle köpeği uyarmaktır. Meselâ yaptığı yanlış bir hareket anında seri bir şekilde “Hayır” diye bağırmak ilk yapılacak uygulamadır. Canını yakmak ise, önce hafif ve dozajı gittikçe artırılarak tepkiyi cezaya dönüştürmektir. Yersiz uygulanan ceza köpeği gereksiz saldırgan ve sahibine de düşman eder. Hemen hatırlatalım ki, ceza en son başvurulacak bir yol olmalıdır. Başlangıçta da söylediğimiz gibi ceza daima olumsuz sonuçlar doğurur. En iyisi köpeği sevgi ve sabırla terbiye etmektir. Nihayet ikaz son uygulama şekli olmalı ve mutlaka ceza gerekiyor ise yavru 6 aylık olmadan uygulanmamalıdır. Altıncı ayını doldurmuş köpeklerde en uygun ceza şekli zincir tasma kullanılır. Sevk kayışı ne kadar sert çekilirse zincir tasma boğazı o derece fazla sıkar. Bu uygulamayı da aynen ödüllendirmede olduğu gibi zamanını iyi seçerek yapmak gerekir. Aksi halde daha zararlı sonuçlar verir. Köpek yapılması istenmeyen bir hareketi tekrarladığı an, sert bir ses tonuyla hayır diye bağırarak zincir tasma sıkılmalıdır. Bu anda hayvan çok acı duyacağından bu yanlış hareketi bir daha tekrarlamaz.

G) Yavrunun duyu organlarını geliştirmek için yapılacak egzersizler
Özellikle aşağıda sıralanan dört adet duyu organını geliştirmek amacıyla yavruluk döneminden başlanılarak bazı eksersizlerin uygulanması gerekmektedir.

1) Koku alma duyusunun geliştirilmesi
Bir köpeğin en önemli öğesi burnudur. Çünkü köpek burnu ile görür ve burnu ile yönünü tayin eder; burnu ile yiyeceği bulur, tek kelime ile köpek burnu ile yaşar. Doğduğu an önce yaşamını sürdürmek için beslenme çabasına düşecek yavru, gözleri kapalı olmasına rağmen bu organı ile anasının memesini bulur. Günler ilerledikçe etrafını yine koku alma duyusu ile tanır. Yanına yaklaşmakta olan insan ve diğer canlıları bu sayede ayırt eder. Dost ve yabancıları bu öğesiyle anlayarak tepkisini gösterir. Ondan beklenilen her görevi bu öğesi sayesinde yapar. Bunun için aşağıda açıklanan çeşitli eksersizlerle bu organın geliştirilmesi sağlanır.

a) Gıda maddeleri ile uygulanan eksersizler
Yavruların beslenmesinde incelediğimiz gibi. 2 aylıktan başlayarak köpeğe ana sütüne ilaveten bazı gıda maddeleri verilmektedir. Bunların başında süt, et suyu gelir. Yavrulara günde en az 4-5 defa bu besinleri mutlaka her gün aynı saatlerde vermeyi prensip edinmeliyiz. Yavrunun gıdasını alma saati gelince heyecanlanacak veya en azından bazı hareketlerle bu hissini açıklayacaktır, işte bu durumdan yararlanılarak yavruların yiyecek kaplarının her gün biraz daha uzaklığı artırılarak çeşitli yerlere saklanılmalıdır. Yavru her geçen gün daha uzak bir yere saklanan yemek kabını koku alma duyusu ile mutlaka bulacaktır. Bu yöntemin uygulanmasına ilk geçişte yavruya yardımcı olmak veya yol göstermek yararlı olur. Meselâ, yemek kabındaki besin maddesinden birer damla veya ufak birer parça muayyen aralıklarla yemek kabının saklandığı yönde işaret olacak şekilde konulmalıdır. Yavru açlık hissi ile yiyecek kabını, konulan bu işaretleri izleyerek bulacaktır. İlk uygulamada bakıcısının da kabın saklandığı noktaya gelerek hafif seslerle onu yanına çağırması da uygun olur. Yemek kabını birkaç kez aynı mesafede ve aynı noktada sakladıktan sonra, artık işaret olarak konulan yemek parçaları kaldırılmalı ve yardımcı kişi de ortadan çekilmelidir. Yemek kabı daha uzak bir yere saklanarak yemek saatinde yavruya bu kabı bulma işareti verilmelidir. Aslında bu anda açlık hissiyle ve hatta biraz da edindiği alışkanlıkla o mutlaka yemeğini arayacaktır ve görülecektir ki kısa bir süre içinde de bulacaktır. Günler ilerledikçe mesafe de uzatılmalı ve yavru her zaman yemek kabını buluncaya kadar bu yöntem uygulanmalıdır.

b) Oyuncaklarla uygulanan eksersizler
Yavru köpeklerde aynen çocuklarda olduğu gibi oyuncaklarla oynama hevesi çoktur. Köpekler özellikle top gibi hareketli oyuncaklardan hoşlanırlar. Ancak, ses çıkaran oyuncak bebekler veya diğer tür hayvan benzeri maketler de dikkatlerini çeker. Genel kural olarak köpek ileride askeri veya polis hizmetlerinde eğitime alınacaksa yavru yalnız çeşitli oyuncaklara alıştırılır. Av köpekleri ise sadece kuş, tavşan, ördek vb gibi canlılara benzeyen ve onların tüyleri bağlanmış oyuncaklara alıştırılmalıdır. Oyuncaklarla yapılan eksersizler ayrıca yavruyu harekete geçirir ve onun bedensel gelişmesine de yardımcı olur. Bu nedenle yavrularla en az günde birkaç saat oyun kurulmalıdır. Bu esnada yavruların kötü huyları da tespit edilir ve gereken önlemler alınır. Yavru köpekler alıştığı oyuncağı hem kıskanırlar hem de zaman zaman onu mutlaka ararlar. İşte onun bu eğiliminden yararlanılarak her gün belirli saatlerde oyuncaklarını önüne verip onunla birlikte oynamalıyız. Önce oyuncağın ismini kendisine öğretmek gerekir. Bunun için meselâ top verilecekse her an top sözcüğünü kullanarak topu önüne atmak gerekir. Yavru birkaç kez tekrardan sonra bu oyuncağın top olduğunu öğrenir ve bir daha unutmaz. Her gün aynı saatlerde topu önüne yuvarlayarak onunla oynamasına yardımcı olunmalıdır. Burada önemli olan nokta topun içinin dolu olması ve yavrunun ağzına alabileceği bir büyüklükte bulunmasıdır. Bu amaçla özel yapılmış toplar mevcuttur. Ancak, içi dolu her türlü top veya tenis topları da kullanılabilir. Top köpeğin zevkle oynadığı bir oyuncaktır. Bu nedenle yavru topu sık sık arar. işte bu anlarda aynen yemek kabında olduğu gibi önce yakın bir mesafede bir engelin arkasına top saklanır ve yavruya topu bul işareti verilir. İlk uygulamada topu gizlediğimiz yere kadar yerden sürüyerek götürüp saklamalıyız. ve topu yere koyup sürümeye başladığımız noktada köpeğin burnunu o noktaya getirerek koklatmak ve azami 50 cm. kadar bu izi koklayacak şekilde yürütülmelidir. Gerekirse biraz da yardımla yavrunun topu bulması sağlanmalıdır. "Birkaç kez aynı noktada yapılan uygulamadan sonra köpek, topu artık saklandığı yerden kolayca bulacaktır." Günler ilerledikçe mesafe artırılarak top saklanacak ve uygulamaya devam edilecektir.
Bu eksersizlerde dikkat edilecek nokta saklanan nesnenin önce bir oda içinde yapılması günler ilerledikçe aynı uygulamanın arazide tekrar edilmesidir. Gerek yemeğini ve gerekse oyuncağını saklandığı yerden bulan yavru mutlaka ödüllendirilmelidir.

c) Sevdiği kişi ve eşyalarla uygulanan eksersizler
Öncede açıkladığımız gibi köpeklerde insanlara örnek olacak derecede bir sadakat duygusu vardır. Bu nedenle köpek terbiyesinde sık sık değindiğimiz gibi ilk temel kural köpekle bir gönül köprüsü kurmaktır. Çünkü köpek ancak sevdiği kişinin yanında mutludur. Onun yanında iştahı ile yemeğini yer ve gönlünce eğlenir ve istenilen görevi yapar. Kısaca köpek, günlerce açlık ve susuzluğa ve hatta her türlü zulme tahammül eder; ancak sevdiği kişiyi birkaç saat görmezse çok daha üzülür. İşte bu nedenlerle yavrulara çeşitli eksersizler uygulanırken sevdiği kişinin daima yanında olması başarıyı artırır. Köpekler sevdiklerinin hoşuna giden hareketleri zevkle yaparlar. Diyebiliriz ki, yemek, içmek, oyuncak onlar için sadece bir araçtır. Asıl amaç ise onun sevdiği insandır. Bu sebeple ona uygulanacak gerek eksersizlerde ve gerekse eğitimlerde en etkili olacak sevdiği kişidir. Yani bu kişi köpeğin sahibi, bakıcısı veya eğiticisidir. Bu nedenle köpeğin koku alma duyusunu geliştirmek amacıyla onunla gönül bağı kuran sevdiği kişi de kullanılır. Bunun için aynen yemek kabı veya oyuncağın gizlendiği gibi sevdiği kişi de onun görmeyeceği bir yere saklanır. Ancak ilk denemede onun duyabileceği hafif bir sesle ona seslenir. Bu sinyal sevdiği kimseyi bulmak için yeterlidir ve bu andaki yavrunun sevinci görülmeye değerdir. Bu uygulama her geçen gün biraz daha uzun mesafelerde saklanılarak tekrarlanır. Köpek her seferde sahibini büyük bir heyecanla arayacak ve mutlaka bulacaktır. Bu eksersizler daha sonra arazi üzerinde de tekrarlanmalıdır. Bu konu iz takibi yapılacak köpekler için büyük önem taşır.

2) İşitme Duyusunun Geliştirilmesi
Köpeklerin önemli organlarından birisi de kulaktır. Bu organ her ne kadar koku alma duyusu kadar gelişmemişse de yine de insanlardan çok üstün bir niteliktedir. Köpek insanın işitemediği çok hafif sesleri de alır Aslında bir yabancının geldiğini önce koku duyusu ile hisseder, sonra işitme duyusu ile dikkatini artırır. Bu nedenle diyebiliriz ki, işitme duyusu köpeğin koku alma duyusunun en başyardımcısıdır. Köpeğin bu duyusu da yavruluk döneminde çeşitli eksersizlerle geliştirilmelidir.
Bu amaçla önce koku alma duyusunda olduğu gibi köpeğin sevdiği kimse kısa bir mesafede ve daha sonra işer geçen gün mesafeyi daha artırarak gizlenir. Çok hafif sesler çıkararak köpeğin ismini söyler ve dikkatini çeker. Bu uygulamalardan olumlu bir sonuç alındıktan sonra yavru ödüllendirilir. Bundan sonra yabancı kimseler aynı şekilde muhtelif yerlere saklanılarak onların bulunması için uğraşılır. Bu esnada da köpek dikkati çekilerek yabancının çıkaracağı hafif sese doğru yönlendirilmelidir. Bu uygulamalar çeşitli mesafelerde ve çeşitli arazi kesimleri üzerinde tekrar edilmelidir. Yavrunun yabancı bir kimsenin sesini işittiği an havlaması ve sesin geldiği istikamete doğru yürümesi bir amaç olup böyle bir durumda yavru mutlaka ödüllendirilmelidir.

3) Görme Duyusunun Geliştirilmesi
Köpekler özellikle hareketli ve parlak, çekici şekilleri büyük bir dikkatle izlerler. Bu yeteneklerinden yararlanılarak görme duyusunu geliştirecek eksersizler uygulanabilir. Önce dikkatini çekecek bir mesafeden parlak ve çekici bir cisim hareket ettirilir. Köpeğin bunu dikkatle izlediği görülecektir. Hatta köpek o cismin üzerine doğru yürüme arzusu da gösterebilir. Bir müddet sonra aynı cisim biraz daha uzaktan aynı şekilde hareket ettirilerek köpeğin dikkati çekilip yine gözle izlemesi sağlanılmalıdır. Her gün çeşitli mesafelerden ve değişik yönlerden bu tür cisimler hareket ettirilerek görme duyusunun gelişmesine yardımcı olmalıyız. Buna ilaveten köpeği hareketli her cisme karşı uyanık duruma getirmeliyiz.

4) Tat Alma Duyusunun Geliştirilmesi
Köpekler bazı yiyeceklerin tatlarını beğenerek seçerler. Bunlar içinde et, süt, şeker, çikolata başta gelir. Köpeğin tat alma duyusunu böyle sevdiği yiyecekleri vererek geliştirmek mümkündür. Bu uygulamanın Ödüllendirmede de çok yaran olacağından üzerinde Önemle durulmalıdır. Özellikle şeker ve çikolata bu amaçla çok az miktarda olmak üzere uygulanmalıdır. En çok sevdiği yiyecek ödüllendirme amacıyla kullanılmalıdır. Arzulanan bir başarı elde edildiğinde bu en çok sevdiği yiyecekle ödüllendirilmelidir. Bu sebepten tat alma duyusunun da hayvan terbiye ve eğitiminde büyük önemi olduğu unutulmamalıdır.
H) Yavrunun Tasma ve Sevk Kayışına Alıştırılması
Artık yavrunun çevre şartlarına uyum sağlaması zamanı gelmiştir. Bu uygulamayı yapabilmemiz için yavruyu sevk kayışı ile tasmasına bağlayarak yanımızda gezdirmek zorundayız. Bu nedenle önceden köpeğimizi tasmaya alıştırmak gerecektir. Bunun için en elverişli zaman, yavru henüz dört haftalık iken çok yumuşak deriden yapılmış ve kurdele kadar hafif ve gerektiğinde genişletilebilen özel tasma takılmalıdır. İleri çağlarda yavruya tasma uygulandığında tepki gösterir ve onu boğazından çıkarıp atmak uğraşısı içine girer. Bu nedenle henüz 4 haftalıkken bu uygulamanın yapılması gerekmektedir. Yavruların boğazına iplik, sicim ve benzeri bir madde kesinlikle bağlanmamalıdır. Çünkü unutulan bu parçalar zamanla büyüyen tüylerle örtülerek köpek geliştikçe boğazı sıkar, hava ve yemek borusunu keser ve hatta zamanında fark edilmezse hayvanın ölümüne dahi sebep olabilir. Ayrıca, kurdele ve benzeri yumuşak bezle yapılan tasmalar içinde aynı endişe vardır. Bu nedenle alıştırma amacıyla bazen tav¬siye edilen kurdeleler dahi sakıncalıdır. En uygunu yukarıda belirttiğimiz gibi çok hafif ve yumuşak deriden yapılmış ayarlı tasmalardır. Tasmalar, boyuna 2 cm genişlikte ayarlanarak takılmalıdır. Köpek geliştikçe bu genişlik muhafaza edilerek tasma ayarlanmalıdır. Çok geniş takılan tasmalar da sakıncalıdır. Çünkü en hafif bir tazyikle çıkmasına neden olur.
Bir batında birden fazla yavru türler için, örneğin çoban köpeği veya kurt köpeklerinin yavruları 2 aylık olunca normal ayarlı deri tasma uygulanabilir.
Yavrular tasmaya birkaç gün içinde alışır. Üç ay içinde tasmaya sevk kayışı da bağlayarak yavruyu gezintiye çıkartmalıyız. Önceleri başıboş duruma alışan yavrular yanımızda bağlı olarak gezmekten hoşlanmaz¬lar. Bundan dolayı kurtulmak için çeşitli çabalar gösterebilirler. İlk anlarda onu, hayır diye sert bir ses tonuyla ikaz etmek ve onun dilediği doğrultuda yürüyerek yanımızda gitmesini öğretmek gerecektir. Birkaç gün sonra o bizim istediğimiz yöne gelecek ve yanımızda serbestçe yürüyecektir. An¬cak, köpeği sağ omuzu sol diz eklemimiz hizasını geçmeyecek şekilde köpeğimizi yürümeye şartlandırmamız uygun olur.

I) Yavrunun Sosyal Çevreye Uyumu
Köpek yavruları aynen çocuklara benzerler. İlk gördükleri canlı ve cansız her şeye karşı merak duyarlar. Hatta mimik ve jestleriyle onun ne olduğunu öğrenmek istediklerini belirtmeye çalışırlar ve ilk fırsatta o şeyi kesinlikle koklarlar ve kokusunu aldığı nesneyi de hayatları boyun¬ca unutmazlar. Bu merakları nedeniyle köpekleri sosyal çevre ile uyuş¬turmak şarttır. Aksi halde ne kadar da iyi bir terbiye versek veya eğitsek yine bu hevesi yüzünden onunla çevremizde rahat bir gezinti yap¬mamız çok güç olur. Çünkü gördüğü her yeni şey karşısında havlayarak veya etrafı rahatsız ederek duygusunu açıklayacaktır. Bu nedenledir ki köpeğe yaşamı boyu karşılaşabileceği her şeyi göstermek onları ismen öğretmek zorunluluğu vardır. Bu amaçla köpek önce yakın çevre ile tanış¬tırılır. O güne kadar görmediği değişik giysili bir insan, büyük motorlu bir araç, tren veya vapur veya hiç duymadığı yeni bir ses yahut gürültü onun dikkatini çekerek huzurunu bozar ve tepkisine neden olur. Bu anda onu sakinleştirmek, hayır uyarısı ile okşamak gerekir. Ayrıca yine köpeği ile gezintiye çıkmış bir dostla da karşılaşılabilir. Bu anda iki köpek mut¬laka birbirlerini koklayarak tanışmak arzusunu göstereceklerdir. Buna müsaade edilmelidir. Ancak kıskançlık nedeniyle bir hırçınlık gösterir¬ler ise yine hayır uyarısı ile ikaz edilmelidir. Çevre dolaşılırken başka bir kimsenin köpeğinize yaklaşması, onu sevmesi veya okşamasına asla müsaade etmemelisiniz. Köpeğinizin yanında sizde bir başka kö¬pekle katiyen ilgilenmemelisiniz. Çünkü köpeklerin kıskançlıkları bazı ar¬zulanmayan fena huylara kapı açabilir. Köpeğin her geçen gün çevreyle daha yakından anlaştığı açıkça görülür. Bu anda köpekte görülecek kötü huylar üzerinde de durulmalıdır. Meselâ, başka köpeklerle kavga etmesi yahut herkese karşı sırnaşık hareketler yapması veya saldırıya geçmesi gibi huyları mutlaka gereken ikazlarla önlenmelidir.
Bir gün köpeğinizin uygar toplumun bir parçası haline geldiğini göre¬ceksiniz. Altı ay içinde köpeği mutlaka çevreye alıştırmalısınız. Bu dü¬zeye gelmiş köpekler için dış ülkelerde özel kahvehaneler ve parklarda mevcuttur. Buralarda köpekler ve sahipleri birbirleriyle asla sürtüşme¬den arkadaşlık yaparlar.

Üretim ve eğitim merkezlerinde yetiştirilen köpekler askeri ve po¬lisiye hizmetlerde kullanılacak ise yapacağı göreve göre çeşitli arazi ke¬simlerinde, meselâ dağlık, bataklık, koruluk, çalılık ve ormanlık gibi yerlerde de çevre uyumu çalışması yapılmalıdır. Ayrıca ileride yapacağı hizmete uygun olarak araçlara indirme ve bindirme gibi işlemler de uygulanmalı ve köpeklerin motorlu araçlara uyumu da sağlanmalıdır.

J) Yavrunun Kulübeye Uyumu
Köpekler özerkliklerine çok düşkün canlılardır. Özerkliğe alışmış bir köpeği kafes hayatına almak, aynen kafese konan bülbül gibi etkili ol¬maktadır. Yavruluk döneminde kulübe veya kafes hayatına alıştırılma¬mış bir köpek kafese ilk girdiğinde vahşi bir hayvana benzemekte ve etrafı çevreleyen demir veya tel engelleri zorlamakta ve hatta canı yan¬masına rağmen defalarca bu engellere saldırmakta ve kendisini adeta helak etmektedir. Bu esnada kendisiyle devamlı ilgilenmek yumuşak ve tatlı sözlerle onu teskin etmeye çalışmak arada sert bir tavırla hayır ika¬zında bulunmak yararlı olabilir. Ancak, bütün bu tedbirlere rağmen o özerkliği için bitkin bir duruma gelinceye kadar çaba gösterecektir. Kafesten kurtuluş çaresi olmadığını anladığında sakinleşir. Bu an¬da da çok durgun bir hal alır. Verilen yiyeceklere bir kaç gün bakmaz da¬hi, onu yeniden kazanmak için yakın ilginin kesilmeden sürdürülmesi gerekir. Buna rağmen ruhsal bazı değişikliklere uğraması, hırçınlaşması, saldırması, saldırgan olması, yavru yapmaması veya yavrularına bakma¬ması ve hatta onları yemesi dahi görülebilir. Doğada gelişmiş bir çoban köpeğinin ancak bir yıl içinde böyle bir bunalımdan kurtulup normale döndüğü bir gerçektir.
Aynı derecede hassasiyeti yabancı tür köpeklerde göremeyiz. Türk çoban köpeği özellikle hürriyetine çok düşkün bir ırk¬tır. Bu nedenledir ki, henüz sekiz haftalıkken yavrular mutlaka kafes veya kulübeye konulmalı ve bu çağda intibakları sağlanmalıdır. Köpek üretim ve eğitim merkezlerinde ise yavrular, yavru gezinti yerinde toplu olarak kaldıklarından kulübe hayatına daha kolay intibak ederler. Yavruya gösterilecek ilgi bu uyumu kolaylaştırır.

K) Yavrunun Başkası Tarafından Verilen Yiyeceği Reddetmesi
Köpek yetiştirilmesinde, yavrunun başkası tarafından verilen yiyeceği reddetmesi de büyük önem taşır. Çünkü kö¬pekler genellikle aç gözlü yaratıklardır. Sevdikleri yiyecekleri nerede bu¬lurlarsa yerler. Gelecekleri için büyük endişeler doğuracak bu kötü alış¬kanlığın, daha yavruluk döneminde önüne geçilmesi gerekir. Bu amaçla köpeğin yemeğini daima kendi kabında ve daima kendi elimizle ikram etmeyi prensip haline getirmeliyiz ve köpeği bu şekilde şartlandırmalı¬yız. Beslenmesi ihmal edilmemeli ve aç ve susuz bırakılmamalıdır. Köpe¬ği başkasının okşamasına ve sevmesine izin verilmemeli ve bir yabancı tarafından yapılan ikramı kabul ettiği an, hayır uyarısıyla mutlaka uyarılmalıdır. Buna rağmen bu alışkanlığına devam ederse yabancı bir kimsenin köpeğe çok sevdiği bir yiyeceği ikram etmesi planlanır. Köpek sevk kayısıyla yanımızda beklediği anda yabancı 2 in. kadar yaklaşarak köpeğe yiyecek ikramında bulunur. Ancak, arkasında sakladığı bir sopa¬yı köpek yemeğe arzu duyduğu anda ve yemek kabına 25-30 cm. yaklaş¬tığı esnada ayaklamıa vurarak canını yakar. Bu yöntem, köpeğin tanıma¬dığı yabancı birkaç kişi ile en az 3-5 defa tekrarlanır. Her seferinde de köpeği, yemek arzusunu gösterdiği anda ayağına vurarak canını yakmak ve ikaz etmek şarttır. Bu uygulama köpek başkası tarafından ikram edilen en sevdiği yiyeceğe karşı tepki gösterinceye kadar devam edilir. Tek¬rar edelim, köpek terbiyesi ve eğitimi sabır isteyen bir iştir. Bu nedenle yılgınlık gösterilmeden başarıya ulaşıncaya kadar yöntemlerin uygulan¬ması bir prensip haline getirilmelidir.
İleride Askeri veya Polisiye hizmetlerinde kullanılacak köpekler için bu konu daha büyük önem taşır. Bu nedenle eğiticiler ilk 6 aya kadar her yavruya başkası tarafından ikram edilecek yiyecekleri mutlaka red¬detmelerini Öğretmelidirler. Aksi halde görevde en başarılı bir savaş köpeğinin bu fena alışkanlığı nedeniyle ajanlar tarafından birgün yok edilmeleri muhtemeldir.